İçindekiler
Dergi Arşivi

Dünyaya ve Türkiye’ye Etkileri Açısından Şeyl (Kaya) Gazı

Dr. Yücel Özkara / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

Enerji Kaynakları
Enerji kaynakları herhangi bir fiziksel ya da kimyasal dönüşüm neticesinde enerji elde etmeye yarayan kaynaklardır. Bu kaynaklar, fosil yakıtlar ve yenilenebilir kaynakları olarak iki kısma ayrılmaktadır. Fosil yakıtlar kömür, doğal gaz ve petrol olmak üzere üç türde sınıflandırılabilir. Yenilenebilir kaynaklar ise sınırsız enerji kaynağı olarak varsayılan güneş enerjisinden temel alan ve bu enerjinin doğadaki dönüşümünden kaynaklanan enerjilerdir. Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, hidrolik enerji, yer kürenin iç enerjisini yeryüzüne aktaran jeotermal enerji ve hidrolik kaynakların farklı fiziksel formları olan gelgit ve akıntı-dalga enerjileri, başlıca yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Fosil yakıtlar içeriğindeki enerjisini, esas olarak karbon elementinin kimyasal enerjisinde saklı tuttukları için bu kaynaklardan yapılan enerji eldesi, yanma reaksiyonu ile açığa çıkar ve karbondioksit ile diğer emisyonların ana kaynağını teşkil eder. Yenilenebilir kaynaklar ise güneşten kaynaklı fiziksel enerjiyi barındırdıkları için enerji dönüşümünde herhangi bir emisyon oluşturmamaktadırlar. Nükleer enerji ise, radyoaktif elementlerin parçalanması yoluyla elde edildiği ve bu süreçte atomun bünyesindeki enerjinin kontrollü olarak farklı enerji türlerine dönüştürülmesi ile ortaya çıktığı için emisyon üretmez ancak enerji üretiminde nükleer yakıt kullanıldığı için yenilenebilir enerji kategorisine de girmemektedir.

Burada bahsedilen enerji kaynakları birincil enerji kaynakları olarak nitelendirilmektedir. Birincil enerji kaynakları, çeşitli fiziksel ve kimyasal dönüşümlere uğradıktan sonra başta elektrik olmak üzere farklı enerji türlerine ve kaynaklarına (kok kömürü, akaryakıt türleri vb.) dönüştürülmektedir. Dönüştürülen bu kaynakların kullanımı neticesinde nihai enerji tüketimi ortaya çıkmaktadır.

Dünya üzerinde enerji kaynaklarının dağılımı homojen bir yapı göstermemektedir. Farklı ülke ve coğrafyalarda farklı enerji türleri yoğun olarak görülmekte, bir ülke enerji kaynakları bakımından oldukça zengin durumda iken, başka bir ülke enerji kaynakları konusunda yoksul ve dışa bağımlı bir durumda bulunabilmektedir. Dünyada enerji kullanımını azaltma gereksinimi 1970'li yılların başında başlamıştır. Enerji verimliliği politikalarını tetikleyen ve arz güvenliği konusunu gündeme getiren en önemli faktör, 1970’li yıllarda yaşanan enerji krizi ve buna bağlı gelişen petroldeki fiyat artışları olmuştur. Yeni teknolojik gelişmeler, eski teknolojiyle üretim yapan ekipmanların yerine daha az enerji tüketen makinelerin kullanılmasına öncülük etmiştir. Dünyada, enerji verimliliği ile ilgili olarak en sıkı önlemlerin alındığı 1973-1985 yılları arasında çalışmaların yürütüldüğü ülkelerde Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYİH) %32 civarında büyürken aynı dönemdeki enerji tüketimi artışı sadece %5 olmuştur. Bunun sonucunda birim GSYİH başına enerji tüketimi %25 civarında düşmüştür. Bu dönemden sonra enerji verimliliği çabalarında, düşük seyreden enerji fiyatları sebebiyle, bir durgunluk dönemine girilmiştir. 1990'lı yıllarla birlikte enerji ve çevre politikaları içinde, enerji verimliliği çalışmaları ile arz güvenliği konuları tekrar öncelik görmeye başlamıştır [1].

Türkiye’nin Enerji Tüketimi
Ülkemizde ekonomik gelişme temel olmak üzere nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşme gibi nedenlerle enerji ihtiyacı her geçen yıl artmaktadır. Artan bu talep, güvenli bir arz yönetimi ihtiyacını da beraberinde getirmektedir. Türkiye’nin gelişmiş ülkelere kıyasla yüksek olan enerji yoğunluğunun düşürülmesi ve ülkemizde enerji verimliliği alanında iyileştirmeler yapılması, sürdürülebilir kalkınma açısından önem arz etmektedir. Zira ülkemizde enerji verimliliğinin geliştirilmesi, gerek enerji tüketimindeki artan talebin karşılanması ve gerekse sera gazı emisyonlarının azaltılmasındaki en önemli önlem ve girişim olarak ele alınmaktadır. Bunun yanında, artan enerji talebi için enerji kaynaklarının hem çeşitlendirilmesi hem de yerli ve yenilenebilir olanlarının daha çok tercih edilmesi gündeme gelmektedir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı Enerji Denge Tablolarına göre [2], 2014 yılında Türkiye’nin birincil enerji arzında enerji kaynakları arasında en büyük pay %32,5 ile doğalgazın olmuştur (bkz. Şekil 1). Şekil 2’de verilen elektrik enerjisinin üretildiği kaynaklara bakıldığında ise, ülkemizde doğalgazdan üretilen elektriğin payı 2001 yılından bu yana %40’ın üzerinde seyretmektedir. 2014 yılında ise bu rakam %47,9 olarak gerçekleşmiş; aynı yıl yenilenebilir kaynakların payı ise hidrolik dâhil olmak üzere %21,0 seviyesine gerilemiştir [3]. Câri açığın en büyük kalemlerinden olan enerji ithalatının 2014 yılında toplam tutarı yaklaşık 54,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.



Şekil 1. Türkiye’de Birincil Enerji Arzında Kaynakların Payları, Bin TEP, 2014 (Kaynak: EİGM Denge Tablosu)


Şekil 2. Türkiye’de Elektrik Üretiminde Kaynakların Payı (Kaynak: TÜİK Enerji İstatistikleri [3])

Türkiye’nin Doğalgaz Ticareti ve Uluslararası Enerji Ticaretindeki Konumu
Doğalgaz gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaygın kullanımı nedeniyle uluslararası ticarete konu olan belli başlı enerji kaynaklarından biridir. Dünyada genel olarak boru hatları ile yapılan doğalgaz ticaretinde, sıvılaştırılmış şekilde deniz yolu ile yapılan ticaret de yer almaktadır. Boru hatları ile yapılan doğalgaz ticareti, boru hatlarının inşası ve yüksek yatırım değeri nedeniyle ülkeler arası anlaşmalara arz ve talep yönüyle konu olmakta ve uzun vadeli ticaret koşullarını da beraberinde getirmektedir.

Doğalgaz talebi yüksek ve yerli kaynağı kısıtlı ülkeler, yukarıda bahsedilen koşullar altında belirli doğalgaz üreticisi olan ülkelerle uzun vadeli anlaşmalar yapmakta, böylece iki ülke arasında enerji kaynağı temelinde ticari bağlar oluşmaktadır. Bu durum, doğalgazda dışa bağımlılık kavramını da ortaya çıkarmaktadır. Türkiye, önceki kısımlarda da belirtildiği üzere yerli doğalgaz kaynağı oldukça az, talebi ise oldukça fazla bir ülke olarak, doğalgazda dışa bağımlılığı yüksek bir ülke konumuna gelmiştir.

2014 yılı itibarıyla dünyada doğalgaz üretimi ve ticaretine bakıldığında belirli ülkelerin başı çektiği görülmektedir. Tablo 1, milyar metreküp (BCM) cinsinden üretim ve ticareti özetlemektedir [4].

Tablo 1. 2014 Yılı İtibarıyla Küresel Doğalgaz Ticareti (Kaynak: IEA, Key World Energy Statistics, 2015)

Üreticiler

BCM

Payı

 

Net ihracatçılar

BCM

Payı

 

Net İthalatçılar

BCM

Payı

ABD

730

%20,72

 

Rusya

179

%21,41

 

Japonya

128

%15,69

Rusya

644

%18,27

 

Katar

119

%14,23

 

Almanya

68

%8,33

İran

169

%4,80

 

Norveç

107

%12,80

 

İtalya

56

%6,86

Kanada

162

%4,60

 

Türkmenistan

57

%6,82

 

Çin

50

%6,13

Katar

160

%4,54

 

Kanada

56

%6,70

 

Kore

49

%6,00

Çin

130

%3,69

 

Cezayir

45

%5,38

 

Türkiye

48

%5,88

Norveç

113

%3,21

 

Endonezya

34

%4,07

 

Fransa

38

%4,66

Türkmenistan

87

%2,47

 

Hollanda

30

%3,59

 

ABD

33

%4,04

Suudi Arabistan

84

%2,38

 

Nijerya

25

%2,99

 

Birleşik Krallık

32

%3,92

Cezayir

80

%2,27

 

Avustralya

25

%2,99

 

İspanya

28

%3,43

Diğer Ülkeler

1165

%33,06

 

Diğer Ülkeler

159

%19,02

 

Diğer Ülkeler

286

%35,05

Dünya Toplamı

3524

%100

 

Dünya Toplamı

836

%100

 

Dünya Toplamı

816

%100

Tablodan görüldüğü üzere, 2014 yılında küresel ölçekte doğalgaz üretimi 3524 milyar m3 olarak gerçekleşmiş ve bu üretimin yaklaşık olarak %24’ü ticarete konu olmuştur. Dünyadaki en büyük üreticiler yaklaşık %21’e yakın payıyla ABD ve %18 civarındaki payıyla hemen ardından gelen Rusya Federasyonu’dur. ABD iç tüketiminde yoğun biçimde doğalgaz tükettiğinden dolayı Türkiye’nin ardından gelmek üzere 2014 yılında net ithalatçı konumdadır. Rusya ise 179 milyar m3’lük doğalgaz ihracatıyla en büyük net ihracatçı ülkedir. Türkiye ise, net ithalatçı ülkeler arasında 48 milyar m3’lük net ithalat ile altıncı sıradadır.

Şeyl (Kaya) Gazı ve Dünyadaki Durumu
Geleneksel fosil yakıtların rezervlerinin eninde sonunda tükeneceği gerçeği ile yüzleşilmesi ve küresel düzeyde değişkenlik gösteren petrol fiyatları, konvansiyonel olmayan kaynakların araştırılması ve çıkarılması konusunda temel motivasyonu sağlamaktadır. Bu doğrultuda varlığı uzun zamandır bilinen ancak çıkarımı ve eldesi konusunda teknolojisi henüz geliştirilmemiş şeyl (kaya) gazı son yıllarda ABD’de teknolojik gelişimle birlikte ciddi miktarlarda üretilir hale gelmiştir. Kaya(ç) gazı olarak da adlandırılan bu enerji kaynağı, İngilizce’de tortul kayaç anlamına gelen shale tabakalarından çıkarıldığı için, literatürde shale gas olarak nitelendirilmektedir. Çalışmanın devamında bu teknik terimin Türkçede kullanılan karşılığı olan şeyl gazı ifadesi tercih edilecektir. Şeyl gazı, kömür kökenli doğalgaz ve sıkı kumtaşı gazı geleneksel olmayan doğalgaz türleri olarak nitelendirilir. Geleneksel doğalgaz ise deniz tabanında ve karada, petrolle birlikte çıkan ya da sadece doğal gaz çıkan kuyulardan elde edilen gazdır.



Şekil 3. Doğalgaz Kaynaklarının Şematik Görünümü [5]

Şeyl Gazının Nitelikleri ve Çıkarımı
Şeyl gazı kimyasal olarak doğalgaz gibi metan (CH4) bileşiğinin gaz halinden oluşmaktadır. Konvansiyonel doğalgaz çıkarımında özetle, yer altında tespit edilen petrol ve doğal gaz ya da sadece doğalgaz bulunduran geçirimli ve gözenekli formasyonlara sondaj yapılarak çıkarım sağlanmaktadır. Bunun yanında şeyl tabakalarının oluşumlarında da gerek petrol gerekse doğal gaz bulunabilmekte, ancak geçirimsiz ve gözenekliliği bulunmayan formasyonlarda, mevcut sondaj teknolojisi ile bu kaynakların eldesi mümkün olmamaktadır.

Kumtaşı formasyonlarında gerekli geçirgenlik ve gözeneklilik özellikleri bulunduğunda, teknoloji yardımıyla geliştirilmiş sondaj çalışmaları, yeraltında tutulan petrol ve doğal gazı basınç farkı yaratarak sondaj kuyuları aracılığıyla yüzeye yönlendirir. Bu yöntem izlenerek gerçekleştirilen üretim, geleneksel yöntemdir. Ancak geleneksel olmayan gaz formları, geçirimsiz kayaçların ya da kaynak kayanın, su ve kum karışımının bazı kimyasalların da eklenmesi ile yüksek basınçla çatlatılması yoluyla çıkarılmaktadır. Geleneksel olmayan gaz formlarının en bilinen örneği olan şeyl gazı, yeraltında ince tabakalar halinde bulunan tortul kayaçlardan (shale) çıkarılmaktadır. Kayacın kendine has bir organik madde ve mineral yapısına sahip olması gerektiğinden, küçük taneli tortul kayaç tabakası olan her yerde petrol ve gaza rastlanılmayabilir.



Şekil 4. Şeyl Gazının Çıkarılması. Kaynak: BBC World Service [6]

Küçük taneli tortul kayaçların gözeneklerinde rastlanan şeyl gazını açığa çıkarabilmek için başlıca iki yöntem birlikte kullanılmaktadır. Bunlardan ilki Yatay Sondaj’dır. Yeraltında nispeten ince halde bulunan tortul tabakalar yatay bir biçimde uzandığı için şeyl gazı içerdiği düşünülen alanda yeterli derinliğe ulaşıldığında sondaj borularına sondaja yatayda devam edebilmek amacıyla 90º eğim verilerek kuyu açma çalışmalarına devam edilmektedir.

İkinci yöntem olan Hidrolik Çatlatmada ise şeyl gazı bulunan formasyonda gözeneklerin geçirimsiz ve küçük olması nedeniyle gazın, geleneksel yöntemlerde olduğu gibi kayaçtan kuyunun girişine basınç farkı yaratılarak ulaştırılması çok zordur. Buna bağlı olarak, kayacın geçirgenliğini artırmak ve şeyl gazını yukarı kuyu ağzına yönlendirmek için, öncelikle gaz taşıyan katmanlar içerisinde çatlaklar üretilir, gazı yüzeye çıkarmak için kuyuya kum, su ve kimyasal madde içeren özel bir karışım yüksek basınçla enjekte edilir. Bu özel karışım çelik borular içerisinde taşınmakta ve sadece kayacın gaz bulunduran katmanıyla temas etmektedir. Yaklaşık doksan gün sonra, çatlama süreci sona erer ve kayacın içerisindeki gaz dağıtım ünitelerinin içine akmaya başlar. Bu şekilde sondajı tamamlanan şeyl gazı kuyularında, üretim uzun yıllar devam eder. Çatlatma işleminin maliyetinin yaklaşık 500 bin dolar seviyesinde olması, geleneksel sondaj teknolojisine göre daha maliyetli bir durumu ortaya çıkarmaktadır [7].

Şeyl Gazının Dünya Gündemindeki Yeri
Dünyada kaya gazı ve petrolü konusunda en fazla yatırım yapan ve teknoloji geliştirerek bu alanda öncü konuma gelen ülke ABD’dir. ABD özellikle 2000’li yılların başından beri ciddi bir biçimde şeyl gazı üretimine ve tesislerine yatırım yapmaktadır. ABD’nin resmi kurumu olan Enerji Enformasyon Dairesi (EIA) verilerine bakıldığında (bkz. Şekil 5) ABD’nin şeyl gazında nasıl bir üretim artışı ve hedefi olduğu görülmektedir.

2000 yılından itibaren giderek artan bir şeyl gazı üretimi olan ABD’de bu yılda sadece 9 milyar metreküp (bcm) şeyl gazı üretilmiş ve bu gazın toplam üretimin %1,6’sına denk düşen bir payı olmuştur. 2011 yılında ABD şeyl gazı üretimi ilk kez 200 milyar metreküpün üzerine çıkarak 222 milyar metreküp olarak gerçekleşmiş, 2012 yılında şeyl gazı toplam üretimin %34’üne, 230 milyar metreküpe ulaşmıştır. ABD, 2015 yılından itibaren bu üretimi daha da artırarak 2040 yılında ülke doğalgaz üretiminin yarısına yakınını şeyl gazından elde etmeyi öngörmektedir.



Şekil 5. Çıkarım Kaynaklarına Göre ABD’nin Doğalgaz Üretimi ve Projeksiyonu [8]

Bozdemir’e göre [7] sadece Teksas eyaletinde 2010 yılında 51 milyar metreküp doğalgaz üretildiği ve şeyl gazı çıkarma sahalarında 12 bine yakın personelin istihdam edildiği bilinmektedir. Şeyl gazı üretimi bu yönüyle, hem istihdam yaratarak hem de ülke enerji ihtiyacına katkıda bulunarak ABD ekonomisine önemli bir katkı sağlamaktadır. Çıkarılabilir doğalgaz rezervlerine bakıldığında Rusya’nın en fazla rezerve sahip ülke olduğu görülmektedir. ABD ise net ithalatçı olduğu küresel doğalgaz pazarında şeyl gazı potansiyelini hayata geçirmeye başlamıştır.

Avrupa’nın şeyl gazı rezervleri bakımından en zengin ülkesi oluğu tahmin edilen Polonya’da kaya gazı için açılan kuyu sayısı otuz dört ve hidrolik çatlatma yapılan alan sayısı yalnızca beştir. Avrupa’nın diğer ülkelerine bakıldığında şeyl gazı potansiyeline sahip olan ülkelerde, bu potansiyeli kullanmada ABD ile aynı yolu izlenmediği bir durum ortaya çıkmaktadır. Özellikle hidrolik çatlatma tekniği üzerinde fikir birliği kurulamamıştır [7].

Bozdemir [7]’in belirttiği üzere; 2012 yılında yayınlanan, İngiltere menşeli Chatham House raporuna göre, ABD’nin şeyl gazında ortaya koyduğu devrim niteliğindeki gelişmelerin Avrupa’da tekrarlanmasına yönelik güçlükler bulunduğu öne sürülmektedir. Avrupa’daki rezervlerin coğrafî anlamda kaya gazı üretimine uygunluğunun ideal olmaması, bu sektördeki yatırımcılara sağlanan finansal teşviklerin azlığı ve bu alanda ABD’de olduğu kadar uzmanlaşmış bir endüstrinin bulunmaması, bu güçlüklerin nedenleri olarak görülmektedir. Yine bu raporda dile getirilen bir diğer endişe, Avrupa kamuoyunun ABD kamuoyuna nazaran şeyl gazı faaliyetlerine daha farklı tepki vereceği yönündedir. Bunun en belirgin nedeni ABD’de kaya gazı tespit edilen alanlarda arazi sahipleri söz sahibiyken, Avrupa’da bu bölgelerin hükümet tasarrufunda olması ve bu nedenle Avrupa kamuoyunun, ABD kamuoyuna benzer bir tolerans göstermeyeceği tahmin edilmektedir. Aralarında Fransa, İspanya ve Bulgaristan’ın da bulunduğu Avrupa ülkelerinde şeyl gazı sondajına yönelik yasak getirilmesi, algının ABD’den daha farklı geliştiğine dair önemli ipuçları vermektedir.

Şeyl Gazının Enerji Politikalarına Etkisi
Çalışmanın önceki kısımlarında değinildiği üzere, ABD’de şeyl gazı çıkarımında 2000’li yıllarda yaşanan yüksek üretim artışları, bu gelişmelerin enerji piyasalarında ve basın organlarında “kaya (şeyl) gazı devrimi” olarak nitelendirilmesine yol açmıştır. Ancak gerek küresel doğalgaz ticareti, gerekse ABD gaz piyasasındaki fiyat düşüşleri göz önüne alındığında bu devrimin, dünya için teknolojik, ABD için ise hem teknolojik hem de ekonomik bir niteliği olduğu görülmektedir. Dünya geneline bakıldığında 2014 yılı verilerine göre net doğalgaz ithalatçısı ülkeler arasında Türkiye ve Fransa’nın ardından 33 milyar metreküplük ithalatı ile sekizinci sırada bulunan ABD için bu dezavantajlı durumunu ihracatçı olmak yönünde değiştirebileceği öngörülmektedir. Ancak ABD’nin doğalgaz ihracatçısı olması durumunda, dünyaya ve özellikle müttefiki olduğu Avrupa ülkelerine gaz tedarik edebileceği bir üretim seviyesine ulaşıp ulaşamayacağını ve Avrasya’nın enerji güvenliğine bir alternatif olup olamayacağı net bir şekilde görülememektedir.

2014 yılında Rusya, ürettiği 644 milyar metreküplük doğalgazın 179 milyar metreküpünü, dünyanın en büyük net doğalgaz ihracatçısı olarak ihraç etmiş ve yıllar içinde kavuştuğu bu konumuyla özellikle Avrupa kıtasının en önemli gaz tedarikçisi durumuna gelmiştir. ABD ise dünyada en büyük doğalgaz üreticisi olmasına rağmen ürettiği 730 milyar metreküpe ilave olarak 33 milyar metreküp de gaz ithal etmiştir. ABD 2035 yılından sonra şeyl gazı dâhil toplam doğalgaz üretimini 900 milyar metreküpe çıkarmayı ve 2018 yılında net ihracatçı olmayı hedeflese de, bu üretim miktarının, ülkenin enerji sektörünün çevresel taleplerle uyumlaşması halinde doğalgaza yönelme ihtimali ile ancak kendi iç tüketimine yetebileceği söylenebilir. Kaldı ki, beklenenden daha fazla üretim yapması halinde de kıtanın enerji talep eden bölgelere olan uzaklığı da muhtemel gaz ticaretini etkileyecektir. Genel olarak bakıldığında şeyl gazında ABD’nin yakaladığı başarı, doğalgaz fiyatlarını düşürmek ve yeni iş alanlarının açılması gibi ABD ekonomisine olumlu yansıyan bir gelişme olmuştur. Küresel güvenlik ve istikrar konularında ABD’nin Rusya ile rekabetinde, Rusya’nın elindeki en büyük kozu olan enerji ve doğalgaza karşılık ABD’nin eli oldukça zayıf gözükmektedir. Arz güvenliğinde kendisini Rusya karşısında rahat hissetmeyen ülkeler, bu bağımlılığı azaltmak adına farklı ülkelere yönelme ihtiyacı duymaktadırlar. Ancak enerji kaynaklarından zengin Orta Asya ülkeleri ve Orta Doğu ülkelerinde olumlu bir tablo gözükmemektedir. Orta Asya ve Hazar kıyıdaşı ülkeler Rusya ile sıkı ilişkilere sahip olduklarından, Rusya çizgisinde hareket etmekte, Orta Doğu ülkeleri de siyasi belirsizlikler, iç savaş ve çatışmalar yüzünden güvenilir gaz tedarikçisi olma rollerinden oldukça uzak durumda bulunmaktadırlar. Bu iki coğrafyanın nispeten istikrarlı enerji zengini bölgeleri için Türkiye üzerinden yeni enerji hatları kurulması ve var olanların kapasitelerinin artırılması gündeme gelmektedir. Ancak Ukrayna’nın 2000’li yıllardan bu yana Rusya ile yaşadığı enerji krizlerinin ve sonuçlarının Avrupa’yı tedirgin etmesi, diğer siyasi sebeplerle birlikte düşünüldüğünde bölgede yönetilmesi zor bir enerji konusunu gündemde tutmaktadır.

Şeyl gazı üretiminde ABD’nin gösterdiği başarının teknik ve ekonomik boyutları düşünüldüğünde, dünya enerji piyasalarına yapacağı etki kısa ve orta vadede ekonomik olmaktan çok teknik boyutta olacaktır. Özellikle enerjide kaynak çeşitlendirmesine gitmek isteyen ülkelerin, şeyl gazı rezervleri ile diğer geleneksel olmayan gaz kaynaklarını ekonomilerine kazandıracak çalışmalara yönelmeleri ve ABD’nin bu alanda yakaladığı başarıyı takip etmelerinden başka bir seçenekleri bulunmamaktadır.

Kaynaklar
[1] Konya Ticaret Odası. (2006). Sanayide Enerji Verimliliği. Konya.
[2] ETKB Enerji İşleri Genel Müdürlüğü. (2016). Denge Tabloları. Ağustos 23, 2016 tarihinde Enerji İşleri Genel Müdürlüğü: http://www.eigm.gov.tr/File/?path=ROOT%2f4%2fDocuments%2fDenge+Tablosu%2f2014_Denge_Tablosu.xlsx adresinden alındı.
[3] Türkiye İstatistik Kurumu. (2016, Şubat 10). Enerji Kaynaklarına Göre Elektrik Enerjisi Üretimi ve Payları. Ağustos 24, 2016 tarihinde Enerji İstatistikleri: http://www.tuik.gov.tr/PreIstatistikTablo.do?istab_id=1578 adresinden alındı.
[4] IEA. (2015). Key World Energy Statistics. International Energy Agency.
[5] Şengüler, İ. (2012). Şeyl gazı (shale gas) ve ekonomik değeri. MTA Doğal Kaynaklar Ve Ekonomi Bülteni(13), s. 44-48.
[6] Anderson, R. (2014, Nisan 7). Kaya gazı üretimi her ülkede uygulanabilir mi? BBC Türkçe İnternet Sitesi: http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/04/140407_kaya_gazi.shtml adresinden alınmıştır.
[7] Bozdemir, N. Z. (2014, Haziran 10). Kaya gazının altın çağı: Hassas enerji dengeleri değişiyor mu? Enerji Enstitüsü İnternet Sitesi: http://enerjienstitusu.com/2014/06/10/makale-kaya-gazinin-altin-cagi-hassas-enerji-dengeleri-degisiyor-mu/ adresinden alınmıştır.
[8] Energy Information Administration. (2014). Annual Energy Outlook 2013 Reference Case Natural Gas Production by Category. Ağustos 23, 2016 tarihinde EIA Energy in Brief : http://www.eia.gov/energy_in_brief/data/natgas_production_AEO2013ER.xlsx adresinden alındı.