İçindekiler
Dergi Arşivi

Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirmek

Ahmet Emre ÇOBAN

 

27-28 MART 2018 TARİHLİ PAYDAŞ FORUMUNDAN İZLENİMLER - 1

 2016 yılının Nisan ayında Avrupa Komisyonu, Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme (Digitising European Industry - DEI) adıyla bir inisiyatif oluşturmuştur.

Bu inisiyatif çerçevesinde, Avrupa’nın mevcut durumu, potansiyeli ve konuya ilişkin muhtemel stratejileri merkeze alacak şekilde, 31 Ocak - 1 Şubat 2017 tarihlerinde ilk Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme Paydaş Forumu bir araya gelmiş; Eylül 2017’de Tallinn’de gerçekleşen Dijital Zirvede ise, Komisyonun Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme Stratejisi duyurulmuştur.


Son iki yılda Avrupa endüstrisini dijitalleştirme yönünde alınan tedbirleri ve ortaya konan stratejiyle elde edilebilecek kazanımları toplu olarak ele almak üzere ise, 27-28 Mart 2018 tarihlerinde, Paris’te, Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme Paydaş Forumu ikinci defa toplanmıştır. AB üyesi ülkelerden çok sayıda bürokrat ve şirket üst yöneticisinin katıldığı forum 350 kişiye ev sahipliği yapmıştır. Foruma T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı; eski Müsteşar Yardımcısı V. ve Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü Elife ÜNAL Başkanlığındaki, Daire Başkanı Hülya ÖZTOPRAK YILMAZ ve Uzmanlar Emrullah EMEN, Ahmet Emre ÇOBAN ve Özlem ÖZDEMİR’den oluşan heyetle katılım sağlamıştır.

Bu yazı, iki parça hâlinde söz konusu forumda ele alınan konuları ve yapılan tartışmaları özetleyerek değerlendirmek amacıyla kaleme alınmıştır.

GÜNDEM

Dördüncü Sanayi Devrimi, yeni nesil dijital teknolojiler yoluyla, dünya ölçeğinde yeni umut ve kazanımların kapısını açmış; bunu yaparken de başta ürünler, üretim süreçleri ve iş yapma biçimleri olmak üzere her sektörün her bir biriminde ve yine buna bağlı olarak toplumsal yapıda kökten dönüşümleri zorunlu hâle getirmiştir. Forumun genel gündemi de, -başta KOBİ’ler olmak üzere- üreticileri, kamu örgütlenmesini, işgücünü, toplumu ve hukuki altyapıyı dönüştürmek için yapılan çalışmalar ve bu yolda kat edilen mesafe olmuştur. Birinci günü çağrılı konuşmacılara ve ilki kamu örgütlenmesinden ikinci ve üçüncüsü ise özel sektörden yöneticilerin yer aldığı üç panele ayrılmış forumun ikinci gününde ise eşzamanlı oturumlar hâlinde üç tematik çalıştay yapılmıştır.

Fransa Ekonomi ve Maliye Bakanı Delpine Gény-Stephann’ın açılış konuşmasının ardından sırasıyla Avrupa Komisyonu üyeleri Mariya Gabriel, Khalil Rouhana ve Antti Peltokami söz alarak Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme inisiyatifinin genel stratejisi ve önceliklerini aktarmışlardır.

Avrupa Komisyonu tarafından “Dijital çağda Avrupa Birliğini girişimci ve yenilikçilerin evi hâline getirme” temel amacı doğrultusunda oluşturulan strateji beş ana eksenden oluşmakta olup Şekil 1’de özetlenmiştir.

 

Şekil 1: Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme Stratejisi Çerçevesi

Bu şekilde de aktarıldığı üzere, oluşumundan bugüne iki yıl geçmiş olan inisiyatifin öncelikleri şu şekilde özetlenebilir:

  • Her bir üye ülke, oluşturulmuş olan Avrupa platformunun müşterek gücüne, kendi gücü ölçüsünde katkı sağlayacak; AB’nin küresel düzeydeki rekabet edebilirliğini artırma ortak amacı doğrultusunda, dijital yeniliklerin gelişimine yönelik maddi kaynak ayıracak, yatırımlar yapacaktır.
  • Kilit önemdeki dijital teknolojilerin gelişmesi ve gelecekteki üretim ekosistemine entegre edilmesi için araştırma ve yenilik faaliyetlerinin kamu-özel işbirlikleriyle yürütülmesi gerekmektedir. AB, mali kaynaklarının önemli bir bölümünü bu işbirliklerinin hayata geçmesine ayıracaktır.
  • AB, bütün Avrupa’yı ağ şeklinde kaplayarak başta KOBİ’ler olmak üzere üreticilerin dijital fırsatlardan yararlanma düzeyini en üstlere taşıyacak Dijital Yenilik Merkezlerinin oluşumunu destekleyecektir.
  • Gerekli görüldüğü durumlarda AB müktesebatı, dijital çağa uyum sağlamayı hızlandıracak şekilde güncellenecektir.
  • Tüm Avrupalıların giderek dijitalleşen bir toplumda yaşamak ve çalışmak için gerekliği yetenekleri kazanması amacıyla AB, çok sayıda tedbir alıp yaygın projeler geliştirecektir.

Ürün ve hizmetlerdeki dijital dönüşümün sonucu olarak Avrupa Komisyonu, 2020 yılına kadar her yıl 110 milyar Euro’luk bir gelir artışı öngörmektedir. Ancak bu gelir artışı öngörüsünün, forumun özellikle ilk günündeki çağrılı konuşmacı sunumlarına ve panellere iyimser bir hava kattığını söylemek mümkün değildir. Zira özellikle Atos, Schneider, Scania gibi reel sektörün güçlü temsilcilerini temsil eden CEO’ların bulgu ve değerlendirmeleri, dijitalleşme sürecinde Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’in başı çektiğine, AB ile bu iki ülke arasındaki mesafeninse her geçen yıl daha da arttığına dikkat çekmiştir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda ilk günkü panellere, Avrupa’nın ABD ve Çin karşısındaki zayıflıkları ve üstünlüklerine ilişkin tartışmalar damgasını vurmuştur.

AVRUPA ENDÜSTRİSİ Mİ, AVRUPA ENDÜSTRİLERİ Mİ?

İlk panelde Fransa Ekonomi ve Maliye Bakanlığı Endüstri Dairesi Başkanı Julien Tognola, İtalya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı Genel Müdürü Stefano Firpo, Finlandiya Devlet Müsteşarı Petri Peltonen, Portekiz Sanayi Genel Sekreteri Ana Teresa Lehmann, Almanya Ekonomik İşler ve Enerji Bakanlığı Genel Müdürü Markus Heß, Litvanya Ekonomi Bakanı Yardımcısı Gintaras Vilda ve Avrupa Komisyonu İletişim Genel Müdürü Khalil Rouhana yer almıştır. Ülkeleri düzeyinde sanayi politikalarına ilişkin karar alma mekanizmalarında en üst mertebede yönetici olan bu bürokratlar, aynı zamanda AB düzeyinde stratejilerin oluşturulması ve uygulanmasında önemli roller üstlenmektedir.

Khalil Rouhana’nın açılış konuşmasında sunduğu argümanlar, panelin gündemini de oluşturmuştur. Rouhana’ya göre Avrupa otomotiv, tıp, havacılık, savunma gibi birçok sektörde hem güçlü bir profesyonel donanıma hem de pazara sahiptir. Ancak özellikle düşük teknolojili sektörlerde ve KOBİ’lerde dijital çağa adaptasyon yeteneği çok sınırlıdır. Çeşitli yerlerde sergilenen oranlardan farklı olarak Rouhana, AB’deki KOBİ’lerin yalnızca % 2’sinin yüksek dijital teknolojilerden yararlandığını belirtmiştir. Büyük ve yüksek teknolojili şirketler ile KOBİ’ler arasındaki farka benzer şekilde, Almanya ve İrlanda gibi ülkelerle İspanya, Portekiz veya Yunanistan arasında da büyük adaptasyon farkları olduğuna dikkat çeken Rouhana, dijital bir Avrupa Ortak Pazarının oluşması için bütün ekosistemin dönüşüm geçirmesi gerektiğini belirtmiştir. Yine buradan hareketle Rouhana’ya göre, KOBİ’lerin ve görece çeperlerdeki ülkelerin dönüşüm hızı böyle gittiği sürece Almanya’nın -sözgelimi yapay zekâ alanındaki- en büyük firmalarının sürdürülebilir bir piyasa gücüne sahip olması da mümkün olmayacaktır.

Burada Almanya örneğine vurgu yapılması ve Markus Heß’in ilk turdaki sunumunu takiben izleyicilerin ve diğer konuşmacıların da dahliyle “Avrupa endüstrisi mi Avrupa endüstrileri mi” şeklinde bir tartışma ortaya çıkmıştır.

Şekil 2’de de görüldüğü üzere, Danimarka’daki firmaların % 53’ü yüksek ölçekte dijitalleşmişken bu oran Bulgaristan ve Romanya için % 10’lar seviyesindedir. Söz konusu oranlar ekonomik büyüklükle bir arada ele alındığında, “Avrupa endüstrisi mi, Avrupa endüstrileri mi” tartışmasının ardında yer alan şu soru görünür olmaktadır: Yapısal koşullarının da ürünü olarak dijitalleşme sürecinde başı çeken Almanya, Hollanda, Danimarka gibi ülkeler, özellikle Doğu Avrupa’da yer alan görece yeni üye ülkelerin dijitalleşmesini finanse mi edecektir, finanse etmeli midir? Daha sonraki panellerde ve ikinci günkü çalıştaylarda da bu tartışmaya ilişkin Avrupa Komisyonunun tavrı, sadece AB’yi değil, bu alandaki güçlü şirketlerin mevcut kazanımlarını korumak için topyekûn bir hareket içinde olmanın bir zorunluluk olduğu şeklindedir. Bir diğer deyişle AB’nin kurucu üyeleri olan ülkeler, küresel rekabette kendilerini korumak için diğer üye ülkelerin sağladığı beşeri, coğrafi, fiziksel ve hatta kültürel kaynaklara muhtaçtır. Avrupa Komisyonunun bu tavrı, ilk paneldeki ülke bürokratları tarafından doğrudan bir itirazla karşılanmamış olsa da, söz konusu yaklaşımın Komisyon üyesi ülkelerde genel ve koşulsuz bir şekilde kabul edildiğini söylemek iyimserlik olacaktır.

 Şekil 2: Avrupa Komisyonu Dijital Karnesi Sonuçları

ABD VE ÇİN’İN KARŞISINDA AB’NİN DURUMU

Yukarıda da belirtildiği gibi, küresel rekabet içinde Avrupa Endüstrisinin ABD ve Çin’e kıyasla gelişme ve dönüşme hızı gündeme geldiğinde, katılımcıların önemli bir bölümü karamsarlıklarını dile getirmekten geri kalmamıştır.

Panelde yer alan birçok katılımcının hemfikir olduğu ve çözüm getirmek gerektiğini savunduğu konu, Avrupa endüstrisinde belirli bir gelişmişlik düzeyine ulaşan aktörlerin önemli bir bölümünün yatırımlarını Uzakdoğu’ya kaydırma eğilimi içinde olmalarıdır. Bu bakış açısına göre, üretim birimi düzeyinde ölçek ekonomisinin sunabileceği bütün avantajlar, doğrudan Uzakdoğu’ya, özellikle Çin’e transfer olmaktadır. Özellikle son 20 yılda sermayenin gösterdiği bu hareket, yine başta Çin olmak üzere Uzakdoğu’daki -genel karakteristiği ucuz işgücü olarak kabul edilen- endüstrilerin kendilerini dönüştürme koşullarına sahip olmasını da mümkün kılmıştır. Bu çerçevede AB, görece gelişkin bir beşeri sermayeye sahip olduğu halde AliExpress, Badoo, Huawei gibi firmalar çıkaramamış olmasının nedenlerini de daha derinden sorgulamalıdır.

Forumdaki “Avrupa için Endüstri Vizyonu 2030” başlıklı ikinci panelde Schneider Electric Fransa CEO’su Christel Heydemann, Accenture Germany Yönetim Kurulu Başkanı Frank Riemesperger ve ATOS CEO’su Thierry Breton yer almıştır. Heydemann ve Riemesperger’in konuşmalarının merkezinde, “hız” kavramı yer almıştır. Her iki konuşmacı, AB’nin ABD ve Çin örneklerine kıyasla en büyük zayıflığının ve karşı karşıya olduğu en büyük tehdidin sermaye hareketi olmadığını, Apple gibi ABD menşeli dünya devlerinin de üretimlerini büyük ölçüde Uzakdoğu’ya taşıdığını ve kazanımlarını sürdürülebilir kılabildiğini ifade etmiştir. Bu konuşmacılara göre, sermaye hareketi gibi birçok olumsuzluğun kök nedenine indiğimizde, karşımıza, gerek Birlik gerekse üye ülkeler düzeyinde karar alma süreçlerinin fazla girift ve katmanlı olduğu çıkacaktır. Heydemann ve Riemesperger ile kısmen de Breton’un sunduğu çözüm, Avrupa Komisyonunun yapısal dönüşüm yönündeki tedbirlerini, ürün ve sektörler bazında somut tercihlerle zenginleştirmesinden ve üye ülkeleri bu şekilde yönlendirmesinden geçmektedir. Buna koşut şekilde, AB için “dijital çağda girişimci ve yenilikçilerin evi hâline gelme” gibi naif bir vizyonla 2030’a ulaşmak mümkün olmayacaktır. Avrupa endüstrisi kendi üstünlüklerini ve küresel şartları hızlı bir biçimde teşhis etmeli ve bu doğrultuda, yatırımlarını bölge, sektör, ürün ve teknolojiler bazında belirli ve sınırlı alanlara hızlı bir biçimde aktarmalıdır. Bu bakış açısına göre bu aşamada en büyük risk, yanlış tercih yapmak değil, tercih yapmamaktır.

Ortaya konan bu sert argüman, “Endüstrinin Liderleri” başlıklı üçüncü panelde de tartışmaya açılmıştır. Dassault Systèmes Asbaşkanı Pascal Daloz, FASTEMS CEO’su Tomas Hedenborg, ECSEL (Avusturya) Yönetim Kurulu Başkanı Sabine Herlitschka ve Velum Başkanı Anne Vetter-Tifrit’in de yer aldığı panelde ilk konuşmacı Transinsight GmbH CEO’su Michael R. Alvers olmuştur. Bir önceki paneldeki konuşmacıları destekleyen Alvers, “2030 için bir vizyon belirleyelim, ama önce 2019 için bir hedefimiz olmalı,” ifadesini kullanmış, küresel rekabette ayakta kalmak isteyen Avrupa’nın hızlanmak için yıkıcı olmayı da göze alması gerektiğini dile getirmiştir. Benzer şekilde Hedenborg, “kimseyi başarılı olmaya zorlayamazsın, sadece yok olmalarına izin verirsin,” diyerek Alvers’in yıkıcı olmak gerektiği yönündeki uyarısını desteklemiştir. Yine Herlitschka da, üretim ölçeklerini büyütmek ve dönüşüm hızını artırmak için AB’nin ve üye devletlerin daha sert ve katı tedbirler uygulaması gerektiğini, 1990’ların üretim, dağıtım ve paylaşım etiğinin geçerliliğini kaybettiğini belirtmiştir.

Bu ve benzer argümanlara ilişkin en büyük itiraz ise Pascal Daloz’den gelmiştir. Daloz’e göre bütün bu önermeler bir şekilde Avrupa yönetim anlayışının kazanımlarının tümden yok olmasına yol açacaktır. Karar alma süreçlerini hızlandıralım demek, Daloz’e ve söz alan bazı izleyicilere göre, Avrupa’nın kültürel birikimini yok saymakla aynı şeydir ve Avrupa’nın hâlihazırda sahip olduğu birçok üstünlüğe bir anlamda hakaret olacaktır. Daloz, gerek fiziksel gerek beşeri gerekse de finansal anlamda AB’nin kendini hafife alma eğilimi içinde olduğunu, bu eğilimin ister istemez firmalara da “küresel sistem uzak coğrafyalarda bizi yutacak canavarlar yaratıyor” hissi verdiğini belirtmiştir. Bu bağlamda Avrupa, evet, belirli somut sektör ve ürün tercihleri içine girip araştırma faaliyetlerini bu alanlarda yoğunlaştırmalıdır; ancak bunun yolu, demokratik müzakere yollarına kapıları kapatmak olmamalıdır. Avrupa’nın iki büyük avantajı vardır: Birincisi, firmalar arasında da, kamu - özel sektör arasında da işbirliği kültürü ABD’ye de, Çin’e de kıyasla çok daha güçlüdür. İkinci olarak da AB, her meslek kolunda, dünyanın en yetkin çalışanlarına sahiptir. Doğrudan bir üstünlük olarak sunulmamakla birlikte, yine Daloz’e göre, Çin ve ABD’nin geniş coğrafyalara yaygınlık şeklindeki avantajına AB de şu an sahiptir. Ancak daha korumacı tercihler içine girmek Birliğin geleceğini de tehdit altına alacak ve yaygınlıktan kaynaklı avantaj ve kazanımları da yok olma riski altına sokacaktır.

Bu tartışmalar, panel sonrasındaki soru-cevap kısmına da yansımıştır. İzleyicilerden biri, AB’nin Çin’le yarışmak istiyorsa iş hayatında “997 kuralı”nı hayata geçirmesi gerektiğini savunmuştur: Bu kurala göre bütün çalışanlar, haftanın 7 günü sabah 9’dan akşam 9’a kadar çalışmalı, bu şekilde kişi başına aktif çalışma süresi de 40 saatten 80’e çıkmalıdır. Söz konusu izleyicinin değerlendirmesi, diğer izleyiciler ve panelistlerin önemli bir kısmı tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Yine panellerdeki çelişkili argümanların da etkisiyle forum, Almanya ve Avusturya’dan katılım sağlayan bazı izleyiciler arasında sert tartışmalara sahne olmuştur.

DİJİTAL YENİLİK MERKEZLERİ (DIGITAL INNOVATION HUBS)

Başta da belirtildiği gibi, Avrupa’yı Ortak Dijital Pazar (Digital Single Market) haline getirme vizyonuyla, 2016 yılında Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan strateji belgesinin beş ana gelişim ekseninden biri, Dijital Yenilik Merkezleri (DYM) olarak tanımlanmıştır.

Genel amaçları, Avrupa’daki küçük ya da büyük, yüksek teknolojili ya da değil bütün firmaların dijital fırsatlardan yararlanmasını sağlamak şeklinde belirlenen DYM’ler için Avrupa Komisyonu, Horizon 2020 başlıklı programla 2016’dan 2020’ye kadar her yıl 100 milyon Euro maddi destek sağlamayı taahhüt etmiştir. Buna ek olarak Komisyon, söz konusu merkezlerin sayısının ve niteliklerinin artırılması için üye ülkelerin ek fonlar oluşturmasını da önermektedir.

Dijital Yenilik Merkezleri, başta KOBİ’ler ve genç girişimciler olmak üzere firmalara, üretim süreçlerini, ürünlerini, hizmetlerini ve iş yapma biçimlerini dijital yenilikler yoluyla geliştirmelerine yönelik destek sağlamaktadır. Çoğunlukla mevcut bir araştırma ve teknoloji merkezi ya da yenilik odaklı bir üniversite bölümü bünyesinde tanımlanan merkezlerin ana faaliyet alanları şunlardır:

- Dijital teknoloji ve kabiliyetlere erişim

- Altyapı ve dijital yenilik düzeyini ölçmek için eğitim

- Finans danışmanlığı

- Pazar bilgisi

- Ağ fırsatları

Mevcut durumda, AB üye ülkeler genelinde 200’den fazla kuruluş bünyesinde Dijital Yenilik Merkezleri hayata geçirilmiştir. Söz gelimi, sadece Paris bölgesinde son iki yılda 300 milyon Euroluk yatırım yapılarak KOBİ’lerin nesnelerin interneti ve yapay zekâ araştırmalarına katılımları, belirli düzeyde de olsa sağlanmıştır.

Dijital Yenilik Merkezleri - Çalıştay Notları

Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirmek - Paydaş Forumunun ikinci gününde, belirli konular özelinde, üç ayrı salonda eşzamanlı çalıştaylar gerçekleştirilmiştir. İlk salondaki çalıştayların genel başlığı Dijital Yenilik Merkezleri olmuş; öğleden önce iki, öğleden sonra bir olmak üzere toplam üç oturum, Dijital Yenilik Merkezlerine ayrılmıştır.

I. Oturum

Bu oturumların ilki, “Dijital Yenilik Merkezleri: İyi Uygulama Örneklerinin, Başarı Hikâyelerinin ve İş Modellerinin Paylaşımı” başlığı altında yapılmıştır. Avrupa Komisyonundan Anne-Marie Sassen’in yönettiği oturumda yedi konuşmacı yer almıştır. Oturumda farklı ülkelerden merkez ve şirketler, DYM’ler hakkında deneyimlerini aktarmış, iyi uygulamaları paylaşmıştır.

Açılış konuşmasında Sassen, DYM’lerle elde edilen faydayı azami düzeye çekmek için dört ana konuyu öne çıkarmıştır: Firmaları DYM’lerle bağ kurmaya teşvik edecek mekanizmalar kurmak; DYM’ler yoluyla firmaların finansmana erişim olanaklarını güçlendirmek; DYM’lerle sağlanan faydayı duyurmak ve yaygınlaştırmak; yeni DYM’ler için doğru yerleri tespit etmek. Avrupa Komisyonu bünyesinde her dört konu için çalışma grupları oluşturulmuştur ve bu çalışma gruplarının, her dört konuda 2018 yılının ilk yarısı dolmadan somut program ve öneriler geliştirip yayımlaması öngörülmektedir.

Oturumda ilk olarak Auvergne-Rône-Alpes Bölgesi Dijital İşler Başkan Yardımcısı Juliette Jarry sunum yapmıştır. Fransa’nın Lyon, Grenoble, Saint-Etienne gibi şehirlerini kapsayan bu bölge, Dijital Lig adı altındaki kıyaslama sistemine göre Avrupa’da birinci sırada yer almaktadır. Ar-Ge yatırımı yoğunluğunda da birinci olan Auvergne-Rône-Alpes, bünyesindeki 43 yönetim ve mühendislik okulu, 10 üniversite, 32 kümede istihdam ettiği 40 bin araştırmacıyla, Fransa endüstrisinin dijitalleşmesi söz konusu olduğunda akla gelen ilk bölge hâlini almıştır. (Benzer şekilde Almanya’daki Baden-Württemberg, İtalya’daki Lombardia ve İspanya’daki Katalonya bölgeleri, Avrupa Komisyonunun model olarak ön plana çıkardığı diğer üç bölgedir.)


Jarry, özellikle 2015-2017 döneminde bölgelerinde sağladıkları kazanımlara ilişkin özet bir değerlendirmenin ardından 2021’e kadarki dijitalleşme hedef ve projelerini aktarmıştır. Altyapıya ilişkin bütün problemleri hızla ortadan kaldırarak bölgenin tamamında en yüksek hızda genişbant teknolojisini hayata geçirmek; 750 firmanın kurulumunu ve 10 bin yeni istihdamı mümkün kılacak Bölge Dijital Kampusunu kurmak; dijital vatandaşlık anlayışını oturtarak kamu iş ve işlemlerinin % 90’ını tamamıyla dijital hâle getirmek bu projeler arasında en çok dikkat çekenleridir.


Şekil 3: Dijital Yenilik Merkezlerinin Dağılımı

Jarry’nin ardından yine Auvergne-Rône-Alpes Bölgesindeki kazanım ve hedefleri aktarmak üzere, bölgenin Minalogic adlı Küresel Yenilik Kümesinin Başkanı Isabella Guillaume söz almıştır. Guillaume’ün sunumunda özellikle vurgu yaptığı konu ise, endüstrinin dijitalleşmesi sürecinde büyük firmalar ile küçük firmaların birbirinden apayrı organizmalar gibi değerlendirilmesi gerektiği olmuştur. Avrupa’nın kültürel ve toplumsal yapısı gereği ABD ve Çin’den büyük farklılıklar gösterdiğine dikkat çeken Guillaume, büyük firmalar için açık inovasyon platformlarının, küçük firmalar içinse basit dijital çözüm paketleri büyük katkılar sağlayabileceğini belirtmiş; Minalogic kümesinin bu yöndeki çalışmalarından örnekler vermiştir. 

Avrupa Komisyonundan kısmen bağımsız bir şekilde Fransa, Almanya ve İtalya arasında DYM’leri desteklemek üzere üçlü bir işbirliğine imza atılmıştır. Marco Taisch, bu işbirliği kapsamındaki çalışmaları özetlediği sunumunda, Endüstri 4.0 konusuna bir bütün olarak değil de dokuz alanda yaklaşılması ve bu alanlardan bazılarının seçilip onlara odaklanılması şeklinde öneride bulunmuştur. Böyle bir yaklaşımın dijitalleşme sürecini hızlandıracağını iddia eden Taisch, söz konusu alanları şu şekilde başlıklandırmıştır: 1) Akıllı Üretim Çözümleri; 2) Üç Boyutlu Baskı Teknolojileri; 3) Artırılmış Gerçeklik; 4) Simülasyon; 5) Yatay - Dikey Entegrasyon; 6) Endüstriyel İnternet (Nesnelerin İnterneti); 7) Bulut Teknolojileri; 8) Siber Güvenlik; 9) Büyük Veri.

DIGIHALL Dijital Yenilik Merkezi yöneticisi Dr. Gregorio Ameyugo’nun Merkezin bu alandaki faaliyetlerini aktaran sunumunun ardından Litvanya Robot Bilimi Birliğinden Sander van der Molen kürsüye gelmiştir. AB’nin çeperinde yer alan ve sanayi gelişmişlik düzeyi görece düşük olan bir ülkeden geldiğini kabul ederek söze başlayan Van der Molen, AB bünyesindeki güçlü oluşumların birikiminden nasıl yararlandıklarını aktarmıştır. EURobotics üyeliğine başvurmalarıyla birlikte Avrupa’daki robotik araştırmaları gündemine dâhil olduklarını, Fraunhofer’den (Almanya) eğitim, Blue Ocean Robotics’ten (Danimarka) mentörlük, TNO’dan (Hollanda) tecrübe ve iş paketi desteği aldıklarını belirten Van der Molen, İngiltere’deki MTC deneyiminin de Litvanya için daha gerçekçi hedefler koymalarına yardım ettiğini dile getirmiştir.

Sözlerini “basit ve küçük şeylerle başlamak, moda sözcüklerden kaçınmak ve güven tesis etmek gerekiyor” diyerek bitiren Van Der Molen’in ardından SATTse Teknoloji Transferi Merkezinden Charlie Barla, Yenilikçi Şehir Marsilya projesinden söz etmiş, bu projenin kamu-özel işbirliği için bir model olarak alınabileceğine dikkat çekmiştir. InnovationQuarter (SMITZH) Bölgesel Kalkınma Merkezi adına söz alan Anton Duisterwinkel, Ekim 2017’de Avrupa’daki KOBİ’lere uygulanan bir anketin sonuçlarını aktarmıştır: Anket sonuçlarına göre KOBİ’lerin % 87’si, dijital dönüşümü stratejik bir öncelik olarak görmemekte; % 61’i de veri toplamaya yönelik en ufak bir faaliyette bulunmamaktadır. Yine bu KOBİ’lerin % 45’inin dijital çağda alacakları konuma dair fikri yoktur ve % 20’si bu yöndeki çalışmaları sadece vakit kaybı olarak görmektedir. (Bu ankete ilişkin ayrıntılı sonuçlar için https://tinyurl.com/SMEdigital sayfası ziyaret edilebilir.)

II. Oturum

Dijital Yenilik Merkezleri başlıklı çalıştayın ikinci oturumu “Dijitalleşme İçin Yatırımlar” başlığı altında yapılmış, oturum moderatörlüğünü Avrupa Komisyonundan Clemens Zielonka üstlenmiştir. Zielonka’ya göre KOBİ’ler (ve mid-caps olarak adlandırılan ve sınırlı bir piyasa değerine sahip halka açık şirketler), dijitalleşme sürecinde nelerin imkân dâhilinde olduğunu, hangi teknolojilere yatırım yapmaları gerektiğini ya da hangi standartları seçeceklerini bilmemektedir ve DYM’lerin öncelikli görevi de KOBİ’lere bilgi ve finansman desteği sağlamak olmalıdır.

Konuşmacılardan ilki, Deloitte Digital temsilcisi Nikolay Kolev olmuştur. Kolev’e göre dijitalleşmeye ilişkin firmaların karşı karşıya olduğu güçlüklerin altından teknolojinin demokratikleşmesi, düşük başlangıç maliyetleri ve kolay ulaşılabilir fonlarla kalkılabilir. Ayrıca Kolev, yatırımların Avrupa’da başlatılıp ölçek büyütmenin Amerikalı ya da Asyalı yatırımcılarla yapılmasının Avrupa açısından en büyük tehdit olduğuna dikkat çekmiştir. Bu doğrultuda, mevcut Avrupa üretim ekosisteminin topyekûn bir dijitalleşmeye tabi tutulması, bunun da olabildiğince DYM’ler yoluyla yapılması gerektiğini belirtmiştir.

İkinci konuşmacı Promolding CEO’su Jac Gofers olmuş, sonrasında European Invest Bank (EIB) temsilcileri Bjorn-Soren Gigler ve Alberto Casorati kürsüye gelmiştir. Gigler ve Casorati, EIB’nin yürütmekte olduğu projelerden ve iyi uygulamalardan örnekler verdikleri sunumlarında, sahip oldukları deneyim ışığında değerlendirmelerini maddeler hâlinde şu şekilde sıralamışlardır:

  • Avrupa küresel pazarda rekabetçi biçimde kalabilmek istiyorsa bütün endüstrisini ve her sektördeki KOBİ’leri dijital teknolojilerle uyumlu hâle getirmelidir.
  • Avrupa’daki firmaların dijitalleşme düzeyi coğrafyaya, sektörlere ve firma ölçeklerine göre büyük farklar göstermektedir. Büyük firmaların % 54’ü yüksek derecede dijitalleşmişken KOBİ’lerin yalnızca % 17’si dijital teknolojileri işlerine dâhil edebilmiştir.
  • Özel yatırımcılar, yüksek teknolojili ve yüksek büyüme potansiyelli genç firmalara odaklanmış durumdadır ve geleneksel sektörlerdeki KOBİ’ler ilgi alanlarına girmemektedir.
  • KOBİ’lerin dijitalleşmesinin önündeki başlıca engel, bilgi eksikliğidir. KOBİ’lerin büyük çoğunluğu, dijitalleşmenin onlar için sağlayacağı faydalardan habersizdir ve bu teknolojilere nasıl uyum sağlayacağını bilmemektedir.
  • Fon Eksikliği: AB düzeyinde, doğrudan KOBİ’lerin dijitalleşmesine yönelik bir finansal araç yoktur.
  • KOBİ’lerin dijitalleşmesine yönelik bir program; (i) onların farkındalığını artırıcı faaliyetler, (ii) dijital okuryazarlıklarını artırıcı programlar, (iii) bilgi transferi, (iv) danışmanlık hizmetleri ve (v) dijital teknolojilere yatırım konularında ürün ve hizmet sağlayabildiği oranda başarılı olacaktır.
  • KOBİ’lerin dijitalleşmesinin teşviki, aynı anda hem arzı hem talebi canlandıracak tedbirlerle mümkündür.

Dördüncü konuşmayı Almanya’nın Doğu Westfalen bölgesindeki OWL teknoloji kümesinin CEO’su Günter Korder yapmıştır. 22 endüstri kolunda, 137 şirket, 24 mühendislik / danışmanlık firması ve 17 üniversiteden oluşan OWL kümesi, 7 bin 200 kişilik istihdam yaratmış ve Almanya ekonomisine 40 milyon Euro düzeyinde katkıda bulunmuştur. Korder’in sunumunun merkezindeyse, yerel düzeydeki endüstri ekosistemlerinin KOBİ’ler için bir tür kaldıraç vazifesi göreceği ve bu ekosistemlerin bünyelerinde mutlaka finansal destek mekanizmalarının bulunması gerektiği argümanı yer almaktadır. “Bundan elli yıl önce yalnız hareket edebilirdik; şu an böyle bir imkânımız yok,” diyen Korder’e göre dijital çağın geçmiş üretim dönemlerinden en büyük farkı, risk faktörünün ve belirsizliklerin aşırı yükselmiş olmasıdır. Bu bağlamda, araştırmacı ve üreticilerin risklerinin paylaşıldığı ve birbirileri tarafından da telafi edildiği, orta ölçekte üretim ekosistemlerinin oluşturulması hayati öneme sahiptir.


Fransa’daki KOBİ’lerin yazılım ihtiyaçlarının tespitine ve bu ihtiyaçların olabildiğince açık kaynak kodlu bütünleşik yazılımlar yoluyla giderilmesine odaklanan Cap’tronic programını temsilen foruma Jean-Philippe Malicet katılmıştır. Malicet, Fransa Ekonomi ve Maliye Bakanlığı uhdesinde programın nasıl oluşturulduğunu aktarmış; 20 yıllık dönemde, 1000’den fazla KOBİ’ye yazılım desteği sağladıklarını başarı örnekleriyle birlikte dinleyicilerle paylaşmıştır.

Fransız Yatırım Bankası BpiFrance’ı temsilen foruma katılan Vivien Pertusot ise, bu oturumun son sunumunda, Avrupa’nın dijital dönüşüm açısından en büyük zafiyetinin şüphecilikten kaynaklı eylemsizlik ve yavaşlık olduğunu dile getirmiştir. Pertusot’ya göre, somut stratejik tercihler ortaya konduğu durumda Avrupa finans sistemi, Günter Korder (OWL) tarafından vurgulanmış olan risk faktörünün altından kalkabilecek güce ve olgunluğa sahiptir.

III. Oturum

Moderatörlüğünü Avrupa Komisyonundan Lorena Riveiro Rodriguez’in yaptığı üçüncü oturum ise “DYM: Dijital Yetenekleri Yaymak” başlığı altında yapılmıştır.

Oturumdaki ilk konuşmacı, Fransa Devletinin liderliği ve Google, Syntec gibi alanında öncü firmaların desteğiyle 2015 yılında kurulmuş olan Grand Ecole du Numèrique’in Başkanı Samia Ghozlane olmuştur. Misyonu, iş piyasasının dışında kalmış görece vasıflı elemanları dijital yeteneklerle donatma olarak tanımlanmış bu eğitim kurumuna iki yıllık sürede 15 milyon Euro fon aktarılmış; bu kaynakla 419 eğitim programı altında, ortalama 7 ay süreyle 10 bin kişi eğitim görmüştür. Eğitim görenlerin % 64’ü, altı ay içinde, sahip oldukları yeni donanımlar doğrultusunda iş bulmuşlardır.

Ghozlane’ın konuşmasını takiben sırasıyla Arconic temsilcisi Jens Harde, EIT Dijital Başkan Yardımcısı Fabio Pianesi, KickStaret Dijital temsilcisi Maria Rosendahl ve Texas Instruments yöneticisi Lynn Clark söz almış; Avrupa işgücünü eğitme, yeniden vasıflandırma, çalışan piyasasına dâhil etme gibi alanlardaki projelerini aktarmışlardır.

Bu oturumdaki son konuşmacı, Avrupa Komisyonundan Christine Simon olmuştur. Simon’un Eurostat kaynaklı olarak aktardığı veriye göre AB bünyesinde araştırmaya dâhil edilen 93 milyon çalışanın % 37’si temel dijital okuryazarlık yetilerine dahi sahip değildir ve bu durum, özellikle KOBİ’lerin dijital süreçleri benimsemesinin önünde en büyük engellerden biridir. AB’de toplam istihdamın yalnızca % 3,7’si bilgi ve enformasyon alanında çalışmaktadır ve bu alanda 35 binden fazla elemana ihtiyaç duyulmaktadır. Yine işletmelerin % 40’ı, donanımı bu alanda olan eleman istihdam etmekte büyük zorluklar yaşadığını belirtmektedir.

Tüm bu yetersizlikleri asgari düzeye çekmeye yönelik olarak Simon, Avrupa Komisyonunun hedeflerini şu üç maddeyle aktarmıştır:

  • Eğitimi (ve diğer tüm beceri edinme olanaklarını) dijital çağa uyumu artıracak şekilde geliştirmek ve yeniden tasarlamak
  • Sahip olunan bilgi ve becerilerinin görünürlüğünü, takip edilebilirliğini ve karşılaştırılabilirliğini artırmak
  • Yeni beceri ve işlere yönelik toplumdaki bilinci artırmak; bu yöndeki talebi daha görünür kılarak özellikle gençlerin meslek ve kariyer tercihlerini dijital alanlara yönlendirmek

Simon, Avrupa işgücünün dönüşümüne yönelik olarak Yeni Yetenek başlığı altında Avrupa Komisyonu tarafından oluşturulan gündemi ise 10 maddeyle şu şekilde özetlemiştir:

  1. Beceri Artırma Patikaları: Yetişkinler için Yeni Fırsatlar
  2. Avrupa Yeterlilik Çerçevesi
  3. Dijital Beceri ve İşler Koalisyonu (Taahhüt Sistemi)
  4. Sektörel Yetenek Birlikleri için Taslak Kurgular
  5. Göçmenler için AB Beceri Profili Araç Seti
  6. Mesleki Eğitim ve Öğretim
  7. Kilit Yeterlilikler
  8. Europass
  9. Lisansüstü Takip
  10. Zihinsel Süreçlerde En İyi Uygulamaların Analizi ve Paylaşılması

Yeni Yetenek Gündemine ilişkin ayrıntılı bilgiye http://ec.europa.eu/social/main.jsp?catId=1223 sayfasından ulaşılabilir.

Diğer oturumlarda da sıklıkla değinildiği üzere Simon, Avrupa’nın bu alandaki en büyük avantajının işbirliği kültürü olduğuna vurgu yapmıştır. Bu doğrultuda, bu alanda faaliyet gösteren en büyük oluşumların birçoğu, merkezleri Avrupa’da olmasa dahi, Avrupa Komisyonu tarafından yönlendirilen işgücünü geliştirme projelerine destek vermektedir. Yukarıdaki 10 maddelik gündemin üçüncü sırasında da sunulduğu gibi Komisyon, bugün itibarıyla 372 şirketin dâhil olduğu bir Dijital Beceri ve İşler Koalisyonu oluşturmuştur. Bu koalisyonda yer alan şirketler tarafındansa şu ana kadar 102 taahhüt ortaya konmuştur. Ortaya konan taahhütlerden bazı örnekler şu şekildedir:

  • Amazon Web Hizmetleri, 2020 yılı sonuna kadar Fransa’da 25 bin kişiyi bulut yetenekleriyle donatacak şekilde eğitecektir.
  • e-Civis, Romanya’da 100 kız öğrenciyi, 3D tasarım ve baskı alanında yetiştirecektir.
  • Cisco, AB’de eğitim gören 40 bin öğrencinin Endüstri 4.0 alanındaki donanımlarını artıracak yeni dersler oluşturulması için yatırım yapacaktır.

Söz konusu taahhüt sisteminin nasıl kurulup yönetildiğine ve hangi şirketler aracılığıyla hangi ülke ve bölgelere destek sağlandığına ilişkin ayrıntılı bilgiye http://pledgeviewer.eu/ web sayfasından ulaşılabilir.

***

Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirmek - Paydaş Forumunun ikinci günündeki ikinci salondaki çalıştayın genel başlığı ise Platformlar, Pilot Çalışmalar ve Standartlar olmuştur. Üç oturum altında 20’ye yakın sunumun yapıldığı çalıştaydan edinilen notlarla birlikte, Forum sonrasında yapılan değerlendirmeler ve yakın gelecekte alınacak önlemleri içerecek şekilde bu yazının devamı, Anahtar Dergisinin Temmuz 2018 sayısında yayımlanacaktır.