İçindekiler
Dergi Arşivi

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Alanında Güncel Gelişmeler

 

Kanser Hastası Çocuklar İçin Geliştirilen Robot: Casper

Küçük Casper kanser sebebiyle hastanede yatan çocuklara arkadaş olması için tasarlandı.

Kanser hastası çocuklar içlerine kapanıp kendini teknolojik oyuncaklara vermesi oldukça endişe verici görülmekte. Bu çocuklar giderek yalnızlaşarak kendini insanlardan soyutluyor. Ancak bu şekilde hareket eden bir robotla oynaması hem çocuğun hareket etmesini ve hem de sosyal grupların içine girmesini kolaylaştırmaktadır.

Casper, bir Avrupa araştırma projesinde görevli bilim insanları tarafından geliştirildi. Amaç, robotların eğitim ve eğlence aktivitelerinde kullanılarak çocuk hastaların sosyalleşmesini sağlamak. Bilim insanlarına göre bu işin birçok zorluğu bulunuyor. Robotların yürüyüş hızının artırılması gerekmekte. Ayrıca 100 çocukla nasıl bir robot istediklerinin araştırılması için yapılan görüşmelerde çocuklar daha sevimli ve daha hızlı hareket edebilen robotlar istediklerini belirtmişlerdir.

Diğer zorluk da robotun sahip olduğu donanımlarla ilgili mühendislik fikirlerinin geliştirilmesi… Casper’ın etrafıyla etkileşimde olması gerekiyor. Birçok aygıt robotun içerisine takılıyor. Ayrıca robotun sosyal kabiliyeti gelişmiş olmalı. Kısaca sosyal bir ortam içerisinde çevresindeki nesneler ve canlılarla iletişim ve etkileşim halinde hareket edebilmeli.

Robot sistemlerinin bir kısmı Lizbon Üniversitesi’nin laboratuvarında geliştiriliyor. Gelişmiş teknoloji, psikoloji gibi sosyal bilimlerle ilgili konularla harmanlanarak Casper’ın algı kapasitesi artırılmaya çalışılıyor. Son olarak insanla robot arasındaki iletişimin uygun bir şekilde artırılmasına çalışılıyor.

‘‘Genç hastalardan nasıl bir tepki almaya çalışıyorsunuz?’‘ sorusuna cevap veren bir araştırma görevlisi: ‘‘Onların davranışlarını iyileştirmeyi amaçlıyoruz. Doktorlar mutlu çocukların tedaviden sonraki alışma sürecini daha hızlı atlattıklarını belirtiyor. Biz de Casper’ın çocuklarla oynayarak onlara yardım etmesini amaçladık. Biz çocukların robotlarla tıpkı bir arkadaş ya da evcil bir hayvanla arasındaki ilişkiyi kurmalarını istiyoruz” diye belirtmiştir.

Araştırmacılar Casper’ın yaklaşık üç senede Avrupa’daki hastanelerde çocukların gerçek bir arkadaşı olmasını ve çocuklarla gerçek bir etkileşim içine girmesini amaçlıyor
(http://tr.euronews.com/2016/03/28/kanser-hastasi-cocuklar-icin-gelistirilen-robot-casper/).

2020'de 17 Milyon Elektrikli ve Hibrit Araç Yollarda



Juniper Research araştırma şirketinin raporunda, elektrikli araç ve benzin motorunun yanında batarya veya elektrik motoru da içeren hibrit araçların satışının, 2020 yılına kadar dünya genelinde 17 milyon adedi bulacağı belirtildi.

Juniper Research araştırma şirketinin raporuna göre, elektrikli araç üreticilerinin araçların menziline odaklanması, bu tip araçların satışını ve kullanılmasını olumlu yönde etkileyecek. Benzin ve mazotlu araçlarla yarışabilmek adına elektrikli ve hibrit araçların gidiş mesafesinin artırılmasına öncelik veren üretici firmalar sayesinde, 2020'de yollarda 17 milyon elektrikli ve hibrit araç olacak.

ABD sektörde başı çekiyor
Raporda, elektrikli ve hibrit araçların satış rakamları, ikinci kez şarj gerektirmeden gidiş mesafesi ve şirketlerin proje bazında planladıkları yenilikler göz önünde bulundurularak, sektörde önde gelen üreticiler de sıralandı.

Satış rakamları ve rakiplerine göre üstün gidiş mesafesi sayesinde ABD'li Tesla şirketi ilk sırada yer alırken, Alman BMW ve Japon markası Nissan onu izledi. Sıralamaya göre, ABD'li araç üreticileri Chevrolet ve Ford da ilk beşte yer aldı (http://www.memurlar.net/haber/569889/).

Endüstride Devrim: Yüzde 100 Bitkisel Plastik



Biyo-polimer madde tarım atıklarının nano-maddelerle karışımından oluşuyor ve bu ham maddeler 200 derecede eritiliyor. Bu yeni ürünün sağlamlığı, içerisindeki bileşenlerin oranına göre değişmekte. Örneğin nano- kil maddesi daha çok kullanılırsa geniş bir alan kaplamakta ve bir nano-metre büyüklüğündeki filmden koruyucu malzeme üretiliyor.

Bu işteki asıl teknoloji doğal polimer maddesini elde edilen şeker kamışı. Bu geri dönüşümü olan bir madde. Bu sebeple farklı işlevlerle kullanılabiliyor. Şu anda anti-mikrobik özelliği kullanılmakta. Bu sayede ürünler daha sağlıklı oluyor.

Bugüne kadar biyo-plastik ürünlerin sanayide kullanımı sınırlıydı. Bu biyolojik maddeler çok sağlam olmadığı için gıda, kozmetik ve ilaç paketlemede diğer plastik maddeler gibi kullanılamıyordu. Ancak bu yeni biyo-plastik ürün tüm bu sorunlara çözüm oldu.

Bu yeni biyo-plastik ürünün mekanik dayanıklılığını artırmak için nano-maddeler kullanılmakta.. Ayrıca bu sayede paketlenmiş gıdaların oksijenle temasını azaltılıyor ve bu yeni maddeyi sıradan bir kalıp makinesinde eritip farklı paketleme ürünleri elde edilebiliyor. 

Araştırmacıların bulduğu bu yeni bileşim, tekrar kullanılamayan biyolojik plastik ürünlerin üretim aşamasıyla benzerlik gösteriyor. Araştırma geliştirme sürecini hızlandırarak bu ürünü sanayide ve ticari sektörde kullanılabilir hale getirilmesi ilk hedef olarak belirtiliyor. Yeni ve akıllı bir paketleme üzerinde çalışan araştırmacılar bilimden destek alarak endüstriye katkı sağlamak istediklerini ifade ediyorlar.

Bu küçük kozmetik kavanozlar, erimiş enjeksiyon yöntemiyle üretiliyor. Makineler 85 ton baskı gücüyle sıvı erimiş plastiği demir kalıplara döküyor. 30 saniye içerisinde de polimer madde soğuyor. Teknoloji sadece bununla sınırlı değil. Araştırma görevlileri geliştirdikleri sensörlerle paketleme sistemini daha da ileri taşımak istiyor.

Sensörün karmaşık bir yapısı var. Beyaz renkli bölümden radyo frekansı alıyoruz. Orta bölümdeyse plastik film bulunuyor. Bu plastik madde oksijene duyarlı. Eğer eşikten en az yüzde iki oranında oksijen geçerse, plastik maddenin yapısı ve rengi değişiyor.

Biyolojik olarak ayrışabilen bu şişeleme yöntemiyle ürünler daha sağlıklı korunuyor. Ayrıca ürün bozulursa paketin rengi değişip tüketiciye haber veriyor
(http://tr.euronews.com/2016/03/14/endustride-devrim-yuzde-100-bitkisel-plastik/).

Bilinen Evrenin En Uzak, En Yaşlı Galaksisi



Hubble Uzay Teleskobu sınırlarını zorlamaya devam ediyor. Hubble'ın görüntülediği 13.4 milyar yıl yaşındaki yeni galaksi, Big Bang'den 400 milyon yıl sonrasına tanık olma fırsatı tanıyor.

Hubble Uzay Teleskobu bulunan en uzak, en yaşlı galaksinin keşfini yaptı. Astrophysical Journal'da 8 Mart günü yayımlanacak makaleye göre yeni galaksi, rekorun sahibi bir önceki galaksiden 150 milyon yıl daha yaşlı. GN-z11 ismi verilen galaksi Big Bang'den yalnızca 400 milyon yıl sonra oluşmuş. Yaklaşık 13.4 milyar yıl yaşında olan galaksiden Dünya'ya ulaşan ışıklar, evrenin genişlemesinden dolayı 32 milyar ışık yılından daha fazla mesafe kat ettiler. Bir başka deyişle GN-z11 bizlere Big Bang'in sadece 400 milyon yıl sonrasını görme fırsatı tanıyor.

Hubble'dan umulanın çok ötesinde bir keşif yaptıklarını belirten araştırmacı Pascal Oesch,"GN-z11'i evrenin şu anki yaşının %3'ü kadar olduğu bir zamanda görüyoruz." ifadelerini kullandı.

Keşif uzaydaki bir nesneden yayılan görülebilir ışığın elektromanyatik tayfının kırmızıya kayma oranı ölçülerek yapıldı. Işığın kırmızılığının artması galaksininin de yaşının arttığı anlamına geliyor. Önceki en yaşlı galaksinin kırmızıya kayma oranı 8.68 çıkarken, GN-z11'in bu alandaki oranı 11.1 olarak tespit edildi.

Hubble'ın sınırlarını da zorlayan bu yeni keşfi mümkün kılan bir diğer etken de yaşlı galaksinin aynı zamanda birçok yeni yıldıza ev sahipliği yapıyor olmasıydı. Oldukça parlak olduğu gözlemlenen galakside yıllık 25 yeni yıldız oluşuyor. Bu sayı Big Bang'den çok kısa bir süre sonra oluşmuş GN-z11'in Samanyolu'ndan yaklaşık 20 kat daha hızlı yıldız ürettiğini gösteriyor.

Hubble'ın yaptığı bu keşif her ne kadar bir hayli etkileyici olsa da bilim insanları 2018'de gönderilecek olan James Webb Uzay Teleskobu'yla beraber bu rekorun da kırılmasını umuyorlar. Çalışmanın yazarlarından Garth Illingworth da bu konu için,"Bu keşif Webb teleskobunun neler yapabileceğini de daha iyi anlamamızı sağlıyor. Webb teleskobuyla beraber ilk galaksilerin henüz oluşma evrelerindeki anlarına bakabileceğiz." ifadelerini kullandı (http://www.donanimhaber.com/uzay/haberleri/iste-bilinen-evrenin-en-uzak-en-yasli-galaksisi.htm).

Türkiye’nin İlk Buluş Fuarı


Uluslararası Buluşçular Birliği Federasyonu (IFIA) himayesinde ve Türk Patent Enstitüsü ev sahipliğinde ve Bakanlığımız Onursal Himayesinde 03 - 06 Mart 2016 tarihleri arasında 23 ülkeden 324 buluşun katılımıyla İstanbul Kongre Merkezinde ISIF'16 'İstanbul Uluslararası Buluş Fuarı düzenlenmiştir. Fuarın açılışına Bakanlığımız Müsteşar Yardımcısı Sayın Yunus Emre Karaosmanoğlu, TPE Başkanı Prof. Dr. Habip Asan, Avrupa Patent Ofisi Avupa İşbirliği Direktörü Carlo Pandolfi, IFIA Başkanı Alireza Rastegar ile çok sayıda davetli katılım sağlamıştır.

Fuar, birçok ülkeden buluşçuları, yatırımcıları, girişimcileri, araştırmacıları ve yeniliklerle ilgili toplumun diğer kesimlerini bir araya getirecek olması, yeniliklerin uluslararası tanıtımının yapılması açısından önem taşımaktadır.

Fuarın hedef kitlesini; üretici ve ticari firmalar, girişimciler, bireysel buluşçular, özel araştırmacılar, danışmanlar, patent ofisleri, özel veya devlet destekli araştırma enstitüleri, bilim parkları, teknoparklar, teknoloji transfer ofisleri, melek yatırımcılar, üniversiteler, laboratuvarlar, IP ile ilgili kurum ve kuruluşlar, patent tacirleri, inovasyon teşvikçileri, buluş dernekleri, sanayi odaları, organize sanayi bölgeleri, Ar-Ge merkezleri ve KOBİ’ler oluşturmaktadır.

Fuara, fikri mülkiyet konusunda uluslararası çatı kuruluş olan Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) ile LES Türkiye de çalıştay desteği vermiştir.

Bu kapsamda, Türk Patent Enstitüsü tarafından patent başvurusu gerçekleştirilmiş 324 buluş fuarda sergilenmiş olup fuar çerçevesinde katılımcılar arasında öne çıkan buluş ve buluşçular ödüllendirilmiştir.

Toyota Görme Engelliler için Geliştirmekte Olduğu Navigasyon Teknolojisini Tanıttı



Japon otomotiv devi Toyota otomotiv alanındaki teknolojik birikimini, sosyal sorumluluk politikası kapsamında kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşlarının hizmetine sunmaya devam etmektedir.

Toyota basın biriminden yapılan açıklamaya göre firma son olarak BLAID isimli sosyal sorumluluk projesini başlatarak görme engellilere özel giyilebilir bir navigasyon cihazı protitipi üretti. Küçük ve kompakt bir yapıya sahip Cihaz, görme engelli kullanıcının içinde bulunduğu çevreye dair önemli bilgiler vererek görme engellilerin hayatında önemli bir yer tutan baston, köpek ve temel GPS cihazı gibi araçların eksikliklerini tamamlamayı amaçlamaktadır. Omuza giyilen Cihaz asansörler, merdivenler ve lavabolar da dâhil olmak üzere ofis, alış veriş merkezleri gibi iç mekânlarda görme engelli kullanıcılara mükemmel bir şekilde hareket edebilme kabiliyeti sunacaktır.

Kameralar ile donatılacak Cihaz hoparlörler ve titreşim motorlarının vereceği sinyallerle kullanıcının çevresini algılamasını sağlayacaktır. Cihaza monte edilecek ses tanıma sistemi ve butonlar aracılığıyla kullanıcı Cihaz ile iletişime geçebilecektir. İleri safhada Toyota Cihaza haritalama, yüz ve nesne tanımlama teknolojilerini de entegre etmeyi planlamaktadır.

Projeye ilişkin konuşan Toyota Başkan Yardımcılarından Simon Nagata BLAID Projesinin Toyota’nın mobil hayatın geleceğindeki öncülüğünün bir örneği olduğunu ve herhangi bir şarta bağlı olmadan tüm insanlar için mobilite özgürlüğünü genişletmeyi arzu ettiklerini dile getirmektedir. Şirketin Robotik Bölümü yöneticisi Doug Moore ise Toyota’nın ürettiği mükemmel araçlardan öte, sınırlı mobiliteye sahip insanların daha iyisini başarmaları için yardımcı olmak da dâhil olmak üzere, insanlığın mobilite alanındaki zorluklarını ele almada rol almaya devam edeceğini, BLAID Projesinin görme engellilerin hayatlarını zenginleştirecek potansiyelde olduğuna inandıklarını ifade etmektedir.

Görme engelli bir gencin cihazın erken aşama versiyonunu test ettiği bir videoya http://www.toyota.com/usa/story/effect/index.html adresinden erişim sağlanabilmektedir (http://pressroom.toyota.com/releases/wearable+mobility+visually+impaired+toyota.htm).