İçindekiler
Dergi Arşivi

2016 Verimlilik Göstergeleri İncelemesi

 

Verimlilik artışları, uzun dönem iktisadi büyümenin ve yaşam standartlarındaki artışın temel nedenidir. Ancak son dönemde pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde verimlilik artış hızı yavaşlamaktadır. Düşük yatırım hızları ve gelir ve refah dağılımındaki adaletsizliklerin artmasıyla birlikte, bu durumun, pek çok ekonomide yapısal bazı sorunlara yol açması beklenebilir. Verimlilik artışlarını desteklemek ve yeni yükselen teknolojiler yaratmak ve bu teknolojilerden sonuna kadar faydalanmak, insan sermayesine yatırım yapmak ve özellikle genç ve dinamik işletmeler aracılığıyla inovasyonu desteklemek yoluyla verimlilikten elde edilen kazanımları paylaşmak bugün büyüme ve eşitsizliklerle mücadele açısından hiç olmadığı kadar büyük bir önem arz etmektedir.

Verimlilik ölçümü zor bir alandır. İşgücü ve sermaye gibi faktörlerin üretimlerinin ölçülmesi kadar çıktının tahmin edilmesi de zordur. Ölçüm ve kıyaslamada ortaya çıkan zorluklar ve eksiklikler, bu rapor kapsamında ortaya koyulan bulguların temel nedeni değildir.

Bu çalışma sonucunda elde edilen temel bulgular şu şekilde özetlenebilir:

Uzun Dönem Eğilimler:

  • Verimlilik artış oranları pek çok ülke için kriz öncesi seviyelerin oldukça altındadır. Ancak verimlilik artış hızındaki azalmaların kriz öncesinde başladığına dair önemli bulgular mevcuttur. Kanada, Birleşik Devletler (A.B.D.) ve Birleşik Krallık’ta yavaşlama eğiliminin 2000’li yılların başında başladığı, Fransa, Almanya, İtalya ve Japonya’da ise çok daha erken 1970’lerde yavaşlama eğiliminin başladığı görülmektedir (Şekil 1).

Yapılan analizler uzun dönemde, gelişmiş ülkeler için, eğilim böyle sürerse, iş gücü verimliliği artışı ile birlikte ekonomik büyümenin durma noktasına geleceğini ortaya koymaktadır.

 

Şekil 1. G7 Ekonomileri İş gücü Verimliliği Büyüme Oranı ve Eğilimi

Kaynak: OECD Productivity Statistics (database), Şubat 2016
 

  • Son 15 yılda ülkelerarası kişi başı GSYİH artışlarındaki farkın genel olarak iş gücü verimliliği artışlarındaki farktan kaynaklandığı sonucuna ulaşılabilir. Ancak Şekil 2.’den de görüleceği üzere, kriz sonrası tablo daha karmaşıktır. Kriz sonrası, krizin daha sert etkilediği ülkelerde kayıplar telafi edilememiş, istihdam başına çalışılan saat miktarı düşmüştür.

  • İşgücü verimliliğindeki artışlar büyük oranda toplam faktör verimliliğindeki (TFV) artışları ve sermaye girişlerini yansıtmaktadır. Son döneme ait ampirik bulgular, iş gücü verimliliğindeki azalmanın en azından bir bölümünün TFV azalıştan ve ekonomik döngüden kaynaklandığını göstermekte ise de uzun dönem eğilimler, verimlilik azalışlarının çok önceden başladığını göstermektedir.


     

Şekil 2. OECD Ülkeleri Kriz Öncesi ve Sonrası GSYİH Yıllık Ortalama Büyüme Hızı (%)

Kaynak: OECD Productivity Statistics (database), Şubat 2016

Ülkelerarası GSYİH büyüme oranları arasındaki farklar kriz sonrasında tümüyle krizin iş gücü verimliliğine etkileri temelinde farklılaşmıştır.

Başta çalışılan saat başına GSYİH ve kişi başına çalışılan saat değişkenleri krizden etkilenmiştir. Bu durum kişi başı GSYİH büyüme oranlarındaki farklılaşmanın temelini oluşturmaktadır. Şekil 3’te bu duruma ilişkin göstergeler sunulmuştur.
 

Şekil 3. GSYİH Büyüme Oranına Katkı Yapan Etkenler
 

  • İş aleminin dinamizmindeki yavaşlama da kriz sonrası verimlilik artışlarını etkilemiş gözükmektedir. Açılan/kapanan şirket verileri kriz sonrası toparlanmanın tam gerçekleşmediğini göstermektedir.

  • Genel olarak imalat sanayiindeki verimlilik artışları hizmet sektörünü geçmeye devam etmektedir. Hizmet sektörü içinde, her ülke için farklı bir anahtar alt sektördeki uzmanlaşma verimlilik artışlarının temel sürükleyicisi olmaktadır.

  • Çoğu ülkede KOBİ’ler ile büyük firmalar arasındaki iş gücü verimlilik farkı oldukça fazladır. Bu durum imalat ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren mikro işletmeler için kısmen geçerlidir.

  • Küresel değer zincirlerine katılımlar uzmanlaşma ve verimlilik artışlarını beraberinde getirmektedir (özellikle orta doğu Avrupa ülkeleri için). Ancak bu durum ülkeler arasında farklı düzeylerde gerçekleşmektedir.

  • Son 20 yılda bilgi temelli sermayeye yatırım artmaktadır ve bu artış çoğunlukla fiziksel sermaye artışlarını aşmaktadır. Bilgi temelli sermayeye yatırımın yayılma etkisiyle, büyümeye, verimlilik artışlarına ve diğer üretim faktörlerinin katkısının artmasına neden olması beklenmektedir.

Güncel Gelişmeler

  • Çoğu OECD ekonomisinde iş gücü verimliliğindeki artış kriz sonrası dönemde kriz öncesi döneme göre çok daha düşüktür. Bu düşüş sektörler arasında yaygın olmakla birlikte, bilgi ve iletişim ile finans ve sigorta sektörleri ile serbest meslek alanında düşüş çok daha belirgindir.

  • Pek çok yükselen ekonomideki kriz sonrası iş gücü verimliliği düşüşleri kısmen, sanayi/hizmet sektörü dönüşümleri ile tüketim odaklı yatırım eğilimleri ile açıklanabilir.Pek çok ülkede keskin TFV düşüşleri uzun dönemde iş gücü verimliliğini olumsuz etkileme riskini taşımaktadır.

  • Pek çok ülkede, sermaye akımı, yatırımlardaki yavaş toparlanmadan dolayı yavaşlamıştır. Özellikle fiziksel sermaye yatırımları azalmıştır. Fikri mülkiyete yatırım hacmi her ne kadar krizlere daha dirençli olsa da, bu gösterge de kriz öncesi döneme göre düşmüş gözükmektedir.

  • Pek çok ülke düşen verimlilik düzeylerinin rekabetçi güçlerini azaltmaması için ücretler üzerinden telafi yoluna gitmişlerdir. Bu durum özellikle krizine en sert vurduğu, düşük iş gücü maliyetlerinin istihdam ve çıktıdaki azalışlarla birlikte hareket ettiği ülkeler için geçerlidir.

  • Uluslararası rekabete daha az açık olan bazı sektörlerde, hizmet sektörü gibi, birim iş gücü maliyetleri imalat sanayi birim iş gücü maliyetlerini aşmıştır. Bu hizmetler, üretim için temel girdi olduğu durumlarda, uluslararası rekabet yeniden belirleyici olabilmektedir.