İçindekiler
Dergi Arşivi

Bilim, Teknoloji Ve Yenilik Perspektifinde Türkiye Ve Seçilmiş Ülkeler Üzerine Notlar…

Zafer UYGUN - Tuba DEMİR - Kübra ERDOĞAN / AB Uzmanları (Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü)

 

Bu makale; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın yurt dışında yürüteceği faaliyetlerini geliştirmek, uluslararası karşılaştırmalar yaparak ulusal bilim, teknoloji ve yenilik sisteminin performansını değerlendirebilmek amacıyla ABD, Almanya, Çin, Güney Kore ve Japonya ve Türkiye’nin rekabet gücünü belirleyen, bilim, teknoloji ve yenilik alanındaki performansını etkileyen birtakım göstergelerinin incelenmesi sonucu hazırlanmıştır.

Küresel Rekabet Raporu 2013-2014

Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum-WEF), ülkelerin verimlilik düzeyini belirleyen etmenleri ortaya koyup, o ülkenin güçlü ve zayıf yanlarını ortaya çıkarmak ve politika yapıcılara yol gösterebilmek amacıyla hazırladığı “Küresel Rekabet Raporu 2013-2014” raporunda Türkiye, 148 ülke arasında 44. sıraya yer almaktadır.

Rekabetçilik Endeksi Ana Bileşeni: İnovasyon
Uzun vadede refah düzeyindeki artış inovasyonla geliştirilebilmektedir. Daha az gelişmiş ekonomiler mevcut teknolojileri kullanarak/içselleştirerek veya daha farklı alanlarda iyileştirmeler yaparak üretkenliklerini artırabilirler. Gelişmiş ekonomilerin ise, az gelişmiş ülkelerin uyguladıkları reçeteler üretkenliği artırmak için yetersiz olacağı için daha farklı alanlarda çalışmaları gerekir. Bu çalışmalardan bazıları rekabetçiliği sürdürebilmek için yeni ürün ve süreçlerin tasarımı ve hayata geçirilmesidir. İnovatif bir ortamın yaratılabilmesi için özellikle özel sektörün Ar-Ge’ye yatırım yapması, nitelikli bilimsel araştırmaları yapacak olan araştırma kurumlarının, bununla birlikte üniversiteler ve özel sektör arasında kapsamlı bir işbirliği platformunun var olması, son olarak da fikri mülkiyet haklarının korunduğu bir düzenin varlığına ihtiyaç duyulur.
 

Tablo 1: Ülkelerin Rekabet Gücü Endeksi Sıralamaları

 

Almanya

ABD

Çin

Japonya

G. Kore

Türkiye

Rekabet Gücü Sıralaması (148 Ülke)

4

5

29

9

25

44

İnovasyon Kapasitesi

3

5

30

6

22

45

Bilimsel Araştırma Kurumlarının Kalitesi

6

5

41

9

24

63

Şirketlerin Ar-Ge Harcamaları

4

5

22

2

20

68

Ar-Ge ‘de Üniversite& Sanayi İşbirliği

9

3

33

17

26

52

İleri Teknoloji Ürünlerde Kamu Alımları

17

15

13

37

31

23

Bilim İnsanı ve Mühendis Mevcudiyeti

17

6

44

4

33

53

Faydalı Model, Patentler

6

12

36

4

9

41

(Kaynak: World Economic Forum | The Global Competitiveness Report 2013–2014)

Tablo 1 incelendiğinde Türkiye’nin “İnovasyon” ana bileşeninde en çok “Bilimsel Araştırma Kurumlarının Kalitesi, Şirketlerin Ar-Ge Harcamaları ve Ar-Ge’de Üniversite-Sanayi İşbirliği” alt değişkenlerinde oldukça geride olduğu görülmektedir.

Ar-Ge Harcamaları (GERD) ve Ar-Ge Harcamalarının GSYİH’e Oranı (%)
Ar-Ge, uluslararası yatırımların katma değer yarattığı en önemli kanallardan biridir. Dünyada sanayide yapılan tüm Ar-Ge faaliyetlerinin üçte ikisinden fazlasını uluslararası firmaların gerçekleştirdiği dikkate alındığında, Türkiye’nin Ar-Ge yoğunluğunda kayda değer artış sağlaması ve Ar-Ge alanındaki hedeflerine ulaşması için uluslararası firmaların Ar-Ge yatırım ve faaliyetlerini başka ülkeler yerine Türkiye’de yapmalarının önemi ortaya çıkmaktadır.
 

Tablo 2: Ülkelerin Ar-Ge Performansı

 

 

Ar-Ge Harcamaları (GERD, Milyar $)

Ar-Ge Harcamalarının GSYİH’e Oranı (%)

Kişi başına Ar-Ge Harcaması ($)

 
 

Almanya

93,1

2,88

1138

 

ABD

415,2

2,77

1331

 

Çin

178,2

1,84

155

 

Japonya

141

3,39

1146

 

G. Kore 

53,2

4,03

1203

 

Türkiye

11,1

0,92

166

 

(Kaynak: OECD | Bilim, Teknoloji ve Sanayi Puan Tablosu 2013)

 

Türkiye’de Gayri Safi Yurtiçi Ar-Ge Harcaması 2012 yılında bir önceki yıla göre %17,1 artarak 6581 milyon dolar (13 062 Milyon TL) olarak hesaplanmıştır. Türkiye’de 2011 yılında %0,86 olan Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı 2012 yılında % 0,92’dir.

Türkiye’nin Ar-Ge Ekosistemi ile Diğer Ülkelerin Ar-Ge Ekosistemleri
Uluslararası Yatırımcılar Derneği YASED, TOBB ve TÜSİAD temsilcileri ve Boğaziçi Üniversitesi tarafından hazırlanan “Uluslararası Yatırımcıların Ar-Ge Yatırımlarını Türkiye’ye Çekmek İçin Gereksinimlerin Belirlenmesi Raporu” kapsamında gerçekleştirilen ankete katılan yetkililerden, ana firmalarının başlıca Ar-Ge yatırımları bulunan diğer ülkelerin Ar-Ge ekosistemiyle ilgili konularda değerlendirmelerini 1’le (çok kötü) 5 (çok iyi) arasında ifade etmeleri istenmiştir. Elde edilen verilerin, Türkiye’nin Ar-Ge ekosistemiyle ilgili görüşlerle birlikte gösterilmesi sonucu aşağıda Şekil 1’de gösterilen grafik ortaya çıkmaktadır.
 

(Kaynak: Uluslararası Yatırımcıların Ar-Ge Yatırımlarını Türkiye’ye Çekmek İçin Gereksinimlerin Belirlenmesi Raporu)

Türkiye’de Ar-Ge faaliyeti gösteren uluslararası şirketler, Türkiye’deki Ar-Ge ekosistemini geniş bir bant içinde değerlendirmelerine karşın, pazar potansiyeli en bariz avantaj olarak öne çıkıyor. Ankete katılan şirketlerce belirlenen en önemli Ar-Ge Eko Sistem özelliği “kalifiye eleman” olarak belirtilirken, bunu “pazar potansiyeli”, “kurumsal Ar-Ge destek mekanizmaları” ve “personel maliyeti” takip etmektedir.

2011 yılından bu yana Türkiye’nin genç ve artan nüfusu güçlü yön olmaktan daha çok fırsata dönüşmüştür. Daha önce güçlü olduğumuza inandığımız Ar-Ge altyapısı, katma değeri yüksek ileri teknoloji hedeflerine yöneldikçe zayıf gözüken ve güçlendirilmesi gereken bir yön durumundadır. Değişen ileri teknoloji hedeflerine bağlı olarak Ar-Ge işgücü ve diğer girdilerin maliyetleri artmakta, maliyet güçlü özellik olmaktan tehdide dönüşmektedir. Üniversitelerin ileri teknoloji alanlarında yeterli sayıda ve nitelikte uzman yetiştiremiyor olması ve üniversitelerin sanayi ile etkileşimi hala önemli zafiyet konularıdır. Değişen hedef teknolojilere bağlı olarak Türkiye’nin pazar büyüklüğü artık güçlü yön olmaktan daha çok bir fırsat olarak değerlendirilmektedir. Daha önce fırsat olan gelişen teknolojilerle bilgiye hızlı erişim ise artık olgunlaşmış ve güçlü bir özelliğe dönüşmüştür. Türkiye’nin dışarıdan görünümü artık zayıf bir özellik değildir. Görünüm, Ar-Ge konusunda da fırsata dönüşmüş durumdadır. Ancak Türkiye’nin Hindistan ve Çin grubunda değerlendirilme potansiyeli ise tehdit olarak algılanmaktadır. Bu ülkelerle rekabet edecek politikaların eksikliği önemli tehdit olarak karşımıza çıkarken, mevcut Ar-Ge politikalarındaki istikrarsızlık ve Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ve Merkezlerine yönelik mevzuat ve kapsam darlıkları zayıflık olarak değerlendirilmektedir.

Finans Kaynağına Göre Ar-Ge Harcamaları

(Kaynak: OECD Bilim, Teknoloji ve Sanayi Puan Tablosu 2013)

Ar-Ge harcamaları, finanse eden kesimler itibarıyla incelendiğinde; 2012 yılında harcamaların %46,8’i özel sektör, %28,2’si kamu, %25’i yükseköğretim kesimi, yurtiçi ve yurtdışı kaynaklar tarafından karşılanmıştır.

Küresel İnovasyon Endeksi 2013

Fransız işletme okulu INSEAD, Cornell Üniversitesi ve Dünya Fikri Haklar Örgütü(WIPO) tarafından hazırlanan “Küresel İnovasyon Endeksi 2013” raporunda Türkiye 142 ülke arasında 2013 yılında 68inci sırada yer almaktadır. Endeksin ilk sırasında İsviçre yer alırken ABD 5’inci, Almanya15’inci, Güney Kore 18inci, Japonya 22’nci ve Çin 35’inci sırada yer almaktadır.

Bilimsel Performans Değerlendirmesi

Tablo 3: Ülkelerin Bilimsel Performanslarının Değerlendirmesi

 

 

Almanya

ABD

Çin

Japonya

G. Kore

Türkiye

 

Toplam Bilimsel Doküman Sayısı

143 284

  537 308

392 164

118 768

  67 688

25 018

 

Bilimsel Yayın Sayısı Bakımından Dünya Sıralaması

4

1

2

5

11

18

 
 

H Index Sıralaması

3

1

17

6

19

36

 

(Kaynak: Thomson’s ISI Web of Science)

 

Toplam bilimsel doküman sayısı, 2012 yılında Web of Science tarafından taranmış bilimsel dokümanlar bilimsel dergilerde yayımlanan makaleler, konferans bildirileri, akademik kitaplar, özetler, teknik raporlar gibi geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Makale sayılarını ve atıf oranlarını karşılaştırdığımızda Türkiye’nin, son yıllarda bilimsel makale sayısının arttığı ancak kalite açısından ciddi sıkıntıların yaşandığı gözlenmektedir. Yayın sayısı sıralamasında 10 yılda 8 basamak yükselen Türkiye, 13 yıl önce 26’ncı sırada iken geçen sene 18. basamağa yükseldi. Ancak yayın sayısındaki bu artış, kalite sıralamasına yansımadı Atıf sayısı sıralamasında ise sadece 4 basamak yukarı çıkabildi. Geçmişte birbirine paralel olarak artan iki kategori arasındaki makas giderek açılmaktadır.

Küresel Üretim Rekabet Gücü İndeksi 2013

Deloitte, Amerika Birleşik Devletleri Rekabet Konseyi işbirliğiyle hazırladığı, üretim sektöründe geleceğe ilişkin politikalarını belirlemek ve rekabet koşullarına adapte olabilmek için araştırma ve geliştirme, imalat, satış, dağıtım, lojistik, müşteri hizmetleri, pazarlama ve destek süreçlerinin bir bütün olarak ele alındığı bir analiz yapmanın gerekliliğinden bahsedilen “Küresel Üretim Rekabet Gücü İndeksi 2013” raporunu yayımladı. Ülkelerin rekabet güçlerini hangi parametrelere göre oluşturduğunu inceleyen rapora göre, nitelikli işgücüne dayalı inovasyon, rekabet gücünü belirleyen en önemli unsur. Diğer rekabet parametreleri ise sırasıyla; ekonomik, ticari, finansal ve vergi sistemi, işgücü ve hammaddenin fiyatı ve arzı, tedarikçi ağı, yasa düzenleyici sistem, fiziki altyapı, enerji maliyeti ve politikaları, iç pazar büyüklüğü, sağlık sistemi ve üretim ve inovasyona yapılan devlet yatırımları…

Rapora göre, Çin, 2010 yılında olduğu gibi ilk sırada yer alıyor. Bu sırasını 2018 yılında da koruması beklenen Çin’in ardından ise ilk 10’da 5’i gelişmiş (Almanya, ABD, G. Kore, Kanada, Japonya), 4’ü ise gelişmekte olan ülkeler (Hindistan, Tayvan, Brezilya, Singapur) bulunuyor. 2013 sıralamasında 20inci sırada yer alan Türkiye’nin önümüzdeki 5 yıl içerisinde rekabet gücünün artacağı ve İngiltere, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ni geride bırakarak dünya sıralamasında 16. sıraya yükselmesinin beklendiği vurgulanmaktadır.

Geçmişte üretimi belirleyen faktörün doğal kaynaklar olduğu belirtilen raporda, günümüzde bilgi, teknoloji, uzmanlık, inovasyon ve sermayenin belirleyici olarak önem kazandığı belirtilirken, üretim sektöründeki küresel rekabetin, ekonomik büyüme, ulusal refah ve ulusal güvenliğin parametrelerini yeniden tanımlayacak değişimlere maruz kalmaya devam edeceği aktarılmaktadır.

Tablo 4: İleri teknoloji ürünlerinin imalat ürünleri ihracatı içerisindeki oranı (%)

 

 

Almanya

ABD

Çin

Japonya

G. Kore

Türkiye

 

İhracat

 (Milyar $, 2012)

1 492

1 612

2 021

792,9

548,2

151,9

 

İleri teknoloji ürünlerinin imalat ürünleri ihracatı içerisindeki oranı

(%, 2006-2011)

32

46

39

31

41

4,8

 
 

(Kaynak: Deloitte Global Manufacturing Competitiveness Index 2013)

 

Türkiye'nin yüksek teknoloji içerikli sektörlerin ihracat payı 2012 yılı itibariyle %4.8 ile marjinal düzeyde kalmıştır.

Kaynakça:
• China STS Data Book 2012
• Deloitte, The Global Manufacturing Report 2013, http://www.deloitte.com/assets/Dcom-UnitedStates/Local%20Assets/Documents/us_pip_GMCI_11292012.pdf
• Dünya Üniversiteleri Akademik Sıralaması (Academic Ranking of World Universities),
• Dünya Bankası (World Bank)
• Dünya Ekonomik Forumu, World Economic Forum, The Global Competitiveness Report 2013, http://www3.weforum.org/docs/WEF_GlobalCompetitivenessReport_2012-13.pdf
• Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (World Intellectual Property Organization)
• İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma Merkezi (Statistical Economic and Social Research and Training Centre for Islamic Countries)
• OECD Bilim, Teknoloji ve Sanayi Puan Tablosu 2013, http://browse.oecdbookshop.org/oecd/pdfs/free/sti_scoreboard-2013-sum-tr.pdf
• OECD Temel Bilim ve Teknoloji Göstergeleri,2013
http://www.oecdilibrary.org/docserver/download/9213051e.pdf?expires=1387802141&id=id&accname=guest&checksum=938DC193001DD4C9C5376E0E30E185A1
• SJR İndeksi (SCImago Journal & Country Rank-Scopus database)
• Thomson’s ISI Web of Science,
• Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
• Türkiye Patent Ofisi (TPE)
• Ulusal Bilim Vakfı (National Science Foundation)