İçindekiler
Dergi Arşivi

Dijital Dönüşüm Sürecinde İnsan, Toplum Ve İstihdam

Ahmet Emre ÇOBAN / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

 YAKIN DÖNEMDE YAPILAN ARAŞTIRMALARDAN DERLEME 1

19 Şubat 2019 tarihinde, Almanya’nın başkenti Berlin’de üçüncü defa toplanmış olan Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme Forumu, önceki iki toplantısından farklı olarak doğrudan reel sektör ve akademi içindeki aktörlere değil, Avrupa’nın istihdam ve sosyal güvenlik dinamikleri ile sosyal ve kültürel açıdan yapısal özelliklerine odaklanmıştır. Bu bağlamda Forumun üç ana başlığı; (1) İnsan ve Toplum, (2) Endüstri ve İstihdam ve (3) Yönetişim şeklinde tanımlanmıştır. Benzer şekilde Dünya Bankası, World Development Report başlığıyla her yıl yayımlamakta olduğu raporu 2019 yılında ‘İşin Değişen Doğası’ başlığıyla çıkarmış; raporun büyük bir kısmını, dijitalleşme sürecinin istihdam, sosyal yaşam ve iş yapma biçimleri üstündeki etkilerine ayırmıştır. Yine OECD, endüstri ve bilim konu başlığı altında, 2019’un ilk aylarında hazırladığı ‘AB için Yetenek Havuzu Oluşturmak’, ‘Dijitalleşme: Politika Oluşturmak, Hayatları İyileştirmek’ vb. birçok yayınında, endüstride yaşanmakta olan dijital dönüşümün çalışma ilişkileri ve sosyal yaşam üzerindeki olumsuz etkilerini sınıflandırmaya ve buna yönelik tedbir önerileri geliştirmeye çalışmıştır.

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının da temsil edilmiş olduğu, 2018 yılındaki 2. Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme Forumunun ana gündemini, dijitalleşme sürecinde ABD ve Çin’in başı çekmesi ve Avrupa Birliği ile bu iki ülke arasındaki mesafenin her geçen yıl büyümesi oluşturmuştur. Farklı panel ve çalıştay oturumlarında ise bu mesafenin açılmasındaki temel nedenin ‘teknik / teknolojik yetersizlikler’ olmadığı, konunun Avrupa demografik, kültürel ve politik yapısının bu hızlı dönüşüme aynı hızla karşılık verememesinden kaynaklandığı ortaya konulmuştur. Bu forum dışındaki platformlarda da dijital dönüşümün sosyal yönüne yapılan vurgunun artması, özellikle son bir yıldaki araştırma ve analiz gündemlerini belirlemiştir.

Bu yazı, öngörülen kaygılarla 2018 yılı başından bu yana yapılan çalışmalarda elde edilen bulguları özetlemek ve bu doğrultuda, Türkiye’nin alabileceği tedbirlere ilişkin önerilerde bulunmak için kaleme alınmış olup üç bölüm hâlinde yayımlanacaktır.

Dijitalleşme: Politika Oluşturmak, Hayatları İyileştirmek
OECD tarafından 11 Mart 2019 tarihinde yayımlanan Dijitalleşme: Politika Oluşturmak, Hayatları İyileştirmek (Going Digital: Shaping Policies, Improving Lives) başlıklı rapor, dijital dönüşümün ve verinin insanların, firmaların ve hükümetlerin yaşama, iletişim kurma, çalışma ve üretme biçimlerini radikal bir değişime uğrattığını savunmaktadır. Bu değişim dinamikleri bağlamında hükümetlerin büyümeyi ve refah artışlarını sürdürülebilir kılmasının yollarını ise yedi ana politika boyutu altında ele almaktadır: 1) Erişim; 2) Kullanım; 3) İnovasyon; 4) Meslekler (İşler); 5) Sosyal refah; 6) Güven; ve 7) Pazar açıklığı.
Bu yazının bağlamı açısından görece daha kritik olan ‘meslekler’ boyutu altında raporun ilgili başlığı, ‘herkes için iyi işleri temin etmek’ şeklindedir. Rapor, OECD genelindeki işlerin %14’ünün yüksek bir otomasyon olasılığıyla karşı karşıya olduğunu ve 10-20 yıl arası dönemde bu işlerin %32’sinin yok olma tehdidi altında önemli bir değişim yaşayacağı tahmininde bulunmaktadır (Benzer çalışmalar, farklı zaman periyotları için farklı tahminler ortaya koymaktadır). Bununla birlikte, şu ana kadar dijital dönüşüme bağlanabilecek iş kayıplarıyla ilgili büyük endişeler pek karşılığını bulmamıştır: İstihdam oranları pek çok ülkede rekor seviyelere ulaşmış, dijital-yoğun sektörlerin istihdam yaratmada büyük katkıları olmuştur. Son 20 yıllık dönemde ortaya çıkmış yepyeni iş türlerininse toplam istihdam içindeki payı son derece sınırlı kalmıştır.


Şekil 1. Dijitalleşmenin Mevcut Meslekler Üzerindeki Etkisi

Yüksek vasıflı çalışanlar, teknolojik dönüşümden yararlanma eğilimindedir; çünkü yetenekleri, genellikle başka işlere aktarılabilir ya da bu yeteneklerin teknolojiyi tamamlama / teknolojiyle tamamlanma olasılığı daha yüksektir. Ne var ki düşük vasıflı çalışanların otomasyondan etkilenme olasılığı daha yüksektir ve becerilerini dönüştürme ya da yeni beceriler edinme yönünde daha kritik bir baskıyla karşı karşıyalardır. Bu çerçevede bir yandan düşük vasıflı çalışanların becerilerini artırmaya yönelik eğitim imkânlarını geliştirirken bir yandan da istihdamın dışına itilmesi muhtemel meslek grupları özelinde, kapsayıcı sosyal koruma çözümleri geliştirilmelidir. En genel manada, hükümetlerin sosyal güvenliği daha sürdürülebilir, daha etkili ve ihtiyaca uyarlanabilir hâle getirmesi gerekmektedir.

Halen her ne kadar sosyal güvenlik sistemleri, büyük oranda standart (tam zamanlı, sürekli sözleşmeli ve tek bir işverenli) çalışma modellerini veri alıyorsa da, dijital dönüşümün sunduğu yeni olanaklar, birçok çalışanı geçici işler sahibi olmaya, evlerinden çalışmaya ya da birden fazla işi aynı anda sürdürmeye yönlendirmektedir. Özellikle AB ülkeleri -İskandinav ülkeleri kısmen dışarıda bırakılabilir- açısından bakıldığında, yaklaşık iki yüzyıla uzanan sanayi toplumu çalışma ve istihdam kültürü ve bu zeminde gelişmiş sosyal devlet yaklaşımı, dijitalleşen ekonomilerin dinamiklerine karşılık vermekte kimi zorluklarla da karşılaşmaktadır. Bu bağlamda, Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme Forumu toplantılarında da sıklıkla tartışıldığı üzere, ABD’nin görece daha serbest girişim odaklı çalışma kültürü ya da Çin’deki farklı ücretlendirme sistemlerinin (standart çalışma saati sistemi, kapsamlı çalışma saati sistemi, sabit olmayan/esnek çalışma saati sistemi) varlığı yeni iş yapma biçimlerine uyum sağlamada avantaj sağlamaktadır.

Ele alınan OECD raporunun sunduğu çözüm önerilerinde, tüm çalışanlara odaklanılması ve yeni çalışma biçimleriyle ilgili belirsizliklerin giderilmesine özellikle dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla işgücü piyasası gözden geçirilerek tüm çalışanların temsil edilebilirliğini ve kendilerini ifade olanaklarını geliştirecek çözümler bulunmalıdır. Bir diğer deyişle sosyal güvenlik sistemleri, sadece sürekli sözleşmelerle tam zamanlı çalışanları değil, yarı zamanlı ya da geçici sözleşmeli ya da freelance çalışanları da aynı ölçüde koruma altına almalıdır. Vergi sistemleri ve sosyal yardım programları da, böyle tarafsız bir perspektifle yeniden düzenlenmelidir.


Şekil 2. Aktif İstihdam Politikaları

Her çalışanın, adil iş koşullarına ve eşit sosyal güvenlik uygulamalarına sahip olmasının yanında, dijital dönüşümün çalışanlar üzerinde oluşturduğu baskıyı aşmak ve çalışanları bu dönüşüme daha hızlı şekilde adapte etmek için Raporda sunulan diğer politika tedbirleriyse özetle şu şekildedir:

- Esneklik ve mobilite arasında denge kurmak,
- Çalışanların düşük verimlilik düzeyli firmalardan yüksek verimli firmalara geçmeleri yönünde ücret teşvikleri oluşturmak,
- Çalışanların bir işten diğerine geçişine ilişkin riskleri ortadan kaldıracak piyasa politikaları geliştirmek,
- Özellikle meslekleri açısından daha fazla riskle karşı karşıya olan çalışanların bilişsel, BİT, uzmanlık ve tamamlayıcı becerilerinin artması için yeni imkânlar sunmak,
- (Sanayi toplumundan dijital topluma geçişe bağlı olarak) eğitim sistemlerini yeni baştan kurgulamaya hazır olmak.

Ele alınan Raporda dikkat çekici bir diğer unsur ise dijital çağın gerektirdiği güven ortamının sağlanmasına yönelik yapılan vurgu ve ayrılan alandır: “Güven duygusu dijital dönüşümün temelini oluşturur ve güçlendirilmesi gerekir.” Çalışma, OECD genelinde internet kullanıcılarının neredeyse %30'unun güvenlik veya gizlilik endişeleri nedeniyle sosyal ağlara kişisel bilgi sağlamamakta olduğunu ortaya koymaktadır. Ödeme güvenliği ve gizlilik kaygıları, internet kullanıcılarının neredeyse %25'inde devam etmekte olup bu oran Portekiz, Finlandiya, İsviçre ve Türkiye'de %50 seviyesindedir. Veri toplamanın amaçlarına ve kullanımlarına ilişkin şeffaflık sağlanması, bu açıdan oldukça kritiktir.


Şekil 3. İnternette Ödeme Güvenliği ve Mahremiyete İlişkin Kaygı Düzeyleri

Sadece endüstride değil, eğitimde, sağlıkta, güvenlikte ve karar alıcıların karşı karşıya olduğu bütün politika alanlarında dijital dönüşüm, doğru veriye hızlı bir şekilde ulaşmayı ve bu veriyi etkin bir biçimde değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda, tüketim alışkanlıklarından boş zaman faaliyetlerine, sağlığa ilişkin endişelerden piyasa değişimlerine gösterilen tepkiye, bütün bu verilerin temininde ve korunmasında hükümetler, sosyal taraflar ve vatandaşlar arası güven ilişkisinin güçlü bir şekilde kurulmasına yönelik tedbirler alınmalıdır.

Dijital Dönüşümün Ölçülmesi: Gelecek İçin Bir Yol Haritası
OECD tarafından yine 11 Mart 2019 tarihinde yayımlanan Dijital Dönüşümün Ölçülmesi: Gelecek İçin Bir Yol Haritası (Measuring the Digital Transformation: A Roadmap for the Future) başlıklı rapor ise dijital dönüşümün reel sektörle birlikte sosyal ve ekonomik hayatta hangi ülkelerde, hangi göstergelere, ne ölçüde etkileri olduğunu ortaya koyma amacıyla hazırlanmıştır.

Rapor, gelişen dijital teknolojilerin inovasyonu demokratikleştirdiğini belirtmektedir ancak bu olanaklardan yararlanma biçimleri bölgeden bölgeye, ülkeden ülkeye ve yaş ya da cinsiyet grupları arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Dijital dönüşüme ilişkin teknik altyapı, bilgi ve farkındalık düzeyi konularında ülkeler arasında büyük ayrımlar gözlenmezken 2013-2016 yılları arasında mobilite, bulut bilişim, nesnelerin interneti (IoT), yapay zekâ (AI) ve büyük veri analizi alandaki ilk 25 modern teknolojinin neredeyse tamamının, beş ekonomi (Çin, Çin Taipei, Japonya, G. Kore ve ABD) tarafından geliştirilmiş olması dikkate değerdir.

Rapora göre internet erişimi ve kullanımı, son 10 yılda büyük bir genişlemeye sahne olmuştur. Bu dönemde OECD genelinde interneti kullananların payı %30, Yunanistan, Meksika ve Türkiye’de ise %50’den fazla artış göstermiştir. Brezilya, Çin ve Güney Afrika'daki nüfusun yarısından fazlası artık internet kullanmaktadır ve bu ülkelerin OECD ortalamasına olan mesafeleri günden güne daralmaktadır. 2018’de, OECD bölgesindeki bireylerin dörtte üçünden fazlasının interneti her gün kullandığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, internet erişiminin neredeyse %100’e ulaştığı ekonomilerde bile, birçok insanın çevrimiçi olarak nispeten basit ve sınırlı faaliyetler yürütmüş olması dikkat çekicidir. Araştırmaya konu olan çevrimiçi faaliyetlerin tamamını yürütmüş internet kullanıcılarının payı, sadece bazı İskandinav ülkelerinde %50’ler seviyesine ulaşabilmiştir. İnternet kullanımında nesiller arası farklılıklar da söz konusudur: OECD ülkelerinin çoğunda, 16-24 yaş grubundaki bireylerin neredeyse tamamı interneti günlük olarak kullanmaktadır (medyan değeri %96). Bu medyan değeri, 55-74 yaş grubundakiler içinse %55 düzeyindedir.

Nasıl ki temel ve ileri düzeyde internet kullanımı bölge, ülke, yaş ve cinsiyet bazında farklılıklar gösteriyorsa, şirket ve pazarların bu dönüşümlere cevap verebilme düzeyi, belirtilen faktörler bazında farklılaşmaktadır. Genişbant erişimi dünya ölçeğinde büyük yaygınlık kazanmış olsa da, 2018 yılında OECD ülkelerindeki işletmelerin yalnızca %20'si yüksek hızlı genişbanttan yararlanmıştır. Avrupa'da 2011-2017 arasında yaratılan her on ek işin dördü, doğrudan ya da dolaylı olarak BİT alanındaki meslek sahiplerine verilmiştir. Yine rapora göre çoğu OECD ülkesinde kadınların BİT-yoğun işlerde çalışma eğilimi daha yüksek gözlenmekle birlikte, 2017 verileri, Avrupa'daki 16-24 yaş aralığındaki programcıların çoğunluğunun halen erkek olduğunu göstermektedir.

Rapor, dijital dönüşümü yönlendirmenin sağlam bilişsel (matematik ve okuma yazma) ve sosyal becerilerle birlikte, problem çözme becerilerinden geçmekte olduğunu dile getirmektedir. OECD bölgesinde 16-65 yaş aralığındaki kişiler temel bilişsel becerilerden yoksundur ve bu becerileri yüksek oranda gösterenlerin oranı da %30’a ulaşmamaktadır. 2018 verilerine göre Avrupa Birliği bölgesindeki çalışanların %40’ı yeni yazılımlar ya da BİT araçlarıyla karşı karşıya gelmiştir ve bu grubun %25’i spesifik eğitim programlarına ihtiyaç duymaktadır. Yine AB bölgesinde, düşük nitelikte işgücünün %40’ı eğitim imkânlarından yararlanabilmişken, bu oran yüksek nitelikte işgücünde %75’e çıkmıştır. OECD hükümetleri şu anda GSYİH'nın %0.13’ünü işsizlerin ve işsizlik riski taşıyan çalışanların eğitimi için harcamaktadır ve dijital dönüşümün dinamikleri göz önünde bulundurulduğunda, bu oranın güçlü bir artış gerektirdiği ortaya çıkmaktadır.

Bu ve benzeri çok sayıda veriden hareketle, Dijital Dönüşümün Ölçülmesi: Gelecek İçin Bir Yol Haritası başlıklı rapor, söz konusu yol haritasının dokuz bileşenini ise şu şekilde tanımlamıştır:

- Dijital dönüşüm düzeyini ekonomik istatistiklerde görünür hâle getirmek,
- Dijital dönüşümün ekonomik etkilerini anlamak,
- Dijital çağda elde edilen refahı ölçmek,
- Veri toplamaya yönelik yeni yaklaşımlar getirmek,
(Buraya kadarki dört eylem, dijital dönüşüm alanında izlenebilirliği artırmaya yönelik olarak belirlenmiştir. Diğer beş eylem, görece gelişim alanı spesifiktir.)
- Başta nesnelerin interneti, yapay zekâ ve Blockchain olmak üzere, dönüştürücü nitelikteki teknolojileri takip etmek,
- Veriyi ve veri akışlarını anlamak,
- Dijital çağda ihtiyaç duyulan becerileri tanımlamak ve ölçmek,
- Çevrimiçi ortamlara duyulan güveni ölçmek,
- Hükümetlerin dijital güçlerini değerlendirmek.
***
Bu derleme dizisinin sonraki yazısında, 3. Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme Forumu Raporu ve bu forum kapsamında Vodafone firması tarafından yürütülen saha araştırması ile Dünya Bankası tarafından yayımlanan İşin Değişen Doğası başlıklı çalışma ele alınacaktır.

Kaynaklar
OECD (2019), Measuring the Digital Transformation: A Roadmap for the Future, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/9789264311992-en.
OECD (2019), Going Digital: Shaping Policies, Improving Lives, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/9789264312012-en.