İçindekiler
Dergi Arşivi

Kadınların Ekonomideki Yeri ve Önemi

Fikri IŞIK / Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı

 

Dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar, toplumların ilerlemesinde de temel aktör durumundadırlar. Ancak kadınların ekonomik yaşama katılımları, toplumsal ve ekonomik kalkınmadan yararlanma düzeyleri nüfuslarıyla doğru orantılı değildir. Toplumsal ve ekonomik kalkınma sürecinde kadınların etkin biçimde yer alması, kadınların iş gücüne katılımının ve istihdamının artırılması sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilebilmesinde önemli bir unsurdur.

Kadınların toplumsal gelişmeye etkileri
Kadınların ekonomik yaşama daha fazla katılmaları, kalkınma ve büyümeden daha fazla pay almaları ve aile içindeki konumlarında iyileşme sağlanması, kalkınmışlığın gerekleri arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, üretim faktörleri arasında yer alan kadın iş gücünün yok sayılması ya da atıl kalması ekonomik kayba yol açacaktır. Kadınların iş gücüne dolayısıyla ekonomiye kazandırılması; tüm ülke için bir kazanç, kalkınmanın hızlandırılması ve büyümenin dengeli bir yapıya kavuşmasında da önemli bir etken olacaktır.

Sanayileşme ile değişim
Nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlar, 1950’li yıllardan itibaren çalışma hayatında yer alıyorlar. Tüm dünyada olduğu gibi, kadınların çalışma hayatına katılması, ülkemizde de sanayileşmeyle birlikte artmıştır. Ancak günümüzde kadınların iş hayatına katılımları henüz arzu edilen düzeyde değildir. Nüfus Kayıt Araştırması sonuçlarına göre 2011 yılında, Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde iş gücüne katılma oranı yüzde 47,5 olup bu oran erkeklerde yüzde 69,2, kadınlarda ise yüzde 25,9’dur. Bu oran 2012 yılında yüzde 29,5, 2013 yılında ise % 31,8 olmuştur. Bu göstergelerle Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri içinde kadın istihdamında son sırada yer almaktadır. Kadın istihdamında Türkiye’ye en yakın ülke yüzde 47,8 ile Meksika olurken, OECD ülkelerinin ortalaması ise yüzde 62,3’tür.

Görüldüğü gibi, ülkemizde kadınların çalışma hayatına katılımları, diğer ülkelerle kıyaslandığında oldukça gerilerdedir. Nitekim 2013 yılı itibariyle Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde kadınların işgücüne katılım oranı % 62,5 olarak gerçekleşmiştir.

Bugün işsizlik ve istihdam, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya doğrudan etkisi olan, ülkelerin önemle üzerinde durmaları gereken bir konu haline gelmiştir. Bu durumdan en fazla kadınların etkilendiği gerek istihdam ve gerekse işsizlik oranlarından da anlaşılmaktadır.

İstihdam artışı için eğitim ve teknoloji ihtiyacı
Türkiye’de kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe, istihdama katılımları da artıyor. Aynı şekilde teknoloji seviyesinin gelişmesi kadın istihdamına olumlu katkı sağlıyor. Bu durum aslında bizim hangi yolda yürümemiz gerektiğini açık bir şekilde gösteriyor. Kadının statüsündeki artışla Türkiye’nin kalkınması birebir örtüşüyor.

Kadın iş gücü, eğitim ve büyüme üzerine yapılan analizler, eğitimin iş gücü verimliliğinin artışına yüksek oranda katkı sunduğunu gösteriyor. İleri düzeyde eğitilmiş iş gücü; iş gücü kompozisyonunu, arzını ve iş gücüne katılım oranlarını etkiliyor. Dolayısıyla ekonomik büyüme, kalkınma ve insani gelişmişliğe de olumlu etki ederek yoksulluğun azaltılmasına yardımcı oluyor.

Nitekim eğitim seviyesinin ülkemizde de kadının iş gücüne katılımını ciddi şekilde etkilediği görülmektedir. 2013 Mart ayı hane halkı iş gücü anketi sonuçlarına göre yüksekokul mezunlarının iş gücüne katılım oranı yüzde 80,7 iken, lise ve dengi okullar için bu oran yüzde 52,5, lise seviyesinden düşük eğitim düzeyi için ise yüzde 47,2’dir. Genel istihdamda ise kadınların durumu maalesef sadece yüzde 30’dur.

İstihdam alanları
İstihdam edilen kadınların yüzde 39,2’si tarımda, yüzde 45’i hizmetler sektöründe, yüzde 14,8’i de sanayi sektöründe çalışmaktadır. İmalat sanayinin bazı sektörlerinde kadınlar daha fazla çalışırken, bazı sektörlerde ise neredeyse hiç yoklar.

Giyim ve tekstil sektörlerinde çalışan her iki kişiden neredeyse biri kadınken, sermaye yoğun ilaç, kimya, elektronik, beyaz eşya ve otomotiv gibi sektörlerde kadınların varlığı oldukça azdır. Kadınlar hazır giyim ve tekstil sektörlerinde de en fazla elişi ustalığı, makine operatörlüğü, elle paketleme gibi yüksek beceri gerektirmeyen mesleki alanlarda çalışmaktadırlar.

Sanayide teknoloji ve inovasyonun olumlu etkisi
Türkiye’nin ihtiyacı olan dönüşümün sağlanabilmesi için, 10. Kalkınma Planı’nda da ifade edildiği gibi imalat sanayinin orta ve düşük teknolojili, düşük maliyetli faaliyetlerden yüksek beceri isteyen ileri teknolojili faaliyetlere geçiş yapması gerekmektedir. Böylelikle ülkemizde, eğitim seviyesi ve iş yaşamı için gerekli becerileri artmakta olan kadın nüfusun daha nitelikli ve beceri gerektiren işlerde çalışması da mümkün olacaktır.

2023 Hedeflerimizde kilit unsur
Dünya Bankası’nın değerlendirmesine göre kadın istihdamında hâlâ OECD ülkelerinin gerisinde bulunan Türkiye’de, sahip olunan ekonomik potansiyel değerlendirilememektedir. Kadınların iş gücüne katılım oranının OECD ortalama düzeylerine yükseltilmesinin, uzun vadede ekonomik büyümeye yaklaşık 0.6 puan etki edeceği öngörülmektedir. Ayrıca, kadınların çalışma hayatında yer almaları, onların ekonomik olarak güçlenmelerini sağlarken, aile içindeki konumlarını ve karar alma süreçlerine katılımlarını iyileştirmekte, özgüvenlerini ve saygınlıklarını artırmaktadır.

10. Kalkınma Planı’nda “Kadınların işgücüne katılım ve istihdam oranlarının plan dönemi sonunda sırasıyla yüzde 34,9 ve 2023’de ise yüzde 38’e yükseltilmesi” somut olarak belirlenmiştir. 2014-2018 dönemini kapsayan planda kadınların çalışma hayatındaki önemine binaen hedef ve politikaların oluşturulduğu görülmektedir. Plan’da, başta gençler ve kadınlarda olmak üzere iş gücüne katılımın ve istihdamın artırılması, işsizliğin azaltılması, iş kazalarının ve kayıt dışı istihdamın önlenmesi, iş gücü niteliğinin yükseltilmesi ve kırılgan istihdamın azaltılması hususlarının önemini korumakta olduğuna yer verilmiştir. Bunun yanı sıra kadın-erkek fırsat eşitliğinin geliştirilmesi, kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almalarını teşvik eden düzenlemelerin geliştirilmesi, esnek çalışma ve kreşlerin yaygınlaştırılmasına ilişkin eylemler planda yer almaktadır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Kadının ekonomideki yeri açısından bakıldığında bir diğer önemli konu kadın girişimci sayısındaki azlığıdır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Girişimcilik Raporu 2012 yılı verilerine göre, Türkiye genelinde işveren olarak çalışan kadınların oranının yüzde 7,5 olması bu alandaki yetersizliğimizin çarpıcı bir göstergesidir. Rapora göre ise erkeklerin oranı yüzde 92,5 düzeyindedir. Ancak, günümüzde kadınların girişimcilikte 10 - 15 yıl öncesine göre daha arzulu ve istekli oldukları dikkat çekmektedir. Nitekim 2013 TÜİK verilerine göre işveren kadınların oranı yüzde 10,7 düzeyindedir.

Girişimcilerin ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabet gücü kazanmalarını sağlayacak anahtar kavramın “inovasyon” olduğunu biliyoruz. Küçük girişimcilerin kıt kaynaklarını risk içeren teknoloji, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine harcamaktan kaçındığı gerçeğinden hareketle onları desteklemek amacıyla inovasyon konusunda bakanlığımız ve ilgili kuruluşlarımızla etkin bir politika yürüyoruz.

Yine girişimcilerin girişim fikrini hayata geçirebilmeleri ve ayakta kalarak rekabet edebilmeleri açısından başta Kamu Destekleri, Girişim Sermayesi, Kredi Garantisi gibi finansmana erişim kaynakları bulunmaktadır. Bunlardan, Kamu Destekleri arasında Bakanlığımızın Teknogirişim ve San-tez destekleri, KOSGEB Yeni Girişimci Desteği ve TÜBİTAK tarafından sağlanan aşamalı destek programlarını sayabiliriz.

2010 Yılından bu yana KOSGEB tarafından girişimcilik eğitimi verilen yaklaşık 277 bin kişiden 130.000’i kadındır. Verdiğimiz girişimcilik destek oranları da kadınlar için pozitif ayrımcılık içermektedir. Yeni girişimcilik desteğinden bugüne kadar yararlanan yaklaşık 270 bin kişinin yüzde 49’u kadınlardan oluşmaktadır. Bunun yanı sıra Bakanlığımız Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile kadın istihdamına yönelik ortak projeler yürütüyor. 21/01/2013 tarihinde Bakanlığımız ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Borusan Holding işbirliğiyle sanayide kadın istihdamını artırmak için başlatılan “Annemin İşi Benim Geleceğim” adlı proje kapsamında bir protokol imzalanmıştır. Bu kapsamda çalışmalar başlatılmış, 3 OSB 'mizde (Adıyaman, Afyon, Malatya) kreşimiz tamamlanmıştır. Halen 16 OSB’de 22 adet kreş mevcut olup, yaklaşık 650 kadar çocuğumuz bu kreşlerden yararlanmaktadır. Bu alandaki çalışmalarımız ise devam etmektedir.

Bakanlığımız tarafından hazırlanan ve 2015-2018 dönemini kapsayan gerek Verimlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nda gerekse de KOSGEB tarafından hazırlanan KOBİ Stratejisi ve Eylem Planı’nda kadınların istihdama katılım oranını yükseltmeye, çalışma koşullarını iyileştirmeye ve kadın girişimciliğini artırmaya, sürdürülebilirliği sağlamaya yönelik eylem planlarımız mevcut olup bunların uygulamasına başlanacaktır.

Bahsettiğimiz bu destek ve uygulamaların önümüzdeki dönemde artırılarak devam edileceğini belirtir, tüm kadınlarımızın “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nü kutlarım.