İçindekiler
Dergi Arşivi

Dünya Ekonomilerinde Gelir Durumu Ve Gelir Dağılımı (Türkiye Örneği Üzerinden Analiz)

Dr. Sinan BORLUK / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

Dünya ekonomilerinin kriz sonrasında toplam gelirlerinde önemli daralmalar yaşadıkları gözlemlenmektedir. Bu durumun başlıca nedeni olarak talepteki daralmadır. Ancak çeşitli yan etkenler de, tüketici ve iş âlemi güven seviyelerindeki düşüşler gibi, bu daralma üzerinde etkili olmuş görülmektedir. Daralan ekonomi, azalan talep ve iş âlemi güven seviyesi, yatırımların miyopik olmasına ya da hiç yapılmamasına yol açarak gelir daralma döngüsünü arttırmıştır.

OECD verilerine göre 2008 krizi sonrasında sadece OECD bölgesindeki Satın Alma Gücü Paritesine göre toplam daralma 900 Milyar Dolar civarındadır. Bu daralmanın boyutu anlaşılması için şöyle bir kıyaslama uygun olacaktır. Daralma, toplam 23 OECD üyesi ekonominin GSYİH’den fazladır. Bu daralma 2010 yılı itibarıyla toparlanmış ve 2010 sonrası istikrarlı bir büyüme söz konusu olmuştur. Krizin daraltıcı etkisi; Brezilya, Çin, Endonezya ve Hindistan’da söz konusu olmamış, Rusya Federasyonu ve Güney Afrika’da ihmal edilebilir seviyelerde olmuştur.

Hacmen üretim incelendiğinde kriz döneminde meydana gelen dalgalanmaların çok daha keskin olduğu gözlemlenmektedir.

Dünyada ülkelerarası gelir, temel olarak ülke içi gelirin dağılması ile benzer süreçler içinde dağılmaktadır. Verisi tam olan bir model ekonomi üzerinden yapılacak bir analiz, eksik kalan kısımları olmakla birlikte duruma temel bir yorum getirilebilecek veriyi sunacaktır. Bu kapsamda, Türkiye gibi bir ülkede yapılacak bölgelerarası gelir dağılımı analizi, global düzeyde ülkelerarası gelir dağılımı dinamiklerinin de kısmen belirlenmesine olanak sağlayacaktır. Bu çeşit bir analiz ile ilgili literatür ağırlıklı olarak Barro (1996), Barro ve Sala-i Martin (1992) ve Quah’ın (1996) yöntemsel çalışmalarına dayanmaktadır. Bu çalışmaların ortak özelliği, gelir dağılımında gözlemlenen bozulmaların ya da düzelmelerin hesaplanması üzerine olmalarıdır. Gelir dağılımı ıraksama analizlerinin teknik alt yapısını bu çalışmalar oluşturmaktadır.

Literatürde takip eden tüm çalışmaların ortak özelliği, yukarıda bahsi geçen temel çalışmalardan hareketle, öncelikle yakınsama/ıraksama analizlerinin gerçekleştirilmesi ve sonrasında bu yakınsama/ıraksama durumunun nedeni olabilecek faktör ya da faktörlerin ilişkisinin saptanmasına yönelik analizlerin gerçekleştirilmesidir.

Analizleri şekillendiren faktörler, neoklasik içsel büyüme teorilerinde yer bulmuş, büyümeyi etkileyen faktörlerdir. Literatür, ülke içinde ya da ülkeler arasında gelirin yakınsamasının ya da ıraksamasının sebebi olarak, bölgelerarası ya da ülkeler arası bu faktörlere sahip olma düzeyleri arasındaki farklılıklar olduğunu savunmaktadır. Başlangıç gelir düzeyinin de bir kriter olarak alınması sonucunda, büyümeyi etkileyen faktörlere daha fazla sahip olan bölge ya da ülkelerin daha hızlı büyüdüğünün ispatı analizlerin genel çerçevesini oluşturmuştur. Başlangıç gelir seviyesi görece düşük ülke ya da bölgelerin, görece yüksek başlangıç gelirine sahip ülke ya da bölgelerden hızlı büyümesinin yakınsama sonucunu doğurduğu ortaya koyulmuştur. Aksi durumda ise ıraksama olgusunun ortaya çıktığı tespit edilmiştir.

Büyüme teorileriyle uyumlu bir şekilde, Barro vd. çalışmaları ile birlikte sonuçta iş gücü ve sermayenin temel yakınsama/ıraksama dinamikleri olduğu ortaya koyulmuştur. İş gücünü etkileyen nüfus gibi temel faktörler ve sermayeyi etkileyen yatırımlar ve verimlilik gibi temel faktörler benzer başka çalışmalarda yakınsama/ıraksama dinamikleri olarak incelenmişlerdir.

Temel faktörler arasında yer alan nüfusun yakınsama/ıraksama etkisini inceleyen çalışmalarda Atkinson (1997) gibi, nüfus üzerinde etkili olan yan faktörlerden göçün de etkileri analize dâhil edilmiştir. Ayrıca nüfusun içinde yer alan işgücünün temel üretkenliğini etkileyen beşeri sermaye olgusu Tamura (1991) ile başlayarak analizlerde yer almıştır. Wahiba (2014: 50) GSYİH içinde yatırım ve eğitim harcamalarının rolünü 2000-2012 dönemi içinde Afrika ülkeleri için sınayan çalışmasında yakınsama/ıraksama dinamiklerinin analizine katkıda bulunmaktadır.

Nüfus gibi temel bir etken olan sermayenin ve yatırımların etkisini inceleyen çalışmalar arasında öne çıkan yaklaşım, yatırımlar yoluyla verimlilik farklılaşmasının ortaya çıkması ve bu farklılaşmanın büyüme performansları üzerinde farklılaşmaya yol açmasıdır. Örneğin Mendez-Guerra’ya (2014:161-168) göre, verimliliğin dağılımındaki bozulma ıraksama etkisi göstermiş ancak 1980-2000 döneminde bu etki azalmış ve 2000’lerin ortasında stabilize olmuştur.

Büyümeyi etkileyen temel faktörler kadar ekonomik performansın da ülke içi gelir dağılımı üzerinde etkileri olduğunu ortaya koyan çalışmalar mevcuttur. Örneğin Bhorat ve Hirsch (2014: 161-168) ve Gary vd. (2015: 103-128) çalışmalarında ekonomik performansın gelir dağılımı üzerinde etkisi olduğunu ve özellikle daralma dönemleri sonrasında ıraksama olgusunun ortaya çıktığını belirlemişlerdir.

Literatür yakınsama/ıraksama analizlerinde belli bir noktaya kadar β-yakınsaması analizlerine ağırlık vermektedir. Sonrasında σ-yakınsaması analizi tekniği literatürde geniş bir şekilde kullanılmıştır. Bu tekniğin kullanılmasında Fischer ve Serra (1996) ile Slaughter (1997) çalışmaları öncü niteliktedir.

Türkiye için de bölgelerarası gelir dağılımı analizleri için de geniş bir literatür söz konusu olmakla birlikte teknikler, yaklaşımlar ve analiz dönemleri konusunda önemli farklılıklar vardır.

Türkiye için, bölgelerarası gelir dağılımı analizlerine ilişkin yapılan çalışmalarda, bölgelerarası gelir dağılımı ıraksama dinamikleri açısından geniş bir çerçevede sonuçlara ulaşılmıştır. Kamu maliyesi uygulama farklılıkları (Voyvoda, 2012), bölge düzeyinde sektörel farklılaşmalar (Özsabuncuoğlu, Direkçi, 2012), iç göç (Kırdar, Saraçoğlu, 2012), bölgesel yapısal farklılıklar (Mutlu, 2012), genel ve bölgesel büyüme politikalarının etkileri (Yiğidim, 2012), verimlilik farklılıkları (Tuncer, Özuğurlu, 2004) ve kamu müdahaleleri/kamu bankalarının etkinliği (Önder ve Özyıldırım, 2012) gibi faktörler çalışmalarda ön plana çıkmaktadır. Tuncer, Özuğurlu, (2004) çalışmalarında İBBS I yani 12 bölge ele alınarak bölge yapıları genel olarak analiz edilmiştir. İBBS II yani 26 bölgenin ele alındığı literatür kısıtlıdır. Yine de yukarıdaki çalışmalara ek olarak Türkiye için yapılan bölgelerarası gelir dağılımı analizlerinde öne çıkan çalışmalar arasında, Karaca (2004), Altınbaş vd. (2002) ve Berber vd. (2000) gibi çalışmalarda σ yakınsama analizlerinin daha fazla kullanıldığı görülmektedir. Özellikle Karaca (2004) çalışmasında 1975-2000 yıllarını kapsayan 25 yıllık dönem için yaptığı analizde il düzeyinde σ yakınsama analizi gerçekleştirmiş ve 25 yıllık süreç içine yaklaşık %33 düzeyinde iller arası ıraksama durumunu ortaya koymuştur.

Türkiye için yapılacak analizde kullanılacak teknikler açısından iki yöntem ön plana çıkmaktadır. Bunlardan ilki, başlangıç gelir düzeyi düşük bölgelerin, başlangıç gelir düzeyi yüksek bölgelerden daha hızlı büyümesi gerekliliğini, lineer regresyon analizi ile test eden β-yakınsaması analizidir. İlgili pek çok çalışmada, örneğin Sala-i Martin (1996), Ben David (1997), Johnson (1999) ve Barro (1996) gibi çalışmalarda kullanılan temel teknik, Barro ve Sala-i Martin’in (1992) alanda belirleyici olan çalışmasını takiple formüle edilen:


 

denklemidir. Bu denklem kapsamında, dönem içi büyüme oranlarının dönem başındaki gelirlerle lineer ilişkisinin, istatistiki olarak anlamlı düzeyde ve negatif olması, β-yakınsaması durumunu ortaya koymaktadır. İkinci analiz tekniği ise σ-yakınsaması olarak adlandırılan ve basitçe bölgelerin, analize dâhil edilen dönem boyunca kişi başı gelirleri arasındaki varyansını kullanan tekniktir. Bu yaklaşıma göre, dönem boyunca bölgelerarası kişi başı gelirin varyansının azalması durumunda σ-yakınsaması durumunun varlığı ispatlanmış olmaktadır. Teknik olarak, β-yakınsaması, σ-yakınsaması için ön koşul olmakla birlikte yeterli değildir. Bir diğer anlatımla, yakınsamanın varlığı için β-yakınsamasının ispatı önkoşuldur ancak σ-yakınsaması analizin özünü oluşturmaktadır.

Her iki teknik de, analize dâhil edilen dönem başında bölgelerin kişi başına gelirlerinin, analiz dönemi boyunca diğer bölgelerin kişi başına gelirleriyle ilişkisini test etmekle birlikte; σ-yakınsaması analizi, toplu değişimleri içerdiğinden daha etkin bir teknik olarak ön plana çıkmış ve bu çalışmada tercih edilen yakınsama analizi tekniği olmuştur.

Bölgelerarası gelir dağılımında yakınsama ya da ıraksama olup olmadığının tespiti kadar, bu değişimin hangi faktörlerden ne ölçüde etkilendiğinin de belirlenmesi önemlidir. Genel olarak bu alanda çoklu regresyon analizi kabul gören bir tekniktir. Ancak bu çalışmada veri yetersizliği nedeniyle bu teknik kullanılamayacaktır. Çoklu regresyon yöntemini ikame edebilecek tek yaklaşım korelasyon hesaplamasıdır. Bu yolla, gelir dağılımında meydana gelen değişikliklerin, diğer bir parametrede meydana gelen değişikliklerle yüksek korelasyon katsayısının ortaya çıkması halinde neden-sonuç ilişkisi kurulması mümkün olabilecektir.

Bölgeler arası gelir dağılımı ekonometrik analizlerinde toplu ıraksama analizlerinin yanı sıra varsa kulüp ve kutuplaşma olgularının varlığı da analiz edilmelidir. Bu bakış açısıyla detaylı değerlendirmeler yapılabilecektir.

Analizde kullanılacak olan karar birimleri olan bölgelerarasında, kişi başına gelir düzeylerinin toplu ıraksaması basitçe, karar birimlerinin tümünü içine alan varyans katsayısı analizi ile tespit edilebilir. Şöyle ki:

VAR (B1,t; B2,t; B3,t; …… ; Bn,t) : t zamanında bölgeler B1, B2, …., Bn’nin kişi başına gelirlerinin varyans katsayısı olursa ve örneğin bir Kt değerine sahipse;

VAR (B1,t+1; B2,t+1; B3,t+1; …… ; Bn,t+1) : t+1 zamanında  (bir sonraki ölçüm zamanında) bölgeler B1, B2, …., Bn’nin kişi başına gelirlerinin varyans katsayısı olacaktır ve örneğin Kt+1 değerine sahip olacaktır.

Bu durumda, Kt+1 < Kt durumu söz konusu olduğunda bölgelerarası toplu bir yakınsamadan Kt+1 > Kt durumu söz konusu olduğunda da toplu bir ıraksamadan bahsedilmesi gerekecektir.

Ayrıca her yıl için kişi başına gelirin farklılaşması ile diğer faktörlerin farklılaşması arasında kurulacak korelasyon ilişkisi, analiz kapsamında ıraksama dinamiklerinin belirlenmesini sağlayacaktır.

Bölgelerarası gelir dağılımında ıraksama analizlerinde ikili karşılaştırmalar önemlidir. İki bölgenin dönem başı kişi başı gelirlerinin oranları dönem sonundaki kişi başı gelir oranlarıyla karşılaştırılır. Bu analizler sonrasında varsa bölgelerarası gelir dağılımında, polarizasyon  (kutuplaşma) olgusunun söz konusu olup olmadığı tespit edilecektir. Böyle bir durumun varlığının ispatı birden fazla kararlı denge durumunun bölgelerarasında varlığını ortaya koyacaktır. Bu durumda oluşan kutuplar/gruplar arasında yeniden varyans katsayısı analizi yapılarak bu durumun kesinleştirilmesi gerekmektedir. Alt grup varyans analizlerinde, bütün grup varyans katsayısından yüksek varyans çıktığı takdirde grup yakınsaması ispat edilmiş olacaktır.

σ yakınsaması β yakınsamasından farklı olarak, basitçe bölgelerarası gelir dağılımının standart sapması ya da varyans katsayısına dayanılarak analiz edilmesini öngören bir yaklaşımdır. Varsayımlardan arınmış olması nedeniyle σ yakınsama analizinin β yakınsama analizinden daha güçlü sonuçlar verdiği kabul edilmektedir.

Türkiye için gerçekleştirilen β analizi, bölgelerin 2004 kişi başı gelirlerinin logaritmalarının, dönem içi bölgelerin yıllık büyüme oranları ile ilişkilendirmiş ve β analizleri sonucunda β-ıraksaması sonucuna ulaşılmıştır. Daha önce belirtildiği üzere σ-yakınsama analizi için önce β-yakınsaması analizinin gerçekleştirilmesi gerekliliği bulunmaktadır. Türkiye için 2004-2011 dönemi için yapılan β-yakınsaması analizi sonucunda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ve negatif bir β katsayısına ulaşılmıştır

Bu çalışma ıraksama analizleri için σ analizi tekniğini kullanmıştır. Bir diğer anlatımla, bu çalışmada, bölgelerin 2004 kişi başı gelirlerinin varyansının 2004-2011dönemi boyunca ne yönde ve ne oranda değiştiği incelenmiştir. 2004-2011 yılları arasında bölgelerarası gelirin varyansının değişimini temel alan σ-yakınsaması yaklaşımına göre zaman içinde artan varyansın, bölgelerarası gelir dağılımında ıraksamanın göstergesi olduğu kabul edilmektedir. Türkiye için bu dönemde bölgelerarası gelirin varyansı yıllar itibarıyla şu şekilde gerçekleşmiştir:

 Kaynak: TÜİK Verilerinden Hesaplanmıştır.

Grafik 1, 2004-2011 yılları arasında Türkiye’de bölgelerarası gelir dağılımında bozulma olduğunu göstermektedir. Bir diğer anlatımla, hem β-yakınsaması hem σ-yakınsaması analizleri sonucunda 2004-2011 döneminde Türkiye’de bölgelerarası gelir dağılımının bozulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Genel literatürü takiple, analize konu olan dönemde bölgelerarası gelir dağılımındaki bozulma sonucunda “gelir kulüpleri” ve “kutup” oluşumları incelendiğinde şu sonuçlara ulaşılmaktadır:

Şekil 3. 2004 Sonrası Yakınsama Kulüpleri ve 2011 yılı 8 Yakınsama Kulübü

2004 yılından sonra Türkiye için 26 bölge kendi içinde birbirlerine yakınsayan ancak diğer gruplardan ıraksayan 8 alt grup içinde toplulaşmıştır. Bu grupların ortak özelliği her grubun kendine ait bir yakınsama eğilimi olduğu ve bu eğilimin diğer gruplar veya diğer grup dışı bölgelere olan yakınsamalardan çok daha kuvvetli olduğudur. 2004-2011 sürecinde, en üst “gelir kulübünü” oluşturan bölgeler en alt “gelir kulübünü” oluşturan bölgelerden ıraksamaktadır. Bir diğer önemli bulgu, kuzey batı – güney doğu ekseninde “gelir kulüplerinin” ortalama gelirlerinin azalmakta olmasıdır. Türkiye’de bölgelerarası gelir dağılımı β-yakınsaması analizlerine göre bozulmaktadır ve σ-yakınsaması analizleri bu bozulmanın boyutunu ortaya koymaktadır. Ülke içinde gelir kulüplerinin oluşmasına ve kuzey batı-güney doğu ana eksenli kutuplaşmaya yol açan bu süreç gelir dağılımında hızlı bir bozulmanın kanıtını oluşturmaktadır.

Bu bozulmanın nedenleri ve hangi dinamiklerin ne ölçüde bu ıraksama içinde rol oynadığının tespiti için, bu ıraksama eğiliminin diğer parametrelerdeki değişim eğilimleriyle karşılaştırılması gereklidir.
Ortaya koyulan bu ıraksama olgusunun Türkiye’de gelirin bölgelerarası bölüşümünün, analizin konusu olan 2004-2011 yılları arasında, ne yönde değiştiğine yönelik coğrafi inceleme, ıraksama dinamiklerinin anlaşılmasında önemlidir. Kişi başı gelir seviyelerine göre bölgelerin %20’lik gruplara ayrılması ile elde edilen haritalar 2004 ve 2011 yılları için şu şekildedir:
 

Şekil 1. 2004 ve 2011 Yılları İçin % 20’lik Gelir Dilimlerinde Bulunan Bölgeler (1998 Sabit Fiyatlarıyla)

Gelirin %20’lik eşit dilimlere ayrılması ve bu dilimlere düşen bölgelerin renklendirilmesi sonucu ortaya çıkan haritada, gelirin Orta Karadeniz’den, İç Egeye doğru hareket etmiş olduğu gözlemlenmektedir. 2004 yılında 3. gelir diliminde bulunan kimi Orta Karadeniz illeri 2011 yılında 4.gelir dilimine gerilerken, 2004 yılında 4.gelir diliminde bulunan kimi İç Ege illeri 2011 yılında 3 gelir dilimine yükselmişlerdir.

Öncelikle gelirle ilgili bu hareketin temel nedeninin, gelir üreten asıl faktörlerden olan nüfusun hareketinden kaynaklandığı düşünülebilir. Benzer analiz nüfus için gerçekleştirildiğinde ortaya çıkan ve Türkiye için nüfusun coğrafi hareketini içeren haritalar aşağıdaki gibidir:
 

Şekil 2. 2004 ve 2011 Yılları İçin %20’lik Nüfus Yoğunluğu Dilimlerinde Bulunan Bölgeler

Kaynak: TÜİK Verilerinden Hesaplanmıştır.

Nüfus yoğunluğunda da 2004-2011 yılları arasında bölgelerin durumları açısından değişimler söz konusu olmuştur. Bu değişimler genelde İç Anadolu bölgesi illerinin nüfus yoğunluğu açısından en düşük dilime hareket etmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Bir diğer anlatımla İç Anadolu bu dönemde ciddi nüfus kaybetmiştir. Bu nüfus kaybı Batıya doğru göç sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak gelirdeki hareketten farklı olarak nüfus hareketi sonrasında hiçbir bölge 2004 yılında bulunduğu %20’lik dilimin bir üstündeki dilime geçmemiştir. Hem nüfustaki, hem de gelirdeki hareketler Batıya doğrudur.

Türkiye için “Iraksama Dinamikleri”nin neler olduğu analizin bir sonraki kısmını oluşturmalı ve bu yolla global gelir dağılımı analizlerine ışık tutmalıdır.

Türkiye’de bölgeler arasında önemli coğrafi ve yapısal farklılıklar bulunmaktadır. Türkiye’nin üzerinde kurulduğu topraklar, Kuzey Batı’da Avrupa kıtasından başlayarak Güney Doğu’da Orta Doğu’ya uzanmaktadır. Batı, Kuzey ve Güney’de geniş sahillere sahip bir yarım ada olmakla birlikte deniz ticareti tarihsel olarak Batı sahillerinde yoğundur. Kuzeyde Asya’nın güçlü ekonomilerinden Rusya’ya yakınken, Güney-Güneydoğu ekseni siyasi istikrarsızlıkların merkezi olan ve görece yoksul Orta Doğu’ya açılmaktadır. Türkiye içindeki bölgeler de, sınır ötesi komşularına yakınlıklarına göre kurumsal yapılar geliştirmişlerdir. Batıda daha yatırımcı, rekabetçi ve dinamik bölgeler mevcutken, güney doğuya gidildikçe daha tarım odaklı ekonomiye sahip bölgeler mevcuttur (Acemoğlu 2001).
Türkiye için 2004-2011 arası dönemde bölgelerarası gelir dağılımı analizlerinde ıraksama olgusu beraberinde ıraksamanın nedenleri nelerdir sorusunu ortaya koymaktadır. Literatürün genel atıf yaptığı faktörler, demografik faktörler, ekonomik faktörler ve sosyo-ekonomik faktörler olarak üç ana grupta toplanabilir.