İçindekiler
Dergi Arşivi

PGD faaliyetleri giderek önem kazanmaktadır

PGD faaliyetlerinin uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü artıran ekonomik bir araç olma işlevi giderek önem kazanmaktadır

Prof. Dr. Ersan ASLAN - Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı

 

Günümüzde, işletmeler arasındaki rekabet küreselleşmenin de etkisiyle ülkeler arasındaki rekabete dönüşmekte; bu durumda, belirsizlik ve risk faktörünün arttığı piyasalarda ürün güvenliği konusu daha fazla önem kazanmaktadır. Bilgiyi üreten, ürettiği bilgiyi ürüne dönüştüren ve bilgi toplumu hedefine yönelik olarak çalışmalarını sürdürerek ekonomiye ve üretime yön veren gelişmiş ülkeler piyasalarını ve vatandaşlarını korumak için yeni yollar geliştirmeye çalışmaktadır. Bu yollardan en etkili olanı ise Piyasa Gözetimi ve Denetimi (PGD) faaliyetleridir. 

Avrupa Birliğinde (AB) sadece ürünün piyasaya arz edildiği ülkedeki kullanıcıların değil üye ülkelerdeki tüm kullanıcıların eşit düzeyde korunması yönünden PGD faaliyetleri oldukça önemlidir. Bu sayede PGD sistemi haksız rekabeti önlenmesine ve herkes için aynı kuralların geçerli olduğu bir piyasanın oluşturulmasına katkı sağlayacaktır.

Ülkemizde de gerek yurtiçinde üretilen malların güvenli hale getirilmesinde, gerekse ithal güvensiz ürünlerden kullanıcıların korunmasında oynadığı önemli rol nedeniyle PGD faaliyetlerinin uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü artıran ekonomik bir araç olma işlevi giderek önem kazanmaktadır. Ekonomik bir enstrüman olarak PGD, adil bir piyasa düzeninin oluşturulması, Türk ürünlerinin dünya piyasalarındaki güvenilirliğinin artırılması ve marka imajının güçlendirilmesi bakımından da büyük önem taşımaktadır.

Ürün güvenliği; yetkili kuruluşlar, üreticiler ve tüketiciler başta olmak üzere bu alanda faaliyette bulunan tüm aktörlerin katkılarını gerektiren ve bütünsel olarak değerlendirilmesi gereken bir konudur. Piyasada bulunan ürünlere yönelik yapılan denetimler ve gerçekleştirilen denetimler sonucunda alınan idari tedbirler hem üreticileri hem de tüketicileri doğrudan etkilemektedir. Bu kapsamda, ekonominin iki büyük aktörü olan üretici ve tüketicilere de büyük görev düşmektedir. Üreticilerin insan sağlığı, can ve mal güvenliği, hayvan ve bitki yaşamı ile sağlığı, çevre ve tüketicinin korunması açısından asgari güvenlik koşullarını sağlayan ürünleri piyasaya sunmaları ve ürünlerin uygunluk seviyesinin artırılmasına katkı sağlamaları gerekmektedir. Nihai tüketiciler ve kullanıcılar ise PGD faaliyetleri çerçevesinde yetkili denetim kuruluşlarının en önemli yardımcılarıdır. Nihai tüketici ve kullanıcıların satın aldıkları ürünlerin uygunluk belge ve işaretlerinin bulunup bulunmadığına bakmaları, belgesiz ve uygunluk işareti bulunmayan ürünleri satın almamaları ve konuyla ilgili olarak ülkemizdeki piyasa gözetimi ve denetimi alanında yetkili kuruluşlara bildirimde bulunmaları oldukça önemlidir. Böyle bir satın alma kültürü, mevzuatına uygun olarak üretilen ürünlerin piyasaya sunulması yönünde üreticilerin davranışlarını değiştirmesine yol açacaktır.

PGD faaliyetlerinde, Bakanlığımızın temel önceliği üreticileri yaptırımlarla cezalandırmak yerine piyasada güvenli ürünlerin yer almasını sağlamak, sanayicinin kaliteli ve güvenli ürün üretmesinde yönlendirici olmak ve böylece uluslararası piyasalarda ülkemizin rekabet yeteneğinin geliştirilmesine katkı sağlamaktır.

Teknik mevzuat uyumu alanında önemli sorumluluklar üstlenen Bakanlığımız ulusal mevzuatın yaklaşık yüzde 70’inin hazırlanmasından ve uygulanmasından sorumlu olmanın yanı sıra görev alanına giren asansörler, elektrikli ekipmanlar, makineler, otomotiv, sivil kullanım amaçlı patlayıcılar, taşınabilir basınçlı ekipmanlar gibi pek çok ürün grubunun denetiminden de sorumludur. Bu ürünlerin aynı zamanda vatandaşların günlük hayatta sıklıkla kullandıkları ürünler olması Bakanlığımızın gerçekleştirdiği denetimlerin insanların sağlığını, can ve mal güvenliğini korumada ne derece önemli olduğunu bir kere daha göstermektedir.

Bugün gelinen noktada ürün güvenliği konusunu sadece piyasanın denetlenmesi açısından yorumlamak eksik ve yanlış bir bakış açısı olacaktır. Daha etkin bir PGD sisteminin sağlanmasına yönelik olarak denetimleri, denetimin öncesi ve sonrasıyla birlikte bütünsel olarak değerlendirmek ve buna yönelik politika ve stratejiler geliştirmek kaçınılmazdır. Bu kapsamda Bakanlığımız 2013-2017 Stratejik Planında yer alan “AB normlarıyla uyumlu, güvenli, sürdürülebilir, çevreye duyarlı ve verimlilik düzeyi artan bir üretim ve piyasa yapısının oluşumuna öncülük etmek” stratejik amacı önümüzdeki dönemde Bakanlığımızın denetim faaliyetlerinde üstlenmesi gereken rolü de belirlemektedir.
Ülkemiz açısından yeni bir kavram olan ürün güvenliği konusunda merkez ve taşra teşkilatımızın bugüne kadar yürüttüğü etkin denetimlerle önemli mesafeler kat edilmiş olup bu faaliyetlerin önümüzdeki dönemde de etkin bir şekilde sürdürülmesini ve ülkemizdeki diğer yetkili kuruluşlara örnek olunmasını temenni ederim.