İçindekiler
Dergi Arşivi

Eko-Verimlilik, Bölgesel Eko-Verimlilik/Temiz Üretim Uygulamaları ve Endüstriyel Simbiyoz

Emrah ÇELİK / Uzman - Dilşad AKAR /Uzman - Berna AYKÖSE / Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu (Güney Ege Kalkınma Ajansı)

 

Eko-verimlilik; endüstriyel çevre yönetiminde son dönemde bahsi geçen yenilikçi yaklaşım ve kavramlar arasında yer almaktadır. Genel anlamıyla ürün geliştirme ile ilgili olan eko-verimlilik, işletmelerin çevresel performansının iyileştirilmesini amaçlamaktadır.

Temiz üretim/eko-verimlilik; ham madde ve enerjiyi daha az kullanmayı, yeniden kullanım ve geri dönüşümü artırmayı, daha az atık oluşturmayı, tehlikeli atık miktarını azaltmayı amaçlayan çevreye duyarlı bir atık yönetimi yaklaşımıdır.

Eko-verimlilik, yüksek verime sahip üretim teknoloji ve yöntemlerinin kullanımıyla, aynı miktarda üretim için daha az doğal kaynak ve enerji kullanımı ve daha az atık üretimi prensibine dayanmaktadır. Bu niteliği ile sadece çevresel kaygılara değil, “doğal kaynakların korunması”, “endüstriyel verimlilik” ve “ekonomik kalkınma” gibi pek çok farklı alana da hitap etmektedir. Kısacası eko-verimlilik, üretimde verimliliği artırarak hem çevresel hem de ekonomik fayda sağlanması anlamına gelmektedir.

Eko-verimlilik, kavramsal olarak “temiz üretim” yaklaşımıyla örtüşmektedir. Her iki kavram da üretim sürecinde “doğal kaynak ve enerji tüketiminin”, “toksik ve tehlikeli kimyasal kullanımının” ve “atık, atıksu ve emisyon oluşumunun” bütüncül bir anlayışla kontrol edilerek minimize edilmesi anlamına gelmektedir. “Eko-verimlilik” ifadesi, sanayici tarafından üretim verimliliği ile ilişkilendirilmekte ve kavramın benimsenmesini kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle çoğu zaman “Eko-verimlilik” ve “Temiz Üretim” kavramları birbirinin yerine kullanılmaktadır.

Eko-Verimlilik Alanındaki Bölgesel Uygulamalar
Bölgesel kalkınma perspektifi bakımından kritik öneme sahip olan “sürdürülebilir kalkınma” kavramının bileşenlerinden biri olarak öne çıkan bölgesel eko-verimlilik uygulamalarının son dönemde ülkemizde de yaygınlaştığı ve çeşitli programlar ve iş birliği protokolleri kapsamında bu alanda faaliyetlerin gerçekleştirildiği görülmektedir.

“Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi” başlıklı Birleşmiş Milletler Ortak Programı Haziran 2008’de başlatılmıştır. Eko-Verimlilik (Temiz Üretim) Programı ise Ortak Program’ın sanayi ile ilgili bileşeni olarak hayata geçmiştir.

Sanayide iklim değişikliğine uyumun, temiz üretim ve eko-verimlilik uygulamaları ile sağlanabileceğinden hareket eden Ortak Program kapsamında, sanayide uyum ile ilgili çalışmalar UNIDO (Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü) ve TTGV (Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı) tarafından yürütülmektedir. UNIDO, 1994 yılından bu yana “Ulusal Temiz Üretim Merkezlerinin Kurulması” programını yürütmektedir. Söz konusu programın hedefi özellikle gelişmekte olan ülkelerde, rekabetçi üretim ve çevresel gereklilikler arasındaki köprüyü kurarak, çevre dostu teknolojilerin yaygınlaşması ve bu alanda gerekli kapasitenin oluşturulmasını sağlamaktır.

Ülkemizde Ortak Program çerçevesinde yürütülmekte olan UNIDO Eko-Verimlilik Programı kapsamında, sanayide temiz üretim ve eko-verimlilik konularındaki kapasitenin geliştirilmesi, Seyhan Havzası’nda (Adana, Niğde, Kayseri) pilot uygulamaların yapılması ve ulusal bazda yaygınlaştırılması hedeflenmiştir. Seyhan Havzası’nda ve Türkiye’nin birçok bölgesinde iklim değişikliğinin sanayiciyi doğrudan etkileyecek en belirgin etkisinin “kullanılabilir su miktarının azalması” olduğu öngörülmektedir. Bu noktadan yola çıkarak UNIDO Eko-Verimlilik Programı’nın odağını, “üretimde su tüketiminin azaltılması” oluşturmaktadır. Böylece, sanayinin iklim değişikliğinden etkilenmesinin azaltılması ile sanayide iklim değişikliği risklerine uyum için eko-verimlilik ve temiz üretim çalışmalarının gerçekleştirilmesi hedeflenmekte, sanayi sektörü politikalarında çevresel ve ekonomik kazanımların birlikte öne çıkacağı değişimler beklenmektedir.

Sanayide temiz üretim sürecine geçişin desteklenmesi politikaları kapsamında Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi'nde tanımlanan eylemlerden biri olan ve aynı zamanda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2013-2017 Stratejik Planı'nda da yer alan "kaynakların verimli kullanılması ve çevreyle uyumlu üretim prensipleri doğrultusunda, sanayide temiz üretim/eko-verimlilik programlarının uygulanmasının sağlanması, bu çerçevede bir Temiz Üretim/Eko-Verimlilik Merkezi kurulması" hedefi doğrultusunda; 06/04/2013 tarih ve 218 sayılı Bilim Kurulu'nun 5 numaralı kararı gereğince; TÜBİTAK MAM Çevre Enstitüsü, “Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü” olarak yeniden yapılanmış ve sanayide temiz üretim çalışmalarının uygulanmasını sağlamak amacıyla “Ulusal Temiz Üretim Merkezi” işlevini üstlenmesi sağlanmıştır.

Enstitünün, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürlüğünün yönlendiriciliği ile temiz üretim uygulamalarının ülke çapında yaygınlaştırılarak Türk sanayisinin sürdürülebilir büyümesine ve uluslararası rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlayacak projelerin uygulanması bakımından kilit roller üstlenmesi öngörülmektedir.

Bu kapsamda gerçekleştirilen bölgesel uygulamalar kapsamında; 2011 yılında İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA), Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) arasında imzalanan protokolle başlayan eko-verimlilik çalışmaları da yer almaktadır. Eko-Verimlilik Programı protokolü kapsamında İzmir bölgesinde eko-verimlilik konusunda eğitimler ve pilot projeler gerçekleştirilerek örnek uygulamalar yaratmak ve yerelde kapasite artırmak hedeflenmiştir.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürlüğü ve Dünya Bankası Uluslararası Finans Kuruluşu (DB-IFC) iş birliğinde yürütülen “Türkiye için Yeşil Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) Çerçevesinin Geliştirilmesi Projesi” son dönemde eko-verimlilik alanında yürütülen bölgesel uygulamalara örnek teşkil etmektedir.

“Eko Endüstriyel Parklar” temalı “Türkiye için Yeşil OSB Çerçevesinin Geliştirilmesi Projesi” ile yeşil OSB’ler için ulusal bir çerçeve oluşturulması, organize sanayi bölgelerinde yeşil rekabetçilik fırsatlarının ortaya konulması amaçlanmaktadır. Proje kapsamında seçilen dört OSB’de (İzmir Atatürk OSB, Bursa OSB, Adana Hacı Sabancı OSB ve Ankara Sanayi Odası 1. OSB) yapılacak yatırımlarla sağlanabilecek verimlilik ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. Buna göre toplamda gerçekleştirilebilecek olan 445 milyon TL’lik bir yatırımın geri dönüş süresi 4,7 yıl olarak hesaplanmış ve yıllık 11 milyon m³ su tasarrufu sağlanabileceği öngörülmüştür. Bu doğrultuda önümüzdeki dönemde ülkemizdeki diğer Organize Sanayi Bölgeleri’nde de Yeşil OSB alanında çalışmalar yapılması planlanmaktadır.

Ülkemizde temiz üretim alanında; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, TÜBİTAK, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Kredi Garanti Fonu, Kalkınma Ajansları ve çeşitli bankalar tarafından mali ve teknik destekler sağlanabilmektedir. Temiz üretime yönelik proje uygulama örneklerine Temiz Üretim Bilgi Platformu aracılığıyla ulaşılabilmektedir.


Güney Ege Kalkınma Ajansı’nın Eko-Verimlilik Alanındaki Faaliyetleri
TR32 Düzey 2 Bölgesinde (Aydın, Denizli, Muğla) 2009 yılından itibaren faaliyetlerini yürüten Güney Ege Kalkınma Ajansı’nın (GEKA) 2014 Yılı Proje Teklif Çağrısı kapsamında 6,1 milyon TL bütçeli Çevre Mali Destek Programı ve 2015 Yılı Proje Teklif Çağrısı kapsamında 4 milyon TL bütçeli “Yenilenebilir Enerji Mali Destek Programı” yürütülmüş ve enerji verimliliğine yönelik projelere GEKA tarafından destek sağlanmıştır. 2019 yılı Proje Teklif Çağrısı kapsamında ise Kâr Amacı Güden İşletmelere yönelik Temiz Üretim Mali Destek Programı ilan edilmiştir. KOBİ’lerin uygun başvuru sahibi olduğu programın hedefi; 5 milyon TL’lik bir bütçenin temiz üretimin bölgede yaygınlaştırılması ve çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla uygun projeler için kullandırılmasıdır. Atıkların kaynağında azaltılması, suyun etkin kullanımı ve atıklardan yüksek katma değerli ürün ve/veya enerji üretimi programın öncelikleri olacaktır. Bu program kapsamında; projelere GEKA tarafından asgari 100 bin TL azami ise 500 bin TL destek sağlanması planlanmaktadır.

Güney Ege Kalkınma Ajansı’nın enerji verimliliği alanında desteklediği projeler arasında; Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin “Muğla’nın İklim Değişikliği ve Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı” Projesi, Enerji Verimliliği Derneği Denizli Şubesi’nin “Denizli İli Sanayide Enerji Verimliliği Potansiyeli Taraması” Projesi, Denizli Deri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin “Denizli Deri İhtisas OSB’de Enerji Verimliliği” Projesi, Birsan Makina Mühendislik Tic. Ltd. Şti.’nin “Kömür Kullanımı ve Emisyon Salınımında Tasarruf Sağlayan Türk Linyitlerine Uygun Yakma Sisteminin Geliştirilmesi” Projesi, Aslı Tekstil Tic. A.Ş.’nin “Tekstil Boyama Üretim Sürecinde Enerji Verimliliği ve Kalite Artışı” Projesi, SÖKTAŞ Dokuma Tic. A.Ş.’nin “Endüstriyel Tekstilde Yenilikçi Çevre Yaklaşımları” Projesi ve Shamrock Tekstil Sanayi A.Ş.’nin “Atık Sıcak Sulardan Isıl Enerjinin Geri Kazanımı Uygulama” Projesi yer almaktadır.

Örnek olarak; “Denizli İli Sanayide Enerji Verimliliği Potansiyeli Taraması Projesi” kapsamında yıllık enerji maliyetleri 100.000 TL’yi geçen tekstil işletmeleri arasından yapılan seçim ile 10 adet işletmede “Ön Enerji Etüt” çalışması yapılmıştır. Yapılan ön etüt tetkiklerinde işletmenin üretim ve enerji tüketim ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmış, enerjinin verimsiz kullanıldığı sistem ve ekipmanlar tespit edilmiştir. İşletme şartlarında ölçümler ve hesaplamalar yapılarak, muhtemel enerji tasarruf olanakları ve elde edilebilecek kazançlar ortaya konulmuştur.

Tekstil Sektöründe Temiz Üretimin Yaygınlaştırılması Hareketi Kapsamında GEKA’nın Gerçekleştirdiği Çalışmalar
Güney Ege Kalkınma Ajansı WWF Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ile iş birliği içerisinde “Büyük Menderes’te Temiz Üretim Zamanı” hareketi kapsamında Denizli’de “Tekstil Sektöründe Temiz Üretimin Yaygınlaşması” çalışmaları gerçekleştirmektedir. Ajansın yerel ortak olarak hareket ettiği çalışma kapsamında tekstil markalarının temiz üretim konusunda artan taleplerinin karşılanması ve Denizli’nin küresel ölçekte rekabetçi gücünün korunması için temiz üretim dönüşümünün hızlanmasının yanı sıra Büyük Menderes Nehri’nde kirliliğin önüne geçilmesine katkı sağlamak hedeflenmektedir.

Üretim sürecinde doğal kaynak ve enerji tüketiminin, toksik ve tehlikeli kimyasal kullanımının, atık, atık su ve emisyon oluşumunun bütünsel bir yaklaşımla kontrol edilerek minimize edilmesini sağlayan bir çalışmadır. Yani aynı miktarda üretim için daha az doğal kaynak ve enerji kullanılırken daha az atık üretimi yapılmaktadır. Çalışma bu açıdan, çevresel kaygıların yanı sıra; doğal kaynakların korunması, endüstriyel verimlilik ve ekonomik kalkınma gibi pek çok farklı alana da hitap etmektedir. Denizli’de GEKA’nın, WWF–Türkiye iş birliğiyle Büyük Menderes Havzası’ndaki kirliliği önlemek açısından attığı en önemli girişimlerden biri olan çalışma ile Türkiye’ye ve dünyaya örnek olacak bir model ortaya konması amaçlanmaktadır. Bu, çevresel kazanımın yanı sıra, ekonomik sürdürülebilirliği ve sektörel rekabetin korunmasını da beraberinde getirecek bir modeldir. Ayrıca sadece Büyük Menderes Nehri’ndeki değil, tüm Türkiye ve dünyadaki nehirlerin kirlilik sorununun çözümü temiz üretim dönüşümünden geçmektedir.

Çalışma kapsamında Mayıs 2018 tarihi itibarıyla kamuoyunu bilgilendirmek ve konuyla ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla hedef kitleye yönelik, Denizli ve Aydın’da bilgilendirme ve basın toplantısı ile tanıtım etkinlikleri düzenlenmiştir. H&M Grup ve WWF Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) iş birliğinde hazırlanan “Tekstil Sektöründe Temiz Üretim Rehberi” tanıtılarak firma temsilcilerine ulaştırılmıştır. Bunun yanında Eylül 2018’de ise; Denizli’deki firma temsilcilerine yönelik “Tekstil Sektöründe Sürdürülebilirlik ve Temiz Enerji Eğitimi” gerçekleştirilmiştir. Eğitim vesilesiyle firmaların bilgilendirilmesinin yanı sıra temiz üretim yatırımlarının kârlılığı izah edilerek bu alanda gerçekleştirecekleri yatırımlar teşvik edilmiştir.

Çalışma kapsamında İstanbul’da 26 Mart 2019 tarihinde “Tekstil Sektöründe Temiz Üretimin Yaygınlaşması” amacıyla temiz üretim ile ilgilenen marka temsilcileri ile temiz üretim faaliyetleri gerçekleştiren üreticilerin bir araya geldiği Markalar Toplantısı düzenlenmiştir. Toplantı’da, “Tekstil markalarının, kamu yönetiminin, yerel paydaşların ve üreticilerin iş birliği ile 2 yıl önce başlatılan “Büyük Menderes Temiz Üretim Hareketi” kapsamında, Denizli Sanayi Odası verilerine göre 7 değişim öncüsü tekstil üreticisinin 6,5 milyon avro yatırım yaptığı, 1,5 milyon m³ su tasarrufu sağlandığı ve bu yıl değişim öncüsü şirket sayısının 19’a çıkarak 3 milyon avro ek yatırım gerçekleştirildiği bilgisi verilmiştir.

Endüstriyel Simbiyoz: “Bir İşletmenin Atığı Diğerinin Altınıdır”
Endüstriyel simbiyoz modeli, endüstriyel işletmeleri ve bağlantılı oldukları diğer faaliyetleri bir eko-sistem olarak ele almakta ve işletmeler arası iş birliklerinin geliştirilmesi ile kaynak verimliliği ve atık azaltımı yönünde etkin çözümler oluşturulabileceğini ortaya koymaktadır. Model ile endüstriyel sistemlerde iş birliği yaklaşımıyla maliyetlerin azaltılması ve çevresel performansın geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

En yaygın kullanımı işletmeler arasındaki madde (atık, yan ürün, su) ve enerji değişimi ve yeniden kullanımıdır. Buradaki en kritik iki husus iş birliklerinin madde ve enerji değişimi ile sınırlı olmaması ve iş birliği için fiziksel yakınlığın şart olmamasıdır. Bu iş birlikleri sonucunda ise kaynak tüketiminde, depolamaya giden atık ve tehlikeli atık miktarında, karbondioksit salınımında, atık su miktarında ve üretim maliyetlerinde düşüş gözlenirken; ek satışlar, yaratılan iş ve istihdam, özel sektör yatırımları, inovasyon ve girişimcilikte artan bir ivme gözlenmektedir.

Endüstriyel simbiyoz son yıllarda ülkemizde de önem kazanmaya başlamıştır. En kapsamlı endüstriyel simbiyoz araştırması İskenderun Körfezi çevresi için yapılmış ve 500’ün üzerinde simbiyoz olanağı tespit edilmiştir. Söz konusu bölgede endüstriyel simbiyoz projelerine meyve posasının kireç üretim tesisindeki atık ısı kullanılarak kurutulması ve hayvan yemine dönüştürülmesi; Çukurova bölgesinden kaynaklanan mısır atıklarının yanı sıra, tavuk ve büyükbaş hayvan atıklarından biyogaz ve enerji üretimi; karayollarında kullanılan doğal agrega yerine, demir çelik sektöründen kaynaklanan cüruf atığının değerlendirilmesi gibi projeler örnek verilmiştir.

Kalundborg (Danimarka) Örnek Uygulaması
Dünyanın en büyük diyabet ilacı üreticisi, endüstriyel enzim üreticisi ve lider bir termik elektrik üreticisinin, Danimarka’nın sahil kasabası Kalundborg’da birçok ortak noktası bulunmaktadır.

İlaç üreticisi Novo Nordisk, enzim üreticisi Novozymes ve DONG Enerji, Danimarka’nın en büyük petrol rafinerisi olan Statoil ile birlikte atık yönetimi sürecinden yararlanan bir ekosistemin parçasıdır. Endüstriyel simbiyozun liderleri olan bu şirketler atıklarını ve yan ürünlerini, maliyetleri ve karbondioksit salınımını azaltmak için değiş tokuş yapmaktadır. Bununla da kalmayıp çevrelerinde bir ekosistem oluşturarak daha küçük şirketlerin, çiftçilerin ve hatta kurumların da bu iş birliğinden yararlanmasını sağlamaktadırlar.

Kalundborg’ta buhar, su ve kondansattan; kül, kum, etanol ve biyokütleye kadar 30 tür materyalin şirketler arasında değiş tokuşu yapılmakta ve bu 30 materyal 50 farklı proseste kullanılmaktadır.

Örneğin DONG’un elektrik santralinden alınan buhar, kasabanın çevresinden dolanan bir boru hattı ile Novo Nordisk’e pompalanmakta ve burada bir temizlik maddesi olarak kullanılmaktadır. Yine elektrik santralinin külleri ve alçıtaşı atığı kasabadaki bir çimento ve bir alçı plaka üreticisine verilmektedir.

Novo Nordisk ve Novozymes’in atık suları belediye için arıtılırken biyokütleleri de belediyenin kullanımı için gübreye çevrilmektedir. Statoil de atık sülfür ve nitrojenini gübreye çevirerek salınımı düşürürken, kullanılmış suyunu da elektrik istasyonuna ve su rezervlerine vermektedir.

Yapılan araştırmalarda Kalundborg’daki karbondioksit salınımının 270 bin ton/yıl düştüğü, 150.000 ton/yıl biyokütlenin gübreye dönüştürülerek toplam gübre ihtiyacının %60’ının bu şekilde sağlandığı, 3 milyon m3/yıl su geri kazanıldığı, 15 milyon GJ/yıl enerji değerinde (75.000 evin yıllık elektrik tüketimine denk) buharın prosese dahil edildiği, 15 milyon m2/yıl alçı duvarına denk gelen alçı taşı kazanımı olduğu ve 250 milyon dolardan fazla toplam kazanç elde edildiği bilinmektedir. 2013 yılında yapılan başka bir araştırmada ise Kalundborg’daki maliyetlerin yıllık 72 ila 87 milyon dolar aralığında bir düşüşe uğradığı belirlenmiştir. Söz konusu meblağ Novo Nordisk gibi dünya insülinin yarısını üreten ve yıllık 10 milyar dolar hasılatı olan bir üretici için önemli olmayabilir fakat salınımdaki düşüş tüm dünya için büyük bir önem taşımaktadır.

Kalundborg’daki sürekli evrilen ve gelişen atık yönetimi modeli akademinin dikkatini ilk 1990’larda çekmiş ve kasabada Simbiyoz Merkezi’nin kuruluşunu hızlandırmıştır. Simbiyoz Merkezi’nin başkanı olan Mette Skovbjerg, bu modelin en etkileyici yanının, şirketlerin kendilerini çok kolay entegre etmesi olduğunu belirtirken sadece çevre dostu olmakla kalmayıp yaptıkları işin çok fazla dışına çıkmak zorunda kalmadan üretim maliyetlerinin ve karbondioksit salınımlarının düştüğünün altını çizmektedir.

Bu model ve iş birliği sayesinde ortaya çıkan başarı, yaratılan endüstriyel modele ve çevresel verimliliğe küresel bir ilgi yaratmış ve bunun sonucunda geçtiğimiz yıl 30 firma ile 20 farklı belediye yetkilisi bu başarılı modeli yerinde incelemek için Kalundborg’a gelmiştir. Ziyaret eden belediyelerden birisi de Çin’in hızla gelişen şehri Guandong olmuştur.

İş dünyasının her kesiminden birçok yönetici bu ekosistemin yarattığı verimlilik ile katma değerli ürünlerden etkilenirken Avrupa Birliği Komisyonu bu modeli küresel ekonomi plan ve programlarına ekleme kararı almış ve en önemlisi ise Kalundborg endüstriyel simbiyoz modelini 80 milyar avroluk “Horizon 2020 Yenilik ve Büyüme Projesi”nde teşvik etmeye karar vermiştir. Ayrıca Avrupa Birliği Komisyonu Kalundborg’u, endüstriyel üretim alanında etkin kaynak kullanımı ve materyallerin geri dönüşümünde en iyi uygulama olarak ilan etmiştir.

Kalundborg Endüstriyel Simbiyoz Modeli, eko-endüstriyel park oluşumları ile halen gelişimini sürdürmekte ve farklı projelerle adını söz ettirmekte ve Avrupa Birliği fonları tarafından desteklenen “alg üretimi” projeleri ile atık suyu temizleme üzerine çalışmalarını sürdürmektedir.

Kaynaklar
• Güney Ege Dergisi 17. Sayı, http://geka.gov.tr/uploads/dergi/sayi_17/
• Güney Ege Dergisi 18. Sayı, http://geka.gov.tr/uploads/dergi/sayi_18/
• Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) Web Sitesi, http://www.geka.gov.tr
• Güney Ege Kalkınma Ajansı, Sürdürülebilir Kalkınma ve Çevre Raporu, 2011
http://www.nbcnews.com/business/energy/danish-trial-symbiosis-one-business-waste-anothers-gold-n482521
• İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) Web Sitesi, http://www.izka.org.tr
• T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürlüğü, Kalkınmada Anahtar: Verimlilik Dergisi, Nisan 2012 Sayı: 280
• T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı-Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürlüğü, Temiz Üretim Bilgi Platformu, http://www.temizuretim.gov.tr/
• Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, Endüstriyel Simbiyoz Programı Bilgilendirme Toplantısı ve Sinerji Çalıştayı Notları
• UNIDO Eko-verimlilik (Temiz Üretim) Programı Web Sitesi, http://www.ekoverimlilik.org
• WWF İnternet Sitesi, http://www.wwf.org.tr/basin_bultenleri/basin_bultenleri/?8660/BUYUK-MENDERESTE--TEMIZ-URETIM-BASARISI