İçindekiler
Dergi Arşivi

Çelik Sektöründe Yapısal Dönüşüm

“Şimdi Yeni Şeyler Söylemek Lazım” Hz. Mevlana

Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan / Sanayi Genel Müdürü

 

Demir çelik sektörü otomotiv, gemi, uçak, demiryolu, vagon gibi tüm taşıt araçlarında; makine, cihaz ve eşya üretimi gibi endüstrinin birçok alanına girdi sağlayan lokomotif sektördür.

Çelik üretimi, entegre özelliğe sahip bir sanayi koludur. Bağımsız olarak çalışabilen ve uzun hadde ürünü, yassı hadde ürünü ayrıca vasıflı çelik gibi farklı çelik ürünleri üretebilen alt sektörlerden oluşmaktadır.

XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren çelik üretim teknolojilerinde önemli gelişmeler yaşanmıştır. Yaşanan bu gelişmeler çelik üretimi artışına yol açtığı gibi teknoloji yoğun çelik ürünlerinin üretimini de mümkün kılmıştır. XX. yüzyılın başında 28 milyon ton olan dünya çelik üretiminin 1950 yılında 191 milyon tona, günümüzde ise 1 milyar 600 milyon tonun üzerine ulaşmasını sağlayan etkenlerin başında üretim teknolojilerindeki gelişmeler yer almaktadır.

Günümüzde temelde iki farklı yöntemle çelik üretimi gerçekleştirilmektedir. Bunlar;
1. Cevherden Çelik üretiminin esas olduğu “Yüksek Fırın” - Bazik Oksijen Konvertörüne dayalı Entegre Demir Çelik Üretim Teknolojisi (BOF) ve
2. Hurdanın ergitilmesi ile çelik üretiminin yapıldığı “Elektrik Ark Ocaklı” (EAO) çelik üretim teknolojileridir.

Çelik üreten ülkelerin kişi başına demir-çelik tüketimine bakıldığında birinci sırayı 1118 kg ile Güney Kore almaktadır. Güney Kore’yi 400-600 kg kişi başı tüketim aralığında bulunan Çek Cumhuriyeti, Kanada, Almanya, Çin gibi ülkeler takip etmektedir (World Steel Association, 2014). Türkiye’de kişi başı çelik tüketimi ise 2011 yılında 342 kg, 2014 yılında, 405 kg ve 2015 yılında 440 kg mertebelerine ulaşmıştır (TÇÜD,2015 Yılı İstatistikleri).

Türkiye’nin çelik üretiminin coğrafi dağılımı 4 bölgede yoğunlaşmış olup, bu bölgelerde 3 adet yüksek fırınlı entegre, 27 adet EAO’lu ve 3 adet İndüksiyon Ocaklı demir-çelik üretim tesisi bulunmaktadır. Türkiye 2015 yılında 1600 milyon tonluk dünya çelik üretiminin 31,5 milyon tonluk kısmını üretmiş ve dünyada 9. sırada, Avrupa’da ise 2. sırada yer almıştır. Çelik üretimi kapasite kullanım oranı yüzde 70’in altındadır. Gelişmiş ülkelerde ise kapasite kullanım oranı %75’ler civarında seyretmektedir. Çelik ithalatı 19 milyon ton (12,3 milyar dolar), ihracatı ise 16,8 milyon ton (11,8 milyar dolar) olarak gerçekleşmiştir (2015 Yılı TÇÜD İstatistikleri). 2015 yılında ilk defa ithalat miktarı ihracat miktarını geçmiş ayrıca ilk defa yurtiçi tüketim miktarı üretimimizi geçmiştir.

2015 yılında Türk çelik sektörünün en çok ihracat gerçekleştirdiği ilk 5 bölgeye bakıldığında, bu bölgeler Orta Doğu, Avrupa Birliği, Kuzey Amerika, Kuzey Afrika, Orta ve Güney Amerika bölgeleri olmuştur. En çok ihraç edilen çelik ürünleri ise 7,2 milyon ton ile inşaat çeliği;1,8 milyon tonla dikişli boru; 1,7 milyon tonla yassı sıcak ve 1,5 milyon tonla profil şeklinde sıralanmıştır.

2015 yılı ihracatı ülke bazında incelendiğinde, sırasıyla %14,7 ile ABD, %9 ile Birleşik Arap Emirlikleri, %8,6 ile Irak, %7,8 ile Mısır ve %5,1 ile İsrail ülkeleri gelmektedir.



2015 yılı için miktar bazında ihracat verileri açısından dünyaya bakıldığında, en büyük 10 çelik ihracatçısı arasında %33’lük artışla en öne çıkan ülkenin Brezilya olduğu görülmektedir. Brezilya 2015 yılında 16,6 milyon tonla 9.luğa kadar yükselmiştir. Bu artışın en önemli nedeni, Brezilya’nın dünyanın en büyük 3. cevher üreticisi olmasıdır. Brezilya cevher fiyatlarındaki düşüşten kaynaklı olarak büyük bir rekabet avantajı elde etmiştir. Tonaj hacmi bakımından ise ihracatını en çok artıran ülke 18,7 milyon tonla Çin olmuştur. İhracatı en çok düşen ülke Ukrayna olmuştur. Aynı zamanda ham çelik üretimi düşüşünde de Ukrayna ilk sırada yer almaktadır. Ukrayna’dan sonra ihracatı en çok düşen ülke olarak %7,9’luk düşüşle Türkiye dikkat çekmektedir.

Dünya ham çelik üretimine bakıldığında üretim 2015 yılında, 2014 yılına göre %2,9 oranında azalarak 1,6 milyar ton olmuştur. En çok çelik üreten 15 ülke içinde sadece Hindistan’ın üretiminde artış gerçekleşmiştir. Aynı zamanda Dünya Çelik Birliği verilerine göre dünya nihai çelik tüketimi 2015’te %1,7 azalarak 1,51 milyar ton olmuştur.

Çelik tüketiminin sektörel dağılımı incelendiğinde gelişmiş ülkelerin çelik tüketimlerinin katma değeri yüksek, teknoloji yoğun ürünlerin üretiminde kullanıldığı görülmektedir. Almanya, Japonya Güney Kore, ABD ve İtalya gibi ülkelerde tüketilen çeliklerin ağırlıklı olarak otomotiv, diğer ulaşım araçları, makine ve elektrikli ekipmanların üretiminde kullanıldığı, buna mukabil Çin, Türkiye ve Suudi Arabistan çelik tüketimlerinin inşaat ve metal eşya sektörlerinde yoğunlaştığı görülmektedir.



2015 yılı verilerine göre uzun mamuller önceki yıllarda olduğu gibi 4,7 milyar Dolar ve yaklaşık 10,3 milyon tonla en çok ihraç edilen ürün grubu olmuştur. Uzun mamulleri sırasıyla 1,5 milyar Dolar ve 2,5 milyon tonla yassı çelik ürünleri, 1,4 milyar Dolar ve 1,9 milyon tonla boru, 184 milyon Dolar ve 306 bin tonla kütük ve slab mamulleri izlemiştir.

Geçen yılda olduğu gibi 2015 yılında da en çok ihraç edilen ürün 7,2 milyon ton ve 3 milyar Dolar ile inşaat çeliği olurken; inşaat çeliğini 1,9 milyon ton ve 1,4 milyar Dolar ile boru, 1,7 milyon ton ve 758 milyon Dolar ile yassı sıcak, 1,5 milyon ton ve 805 milyon Dolar ile profil ve 778 bin ton ve 337 milyon Dolar ile filmaşin izlemektedir.



Demir çelik ihracat ve ithalat verileri ülkemizin katma değeri düşük çelik ürettiğini ve teknoloji yoğunluğu yüksek çelik ithal ettiğini göstermektedir. Türkiye’nin ürettiği vasıfsız çeliğin tonu 500 Doların altında bulunurken zırh çeliği gibi ısıl işlem görmüş nitelikli çeliğin tonu 1800 Dolar civarındadır.

Çelik sektörünün başta Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası pazarlara ihracat yapıyor olması sektöre özgü dış ticaret anlaşmalarını beraberinde getirmiştir. Bu çerçevede, 25 Temmuz 1996 tarihinde Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) ile Türkiye arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması kapsamında iki taraf arasında kömür ve demir çelik ürünleri ticareti serbestleştirilmiş, söz konusu ürünlerde gümrük vergileri karşılıklı olarak kaldırılmış ve devlet yardımları pazarın rekabetini bozmayacak şekilde düzenlenmiştir.

Türk demir çelik sektörü ile AB arasındaki ticari ilişki ise, 1996 yılına kadar ithalat ağırlıklı olarak gelişmiş, anlaşmanın yürürlüğe girmesinden itibaren ülkemiz açısından ihracatla dengelenen bir yapı kazanmaya başlamıştır. Sonraki dönemde ise, çelik ticaretinin yeniden Türkiye’nin aleyhine açık vermesine ve zaman zaman açığın büyümesine neden olmuştur. Hâlihazırda AB ile olan çelik ticaretimizde sektör dış ticaret açığı vermeye devam etmektedir. Bu kapsamda, AKÇT ile Türkiye arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmasının devlet yardımlarının önünü tıkayan hükümlerinin değiştirilmesi yönünde Türkiye Demir Çelik ve Demir Dışı Metaller Sanayi Strateji Belgesi ve Eylem Planına bir eylem konulmuş olup, Ekonomi Bakanlığı ile AB Komisyonu arasında Türkiye-AKÇT Serbest Ticaret Anlaşması ile tesis edilen Çelik Temas Grubu Toplantılarında ülkemiz ihtiyaçları doğrultusunda paslanmaz ve alaşımlı çelik gibi katma değeri yüksek ürünlerde devlet yardımı verilmesi gerekliliğine yönelik görüşmeler sürdürülmektedir.


 

Demir-Çelik Sektörü Teknolojik Dönüşüm Programı

2014 yılı dünya çelik üretiminin üretim yöntemlerine göre dağılımı incelendiğinde %74’lik kısmının BOF, geriye kalan %26’luk kısmının ise EAO yöntemi ile yapılmış olduğu görülmektedir. Ülkemizde ise bu değerler dünya ortalaması ile tezatlık göstermekte olup sırasıyla %69,8 EAO ve %30,2 BOF şeklindedir. Kapasite kullanım oranı BOF ile çalışan tesislerde 2014 yılı için yüzde 95’i bulurken EAO ile çalışan tesislerde yüzde 59’dur. EAO çelik üretim oranının yüksek olduğu üretim yapısı büyük miktarda çelik hurdası kullanımını zorunlu kılmaktadır. Bu durumun bir sonucu olarak geçtiğimiz 4 yıllık süreçte her yıl ortalama 20 milyon ton çelik hurda ithalatı gerçekleştirilmiş ve yıllık ortalama 8,5 milyar Dolar demir çelik sektörümüz tarafından ödenmiştir. Dünya hurda arzının yüzde 20’si Türkiye tarafından ithal edilmektedir. Bu miktarlar çelik hurda ithalatını enerji ithalatından sonra cari açığı artıran en büyük ikinci ithal kalemi haline getirmiştir.
Son dönemde hurda fiyatlarının cevhere göre daha yüksek kalmış olmasına paralel olarak Elektrik Ark Ocaklı tesislerimiz üretim maliyetlerindeki avantajlarını kaybetmeye başlamışlar ve üretimlerini durdurma yâda düşürme yoluna gitmişlerdir. Hurda fiyatlarındaki dezavantajlı durumun önümüzdeki dönemde sürmesi halinde hurdadan üretim yapan Elektrik Ark Ocaklı tesislerin birçoğu üretimlerini durdurabileceklerdir.

Öte yandan, katma değeri yüksek kaliteli çelik ürünleri üretimi yapabilmenin ön koşullarından biri demir cevherine dayalı çelik üretimidir. Özellikle yüksek kaliteli yassı çelik ürünleri üretiminin büyük çoğunluğu demir cevheri kullanan entegre demir çelik tesislerinde gerçekleştirilmektedir.

Nihai aşamada, cari açığın düşürülmesi, çelik sektörünün ham madde arz güvenliğinin sağlanması, 2023 hedefleri doğrultusunda sektörün üstlenmiş olduğu 55 milyar Dolar çelik ürünleri ihracatının gerçekleştirilmesinde katma değeri yüksek çelik ürünleri üretilmesinin temini ve sektör enerji maliyetlerinin azaltılması gibi ekonomimiz açısından önemli bir yere sahip olan bahse konu hususların gerçekleştirilmesi demir çelik sektörü üretim teknolojilerinde yapısal bir dönüşümü zaruri kılmaktadır.

Bu doğrultuda, ülkemizde %30,2 olan demir çelik sektöründe cevherden çelik üretimi oranının gelişmiş ülkelerdeki %72 oranına yaklaştırılmasına dönük cevherden demir ve çelik üretim yatırımlarını özendirici tedbirlerin alınması büyük önem arz etmekte olup, 23 Haziran 2014 tarihinde, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri Işık başkanlığında Ankara’da demir çelik sektör mensupları ile bir araya gelinerek sektörün mevcut yapısı etraflıca değerlendirilmiştir.

Yapılan toplantıda alınan kararlar dâhilinde, “Demir-Çelik Sektörü Teknolojik Dönüşüm Programı” uygulamaya konulmuştur.
Bu çerçevede;
• Demir-çelik sektörünün hurda bağımlılığını azaltacak şekilde cevhere dayalı üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesi,
• Bu yönde geliştirilecek teknoloji ve yatırımların olabildiğince ülkemiz kaynakları ile sağlanması,
• Ülkemizin demir cevheri üretim kabiliyetinin ve kapasitesinin geliştirilmesi,
• Ülkemizde üretilemeyen çelik kalitelerinin, Bakanlığımız Ar-Ge desteklerinden de istifade etmek yolu ile üretilebilir hale gelinmesi,
• İthalatta karşılaşılan haksız rekabet uygulamaları ile etkin bir şekilde mücadele edilmesi,
• İthal edilen bir takım kalitesiz ürünlerin denetlenmesine dair yeni mekanizmalar geliştirilmesi yönünde kararlar alınmış ve ayrıca anılan Bakanlık tarafından sektörün üretim yapısını değiştirerek katma değeri yüksek ürünler üretimini mümkün kılacak bir dönüşüm modeli önerilmiştir. Bahse konu dönüşümün EAO tesislerin mevcut durumu korunarak gerçekleştirilmesi önerilmektedir.

Aşağıdaki şekilde önerilen modelde EAO’ya hurdanın yanında yüksek fırından gelen sıcak metal şarj edilmektedir. Bu model, hibrit bir model olmakla birlikte; hurda ithalatının azaltılması, daha kaliteli çelik ürünlerinin üretilebilmesi, uzun vadede kapasite kullanım oranının artırılması, üreticilerin kâr marjlarının artması, enerji maliyetlerinin düşmesi ve ülkemizin cari açığının azalması gibi büyük avantajlar sağlayacağı değerlendirilmektedir.
 

Önerilen dönüşüm modeline sahip tesislerin dünyadaki dağılımı aşağıdaki tabloda verilmektedir.

Tablo 1. Önerilen Modelin Dünya Örneklerinin Mevcut Olduğu Tesisler

Dünyada, ön görülen model kapsamında üretim yapan Çin’de 14 adet, ABD ve G. Kore 2’şer adet, Rusya, Hindistan, Tayvan ve Meksika’da da 1 adet tesis olmak üzere toplam 22 adet Yüksek Fırın-EAO’lu tesis bulunmaktadır.

Demir-Çelik Sektörü Teknolojik Dönüşüm Programı kapsamında, EAO’lu tesislere mini yüksek fırın kurulumu imkânlarının yerinde görülmesi için bir çalışma başlatılmış ve çalışma doğrultusunda EAO’lu tesisler ile yüksek fırınlı tesislere saha ziyaretleri gerçekleştirilmiştir. Demir Çelik Sektörü Teknolojik Dönüşüm Programı kapsamında gerçekleştirilen ziyaretlerde sektörün sorunları ve gelecek perspektifi de göz önünde bulundurularak yapılabilecek bütün çalışmalar yerinde takip edilmiştir. Ayrıca firmalara bu teknolojik dönüşüm için gerekli alan ve yapılacak yatırımın mali değerinin ne olacağı gibi konularda bilgi verilmiştir.

Marmara, Karadeniz, İzmir ve İskenderun bölgeleridir.
Önerilen modelin ülke çelik sektörü için uygunluğu teyit edilmiş ancak ilk etapta söz konusu yatırımın firmalara ilave maliyet getirmesi ve ülkemizde çalışan bir modelin bulunmaması nedeniyle sıcak bakılmamıştır. Daha sonra yapılan görüşmeler ve detaylı bilgilendirmeler ile sektör Bakanlığımızın önerisine sıcak bakarak bir anlamda süreci kendi üzerine almayı kabul etmiştir. Söz konusu yatırımın çelik üretim maliyetini %50 oranında azaltması nedeniyle ziyaret edilen çelik üreticileri, yapılan bu çalışmadan memnuniyetlerini dile getirmişler, özellikle bundan sonra yapılacak çelik yatırımlarının yüksek fırınlı olması yönünde değerlendirmeler yapmışlar ve firmaların kendi bünyelerinde yapacakları değerlendirmelere katkı sağlayacağı görülmüştür.

Mini yüksek fırının alternatifi, bölgede bulunan firmaların ortak girişimi ile kurulacak “Yüksek Fırın”lı üretim tesisinden ortak slab tedariğidir.

Yapılan Toplantılar,
? Sayın Bakanımız Fikri Işık başkanlığında 2014 yılı Haziran ayında Demir Çelik Sektör Toplantısı gerçekleştirilmiştir,
? Demir-Çelik Sektörü Teknolojik Dönüşüm Programı kapsamında, EAO’lu tesislere mini yüksek fırın kurulumu imkânlarının yerinde görülmesi için bir çalışma başlatılmış ve çalışma doğrultusunda EAO’lu tesisler ile yüksek fırınlı tesislere saha ziyaretleri gerçekleştirilmiştir (1. Program (İstanbul-Kocaeli): Kroman Çelik Sanayi A.Ş., Çolakoğlu Metalurji A.Ş, Diler Demir Çelik A.Ş. ve Erdemir A.Ş. - 2. Program (Çanakkale-Karabük): İçdaş Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım Sanayi A.Ş. ve Kardemir A.Ş. - 3. Program (Osmaniye-İskenderun): Tosçelik Profil ve Sac End. A.Ş., Yolbulan-Baştuğ Metalurji Sanayi A.Ş., Ekinciler Demir ve Çelik Sanayi A.Ş., Yazıcı Demir Çelik San. ve Turizm Tic. A.Ş. ve Nursan Metalurji Endüstrisi A.Ş. -4. Program (İzmir): Özkan Demir Çelik San. A.Ş., Ege Çelik End. San. ve Tic. A.Ş., Habaş A.Ş. ve İzmir Demir-Çelik San. A.Ş.)
? 20 Ekim 2014 tarihinde Ekonomi Bakanlığında “Demir Çelik Sektörüne AKÇT Anlaşması kapsamında ve bu Anlaşmanın iptali halinde devlet desteği verilip verilmeyeceği, verilmesi halinde hangi ürünlere ve üretim yöntemlerine destek verilmesi gerektiği” konulu toplantı gerçekleştirilmiştir.
? 04 Aralık 2014 tarihinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Sayın Prof. Dr. Ersan ASLAN’ın başkanlığında düzenlenen “Demir Çelik Sektörü Teknolojik Dönüşüm Projesi” konulu toplantı,
? 02 Ocak 2015 tarihinde Kalkınma Bankası Toplantı Salonunda üst düzey yetkililerle, Demir-Çelik Sektörü Teknolojik Dönüşüm Projesi adına yapılan toplantı,
? 26 Şubat 2015 tarihinde İslam Kalkınma Bankasının Ankara Temsilciliğinde yapılan toplantı,
? 5 Mart 2015 tarihinde Ekonomi Bakanlığı ve Kalkınma Bakanlığı temsilcileriyle demir çelik sektörünün teşvik ve destek mekanizmalarının konuşulduğu toplantı,
? 2 Nisan 2015 tarihinde İstanbul’da Türkiye Sınai Kalkınma Bankasında üst düzey yetkililerle, Demir-Çelik Sektörü Teknolojik Dönüşüm Projesi adına yapılan toplantı,
? 6 Mayıs 2015 tarihinde MTA Genel Müdürlüğünde gerçekleştirilen Demir-Çelik Sektörü Cevher Kaynak Geliştirme Çalıştayı,
? 27-31 Temmuz 2015 tarihleri arasında Çin Halk Cumhuriyetinde bulunan demir çelik tesislerine gerçekleştirilen ziyaret,
? 14 Ekim 2015 tarihinde Çelik Sektörü ile İskenderun’da yapılan “Dünya’daki Gelişmeler, Sektörümüzün Durumu ve Geleceğe Yönelik Çözüm Önerileri” konulu toplantı,
? 16 Ekim 2015 tarihinde gerçekleştirilen Atılım Üniversitesi Metal Şekillendirme Mükemmeliyet Merkezi Ziyareti,
? 23-29 Kasım 2015 tarihinde G. Kore ve Japonya’da bulunan demir çelik tesislerine sektörün gerçekleştirildiği ziyaret,
? Toplantı kararları çerçevesinde uygulanan proje kapsamında yapılan teknik ziyaretler sonucu elde edilen teknik bilgiler, sektörel sıkıntılar, ziyaret edilen firmaların sorunları gibi çeşitli bilgileri içeren proje raporu,
? Proje kapsamında ilgili kamu kurum ve kuruluşlarını bilgilendirme çalışmaları.

Firmaların Bakanlığımızın önerisine sıcak bakarak süreci kendi üzerine almalarındaki temel etkenlerden biri de 26 Temmuz-1 Ağustos 2015 tarihlerinde Çelik Üreticileri Derneği organizatörlüğünde Çin’e gerçekleştirilmiş olan ziyarettir. Yapılan ziyarette Çin’in artık sadece en büyük çelik üreticisi konumundan çıkıp dünyanın en büyük teknoloji üreticisi konumuna geldiği görülmüştür. Çin kendi teknolojisini geliştirip miktar olarak dünyanın yarısı kadar yaptığı çelik ihracatının yanında “teknoloji” ihracatı da yaparak büyük katma değer elde etmektedir. Buna örnek vermek gerekirse,
Çin’de devlet destekli China Iron and Steel Design Institute (CISDI) ve benzeri çok sayıda mühendislik ve teknoloji şirketi mevcuttur. Dolayısıyla, Çin çelik sektörü bugün itibarıyla dünyadan yeni bir teknoloji almıyor; tersine var olan ya da ithal ettiği teknolojiyi daha da geliştiriyor, tasarlayıp projelendirdiği tesisleri rekabetçi fiyatlarla imal ediyor ve ülkesi yanında dünyanın her tarafına satıp kuruyor.


Çin’e yapılan ziyarette Çin’in bu gelişimi yerinde görülmüştür. Aşağıda verilen Çin ve dünyada çelik üretiminin yöntemlere göre dağılımı tablosu Türk çelik sektörünün yapısal dönüşümünün gerekliliğini göstermektedir.
Dünyada, entegre yöntemle çelik üretimi 2004-2014 yılları arasında yatay olarak devam etmiştir. Yine 2004-2014 yılları arasında hurdanın kullanıldığı elektrik ark ocaklı yöntemle dünya çelik üretimi yıllık 313 milyon tondan, 380 milyon tona ulaşmıştır.
Dünyada entegre yöntem yatay bir seyir alırken Çin’de gelişim entegre yöntem ağırlıklı gerçekleşmiştir. Elektrik ark ocaklı üretim 2004 yılında 42 milyon ton iken 2014’te sadece 50 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Bu durumun tersine entegre üretim: 2004’de 233 milyon ton iken, 2008’de dünyayı yakalamıştır. Bu hızlı artış dönemi 2014 yılında üretim 772 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

Aynı zamanda 04 Aralık 2014 tarihinde Sayın Müsteşarımız Prof. Dr. Ersan Aslan başkanlığında ilgili Bakanlıkların Müsteşarlarının katılımı ile Bakanlığımız ASO Toplantı Salonunda Demir-Çelik Sektörü Teknolojik Dönüşüm Programı sunumu yapılarak katılımcıların konuya ilişkin görüş ve değerlendirmeleri alınmıştır.

Son olarak, 26-29 Mayıs 2015 tarihinde İstanbul’da Sektör tarafından gerçekleştirilen ‘‘Çelik Sektörünün Teknolojik ve Yapısal Dönüşüm Çalıştayı’’nda Çin, İtalya, Avusturya, İngiltere, Rusya, Hindistan ve Almanya’dan toplam 15 firma kabiliyetlerini gösteren sunumlar yapmıştır. Teknolojik anlamda Almanya şüphesiz en dikkat çeken taraf olmakla birlikte Rusya’nın da bu sektördeki ağırlıklı konumu ortaya konmuştur.

Bununla birlikte, Çin firmalarının çelik sektörünün hemen hemen her alandaki teknolojik imkânlarını uygun maliyetler ile ortaya koyması kendilerini öncelikli konuma getirmektedir.

Söz konusu firmalar çelik sektörünün geneline dair teknolojik sunumlar yaparken öncelikli olarak Yüksek Fırın ve Mini Yüksek Fırın maliyetleri ile ilgili teknolojileri sunmuşlardır. Bununla birlikte ülkemizde önerilen Yüksek Fırın&EAO kombinasyonunun dünya üzerindeki başarılı uygulamaları paylaşılmıştır.

Toplantı oturumlarına ülkemizden 40 kadar çelik üreticisi ve teknoloji firması temsilcisi aktif olarak katılmıştır. Bununla birlikte Türkiye Kalkınma Bankası ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası gibi finans kuruluşları temsilcileri de katılım sağlamıştır. Sektör temsilcileri de teknolojik dönüşümün potansiyeli ile ilgili gözlemde bulunmuşlardır.

Üretim yöntemi açısından ülkemizin durumu ve dünyanın genel durumu arasında tezatlık mevcuttur. Bu tezatlık doğrultusunda ülkemizde daha çok hurdaya dayalı üretim gerçekleştirilmektedir. Hurdaya dayalı üretim sonucu katma değerli ürün elde edilememektedir. Katma değerli ürüne erişebilmek ve hurda ile cevher arasındaki cevher lehine olan fiyat avantajını kullanabilmek açısından cevhere dayalı üretimin gerekliliği aşikârdır.

2015 yılı itibarıyla Dünya’da çelik üretimi Çin’in baskısıyla sıkıntı yaşamaktadır. Çelik üretici ülkeler sektörü korumak için tedbirler geliştirmektedirler.

Türkiye’nin demir çelik sektörünü ayakta tutabilmesi için sektör oyuncularının atması gereken ivedi adım;
? “Ortak ham madde (hurda [dünya hurda üretiminin %20’si Türkiye tarafından alınmaktadır]) tedariki” ve
? Sektörde konsültasyondur.
Devletin atması gereken ivedi adımlar ise;
? TRT Payı ve Çevre Katkı Payı vergilerini almamak ayrıca
? Sektör özelinde bir “Mükemmeliyet Merkezi” oluşturulmasında öncü olmaktır. Sektörel mükemmeliyet merkezleri sektörde bulunan nitelikli insan gücünü ve bilgi birikimini bir merkezde toplayan, firmalar için doğal kümelenmeyi sağlayan ve derin Ar-Ge’nin yapılacağı yerler olarak tanımlanabilir. Ayrıca, devletimiz herhangi bir sektörde bulunan aktörlere firma firma Ar-Ge, ekipman ve test cihazı desteği vermek yerine, sektördeki her bir işletmenin yararlanacağı mükemmeliyet merkezleri kurarak, mükerrer desteklerin de önüne geçecektir. Bu sayede firmaların kaynaklarının kullanımında da etkinlik sağlanacak, israf önlenecektir.

Birçok sektöre girdi sağlayan bu sektör hiçbir şekilde yalnız bırakılmamalıdır. Bu argümanın temelini de teknolojik olarak yapısal dönüşümün gerekliliği oluşturmaktadır.


Sürdürülebilir bir ekonomi ve
Sosyal refah için
“Sanayide Yapısal Dönüşüm”
başladı.