İçindekiler
Dergi Arşivi

Dünya Bankası, “Eko-Endüstriyel Parkların Yaygınlaştırılması 2015 Seul Eko-Endüstriyel Park Etkinliği’nden Elde Edilen Sonuçlar” Raporunu Yayımladı

 

Özel Ekonomik Bölgeler; Bangladeş, Brezilya, Hindistan, Kore Cumhuriyeti, Tayland, Türkiye ve Vietnam gibi hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerin ekonomik büyümelerine önemli katkılar sağlamaktadır. Bu tip bölgeler koşulların talebine göre tasarlanmış altyapı ve ticari hizmetler sağlamanın yanı sıra, büyük ölçekte yeni iş alanları yaratma, deneyim ve teknoloji transferi, ihracatta çeşitlenme ve doğrudan yabancı yatırım kaynaklı sınai kalkınma için başarılı bir model haline gelmiştir. Bizleri beklemekte olan sanayi bölgelerinin gelişimi çağında, sürdürülebilirlik ve eko-endüstriyel kalkınma kavramları, işletmelerin daha büyük kârlar elde etmek için birbirleriyle giriştikleri yarış boyunca karşılaştıkları çevresel ve sosyal risklerin mümkün mertebede azaltılmasında en büyük rolü oynamaktadır. Günümüzde karşılaşılmakta olduğumuz bu çevresel ve sosyal problemleri, üretim ve kalkınmanın merkezleri olma işlevlerinden taviz vermeden çözüme kavuşturabilecek olan eko-endüstriyel park modellerinin incelenmesi ve bu modellerin etkili bir şekilde uygulanması büyük önem arz etmektedir. Dünya Bankası Grubu (WBG) ve Kore Sanayi Kompleksi Kurumu (KICOX) iş birliğiyle 2015 Ekim’de Seul’da gerçekleştirilen “Eko-endüstriyel Park 2015” Konferansı’ndan yola çıkılarak hazırlanan bu rapor, farklı ülke örneklerinden edinilmiş deneyimleri bir araya getirerek ve bu gibi girişimlerin yaygınlaştırılması için izlenmesi gereken adımları tartışarak eko-endüstriyel parklara dair en yeni fikirleri sunmakta ve konuya ilişkin ana esasları ortaya koyarak bu kapsamda ulusal program geliştirmek için gerekli olan yol haritalarını çizmeyi amaçlamaktadır.

“Bölge 1.0”dan “Bölge 3.0”a Doğru Kaydedilen Gelişme ve Eko-endüstriyel Parklar
Rapor günümüze kadar gelişim göstermiş ve gelişimi devam etmekte olan benzer amaçlara yönelik olarak kurulmuş özel ekonomik bölgeleri “Bölge 1.0”, “Bölge 2.0” ve bu iki sınıfın entegrasyonunla meydana gelen “Bölge 3.0” olarak sınıflandırmaktadır. Sınıflandırmaya göre “Bölge 1.0” yaklaşımları sanayi bölgelerini kurarken, bunları ihracatı teşvik eden ve doğrudan yabancı yatırımları çeken üretim merkezleri olarak inşa etmeye odaklanmışlardır. Bu tip bölgeler genellikle ihracata yönelik rekabet edebilirliği teşvik aracı olarak kullanılan vergi muafiyetinden yararlanmakta ve bunlar devlet tarafından Kyoto Protokolü kapsamında tanınmış olan “ayrı gümrük bölgeleri” aracılığıyla finanse edilmektedirler. Devlet tarafından finanse edilmelerine rağmen, sanayi bölgeleri temsilcileri diğer devlet organlarıyla iş birliğine girme sürecinde zorluklarla karşılaşmıştır ve bu durum da sanayi bölgesi bünyesinde yürütülen imalatı iyileştirmeye yönelik politikaların geliştirilme kapasitesini kısıtlamıştır.

Küresel ölçekte evrim geçiren sanayi bölgesi anlayışına göre tasarlanmış “Bölge 2.0”lar, daha entegre edilmiş, bünyesinde birden çok sektörü barındıran ve operasyonel esnekliğe sahip özel ekonomik bölgeler olarak karşımıza çıkmaktadır. “Bölge 2.0” yaklaşımı daha çok küresel standartlara odaklanarak zaman zaman sektörel kümelenme yapısı sergilemiştir. Bu model kapsamında sanayi bölgeleri, pazar talebi göz önünde bulundurularak işletilmiştir ve işletme politikaları tamamen ihracat odaklı bir yapıdan çok-pazarlı politikalara doğru kaymıştır. Bu yaklaşıma göre sanayi bölgesine ilişkin politikalar ve yönetmelikler; akıllı teşvikler, küresel emek ve çevre standartlarına gösterilen uyum sayesinde daha yapılandırılmış bir hal almıştır.

Fakat “Bölge 1.0” ve “Bölge 2.0” yaklaşımlarında gözlemlenen eksiklikler ve bunlardan çıkarılan dersler yeni nesil “Bölge 3.0” yaklaşımını doğurmuştur. Bu yaklaşımın temelinde dış dünyaya kapanmış sanayi bölgeleri yerine, sinerji ve verimliliği ön plana koyan sanayi bölgeleri yer almaktadır. Artık sanayi bölgesi yönetiminin sorumluluğuna altyapı, lojistik, arazi kullanımı ve şehir planlaması, çevrenin korunması ve sosyal haklar, eğitim, ticaret ve yatırım gibi birçok bileşen dâhil olmaktadır. Bu faaliyetlerin her biri, farklılaşmış bir otorite tarafından yürütülmekte ve uygulanmaktadır. Örneğin lojistik, ulaşım-taşımacılık otoritelerinin sorumluluğu altına girerken yeşil büyüme çevre yönetimi otoritelerinin sorumluluğu dâhilindedir. “Bölge 3.0”lar sadece ihracat ürünleri imal etmekten fazlasını hedeflemektedir; asıl hedeflenenler yatırımları çekmek, maliyeti düşürmek, istihdam yaratmak ve kar marjlarını yükseltmek, sonlu enerji kaynaklarına bağımlılığı azaltmak, verimliliği artırmak, sürdürülebilir ulusal sosyo-ekonomik kalkınmayı geliştirmek ve küresel değer zincirleriyle iletişim ağları kurmaktır. Bölge 3.0'lar özellikle de eko-endüstriyel parkların yaygınlaştırılması için gereken platform işlevini görmeyi amaçlamaktadır. Eko-endüstriyel parkların ana niteliklerinden bazıları yüksek yenilenebilir enerji kullanım oranı, enerji verimli önlemlerin uygulanması, yeşil bina ilkelerine uyarak tasarlanmış yapılar ve fabrikalar, atık geri kullanım ve geri dönüşüm sistemleri, endüstriyel simbiyoz aracılığıyla kurulmuş materyal ve hizmet ağları ve yeşil teknolojiye yönelik Ar-Ge faaliyetleridir. Bu faaliyetlerin hepsi yapılan girişimlere yüksek işletme karları getirmektedir.

Ulusal Programlar Geliştirme ve “Bölge 3.0”a Geçiş Yolunda Eko-endüstriyel Park Tanımının Önemi
Raporun sonuç bölümünde ülkemizde de girilen “ulusal eko-endüstriyel park programı” geliştirilmesi sürecinde, genel kabul gören bir eko-endüstriyel park tanımının yapılmasının büyük önem taşıdığı belirtilmektedir. Üzerinde ortak mutabakat sağlanmış bir tanım, eko-endüstriyel park kavramının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması sürecini hızlandıracaktır. Bu konuda genel çerçevenin çizilmesi, gerek geliştirici ve işletmecilerin gerekse de yatırımcıların eko-endüstriyel park kavramına gösterdiği güvenilirliğin düzeyini yükseltecektir. Bu çerçeve kavram, bir yandan “Bölge 3.0” yaklaşımının esas güçlü yanlarını ve fırsatlarını kapsarken diğer yandan endüstriyel park kurucuları ve işletmecilerinin başarılarını ölçme ve iyileştirme sürecinde faydalanabilecekleri belirli göstergelerle desteklenmelidir. Literatüründe yer alan az sayıdaki çalışma, eko-endüstriyel parklar için belirli göstergeler koymayı amaçlamakta ve genellikle başlangıç noktası olarak bölgesel endüstriyel parklardan esinlenmektedirler. Raporda yer alan, Çin Çevre Koruma Ajansı’nın (SEPA) Çin’deki yerel eko-endüstriyel parkları ve Andreas Koenig’in Tayland’daki yerel eko-endüstriyel parkları inceleyerek geliştirmiş oldukları kriter grupları aşağıda verilmiştir. Sanayimizin içinde bulunduğu şartlar göz ardı edilmeksizin, raporda sunulanlara benzer tanım, göstergeler ve kriter gruplarının oluşturulması ulusal eko-endüstriyel park programı geliştirilmesi sürecine şüphesiz katkı sağlayacaktır.
 

Çin Çevre Koruma Ajansı (SEPA) Tarafından Belirlenen Eko-endüstriyel Park Kriterleri

Tayland Eko-endüstriyel Parkları İçin Koenig Tarafından Belirlenen Kriterler

1. Eko-endüstriyel park bir sanayi, doğa ve toplum kompleksidir.

 

2. Eko-endüstriyel park atık ve yan ürün değişimi, enerjinin ve atık suyun döngüsel kullanımı ve altyapının ortaklaşa kullanımı aracılığıyla, maksimum kaynak tüketim oranına ve minimum atık deşarjına erişmeyi hedefler.

 

3. Eko-endüstriyel park modern bir yönetim ve politika anlayışının yanı sıra yeni nesil teknolojilerle; bilgi paylaşımı, enerji ve su tasarrufu, yeniden dolaşım ve yeniden kullanım, çevre denetimi ve sürdürülebilir taşımacılık yöntemlerini uygulayarak istikrarlı ve sürdürülebilir bir kalkınma modeli vadeder.

 

4. Eko-endüstriyel park altyapısının etkin olarak inşası ve işletilmesiyle; firmaların, parkın ve tüm bölge halkının içinde yaşadığı çevresel koşullar sürdürülebilir bir iyileşmeye ulaşacaktır.

 

 

1. Fiziksel olarak eko-endüstriyel parklar; çevreye uyumlu, yeterli, etkili ve güvenli olan kamu işletmeleri ve tesisleri bünyesinde yer alan altyapılarla kurulmalıdırlar.

 

2. Ekonomik olarak eko-endüstriyel parklar, yerel ve bölgesel ekonomileri desteklemelidirler.

 

3. Çevresel bakımdan eko-endüstriyel parkların bünyesinde faaliyet gösteren endüstri sektörleri; üretim aşamasında enerji ve ham maddeleri etkin bir şekilde kullanmalı, atık azaltımını teşvik etmeli ve çevre dostu ürünler imal etmelidirler.

 

4. Toplumsal yönden eko-endüstriyel parkların idari organları, halkın refahına en yüksek önceliği veren, insan odaklı bir yönetim anlayışını benimsemelidirler ve toplumun yaşam kalitesini yükseltmede en önemli katılımcılar olarak görev almalıdırlar.

 

5. Eko-endüstriyel park yönetimleri ilgili tüm tarafların yararı için işbirliklerine ve iyi yönetişime odaklanmalıdırlar.

Raporun tamamına http://documents.worldbank.org/curated/en/home adresinden ulaşılabilir.

Mainstreaming Eco-Industrial Parks Conclusions From The Eco-Industrial Park 2015 Event In Seoul
(Eko-endüstriyel Parkların Yaygınlaştırılması 2015 Seul Eko-endüstriyel Park Etkinliği’nden Elde Edilen Sonuçlar)
Yayıncı Kuruluş: Dünya Bankası, 2016
Editör: Etienne Kechichian and Mi Hoon Jeong
Sayfa Sayısı: 66