İçindekiler
Dergi Arşivi

Mevzuat Ertelemeleri ve Türk Sanayi Politikaları

 

Otomotiv sektörü, diğer sanayi sektörlerini etkileyen üretken bir sektör olduğu için gelişmiş tüm ülkelerde ekonominin itici gücüdür.

Tedarik sanayi ve ilişkili olduğu hizmet sektörü de düşünüldüğünde, 76 Ar-Ge Merkezi, 8.000 civarında Ar-Ge personeli ve 300.000 civarında istihdam ile otomotiv sanayinin Türkiye ekonomisi üzerine etkisi çok önemli olup, en büyük ihracat kalemlerinden birini oluşturmaktadır.

Otomotiv sektörü, demir-çelik ve petro-kimya sanayisinin başlıca alıcısı durumundadır. Dolayısıyla, alıcısı durumunda bulunduğu sektörü çok yakından etkilemekte ve sektörlerde ortaya çıkacak teknolojik gelişme ve ilerlemelerin de katalizörü görevini görmektedir.

Türk otomotiv sektörü uluslararası teknik ve ticari mevzuata uyum göstererek, üretim ve pazarlama alanlarında küresel entegrasyonunu büyük oranda tamamlamıştır. Otomotiv sektörü üretim kalitesini nitelikli işgücü, gelişen Ar-Ge kabiliyeti, küresel ve gelişmiş pazarlara yaptığı ihracat ile kanıtlamıştır.

Ülkemiz otomotiv ana sanayi ve tedarik sanayi üretimi ülkemizin ihracatı açısından çok önemli bir konumda olup, Avrupa pazarı içinde de iyi bir yere sahiptir. 2015 yılındaki toplam ihracatımız 143,7 milyar dolar olurken bunun yaklaşık %14,7’sini (21,1 milyar dolarını) “Otomotiv Endüstrisi” ürünleri oluşturmaktadır.

2002 yılında ülkemizde yaklaşık 357 bin adet olan toplam motorlu karayolu araç üretimi, 2015 yılında %281’lik bir artışla 1 milyon 359 bin adet olarak gerçekleşmiştir.

2015 yılında 2014 yılına göre, toplam üretim yüzde 16, otomobil üretimi ise yüzde 8 oranında artmış olup, aynı dönemde otomobil üretimi 791 bin adet düzeyinde gerçekleşmiştir.

Bununla birlikte, 2015 yılı itibariyle Türkiye’nin toplam ihracatı içindeki imalat sanayinin payının %94 olması, sanayi adına olumlu bir gelişme olmasına rağmen ortalama ihracat kilogram değerinin 1,6$ civarında olması, Türk sanayisinin “teknoloji yoğunluğu” ve “katma değeri” yüksek ürünler üretmesi gerektiğini göstermektedir.

Türk sanayisinin teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesi, sürdürülebilir ekonomi ve sosyal refah için önemli olup, sanayinin derinliğinin artması da ayrıca diğer sektörleri etkileyecek, kalkınmayı hızlandıracak ve refahı yayacak bir gelişme olacaktır.

Türk sanayisinin üretim kabiliyetini ve kapasitesini geliştirerek, orta ve yüksek teknolojili ürün gamına geçişe yönelik politikalar ve destek mekanizmaları üretmek ise Bakanlığımız sorumluluğunda bulunmaktadır.
Sanayimizin bilgi ve teknolojiye dayalı yerli ve yüksek katma değerli üretiminin geliştirilmesi, imalat sanayinin yapısal dönüşümü ile olacaktır.

Sürdürülebilir bir üretim yapısının oluşturulması, Türk sanayisinin uluslararası düzeyde rekabet yeteneğinin artırılması ve ithalata olan bağımlılığın azaltılması için Türk sanayisinin markalaşması gerekmektedir.

Bu bağlamda, Sanayi Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda hazırlanan Türkiye Otomotiv Strateji Belgesinde; otomotiv sektörünün vizyonu; “Sahip olduğu yerli markaları ile dünya otomotiv pazarında söz sahibi olmak” ve genel amacı; “Güçlü ve rekabetçi tedarik sanayi ve kendi ürettiği yerli markaları ile ileri teknoloji kullanımını yaygınlaştırmak ve katma değer oranını yükseltmek” olarak belirlenmiştir.

Benzer şekilde otomotiv strateji belgesinin hedefleri ise aşağıdaki şekilde belirlenmiştir;
- Yerli marka araç üretimi için gerekli altyapıyı oluşturmak,
- Sektörün markalaşma kabiliyetini ve küresel rekabet gücünü artırmak,
- Otomotiv sektörünün güçlendirilmesine yönelik hukuki ve idari düzenlemeler geliştirmek.

Türkiye Otomotiv Strateji Belgesinde yer alan birçok hedef ve eylemin içerisinde üretimde yerlilik oranının artırılması, yerli üretimi yapılan ürünlerin kullanımının desteklenmesi gibi planlamalar yer almaktadır.

Ülkemizde otomotiv alanında yerli olarak üretimi yapılan motor sayısı yaklaşık 240 bin civarında olup, söz konusu eylem ve hedefler çerçevesinde bu kapasitenin geliştirilmesi gerekmektedir. Yerlileştirme politikasının temeli yerli sanayiye de iş verilmesi ve iş geliştirme ortamının sağlanması olmalıdır.

Temel amaç ürünlerin yerli üretiminin teşviki olmasının yanında, söz konusu üretim aşamalarında kullanılan ara malı ürünlerin yurt dışından alımının azaltılması ve yerli olarak temin edilmesi de önemli bir adımdır. Zira 2015 yılında ülkemizin toplam ithalatının %70’i ara malı ithalatıdır.

Bu sayede, ülkemiz cari açığının azaltılması ve diğer ekonomik göstergelerde de önemli oranda bir iyileşme sağlanması hedeflenmektedir. Aynı zamanda yüksek teknolojik ürünlerin de teşvik edilmesi, uluslararası rekabet edebilirlik ve çevre dostu yenilikçi ürünlerin oluşturulması açılarından önemlidir.

Sanayi Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan Türkiye Sanayi Strateji Belgelerinde yer alan sanayi politikalarımız temel olarak, uluslararası sorumluluklarımızın da göz önüne alınması suretiyle yerli üretimin yeni teknoloji ve inovasyon eksenli olarak teşvik edilmesi ve yerli sanayicinin önündeki engellerin kaldırılması amacıyla hazırlanmakta ve yürütülmektedir.

Ülkemiz otomotiv sanayi alanında da söz konusu politikalara paralel olarak yürütülen ve yerli motor üretimi ve diğer katma değeri yüksek teknolojik ürünlerin geliştirilebilmesi ve üretimini teşvik edilebilmesi açısından desteklenen bir üretim politikası mevcuttur. Yüksek teknolojik ürünlerin teşvik edilmesi, uluslararası rekabet edebilirlik ve çevre dostu yenilikçi ürünlerin oluşturulması açılarından önemlidir.

Son dönemde Avrupa'da oluşan ekonomik krizin sonucu olarak ortaya çıkan üretim düşüşleri ve rekabetçiliği koruma yönünde gerçekleştirilmiş eylem planları, Avrupa’daki otomotiv üretim bölgelerini ülkemize göre daha avantajlı bir konuma getirmiştir. Bunun yanında otomotiv ithalatı ülkemiz açısından dezavantajlı bir ortam oluşturmaktadır.

Dolayısıyla, ülkemiz açısından oluşan bu dezavantajlı durumun ortadan kaldırılabilmesi için söz konusu yerlileştirme stratejilerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi ve yukarda da bahsedildiği üzere, sanayi politikalarımız çerçevesinde uygulamaların bu stratejiyi kolaylaştırıcı hale getirilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede, yukarıda belirtilen hususlar da dikkate alınarak; 27/12/2009 tarih ve 27445 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve hafif yolcu ve ticari araç kategorileri için Euro 5 ve Euro 6 emisyon uygulamalarının geçiş tarihlerini ve ilgili uygulama kapsamındaki araçların son imal ve son tescil tarihlerini belirleyen Hafif Yolcu ve Ticari Araçlardan Çıkan Emisyonlar (Euro 5 ve Euro 6) Bakımından ve Araç Tamir ve Bakım Bilgilerine Erişim Konusunda Motorlu Araçların Tip Onayı ile İlgili Uygulama Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğde (Tebliğ No: SGM-2009/22) değişiklik yapılması gerekli hale gelmiştir.

Söz konusu değişiklik ile diğer bazı hususları da içeren Tebliğ çalışması kapsamında; 22/8/2015 tarihli ve 6/1/2016 tarihli Resmi Gazete’de Hafif Yolcu ve Ticari Araçların Euro 6b Emisyonları ile ilgili olarak SGM-2015/26 ve SGM-2015/32 Tebliğleri yayımlanmıştır.

Bahse konu değişiklikle;
- M1 (binek araçlar),
- M2 (oturma yeri 8+1’den fazla ve azami kütlesi 5 tonu aşmayan yolcu taşıyan araçlar) ve
- N1 Sınıf I araçlar (boş ağırlığı 1305 kg altındaki kamyonetler) için
2017 olan Euro 6 emisyon tarihleri 2018 olarak değiştirilmiştir.

Bahse konu düzenlemeye ülkemiz tek binek otomobil motoru üreticisi firma olan Oyak-Renault özelinde bakmak gerektiğinde; Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş, Türkiye de, yıllık 450.000 lisanslı motor üretim kapasitesi ile binek otomobil motoru üretimi yapan tek sanayi kuruluşudur. 2015 yılında Oyak-Renault üretim hatlarında 246.257 adet motor imal edilmiştir.

Üretilen dizel motorların % 70'i Oyak-Renault'un üretmiş olduğu araçlara takılmakta olup kalan %30'u ise, Renault' nun Romanya Dacia Pitesti fabrikasına ihraç edilmekte ve buradan, yine ağırlıklı olarak Türkiye pazarına ithal edilerek satılan, Logan, Duster ve Clio Symbol modelleri üzerine takılmaktadır.

2015-M1 Kategorisi Araç

Üretim

Yerli Satış

İthal Satış

Oyak-Renault Üretimi

339.240

69.063

32.683

Türkiye’de Toplam Üretim

791.027

187.881

537.715

Toplam Üretimdeki Oranı

%43

%37

%6

Söz konusu emisyon geçiş tarihlerinin ertelemesinin gerçekleşmemesi durumunda yerli üretimi yapılacak olan motorların ithali yoluna gidileceğinden gerçekleşecek cari açığın yaklaşık olarak 117 milyon avro mertebesinde olacağı ve bunun da ülkemiz ekonomisi açısından olumsuz bir tablo oluşturacağı öngörülmüştür. Ayrıca; Hem üretici, hem de mevcut yerli tedarikçi ağında 1 yıl boyunca 325 adam/yıllık bir iş hacmi kaybının söz konusu olacağı ise diğer bir öngörüdür.

Sonuç itibariyle, ilgili sektör temsilcilerinden alınan talepler ve ülkemizde üretimi yapılan yerli motorların üretim planlaması kapsamında öngörülen yatırım ve ürün yerlileştirme programları dikkate alınarak söz konusu Euro 6b tarihlerinde 1 (bir) yıl öteleme yapılmasının ülkemizin bu alanda Avrupa ile rekabeti açısından daha iyi bir konumda yer alabilmesi, yerli üretimin ve yerli markaların önünü açmak açısından uygun olacağı değerlendirilmiştir.

Otomotiv Sanayinin Gelişme Süreci

Kaynak: MÜSİAD Otomotiv Sektör Raporu (2013)