İçindekiler
Dergi Arşivi

Doğu Marmara’da Sürdürülebilir Kalkınma İçin Temiz Üretim ve Kalkınma Ajanslarının Rolü

Betül TEKÇE / Uzman (Doğu Marmara Kalkınma Ajansı)

 

II. Dünya Savaşı sonrası hızla gelişen sanayileşme süreci sonucu oluşan ve her ne pahasına olursa olsun üretme anlayışı ile başlayan hızlı endüstrileşme süreci zamanla geri dönülmez çevresel tahribatlara, yenilenemeyen kaynakların hızla azalmasına ve nihayetinde artan maliyetlere sebep olmuştur. Bunun sonucu olarak rekabet edilebilirliğin zorlaşması ile bu anlayış artık yerini çevreye duyarlı, kaynakların etkin kullanıldığı ve gelecek nesillere daha iyi bir çevre bırakma anlayışı ile üretme anlayışına bırakmıştır. Böylelikle temiz üretim, yeşil üretim, çevreye duyarlı üretim gibi yeni kavramlar ile boru sonu kirlilik yaklaşımının yerini önleyici bir yaklaşım almıştır. Bu sebeple tüm dünyada üretim ve tüketim süreçlerinin tamamen değiştiği yeni bir dönüşüm sürecine girilmiştir. Bu süreçte ise günümüz ekonomilerinin karşı karşıya olduğu en önemli zorluklardan biri de çevresel sürdürülebilirlik ile ekonomik büyüme arasındaki dengenin kurulabilmesi olmuştur.

Kalkınma anlayışının her geçen gün yeni boyutlar kazandığı, günümüzde sadece ekonomik kalkınmanın yeterli olmadığı ve bununla birlikte kalkınma faaliyetlerinin çevresel boyutunun da birlikte ele alınması gerekliliği bu dönüşüm sürecinin bir gereği olarak tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her alanda kendini göstermektedir. Kalkınma Ajansları üstlendikleri rollerle bu yeni geçiş sürecini hızlandıran en önemli aktörlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kalkınma Ajanslarının Sürdürülebilir Kalkınmadaki Rolü
Bölgesel kalkınmanın önemli aktörlerinden biri olarak değerlendirilen Kalkınma Ajanslarının çıkış noktası, bölgesel ihtiyaçların yerelde tespitinin sağlanması ve bu şekilde bölge temelli bir kalkınmanın sağlanması olmuştur. Yerel ve bölgesel kalkınma dinamiklerinin harekete geçirilerek bölgelerin rekabet gücünün ve dolayısıyla ulusal kalkınmaya katkı sağlanması, bölgeler arası gelişmişlik farkının azaltılması, ulusal ve yerel aktörleri bir araya getirilerek katılımcılık anlayışının ön plana çıktığı ve yönetişimin tabana yaygınlaştırılması amacıyla Türkiye’de 2006 yılında 5449 sayılı Kanun ile kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlar olarak toplamda 26 adet Kalkınma Ajansı kurulmuştur.

Kalkınma Ajansları; kamu kurumları, yerel yönetimler, STK’ler ve özel sektör temsilcilerini yani yerel ve bölgesel paydaşların bir araya getirilmesi konusunda katalizör görevi gören katılımcı bir yapıya sahiptir. Bunu da sahip olduğu esnek ve hızlı karar alabilen yapısı ve yüksek teknik kapasitesi ile gerçekleştirmektedir. Böylece Kalkınma Ajansları bölgesel dinamiklerin canlandırılması ve ilgili kurum ve kuruluşların bir araya getirilmesi konusunda önemli görevlere sahip kurumlar olarak öne çıkmaktadırlar. Kaynakların yerinde ve etkin kullanılması gibi birçok görev ve yetkilerle donatılmış olan Kalkınma Ajansları sürdürülebilir kalkınma konusunda da yaptıkları çalışmalarla bölgesel gelişme sürecinin hızlandırılmasına önemli katkılar sunan kurumlar olarak nitelendirilmektedir.

Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) sorumlu olduğu Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova illerindeki kaynak ve potansiyellerin yerinde ve etkin kullanılmasıyla Bölge’nin kalkınmasını hızlandırmak ve küresel rekabette güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürütmektedir. Vizyonunu “Doğu Marmara için sürdürülebilir kalkınmada küresel standartları yakalamış ve iş mükemmelliği doğrultusunda sürekli kendini yenileyen MARKA ajans olmak” ve misyonunu “Doğu Marmara'da sürdürülebilir kalkınmayı sağlayabilmek amacı ile sosyal ve iktisadi kaynakların en fazla katkı sağlayacak şekilde değerlendirileceği stratejileri belirlemek ve tüm paydaşlarla koordinasyonu ve çalışanlarının katılımını sağlayarak, bu stratejileri uygulamak için hazırlanan plan ve programlar çerçevesinde nitelikli ve yönlendirici faaliyetlerde bulunmak” şeklinde ifade ederek kalkınma faaliyetlerinin sürdürülebilirliği doğrultusunda belirlemiştir.

Sürdürülebilir kalkınma konusunda doğru tedbirler ve destek mekanizmalarıyla belirlenen kalkınma anlayışının getirdiği verimlilik ile rekabet gücü artışının getirmiş olacağı pozitif dışsallığın uzun vadede faydalar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu noktada bu konunun sadece kamu kurumlarıyla kısıtlı kalmayıp özel sektörün de sürdürülebilir kalkınma için rolünün yeniden tanımlanması, bilinçlendirilmelerinin artırılması, özendirilmesi ve Kalkınma Ajanslarının önderliğinde yeni özel ortaklıkların geliştirilmesi önem teşkil etmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın uygulanması, bütüncül bakış açısının toplumda yerleşmesi ve dinamik bir düşünme yapısını gerektirdiğinden bilgi, tecrübe ve iyi uygulamaların yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir kalkınma kavramının toplumun tüm kesimleri tarafından benimsenmesine özen gösterilmelidir. Bu noktada kamu-üniversite-özel sektör iş birliği ile ortak çalışma kültürünün yerleştirilmesi bu sürecin etkin bir şekilde yönetilmesindeki en önemli faktörlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu kavramın tabana yaygınlaştırılması ve her alanda bütüncül bir bakış açısı getirilmesi, ülkelerin gelecekteki rekabet gücü açısından en önemli konular arasındadır. Bölgesel ortaklıkların harekete geçirilmesi temel faaliyetleri arasında bulunan Kalkınma Ajanslarına da birtakım görevler düşmekte olup Ajanslar çeşitli mekanizmalarla bu sürece destek vermektedir.

Yerel yönetim reformu kapsamında ve sürdürülebilir kalkınma konusunda kurumlara birtakım görevler atfedilmiştir. Bunlar arasında yereldeki önemli aktörlerden olan Kalkınma Ajanslarına ayrılan görev ve sorumluluk konuları olarak da bölge planlaması yapılması ve bölgesel kalkınma belirlenmiştir. Ajansların temel faaliyetleri arasında olan sorumlu oldukları bölgenin Bölge Planlarının hazırlanmasının koordine edilmesini Ajanslar bölgedeki ilgili kurum ve kuruluşları bir araya getirerek gerçekleştirmektedir. Süreçte katılımcılık odaklı olarak tasarlanan Bölge Planlarında TR42 Düzey 2 Bölgesi Kalkınma Kurulu içerisinden beş ilin Sanayi ve Ticaret Odaları Başkanları, bölge üniversitelerinden altı öğretim üyesi ve Ajans Genel Sekreteri’nden oluşan “Bölge Planı Yönlendirme Komitesi” oluşturulmuştur. Bölge’de faaliyet gösteren birçok kamu kurum ve kuruluşu, sivil toplum örgütleri, meslek oda ve örgütleri, medya ile özel kuruluşları da içeren çeşitli kurumlara Bölge Planı’nın taslak hâli gönderilmiş; bu kurum/kuruluş ve kişilerden geri bildirimler alınarak planın tamamlanması sürecinde değerlendirilmiştir. Bölge Planı tüm bölge paydaşlarının katkılarının farklı katılımcı yöntemlerle doğrudan alınması ilkesine dayanılarak hazırlanmış belgelerdir. Kurul ve Komite toplantıları, odak grup toplantıları, üst düzey yetkililerle mülakatlar ve çeşitli hedef kitlelere uygulanan anketlerin yanı sıra bölge üniversitelerinden çeşitli uzmanlık alanlarında çalışan akademisyenlerden danışmanlık alınması gibi katılımcılığı esas alan bir anlayışla geliştirilmiştir. İzlenilen bu yöntemler Bölge Planı’nın tüm bölge paydaşları tarafından benimsenmesi sürecine de olumlu yönde katkı sağlamıştır. Bölge Planları ayrıca bölge için hazırlanacak program ve projelere temel dayanak teşkil etmesi açısından bölgesel ihtiyaçlara yönelik hazırlanan belge olma özelliğini göstermektedir. Bölge Planları ulusal planlara kıyasla daha fazla yerel ihtiyaçlar ve potansiyellerin analiz edilmesi ve ortaya çıkarılması ve bunların Ulusal Kalkınma Planlarına yansıtılması açısından önem taşımaktadır.

Ulusal Kalkınma Planı, Ulusal Çevre Stratejisi, Türkiye Sanayi Stratejisi, Enerji Verimliliği Stratejisi gibi üst ölçek politikalarda vurgulanan temiz üretim teknolojilerine geçiş, çevreye duyarlı sürdürülebilir üretim yöntemlerinin geliştirilmesi, kaynakların verimli kullanımı gibi prensipler 2014-2023 Doğu Marmara Bölge Planı’nda da yer alan hedefler arasında öncelikli konular arasında yer almıştır.

2014-2023 Doğu Marmara Bölge Planı’nda sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde üç eksen belirlenmiştir. Bunlar; Yaşanabilir Bölge, Rekabetçi Bölge ve Öğrenen Bölge’dir. Yaşanabilir Bölge ekseninde yer alan ana hedeflerden biri de “Ekonomik faaliyetlerin ve kentsel yaşamın çevreye zarar vermeyecek şekilde yönlendirilmesidir” şeklinde belirlenmiştir. Doğu Marmara Bölgesi’nin yaşanabilir bir bölge olarak anılması ve bu şekilde gelişiminin devam etmesi için “mekânsal organizasyonu iyileştirmek”, “çevresel sürdürülebilirliği sağlamak”, “sosyal bütünleşmeyi sağlamak” amaçlarına erişilmek üzere araçlar belirlenerek sürdürülebilir kalkınma yolundaki hedeflere bütüncül bir bakış açısı getirilmiştir.

Bölge Planlarının hazırlamalarının yanı sıra Kalkınma Ajansları bu planlarda belirtilen alanlarda destek programlarına çıkmaktadır. Teknik Destek, Mali Destek, daha önce Doğrudan Faaliyet Desteği şimdi ise Fizibilite Desteği olan çeşitli destek mekanizmaları ile Doğu Marmara Bölgesi’nde sürdürülebilir kalkınma faaliyetlerine katkıda bulunmaktadır. Kalkınma Ajanslarının kuruluşunda da öngörülen desteklerden biri olan Proje Teklif Çağrısı yöntemi ile ilan edilen Mali Destekler de bunun bir parçası olarak Kalkınma Ajansları tarafından sağlanan finansal destek mekanizmalarından biridir. Bölge Planlarında çerçevesi belirlenen ve teklif çağrısında belirlenen kriterlere ve önceliklere uygun projelere finansal olarak destek sunulmaktadır. Yılda bir kez çıkılan bu teklif çağrısında uzun süreli projeler desteklenerek bölgenin rekabet gücünün artırılması ve nihai olarak sürdürülebilir bir kalkınmanın gerçekleşmesine uzun vadede katkıda bulunulması amaçlanmaktadır.

Sürdürülebilir üretim anlayışının oluşturulması konusunda önemli projelerin desteklenmesiyle MARKA, yeşil ekonomiye diğer bir deyişle yeşil üretime geçiş konusunda Türkiye’de sanayinin kalbi olarak nitelendirilen Kocaeli başta olmak üzere Doğu Marmara Bölgesi’nde sorumlu olduğu 5 ilde çevreye duyarlı sürdürülebilir üretim anlayışının yerleştirilmesinde önemli adımlar atmıştır ve bölgede temiz üretim uygulamalarının yaygınlaştırılmasına yönelik destek programlarına çıkmıştır. Örneğin MARKA’nın 2013, 2014 ve 2015 yıllarında ilan etmiş olduğu “Temiz Üretim Mali Destek Programı” bu alanda firmaların üretim süreçlerinden idari yapılarına kadar çevreye duyarlı projelerin geliştirilmesine öncülük etmiştir. Bunun yanı sıra Program kapsamında temiz üretim konusunda firmaların faaliyetleri desteklenerek Doğu Marmara Bölgesi’nde çevre ve kaynak verimliliği konusunda bilinçlendirme çalışmalarında bulunulmuştur.

Bu destek mekanizmalarından biri olan “Temiz Üretim Mali Destek Programı”nın amacı KOBİ tanımını sağlayan mevcut ve yeni girişimlerin, kâr amacı güden kooperatiflerin üretim süreçlerinin gözden geçirilerek çevresel sürdürülebilirliğin artırılması ve bu doğrultuda TR42 Düzey 2 Bölgesi’nin ulusal ve uluslararası düzeyde rekabet gücünün artırılması olarak belirlenmiştir. Program’ın öncelikleri ise şu şekildedir:

• Atıkların kaynağında azaltılması,
• Ham madde, su, enerji, kimyasal gibi kaynak tüketiminin azaltılması,
• Ürün özelliklerinin değiştirilerek çevreye dost ürünlerin tasarlanması,
• Yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimde kullanılması,
• Atıklardan yüksek katma değerli ürün ve/veya enerji üretimi,
• Endüstriyel Simbiyoz uygulamaları.

Bu öncelikler doğrultusunda desteklenen projelerle Doğu Marmara Bölgesi’nin sürdürülebilir üretim sürecine geçişinin hızlandırılması ve çevre bilinci yüksek üretici toplum yaratma konusunda farkındalık oluşturulmuştur. Bölge’deki 5 ilde yapılan “Temiz Üretim Mali Destek Programı” bilgilendirme toplantıları ile toplamda 1.803 kişinin katılım sağladığı toplantılar gerçekleştirilerek Bölge’nin temiz üretim konusunda bilinçlendirilmesi hedeflenmiştir. Şirket çıkarlarının toplumsal çıkarlar ile çatışmadığı, ekonomik ve kâr odaklı bakış açısının yanında sosyal ve çevresel konuların da şirketlerin sorumluluğu hâline geldiği yeni bir dünya düzeninin oluşturulduğu günümüzde Bölgemiz bu ilkeler doğrultusunda temiz üretim yaklaşımıyla geleceğine yön vermektedir.

2013 yılında 8.500.000 TL, 2014 yılında 5.000.000 TL ve 2015 yılında 3.000.000 TL olmak üzere toplamda 16.500.000 TL bütçe tahsis edilerek ilgili projelere destek sağlanmıştır. Kocaeli ili yoğunlukta olmak üzere Doğu Marmara Bölgesi’nden Bolu, Düzce, Sakarya ve Yalova illerinden 2013 yılında 79, 2014 yılında 83 ve 2015 yılında 61 proje olmak üzere toplam 223 projeye bu destek programı kapsamında finansal destek sunulmuştur. Doğu Marmara Kalkınma Ajansı sağlamış olduğu Mali Destek programına ek olarak Doğrudan Faaliyet Desteği ile bu konudaki fizibilite çalışmalarına ve Teknik Desteklerle kurumların kapasitelerini artırmalarına yardımcı olmak yoluyla sürdürülebilir üretim ve temiz üretim konularında (kimyasal atık azaltma projesi gibi) çeşitli kurum ve kuruluşlara verdiği bu desteklerle çevreye duyarlı ekonomik büyümeyi sağlayan bir bölge olmayı hedeflemektedir. Bu şekilde işletmelerde gerçekleştirilecek temiz üretim çalışmaları, sürdürülebilir kalkınmanın hedeflerinden olan ekonomik kalkınma ve çevresel gelişmeyi birlikte sağlama hedefine önemli katkılarda bulunacaktır.

Kaynakça
• Aksu, C. (2011). “Sürdürülebilir Kalkınma ve Çevre”.
• Demirer, G. (2008). “Temiz Üretim Yaklaşımının Bugünü ve Geleceği “, Kent Yönetimi, İnsan ve Çevre Sorunları’08 Sempozyumu.
• Doğu Marmara Kalkınma Ajansı. (2015). “Doğu Marmara 2014-2023 Bölge Planı”.
• Doğu Marmara Kalkınma Ajansı. (2014). “Temiz Üretim Mali Destek Programı 2014 Yılı Proje Teklif Çağrısı Başvuru Rehberi”.
• Kalkınma Bakanlığı. (2012). Türkiye Sürdürülebilir Kalkınma Raporu Geleceği Sahiplenmek.
• Özbay, A. (2005). Temiz Üretim Yaklaşımı ve Türkiye Açısından Değerlendirilmesi.
• Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (2011) Sanayide Eko-Verimlilik (Temiz Üretim) Kılavuzu: Yöntemler ve Uygulamalar.