İçindekiler
Dergi Arşivi

Dijital Dönüşüm

Faruk YILDIRIM / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

Veri ve Önemi
21. yüzyılda yapay zekâ devrimiyle birlikte canlı -Burada canlılardan kasıt, Homo-Sapiens olarak anılan insanoğlundan başkası değildir ancak bu durum insanoğlu dışındaki birtakım canlıların davranış biçimlerinin kodifiye edilmeyeceği anlamına gelmemelidir; diğer canlılar yaşam biçimleri de elbette taklit edilebilecektir.-   varlıkların yerine getirdikleri fonksiyonlar artık taklit edilebilmekte canlılara ait faaliyetler inorganik mekanizmalar, programlar, robotlar tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Canlılara ait kodların çözülerek dijitalize edildiği, canlıların yerine getirdikleri fonksiyonların kodifiye edilerek dijitalleştirilebildiği bu döneme, dijital dönüşüm çağı diyebiliriz. Canlılara özgü fonksiyonlar, kimi zaman bir makine, bazen bir robot ya da çoğu zaman bir bilgisayar programı tarafından yerine getirilebilmektedir. Dijitalizasyonla birlikte ortaya çıkan akıllı makinelerin, düşünen cihazların, yapay zekâlı programların doğal bir sonucu olarak kategorik değişimlerin yaşanacağı ve insanoğlunun hayatında yeni yaşam formlarının ortaya çıkacağı, radikal dönüşümlerin gerçekleşeceği böylesi bir döneme, makine çağı ya da robotik çağ demek de mümkündür.

Canlılara ait olan karakteristiklerin taklit edilip dijital ortama aktarılıp, canlılara ait ameliyelerin yerine getirilmesini sağlayan yegâne araç, canlılara ilişkin veriden başkası değildir! Veri olmadan, dijital dönüşümden bahsetmek mümkün değildir! Bu nedenle, verinin toplanması, verinin elde bulundurulması, verinin işlenmesi, hülasa verinin kendisi, 21. yüzyıldaki en önemli bilgi ve meta olarak karşımıza çıkmakta ve dijital dönüşümün yapıtaşını oluşturmaktadır. Tüm gelişmelerin veriye bağlı olarak gelişeceği bu çağda, veriyi elinde bulunduranlar, veriyi kontrol altında tutanlar, internet arenasına ve oradan elde edilen verilere hükmedenler ve bu alanlardaki teknolojik gelişmelere öncülük eden ülkeler hadiselerin seyrine yön verebileceklerdir.

Dijitalizasyonu Oluşturan Temel Alanlar
Yapay zekâ, bilgi iletişim teknolojileri, nesnelerin interneti, algoritmalar, robotik, matematik, istatistik ve yapay zekânın alt branşlarını teşkil eden makine öğrenmesi, derin öğrenme, yapay sinir ağları, büyük veri ve benzeri alanlar, dijital dönüşümün sacayaklarını oluşturmaktadır. Diğer alanlardan çok daha önemli sonuçlar doğuracak bu alanlardaki gelişmelerin ivmesi çok yüksek olacaktır ve gelecek, büyük oranda bu alanlarda ortaya konacak teknoloji ve inovasyonlara göre şekillenecektir. Ancak yine vurgulamamız gerekir ki; veri olmadan tüm bu branş ve alanların bir kıymeti harbîyesi olmayacaktır! Tüm bu alanlarda ortaya konacak gelişmeler, sadece veriye bağlıdır. Bu nedenle başlı başına veri, verinin toplanması ve verinin mülkiyeti (sahipliği) tüm dijitalizasyon süreçlerinin özünü teşkil eden çekirdek kavramlardır.

Dijital dönüşümü meydana getiren yukarıdaki alanları besleyip olgunlaştıran yegâne bileşen de verinin ta kendisidir. O halde veriye bağlı gelişmiş tüm alt bilim dallarının ve yeni inkişaf edecek veri disiplinlerin 21. yüzyılda çok önemli bir role sahip olacaklarını rahatlıkla ön görebiliriz. Bilgisayar mühendisliği ve istatistik orijinli veri bilimi, büyük veri, veri madenciliği, veri analizi ve matematiksel istatistiki yöntemler referans alınarak geliştirilecek yeni veri alt alanlarının, dijital dönüşümde hayati bir öneme sahip olacağı aşikârdır. Gelecekte bu tür mesleklerin ve bu alanda oluşacak yeni meslek gruplarının diğerlerine göre karşılaştırmalı bir üstünlük sağlayacağı açıktır.

Son olarak organik canlılardaki yaşam formlarının dijitalize edilerek inorganik makinelere, programlara, robotlara, belki yarı-organik yaşam biçimlerine ve günümüzde imkânsız gibi gözüken sapiens’den farklı (insanoğlundan başka) yeni organik yaşam formlarına aktarılabileceği hesaba katılmak zorundadır. Bu çerçevede stratejik öneme haiz, elektrik-elektronik mühendisliği, mekatronik, makine mühendisliği, robotik, fizik, kimya, nanoteknoloji, biyoloji, tıp, sağlık, genetik mühendisliği, tarım, ziraat ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkması muhtemel yepyeni karma branşların, geleceğin inşasında çok önemli olması muhtemeldir.

İnternet Altyapısı
Dijital dönüşümün gerçekleşmesini sağlayan ana unsur elbette ki internetin ta kendisidir. Son on yılda dünya genelinde sabit ve mobil internet aboneliklerinin hızla büyüdüğünü gözlemliyoruz. Mobil internet kullanımındaki artış sabit internet kullanımından çok daha ileri seviyelerde gerçekleşmiştir. 2016 yılı rakamlarına göre, ülkemizde 100 kişi başına düşen internet abone sayısı yaklaşık 43-44 kişi olarak gerçekleşmiştir. Geçmişe kıyasla, internet altyapısı güçlenmiş, kullanımı yaygınlaşmış, internet ağları genişlemiştir ancak her bir kişiye ait internet aboneliği ufku henüz yakalanamamıştır.

Dijital dönüşümün optimal seviyede gerçekleşebilmesi için ön görülen standart bir internet kullanıcı miktarı, yüzde oranı yoktur ancak adından da anlaşılacağı üzere, dijital dönüşüm dijitalleşmeyle, diğer bir deyişle internet kullanımıyla gerçekleştirilebilmektedir. Bir ülkede, internete erişim ne oranda kolaysa, internet kullanımı ne kadar yaygınsa, bilgiye hızlı erişmek, Bilgi İletişim Teknolojilerinden (BİT) yararlanmak ve verim - Bilgi İletişim Teknolojilerinin yarattığı büyüme ve verimlilik farklarının net olarak ortaya konduğu Haziran 2014’de ‘The Information Technology & Innovation Foundation’ bünyesinde çıkan Ben Miller ve Robert D. Atkinson’ın tarafından kaleme alınan “Raising European Productivity Growth Through ICT” adlı rapor ayrıntılı olarak incelenebilir. İlgili raporda ABD’nin niçin AB’den daha çok büyüdüğü ve daha yüksek verimlilik seviyelerine ulaştığı BİT bağlamında irdelenmiştir.-   elde etmek o oranda kolaylaşacaktır.

Makineden-Makineye İletişim ve Nesnelerin İnterneti
İçerilmiş elektronik, yazılım, sensör bünyesinde barındıran fiziksel araç, cihaz, makine, ev aletlerinin internet ağı (kablosuz) aracılığıyla topladıkları özelleşmiş verileri kullanarak, yaptıkları analizleri birbirleriyle paylaşarak oluşturdukları ağ yapılara (şebekelere), veri temelli ekosistemlere “nesnelerin interneti ” kavramı adı verilmektedir. Bu kavramın gelişimi ve genişlemesiyle birlikte aslında elektronik makineler, cihazlar, otomobiller, cep telefonları, bilgisayarlar veri toplayabilir ve birbirleriyle iletişim kurabilir hale gelmiştir. Gelecekte kablosuz internet ağları aracılığıyla, elektronik makine ve cihazlar tarafından daha çok verinin toplanarak makineden makineye iletişimin çok ileri seviyelere ulaştığı, cihazların birbirleriyle iletişim kurduğu, veri alışverişinde bulunduğu, makinelerin birbirleriyle adeta konuştukları çok farklı bir döneme şahitlik edeceğiz. Makineden-makineye iletişim sayesinde cihazlarla toplanan verilerin, geri planda çalışan programlama dilleri, yazılımlar aracılığıyla üst düzey istatistiki yöntemler kullanılarak analiz edildiği, insan hayatını kolaylaştıran alternatif seçeneklere dönüştürüldüğü, kullanıcıların sapmasız seçimler yapabilmesine olanak veren opsiyonların oluşturulduğu adeta makinelerin düşündürüldüğü devrimsel bir çağa giriyoruz.

Bilgi İletişim Teknolojileri
Dijital Dönüşümde dikkate alınması gereken teknoloji gruplarının başında BİT’leri gelmektedir. Yapılmış birçok bilimsel araştırma BİT’nin, verimliliğin işletme, bölge ve de ülke düzeyinde geliştirilmesinde, artırılmasında hayati bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Elde edilen bilimsel bulgular, organizasyonları dönüştürücü rol oynayan BİT ve uygulamalarına adaptasyonunun, verimlilik bulmacasını çözmemizde temel bir role sahip olduğuna işaret etmektedir. İktisatçıların genel amaçlı teknolojiler olarak tanımladıkları BİT’nin, bir uçtan diğer uca tüm ekonomiyi çok geniş bir yayılımda etkilediğini ve tüm üretim ve dağıtım sistemlerini yeniden şekillendirdiğini göstermektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 1995-2004 yılları arasındaki toplam faktör verimliliği (TFP) artışının üçte ikilik kısmı BİT ile açıklanmaktadır ve kabaca ABD’nin o dönemdeki iktisadi büyümesinin üçte birlik kısmı BİT katkılarından kaynaklanmıştır. ABD’nin BİT açısından Avrupa Birliği’nden (AB) ileri bir konumda olması, ABD ile AB arasındaki verimlilik ve büyüme farklarının açıklanmasında da çok önemli bir rol oynamıştır.

21. yüzyılda gelişim hızları çok yüksek teknoloji gruplarının başında BİT teknolojileri gelmektedir. BİT ürünleri olan mobil telefonlar ve bilgisayarlar, karmaşıklık, modülerlik ve hızlı demode özellikleriyle bilenen cihazlardır ve bu ürünler sürekli gelişen birtakım geniş tabanlı BİT’ne bağlı olarak gelişmektedirler. OECD tarafından farklı dallarda hangi BİT alanlarının geliştiği ölçülmüştür. 2012-2015 yılları boyunca patlama yapan en önemli yirmi BİT alanının %69’la %98’lik kısmı, beş büyük ekonomi tarafından açıklanabilmektedir. Bu dönemde gelişimleriyle BİT teknolojilerini ivmelendiren Japonya ve Kore, gelişmekte olan tüm BİT teknoloji alanlarına verdikleri katkılarla patlama yapan en önemli 20 BİT alanının %21’lik kısmını ve bu alanlarda alınan patentlerin %70’ini açıklayabilmektedirler. ABD, ödeme protokolleri (%34), iletim düzenlemeleri (%28), dijital video sinyal kodlaması (%28) BİT alanlarındaki gelişmelere öncülük etmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti, en önemli BİT alanları içinde özellikle modülasyon ve kontrol buluşlarında (%28) katkıda bulunmuş 5 büyük ekonomiden bir diğeridir. İsveç, Almanya ve Fransa’dan oluşan Avrupa ekseni, birtakım BİT alanlarına verdikleri katkılarla 5 büyük ekonomi içinde karakterize edilen diğer ülkelerdir.

Yapay Zekâ
Makinelerin, insanoğluna benzer şekilde bilişsel fonksiyonlar (öğrenme, anlama, sorgulama ve etkileşim) ortaya koyabilmesine “Yapay Zekâ” diyoruz.


Alan Mathison Turing

Ünlü matematikçi Alan Mathison Turing, 21.yüzyılda en çok kullanılacak makinalardan biri olan bilgisayarların temelini oluşturacak fikirleri bilgisayar kavramının hayal bile edilmediği bir dönemde ortaya atmıştır. 1950’de yayınlanan ‘Makinelerin İşleyişi ve Zekâ’ makalesi, modern felsefe tarihinin en çok alıntı yapılan makalelerinden birisi olmuştur! O dönemde mevcut olmayan bilgisayarları ilk defa hayal edebilmiş, bilgisayarların gelecekte insan gibi düşünebileceğini ve hatta insanoğlunu aşabileceğini öngörerek yapay zekânın temellerini atmıştır.

Günümüzde artık yapay zekâyla ilgili olarak devrimsel gelişmeler cereyan etmektedir ve yapay zekâ dijital dönüşümün ana omurgasını oluşturmaktadır. Yapay Zekâ kaidesinin üzerinde müesses hale gelen dijitalizasyon, artık yeni bir sanayi devrimine dönüşmek üzeredir. Bugün, yapay zekâ sağlık, ulaşım ve çevreyle ilgili küresel problemlerin üstesinden gelinmesinde ciddi katkılar sağlamaktadır. Gelecekte çok daha geniş bir yelpazede, hayatın her alanında yer alan sorunların çözümünde kullanılabilecektir.

Yapay zekâyla ilgili teknolojilerde 5 büyük patent ofisinde -Beş Fikri Mülkiyet Ofisi: Avrupa Patent Ofisi (European Patent Office [EPO]), Japonya Patent Ofisi (Japan Patent Office [JPO]), Kore Fikri Mülkiyet Ofisi (Korean Intellectual Property Office [KIPO]), Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Fikri Mülkiyet Ofisi (State Intellectual Property Office of the People’s Republic of China [SIPO]), Birleşik Devletler Patent ve Ticari Marka Ofisi (United States Patent and Trademark Office [USPTO]) - patentlenmiş buluşlarda, 2010 ile 2015 yılları arasında her yıl ortalama %6’lık artışlar meydana gelmiştir. Bu hız tüm diğer patent alanlarında gözlemlenen patent artışlarının, yıllık ortalama patent büyüme hızından iki kat daha fazladır! 2015 yılında dünya genelinde 5 büyük patent ofisinde toplam 18000 patent ailesi dosyalanmıştır. Japonya, Kore ve ABD ekonomileri, 2010 ile 2015 yılları arasında yapay zekâyla ilgili başvurulan patentlerin %62’den fazlasını açıklayabilmektedirler. 2000-2005 yılları arasında bu ülkeler tarafından alınan patentler %70’in altında idi. Kore, Çin ve Çin’e ait Taipei’de , 2010-2015 döneminde gözlemlenen patent sayıları 2000-2005 dönemine kıyasla artış göstermiştir. AB ülkeleri 2010-2015 yılları arasında 5 büyük patent ofisinden alınan buluşlara ait patent stokunun %12’sini açıklamaktadırlar. Yapay zekâ içinde yer alan buluşlar, örneğin “Makine-Öğrenmesi (Machine Learning)”, büyük veri ve bulut hesaplama teknolojilerinin ortaya çıkışıyla beraber yapay zekânın potansiyel etkisi güçlenerek ikiye katlanmıştır.

Makine Öğrenmesi
Makine Öğrenmesi, geliştirilen bilgisayar algoritmalarıyla makinelerin, elektronik cihazların, telefonların, bilgisayarların (vb. aygıtların) toplanmış, kullanım için hazır veri ve bilgiler yardımıyla kendi kendisine otonom olarak, öğrenebilmesini ifade etmektedir. Yapay zekânın yan ürünü olarak ortaya çıkmış, dijital dönüşümü doğrudan etkileyen ve yoğun çalışılan alanlardan bir diğeri de Makine Öğrenmesidir. Bu alanda özellikle 2014-2015’ten başlayarak ciddi gelişmeler olmuştur. Bu alanda ortaya konan bilimsel yayınlarda ABD başı çekmiştir. ABD’den sonra Çin, İngiltere, Hindistan bu alanda en çok katkı sağlayan diğer ülkelerdir.

Makinelere, algoritmalar yoluyla öğretilebilecek kavramların sınırlarını çizmek, gelecekte makinelerin neleri yapabileceklerini bugünden ön görmek, öğrenebilme limitlerini tespit etmek, yakın bir gelecekte ortaya çıkacak gelişmeleri hayal etmek adeta imkânsızdır. Yeteri kadar veri ve yeterli hesaplama gücüyle, canlıların performansının çok üzerinde işlemlerin yapılması, canlılara ait tüm davranış biçimlerinin kodifiye edilerek makinelere aktarılması belki yakın bir gelecekte mümkün olacaktır.

Dijital Çağda Meslek Grupları
21. yüzyılda birçok meslek grubunun kodlarının çözüleceğini, adeta mesleklerin hacklenerek veri bilimi yardımıyla kopyalanabileceğini göreceğiz. Algoritmalar yardımıyla bir mesleğe ait tüm oyun ağaçları -Oyun kuramında, her bir ekonomik aktörün yapabileceği hamleleri müteselsil olarak gösteren şematik strateji ağacıdır. -  çıkarılarak, olası alternatif seçenekler bilgisayar kodlarına dökülerek gerçek senaryolar oluşturulabilecektir. Veriye bağlı olarak kodifiye edilen olası tüm senaryolar, üst düzey istatistiksel ve matematiksel yöntemler yardımıyla karar verme mekanizmalarına dönüştürülebilecektir. Böylelikle bir meslek için geçerli olan tüm süreçleri düşünüp otomatik hale getiren, matematiksel kesinlikle karar verebilen, en doğru sonuçlara sapmasız ulaşabilen makinelere, bilgisayar destekli sistemlere, robotlara artık çok yakınız! Bu durum günümüzde cari olan birçok meslek grubunun makineler, robotlar tarafından ikame edileceğine ve bugün olan birçok meslek grubunun gelecekte olmayabileceğine işaret etmektedir. Basit iş ve sıradan ameliyelerden ibaret olan meslek gruplarının ilk etapta yok olma riskleri daha yüksektir. Karmaşık ama kodifiye edilebilen iş ve meslek grupları da ortadan kalkma riskiyle karşı karşıyadır. Sanayi devriminde makinelerin gelişiyle birlikte birçok meslek grubu ortadan kalkmıştı, emek yoğun piyasa yapısı değişmiş, o dönemde çalışanlar makineleşmenin doğal bir sonucu olarak işsizlikle yüz yüze gelmişlerdi. 4.üncü sanayi devriminde benzer gelişmelerin olması kuvvetle muhtemeldir.

IBM firmasının geliştirmiş olduğu Watson isimli bilgisayar, şimdiden iyi bir doktordan daha isabetli teşhis ve tanıda bulunabilmektedir. Olası tüm semptomların veriye dönüştürülüp, algoritmalar yardımıyla senarize edilmesiyle iyi bir doktorun performansından daha üstün performans gösterebilen bilgisayar şimdiden yapılabilmiş durumdadır. O halde çok uzak olmayan bir gelecekte, gerçekleşecek bu değişimler için hazır olunması bir gerekliliktir. Şimdilik, meslek gruplarının tamamı elbette risk altında değildir. Sofistike, algoritmalara dönüştürülemeyen, kodifiye edilemeyen, yargılama gerektiren, sezgisellik içeren, vicdani, sanatsal, duygusal, bilimsel (bilimi geliştirmeye dair), ruhsal, psikolojik, sosyolojik meslek gruplarının varlıkları şimdilik devam edebilecektir.

Dijitalize edilemeyecek tek meslek dalı, bilim insanlığı gibi gözükmektedir. Düşünme sınırları olmayan, hayal gücüne sınırlandırma getirilemeyen insanoğlu, bilimsel gelişmeleri ortaya koyarak bu gelişmeleri devam ettirip sürdürecektir! Bir veri üst limitiyle kısıtlanmış bulunan, kapasitesinin sınırları belli olan yapay zekâ ürünü robotlar, makineler, bilgisayarlar özgün düşünemeyecek, bilim üretemeyeceklerdir. Son sanayi devriminde, yeri baki olan yegâne meslek grubu bilim insanlığıdır.

Beşeri Sermayenin Önemi
İktisadi büyüme modellerinde, büyüme fonksiyonu iki değişkene bağlıdır. Bunlar emek (beşeri sermaye) ve sermayedir. Dijital Dönüşüme hazır bir ülke haline gelebilmemiz için öncelikle yukarıda arzına çalıştığımız alanlar başta olmak üzere beşeri sermaye niteliğimizi çok üst seviyelere taşımak zorundayız. Bunu başarabildiğimiz ölçüde, gelişecek, gerçek anlamda kendi geleceğimizi kendimiz tayin edebileceğiz.
Kimse gelecekte nelerin olacağını tam doğru olarak tahmin edemeyebilir ancak yukarıda anlatmaya çalıştığımız tüm gelişmeleri alt alta koyduğumuzda gelecekte, zekâ, özelleşmiş bilgi, yetenek gerektiren işlerin daha revaçta olacağını ön görebiliriz. Geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi basit ve standart işler olmayabilecektir. Mesela veri analisti olmak, bilgisayar mühendisliği alt disiplinlerinde çalışmak, kodlama ve programlama dillerini bilmek, istatistiksel yöntemlere hâkim olmak gelecekte çalışan normal bir çalışanın profil özellikleri olabilecektir. Bu durum bize insanların ciddi bir bölümünün, bu yeteneklerden yoksun oldukları için ve kapasitif anlamda böyle bir performansa ulaşamayacaklarından işsiz kalabilme ihtimallerini düşündürmektedir. Gelecekte oluşacak yeni meslek gruplarına adaptasyon için insanların öğrenebilme yeteneklerini zinde tutacak sistemlere, hayat boyu öğrenme programlarına gereksinim duyulacaktır.

Gelecekte stratejik öneme haiz, iktisadi olarak yüksek getiri sağlayacak iş ve meslek grupları öncelikli olmak üzere, ülke meslek ve kariyer planlamasının, eğitim politikasının şimdiden dijital dönüşüme uygun olarak tasarlanmasına ve çok yakın bir gelecekte gerçekleşmesi muhtemel bu gelişmelerin nesnesi olmaktan bizi kurtaracak, hadiselerin seyrine yön verecek şekilde, bizi öznel pozisyona taşıyacak insan kaynağının yetiştirilmesine imkân verecek plan ve programların vakit kaybetmeden ortaya konulmasına ihtiyaç vardır.

Geriye döndürülemeyecek bir süreç olarak dijital dönüşüm!
Dünyanın en büyük dâhilerinden biri olarak kabul edilen, ünlü fizikçi Stephen Hawking’in yapay zekâ ile ilgili görüşleri insanlık adına bir hayli tedirginlik vericidir! Stephen Hawking’e göre yapay zekâ insanoğluna ait her şeyin yerini alabilecek, insanoğlunu gelecekte tamamen ikame edebilecektir.


Stephen Hawking

Yeterli veri sağlanabilirse duygular, sezgiler, sanatsal faaliyetler, vicdani muhakeme gerektiren işler, mimikler de yapay zekâyla taklit edilebilecektir. Ruh, dışındaki tüm kavramların yapay zekâya dayalı olarak kopya edilebildiği bir dünyada insana da ihtiyaç kalmayacaktır. Ve yapay zekâ, insanoğlunun yerine geçerek mutlak manada insandan daha iyi performanslar ortaya koyabilecektir. Çünkü insanoğlu birçok bilgiyi unutabilmektedir, karar verirken irrasyonel davranabilmektedir, kendisi için hangi seçimi yapmasının daha doğru olduğunu bilememektedir. Ancak bir robot, insanoğlunun yüzyıllar boyu tekâmül edişinin bir sonucu olarak ortaya koyduğu tüm verilere, bilimsel karar verme metodolojilerine bir seferde sahip olabilmektedir. Bu bilgilerin hiçbirini unutmamaktadır ve tamamını dikkate alarak çalışabilmektedir. Bu verileri işlerken dünyanın en büyük matematikçilerinin, en zeki bilim insanlarının oluşturduğu istatistiksel yöntemleri kullanarak en doğru kararları matematiksel kesinlikte bir insandan çok daha iyi olarak verebilmektedir. İnsanoğluna nispetle böylesine üstün performans ortaya koyabilen yapay zekâ ürünlerinden sonra insana geri dönüş imkânsız hale gelecektir. Yapay zekâ normal bir insandan çok daha zekice, pratik, hızlı ve mantıklı kararlar verebildiği için insanoğlu tarafından da benimsenecektir ve belirli bir zamandan sonra vazgeçilmez olacaktır.

Sonuç
Geri döndürülmesi mümkün olmayan dijital dönüşüm süreci başlamıştır. Eğer bu süreçte kat etmemiz gereken mesafeleri hızla alamazsak, bu süreci şekillendiren devletlerin kurdukları oyunlar içinde olayların nesnesi olmaktan kurtulamayacağız. Oyunu kuran bir aktör olabilmemiz için dijital dönüşümün ana eksenini oluşturan Yapay Zekâ, Makine Öğrenmesi, Robotik vb. alanlarında söz sahibi olmak zorundayız. Ya da en azından kendi ekonomik büyüklüğümüz ölçüsünde kendimize küresel düzeyde yer edinmek mecburiyetindeyiz. Dijital dönüşümle gelmesi muhtemel olası risk ve tehlikeleri bertaraf edebilmemiz, zikredilen alanlarda söz sahibi olmamıza ve önümüzdeki yıllarda ortaya koyacağımız performansa bağlı olacaktır. Başta insan kaynağımız olmak üzere, eldeki imkânları en verimli ve etkin şekilde değerlendirerek bu çağı yakalamalıyız. 


Kaynaklar
• OECD (2017), OECD Science, Technology and Industry Scoreboard 2017: THE DIGITAL TRANSFORMATION, OECD Publishing, Paris
• Miller, Ben & Atkinson, Robert D. (2014), Raising European Productivity Growth Through ICT, The Information Technology and Innovation Foundation, Haziran 2014
• World Economic Forum 2018, Profesör Yuval Noah Harari’nin yapmış olduğu “Will the Future be Human?” konulu konuşma: https://www.weforum.org/events/world-economic-forum-annual-meeting-2018/sessions/will-the-future-be-human
https://www.ibm.com/watson/
• Aatif Sulleyman’ın The Independent’da çıkan “Stephen Hawking warns Artificial Intelligence ‘may replace humans altogether” konulu haberi: https://www.independent.co.uk/life-style/gadgets-and-tech/news/stephen-hawking-artificial-intelligence-fears-ai-will-replace-humans-virus-life-a8034341.html