İçindekiler
Dergi Arşivi

Dijital Dönüşümde Eğitim İnovasyonu ve İnovasyon İçin Eğitim

Başak APAYDIN AVŞAR- Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü) - Zübeyde ARSLANOĞLU / Daire Başkanı (Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü)

 

Giriş

Dijital teknolojiler, ekonomi ve toplum üzerinde derin etkilere sahiptir. Bu teknolojiler insanların çalışma, iletişim, sosyal faaliyetlerde bulunma ve kendilerini eğitme biçimlerini değiştirmektedir. Bunun yanı sıra, birçok farklı yaşam alanında inovasyona yönlendirmektedir. Teknolojinin inovasyon kapasitesi, nüfusun dijital becerilerinin seviyesine bağlıdır. Hiç şüphe yok ki, eğitim ve beceri ile dijital teknolojilerin çeşitli yaşam alanlarında kullanımı arasında oldukça güçlü bir bağlantı vardır. Yeniliği teşvik etmek için eğitim ve becerilerin rolü kritik önem taşımaktadır.

Dijital teknolojilerin öğrenmeyi geliştirmek ve artırmak için büyük potansiyele sahip olmasına rağmen, eğitime olan etkisi kısıtlıdır. Okullarda Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT)’ne yapılan büyük yatırımlar, eğitim uygulamalarının dönüşümünün sağlanacağı umuduyla henüz istenildiği oranda gerçekleşememiştir. Eğitimde dijital teknolojilerin potansiyeline ilişkin tartışmalar günümüzde giderek artan bir şekilde, inovasyon için daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olarak yer almaktadır. Eğitim sistemleri ve kurumları değişirken dijital teknolojilerin eğitim kurumlarında ve eğitim-öğretim uygulamalarında potansiyellerine ulaşmasını engelleyen durumlar söz konusu olabilmektedir. İnovasyon bir boşlukta gerçekleşmez, ancak sistemler ile onların çevreleri arasında açık bir etkileşim gerektirir. Bu aynı zamanda eğitim için de oldukça geçerlidir. Okulların dönüşüm için zor olan bu süreçte, yalnızca politikalar yoluyla değil aynı zamanda diğer aktörler ve paydaşlardan da destek almaları gerekmektedir (OECD, 2016a).

 

Eğitim problemi, büyük oranda etkinlik ve verimlilik sorunlarından biridir. Buradaki etkinlik, yatırım yapılan kaynaklar ile öğrencilerin performansı ve öz kaynaklar açısından çıktıları arasındaki dengeyi ifade eder. Geçmiş yıllar boyunca, eğitime oldukça fazla kaynak aktarılmıştır. Sadece okul eğitimine bakıldığında, OECD ülkeleri arasındaki öğrenci başına ortalama harcama, 2005 ve 2013 yılları arasında %17'den fazla olmuştur (OECD, 2016b). Ancak hemen hemen aynı dönemde, (2003 ve 2012 yılları araştırmalarına göre) Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA)’nın verilerine bakıldığında önemli bir iyileşme olmadığı görülmektedir. Bunun yerine, çoğu ülkede en iyi performans gösterenlerin yüzdesi azalmıştır. PISA verilerinde eğitimde eşitlik alanında bir miktar ilerleme gösterilirken, çeşitli sosyal gruplar arasındaki fırsat eşitliği ve eğitim çıktılarında büyük eksiklikler olduğu görülmektedir (OECD, 2013).

Eğitimde İnovasyon

Son yıllarda inovasyon, küreselleşen ekonomide rekabet gücünün korunmasında çok önemli bir faktör olarak görülmektedir. İnovasyon, durgun pazarların hızlanmasına yeni bir hayat verebilir ve herhangi bir kuruluşun değişen çevrelere uyum yeteneğini artırmak için bir mekanizma olarak davranabilir (Damanpour ve Gopalakrishnan, 1998; Hargadon and Sutton, 2000). Hem inovasyon politikaları hem de bu alandaki teoriler ağırlıklı olarak iş dünyasına odaklanmıştır (Lekhi, 2007). İşletmeler, varlıklarını sürdürebilmek için yeni ürün veya hizmetler sunarak, üretim süreçlerinin ve organizasyonel düzenlemelerin verimliliğini artırarak ya da faaliyetlerinin pazarlamasını artırarak rekabete ayak uydurabilmek için inovasyon yapmaya ihtiyaç duymaktadır.

Yakın geçmişte politika yönelimlerinde gözlemlenen inovasyon yapma zorunluluğu özel kuruluşlardan kamu hizmetleri tedarikine kadar her alanda genişletilmiştir. Eğitim de dâhil olmak üzere kamu hizmetleri eğitim pazarında faaliyet gösteremeyeceği gibi, işletmelerle inovasyon yapma konusunda aynı teşviklere de sahip değildir (Lekhi, 2007). Ancak, kamu yatırımlarının değerini en üst düzeye çıkarmak için eğitimde yeniliğe yönelme konusunda önemli argümanlar bulunmaktadır (OECD, 2016a).

Kamu sektöründe genel olarak inovasyon, özellikle eğitimde önemli refah artışları için büyük bir itici güç olabilir. OECD ülkelerine bakıldığında hükümetler çok sayıda hizmet sunmaktadır ve bu hizmetler milli gelirin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. OECD ülkelerinde devlet harcamaları, gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) ortalama %48'ini temsil etmektedir ve bazı durumlarda ulusal GSYH’nin yarısından fazlasına karşılık gelmektedir. Eğitim, devlet hizmetlerinin önemli bir bileşenidir. Buna göre 2012 yılında, eğitim kurumlarındaki kamu harcamaları, OECD ülkeleri için ortalama olarak ulusal gelirin %5,3'ünü oluşturmuştur (OECD, 2015b). Devlet harcaması gibi geniş bir alanın etkinliğini ve verimliliğini iyileştirmek için gerçekleştirilen inovasyon önemli faydalar sağlamaktadır.

İnovasyonun Eğitime Katkıları

İnovasyonun eğitime katkıları birkaç açıdan ele alınabilir.

? İlk olarak eğitimde inovasyonun, öğrenme çıktılarını ve eğitim hizmetinin kalitesini artırdığı söylenebilir. Örneğin, eğitim sistemindeki değişiklikler veya öğretim yöntemleri, eğitim sürecini kişiselleştirmeye yardımcı olabilir. Kişiselleştirilmiş öğrenmede yeni eğilimler, okulları organize etmenin büyük ölçüde BİT kullanımının yeni yollarına dayanmaktadır (OECD,2016a).

? İkincisi, eğitim birçok ülkede eşitlik ve eşitliğin artırılması için bir araç olarak algılanmaktadır. İnovasyon, öğrenime erişimdeki eşitliğin yanı sıra öğrenme çıktılarında eşitlik sağlamaya yardımcı olabilir (OECD,2016a).

? Üçüncüsü, kamu kuruluşları genellikle verimliliği artırmak, maliyetleri en aza indirgemek ve harcamalarının karşılığını en üst düzeye çıkarmak için işletmeler kadar baskı altındadır. Mulgan ve Albury (2003), tüm kamu hizmetlerinde maliyetlerin ekonominin geri kalanından daha hızlı yükselme eğiliminde olduğunu ve eğitimin bir istisna olmadığını iddia etmektedir. Bu durum, Baumol'un giderek artan iş gücü maliyetleri ve verimlilik kazanımı için sınırlı kapsam ile karşı karşıya olan kamu hizmeti koşullarından kaynaklanan "maliyet hastalığına" atfedilse de, bu da yenilik eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir (Foray ve Raffo, 2012). Bu durumda, yenilik, bu hizmetlerin daha verimli bir şekilde tedarik edilmesini teşvik edebilir.

? Son olarak, toplum ve ulusal ekonomideki hızlı değişimler karşısında eğitim devam etmelidir (Barrett, 1998: 288). Eğitim sektörü bu nedenle toplumsal ihtiyaçlara adapte olmak için ihtiyaç duyduğu değişiklikleri sunmalıdır. Örneğin, eğitim sistemleri, "yenilik için becerileri" teşvik etmeye yardımcı olarak tanımlanan öğretme, öğrenme veya örgütsel uygulamaları benimsemek zorundadır (Dumont ve diğerleri, 2010; Schleicher, 2012; Winner ve ark., 2013). PISA'nın yanı sıra, Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS), Uluslararası Okur-Yazarlık Çalışması'nda İlerleme (PIRLS) ve OECD Yetişkin Becerileri Anketi (PIAAC) sonuçlarına göre birçok ülkede bilimsel okuryazarlığın, matematiksel becerilerin geliştirilmesine yönelik yeniliklere ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.

İnovasyon için beceriler

Yeniliği teşvik etmek için eğitim politikaları genel olarak bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) disiplinlerine katılımı artırmaya odaklanmıştır. Bununla birlikte, son zamanlarda daha kapsamlı bir beceri ve disiplin setinin katkısını sunan bir inovasyon görüşü ortaya çıkmıştır. STEM uzmanları şüphesiz bazı yenilik çeşitleri, özellikle de teknolojik yenilikler için önem taşırken, hükümet politikasının, inovasyon sürecinde kullanılan yetkinlikleri kapsamlı bir şekilde ele alması gerekmektedir.

Yükseköğrenim görmüş çalışanların yaptığı araştırmalar yeniliğin geniş bir beceri yelpazesi gerektirdiğini göstermektedir. Yenilikçi çalışanlara (yenilik yapan bir kuruluşta çalışan ve yeniliklerin tanıtımına katılanlar olarak tanımlanmaktadır) yönelik yapılan REFLEX anketi sonuçlarına göre yenilik becerileri 3 geniş kategoride ifade edilebilir (OECD,2016a).

? Belirli bir alanda bilgi ve tecrübeyi temsil eden konu tabanlı beceriler,
? Hem üst düzey becerilerde hem de yaratıcı bilişsel alışkanlıklar da olmak üzere, düşünme ve yaratıcılık,
? Özgüven, liderlik ve yönetim, iş birliği ve ikna gibi becerileri de içeren davranışsal ve sosyal becerilerdir.

Bu bilgiler eğitimin yenilikteki rolünü tanımlamaya yardımcı olmaktadır. Nesneye dayalı mükemmel bir bilginin geliştirilmesi şüphesiz yenilikçi bir toplum için önemlidir ancak tek başına yeterli değildir. Eğitimin her kademesinde akademik başarı sağlamanın yanı sıra yenilik politikaları, gençlerin hangi becerilere sahip olduklarına daha fazla önem vermelidir. Eleştirel düşünce, yaratıcılık, davranışsal ve sosyal becerileri teşvik etmek, okulların, kolejlerin ve üniversitelerin görev alanlarının merkezi bir unsuru olarak görülmelidir (OECD,2016a).

Çocukların neyi nasıl öğrendiklerini belirlemek suretiyle, okul müfredatları, erken yaşlardan itibaren becerilerin geliştirilmesinde merkezi bir rol oynar. Ulusal müfredatta yenilik için yeteneklerin rolü birçok ülkede son yıllarda daha belirgin hale gelmiştir. 2009 yılında OECD ülkeleri üzerinde yapılan bir ankete göre, yanıt veren tüm ülkelerin, 21. yüzyılın ilk ve orta öğretim müfredatlarında becerilerin en azından bir kısmını içerdiği tespit edilmiştir. (Anandiadou and Claro, 2009). Buna göre gelişmiş ülkelerdeki ilk ve orta öğretim müfredatlarının çoğu, eleştirel düşünme, yaratıcılık, problem çözme ve sosyal becerilere yer vermektedir (OECD,2016a).

Eğitim sistemlerinin tipik olarak geleneksel öğrenme modelleriyle ilişkili olduğu ve STEM konularına dar bir kapsamda yer verildiği birçok Asya ekonomisinde bile, ulusal müfredatta yaratıcılığı ve eleştirel düşünmeyi vurgulamak için yeni çabalar bulunmaktadır. 2009'dan bu yana, Kore hükümeti, okullarının konu temelli öğrenmenin bir parçası olarak yaratıcılığı teşvik etmesini beklemekle birlikte, genel okul zamanının neredeyse %10'unu yaratıcılık kazandıran projelere ve diğer çapraz etkinliklere ayırmasını ummaktadır. Singapur'daki öğrencilerin, ortaokul sonuna kadar "olumsuzluklara karşı dayanıklı olma" gibi sosyal ve duygusal yeteneklerin yanı sıra eleştirel ve yaratıcı düşünme becerileri geliştirmeleri beklenmektedir. Singapur ayrıca, karmaşık problem çözme için üst bilişsel yaklaşımlara dayalı bir matematik müfredatı benimsemiştir. Çin Halk Cumhuriyeti'nde de, 2009 yılından bu yana, geleneksel öğretim modellerinin değiştirilmesi üzerinde fazlaca durulmuştur. Endonezya'da "ders çalışma" uygulaması, öğretmenler arasında mesleki öğrenmeyi teşvik etmeyi ve öğretme yöntemlerine yansıtmalarını ve bu yöntemleri öğrencilerin ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirmelerini sağlamayı amaçlamaktadır (OECD, 2016a).

Eğitimde İnovasyon Stratejileri

Bazı ülkeler, eğitimin ulusal yenilik stratejilerine katkısını artırmak ve eğitim sistemlerini kendileri yenilemek için belirli politikalara ve uygulama stratejilerine ihtiyaç duyduğunu kabul etmiş ve eğitim sektörü için belirli ulusal yenilik stratejileri geliştirmeye başlamıştır. Ulusal eğitim sektörü yenilik stratejileri, eğitim sisteminde araştırma, geliştirme, hedeflenen yenilik ve bilgi yönetimi için belirli stratejileri bütünleştirir. Bunun en güzel örneği, Macar Ulusal Eğitim Sektörü Yenilikçilik Sistemi (NESIS) 'dir.

2011 yılında Macaristan, eğitim sektörü için kendi ulusal yenilik stratejisini geliştirmeye başlamıştır. NESIS, eğitimin iyileştirilmesi amacıyla yeni bilgi yaratma, paylaşma ve kullanma kurumsal çerçevesini temsil eden Ulusal Yenilik Sisteminin sektörel bir alt sistemidir. NESIS'ın bileşenleri: eğitimin geliştirilmesini amaçlayan teorik ve uygulamalı araştırma, uygulama odaklı geliştirme, eğitim sistemi içinde yapılan yenilikler ve bilgi yönetimidir. Bu çerçeve, NESIS'deki belirli aktörlerin çalışmalarının bir parçası olarak birbirleriyle etkileşime girmesi ve aynı zamanda sistemin bir parçası olan standartların ve kurumların geliştirilmesi için fırsatlar sağlamayı amaçlamaktadır. Şekil 1’de NESIS modeli verilmiştir.

Buna göre, NESIS’ın (Schuller, 2010) uluslararası toplumla olan ilişkisinin bir değerlendirmesine bakılacak olursa; eğitim sektöründe, sektörel bir inovasyon sisteminin belirlenmesi ve bunun performansını analiz edilerek değerlendirilmesi mümkündür. İyi gelişmiş bir sektörel yenilik sistemi, eğitim sisteminin performansına ve eğitim sektöründe kilit kamu politikası hedeflerine ulaşılmasına önemli katkıda bulunmaktadır. Sektörel yenilik, eğitim sistemini geliştirmek için tutarlı bir hükümet stratejisine ihtiyaç duymaktadır. Yenilik araştırması ve yenilik politikası düşüncesinin en yeni yaklaşımlarını eğitim sektörüne uygulamak, böyle bir stratejinin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir. Bir eğitim sektörü yenilik stratejisinin geliştirilmesi, eğitim kalitesini artırmak isteyen kilit ortakları bir araya getirmek için iyi bir çerçevedir (OECD, 2016a).


Şekil 1. Macar Ulusal Eğitim Sektörü Yenilikçilik Sistemi (NESIS) Modeli

Sonuç ve Değerlendirmeler

Bir sistem olarak eğitim, iyi tasarlanmış bir inovasyon stratejisine sahip olmada fayda sağlayacaktır. Eğitimin, verimliliği artırmak, kaliteyi yükseltmek ve diğer kamu kesimlerinin sahip olduğu öz sermayeyi geliştirmek için teknolojiyi kullanması gerekmektedir. Bu alandaki yenilik politikaları, çoğunlukla sınırlı konularda veya yanlış hedeflerde ya da bazen hızlı kazanım endişesi taşıyarak uzun vadede sürdürülebilir kazanımlar olmadan gerçekleştirilmektedir. Eğitimde iyi tasarlanmış yenilik stratejileri, yeni teknolojinin potansiyelini yükseltebilir ve doğru türde bir politika ile hem kalite hem de eğitimde eşitlik için daha fazla verimlilik ve daha iyi sonuçlara katkıda bulunabilir. Geliştirilmiş ölçüm, eğitim yeniliğinin temelini oluşturmalıdır. Sistemdeki farklı seviyelerde "iyileştirme"nin sağlam bir tanımına dayanan düzenli veri toplama, gelişmiş pedagojik ve organizasyonel uygulamaların zaman içindeki değişimleri değerlendirilmelidir.

Eğitim, kendi başına bir yenilik alanı olmanın yanı sıra yenilikle önemli bir ilişki içerisinde ekonomilerde ve toplumlarda yenilik yapma becerilerini geliştiren bir sistem olarak ifade edilebilir. Yenilik ve yenilik stratejilerinin temelinde, yeniliği başlatmak, yaygınlaştırmak ve uygulamak için gereken becerilerin önemi vurgulanmaktadır. Eleştirel düşünme, yaratıcılık ve hayal gücü, konu temelli sosyal ve duygusal beceriler inovasyon başarısının temel anahtarıdır. Eğitim politikaları, bu becerilerin geliştirilmesini kapsamalıdır. Girişimcilik eğitimi, bu tür becerilerin geliştirilebileceği ve beslenebileceği bir ortamın iyi bir örneğidir.

Son olarak eğitim inovasyonu, güçlü bir değerlendirme gerektirir. Geniş çapta ve yaygın olarak paylaşılan bir değerlendirme kültürü olmaksızın eğitimde meydana gelecek yenilik, iyi tasarlanmış ancak yalıtılmış öncü çabaların içerisinde sıkışmış olarak kalacaktır. Eğitimde inovasyon, neyin işe yaradığını bulan ve gelecekte ne tür yeniliklerin olması gerektiğine yönlendiren bir bilgi birikimi oluşturmanın temel anahtarıdır (OECD, 2016a).

Kaynaklar

1. Ananiadou, K. and M. Claro (2009), 21st century skills and competences for new millennium learners in OECD countries, OECD Education Working Papers, No: 41, OECD Publishing.
2. Barret, D. (1998), The Paradox Process: Creative Business Solutions Where You Least Expect to Find Them, AMACOM, New York.
3. Damanpour, C. and S. Gopalakrishnan (1998), Theories of organizational structure and innovation adoption: The role of environmental change, Journal of Engineering and Technology Management, Vol. 15/1, pp. 1-24.
4. Dumont, H., D. Istance and F. Benavides (eds.) (2010), The Nature of Learning. Using Research to Inspire Practice, OECD Publishing, Paris.
5. Foray, D. and J. Raffo (2012), Business-driven innovation: Is it making a difference in education? An analysis of educational patents, OECD Education Working Papers, No. 84, OECD Publishing, Paris.
6. Hargadon, A. and R. Sutton (2000), Building an innovation factory, Harvard Business Review, Vol. 78/3, pp. 157-66.
7. Lekhi, R. (2007), Public Service Innovation, A Research Report for the Work Foundation’s Knowledge Economy Programme, the Work Foundation, London.
8. Mulgan, G. and D. Albury (2003), Innovation in the Public Sector, Strategy Unit, Cabinet Office, London.
9. OECD (2016a), Innovating Education and Educating for Innovation: The Power of Digital Technologies and Skills, OECD Publishing, Paris.
10. OECD (2016b), Education at a Glance 2016: OECD Indicators. OECD Publishing, Paris.
11. OECD (2015b), Education at a Glance 2015: OECD Indicators. OECD Publishing, Paris.
12. OECD (2013), PISA 2012 Results: Excellence through Equity. Giving Every Student the Chance to Succeed. Vol. II, OECD Publishing, Paris.
13. Schleicher, A. (ed.) (2012), Preparing Teachers and Developing School Leaders for the 21st Century: Lessons from Around the World, OECD Publishing, Paris.
14. Schuller, T. (2010), The Hungarian Education Sector Research, Development and Innovation System (ERDIS) - An International Perspective (online: http://tamop311.ofi.hu/szakmai-program/8-1 ).
15. Winner, E., T.R. Goldstein and S. Vincent-Lancrin (2013), Art for Art’s Sake? The Impact of Arts Education, OECD Publishing, Paris.