İçindekiler
Dergi Arşivi

6. Ulusal Verimlilik Kongresi “Sanayide Kaynak Verimliliği Potansiyeli: Sektörel Bakış” Oturumu

 

Sanayide Kaynak Verimliliği Potansiyeli: Sektörel Bakış başlıklı oturumda, Kalkınma Bakanlığı Yatırım Programında yer alan ve Eylül 2017’de kapanışı gerçekleştirilen “Sanayide Kaynak Verimliliği Potansiyelinin Belirlenmesi” Projesinin sonuçları paylaşılarak, sektör temsilcilerinin bu sonuçlara ilişkin görüşleri ele alındı. Projenin sahibi Verimlilik Genel Müdürlüğünde proje koordinatörlüğünü yürüten ve oturumun da moderatörlüğünü üstlenen Özlem Durmuş, hazırlık çalışmaları dâhil yaklaşık dört yılda tamamlanan bu projeyle ham madde, enerji ve su girdilerinin verimli ve sürdürülebilir kullanımıyla elde edilebilecek potansiyel ekonomik ve çevresel faydaların sanayi sektörleri ve bölgeler düzeyinde tahmin edilerek; bu konuda politika oluşturma süreçlerine ve ilgili tüm taraflara nicel bilgi sağlanmasının, konuya ilişkin farkındalığın ve kaynak verimliliği uygulamalarının artırılmasının ve kaynakların daha sürdürülebilir kullanımı yoluyla rekabet edebilirliğin sağlanmasının ve doğal kaynaklar üzerindeki baskının azaltılmasına katkıda bulunulmasının amaçlandığını ifade etti. Durmuş, projenin hedef kesiminin politika üreten tüm kurum ve kuruluşlar, konuyla ilgili finansal destek sağlayan kuruluşlar, bu konuda çalışan tüm araştırmacı, uzman ve akademisyenler ile sanayinin tüm sektörlerinin ve bu sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler olduklarını belirtti.

Projenin yürütücüsü TÜBİTAK-MAM Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü’nden proje koordinatörlüğünü yapmış olan Dr. Şeyma Karahan da tüm proje sonuçlarını sektörler ve imalat sanayi bazında sundu. Gıda, tekstil, kimya, diğer mineral ürünler ve ana metal sektörleri başta olmak üzere tüm imalat sanayi bazında ham madde, enerji ve su girdilerindeki tasarruf potansiyeli değerlerinin İBBS 26 Bölge düzeyinde hesaplandığını, bu potansiyelin hayata geçirilmesi için gereken yatırım değerlerinin saptandığını, söz konusu yatırım değerlerinin geri dönüş süresi 1 yıldan az ve 1 yıldan fazla olanlar şeklinde ayrıştırıldığını belirtti. Tahmin edilen kaynak verimliliği potansiyelinin gerçekleşmesi durumunda sağlanacak çevresel faydaların sonuçlarını da aktaran Karahan, sektörlerin olası ekoverimlilik artış oranlarından da söz etti.

Sonuçların aktarılmasından sonra ilk sözü alan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri İlknur Menlik, çalışmanın oldukça fazla ve çeşitli sonuç içerdiğini, sanayicinin bu tarz projelere veri sağlamada daha istekli olması gerektiğini ve kurumlar arası veri çeşitliliğinin giderilmesinin bu tür çalışmalardan daha güvenilir sonuçlar elde edilmesinde çok önemli olduğunu vurguladı. “Devleti kandıran bir anlayışla bir yere gidemeyiz” diyen ve gıda sektörünün ihracatının ithalat değerinin çok üstünde olduğunu belirten Menlik, “Borç yükü gıdadan kaynaklanmıyor, demek ki değerli bir sektör, Türkiye’nin kasasına para koyan bir sektör.” ifadelerini kullandı. Sektörün çevresel yükünün çok yüksek olduğundan söz eden Menlik, sektörün sadece üretim bazında değil tarımdan başlayarak tüm yaşam döngüsü içinde irdelenmesi gerektiğinin de altını çizdi. İlknur Menlik, bu kapsamda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının birlikte yaptırım oluşturacak mevzuatlar hazırlamalarının önemli olduğunu vurguladı. Yasaları oluşturmadan önce etki analizlerinin yapılması gerektiğini savunan Menlik, Proje’nin bu alanda yasal mevzuat oluşturulmadan önce yapılmış olmasının bu projeye farklılık kazandırdığını da belirtti.

Konuşmasına “Dünyada üretmek artık ekonomik değil, stratejik bir karardır” sözleriyle başlayan Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Canpolat ise Türkiye için tekstil bugün önemli yarın da çok önemli olacak şeklinde devam etti. 1 kg tekstil ürünü için 100 ton su tüketildiğini, bu alanda yapılacak iyileştirmeler sonucunda sağlanacak faydanın ekonomik kazanımının yanı sıra çevresel olarak da çok önemli katkılar sağlayacağını ve doğa ile barışık yaşamamız gerektiğini belirtti. Önümüzdeki 10 yılda Türkiye’den bu alanda en az 2 dünya markası firmanın çıkacağının beklentisinde olduğunu da vurgulayan Canpolat, “Bizim tek sevdamız ülkemizi daha iyi bir yere götürmek, bu da işletmelerde verimliliği artırarak olmalı” ifadelerini kullandı.

Ana metal sektörüne ilişkin görüşlerini aktaran Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Taşkın ise projeyle sektöre ilişkin çok detaylı analizlerin ve tahminlerin yapıldığını, ancak bu belirlenen potansiyel değerlerinin aslında buzdağının üstündeki kısım olduğunu, sektörün potansiyelinin bu saptanan değerlerin de üstünde bulunduğunu tahmin ettiği söyledi. Ana metal içinde demir çelik sektörünün katma değer ve ciro açısından önemli ve öncelikli bir konumda bulunduğuna, sektörde su tüketiminin çok yüksek olduğuna ve bunun da çalışmada çeşitli başlıklar altında vurgulandığına dikkat çeken Taşkın, sektörün üretim miktarı açısından dünyada ilk 10 içinde yer aldığının da altını çizdi. Geçmiş yıllarda sektörün 15 milyar Dolarlık ihracatının olduğunu, ancak son yıllarda bu rakamın bir miktar gerilediğini, devletin bu alanda küçük ve verimsiz işletmeleri destekleme politikasından vazgeçmesi gerektiğini vurgulayan Taşkın, Çin’in benzer bir politika ile küçük ve verimsiz işletmelere bu alanda yıllık olarak planlanmış olan ithalat ve ihracat kotalarından kullandırmadığını, böylece küçük işletmeleri kapanmaya zorladığını ve sonuç olarak sektörün üretiminin 120 milyon tondan 800 milyon tona çıktığını, bu rakamın da dünya üretiminin yarısını oluşturduğunu ifade etti. Yasal düzenlemelerle verimliliği teşvik programlarının yapılması gerektiğinin altını çizen Taşkın, belirlenmiş olan iyi uygulamaları yapacak olan işletmelere yatırım desteği, vergi desteği ya da bazı istisna uygulamalarının getirilebileceğini belirtti. Sektörde, örneğin hurda ve cevher kullanımındaki dengesizlik ya da paslanmaz çelik gibi katma değeri yüksek ürünleri üretmeme gibi bazı yapısal bozuklukların bulunduğunu ve bunların verimsizliğe yol açtığını dile getiren Taşkın, sektör dernekleri ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılan ve yapılacak olan düzenlemelerin hayata geçirilmesinde ısrar edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Sektöre ilişkin sorunların çözülmesinde politika yapıcılara seslenen Ahmet Taşkın, Avrupa Kömür Çelik Topluluğu Birliği Antlaşması sonucunda gelişen ve sektörde yatırım yapmayı kısıtlayan unsurların revize edilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Taşkın son olarak, değerlendirilen atıklar için ara ürün tanımlamasının yapıldığı ve üreticiyi son derece rahatlatan mevzuat değişikliğine benzer bir düzenlemenin; ömrünü tamamlamış lastik, atık yağlar ya da benzeri hidrokarbonlar ve arıtma çamurlarının dönüşümü için de yapılabileceğini, bu ürünlerin dönüşümünün demir çelik tesislerine bertaraf lisansı verilecek bir düzenlemeyle sağlanabileceğinin altını çizdi.