İçindekiler
Dergi Arşivi

Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirmek

 

 Tarihli Paydaş Forumundan İzlenimler - 2

Makalenin Anahtar Dergisi Haziran 2018 tarihli sayısında yayımlanan ilk bölümünde de aktarıldığı üzere, 27-28 Mart 2018 tarihlerinde, Paris’te, Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme Paydaş Forumu ikinci defa toplanmıştır. Son iki yılda Avrupa endüstrisini dijitalleştirme yönünde alınan tedbirleri ve ortaya konan stratejiyle elde edilen kazanımları toplu olarak ele almak için 350 kişiye ev sahipliği yapan foruma T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı; Müsteşar Yardımcısı V. ve Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü Elife ÜNAL Başkanlığındaki, Daire Başkanı Hülya ÖZTOPRAK YILMAZ ve Uzmanlar Emrullah EMEN, Ahmet Emre ÇOBAN ve Özlem ÖZDEMİR’den oluşan heyetle katılım sağlamıştır.

Bu yazının ikinci bölümü, Dijital Yenilik Merkezleri başlıklı çalıştayın üçüncü oturumuna, Platformlar, Pilot Uygulamalar, Standartlar başlıklı çalıştaydaki ilk oturuma ve diğer oturumlara ilişkin izlenimlerle birlikte, foruma ve konuya ilişkin genel bir değerlendirmeyi içermektedir.

Dijital Yenilik Merkezleri - Çalıştay Notları
III. Oturum
Moderatörlüğünü Avrupa Komisyonundan Lorena Riveiro Rodriguez’in yaptığı üçüncü oturum “Dijital Yenilik Merkezleri: Dijital Yetenekleri Yaymak” başlığı altında yapılmıştır.

Oturumdaki ilk konuşmacı, Fransa Devletinin liderliği ve Google, Syntec gibi alanında öncü firmaların desteğiyle 2015 yılında kurulmuş olan Grand Ecole du Numèrique’in Başkanı Samia Ghozlane olmuştur. Misyonu, iş piyasasının dışında kalmış görece vasıflı elemanları dijital yeteneklerle donatma olarak tanımlanmış bu eğitim kurumuna iki yıllık sürede 15 milyon Euro fon aktarılmış; bu kaynakla 419 eğitim programı altında, ortalama 7 ay süreyle 10 bin kişi eğitim görmüştür. Eğitim görenlerin % 64’ü, altı ay içinde, sahip oldukları yeni donanımlar doğrultusunda iş bulmuşlardır.

Ghozlane’ın konuşmasını takiben sırasıyla Arconic temsilcisi Jens Harde, EIT Dijital Başkan Yardımcısı Fabio Pianesi, KickStaret Dijital temsilcisi Maria Rosendahl ve Texas Instruments yöneticisi Lynn Clark söz almış; Avrupa işgücünü eğitme, yeniden vasıflandırma, çalışan piyasasına dâhil etme gibi alanlardaki projelerini aktarmışlardır.

Bu oturumdaki son konuşmacı, Avrupa Komisyonundan Christine Simon olmuştur. Simon’un Eurostat kaynaklı olarak aktardığı veriye göre AB bünyesinde araştırmaya dâhil edilen 93 milyon çalışanın % 37’si temel dijital okuryazarlık yetilerine dahi sahip değildir ve bu durum, özellikle KOBİ’lerin dijital süreçleri benimsemesinin önünde en büyük engellerden biridir. AB’de toplam istihdamın yalnızca % 3,7’si bilgi ve enformasyon alanında çalışmaktadır ve bu alanda 35 binden fazla elemana ihtiyaç duyulmaktadır. Yine işletmelerin % 40’ı, donanımı bu alanda olan eleman istihdam etmekte büyük zorluklar yaşadığını belirtmektedir.

Tüm bu yetersizlikleri asgari düzeye çekmeye yönelik olarak Simon, Avrupa Komisyonunun hedeflerini şu üç maddeyle aktarmıştır:

• Eğitimi (ve diğer tüm beceri edinme olanaklarını) dijital çağa uyumu artıracak şekilde geliştirmek ve yeniden tasarlamak
• Sahip olunan bilgi ve becerilerinin görünürlüğünü, takip edilebilirliğini ve karşılaştırılabilirliğini artırmak
• Yeni beceri ve işlere yönelik toplumdaki bilinci artırmak; bu yöndeki talebi daha görünür kılarak özellikle gençlerin meslek ve kariyer tercihlerini dijital alanlara yönlendirmek
Simon, Avrupa işgücünün dönüşümüne yönelik olarak Yeni Yetenek başlığı altında Avrupa Komisyonu tarafından oluşturulan gündemi ise 10 maddeyle şu şekilde özetlemiştir:

1. Beceri Artırma Patikaları: Yetişkinler için Yeni Fırsatlar
2. Avrupa Yeterlilik Çerçevesi
3. Dijital Beceri ve İşler Koalisyonu (Taahhüt Sistemi)
4. Sektörel Yetenek Birlikleri için Taslak Kurgular
5. Göçmenler için AB Beceri Profili Araç Seti
6. Mesleki Eğitim ve Öğretim
7. Kilit Yeterlilikler
8. Europass
9. Lisansüstü Takip
10. Zihinsel Süreçlerde En İyi Uygulamaların Analizi ve Paylaşılması

Yeni Yetenek Gündemine ilişkin ayrıntılı bilgiye http://ec.europa.eu/social/main.jsp?catId=1223 sayfasından ulaşılabilir.

Diğer oturumlarda da sıklıkla değinildiği üzere Simon, Avrupa’nın bu alandaki en büyük avantajının işbirliği kültürü olduğuna vurgu yapmıştır. Bu doğrultuda, bu alanda faaliyet gösteren en büyük oluşumların birçoğu, merkezleri Avrupa’da olmasa dahi, Avrupa Komisyonu tarafından yönlendirilen işgücünü geliştirme projelerine destek vermektedir. Yukarıdaki 10 maddelik gündemin üçüncü sırasında da sunulduğu gibi Komisyon, bugün itibarıyla 372 şirketin dâhil olduğu bir Dijital Beceri ve İşler Koalisyonu oluşturmuştur. Bu koalisyonda yer alan şirketler tarafındansa şu ana kadar 102 taahhüt ortaya konmuştur. Ortaya konan taahhütlerden bazı örnekler şu şekildedir:

• Amazon Web Hizmetleri, 2020 yılı sonuna kadar Fransa’da 25 bin kişiyi bulut yetenekleriyle donatacak şekilde eğitecektir.
• e-Civis, Romanya’da 100 kız öğrenciyi, 3D tasarım ve baskı alanında yetiştirecektir.
• Cisco, AB’de eğitim gören 40 bin öğrencinin Endüstri 4.0 alanındaki donanımlarını artıracak yeni dersler oluşturulması için yatırım yapacaktır.
Söz konusu taahhüt sisteminin nasıl kurulup yönetildiğine ve hangi şirketler aracılığıyla hangi ülke ve bölgelere destek sağlandığına ilişkin ayrıntılı bilgiye http://pledgeviewer.eu/ web sayfasından ulaşılabilir.

PLATFORMLAR, PİLOT UYGULAMALAR, STANDARTLAR
Makalenin ilk bölümünde de dile getirildiği gibi, Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme genel stratejisinin ikinci ekseni “ Ortaklıklar ve endüstri platformlarıyla liderlik” başlığı altında, kilit önemdeki dijital teknolojilerin gelişmesi ve gelecekteki üretim ekosistemine entegre edilmesi için araştırma ve yenilik faaliyetlerinin kamu-özel işbirlikleriyle yürütülmesi şeklinde tanımlanmıştır. Bu strateji doğrultusunda AB Komisyonu, mali kaynaklarının önemli bir bölümünü bu işbirliklerinin hayata geçmesine ayıracağını taahhüt etmektedir.
Strateji oluşturulurken Komisyon tarafından AB için tanımlanan en kritik zayıflık, özellikle KOBİ’lerin dijitalleşme kapasitelerinin düşüklüğü olmuş, bu bağlamda stratejinin ilk ekseni Dijital Yenilik Merkezleri Ağı şeklinde ortaya konmuştur. Yine Komisyon tarafından AB için tanımlanan en belirleyici güçlü yön ise, AB ülkelerinde gerek kamu-özel gerekse şirketler arasında ortak iş yapma kabiliyetinin yüksekliği olmuştur. Stratejinin ikinci ekseninin bu konuya yönelik olması, söz konusu kabiliyetin kazanıma dönüştürülmesi kaygısının bir ürünüdür.


Şekil 1: Liderlik ve Yönlendirme Çerçevesi

Platformlar, Pilot Uygulamalar, Standartlar - Çalıştay Notları
Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirmek - Paydaş Forumunun ikinci gününde, belirli konular özelinde, üç ayrı salonda eşzamanlı çalıştaylar gerçekleştirilmiştir. İlk salondaki çalıştayların genel başlığı Dijital Yenilik Merkezleri’yken ikinci salondaki çalıştaylar Platformlar, Pilot Uygulamalar, Standartlar başlığı altında yapılmıştır.

Bu çalıştaydaki ilk oturumun moderasyonunu üstlenen Arian Zwegers (Avrupa Komisyonu), açılış konuşmasında Komisyonun Horizon 2020 çerçevesindeki önceliklerini aktarmış, karşı karşıya kalınan en büyük güçlüğün ise, üye ülkelerdeki kamu-özel ortaklıklarının yoğunluk, katkı ve etki düzeylerinin uyumsuzluğu olduğunu dile getirmiştir.

Zwegers’in bıraktığı yerden devam eden bu oturumun ilk konuşmacısı Seán O’Reagain (Avrupa Komisyonu), Aralık 2017’de toplanan Rekabet Konseyinin AB genelindeki kamu-özel ortaklıkları için sunduğu ilkeleri şu şekilde sıralamıştır:

- Ülke değil ‘AB ölçeğindeki katma değer’e odaklanma
- Özellikle fonların kullanılma biçimlerine ilişkin ‘şeffaflık ve açıklık’
- Gerçek zamanlı ve ileriye dönük ‘etki analizleri’
- Tarafların ‘daha uzun vadeli’ taahhütleri
- AB prensipleriyle ‘tutarlılık ve tamamlayıcılık’

Bu ilkelere ek olarak O’Reagain, yalnızca bu alanda değil diğer bütün strateji alanlarında da, fonlara dâhil olmanın yanı sıra, yararlanılan fonlardan zaman içinde nasıl çıkılacağına dair de somut planlar yapılması ve düşük etki sağlanması durumunda birtakım yaptırımlar ortaya konması gerektiği yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur.

euRobotics’i temsilen oturumda söz alan Reinhard Lafenz, Avrupa’da robotik alanında faaliyet gösteren tüm paydaşları bir araya getiren Brüksel merkezli bu platformun, Yapay Zekâ ve Büyük Veri gibi alanlardaki platformlar için de bir rol model olabileceğini belirtmiştir. Platformun başarısının ardında, üreticileri temsil eden Avrupa Robotik Teknoloji Platformu (EUROP) ve EURON akademik ağını bir araya getirebilmek olduğunu dile getiren Lafenz’e göre kamunun üstlenebileceği en büyük görev, akademi ve endüstriyi bir araya getirmektir. Olası birliktelikleri ‘gevşek’ olmaktan çıkarmanın yolu ise, kamu yatırımlarına ilişkin kararlarda bu platformlara daha geniş yetkiler tanınması olacaktır; aksi takdirde, -çok güçlü oluşumları bir araya getirmiş olsa da- bu platformların katkısı istişari olmaktan öteye gitmeyecektir.

Büyük Veri alanında Avrupa bünyesindeki en büyük platform olan Big Data Value Association’ı (BDVA) temsilen çalıştayda yer alan Ana Garcia Robles, Lafenz’in sunduğu argümanlara ek olarak bu platformların öncelikli görevlerinden birinin de araştırma ve yatırım gündemi oluşturmak olduğunu belirtmiş, ayrıca özelleştikleri alanlar doğrultusunda her bir platformun AB’nin rekabet edebilirlik düzeyini sürekli olarak izlemek durumunda olduğunu dile getirmiştir. Bu çerçevedeki sunumunda Robles, Büyük Veri alanında Avrupa’nın öncelikli araştırma ve yatırım alanlarına ilişkin önerilerini şu şekilde sıralamıştır:

1) Veri ve Yapay Zekâ çalışmalarını birleştiren platformlar kurulması;
• Küresel veri dolaşımının hızı karşısında Avrupa bilişsel zenginliğinin muhafaza edilmesi,
• Bu iki alanın senkronizasyonunu sağlayan yapılarla endüstri liderliğinin sağlanması,
• Alandaki şirketlere ve araştırmacılara, inovasyon hızlarını artıracak şekilde yeni özerklikler tanınması,
• Veri ekosistemlerinin tasarlanması,
2) Veri temelli karar alma sistemlerine güvenin sağlanması;
• Çalışanların ve Yapay Zekâ sistemlerinin ortaklaşa gelişimi ve evrimine odaklanılması,
• Hukuki altyapının oluşturulması,
• Veri algoritmalarının işleme biçimlerinin saklı tutulmaması, ilgililere aktarılması,
3) Yeni teknolojilerin gerektireceği dijital altyapının (5G/6G, HPC, Bulut Teknolojileri vb.) şimdiden oluşturulması;
4) Veri ekonomisinin ayrı bir sektör olarak tanımlanması ve kamu yatırımlarından da faydalanarak yapılandırılması;
5) Veri alanında geleceğin olası uzmanlık alanlarının belirlenmesi ve bu alanlarda meslek tanımlarının oluşturulması, müfredatın düzenlenmesi.

Lisbeth Mosnik’in Avusturya Ulaşım, İnovasyon ve Teknoloji Bakanlığının farklı etkinlik alanları arası eşgüdümü ne şekilde sağladığına ilişkin sunumunun ardından Geleceğin Fabrikaları - Araştırma Kurumunu temsilen (EFFRA) Zeljko Pazin söz almıştır. Önceki konuşmacılardan kısmen farklı olarak Pazin, AB düzeyinde katma değere odaklı olmanın -kulağa hoş gelmekle birlikte- üreticilerde somut bir karşılığı olmadığı, bu nedenle özellikle fimalar arası işbirlikleri için ülke, bölge, hatta kent düzeyinde programlar geliştirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu bağlamda, oluşturulan platformların önceliği de, aktörleri bünyesinde toplamaktan ziyade işbirliği ve fonlama modelleri geliştirmek olmalıdır. Bazı platformların üye sayısının o platformlarda geliştirilen proje sayısından fazla olduğuna dikkat çeken Pazin, EFFRA bünyesinde, KOBİ’leri ve Araştırma Kuruluşlarını temsilen 180 kadar üye olduğunu, ancak EFFRA’nın gerçekleştirdiği projelerle, yarıya yakını KOBİ olmak üzere, 3000’den fazla kuruluşa destek sağlandığını dile getirmiştir. Buna ek olarak Pazin, dijital dönüşüm alanında terminolojinin de odağın da çok hızlı değişmesinden hareketle, 2030’a dair bir vizyon belirlemektense, daha kısa vadeli ve somut hedeflerle hareket edilmesi tavsiyesinde bulunmuştur.

Elektronik parça ve sistemler alanında AB’nin en büyük birliği olan ECSEL; Avrupa Komisyonu, üye devlet temsilcileri ve Aeneas, EPoSS gibi sanayi üst kuruluşlarının ortaklığıyla oluşturulmuştur. ECSEL’i temsilen çalıştaya katılan Vert de Colvenaer, kamunun rolüne ilişkin soru işaretlerini yersiz bulduğunu, bu dönüşüm sürecinde kamuya ve bu türden platformlara düşenin yol haritaları oluşturmak, araştırma gündemleri tanımlamak ve fon sağlamak olduğunu belirtmiştir. Bunun için halen en etkili aracın da tematik proje çağrılarına çıkmak olmak olduğunu söyleyen Vert de Colvenaer, birliklerinin öncelik verdiği sektörleri şu şekilde sıralamıştır: akıllı sağlık, ulaşım, enerji, dijital yaşam, güvenlik, veri depolama. Bu sektörlere ilişkin olarak ECSEL 8 defa çağrıya çıkmış ve 51 proje geliştirilmiştir. Burada en dikkat çeken konu, 51 proje etrafında 1600’den fazla firmanın bir araya gelmiş olmasıdır. Bu projeler kapsamında 2,6 milyar Euroluk Ar-Ge harcaması gerçekleşmiştir. Söz konusu meblağın 1,2 milyarı Avrupa Komisyonu ve ülke bütçeleri, kalan 1,4 milyarı ise reel sektör tarafından sağlanmıştır. Buradan hareketle Vert de Colvenaer, doğru oluşturulmuş fonlama mantığıyla sunulacak her 1 Euro’nun sadece Ar-Ge düzeyinde dahi 2 Euro’dan daha fazla geri dönüşü olduğunu vurgulamıştır.

SONUÇ VE GENEL DEĞERLENDİRME
Forum kapsamında gerçekleştirilen panel ve çalıştaylar, doğan tartışmalar, katılımcılara sağlanan matbu ve elektronik yayınlar ve enformel görüşmeler doğrultusunda, Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme gündemiyle yapılan çalışmalara ilişkin özellikle dikkat çeken hususlar şu şekildedir:

2016 yılının son çeyreğinde Avrupa Komisyonu tarafından ortaya konmuş ve ayrıntılarına yazının ilk bölümünde yer verilmiş olan beş eksenli strateji çerçevesi, en temel zayıflığı “KOBİ’lerdeki dijitalleşme kapasitesi” ve en temel güçlü yönü “firmalar ve özel-kamu arası işbirliğine yatkınlık” şeklinde belirlemiş ve bu doğrultuda hazırlanmış olmasıyla genel anlamda olumlu bulunmaktadır. Ne var ki, bu strateji kapsamında, somut ve spesifik sektör ya da ürün tercihlerinin ortaya konmamış olması, forum katılımcıları tarafından sıklıkla eleştirilmiştir.

Hazırlık dokümanları da incelendiğinde, bir buçuk yıldan uzun süredir uygulanmakta olan bu stratejinin oluşturulması sürecinde, AB bünyesindeki farklı gelişmişlik düzeyindeki ülkeleri senkronize etmeye odaklanılmış olduğu görülmektedir. Bu kaygı son derece haklı olmakla birlikte, ABD ve Çin’le rekabet edebilirlik düzeyini artırma hedefinin bir nebze geri planda kalması, sayısal hedefler ortaya konarken de küresel dinamiklerin yeterince göz önünde bulundurulmamış olması, önemli bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, AB’nin topyekûn düzeyde dijitalleşmesine yönelik uzun vadeli yapısal düzenlemelere ek olarak daha kısa vadeli ve sonuç odaklı kararlar alınması ve bu kararlar alınırken ve uygulanırken daha hızlı hareket edilmesi gereklilikleri kendini göstermektedir.

Strateji, dijitalleşme sürecinde Avrupa Komisyonu, ülke yönetimleri ve bölgesel inisiyatiflerin ortak hedefler doğrultusunda finansal kaynak ayırması gerekliliğine dayanmaktadır. Burada Komisyonun öngörü ve önerisi, gelişmişlik düzeyi daha yüksek ülkelerde endüstri önderliği, diğer ülkelerdeyse AB ve yerel inisiyatiflerin önderliği şeklindedir. Bu yaklaşım, AB’nin dijitalleşme maliyetinin ağırlıkla Almanya, Danimarka, İrlanda gibi ülke endüstrileri tarafından karşılanacağı şeklinde bir algı oluşturmuştur. Benzer şekilde, “KOBİ’lerin dijital dönüşüm kapasitelerinin artırılması, büyük ölçekli ve dijitalleşme sürecini eksiksiz izleyen firmaların yaratacağı zenginlikle gerçekleşecektir” gibi bir yargı, forum boyunca satır aralarında kendini göstermiştir. Bu gibi kanıları ortadan kaldırmak üzere, Komisyonun farklı gelişme eksenlerine ilişkin olası kaynak tahsislerini ayrıştırarak sunması olumlu olmakla birlikte, üye devletler arasında ve AB bünyesindeki küresel büyüklükteki şirketler arasında bir hedef birliği olduğunu söylemek mümkün değildir.

Gerek bu konuda bir hedef birliği olmaması gerekse de karar alma süreçlerinin giriftliğinden kaynaklı harekete geçme yavaşlığı, Avrupa endüstrisinin dijital çağa uyum sağlaması açısından en kritik zayıflıklar olarak görülebilecektir. Bu iki konuda somut adımlar atılıp zayıflıklar ortadan kaldırılmadığı sürece, ortaya ekonomik ve toplumsal açıdan olumsuz sonuçlar çıkacağı ve bu sonuçların siyasi anlamda AB’ye doğrudan yansımaları olacağını öngörmek ise karamsarlık olmayacaktır.

Tüm bu olumsuzlukların yanında, özellikle Orta Avrupa coğrafyasında Dijital Yenilik Merkezleriyle KOBİ’lere sağlanan katkı dikkat çekicidir ve söz konusu model, merkezlerin finansman sağlama güçlerinin de artırılması koşuluyla, örnek olarak alınabilecektir.

Buna ek olarak -yukarıda sunulan Grand Ecole du Numèrique örneğinde de olduğu gibi- yeni yetkinlik alanlarının tanımlanması ve işgücünün bu yönde geliştirilmesi bağlamında AB bünyesinde atılan adımlar ve elde edilen kazanımlar incelenmeli, benzer programların oluşturulma imkân ve şartları değerlendirilmelidir.
Forumda sıklıkla değinilen bir diğer konu ise, özellikle araştırma faaliyetlerinin ticari ürüne dönüşmesi, dönüştüğü durumda da tüketiciyle buluşması bağlamında dijitalleşme sürecinin firmalar açısından büyük riskler barındırmasıdır. Bu risklerin Avrupa endüstrisini genel anlamda teknolojiyi oluşturan değil de takip eden bir konuma itmesi tehdidi de farklı oturumlarda dile getirilmiştir. Bu çerçevede, uygulanan stratejide sürecin karakteristik risklerinin paylaşılmasına ve endüstri aktörlerinin ortak hareket etmelerine verilen önem son derece kayda değerdir. Ülke düzeyinde bir dijitalleşme hamlesi içine girilmesi söz konusu olduğunda da, bu risklerin yalnızca kamu güvencesiyle değil de endüstri içi birliklerle, ortak bir biçimde karşılanmasını sağlayacak yapılar oluşturulması gerekliliği açıktır. Yine yukarıda aktarılan euRobotics, BDVA, EFFRA gibi örneklerden hareketle, dijital dönüşümün Büyük Veri gibi, Nesnelerin İnterneti gibi, Bulut Teknolojileri gibi temel alanlarında (i) yol haritaları ve araştırma gündemleri oluşturabilecek; (ii) endüstri ve akademiyi bir araya getirebilecek; (iii) temalar altında çağrılara çıkarak -olabildiğince birden fazla firmanın dâhil olduğu- projelere fon sağlayabilecek ve (iv) kat edilen mesafeyi sürekli olarak izleyip küresel bazda tartabilecek merkezî oluşumlar da, dijitalleşme sürecinin olmazsa olmazlarındandır.

Bütün bunlara ek olarak geleceğin endüstrisinin fiziksel, teknik ve hukuki-idari bir altyapı üzerine inşa edileceği gözden kaçırılmamalıdır. Bu bağlamda, her üç alanda altyapı gereksinimlerinin hızlı bir biçimde giderilmesi, ister AB gibi uluslarüstü bir oluşum isterse de tekil bir firma olsun, dijital dönüşümü hedefleyen her organizmanın başlıca önceliği olmalıdır.