İçindekiler
Dergi Arşivi

Fikri ve Sınai Mülkiyet

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, Ar-Ge faaliyetlerinin gelişmesi ve yaygınlaşması için firmalarımıza her türlü desteği sağlayacak tedbirler alıyoruz.

Fikri IŞIK / Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı

 

Günümüz toplumunda teknolojik gelişim ve yenilikçi faaliyetler, ekonomik büyümenin ve küresel rekabetin yönünü belirleyen başlıca unsurlar haline gelmiştir. Yeniliklerin korunması ve sürekliliği açısından hayati önem taşıyan fikri ve sınai mülkiyet hakları da her zaman gündemimizde tutmamız gereken bir konu olarak daha da belirginleşmiştir.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak teknolojik ve ekonomik kalkınmada en etkili faktörlerden olan Ar-Ge ve inovasyona büyük önem veriyoruz. Ar-Ge faaliyetlerinin gelişmesi ve yaygınlaşması için firmalarımıza her türlü desteği sağlayacak tedbirler alıyoruz.

2008 yılında Ar-Ge Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkındaki Kanunun yürürlüğe girmesiyle geliştirilen Teknogirişim Sermayesi Desteği, Rekabet Öncesi İşbirliği Programı ve Ar-Ge Merkezleri mekanizmaları, tüm bu amaçlara hizmet etmek doğrultusunda oluşturuldu ve hayata geçirildi.

Gelişmiş ülkelerin sahip olduğu teknolojik ve ekonomik seviyeye daha çabuk ulaşmak için ülkemiz bütçesinden Ar-Ge’ye ayırdığımız kaynakları artırıyoruz. Türkiye 10 yıl önce Ar-Ge’ye milli gelirinin yüzde yarımı civarında pay ayırırken şimdi bu oran yüzde 1’e ulaşmış durumdadır. Ancak milli gelirdeki artışın dikkate alınması durumunda Ar-Ge'ye ayrılan payın 6-7 kat artığını söyleyebiliriz. Hedefimiz 2023 yılında Ar-Ge bütçemizi GSMH’nin yüzde 3'üne ulaştırmak ve aynı zamanda araştırma-proje kalitemizi yükseltmektir.

Bilimin, teknolojinin ve sanayinin globalleşmesinde önemli rol oynayan patent, marka, endüstriyel tasarım, coğrafi işaretler ve entegre devre topoğrafyalarından oluşan sınai mülkiyet hakları ile ilgili işlemler ülkemizde Bakanlığımıza bağlı olarak faaliyet gösteren Türk Patent Enstitüsünce yürütülmektedir.
Katma değeri yüksek nitelikli patentlerin sayısının artması, patentlerin ticarileştirilerek ekonomik faydaya dönüştürülmesi, değere dönüşebilen nitelikli ulusal markalar, özgün tasarımlar oluşturulması için adımlar atmaya devam ediyoruz.

Bakanlığımız ve Türk Patent Enstitüsü, ilgili tüm kesimlerle bir araya gelerek yürüttüğü yoğun çalışmalar neticesinde Yeni Sınai Mülkiyet Yasa Tasarısını oluşturmuştur. Daha nitelikli bir sınai mülkiyet yapısı oluşturmak için köklü değişiklikler içeren bu tasarı ile üniversitelerin kurumsal olarak patent sahibi olabilmesi ve bu sayede, üniversite buluşlarının desteklenmesi amaçlandı.

Diğer taraftan, üniversitedeki bilginin ticarileştirilmesine, üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesine katkı sağlamak üzere 2011 yılında Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu’nun kararlarıyla Teknoloji Transfer Ofisleri Destekleme Programı oluşturuldu. Yine 1 Ocak 2014 tarihinde yürürlüğe giren Patent Destek Programıyla da Türk Patent Enstitüsü’ne, Dünya Fikri Haklar Örgütü’ne, Avrupa Patent Ofisi’ne, Japonya Patent Ofisi’ne, Amerika Birleşik Devletler Patent ve Marka Ofisi’ne yapılacak olan her patent başvurusunda destek alınabilmesi sağlandı.

Türk Patent Enstitüsüne 2008 yılında ilk kez 10 binin üzerinde buluş için başvuru yapılmış, 2013 yılında ise başvuru sayısı 12 binin üzerine çıkmıştır. Türkiye 2011 ve 2012 yıllarında marka başvurularında Avrupa’nın en çok marka başvurusu yapılan ülkesi unvanını elde ettikten sonra 2013 yılında beşinci sırada yer almıştır. Endüstriyel tasarım başvurularında da ülkemiz 2012 yılında Avrupa’da ilk üç ülke arasında yer almasının ardından 2013 yılında beşinci sıraya yerleşmiştir. 2013 yılında GSMH’ye göre tasarım başvuru sayıları kıyaslandığında ise Türkiye dünyada üçüncü sırada bulunmaktadır. Tasarım sayısı artış oranında ise Türkiye Çin’in hemen ardında ikinci sırada yer almaktadır.

Dünya sınai mülkiyet sıralamasında Türkiye 2011’e göre 2012’de dokuzuncu sıradan yedinci sıraya yükselirken 2013 yılında GSMH’ye göre ülkede yerleşik kişilerin yaptığı başvurulara göre ülkemiz, dünyada birinci sırada yer almıştır.

Tüm bu gelişmeler Türkiye’nin sınai mülkiyet alanındaki ciddi potansiyelini ortaya koyduğu gibi sanayicilerimizin ve girişimcilerimizin de sınai mülkiyet hakları konusuna giderek daha da önem verdiğini göstermektedir.

Son 10 yılda ülkemizin ekonomik açıdan elde ettiği başarı ve yine bu süre içinde sınai mülkiyet haklarında kaydedilen aşama dikkate alındığında, 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefleyen ülkemizin bunu başarmasında sınai mülkiyet alanındaki gelişim ve dönüşümlerin etkisinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.

Sınai mülkiyete haklı olarak verilen bu önem, ülkemizi dünya liginde daha da yukarılara taşıyacak, uluslararası arenada aranan ve bilinen ürünler üretmemizi sağlayacaktır.