İçindekiler
Dergi Arşivi

IV. Ulusal Verimlilik Kongresi Ankara’da Gerçekleştirildi

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Genel Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde düzenlenen IV. Ulusal Verimlilik Kongresi 10-12 Aralık 2013 tarihleri arasında Bilkent Otel ve Konferans Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongre’ye; üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasının temsilcilerinden çok sayıda davetli katıldı. Üç gün süren Kongre’de; “Müsteşarlar Oturumu” ile “Orta Gelir Tuzağından Kurtulmada Verimliliğin Rolü” başlıklı panelin yan

 

Her alanda verimliliği esas almak zorundayız
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Eski Bakanı Nihat Ergün, IV. Ulusal Verimlilik Kongresi’nin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin büyümeye devam ettiğini ancak 2023 hedefleri doğrultusunda daha fazla sürdürülebilir büyümeye ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Ergün, her alanda verimliliğin esas alınması gerektiğini belirterek, “Anayasal sistemin de toplumun ve kurumların verimliliği üzerinde etkisi var” dedi. Türkiye’nin ihracat pazarlarındaki ekonomik toparlanmayla önümüzdeki dönemde daha iyi bir büyüme yaşayabileceğine işaret eden Ergün, “Bu kapsamda verimlilik kavramının üzerinde ısrarla durmamız gerekiyor. Her alanda verimliliği esas almak zorundayız” dedi.

Teşviklerden öncelikli olarak yararlandırılacaklar
Nihat Ergün, 2014-2018 yıllarını kapsayan 10’uncu Kalkınma Planı’nda çeşitli dönüşüm programlarının yer aldığına dikkat çekerek, bu çerçevede doğrudan verimlilik artışı sağlamaya yönelik programların da yapıldığının altını çizdi. Verimlilik artışı için çalışmaların aralıksız bir şekilde sürdüğünü ifade eden Ergün, “Bu çalışmalara yön verecek Verimlilik Strateji ve Eylem Planı’nı 2014 başlarında uygulamaya koyacağız. Bu kapsamda, öncelikli olarak imalat sanayisinde verimlilik düzeyinin artırılmasına odaklandık. Verimlilik alanındaki sorunların, sektör ve bölge özelinde farklılaşma düzeyini belirleyen Türkiye Bölgesel ve Sektörel Verimlilik Gelişim Haritası oluşturulacak. Bu sistemlerin sağladığı veriler sayesinde analizler yapma ve istatistikleri yayımlama imkânına sahip olacağız” diye konuştu. Ulusal Verimlilik Yönetim Sistemi kapsamında işletmelere yönelik bir belgelendirme mekanizması oluşturacaklarını belirten Ergün, belge sahibi işletmelerin kamu destek ve teşviklerinden öncelikli veya avantajlı olarak yararlandırılacağına işaret etti.

Verimlilik artışına katkı sağlamak, toplumun tüm kesimlerinin görevidir
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Genel Müdürü Anıl Yılmaz ise Konferans’ta yaptığı konuşmada; verimliliğin uzun yıllardan beri Türkiye’nin gündeminde olan ve önemini koruyan bir kavram olduğunu, yüksek verimliliğin de ulusal ekonomilerin küresel dünyadaki rekabette yer edinebilmelerinin önkoşulu haline geldiğini söyledi. Verimliliğin, birçok sosyal ve ekonomik sorunun çözümü için de gereklilik olduğunu söyleyen Yılmaz, “Bu anlamda gelecek nesillere refah içinde sağlıklı bir yaşam ortamını bırakabilmek, öncelikle sürdürülebilir büyümenin sağlanmasına bağlıdır. Bunun sağlanmasının en başta gelen koşullarından biri ise büyümenin verimlilik temeline dayalı olmasıdır” dedi. Türkiye’nin geçmiş dönemlerdeki uzun yıllara dayanan ekonomik istikrarsızlık nedeniyle verimlilik konusunda ciddi bir ilerleme kaydedemediğini belirten Yılmaz, “Ülkemiz, 2002’den bu yana göreli olarak daha dengeli ve daha istikrarlı bir büyüme hızı elde etmiştir. Ancak gözlenen bu büyüme performansında verimlilik artışlarının payı, hâlen istenen düzeyde değildir. İstikrarlı ekonomik büyüme, büyük ölçüde teknolojik ilerlemeye ve buna koşut bir biçimde sürekli verimlilik artışlarına bağlıdır” diye konuştu.

Verimlilik artışına katkı sağlamanın, toplumun tüm kesimlerinin görevi olduğunun altını çizen Anıl Yılmaz, kalıcı verimlilik artışlarının, böyle bir destekle güçlendirilmiş olan bir verimlilik hareketine bağlı olduğunu, bir verimlilik hareketinin başarıya ulaşmasının ise verimlilik kültürünün topluma benimsetilmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Yılmaz, konuşmasının devamında; işletme düzeyinde verimlilik artırma yöntemlerinin, başarılı uygulama örneklerinin sunulacağı, güncel verimlilik politika ve stratejilerinin tartışılarak öneriler geliştirileceği IV. Ulusal Verimlilik Kongresi’nin üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasının temsilcileri arasında fikir alışverişi yapılmasına uygun platformlar oluşturacağını söyledi ve Kongre’de emeği geçen herkese teşekkür etti.

Müsteşarlar Oturumu…

Açılış konuşmalarının ardından Moderatörlüğünü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ersan Aslan’ın yaptığı “Müsteşarlar Oturumu”na geçildi. Oturuma; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Fatih Acar, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Lütfi Akca ve Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı Müsteşarı M. Habib Soluk konuşmacı olarak katıldılar.

Kamu-üniversite-sanayi üçlüsü birlikte çalışarak, verimsizlik algısını kaldırmalı
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ersan Aslan konuşmasında; Türkiye’de paydaşlarla çalışma kültürünün yerleştiğini, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yaklaşık 15 aydır yürütülen ve 26 Kalkınma Ajansı Bölgesini kapsayan Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği Toplantıları’nın da bunun bir örneğini oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Aslan, hem kamuyu hem üniversiteyi hem de sanayiyi bir araya getiren bu toplantılarda; her üç paydaşın birlikte nasıl çalışabileceğine ilişkin çalışmalar yürütüldüğünü, birlikteliklerinin önündeki engellerin neler olduğunun görüldüğünü, bu engelleri aşmada ne tür uygulamalar yapılabileceğine ilişkin çözüm önerilerinin geliştirildiğini belirtti. Aslan, şu ana kadar 23 ilde gerçekleştirilen ve Gaziantep, Tekirdağ, İstanbul’da yapılacak toplantıların ardından tamamlanacak olan çalışmaların sonunda Kamu-Üniversite-Sanayi Strateji Belgesi hazırlanacağını da sözlerine ekledi. Çalışmalar kapsamında şu ana kadar yapılan anketler ve alandan alınan bilgiler çerçevesinde öğretim üyelerinin proje yapma sayısının oldukça düşük çıktığını vurgulayan Müsteşar Aslan, 40 bin öğretim üyesinden sadece 2 bininin proje ürettiğinin görüldüğünü söyledi. Aslan, sanayide kapasite kullanım oranına bakıldığında ise son açıklanan değerin yüzde 75 olduğunu belirterek, “Bunun anlamı, bir işletmenin kapasitesinin ancak yüzde 75’ini kullandığıdır. Dünya ortalamasına baktığımızda bunun yüzde 80-85 arasında bir rakam olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda sektörün verimlilik anlamında bazı konularda çalışmalar yapması, bu çalışmaları da üniversitelerimizin öğretim üyeleriyle birlikte projeler üreterek gerçekleştirmesi gerekiyor” diye konuştu. Türkiye’de 37’si aktif olmak üzere 52 adet Teknoloji Geliştirme Bölgesi olduğunu, bu bölgelerin bazılarında var olan parsellerin, ofislerin boş olmasının, bir başka ifadeyle; sanayiden ve üniversiteden talep olmamasının bölgeler açısında bir verimsizlik konusu olarak görülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Aslan, “Kamu, şu ana kadar bu çalışmalara yaklaşık 150 milyon TL’lik bir kaynak aktardı. Kamu-üniversite-sanayi üçlüsünün mutlaka birlikte çalışarak, verimsizlik algısını kaldırması gerekiyor” dedi. Konuşmasında hem üniversitenin hem sektörün birlikte proje üretebilmesi gerektiğinin altını çizen Aslan, bunun için de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın üstüne düşen görevleri yerine getirmeye devam edeceğini söyledi.

Verimlilik için insan kaynağı planlaması şart
Oturumda ilk olarak söz alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Fatih Acar, “Çalışma Hayatı ve Kamuda Verimlilik” başlıklı bir sunum yaptı. Verimliliğin çok önemli bir konu olduğunu belirten Acar, Türkiye’nin 2023 hedeflerinin gerçekleştirilmesinde verimliliğin artırılmasının da etkili olacağını söyledi. Kamu sektörünün kamu hizmetini sunma konusunda yetersiz olduğunun altını çizen Acar, konuşmasında insan sermayesinden yeterince yararlanılmadığını, verimliliğin insan kaynakları ve performans sisteminin kullanımıyla artabileceğini söyledi. Kamu hizmetlerinin kalitesinin yükseltilmesinde, personel sayısının artırılmasının doğrudan bir etkisi olmadığını söyleyen Acar, “Kamuda sayının artması verimliliğin artması anlamına gelmiyor. Kamu kurum ve kuruluşlarının kamu hizmetini sunmakla görevli olan personelinin, hizmet sunulan toplumun ihtiyaç ve beklentilerine önem vermesi ve buna kaynak ayırması halinde verimlilik artacaktır” dedi. Günümüzde kamu personel yönetimi kavramından ziyade insan kaynakları kavramının ön plana çıktığını, kamudaki personel dairesi başkanlıklarının isimlerinin insan kaynaklarına dönüştürüldüğünü vurgulayan Acar, konuşmasının devamında personel yönetimi ile insan kaynakları yönetimi anlayışının farklarını anlattı. “İnsan kaynakları yönetimi, çalışanların sadece özlük haklarıyla ilgili işlemleri yerine getirmenin ötesinde bir planlama anlayışını bünyesinde barındırıyor” diyen Acar, 20. yüzyıl boyunca hakim olan hiyerarşik, katı, bürokratik kamu yönetiminin yerini giderek daha esnek ve pazar ekonomisine dayalı kamu yönetimine bırakmaya başladığını belirtti. Konuşmasında, kamuda verimliliğin artırılmasında, insan gücü planlaması ve norm kadro çalışmalarının önemine de değinen Acar, “Verimlilik için insan kaynağı planlaması şart” dedi.

Su kaynaklarımızı, verimli ve akılcı kullanmamız ülkemizin bir gerçeğidir
Oturumun ikinci konuşmacısı olan Orman ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Lütfi Akca ise “Su Verimliliği” başlıklı bir sunum yaptı. Verimliliğin insan kaynakları yönetiminde olduğu kadar doğal kaynak yönetiminde de oldukça önem taşıdığını söyleyen Akca, “Doğal kaynaklarımızın pek çoğu sınırlı kaynaklardır. 2050 yılında dünya demir rezervlerini tükeneceği söyleniyor. Buna geliştirilebilecek tek çare; verimliliktir” dedi. Su kaynaklarının, doğal kaynakların en stratejik olanlarından biri olduğunun altını çizen Akca, “Su, ikamesi olmayan bir nimettir. Su kaynaklarımızı, verimli ve akılcı kullanmamız ülkemizin bir gerçeği olarak da karşımıza çıkıyor. Verimli kullanmamızın başında da planlama geliyor” diye konuştu. Konuşmasında Türkiye’deki su kaynaklarına ilişkin bilgi de veren Akca, “112 milyar m3 temiz su kaynağımız var, bunun 44 milyar m3’ünü kullanıyoruz. 2023 yılına baktığımızda nüfus artış hızı, sanayileşmede tahmini bir artış oranını dikkate aldığımızda Türkiye 2023 yılında su kaynaklarının 60 milyar m3’ünü kullanıyor olacak” dedi. Temiz üretim teknolojilerinin kullanımının su kaynakları kullanımında yüzde 40 oranında verimlilik artışı sağladığını söyleyen Akca, “Su kullanımında verimliliğin artırılması için toplumda; suyun önemi, suyun daha verimli kullanılabileceği konusundaki farkındalığının artırılması önemli. Bu konuda kamu olarak üzerimize düşen görevleri kamu spotlarıyla, toplantılarla, eğitimlerle yerine getirmeye çalışıyoruz” diye konuştu. Suyun verimli kullanımı konusundaki bir başka hususun da atık suların tekrar kullanımı olduğunu belirten Akca, konuşmasına şöyle devam etti: “İsrail atık suların tamamını ileri derecede arıtarak tarımsal sulamada kullanıyor. Singapur’da da atık sulardan içme suyu elde ediliyor. Türkiye’de de bu konuda bazı örnekler oluşmaya başladı. Örneğin Konya ile İstanbul Büyükşehir Belediyeleri, arıtılmış atık suyun bir kısmını park bahçe sulamada kullanıyorlar.” Verimliliğin birinci şartının; ölçebilme olduğunu da sözlerine ekleyen Akca, “Neyi ne kadar tükettiğinizi bilmiyorsanız, ne kadar verimli ya da verimsiz olduğunuzu da bilemezsiniz. Bu sebeple evlerde, tarımda, sanayide kullandığımız suyu ölçüyoruz. Son zamanlarda gelişmiş ülkelerde ‘Su ayak izi’ ölçülmeye başlandı. Örneğin, bir kahve fincanında 50 ml kadar su olabilir fakat bir fincan kahve içtiğimizde 50 ml değil, 140 litre su kullanmış oluyoruz. Çünkü bu kahvenin içerisinde, kahvenin tarladan ya da kahve ağacından bardağımıza kattığımız kahve haline gelmesine kadar tüketilen su da var. Su ayak izi; hem ülkelerin toplam tükettikleri su miktarını bilmeleri açısından hem de birey olarak herhangi bir şey tükettiğimizde ne kadar su tükettiğimizi anlamamız açısından önemlidir” diye konuştu.

Verimlilik, kamu ve özel sektörün birlikte işlemesiyle sağlanabilir
Oturumun son konuşmacısı olan Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı Müsteşarı M. Habib Soluk ise “Ulaştırmada Verimlilik” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Ulaştırma ve iletişim sektörünün, tüm sektörlerin vazgeçilmezi olduğunu söyleyen Soluk, “Tarihte zaman içinde kullanılan İpek Yolu, Baharat Yolu gibi ticaret yolları, kalkınmaya açılan kapıları oluşturmuştur. Ülkemiz coğrafya olarak çok merkezi bir yerde bulunmaktadır” dedi. Türkiye’de 2004 yılında birbirini bütünleyen hiçbir ulaşım sektörünün olmadığının görülmesinin ardından sivil toplum kuruluşları, konusunda uzman sektör temsilcileri ve öğretim üyeleriyle birlikte bir ulaşım ana plan stratejisi hazırladıklarını, daha sonra şuralar düzenlediklerini vurgulayan Soluk, 2013 yılında ise 11. Ulaştırma Şurasını yaptıklarını belirtti. Verimliliğin, kamu ve özel sektörün bir bütün olarak işlemesiyle bir anlam ifade edebileceğinin altını çizen Soluk, “Ulaştırma ve haberleşme konusunda, kamu ve özel sektör işbirliğiyle yapılan projelerde önemli yatırımlar yaptık” dedi. Konuşmasında Türkiye’nin karayolları konusunda 2003 yılından bu yana ciddi bir gelişme sergilediğini söyleyen Soluk, “2003 yılındaki Türkiye’nin karayolu toplamı 6101 km idi, bunun da 1714 km’si otoyol, 4387 km’si ise bölünmüş yoldu. Bugün ise, 15.000 km’lik bölünmüş yol hedefimizi gerçekleştirdik, ikinci 15.000 km hedefinin de 2000 km’sini tamamladık. Bölünmüş yolların toplamı 6101 km ile beraber, 22.845 km oldu. Bunun yaklaşık 16.744 km’sini son 10 yılda yaptık. 2015 hedefimiz; 26.500 km, 2023 hedefimiz de; 37000 km’dir” diye konuştu. Soluk, 2003 yılında sadece 6 ilin bölünmüş yol ile birbirine bağlı olmasına karşılık 2013 yılında ise 74 ilin bölünmüş yollarla bağlandığını da sözlerine ekledi. Yapılan yolların, verimlilik için örnek teşkil ettiğini çeşitli örneklerle açıklayan Müsteşar Soluk, konuşmasının devamında demiryollarından, yüksek hızlı trenlerden ve hava taşımacılığında gerçekleştirilen gelişmelerden de bahsetti.

“Orta Gelir Tuzağından Kurtulmada Verimliliğin Rolü” Paneli

Müsteşarlar Oturumunun ardından, Moderatörlüğünü Bilkent Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Doç. Dr. Selin Sayek Böke’nin yaptığı “Orta Gelir Tuzağından Kurtulmada Verimliliğin Rolü” başlıklı panele geçildi. Panele; Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu (REF) Direktörü Doç. Dr. İzak Atiyas ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan Ekonomist Doç. Dr. Şeref Saygılı konuşmacı olarak katıldılar.

Panelde ilk olarak söz alan BETAM Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, 2013’ün ilk yarısında verimlilikte ciddi sorunlar olduğunu belirterek, “Büyümede hem bir yavaşlama söz konusu hem de büyümenin kalitesinde sorun var. Son dönemlerde kişi başına gelir artışı duruyor. Bu böyle devam ederse; Türkiye elbette orta gelir tuzağından çıkamaz ve kişi başına gelirin 25.000 dolar olması şeklindeki 2023 hedefi gerçekleşemez. Orta gelir tuzağından kurtulmak için önümüzdeki beş-altı yılda 14-15 bin doları geçip 20.000 dolara doğru yaklaşabilmemiz gerekiyor” diye konuştu. 2005-2007 döneminde yüksek büyümenin özellikle emek verimliliğindeki artışlarla sağlandığını, kriz sonrası 2010-2011 yüksek büyüme döneminde ise istihdamda meydana gelen gelişmelerin emek verimliliğiyle eşit bir rol oynadığını vurgulayan Gürsel, “Sonrasında ise emek verimliliği artışı durdu, 2012 sonlarından itibaren de düşmeye başladı. Bunun böyle devam etmesi durumunda orta gelir tuzağından kurtulmak mümkün olmaz” dedi. Konuşmasında, Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarını artırdığını ancak bu harcamaların daha da artırılması gerektiğinin altını çizen Gürsel, “Ar-Ge harcamalarıyla patent başvuruları ve yüksek teknolojili ihracatın karşılaştırılmasından görülüyor ki, Ar-Ge harcamalarını artırırken bu harcamaların etkinliğine de özellikle önem vermek gerekiyor” şeklinde konuştu.

Daha sonra söz alan TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu (REF) Direktörü Doç. Dr. İzak Atiyas ise 2000’li yıllarda Türkiye’de işgücü verimliliği artışının son derece çarpıcı olduğunu belirterek, bu artışta işgücünün düşük verimli sektörlerden yüksek verimli sektörlere geçişinin, bir başka ifadeyle yapısal değişimin önemli rol oynadığını, verimlilik artışının yaklaşık üçte ikisinin buradan kaynaklandığını söyledi. Yapısal değişim olumlu olmakla birlikte sürdürülebilir bir gelişme modeli olarak görülemeyeceğinin de altını çizen Atiyas, sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü daha zengin ülkelere baktığımızda, yapısal değişimin katkısının çok düşük olduğunu ve esas katkının sektör içi verimlilik artışlarından geldiğini görüyoruz. Türkiye son 10 yılda elde edilmesi daha kolay olan meyvelerin toplanmasıyla kazanım elde etti. Bundan sonraki iş ise biraz daha zor.” Toplam faktör verimliliği artışının 2000’li yıllarda ve özellikle 2002-2007 döneminde pozitif ve yüksek olduğunu vurgulayan Atiyas, 2007 sonrası yüksek büyüme döneminde ise tarım, hizmetler ve sanayide toplam faktör verimliliği artışının negatif çıktığını söyledi. Orta teknolojili ürün ihracatının büyük oranda artmış olmasına rağmen, ihracat içindeki yüksek teknolojili ürünlerin payının oldukça düşük olduğunu da sözlerine ekleyen Atiyas. “İhracatın karmaşıklık düzeyi bakımından da iyileşme var ancak Türkiye, mesela Romanya, Meksika, Tayland Macaristan gibi ülkelerin gerisinde” dedi.

Panelin son konuşmacısı olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan Ekonomist Doç. Dr. Şeref Saygılı ise verimlilik artışının; özellikle üretim yöntemleri ve deseninin yenilenmesi, firma yapılarının, sosyal, kurumsal yapıların değişmesinin bir sonucu olarak meydana geldiğini belirterek, “Ülkeleri düşük gelir tuzağından orta gelir düzeyine taşıyan mekanizmalar orta gelirden üst gelir grubuna taşımada yetersiz kalıyor. Örneğin nüfusun tarımdan sanayiye geçmesi ilk başlarda çok etkinken daha sonraları etkinliğini kaybediyor” dedi. Sanayi bazlı büyüme olmadan orta gelir tuzağından kurtulmanın da pek mümkün olamayacağının altını çizen Saygılı, “Sanayi bazı yeniliklerle çeşitlendirilmezse, güçlendirilmezse ve verimli hale getirilmezse, orta gelir tuzağından da kurtulamazsınız. Sanayi payını gerileten ülkelerin tuzaktan çıkamama olasılığı oldukça güçlü. Örneğin Kore orta gelir tuzağından sanayi tabanını koruyarak ve geliştirerek çıkarken, olumsuz örnek olarak Brezilya ise sanayi payını koruyamamış ve hizmetleri aşırı büyütmüş. Türkiye’de ise cari fiyatlarla sanayinin payında son 10-15 yılda bir gerileme var. Yapımız maalesef hızla Brezilya’ya benzemiş durumda” diye konuştu. Türkiye’de yapısal konulara odaklanılması gerektiğini de sözlerine ekleyen Saygılı, bunların başında da teknolojik yeteneğin geldiğini, diğer konunun ise kurumsal kalite olduğunu söyleyerek, “Bu iki alandaki gelişmelerden çok önemli faydalar elde etmek mümkün” dedi.

Verimliliğin makroekonomik bir perspektiften ele alındığı bu Panelin ardından, çağrılı ve hakemli bildirilerin sunulduğu paralel oturumlara geçildi.

Kongre’de özel sektörden, kamu kurum ve kuruluşlarından, üniversitelerden ve uluslararası kuruluşlardan 30 dolayında çağrılı konuşmacı yer aldı. Çağrılı konuşmacılar, bildirilerini tematik olarak düzenlenmiş aşağıdaki oturumlarda sundular:

• Kadir Has Üniversitesi İİBF Dekanı Prof. Dr. Osman Zaim’in oturum başkanlığını yaptığı “Makro Düzeyli Çevresel Verimlilik Göstergeleri”
• Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Keskinler’in oturum başkanlığını yaptığı “Türkiye’de Temiz Üretimin Mevcut Durumu
• TÜBİTAK MAM Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Ertan Durmuşoğlu’nun oturum başkanlığında “Örnek Temiz Üretim Uygulamaları
• ODTÜ TEKPOL Öğretim Üyesi Doç. Dr. Teoman Pamukçu’nun oturum başkanlığında “Ar-Ge, İnovasyon ve Verimlilik İlişkileri
• Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Fişek Vakfı Genel Yönetmeni Prof. Dr. A. Gürhan Fişek’in oturum başkanlığında “İş Sağlığı Güvenliği ve Verimlilik
• TODAİE Genel Müdürü Prof. Dr. Eyyup Günay İsbir’in oturum başkanlığını yaptığı “Kamuda Verimlilik
• Bilkent Üniversitesi USİM Direktörü Doç. Dr. Bahar Yetiş Kara’nın oturum başkanlığında “Verimlilik ve Ar-Ge Uygulamalarında Üniversite Sanayi İşbirliği Örnekleri

Çağrılı bildiri oturumlarının yanı sıra, Kongre programında 50’nin üzerinde bildirinin sunulduğu hakemli bildiri oturumları da yer aldı. Bu oturumların konu başlıkları ise şu şekildeydi:

• İşletmelerde Verimlilik Artırıcı Uygulamalar
• Verimlilik ve Ekonomik Büyüme
• Ulusal, Bölgesel ve Sektörel Verimlilik Analizleri
• Ar-Ge ve Yenilikte Politika Araçlarının Etkililiği
• İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulamalarının Verimliliğe Etkileri
• Finans Sektöründe Verimlilik
• Kamu Hizmetlerinde İşgücü Verimliliği
• Enerji Verimliliğini Artırıcı Tasarım ve Uygulamalar
• Temiz Üretim Uygulama ve Destekleri
• Hizmetler Sektöründe İşgücü Verimliliği
• Kentsel Yaşam Alanları ve Sürdürülebilirlik
• İmalat Sanayinde Verimlilik Analizleri

Üç gün süren Kongre’de; sekiz oturumda 24 adet çağrılı bildiri, 16 oturumda 57 adet hakemli bildiri sunumu gerçekleştirildi. Sunumlara http://www.verimlilikkongresi.gov.tr/ adresinden erişilebilir.