İçindekiler
Dergi Arşivi

6. Ulusal Verimlilik Kongresi “Değişen Çalışma Koşulları, İş Gücünün Geleceği Ve Verimlilik” Oturumu

 

6. Verimlilik Kongresi’nin “Değişen Çalışma Koşulları, İş Gücünün Geleceği ve Verimlilik” başlıklı oturumuna Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sibel Kalaycıoğlu başkanlık etti. Oturumda genel olarak Kongre boyunca tartışılan ve Sanayi 4.0 olarak özetlenen dönüşümün çalışanlar ve çalışma ilişkileri üzerindeki etkileri ele alındı.

Oturumda ilk olarak İstanbul Kültür Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Sinan Alçın “Verimlilikten Niteliğe Geçişte Sanayi 4.0 Yansımaları” başlıklı sunumu gerçekleştirdi. Sunumuna kapitalizmin ortaya çıkış tarihini özetleyerek başlayan Alçın, tarih boyunca verimlilik artışlarının otomasyon sayesinde veya ucuz emeğe dayanarak gerçekleştiğini ileri sürdü. İkincisi için günümüzde dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’i örnek gösteren Alçın, ülkenin artık stabil büyüme rakamlarına ulaştığını belirtti. Bu noktada 1980’lerin başında işçi sınıfının sonunun geldiğini ileri süren Gorz’a atıfta bulunarak, bu öngörünün gerçekleşmediğinin aksine 38 yılda dünyadaki işgücü sayısının 3 katına çıktığının altını çizdi.

Bunun yanında muazzam bir dönüşüm olarak tanımladığı Sanayi 4.0, Alçın’a göre akla ilk olarak bağlantılılığı (connectivity) getirmektedir. Buna evdeki kombiye cep telefonundan bağlanmak ve hatta kişinin konumuna göre oda sıcaklığını ayarlamasını beklemek, Endonezya’daki imalathaneye bilgisayarından bağlanmak vb. örnekleri verilebilir. Bu hızlı dönüşümün doğrudan bir sonucu olarak gelecek kuşakların sahip olacağı mesleklerin %60’ı şu an bilinmiyor. Alçın’a göre bu dönüşümle birlikte kodsal ve gömülü (tacit) bilgi önemli hale gelecek ve malzeme bilimi, yazılım ve sistem mühendisliği ve tasarım meslekleri ön plana çıkacak.

İkinci sunum “Endüstri 4.0: Homo Digital’e Doğru” başlığıyla Ankara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İlkay Savcı tarafından yapıldı. Savcı konuşmasına, Sanayi 4.0 hakkındaki tartışmaların benzerinin Sanayi 3.0 döneminde de yaşandığına tanıklık ettiğini belirtmekle başladı. Bu dönüşüme ayak uydurabilmek için Türkiye’nin geçmişte yaptığı kimi hatalardan ders çıkarması gerektiğini vurgulayan Savcı, daha sonra devrim olarak nitelendirdiği bu dönüşümün çalışanlar üzerindeki etkilerine yoğunlaştı.

Savcı’nın özellikle değindiği konu “denetim boyutu” oldu. Teknolojik gelişmeler sayesinde ortaya çıkan atipik çalışma biçimlerinin çalışanlar üzerinde stresi artıran yönlerine dikkat çekti. Belirsiz çalışma saatlerinin insan yaşamında işin yoğunluğunu artıracağını ileri sürdü. Teknik iş gücünün öneminin artması ve yeni işletme ve yönetim modellerine ihtiyaç duyulmasının beklendiğini ortaya koydu. Bunun yanında dijitalleşme ile birlikte hem şirketler hem çalışanlar için siber güvenlik sorunlarının yaşanabileceğini belirtti. Savcı son olarak, her şeyin artan hızda gerçekleşmesiyle hiyerarşik yapılanmanın tehdit edildiğini ve inisiyatif alabilen çalışanların tercih edileceğini ileri sürdü.

Oturumun son sunumunu Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Umut Beşpınar, “Toplumsal Cinsiyet Normları, Teknoloji ve Yerel Kültürel Kodların Etkileşiminin Örgütsel İşleyişe Yansımaları: Çorum’da Bir Tekstil Fabrikası Örneği” ile gerçekleştirdi. Beşpınar, sunumunda 2010-2011 yılları arasında gerçekleştirilen nitel çalışma sonuçlarını paylaştı: Merkezi İstanbul’da olan ve ihracata dayalı üretim yapan bir girişimin işletmesi olan fabrika, 1990’lı ve 2000’li yıllarda yaşanan ekonomik krizlerden etkilenip kalkınmada öncelikli yörelerden biri olduğu için Çorum’da açılmıştır. Böylece küresel ve yerel üretim dinamikleri bir araya getirilmiştir. Çalışmada teknoloji, toplumsal cinsiyet normları ve yerel kültürel kodların işyerinde örgütsel zihniyeti ve işleyişi nasıl etkilediği araştırılmıştır.

Yapılan mülakatlar sonunda elde edilen sonuçlara göre, çalışanlar arasında “fabrikanın itibarı” öne çıkan bir kavram olmuştur ve çalışanlar bu kavram üzerinden kendilerini değerli hissettiklerini ifade etmişlerdir. Yüksek teknolojili makine teçhizatın bu algıda katkısının olduğu gözlenmiştir. Ayrıca “itibarlı” işyeri, kadın işçiler için güvenli (namuslu) bir çalışma alanı algısı yaratmıştır. Bunun yanında iş gücü devir oranını düşüren bir yatırım olarak da değerlendirilen kreşin, kadın işçilerin iş gücüne katılmasında önemli bir ayrıntı olduğu vurgulanmıştır. Son olarak yerelde var olan muhafazakâr kültür, fabrika içinde kadın ve erkek işçilerin bir araya gelmesinin önlenmesi şeklinde vücut bulmuştur.

Fabrikada “adil işveren ve sorumlu işçi” kurgusuyla daha çok üreten işçinin ödüllendirilmesi üzerine bir barkod sistemi kurulmuş. Bu sistemin işçiler (ve kadın erkek) arasında adaleti sağladığı inancı hakim olmuştur. Yalnız daha sonra fabrikada yapılan teknolojik yatırımlar erkek ve kadın işçi arasında bir eşitsizlik yaratmıştır. Zira işveren tarafından teknolojiye uyum sağlaması beklenen ve bu yönde imkân sağlanan erkek işçi vasıflı işlerde, kadın işçiler ise vasıfsız, vazgeçilebilir işlerde yoğunlaşmıştır. Özetle; vasıf, bakım ve namus üçlüsünün kadınların çalışma hayatındaki yeri hakkında belirleyici olduğu gözlenmiştir.