İçindekiler
Dergi Arşivi

Bilim, Sanayi Ve Teknoloji Alanında Güncel Gelişmeler

 

TÜRKİYE

Google Bilim Fuarı 2016’da Türkiye'den İki Proje Bölge Finalisti Oldu


Dünyanın dört bir yanındaki parlak beyinleri dünyayı değiştirecek fikirlerini paylaşmaya davet eden Google Bilim Fuarı 2016’da bölgesel finalistler belli oldu. Bu yılın bölgesel finalist olarak seçilen projeleri arasında Türkiye’den de iki proje yer alıyor. Bölgesel finale kalan genç bilim insanları, 28 Eylül 2016’da Mountain View Kaliforniya’da düzenlenecek ödül törenine katılacak, Global Finalistler arasında yer almak için yarışacak.

İstanbul’dan Esra (13), yüksek derecede sanayileşmiş bölgelerde yaşayanların ve buraları ziyaret edenlerin kurşun içermeyen içme suyuna erişmelerinin ne kadar zor olabildiği konusunda kaygılanan bir öğrenci. İnsanların bu sorundan kaçınmasını sağlayacak yeni bir filtreleme çözümü fikrinden esinlenen Esra, filtre olarak midye kabuklarının kullanımını araştırdı. Yaptığı çalışmalar midye kabuklarının toprak, su ve daha birçok kaynaktan kurşunu absorbe etmek için ideal olduğunu ortaya koydu. Üstelik çok da ucuza mal oluyorlar. Şimdi Esra, herkese temiz su sağlamak için bu filtreleme çözümünü ülkesinde tanıtmanın hayalini kuruyor.

On beş yaşındaki İlayda ve Ezgi ise İzmir’de yaşıyor. Türkiye’de 2011 yılında gerçekleşen 7,1 büyüklüğündeki deprem 600’den fazla cana mal oldu ve uzmanlar Kuzey Anadolu Fay Hattı’ndaki gerilim artmaya devam ederken önümüzdeki on yıl içerisinde çok daha büyük zararların ortaya çıkabileceğini tahmin ediyor. İlayda ve Ezgi de topluma yardımcı olmak amacıyla binaların güçlendirilmesi için kolayca elde edilebilen bir malzeme arayışına girdiler: ‘Alüminyum içecek kutuları’. İlayda ve Ezgi, geleneksel beton binaları doldurarak darbelerin verdiği zararı absorbe etme yeteneğini %32 ile %61 arasındaki oranlarda artıran bir çözüm tasarladı. İkili şimdi, ileride gerçekleşmesi muhtemel bir depremde güvenliklerini artırmak için topluma yardımcı olabilmek konusunda oldukça heyecanlı (http://www.ntv.com.tr/).

Türk Tasarımı ‘İnsansız Araca’ ABD'den Ödül

ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hakan Gürsu ve ekibinin, tarım arazilerinde mahsul toplama, yük taşıma, sulama, ilaçlama gibi görevler için tasarladığı “Eco Barrow” isimli insansız araç, ABD’deki uluslararası tasarım yarışmasında ödül aldı. Yrd. Doç. Dr. Gürsu, yaptığı açıklamada, 2007’den itibaren düzenlenen “International Design Awards” isimli uluslararası tasarım yarışmasının mimari, iç mekan, ürün tasarımı ve moda alanlarında en yenilikçi uygulamaları ödüllendirmeyi amaçladığını ifade etti. Yarışmanın dereceye giren tasarımlar için bir akreditasyon niteliği taşıdığına işaret eden Gürsu, Bu yılki “International Design Awards 2015” yarışmasında ekip olarak 5 ödül aldıklarını bildirdi. Gürsu, ayrıca ekibinin gösterdiği performans sonucunda yarışmanın “ödüllü şirketler” sıralamasında Amerika merkezli iki şirketin ardından 3. sırada yer aldığını, tasarımın “alternatif enerjili ulaşım araçları” kategorisinde gümüş ödüle layık görüldüğünü belirtti.

Gürsu, tasarıma ilişkin şu bilgileri verdi:
"Elektrik enerjisiyle çalışan tasarım, tarım, yapı ve savunma gibi çeşitli sektörler için özelleşebilecek bir araç çözümü öneriyor. Tarım arazilerinde kullanılmak üzere geliştirilen insansız araç, yük taşıma, sulama, ilaçlama, kazı ve vinç gibi çeşitli görevler için modüler yapıda bir platform sunuyor. Elektrik motoruyla çalışan paletli sistem, önceden tanımlanmış bir patikada yol alabiliyor veya kumanda ile yönetilebiliyor. Çok işlevli platform sayesinde büyük araçların giremediği bölgelerde mahsul toplama ve tarım faaliyetlerinde otomatizasyon sağlanabilecek (http://www.ntv.com.tr/).

Aselsan’dan Fiber Optik Algılayıcı İhlal Tespit Sistemi: Midas

Petrol ve doğal gaz boru hatlarında yaşanan hırsızlık vakaları ülkemizde yıllardır haber bültenlerine konu olmuştur. NATO boru hatlarından yaşanan hırsızlık vakaları da çok uzak tarihli değil. Bunlardan yola çıkarak bir proje hazırlayan ve neticelendiren Aselsan, Bilkent Üniversitesi NANOTAM Araştırma Merkezi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile iş birliğine giderek Midas adı verilen sistemi ortaya çıkardı.

Türk mühendislerince geliştirilen sistem, 80 kilometrelik bir hat boyunca en küçük insan ve araç hareketliliğinin bile algılanmasına olanak tanıyor. Alandaki en küçük bir kazı faaliyetini bile fark edebilen sistem öncelikli olarak BOTAŞ’ın boru hatlarının güvenliğini sağlayacak.

Kullanım kolaylığı ve düşük maliyet avantajı ile öne çıkan Midas, standart fiber optik kablolar kullanılarak, 80 kilometrelik bir hat üzerinde algılama kapasitesine sahip. Tasarlanan sistem, boru hatlarının güvenliği için çeşitli çözümler içeriyor. Modüler bir yapıdaki teknoloji, elektro-optik çözümler, kara ve deniz gözetleme radarları, insansız araçları ile haberleşme ve entegrasyon gibi olanaklar sunuyor (http://www.donanimhaber.com/diger-bilim-ve-teknoloji/haberleri/Aselsandan-fiber-optik-algilayici-ihlal-tespit-sistemi-Midas.htm).

Teyzesinin Hastalığından Etkilendi ‘Akıllı Sandalye’ Geliştirdi
Elazığ’da MS hastası olan teyzesinden etkilenen Bilgisayar Mühendisi Mustafa Onur Aydın (26), TÜBİTAK’tan da destek alarak geliştirdiği projeyle engelliler için ses ve kafa hareketleriyle kontrol edilebilen akülü akıllı tekerlekli sandalye yaptı. Fırat Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği son sınıftayken Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Tekno-Girişim Sermaye Desteği Programı kapsamında Fırat Teknokent bünyesinde şirket kuran Mustafa Onur Aydın, MS hastası olan teyzesinden etkilenerek engelliler için ses ve kafa hareketleriyle kontrol edilebilen akülü akıllı tekerlekli sandalye yaptı (http://www.hurriyet.com.tr/teyzesinin-hastaligindan-etkilendi-akilli-sandalye-gelistirdi-40199129).

Trilyon Derece Sıcaklıktan Doğan Zenginlik

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Astrofizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve İÜ Gözlemevi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Tolga Güver, yaptığı açıklamada, bazı büyük kütleli yıldızların süpernova olarak patlamasından sonra az miktarda altın üretilmesine rağmen evrendeki altının ana kaynağının nötron yıldızları olduğunu belirtti.

Güver, nötron yıldızlarının, süpernova özelliğiyle patlayan yıldızların geride bıraktığı kökler ve atom çekirdeğiyle kıyaslanacak yoğunlukta sıkışmış ölü yıldızlar olduğunu dile getirdi. Neredeyse tamamen nötronlardan oluşan çekirdekten ibaret, çok yüksek sıcaklık ve manyetik alana sahip, yaklaşık 10 kilometrelik çapa, güneşin kütlesinin 1,5 katı kütlenin sığdırıldığı yıldızlara nötron yıldızı denildiğini aktaran Güver, “Uzayda nadiren de olsan bazen iki nötron yıldızı birbirlerinin kütle çekim alanlarına girer ve birbirlerine yaklaşmaya başlar. Bu noktada bu yıldızlar zamanla kütle çekimsel dalgalar yayarak birbirlerine yaklaşır ve çarpışırlar. Çarpışma noktasındaki sıcaklık, trilyon dereceye yakın olur. Bu noktada iki nötron yıldızını oluşturan madde parçalanarak uzaya saçılan bir girdap oluşturur. İşte bu girdabın kollarında da altın oluşur ve daha sonra bu altın evrene saçılır. Altının evrende çok seyrek, dünyada da pahalı olmasının nedeni, bu ikili nötron yıldız sistemlerinin evrende az bulunması ve çok seyrek çarpışmasıdır” dedi (http://www.trthaber.com/haber/bilim-teknik/trilyon-derece-sicakliktan-dogan-zenginlik-266510.html).

Avrupa’dan Onay Alan İlk Türk Uçağı



HÜRKUŞ Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağı, Avrupa Havacılık Emniyet Ajansı (EASA) ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden (SHGM) sertifika alan ilk Türk uçağı oldu. Söz konusu sertifika tüm Avrupa ülkelerinde geçerli. Sertifika, Farnborough Havacılık Fuarında düzenlenen törenle TUSAŞ’a teslim edildi.

Öte yandan, pilot camı kırılma ve koltuk fırlatma sistemleri de EASA tarafından sertifikalandırıldı. Tip sertifikası denetleme sürecinde EASA CS23 uçuşa elverişlilik ve uygulanabilir çevre koruma gereksinimlerine ilaveten, yüksek performanslı özel uçak gereksinimlerine uyumluluk da SHGM ve EASA uzmanlarınca denetlendi.

Sertifikasyon süreci; 500 saatin üstünde uçuş testi, 4 bin saatlik uçuşa eşdeğer yorulma testleri, alt-sistemlerin yoğun kalifikasyon ve yer testleri, 500’e yakın kurallara uyum gösterim dokümanı ve 5 bin teknik resimden oluşan emek yoğun bir süreç oldu. SHGM Tip Sertifikası teslimi için gelecek haftalarda Türkiye’de bir tören düzenlenmesi planlanıyor.

(http://haberbilimteknoloji.com/2016/07/19/avrupadan-onay-alan-ilk-turk-ucagi/ ).

Türkiye Dünyanın Mercek Üssü Olma Yolunda

Savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu optiklerin tasarımının, seri üretiminin ve bu optikleri kullanarak özgün ve milli silah nişangâhlarının üretiminin gerçekleştirileceği tesiste, morötesi, görünür ve yakın kızılötesi bantlar için hassas optik elemanları üretimi yapılıyor. Yıllık 100 bin merceğin üretileceği tesisin, yüksek teknolojinin ve savunma sanayisinin tüm yurda yayılmasına öncülük etmesi bekleniyor. Üniversite sanayi iş birliğini artırmanın hedeflendiği tesis, Ar-Ge faaliyetlerini ise Cumhuriyet Üniversitesi Teknokent yerleşkesindeki Ar-Ge binasında yürütüyor.

ASELSAN ve Sivas Optik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ortaklığı ile kurulan ASELSAN Hassas Optik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkan Vekili Osman Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 28 Mayıs’ta açılan ve üretime başlayan tesisle savunma sanayisine önemli işler yapmak istediklerini aktardı.

Milli piyade tüfeklerinin dürbünleri ile aparatlarını Sivas’ta yapmak istediklerine işaret eden Yıldırım, “Hedefimiz büyük. Türkiye’yi dünyada mercek üssü yapmak istiyoruz. Göktürk uydusunun da merceğini burada yapmak istiyoruz” dedi
(http://www.trthaber.com/haber/bilim-teknik/turkiye-dunyanin-mercek-ussu-olma-yolunda-260579.html).

Petrolü Parçalayalabilen ‘Bakteriler’ Bulundu



Uludağ Üniversitesi (UÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümünde yapılan bir araştırma kapsamında, Tunceli ve Trabzon’dan alınan toprak örneklerinde “petrol tüketen bakteriler” tespit edilmiştir. Topraktaki “Bacillus” türü bakteriler, “petrolü parçalayabilen bakteri” olarak değerlendirildi. UÜ Biyoloji Bölümü Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif Demirkan, yaptığı açıklamada, doğadaki ağır zehirli atıkların giderilmesinin çok büyük önem taşıdığını söyledi.

Bu atıkların ayrıştırılması ve yok edilmesinin zor olduğunu belirten Demirkan, “Atıkların temizlenmesi için kimyasal maddeler kullanılıyor. Bu da doğada yeni bir kimyasal madde kalmasına yol açıyor. Dolayısıyla özellikle arıtılması zor zehirli atıklar için doğaya başvurabiliriz, mikroorganizmalarla bu atıkların giderilmesini sağlayabiliriz” diye konuştu.

Bu çalışmanın Türkiye için önem taşıdığını aktaran Demirkan, “Türkiye, petrol boru hatları açısından çok stratejik bir bölgede. Bu tür alanlardaki petrol atıkları yabancı kaynaklı firmalar tarafından yapılıyor. Bu çalışma sonucunda, bu bölgelerdeki kirlenmeleri, artık kendimiz rahatlıkla temizleyebiliriz. Herhangi bir atık olduğunda durumu bize bildirecekler. Biz de ona uygun mikroorganizmalar üretip atıklı alana gideceğiz ve orada tatbikatımıza başlayacağız. Böylelikle zehirli alanların temizlenmesini sağlayacağız” değerlendirmesinde bulundu (www.trthaber.com).

DÜNYA

Havacılıkta Devrim: 10 Saatlik Uçuş 2 Saate İnecek

Merkezi İngiltere Oxfordshire’daki Culham’da bulunan Reaction Engines Limited’in (REL) geliştirdiği motorlar 2020 yılında test edilecek.

Avrupa Uzay Ajansı’nın 11 milyon Avro yatırım yaptığı şirketin geliştirdiği motorlardan güç alan uçakların kullanıma girmesi ile havacılıkta yeni bir dönem başlayacak. Normalde 10 saat süren New York Londra seferini 2 saate indirecek olan uçaklar dünyanın herhangi bir yerine sadece 4 saat içinde ulaşabilecek.

Hava aracı havalandığında başta havadaki oksijeni toplayan ‘nefes alma’ konumunda çalışan motor, bunu sıvı helyum ile sıfırın altında 140 santigrat dereceye kadar soğuttuktan sonra tanklarındaki sıvı hidrojenle birleştirerek, yükseklere ve uzaya çıkmak için itici güç olarak kullanıyor.
Söz konusu motorların uçakların haricinde uzaya fırlatılacak uydularda da kullanılması bekleniyor (http://haberbilimteknoloji.com/2016/08/18/havacilikta-devrim-10-saatlik-ucus-2-saate-inecek/).

Karbondioksitten Yakıt Ürettiler


ABD'li mühendisler, atmosferdeki karbondioksit gazını hidrokarbon yakıta dönüştüren güneş pilleri icat etti.
ABD'nin Chicago kentindeki Illinois Üniversitesi'nden bilim insanları Amin Salehi-Khojin ve Muhammed Asadi, 'Yapay Yaprak' adını verdikleri projeyle karbondioksit gazını hidrojen ve karbonmonoksitten oluşan sentetik bir gaz karışımına dönüştürüp yakıt olarak kullanılabilir hale getirmeyi başardı.

Elektrik enerjisini düşük verimlilikle pillerde depolayan güneş panellerinin aksine bu teknoloji, dizel araçlarda kullanılabilen bir yakıt türü üretiyor.

Karbondioksitin kimyasal tepkimelerle yakıta dönüştürülmesi için gereken 'katalizör' madde genelde gümüş gibi pahalı metallerde temin edilir ve alınan verim düşük olurdu. Ekip, bu sorunu çözmek için geçiş metallerinden faydalandı. İyonik sıvıları elektrolit olarak iki bölümlü ve üç elektrotlu elektrokimyasal bir hücrede kullandılar. Katalizörün tepkimeden başarıyla çıkması, sürecin başarısını temin etti. Metrekareye düşen yaklaşık 100 Watt gücünde güneş ışığı (Yeryüzüne düşen ortalama yoğunlukta) kullanılarak hidrojen ve karbonmonoksit katot tarafına, serbest kalan oksijen ve hidrojen iyonları da anot ucuna iletiliyor.

Salehi-Khojin, teknolojinin sadece büyük güneş paneli çiftliklerinde değil, küçük çaplı işletmelerin enerji çözümlerinde de kullanılabileceği görüşünde. Uygulama alanı genişlerse, bu teknoloji küresel ısınmayı tetikleyen karbondioksit salınımını da azaltabilir. Ekip, teknolojinin patent başvurusunu yaptı. Ulusal Bilim Vakfı ve ABD Enerji Bakanlığı tarafından fonlanan araştırmanın sonuçları Science dergisinde yayınlandı (http://www.aljazeera.com/).

Yakaya Takılan Bu Cihaz Soluduğunuz Havayı Temizliyor
Şangay’da teknoloji dünyasındaki son yenilikler üzerinde çalışan tasarımcılar TechCrunch fuarında bir araya geldi. Etkinlikte e-ticaret, robotlar, konut ve birçok alanda üretilen cihazlar ve sistemler tanıtıldı. En dikkat çeken ürünlerden biri giyilebilir hava temizleme cihazı oldu çünkü Çin’de ciddi oranda çevre kirliliği var. Bu cihaz ise nefes alınan bölgedeki 1 metreküp havayı temizliyor. Havaya iyon yayıyor. İyon da havadaki parçacıkları kapıyor ve onların bir araya getirilip aşağıya doğru çekilmesini sağlıyor.

Fuarda iş dünyasına yeni adım atmış yaklaşık 150 şirket boy gösterdi. Küçük bir Koreli firma da her türlü yüzeyde kullanılabilecek bir çeşit mezura üretti. Ölçümler uygun aplikasyonla akıllı telefonlara aktarılabiliyor: “Normalde bir şeyin uzunluğunu ölçmek için metre kullanılmaktadır. Bu telefon uygulama ile ölçmek için üç çeşit yöntem kullanılabiliyor. Bunun gibi dizi modu, tekerlek modu ve uzaktan kontrollü lazer modu bulunmaktadır. Bu cihaza bir nev, akıllı gitar gözüyle bakılmaktadır (http://tr.euronews.com/2016/06/23/iki-avrupa-sehri-sanal-gerceklik-uzerinden-birlesti).

Atoma Veri Kaydetmeyi Başardılar


Delft Üniversitesi Kavli Nanobilim Enstitüsü’nden bilim insanları, 8000 bitlik veriyi (1kb), tek tek klor atomlarına kodlayarak veri depolamayı başardı.

Baş bilim adamı Sander Otte: “Teorik olarak bu derece depolama yoğunluğuyla dünyada yazılmış bütün kitaplar posta pulu kadar alana depolanabilir” dedi. Bu sayede bir inç kareye (6,4 cm2) 500 terabit depolanabilir. Yani piyasada mevcut harddisklerden 500 kat daha fazla depolama mümkün. Araştırma 18 Temmuz’da Nature Nanotechnology Dergisi‘nde yayınlanmıştır (http://www.gercekbilim.com/atoma-veri-depolama-klor/)

Otomobillere Kara Kutu Geliyor

Sürücüsüz akıllı otomobillerde yaşanan kazaların ardından pek çok tartışmanın başlaması bu konuda özel önlemlerin alınmasını sağlamıştır. Artık otomobillerde de kara kutu kullanılacak.

Özellikle geçtiğimiz günlerde Tesla tarafından üretimi gerçekleştirilen ve satılan araçlar ile yapılan kazalarda otomatik pilot özelliğinin ciddi riskler taşıdığı ve bu otomatik pilot nedeniyle kişilerin yaşamlarını yitirdiği tartışılmıştı.

Her ne kadar olayların ardından yapılan araştırmalarda üretimin herhangi bir soruna yol açmadığı ve kazaların sürücü hatası olduğu belirlense de bu konuda pek çok tartışma firmanın ciddi bir şekilde imajını zedelemişti. Bu tip sorunların oluşmaması ve kaza sonrasındaki araştırmaların daha iyi bir şekilde yapılabilmesi adına otomobillerde kara kutu kullanılması gündeme getirilmiştir.

Konu ile ilgili ilk çalışmalar Almanya'da başlatılırken, Almanya Meclisi'nde tartışılan bu durumun yasalaşması halinde ülkede piyasaya sürülecek tüm araçlardan kara kutunun olması zorunlu hale getirilecek. Kara kutu özellikle sürücüsüz araçlar için zorunlu tutulurken bu bakımdan geleceğin araçlarından kara kutu yer almaya başlayacak.

Almanya tarafından yapılan bu hamlenin ardından pek çok farklı ülkelerin de sisteme sıcak bakması ve ülkede yapılacak yeni düzenlemeler ile birlikte bu sistemi zorunlu hale getirmesi beklentiler arasında yer almaktadır (http://www.veteknoloji.net/haber/otomobillere-kara-kutu-geliyor-82559.html).