İçindekiler
Dergi Arşivi

Bilge Tüketicilerle Sürdürülebilir Bir Gelecek

“Bilge bir insan, adil bir şekilde kazanabileceğinden, gösterişsiz bir şekilde kullanabileceğinden, neşeyle dağıtabileceğinden ve huzurla geride bırakabileceğinden, daha fazlasını arzulamayacaktır.” Benjamin Franklin

Yrd. Doç. Dr. İnci DURSUN / Yalova Üniversitesi, İİBF, İşletme Bölümü Öğretim Üyesi

 

Günümüzde tüketim, insanların hayatlarını sürdürebilmeleri, istek ve ihtiyaçlarını giderebilmeleri için ürün veya hizmetleri satın almaları ve kullanmalarından çok daha fazlasını temsil etmektedir. Sahip olmanın ve tüketimin hazcı, sembolik, ideolojik, ritüelistik, deneyimsel yönleri ön plana çıkmaktadır. Giderek tüm dünyaya yayılmakta olan tüketim kültürüyle ürünler, markalar ve mağazalar insanların kimlik tanımlarının, mutluluk, statü, güç, haz, doyum, başarı elde etmelerinin temel araçları olarak görev yapmaktadır. Felsefi açıdan bu durum var oluş anlayışındaki değişimi temsil etmektedir. Tüketim kültürü ile insanlar kendileri kadar başkalarını da düşündükleri, aktif, fayda üretme odaklı ve canlı bir “var oluş” anlayışından; sahip olma temelli, egoisttik, pasif, kullanma ve tüketme odaklı, cansız bir “var oluş” şekline geçmekte, bu yeni var oluş şekli kişiyi amaçsız bir arayışa, tatminsizliğe, hayal kırıklığına ve can sıkıntısına sürüklemektedir (Gunderson, 2016). Bilimsel çalışmalar da tüketimdeki artışın insanlarda atalet, mutsuzlaşma, kendine güvensizlik, endişe gibi olumsuz duygulara sebep olduğunu göstermektedir (Sheth vd., 2011). Bunun yanında, aşırı tüketim sosyal hayatı da olumsuz etkilemektedir. Özellikle orta sınıf aileler için borçlanmayı artırmakta, fazla para kazanma baskısı yaratarak daha uzun çalışma saatlerine sebep olmakta, böylece boş vakitlerin azalarak iş-özel hayat dengesinin bozulmasına, ekonomik güvencenin de zayıflamasına neden olmaktadır (Brown ve Vergragt, 2015). Esasen tüketim, sadece ekonomik ve sosyal bir faaliyet olmakla kalmayıp, insan-çevre etkileşimini de içermektedir (Stern,1997). Bu sebeple belirli bir seviyeyi aşan ve yanlış tercihlerle şekillenen tüketim; hava, su ve toprağın tehlikeli düzeyde kirlenmesi, ekolojik yaşam dengelerinin bozulması, yenilenemeyen kaynakların tahrip edilmesi veya tamamen tüketilmesi gibi çevre sorunlarını da beraberinde getirmektedir (Dursun ve Gündüz, 2016).

Çevreye zararlı satın alım ve tüketim faaliyetlerinin büyük bir bölümü kurumsal alıcılar tarafından yapılmakta ise de, sayıları itibarıyla kurumsal alıcılar kadar önemli etkileri olan bireysel tüketiciler, sürdürülebilir bir gelecek yolunda geliştirilen politikalar için önemli bir hedef kitledir. Bu sebeple birçok hükümet, sivil toplum kuruluşu, uluslararası örgüt ve işletme tüketimci davranışın sebeplerinin ve dinamiklerinin neler olduğu, zararlı sonuçlar doğuran tüketim davranışlarının nasıl değiştirilebileceği, sorumlu tüketim eğilimlerinin nasıl artırılacağı sorularına cevap arayan uzun soluklu araştırmaları desteklemektedir. Böylece insanların fiziksel, zihinsel ve sosyal sağlığı için tehdit oluşturan çevre sorunlarını azaltarak hem şimdiki nesilleri korumak hem de gelecek nesillere ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir dünya bırakmak hedeflenmektedir. Ülkemizde de kamu kurum ve kuruluşları ile çeşitli STK’lar çevreyi koruma noktasında bireysel tüketicileri bilgilendirmeye yönelik çalışmalar sürdürmektedir. Bilgilendirme temelli geleneksel kampanyalar farkındalık yaratmada ve tutum değiştirmede etkili olurken tüketicileri istenen davranışa yönlendirmede zayıf kalmaktadır (McKenzie-Mohr,2000). Bunun muhtemel sebebi tüketim alışkanlıklarının sorumlu hale gelebilmesi için bilgili tüketicilere değil “bilge tüketicilere” ihtiyaç duyulmasıdır.

Bilge Tüketici Kimdir?
Neredeyse antik çağlardan beri ilgilenilen bilgelik kavramına dair, üzerinde uzlaşmaya varılmış net bir tanımlama yoktur. Türk Dil Kurumu bilge kişiyi “bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek (kimse)” olarak tanıtmaktadır. Uluslararası literatürde bilgelik, zorlu problemlerle karşılaşıldığında kişinin kendi ve dünya hayatına dair sahip olduğu bilgi ve sezgileriyle mantıklı yargılara varabilmesi, kendi ve başkalarının çıkarları arasında dengeyi yakalayabilmesi, rehberlik edebilmesi gibi yetenekler; ahlaki prensiplere bağlılık, empati gücü, kararlılık, dinginlik ve olumlu ruh hali gibi özellikler etrafında tarif edilmekte, bilgi ve karakterin birlikte gelişiminde ulaşılabilecek en son nokta olarak gösterilmektedir (Staudinger, 2008).

Bilgeliğin temellinde, zekâ, analitik düşünme, gözlemleme, derinlemesine inceleme, deneyimleme ve böylece öğrenme; doğrunun, gerçeğin ne olduğunu, kendisinin ve bilgisinin sınırlarının ne olduğunu anlama; yeni fikirler üretmek için yaratıcı düşünme; bildiklerini kendini ve diğer insanları anlamada, hayatı anlamlandırmada ve problemlerin çözümünde en doğru şekilde kullanma gibi bilişsel yetenekler yatmaktadır (Bluck ve Glück, 2005). Ancak bilgeliği bir erdem yapan bilginin kendisi değildir. Kişinin bilgeliğe ulaşabilmesi için sahip olduğu zekâyı, bilgiyi etik kurallara; insan hayatına saygı, dürüstlük, doğruluk, adil olmak gibi evrensel ahlaki değerlere ve normlara sıkı sıkıya bağlı bir şekilde, yalnızca kendisinin değil aynı zamanda çevresindeki diğer insanlar ve toplumun genelinin kısa ve uzun vadede iyiliği için kullanabilmesi gereklidir (Sternberg, 2013).

Bu kapsamda bilgelik özelliklerinin çevresel ve toplumsal sorunlarla ilişkili olan tüketim davranışlarına da yansıyacağı açıktır. Çünkü bireysel tüketim miktarı ve şekli yalnızca tüketicinin kendisini değil, yakın ve uzaktaki başka insanları ve doğayı da etkilemektedir. Bilgelik; üretim, tüketim, çevre kavramlarıyla öyle yakın ilişkili görülmüştür ki kurumsal ve toplumsal bilgelikten bahseden bazı yazarlar, kurumsal seviyedeki bilgeliği sosyal sorumluluk, toplum seviyesindeki bilgeliği sürdürülebilir kalkınma ile eşleştirmiştir (Goede, 2010). Bireysel seviyedeki bilgelik de sorumlu tüketim ile yakından ilişkilidir. Burada bahsi geçen sorumlu tüketim, çevreye, topluma, kişinin kendine ve diğer canlılara olumlu etkisi olan veya daha az olumsuz etkisi olan tüketim davranışı anlamına gelmekte (Ulusoy, 2016), tüketim süreci boyunca farklı şekillerde ortaya çıkan birçok sorumlu davranışı kapsamaktadır. Örneğin, doğaya zarar vermeyen yeşil ürünlerin tercih edilmesi, enerji tasarrufu, geri dönüşüm çabaları sorumlu tüketim davranışlarıdır. Bilge tüketiciler, dünyaya, hayata, insana, sosyal ilişkilere dair bilgilerini; sahip oldukları değerleri, ahlaki normlarını, zihinsel ve ruhsal olgunluklarını tüketim alışkanlıklarına yansıtarak düzenli ve sürekli olarak sorumlu tüketim davranışları sergileyebilen tüketicilerdir.

Bilgeliğin temelinde olduğu gibi tüketim bilgeliğinin temelinde de bilgi yatmaktadır. Buna göre bir tüketicinin, gelecekte yaşayacak insanlara yaşanabilir bir çevre bırakma amacına destek olabilmesi için en az üç alanda bilgi sahibi olması gerekmektedir (Kaiser ve Fuhrer, 2003; Frick vd., 2004). İlk olarak, tüketicilerin doğal çevre ve büyük ekosistemdeki ilişkilere, olgulara ve kavramlara dair genel bir bilgiye sahip olması gerekir. Örneğin tüketiciler, karbondioksit (CO2) salınımı ile küresel ısınma arasındaki ilişkiyi bilmelidir. Tüketicilerin aynı zamanda, hangi davranışlarının çevre problemleri ile doğrudan veya dolaylı ilişkili olduğunu bilmesi gereklidir. Yani küresel ısınmaya sebep olan CO2 salınımını azaltmak için kişisel otomobilin daha az kullanılmasının, elektrik tasarrufunun faydalı olacağı bilinmelidir. Tüketicilerin çevre sorunlarının çözümüne katkı sağlayacak bütün fedakârlıkları aynı anda yapmaları mümkün olmadığından bazı sorumlu tüketim davranışlarına nispeten daha fazla önem vermeleri beklenir. Bireysel sınırlılıklarının farkında olan bilge tüketicilerden aynı amaca hizmet eden sorumlu davranışlardan hangisinin çözüme daha fazla katkı sağlayacağını bilmeleri; efor, zaman ve maddi olanaklarını katkı potansiyeli yüksek davranışlara yönlendirmeleri, böylece ellerindeki bilgiden en etkin şekilde faydalanmaları beklenir. Ancak tüketicilerin sahip oldukları bilginin onları davranışa götürmeye yeterli olmayacağı belirtilmelidir. Öyle ki, otomobil kullanımını azaltmanın CO2 salınımını önemli derecede düşüreceğini bilmesi, kişinin bilinçli olarak bu davranışı sergilemesinin ön şartı ise de yeter şartı değildir (Frick vd., 2004).

Stenberg’in Bilgeliğin Denge Teorisi’nde ileri sürüldüğü gibi bilge tüketicilerin, değerleri ve normları rehberliğinde ellerindeki bilgiyi toplum genelinin (bütünün) uzun vadeli iyiliği için kullanabilmeleri gerekmektedir. Hâlihazırda, önemli yaşam hedefleri veya kişinin yaşamına rehberlik eden, standartlar olarak tanımlanan değerlerin (Rokeach 1973) sorumlu tüketim davranışlarıyla ilişkisi birçok araştırmada ortaya çıkmıştır. Buna göre yalnızca bireysel kazanımları ön plana çıkaran güç, başarı, hazcılık, materyalizm gibi değerler; zaman, para, kalite, konfor kaybını beraberinde getirmesi muhtemel birçok sorumlu tüketim davranışını zayıflatmaktadır. Toplumun yararını kendi yararı kadar gözetmeyi temsil eden toplumsalcılık, evrenselcilik gibi özgecil değerler ise tüketim sırasında ortak kullanım alanı olan çevrenin ve diğer canlıların korunmasına özen gösterme olasılığını artırmaktadır (Thogersen ve Ölander, 2002). Çünkü çevresindeki canlılara nispeten daha fazla değer veren tüketiciler, çevre koşullarının bu canlılar üzerindeki etkisi hakkında çok daha fazla endişelenmekte (Stern ve Dietz 1994), sorunların çözümünde etkili olabileceklerine dair daha güçlü bir inanç beslemekte (Vermeir ve Verbeke 2005) ve tüketim sürecinde sorumlu davranmaya dair daha kuvvetli ahlaki normlara sahip olmaktadır (Steg vd., 2005). Özgecil değerler sayesinde tüketicilerin sahip olduğu bilgiyi hem kendi hem de toplumun faydasına olacak şekilde kullanması mümkün olmaktadır.

Bununla birlikte, destekleyici değerlere rağmen tüketiciler, doğanın ve diğer insanların zarar görmesiyle sonuçlanan davranışlar sergileyebilmektedir. Burada sorumlu tüketimi engelleyen, daha doğru ifadeyle sorumsuz tüketim davranışlarını kabul edilebilir kılan bazı zihinsel mekanizmalar devreye girmektedir (McGregor, 2008, d’Astous ve Legendre, 2009). Ekonomik rasyonelleştirme bu mekanizmalardan biridir ve tüketicinin bireysel ekonomik faydasını koruma motivasyonuyla kendisine somut fayda sağlamayan sorumlu davranışlardan kaçınması ile sonuçlanmaktadır. Bilgelik, özünde toplumun genelinin uzun vadeli iyiliği yolunda kişinin kendi çıkarları ile başka insanların çıkarları arasında denge kurabilme, uzun vadeli düşünebilme yetisini barındırdığından bilge kişilerde bu mekanizma etkili olmayacaktır. Mekanizmaların diğer bir kısmı çevre sorunlarının varlığının veya mevcut sorunların yakın gelecek için taşıdığı risklerin, tüketicinin kendisinin ve etrafındakilerin tehdit altında olduğunun inkâr edilmesidir. Ancak bilge tüketicilerin bu inkâr mekanizmasını kullanması beklenmez. Çünkü bilge tüketiciler dünya yaşamının insan hayatını tehdit eden sorunlarla dolu olduğunu kabul ederler, doğanın ve çevrenin durumu hakkında bilgi edinme yönünde gözlem, araştırma, inceleme yapıp edindikleri bilgiyi objektif ve derinlemesine incelme ve mantıklı çıkarımlarda bulunma özelliğine sahiptirler. Başka bir mekanizma ise çevresel ve toplumsal sorunların müdahale edilemeyecek kadar büyük olduğuna yönelik algı oluşturmakta, kişinin bu sorunlar karşısında kişinin kendisini çaresiz ve etkisiz hissetmesine sebep olarak sorumlu tüketimi engellemektedir. Oysa bilge tüketicilerin yalnızca çevre sorunları hakkında değil, bu sorunların bireysel davranışları ile ilişkisine, her davranışın problemlerin çözümündeki olası etkilerine dair de bilgisi olacağından bu mekanizma etkisizleşmektedir. Diğer bir mekanizma ise sorumluluğun reddidir. Buna göre tüketiciler gelecek nesillerin, teknolojinin veya devlet kurumlarının sorunun çözümünde etkili olması gerektiğini düşünerek sorumlu tüketim çabasına girmekten kurtulmaktadır. Oysa bilge kişiler bir sorunun birden çok kaynağının ve birden çok çözüm yönteminin olduğunu bilmektedir. Toplumun geneline iyi bir yaşam sağlamaya, problemleri çözmeye yönelik araç ve yöntemlerin neler olduğuna dair bilgi ve sezgilerini sıkı ahlaki normları rehberliğinde kullanarak üstlerine düşeni yapmayı hazırdırlar.

Sonuç olarak kendi istek, arzu ve ihtiyaçlarını tatmin için diğer insanlara, gelecek nesillere, henüz doğmamış birçok insana, doğaya ve diğer canlılara zarar verecek davranış ve tercihlerde bulunmaktan kaçınmak için gerekli zihinsel ve duygusal olgunluğa sahip bilge tüketicilerin özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

• Doğal çevre ve ekosistemdeki olaylara dair bilgi sahibidirler,
• Üretim süreçlerinin, tüketim miktarının, tüketim tercihlerinin, bireyin kendisi, toplum geneli ve doğa üzerinde yarattığı sorunların farkındadırlar,
• Bu sorunların getirdiği, şimdi yaşamakta olan ve gelecekte yaşayacak olan insanları etkileyecek risklerin boyutunu doğru değerlendirirler,
• Sorunların oluşumda hangi aktörlerin etkili olduğunu bilirler,
• Sorunların önlenebilir olduğuna ve bunun için müdahale gerektiğine inanırlar,
• Sorunların oluşumunda birey olarak kendi tüketim miktar ve şeklinin etkili olduğunu kabul ederler,
• Sorunların çözümünde hangi aktörlere ne tür roller düştüğüne dair objektif değerlendirme yaparlar,
• Bahsi geçen sorunların çözümünde bireysel sorumluluğu kabul ederler,
• Bireysel çabaların sorunların çözümünde etkili olacağına inanırlar,
• Hangi yöntemin hangi problemin çözümünde ne derece etkili olacağına dair bilgi sahibidirler,
• Sahip oldukları bilgiler ışığında sorumlu tüketim alışkanlıkları sergilemenin ahlaki bir sorunluluk olduğuna inanırlar,
• Ve tüketim sürecinin mümkün olan her aşamasında sorumlu tüketim davranışlarını sergilerler.
Bilge tüketicilerin sergilemesi muhtemel sorumlu tüketim davranışları ise şunlardır:
• Bakım ve tamir yoluyla mevcut ürünlerden en etkili şekilde faydalanmak, imkân olan her durumda ürünleri başkalarıyla ortak kullanmaya özen göstermek, kamu hizmetlerinden, kiralama hizmetlerinden faydalanmak, kısa süreli kullanılacak ürünleri ödünç alman ve bu yolla satın alınan yeni ürün miktarının azaltmak,
• Yeni ürünün alınmasının kaçınılmaz olduğu durumlarda, enerji ve doğal kaynakların tasarruflu kullanılmasıyla üretilen, üretim sürecinde toksin madde kullanımının, kirliliğin ve atık miktarının azaltıldığı veya tamamen sıfırlandığı, geri dönüştürülebilir ambalajlarda bulunan yeşil ürünleri/markaları tercih etmek,
• Üretim süreçlerinde doğaya ve canlılara zarar vermemeye özen gösteren, çocuk ya da kaçak işgücünden yararlanmayan, çalışanlarına uygun çalışma koşulları ve sosyal haklar sağlayan, vergi ödeme yükümlülüğünü istisnasız yerine getiren, yolsuzluklara karışmayan sorumlu firmalara ait markaları tercih etmek,
• Sınırlı doğal kaynakların ve enerji kaynaklarının tüketimini azaltmak için enerji ve su tasarrufu sağlamaya yönelik önlemler almak,
• Toprak ve su kirliliğini, ham madde kullanımını azaltmak için cam, plastik, kâğıt gibi ürünlerin geri dönüştürülmesi için gayret sarf etmek, kullanılmayan dayanıklı tüketim ürünlerini hurdaya çıkarmak yerine başka kullanıcılara satmak, takas yapmak veya ihtiyacı olanlara bağışlamak.

Bilge tüketiciler, bu sorumlu tüketim davranışları sayesinde, kendileri için daha sağlıklı, daha uzun, daha mutlu bir yaşam sürerken diğer taraftan da toplumdaki bireyler arasında daha sağlıklı ilişkilerin kurulmasını, kamu ürün ve hizmetlerine olan desteğin sürmesini, çevreyi mümkün olduğunca koruyarak doğanın insanlara sunduğu nimetlerin devam etmesini (Sheth vd. 2011) ve böylece sürdürülebilir bir geleceğe ulaşmayı mümkün kılacaktır. Bilgelik yolundaki ilk adım tüketicilerin kendilerini, mevcut tüketim tercih ve alışkanlıklarının ne kadar sorumlu olduğu yönünde sorgulamalarıyla atılacaktır.

Kaynakça
• Gunderson, R. 2016. "The Will to Consume: Schopenhauer and Consumer Society." Critical Horizons 17(3-4):376-389.
• Bluck, S. ve Glück, J. 2005. “From the Inside Out”( Ed) R. J. Sternberg ve J. Jordan, A Handbook of Wisdom, New York: Cambridge University Press, 84-109.
• Brown, H. S. ve Vergragt, P. J. 2016. “From Consumerism to Wellbeing: Toward a Cultural Transition?”, Journal of Cleaner Production, 132 (20), 308-317.
• d’Astous, A., Legendre, A. 2009. “Understanding Consumers’ Ethical Justifications: A Scale for Appraising Consumers’ Reasons for not Behaving Ethically”, Journal of Business Ethics, 87 (2): 255-268.
• Dursun, İ. ve Gündüz, S. 2016. “ Türkiye’de Sorumlu Tüketim Davranışı Üzerine Araştırmalar: Ulusal Makaleler ve Lisansüstü Tezler Üzerine Bir Derleme” Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 20(4): 1365-1391
• Frick, J. , Kaiser, F. G. ve Wilson, M. 2004. “Environmental Knowledge and Conservation Behavior: Exploring Prevalence and Structure in a Representative Sample” Personality and Individual Differences, 37: 1597-1613
• Goede, M. 2010. “The Wise Society: Beyond the Knowledge Economy” Foresight, 13(1):36-45
• Gunderson, R.. 2016. "The Will to Consume: Schopenhauer and Consumer Society." Critical Horizons 17(3-4):376-389.
• Kaiser, F. G. ve Fuhrer, U. 2003. “Ecological Behavior's Dependency on Different Forms of Knowledge” Applied Psychology: An İnternational Review, 52(4):598-613.
• McKenzie-Mohr, D. 2000. “Fostering Sustainable Behavior through Community-based Social Marketing”, American Psychologist, 55 (5): 531-537.
• McGregor, S. L. 2008. “Conceptualizing Immoral and Unethical Consumption Using Neutralization Theory”, Family and Consumer Sciences Research Journal, 36 (3): 261-276
• Rokeach, M. 1973. The Nature of Human Values, New York, The Free Press,
• Sheth, J. N., N. K. Sethia ve S. Srinivas (2011) “Mindful Consumption: a Customer-Centric Approach to Sustainability” Journal Of The Academy Of Marketing Science, 39: 21–39
• Staudinger, U. M. 2008.” A Psychology of Wisdom: History and Recent Developments”, Research in Human Development, 5(2):107-120.
• Steg, L., Dreijerink, L.,ve Abrahamse, W. 2005. “Factors Influencing the Acceptability of Energy Policies: A Test Of VBN Theory”. Journal of Environmental Psychology, 25(4): 415-425.
• Stern, P. C. ve Dietz, T. 1994. “The Value Basis of Environmental of Concern”. Journal of Environmental Psychology, 21, 327-339.
• Sternberg, R. J. 2013. “Personal Wisdom in Balance”(Ed)M. Ferrari, N. M. Weststrate , The Scientific Study Of Personal Wisdom, Springer: 53-74.
• Thøgersen, J.ve Olander, F. 2002. “Human Values and the Emergence of a Sustainable Consumption Pattern: A Panel Study “. Journal of Economic Psychology, 23(5): 605–630.
• Ulusoy, E. 2016. "Experiential Responsible Consumption", Journal of Business Research, 69 (1): 284-297.
• Vermeir, I. ve Verbeke, W. 2008. “Sustainable Food Consumption among Young Adults in Belgium: Theory of Planned Behaviour and the Role Of Confidence and Values” Ecological Economics, 64:542-553.