İçindekiler
Dergi Arşivi

Ar-Ge ve Yenilik Ekosistemimiz ve Mevcut Kamu Ar-Ge Destekleri

Ali ESER / Avrupa Birliği Uzmanı (Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü)

 

Sürdürülebilir ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma hedeflerine ulaşmanın en temel dinamiklerinden biri güçlü ve etkin bir Ulusal Ar-Ge ve Yenilik Ekosistemidir. Sistemde;

- Aktörler (Üniversiteler, Özel Sektör, Kamu Kurum ve Kuruluşları ve STK’lar)
- Mikro Çevre Faktörleri (Yasal Düzenlemeler, Kurumsal Ar-Ge Yapıları, Proje Bazlı Destekler, Risk Sermayesi, Girişimcilik ve Ticarileşme Destekleri, Fikri Mülkiyet Hakları - FMH, Standartlar)
- Makro Çevre Faktörleri (Eğitim sistemi, Ekonomik ve Sosyal Çevre, Kültürel Yapı, Teknolojik Çevre ve Küreselleşme) yer almaktadır.

Özellikle gelişmiş OECD ülkelerinde politika oluşturma ve yönetişim süreçlerinin ortak özellikleri incelendiğinde farklı paydaşların farklı rolleri üstlendiği görülmektedir:

Şekil 1. Ar-Ge ve Yenilik Sistemindeki aktörler arası ilişkiler       Kaynak: OECD - İnovasyon Sistemlerinin Yönetişimi: İnovasyon Politikasında örnek ülke incelemeleri (2005: 264.

• Politikacılar ve Bakanlıklar: Politika yapıcı,
• Operasyonel seviyede uzmanlaşmış uygulama ajansları ve bağlı, ilgili kuruluşlar: Ar-Ge fonlayıcı,
• Sanayiciler, araştırma enstitüleri ve akademisyenler: Ar-Ge yapan,
• Politika araştırmacıları, STK’lar ve danışmanlar: Politikaların etkinliğinin analizi
konularında uzmanlaşan bir role sahiptir.

Ülkemizde ise 2023 yılı hedeflerini karşılamak amacıyla ilk kez bilimin, teknolojinin ve sanayinin birbiriyle olan ilişkilerini ve entegrasyonunu daha da derinleştirmek üzere 2011 yılında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı kurulmuştur. Bu yeni yapıda, hâlihazırda Bakanlığa bağlı olan KOSGEB ve Türk Patent Enstitüsü’ne ilaveten görevleri itibariyle ilgili Bakanlığın faaliyetleri ile ilişkili olan TÜBA ve TÜBİTAK gibi birimler de Bakanlığın bağlı, ilgili kuruluşları arasında yerini almıştır. Böylece ülkemizde bilim ve teknoloji alanında faaliyet gösteren kurumların bir çatı altında toplanarak dağınık bir görünüm arz eden Ar-Ge yapılanmasının koordinasyonu sağlanmaya çalışılmıştır. Bakanlığın ve özellikle de Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü’nün görevi; bilim, teknoloji, araştırma, geliştirme ve yenilikçilik politikalarını belirlemek, uygulamak, uygulanmasını sağlamak, izlemek, koordine etmek ve sonuçlarını değerlendirmek olarak belirlenmiştir.

Ülkemizde verilen Ar-Ge destekleri incelendiğinde son yıllarda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ve 5746 sayılı Ar-Ge Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında oluşturulan Teknoparkların (38’i faal, 52 adet) ve Özel Sektör Ar-Ge Merkezlerinin (150 adet) öne çıktığı görülmektedir. Söz konusu kurumsal yapılarda 2012 yılı itibariyle toplamda yaklaşık 35 bin Ar-Ge personeli istihdam edilmekte ve 3,5 milyar TL Ar-Ge harcaması gerçekleşmektedir. Özel sektörün (ticari kesimin) toplam 52 bin Tam Zaman Eşdeğer (TZE) istihdamı ve 5,9 milyar TL Ar-Ge harcaması yaptığı düşünüldüğünde bu veriler, bahse konu kurumsal yapıların ağırlığının %60’ı aştığını göstermektedir.

TÜİK tarafından ilk defa Haziran ayında açıklanan GBAORD (Merkezi Yönetim Bütçesinden Ar-Ge Faaliyetleri İçin Ayrılan Ödenek ve Harcamalar) çalışması doğrudan Ar-Ge harcamalarını ve dolaylı Ar-Ge desteklerinin (vergisel teşviklerin) devlete maliyetini ortaya koymuştur:

  Merkezi Yönetim Bütçesinden Ar-Ge Faaliyetleri İçin Ayrılan Ödenek ve Harcamalar
  193, 5520, 4691 ve 5746 sayılı Kanunlarda yer alan Ar-Ge'ye ilişkin indirim ve istisnaları kapsar.

GBAORD çalışması da özellikle Teknoparklardaki ve Özel Sektör Ar-Ge Merkezlerindeki gelişmelere paralel olarak vergisel Ar-Ge desteklerinin arttığını göstermektedir.

Mevcut kamu Ar-Ge desteklerinin bütçe verimliliği incelendiğinde ise TARAL (Türkiye Araştırma Alanı) sisteminin yeterince etkin olamadığı görülmektedir (Tablo1). TARAL1 , Ar-Ge faaliyetlerini gerçekleştiren, bunların sonuçlarını talep eden ve bu faaliyetlere kaynak sağlayan tüm kurum ve kuruluşların işbirliği ve stratejik odaklanma içinde etkinlik göstereceği bir alan olarak tanımlanmıştır. Avrupa Birliği Araştırma Alanı’ndan (ERA) esinlenerek oluşturulan TARAL kavramsal bir bütünlük olarak ifade edilmiştir.

Tablo 1: Ar-Ge Bütçe Ödenekleri ve Gerçekleşme Farkları

 Destek Sağlayan

Kurum/Kuruluş

2012 (Milyon TL)  
 
Bütçe Verimi
 Ödenek  Fark  Harcama
 Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı  99  90  9  91%
 TÜBİTAK-TARAL fonları  1011  590  421  58%
 KOSGEB Ar-Ge ve Yenilik fonları  67  66  1  99%

Kaynak: Maliye Bakanlığı ve Kurumların Faaliyet Raporları
 

Söz konusu TÜBİTAK-TARAL fonları aşağıdaki bileşenlerden oluşmaktadır:
- TEYDEB - Sanayi Ar-Ge Destek Programı
- ARDEB - Akademik ve Uygulamalı Ar-Ge Destek Programı
- SAVTAG - Savunma ve Uzay Ar-Ge Destek Programı
- KAMAG - Kamu Ar-Ge Destek Programı
- BİDEB - Bilim İnsanı Yetiştirme ve Geliştirme Programı
- Bilim ve Teknoloji Farkındalık Artırma Programı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekleri ise San-Tez (Sanayi Tezleri) Programı, Teknogirişim Sermayesi Desteği ve Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’ndeki altyapı ve üstyapı destekleridir. KOSGEB’de ise Ar-Ge ve Yenilik Projeleri ile Endüstriyel Uygulama Destek Programları bulunmaktadır.

TARAL sistemindeki sıkıntı, maalesef her sene ciddi miktarda fonun kullanılamaması ve bu fonların başka kurumlara aktarılamamasıdır. Teoride tüm kurumları içermesi öngörülen TARAL maalesef ulusal boyuta ulaşamadan kurumsal seviyede kalmıştır. 2011 yılındaki yeni yapılanma sonrasında, TARAL’ın yeniden tanımlanması ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde Ar-Ge ve Yenilik ekosistemi kapsamında, başta TARAL olmak üzere fon dağıtımının planlanması, kullanımı, izlenmesi ve denetlenmesi konularında çalışmak üzere “Ar-Ge ve Yenilik Destekleri Koordinasyon ve Denetim” mekanizmasının kurulması yukarıdaki tabloda özetlenen verimsizliğin giderilmesi noktasında bir çözüm alternatifi olabilecektir.

Kaynaklar

1.Tanım, 22 Ekim 2004 tarihli Başbakanlık Genelgesi’nden alınmıştır.