İçindekiler
Dergi Arşivi

Avrupa İmar Ve Kalkınma Bankası 2018-2019 Geçiş Raporu

Şirin Müge KAVUNCU / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (European Bank for Reconstruction and Development -EBRD) tarafından her yıl, bankanın faaliyet gösterdiği ülkelerde piyasa ekonomisine geçiş sürecindeki ilerlemeler ve yaşanılan zorluklar “Geçiş Raporu”nda değerlendirilmektedir. Bu kapsamda hazırlanan 2018-2019 Yılı Geçiş Raporu’nun bu seneki başlığı ‘Work in Transition’ (geçiş sürecindeki iş ve meslekler) olarak belirlenmiştir. Raporda, EBRD bölgesindeki etkin piyasa ekonomisini amaçlayan ülkelerdeki yapısal reformlarla ilgili genel bir bakış sunulmaktadır. Bununla birlikte, dünyanın karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri olan iş modellerindeki son eğilimlerin EBRD bölgeleri üzerindeki sosyal etkisi analiz edilmektedir.

Geçiş raporunda iş gücü piyasasının değişen ihtiyaçlar ve şartlar doğrultusunda nasıl yapılanması gerektiği dört başlık altında incelenmiştir. İlk başlıkta, ulusal ve bölgesel olarak yaşanan demografik değişimler, yaşlı ve genç nüfusun ülkelere göre dağılımı ele alınmıştır. İkinci başlıkta, dijital dönüşüm sürecinde ortaya çıkan değişimler meslekler, beceriler ve otomasyon açısından incelenmiştir. Üçüncü ve dördüncü maddede ise uluslararası göç kapsamında ortaya çıkan coğrafi geçişler, kentlere artan göçlerin etkileri ve mültecilerin işgücüne katılımı değerlendirilmiştir. Bu çerçevede genel bir makroekonomik değerlendirme yapılmış ve EBRD bölgesindeki ülkelerin yapısal performansları ele alınmıştır. Demografik değişimler, teknolojik gelişmeler, göç ve kentleşme arasındaki etkileşimler incelenerek EBRD bölgesindeki ülkeler için ortaya çıkan fırsat ve tehditler ortaya konmuştur.

Hızlı demografik değişimler, uluslararası göç ve dördüncü sanayi devrimi ülkelerin işgücü piyasasında çeşitli etkiler yaratmaktadır. Çalışma hayatı, meslekler ve beceriler bu boyutlar etrafında dönüşüm göstermektedir. Bu raporun çalışma hayatında meydana gelen hızlı dönüşümlerin ortaya çıkardığı fırsat ve tehditler konusunda EBRD bölgesi ekonomileri için bilgilendirici olması, karar alma ve politika yapma süreçlerinde yardımcı olması amaçlanmıştır. Raporda tüm ülkeler için geçerli olabilecek bir çözüm yolunun olmadığı, her ülkenin kendi şartlarına göre stratejiler geliştirmesi gerektiğinin altı çizilmiştir.

Demografik Değişimler

Ülkeler geliştikçe doğum oranları azalmakta, ortalama yaşam süreleri artmakta ve bu durum istihdamın ve birikimlerin artmasına ve beşeri sermayenin gelişimine katkıda bulunmaktadır. Ancak nüfusun yaşlanması ve doğum oranlarının nüfusu yenilemek için yetersiz kalması durumunda demografik değişimler katkı sağlamaktan çok ekonomik dalgalanmalar getirir ve kişi başı milli gelir artışı üzerinde negatif bir etki bırakır.

Türkiye, Azerbaycan, Orta Asya, Güney ve Doğu Akdeniz (Ürdün, Mısır, Fas, Tunus) ülkeleri demografik dönüşüm sürecinin henüz ilk aşamalarını yaşamaktadır. Bu ekonomiler her yıl işgücü piyasasına katılan genç nüfus için iş imkânları yaratmak zorundadır. Bu durumun ortaya çıkardığı zorluklar gelişmekte olan diğer ekonomiler ve dünyada gelişmekte olan pazarlar için de geçerlidir. Genç nüfusa sahip ekonomilerin öncelikleri arasında işçi başına düşen fiziki sermayenin arttıtılması, beşeri sermayenin geliştirilmesi ve kadınların istihdama katılım oranlarının yükseltilmesi yer almaktadır. Ticari ortamın geliştirilmesi ve güçlü makroekonomik politikalar yardımıyla bu ülkeler küresel fonlardan yararlanarak makine, teçhizat ve eğitim alanlarında yatırım yapabilirler.

Avrupa ekonomileri ise yaşlanan nüfusun getirdiği problemler ile mücadele etmektedir. İşgücü piyasasının yaşlanması görece yeni bir olgudur ve bu durum gelişmiş ekonomilerin ortaya koyduğu yüksek gelir düzeyi ve gelişmiş sağlık hizmetlerinin yansımasıdır. Bu yansıma ekonomiler için önemli bir zorluk getirmektedir; zira demografik değişimler artık ekonomik büyüme ve kişi başı milli gelir artışı için olumlu bir katkı sağlamamaktadır. Gelişmiş ekonomiler yaşlanan nüfusun olumsuz ekonomik etkilerini yüksek göç alma oranı, otomasyon artışı ve çalışma hayatının süresinin artırılması ile dengelemeye çalışmaktadır. Önümüzdeki dönemde istihdam olanakları, gelişen pazarlar ve işgücü piyasasının geleceği demografi, göç ve otomasyon arasındaki etkileşimler ve eğitim sisteminin ve sosyal güvenlik ağlarının bu etkileşime verdikleri tepkiler tarafından şekillenecektir.

Avrupa ekonomilerinde yaşlı nüfus grupları arasında istihdama katılım oranı son derece düşüktür. Zorunlu emeklilik yaşının artırılması ve erken emeklilik şartlarının değiştirilmesi için yapılacak yasal düzenlemeler bu grupların istihdama katılımlarını teşvik edebilir. İşverenler için getirilecek vergi değişiklikleri ile yaşlı insanların işe alınma oranları artırılabilir. Bununla birlikte, işgücü verimliliğinin sağlanması ve mesleki becerilerin geliştirlmesi için sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve çalışanlar için iş başı öğrenme ve yaşam boyu öğrenme olanaklarının sağlanması gerekmektedir. Beceri uyumsuzluğunu azaltmak ve aradaki farkı kapatmak için bu eğitim programları son derece önemlidir.

Mesleki Beceriler, İstihdam ve Otomasyon

Son on yılda EBRD bölgesindeki pekçok ekonomide sanayisizleşme ve iş kutuplaşması görülmüştür. Tarım ve imalat sektörlerinin istihdam yaratmadaki payı oldukça azalmış, hizmet ve satış sektöründe çalışan profesyoneller ve diğer elemanlar işgücünün önemli bir kısımını oluşturmaya başlamıştır. Genelde EBRD’nin yatırım yaptığı ülkelerin çoğunda eğitim düzeyinde gelişmeler görülmektedir. Bu gelişmelere rağmen EBRD bölgesi bilgi iletişim teknolojileri becerileri açısından ve eğitim sisteminin nitelikleri açısından gelişmiş OECD ülkelerinin gerisinde kalmaktadır.

Bilgi iletişim teknolojileri becerileri ile ilgili eksikliklerin giderilerek diğer ülkelerle olan farkın kapatılması EBRD bölgesi ekonomileri için, hem teknolojik gelişmelerin getireceği kazanımlardan faydalanmak hem de dijital dönüşümün işgücü piyasasında yarattığı olumsuz etkileri azaltmak açısından faydalı olacaktır. Çevrimiçi eğitim programları ve uzaktan eğitim/öğrenme programlarının mesleki beceriler konusundaki eksikleri gidermede önem taşımaktadır. Bu ekonomiler otomasyon ve sanayide robotların kullanılmasıyla beraber köklü teknolojik değişimler geçirmiştir. Otomasyonun artmasıyla birlikte bu ekonomilerdeki istihdam oranı % 13 azalmıştır. Bu düşüşün etkisi en çok ilköğretim mezunu düşük vasıflı işgücü gruplarında hissedilmiştir. Teknolojik gelişmelere karşı alınacak politika önlemleri sanayinin talepleriyle işgücünün becerileri uyumlandırmanın ötesine geçerek eğitim sisteminde yapılacak reform ve düzenlemelerle dezavantajlı grupların eğitim imkânlarına erişimini de güçlendirmelidir. EBRD’ nin yatırım yaptığı pek çok ülkede beceri uyumsuzluğu ve eksikliği nitelikli yüksek vasıflı işçilerin bu ülkelere göç etmesiyle daha da sorunlu hale gelmiştir.

Türkiye açısından değerlendirildiğinde işgücü piyasasında dijital dönüşüm sürecinde ortaya çıkan temel sorunlar beceri eksikliği, beceri uyumsuzluğu ve bilgi iletişim teknolojileri alanındaki becerilerin yetersizliği olarak ortaya çıkmıştır. İşverenler ve eğitim kurumları arasındaki işbirliği olanaklarının geliştirilmesi, kamu ve özel sektör arasındaki diyaloğun güçlendirilmesi vurgulanmıştır. Ayrıca mesleki eğitim, iş başı öğrenme ve hayat boyu öğrenme kavramlarının işgücü piyasasının değişen şartlara uyum sağlaması açısından son derece önemli olduğu belirtilmiştir.

Uluslararası Göç

Uluslarası göç hem küresel olarak hem de EBRD bölgesinde artış göstermektedir. Bu bölgedeki dış göç oranları 1990 yılından beri artmış ve bugün itibarıyla toplam nüfusun % 10’ u doğduğu veya vatandaşı olduğu ülkeden uzakta yaşamaktadır. Bu bölgedeki pek çok ülke hem göçmenlerin hem de göç rotalarının merkezi haline gelmiştir. Orta ve Doğu Avrupa’da dışarıya göç verme önemli bir sorun teşkil etmektedir. Göç etme niyetinde olan vatandaşlar genelde genç, bekar ve şehirlerde yaşayan erkeklerden oluşmaktadır. Eğitim seviyeleri geldikleri ülke ortalamasının üzerindedir. Bu vatandaşların çoğu ülkelerindeki iş imkânlarından ve sağlık, eğitim, barınma, ulaşım ve temiz içme suyu gibi temel kamu hizmetlerinden memnun değildir. Ülkedeki mevcut eğitim sistemi ile ilgili tatmin düzeyi düşük ise iyi eğitimli ve vasıflı işgücü göç etme kararı almaktadır.

Bu bulgular ışığında, iş ve yatırım ortamının ve kamu hizmetlerinin kalitesinin iyileştirilmesi insanların yurtdışına göç etme arzularını azaltabilir. Bununla birlikte yerel iş imkanlarının iyileştirilmesi (ücret, çalışma koşulları) de insanları göç etme fikrinden vazgeçirmek için oldukça etkilidir. Analizlere göre vasıflı işçilerin göç etmesi sonucunda ülkedeki firmaların toplam faktör verimliliğinde azalma olmuştur. Ancak göç eden işçiler ülkelerine bilgi transferini sağlayarak bu ülkelerdeki teknolojik gelişmelerin ve inovasyonun hızlanmasına yardımcı olmuşlardır. Göç etme maliyetlerini azaltmak ve bu durumla ilgili faydaları arttırmak için hükümetlerin firmalarla birlikte yerel işgücü piyasasında ihtiyaç duyulan becerilere yönelik eğitim programları hazırlaması oldukça teşvik edici olabilir. Bununla birlikte, yüksek vasıflı göçmen işçilerin ülkeye dönmeleri için teşvik edici politikaların hazırlanması kısa vadede işgücü piyasasındaki daralmayı gidermede yardımcı olabilir.


EBRD bölgesindeki pek çok ülke mülteciler ve göç etmek zorunda olan insanlar için ev sahibi veya transit ülke konumundadır ve göçmenlerin büyük bir bölümü iltica etmek istemektedir. EBRD bölgesinden dışarıya göç eden diğer insanlar gibi bu grup da genç, bekar ve ülkelerine göre iyi eğitimli erkeklerden oluşmaktadır. Mültecilerin bir kısmı Suriye’de olduğu gibi çatışma ve savaştan kaçmak için ülkelerinden ayrılırken, Cezayir, Mısır, Fas ve Pakistan gibi ülkelerden gelen mülteciler daha iyi ekonomik imkânlara sahip olabilmek için ülkelerini geride bırakmaktadır.

Yaşlanan Avrupa ekonomileri yerel ekonomilerinin ihtiyaç duyduğu işgücü eksikliğini gidermek için bu ülkelerden gelen göçmenlere kendi işgücü piyasalarının ihtiyaçları doğrultusunda yasal çalışma imkânları sunabilirler. Bu insiyatifler Avrupa’nın karşı karşıya olduğu düzensiz göçle başetmek için bir strateji olarak kullanılabilir. Mültecilerin ve göçmenlerin işgücü piyasasına entegrasyonunu düzenleyen politikalar bu grupların becerileri ve ihtiyaçları doğrultusunda belirlenmeli ve hazırlanmalıdır. Suriye’den gelen mülteciler için iltica başvuru sürecinde beklerken ilk olarak dil eğitimi veya temel eğitim programlarına alınmaları faydalı olacaktır. Göçmenlerin ve mültecilerin istihdam piyasasına katılımlarını hızlandırmak, onların ülkeye olan uyumlarını ve entegrasyonlarını kolaylaştıracaktır.

Coğrafi Geçişler

Son 25 yıl içerisinde EBRD bölgesi nüfus yoğunlaşması ve ekonomik faaliyetlerin coğrafi dağılımı açısından dramatik değişimler geçirmiştir. Orta Asya, Güney ve Doğu Akdeniz Bölgesi ve Türkiye’de istikrarlı nüfus artışları görülürken; orta, doğu ve güneydoğu Avrupa ile Kafkaslar’daki pek çok ülkede nüfus azalmaktadır.

EBRD bölgesinde 1 kilometrekareye düşen nüfus oranı ile ilgili kapsamlı verilere göre nüfus hareketliliğinin büyük şehirlere doğru ilerlediği, kırsal bölgeler ve küçük şehirlerde ise nüfus yoğunluğunun azaldığı görülmektedir. 2000 yılından itibaren EBRD bölgesindeki ülkelerin yarısında nüfusun % 50’sinden fazlası nüfus yoğunluğunun azaldığı bölgelerde yaşamaktadır. Türkiye’de hızlı nüfus artışı büyük şehirler ve çevresinde yoğunlaşırken, daha uzak kırsal alanlardaki bölgelerde yaygın olarak nüfus azalmaktadır.

Nüfus yoğunluğunun fazla olduğu bölgelerde kişi başına düşen milli gelir düzeyi hem EBRD bölgesinde hem de küresel olarak daha yüksek seyretmektedir, Nüfus yoğunluğunun artması sıkışıklık, gürültü ve çevre kirliğine sebep olmaktadır. Toplu ulaşım, su, elektrik ve altyapı hizmetlerine yatırımların artması sayesinde nüfus yoğunluğunun baskısı azalır, ve kümelenme etkisinin şehirlere kattığı ekonomik faydalar artar. Bu arada nüfus yoğunluğunun azaldığı bölgelerdeki dağılma etkisinin yarattığı düşük verimlilik ve nüfusun kendine yeten yapısının bozulması sebebiyle bu alanlarda verimliliği artıracak politikaların (örn tarımda sulama faaliyetlerinin geliştirilmesi, yer değiştirme gibi )hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Makroekonomik Değerlendirme

Birbirini izleyen yıllardaki zayıf ekonomik performanstan sonra, EBRD bölgesindeki büyüme oranı 2017 itibarıyla ortalama % 3.8 olmuş ve yılın ikinci yarısından itibaren iyileşme göstermiştir. Bu büyüme büyük oranda yatırım faaliyetlerinin gelişmesine ve ihracatın artmasına bağlıdır. Uzun vadede bölgenin büyüme gidişatı büyük oranda ülkelerin nüfus yapısı ve demografik özellikleri tarafından şekillenecektir. Ülkelerin ekonomik performansları analiz edilirken gayri safi yurtiçi hâsıla, kişi başı milli gelir ve emek verimliliği kavramları sıklıkla birbirlerinin yerine geçecek şekilde kullanılmıştır. Ülkelerarasında kişi başına düşen milli gelir ve emek verimliliği açısından ortaya çıkan farklar ülkelerin kendilerine özgü yapılarından, nüfus artış hızı ve işgücü büyüme oranından kaynaklanmaktadır. EBRD bölgesinde benzer büyüme oranları olsa da bu oranlar hem kişi başı milli gelir artışı hem de işçi başına düşen çıktı açısından değişimler göstermektedir. Önümüzdeki dönemde EBRD bölgesinde hem nüfus artışının hem de işgücü büyüme oranının azalması beklenmektedir. Bu durum, emek verimliliği artışı ile desteklenmediği zaman bölge ülkelerinde kişi başına düşen milli gelirin azalmasına yol açacaktır. Çalışma hayatının dönüşümü, iş ve mesleklerin değişimi politika yapıcılar ve ülkeler için pek çok zorluk ortaya çıkarsa da durum ümitsiz değildir. Ortalama yaşam süresinin uzaması, teknolojik değişimler ve coğrafi hareketlilikler sayesinde işgücü daha verimli olabileceği yerlere göç edebilir ve ekonomik faydalar sağlanabilir. Bu faydaların toplumda adil dağılımını ve paylaşımını gerçekleştirmek oldukça önem arzetmektedir.