İçindekiler
Dergi Arşivi

Enerji Verimliliğini Ülkemizde Nasıl Geliştirebiliriz

Cihan Karamık / Schneider Electric

 

Enerji verimliliği sadece artan enerji maliyetleri ve cari açık konuları üzerine odaklı çalışmalarla kısıtlanabilecek bir konu değildir. Enerji Verimliliği aynı zamanda Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlamasına, büyümeyi sürdürmesine, rekabetçiliğine, çevreyi korumasına ve iklim değişikliğini azaltmasına yardımcı olacaktır. Türkiye için arz istikrarını sağlamak amacıyla talep tarafında enerji verimliliğini arttırmak kritik öneme sahiptir.

Enerji verimliliğinde atılacak somut adımlar, Türkiye’nin rekabetçiliği ve uzun vadeli sürdürülebilir ekonomik büyümesi için hayati öneme sahiptir. Enerjinin etkin kullanılmaması işletmeler için yüksek maliyet anlamına gelir, dolayısıyla enerji verimliliğinde sağlanacak iyileşmeler Türkiye’nin küresel ekonomide rekabetçiliğini koruyabilmesi için temel bir gerekliliktir. Enerjinin yönetilememesi aynı zamanda daha fazla kamu kaynağının enerjiye harcanması, bir başka deyişle ulusal bütçeden enerji harcamaları için daha fazla pay aktarılması anlamına gelir.

İklim değişikliğinin etkisini azaltmak artık gelişmiş ülkelerde ve özellikle ABD ve AB ülkelerinde öncelikli politikadır. Ülkemizde kişi başına düşen sera gazı emisyonları hala düşük olmasına rağmen, Türkiye‘deki toplam sera gazı emisyonları artış oranı gelişmekte olan ülkeler arasında üst seviyelerdedir.

Türkiye enerji verimliliği mevzuatı ve düzenlemesi alanlarında güçlü başlangıç adımlarını atmış olup, artık enerji verimliliği alanındaki güçlü potansiyeli kullanmak üzerinde odaklanmanın zamanı gelmiştir. Enerji verimliliğini teşvik etmeye yönelik düzenleyici ve kurumsal çerçevelerin oluşturulması bakımından önemli adımlar atılmış, Ulusal Enerji Verimliliği Stratejisi, enerji verimliliği yatırımlarının tespit edilmesi ve uygulanması için kurumsal ve mali destek sağlanmasına yönelik bir politika ortaya koymuştur. Kalkınma Bakanlığı’nın hazırladığı Ulusal Planlarda da Enerji Verimliliği başlığına önem verildiği görülmüştür.

Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER), yapılan tüm çalışmalara rağmen alınacak çok yol olduğuna inanmaktadır. EYODER, somut öneriler-çözümler üzerinde tartışmak ve “ortak akılla” hareket etmek gerekliliği, koordineli, doğru ve hızlı hareket etmek mecburiyeti olduğunu düşünmektedir. EYODER’in 2010 yılından bu yana sektörün en önemli oyuncularından olan EVD (Enerji Verimliliği Danışmanlık Şirketi) şirketlerini temsil eden bir sivil toplum örgütü olarak pazarda karşılaştığı sorunlar ve bunlara yönelik çözüm önerileri aşağıda özetlenmiştir.

1. ENERJİ YÖNETİMİ BİLİNCİNİN OLMAMASI
Enerjinin tüm kullanıcılara yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir olarak ulaştırılması, enerji politikalarının üretimden tüketime bütünsel yaklaşımla ele alınması ve yönetilmesi gerekmektedir.
Devlet, arz güvenliği için gerekli önlemleri, orta ve uzun vade beklenti ve olasılıkları göz önüne alınarak ve mümkün olduğunca yerli kaynakları önceliklendirerek belirlemeli ve kriz durumları için uygulanabilir Acil Eylem Planları hazırlamalıdır. Talep artış tahminleri ve buna bağlı enerji planlamalarının; enerji arzını arttırarak karşılanması şeklindeki klasik yaklaşım (megawat) yerine, düşük karbon, yerli kaynak, yerli teknoloji, ar-ge ve istihdam artışı sağlayacak olan enerji verimliliğini baz alan talep tarafı yaklaşımı (negawatt) çerçevesinde yapılması ve yenilenebilir enerjinin de desteklenmesi gereklidir.

Enerji Yöneticisi Sertifikalı uzman sayısı zamanla artış gösterse bile işletmelere enerji verimliliği anlamında olumlu yansıması olmamıştır. Başta bilgi ve deneyim eksikliği olmak üzere çeşitli nedenlerle belgelerin işlevlerini yeterince yerine getiremediği açıktır. Zaten birçok görevi üstlenmiş durumda olan enerji yöneticilerinin birinci önceliği üretimi yetiştirmek olmakta, enerjinin etkin yönetimi için yapmaları gereken faaliyetleri gerçekleştirememektedir. Bir diğer sorun ise üst yönetime enerji verimliliği konusunu aktaramamalarıdır.

Yönetmeliklerle VAP desteklerinden yararlanmak için ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi zorunluluğu getirilmiş olması, bu alanda atılmış en somut adımlardandır.

2. KATILIMCI YAPILANMA
Enerji Verimliliği uygulamaların tamamı tüm aktörlerin katılımı ve katkısını gerektirmektedir. Enerji Verimliliği Kanununun yayımlanmasından bugüne çok sayıda yönetmelik yürürlüğe girmiştir. Gerek mevzuat hazırlık aşamasında ve gerekse uygulama aşamasında, daha fazla görüş alışverişine ve işbirliğine ihtiyaç vardır. Yönetmelikler taslak aşamasında paylaşılmakta ancak yönetmeliklerle ilgili görüşler göz önüne alınmamaktadır. Mevzuatın hazırlığı ve uygulamaların izlenmesinde de katılımcı bir süreç, koordinasyon ve danışma yapısı oluşturulmalıdır. Uygulama sürecindeki her türlü aksaklığın Enerji Verimliliğinin önündeki engel olduğu unutulmamalı, mevzuat piyasa dinamiklerine uygun olarak güncellenmelidir. EVD şirketlerindeki bilgi birikimi değerlendirilmeli, yetişmiş ve nitelikli insan gücü ve sektörel birikimleri atıl duruma sokulmamalı, şirketlerin deneyimleri ve hafızaları yok edilmemelidir. İşlemeyen bir yapının karmaşanın büyümesini kolaylaştıracağı açıktır.

Diğer yandan Enerji verimliliği konusunu sahiplenme, hedef koyma, sonuçları takip etme, tarafları koordine etme gibi konularda devletteki parçalı yapı, yaratılan etkiyi sınırlandırmakta ve hatta bazen olumsuzluklara yol açmaktadır. Dünya Bankası tarafından hazırlanan raporda da dikkat çekilen bu konu dikkatlerden kaçmamalı, Enerji Verimliliği konusu, güçlü, esnek, yetkili ve hızlı aksiyon alabilecek bir kurum tarafından bütüncül bir anlayışla yönetilmelidir.

3. ENERJİ YOĞUNLUĞUNUN İZLENMESİ
Türkiye, enerji yoğunluğu açısından, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında; gelişmiş ülkelere göre bir birim GSYH üretimi için 2 ila 4 katı enerji tüketimiyle “enerji yoğun” ekonomilerden birisi olarak değerlendirilmektedir. Kanun çıkmasına ve yeni yapılanmalara rağmen, Türkiye’nin enerji verimliliğinde durumu net olarak halen bilinmemektedir.

Sektörel enerji yoğunluğu hedefleri belirlenmeli ve izlenmelidir. Hedeflere ulaşabilmek için gerekirse vergi artışları gibi yaptırımlar ve/veya destekler hayata geçirilmelidir.

Enerji tasarrufu potansiyeli yüksek olan sanayi ve bina sektörlerinde enerji ve enerji tüketimini etkileyen hususlarda çeşitli istatistiklerin düzenli olarak toplanması ve enerji verimliliğiyle ilgili göstergelerin izlenmesi gerekmektedir. EVD şirketlerinin yaptığı etüt çalışmaları bu konuda önemli bir kaynaktır. Etütlerin zorunlu hale getirilmesi, YEGM’in belirlenmiş güçten fazla enerji tüketen endüstriyel ve ticari işletmelere hatırlatma yazısı göndermesi bu konuda atılmış en somut adımdır. Bu adımın bir sonraki aşaması izlenirliğinin sağlanması ve uygulamanın yapılması olmalıdır. Sonuçlar mutlaka sayısal olarak izlenmeli ve daha etkin sonuçlar için gerektiğinde politikada güncellemeler yapılmalıdır. Verilerin düzenli olarak izlenmesi devletin tüm kurumlarında enerji verimliliği politikasının benimsenmesine yardımcı olacaktır. Enerji verimliliği mevzuatının öngördüğü cezalar konusunda da istikrarlı olunmalıdır. Cezai yaptırımların uygulanmaması, iyi niyetli olmayan fırsatçılara yaramaktadır.

4. ENERJİ VERİMLİLİĞİ PİYASASININ SORUNLARI

Ülkemizde yerli sermaye ile kurulmuş olan Enerji Verimliliği Danışmanlık Şirketlerinin know-how, beceri seviyesi, bilgi ve iletişim alanındaki modern teknolojiye erişimi ve bu teknolojinin sağladığı avantajlardan faydalanma kabiliyeti, yabancı şirketlerden daha az seviyede değildir. Aksine Avrupa'nın 6. büyük ekonomisi olan ülkemiz şirketleri yurt dışında iş yapan inşaat şirketlerinde görüleceği üzere bu konuda da söz sahibi olabilecek kapasitededir.

Diğer yandan ülkemizde faaliyet gösteren yabancı sermayeli üretici firmaların EVD yapılanmaları oluşmuş, ancak bu firmaların enerji verimliliği alanındaki global know-how’larının ülkemize transferi, Türkiye’deki pazarın yeterince olgunlaşamaması nedeniyle sınırlı seviye kalmıştır.

EVD şirketleri kuruluşlarından itibaren kendi sektörlerinin gelişmesi için çeşitli faaliyetlerde bulunmuş, devlete konu ile ilgili destek vermişlerdir. Bu süreçte mevzuat değişiklikleri nedeni ile istikrarsızlığının hakim olduğu bir ortamda faaliyet göstermek zorunda kalmışlardır. Enerji verimliliğinin artırılması ve sürdürülebilir bir enerji sistemi oluşturulması amacı ile; ekonominin her sektöründe enerji yoğunluğunun düşürülmesi, enerji verimliliğinin yükseltilmesi, enerji verimliliği alanında sağlıklı bir iç pazar yaratılması ancak Enerji Verimliliği Danışmanlık Şirketlerinin güçlenmesi ile mümkündür.

Piyasanın yaygınlaşması isteniyorsa engeller kaldırılmalı, bilgi ve tecrübeye dayalı oluşumların önü açılmalıdır.

Yönetmelikte belirtilen EVD olma koşulları ile piyasanın gerçekliği örtüşmemektedir. Pazardaki enerji verimliliği hizmetlerine olan talep seviyesi, EVD şirketlerinin mevzuat gereği istenen nitelikli iş gücü istihdamını neredeyse imkansız hale getirmekte, bu ise EVD şirketlerinin kurumsal kapasitelerini artırmalarına engel olmaktadır.

5. KAMU DESTEKLERİNDEKİ UYGULAMA SORUNLARI
Verimlilik arttırıcı projeler (VAP) ve gönüllü anlaşma süreci karmaşık ve oldukça yavaştır. Etüt, eğitim ve danışmanlık için kullanılabilen KOSGEB desteklerinde ve diğer finansman kaynakları için izlenen süreç ve bürokratik işlemler sektörden görüş alınarak uygulanabilir/ulaşılabilir şekilde değiştirilmelidir.

Yapılan enerji etüt proje, VAP ve uygulamaların doğru olup olmadığını kontrol için, basit ve kolay uygulanabilir “ölçme ve doğrulama” standartları, metodolojisi bir an önce ortaya konmalıdır.

YEGM etütler ve etkileri konusunda analizler yapmalı ve kamuoyu ile paylaşmalıdır.

Hizmetlerin elle dokunulamama, bölünememe, fiyatlandırılamama, stoklanamama, mekanik kontrol süreçlerine elverişsiz olma, yüz yüze ilişkilerle üretilme gibi özelikleri nedeni ile hizmet kalitesinin nasıl ölçüleceği tartışma konusu olmaktadır. Bu nedenle ölçüm ve raporlama hizmetlerinin bir standarda oturtulması gerekmektedir.

Enerji Verimliliğini artıracak projelerin kamu, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör tarafından sahiplenilmesi gerekmektedir. Yanlış enerji verimliliği uygulamalarından kaynaklanan olumsuz algıların önüne geçilmesi için ise kamunun gerekli önlemleri alması gerekmektedir.

Enerji konusunda çalışan herkesin uzun vadeli bakış açısına sahip olması, hedeflerini belirlemesi ve kaynakları hedeflere göre yönlendirebilmesi, hesap verme sorumluluğu ve saydamlık içinde çalışabilmesi gerekmektedir.

Eyoder hakkında
Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER), kurulduğu 2010 yılından bu yana enerji verimliliği sektörünün sağlıklı olarak gelişmesi için çalışan bir sivil toplum örgütüdür.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ DANIŞMANLIK ŞİRKETLERİNİN TEMSİL EDİLDİĞİ TÜRKİYE’DEKİ TEK YAPILANMADIR.

AMACI
İlgili mevzuata uygun olarak yetkili Enerji Verimliliği Danışmanlık (EVD) Firmalarını bir araya getirmek ve böylece Türkiye’de Enerji Verimliliği sektörünün sağlıklı gelişimini sağlamaya yardımcı olmak, enerji verimliliği, enerji yönetimi, enerji yöneticiliği ve EVD şirketlerinin toplum içinde anlaşılması, toplumun bilinçlenmesi ve hizmete güvenilmesi için girişimlerde bulunmak, toplumun-sektörün bu alandaki çıkarlarını korumak, Enerji verimliliği sektörü ile özel ve kamu kuruluşları arasındaki ilişkileri düzenleyici esasları tespit etmek amacı ile araştırmalar yapmak, enerji verimliliği esaslarını ve standartlarını, enerji yönetimi işletme usul ve kurallarını ülkemiz koşullarına uyarlamak, ülkede yaymak ve sürdürülebilirliğini sağlamaktır.