İçindekiler
Dergi Arşivi

Bilim ve Teknoloji Politikalarının Ülkelerin Gelişmişlik Düzeyindeki Rolü – Bilgi Ekonomisi

Gülcan BAYRAMLI / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü)

 

Bir ülkenin bilim ve teknoloji politikası planlanırken yurt ve dünya genelinde bir “vizyon” tasarımı gereklidir. Örneğin; “Bundan 10 yıl sonra bilim ve teknoloji alanında ne gibi yenilikler meydana gelebilir? Hangi sektörler bu alanda desteklenmelidir? Yarının rekabetçi dünyasında ülkenin iyi bir konum kazanabilmesi adına ne gibi önlemler gereklidir? gibi soruların yanıtları aranmalıdır.

Yaşadığımız dönem “bilgi toplumu”, “kapitalist ötesi toplum”, “yeni ekonomi”, “bilgi çağı” gibi terimlerle nitelendirilmektedir. Günlük yaşamda yoğun bilgi kullanımı, üretimde kas ya da makine gücüne oranla bilginin gücünden daha fazla yararlanılması, bilginin işlenmesinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin ağırlıklı olarak kullanılması “bilgi toplumu”nun önde gelen özellikleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tür toplumlarda toplam üretimin önemli bir kısmı “bilgi sektörü”nde çalışanlarca gerçekleştirilmektedir (Webster, 1996). Bilgi çağının doğuşunu yakın geçmişteki transistörün bulunuşuna (1947) bağlayanlar olduğu gibi, bunu 15. ile 19. yüzyıllar arasındaki çeşitli buluş ve yeniliklerle (matbaa, buharlı makineler, telgraf, demiryollarının çoğalması vb. gibi) ilişkilendirenler de olmuştur (Headrick, 2002, s. 17). Bilgi çağının “şu ya da bu olay” ile başlamadığını; insanların her zaman bilgiye gereksinim duyduklarını ve bilgi kullandıklarını; şimdi yaşamakta olduğumuz devrimin “üç yüzyıl kadar önce başlayan bir kültürel değişimin sonucu olduğunu” söyleyen Headrick (2002, s. 239), “belki atalarımız da bir enformasyon çağında yaşadılar – farkında olmadan” diye eklemektedir (s. 241) 1.

Gelişmiş ülkeler bilgiyi makro olarak ele alınmakta, planlanmakta ve örgütlemektedirler. Bu makro yapılanma içerisinde, geleneksel anlamda araştırma-geliştirme (Ar-Ge) çalışmalarını destekleyen her türlü bilgi merkezlerinin yanı sıra, birbirleri ile koordineli çalışan birçok sektör yer almaktadır. Gelişmiş ülkelerde bilgi altyapısındaki örgütlenme iki şekilde yapılmıştır. Birincisi; merkezi örgütlenmedir. Bu genellikle ulusal düzeyde bilgi ve belge hizmetlerini ele alıp incelemekte ve “bilgiye yön veren politikaları” oluşturmaktadır. İkincisi ise; “kurumsal örgütlenme”dir ki, bu örgütlenme de Ar-Ge alanında faaliyet gösteren kurumlarla bilgi merkezlerinin oluşturduğu bir örgütlenme biçimidir2.

Kamu otoriteleri endüstrileri, teknoloji üreten ve geliştiren kurumlar haline getirilmesinde önemli bir role sahiptir. Kamu kesimi bazı durumlarda teknoloji oluşturmada endüstrileri koordine ederek bazı durumlarda da ikame ve teşvik ederek belirleyebildiği gibi, endüstrilere müdahalede de bulunabilir. Teknoloji politikaları modern ekonomilerin temelini oluşturduğundan, hangi müdahale araçlarının, yenilikçi araştırmaları ve teknolojik seviyeyi yükselttiğinin bilinmesi gerekmektedir (Oltra ve Llerana, 1996: 1). Devlet maliyetli projeleri destekleyebileceği gibi teknik danışmanlık yapabilir, icat yapanları ödüllendirebilir ve önemli gördüğü sanayi dallarındaki gümrüğü kaldırarak teknolojik oluşuma katkıda bulunabilir (Freeman, 1995: 6-7). Gelişmiş ülkelerde hükümet politikaları teknoloji oluşumuna katkı sağlayan fikirlerin yayılmasını ve üretimin teşvik edilmesini sağlayacak şekilde düzenlenmektedir. Bu politikalar arasında patent ve telif hakkını, ticaret sırlarını, her seviyede eğitim sübvansiyonlarını, araştırma ödülleri vb. sayılabilir. Genel bilgi gibi rekabetçi olmayan malların üretimi ekonomik etkinlik açısından çok önemlidir (Romer, 1993: 66-75). Teknolojiyi iyileştirecek ulusal politikalar, öncelikle yurt içinde yenilikçi üretimi teşvik etmeli, diğer ülkelerle olan etkileşim yurt içi fikir gelişimini olumlu yönde etkileyecek biçimde düzenlenmeli ve yabancı ülkelerde ortaya çıkan fikirlerin uyarlanmasına olanaklı kılacak bir yapının oluşturulmasını sağlayacak özelliklere sahip olmalıdır (Eaton ve Kortum, 1998: 2). Sanayi kesimi genellikle kamuoyunun fikirlerine duyarlı olduğundan kamuoyuna göre hareket etmekte ve biçimlenmektedir. Sanayi kesiminin biçimlenmesinde ve hareket tarzının belirlenmesinde devletin rolünün ne olması gerektiği ile ilgili üç temel görüş bulunmaktadır. İlk görüşe göre, teknolojik yenilikler firmaya ait içsel bir süreç olduğundan dolayı devlet doğrudan katkıda ve katılım içinde olmamalı yani hiçbir şekilde doğrudan müdahale etmemelidir. Şirketler seviyesinde eğitim, yenilik sorunları vb. durumlarda devlete ihtiyaç duyulacağından dolayı devletin katkı ve katılımı dolaysız olmalıdır (Schon, 1981: 152-4). İkinci görüş ise, devletin dolaylı olarak müdahale etmesi gerektiğini savunan görüştür. Bu görüşe göre, bilimsel girişimlerin sağlıklı sürdürülebilmesi için gerekli alt yapıyı ve eğitim sistemini, üniversite-devlet-laboratuvar-sanayi ve kâr amaçlı olmayan kuruluşlar arasında işbirliğinin sağlanmasına yönelik yapıyı oluşturmak devletin dolaylı sorumluluğu altındadır. Üçüncüsü görüşe göre ise (ki bu doğrudan müdahaledir); teknoloji seviyesindeki artış, genel olarak etkinliği artırma, daha yüksek kalite için yeni endüstrilerin oluşturulması gibi konular verimlilik ve büyümenin elemanları ile doğrudan bağlantılıdır. Bundan dolayı bilim ve teknolojideki teşvik edici uygulamalar ilk olarak devletin etkinlik alanına girmektedir. Yayılma (sıçrama) nedeniyle bütün ulusal ekonominin elde edeceği fayda özel bir firmanın elde edeceği kişisel faydanın çok üzerinde olduğu için Ar-Ge faaliyetlerinin tamamının özel sektöre bırakılması önemli sorunları da beraberinde getirecektir3.

Bununla birlikte, bilgi ve teknoloji politikalarının gelişmiş ülkelerdeki pratiklerine değinmekte fayda vardır4 : “Ülkelerin özellikleriyle - teknoloji öngörüsü arasındaki bağ konusunda, ülkelerin büyüklüğü ve ülkedeki firmaların büyüklüğü önemli unsurlardır. Büyük firmalara sahip ülkeler küresel öngörü çalışmaları, küçük ülkeler ise KOBİ’lere yönelik çalışmalar gerçekleştirmektedirler. Genellikle savunma ve güvenlik teknolojileri konusunda büyük ülkeler daha fazla çalışma yapmaktadırlar ve küçük ülkeler ise büyük olanlara bağımlıdır. İyi uygulama örneklerinin nasıl ayırt edildiği ve ülkelerde nasıl yaygınlaştırıldığı konusu da önemlidir. Öncelikle Küresel Forum gibi toplantılar yoluyla, ayrıca teknoloji öngörüsü konusunda kriterler oluşturup gelişmeleri izleyerek ve son olarak da vaka analizi yaparak iyi uygulama örnekleri ortaya konulabilmektedir. Eskiden öngörü çalışmaları teknolojiye ihtiyaç duyanların görüşleri alınmaksızın yapılırdı. Hükümetler fonlama programlarını ve önceliklerini bu şekilde belirlerdi. Hâlen birçok ülkede hükümetler koşullardan bağımsız olarak teknoloji öncelikleri belirlemektedirler. Shell ve Siemens gibi devler kentleşme ve ulaşım gibi konularda gelecek 30 yıla ait öngörü çalışmaları yapmaktadırlar. Bu dev şirketler, koşulları bilen, piyasadaki durumu görebilen yapıları sayesinde öngörüde hükümetlerden daha başarılı oldular. Teknoloji öngörüsü yerine bugün bilim, teknoloji ve yenilik politikalarına ilişkin öngörü çalışmaları yapılması gerekmektedir.”

Bilgi ve teknoloji üretiminin ve kullanımının belli bir sistem ve koordinasyon içinde yapılabilmesi için bilim ve teknoloji alanında etkin şekilde işletilecek politikaların ortaya konması ve uygulanması; gelişmişlik düzeyinin istenilen seviyeye taşınması yönünden oldukça büyük önem arz etmektedir. Bilim ve teknoloji uzun dönemli ekonomik ve toplumsal gelişmenin en önemli unsurlarından birisi, bilim ve teknoloji politikaları ise bu gelişimin hızını ve yönünü etkilemenin bir aracıdır. Dünyada ekonomik ve sosyal anlamda gelişmiş ülkelerin tümü (ABD, Japonya, AB üyesi birçok ülke) uzun dönemli toplumsal, ekonomik ve siyasi hedefleri ile uyumlu bir bilim ve teknoloji vizyonu geliştirmişlerdir ve bu vizyonu güncellerken teknoloji öngörüsü çalışmalarını etkin bir araç olarak kullanmaktadırlar.

Kaynaklar

1.Yaşar Tonta, M. Emin KÜÇÜK, “Sanayi Toplumundan Bilgi Toplumuna Geçiş Sürecinde Temel Dinamikler”, http://yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/yayinlar/tonta-kucuk-bilgi-toplumu-tk-icin.pdf
2.Gülay HIZ, “Avrupa Birliği Politikası: Gelişmiş Ülkelerdeki Bilgi Politikalarının Az Gelişmiş Ülkelere Işık Tutması”, http://kaynak.unak.org.tr/bildiri/unak05/u05-24.pdf
3.İsmail SEYREK, Murat SARIKAYA, “Teknoloji Politikaları ve Türkiye: Bir İnceleme”, http://www.iibf.selcuk.edu.tr/iibf_dergi/dosyalar/311348063185.pdf
4.Gregoire POSTEL-VİNAY, Fransa Ekonomi Bakanlığı - OECD BİLİM, TEKNOLOJİ VE SANAYİ SKORBORD 2013 YILI RAPORU LANSMANI