İçindekiler
Dergi Arşivi

Geçmişten Bugüne Sosyal Hayatın İçindeki KADIN

Yıldız ARTAR / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart'ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır. Türkiye'de ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı.

Avrupa'da 18. ve 19. yüzyıllarda yeni buluşların üretime olan etkisi ve buhar gücüyle çalışan makinelerin makineleşmiş endüstriyi doğurması, bu gelişmelerin de Avrupa'daki sermaye birikimini arttırmasıyla Sanayi Devrimi ya da Endüstri Devrimi başlamış oldu.. Sanayi Devrimi, ilk olarak İngiltere’de ortaya çıkmış, ardından Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya'ya sıçramış ardından bütün dünyaya yayılmıştır.

Sanayi Devriminin en önemli özelliklerinden biri artık işlerin evlerde değil, fabrikalarda yapılıyor olmasıydı. Fabrikalarda da seri üretimlere geçildi ve çok ağır şartlarda 20 saate varan mesai ve düşük ücretle ucuz işgücü olarak çocuklar ve kadınlar çalıştırılmaya başlandı.

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi.

1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yangında yaşamını yitiren 129 kadın işçi anısına 8 Mart gününün “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını önerdi. Kadın hakları hareketini, özellikle oy hakkını onurlandırmayı amaçlayan Kadınlar Günü önerisi oy birliği ile kabul edildi.

1975 yılında Dünya Kadınlar Yılı’nı ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın tüm kadınlar için “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi.

Türkiye’de Kadın Haklarının Tarihsel Gelişimi
Ülkemizde Osmanlı döneminden günümüze kadınlara verilen hakların tarihsel gelişimi özet olarak aşağıda sunulmuştur.
1847: Kız ve erkek çocuklara eşit miras hakkı tanıyan İrade-i Seniye yayımlandı.
1856: Köle ve cariye olarak alınıp satılması yasaklandı.
1858: Arazi Kanunnamesinde mirasın kız ve erkekler arasında eşit olarak paylaştırılacağı hükmü yer aldı.
1858: Kız Rüştiyeleri açıldı
1869: Kızların eğitimine ilk kez yasal zorunluluk getiren Maarif-i Umumiye Nizamnamesi yayımlandı.
1871: Mecelle’nin (Osmanlı Medeni Kanunu) uygulanması için çıkarılan Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile; evlilik sözleşmesinin resmi memur önünde yapılması, evlenme yaşının erkeklerde 18, kadınlarda 17 olması, zorla evlendirmelerin geçersiz sayılması düzenlendi.
1876: Kanun-i Esasi (ilk Anayasa) kabul edilerek temel haklar düzenlendi. Kız ve erkekler için ilköğretim zorunlu hale getirildi.
1913: Kadınlar ilk kez devlet memuru olarak çalışmaya başladı.
1914: Kadınlar tüccarlık ve esnaflığa başladı.
1921: Darülfünunda karma öğretime geçildi.
1922: Yedi kız öğrenci Tıp Fakültesine kayıt yaptırarak eğitime başladı.
1923: Cumhuriyet ilan edildi. Kadınların kamusal alana girmesini sağlayan yasal ve yapısal reformlar hızlandı.
1924: Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğrenim Birliği) çıkarıldı.
1926: Türk Medeni Kanunu kabul edildi.
1930: Kadın ve çocukların korunmasına ilişkin ilk düzenleme Umumi Hıfzısıhha Kanunu yapıldı.
1933: Kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclisine seçilme hakları verildi.
1934: Anayasa değişikliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı.
1935: TBMM 5.Dönem seçimlerinde 17 kadın milletvekili seçildi.
1936: Sabiha Gökçen Türkiye’nin ilk kadın pilotu ve Dünya’nın ilk kadın savaş pilotu oldu.
1950: Müfide İlhan ilk kadın Belediye Başkanı seçildi.
1966: Eşit değerde iş için kadın ve erkek işçiler arasında ücret eşitliğini sağlayan 1951 tarihli 100 sayılı ILO sözleşmesi onaylandı.
1971: Türkan Akyol ilk kadın Bakan (Sağlık Bakanı) oldu.
1982: Filiz Dinçmen ilk kadın büyükelçi oldu.
1985: Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini (CEDAW) imzaladı ve sözleşme 1986 yılında yürürlüğe girdi.
1989: İçişleri Bakanlığı kaymakamlık sınavlarına kadınların da alınacağını açıkladı.
1990: Kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan Medeni Kanun’un 159. maddesi Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildi.
1990: Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü bünyesinde, şiddete uğrayan kadınlara ve çocuklara destek hizmeti vermek üzere ilk kadın konukevleri açılmaya başlandı.
1991: Kadın Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü kuruldu.
1991: Lale Aytaman ilk kadın vali olarak atandı.
1993: Tansu Çiller ilk kadın başbakan seçildi.
1995: Şiddete uğrayan kadınlara danışmanlık hizmeti veren Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, kadın sığınağını açtı.
1997: Kadının evlendikten sonra kocasının soyadını almakla birlikte, kendi soyadını da kullanabilmesi Medeni Kanun’un 153. maddesinde yapılan değişiklikle sağlandı.
1998: Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle aile reisinin beyanname vermesi esası kaldırılarak kadınların kocalarından ayrı olarak beyanname vermesi sağlandı.
2002: Kadın-erkek eşitliği bakış açısı ile hazırlanmış olan ve eşlere eşit hak ve yükümlülükler getiren Yeni Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdi.
2004 Eşitlik ilkesini düzenleyen Anayasanın 10 uncu Maddesine “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” ifadesi eklendi.
2004: Cinsiyet eşitliği ve kadına karşı şiddet konusunda çağdaş düzenlemeler içeren Yeni Türk Ceza Kanunu kabul edildi.
2004: Personel alımlarında cinsiyet ayrımcılığı yapılmamasına ilişkin “Personel Temininde Eşitlik İlkesine Uygun Hareket Edilmesi” başlıklı Başbakanlık Genelgesi yürürlüğe girdi.
Kadınların çalışma hayatında gün geçtikçe daha aktif olarak yer alması nedeniyle bebeği olan anneler başta olmak üzere kadınlara yönelik sürekli yasal düzenlemeler yapılmaktadır.

İstatistiklerle Kadın
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2015 ve 2016 yılında yayınlamış olduğu göstergelerden yararlanarak aşağıdaki bilgiler özetlenmiştir.
Türkiye nüfusunun (78 milyon 741 bin 53 kişi) % 50,2’sini erkek nüfus (39 milyon 511 bin 191 kişi) ve % 49,8’ini kadın nüfus (39 milyon 229 bin 862 kişi) oluşturdu. Kadınlar daha uzun yaşadığı için bu oran yaşlı (65 ve daha yukarı yaş) nüfusta değişmekte olup bu nüfus grubunun % 43,8’ini erkek, % 56,2’sini kadın nüfus oluşturdu. Kadınlarda doğuşta beklenen yaşam süresi 80,7 yıldır.
- Eğitim ve İstihdam Oranı
Türkiye’de 2014 yılında 25 ve daha yukarı yaşta olan ve okuma yazma bilmeyen toplam nüfus oranı % 5,6 iken bu oran erkeklerde % 1,8, kadınlarda % 9,2’dir.
Lise ve dengi okul mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştakilerin toplam nüfus içindeki oranı % 19,1 iken bu oran erkeklerde % 23,2, kadınlarda % 15’dir. Yüksekokul veya fakülte mezunu olan toplam nüfus oranı % 13,9 olup bu oran erkeklerde % 16,2 kadınlarda ise % 11,7’dir.
Cinsiyete Göre Seçilmiş Göstergeler, 2014

Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde istihdam oranı 2014 yılında % 45,5 olup, bu oran erkeklerde % 64,8, kadınlarda ise % 26,7 oldu.
Avrupa Birliği üye ülkelerinin istihdam oranı incelendiğinde; 2013 yılında kadın istihdam oranının en yüksek olduğu ülke % 72,5 ile İsveç iken en düşük olduğu ülke % 39,9 ile Yunanistan’dır. Avrupa Birliği üye ülkelerinin (28 ülke) ortalama kadın istihdam oranı ise % 58,8’dir.
- Kadınların ücret göstergesi
Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2014 sonuçlarına göre, yükseköğretim mezunu düzeyinde bir kadın çalışanın ortalama yıllık ortalama esas iş geliri, aynı eğitim düzeyinde bir erkek çalışanın yıllık ortalama esas iş gelirinden % 1,3 oranında düşük gerçekleşirken, bu farkın en fazla olduğu eğitim düzeyi % 1,8 ile lise altı oldu.
- Üst düzey kadın yönetici oranı
Türkiye’de 2014 yılında kamusal alanda üst düzey kadın yönetici oranı 2013 yılına göre önemli bir değişiklik göstermeyerek % 9,4 oldu. Kadın hâkim oranı % 36,9, kadın profesörlerin oranı ise 2013-2014 öğretim yılı için % 28,7 oldu. Kadın polis oranı daha önceki yıllara göre önemli bir değişiklik göstermeyerek 2014 yılında da % 5,5 oldu.


- Kadınların siyasi alandaki yeri
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki kadın milletvekili oranı 1935 yılında % 4,5 iken, 80 yıl sonra bu oran % 14,7'ye yükseldi. Ülke karşılaştırmalarına bakıldığında, Avrupa’da 2014 yılında kadın milletvekili oranının en yüksek olduğu ülkeler; % 45 ile İsveç ve % 42,5 ile Finlandiya oldu.

Türkiye’de bakan sayısı 2015 yılında 27 olup bunların sadece % 7,4’ü kadındır. Ülke karşılaştırmalarına bakıldığında 2013 yılında Avrupa’da kadın bakan oranının en yüksek olduğu ülkeler; % 54,2 ile İsveç ve % 50 ile Norveç oldu.

Ülkemizde belediye başkanı kadın oranı 2009 yılında % 0,9 iken, 2014 yılında % 2,9 oldu. Belediye meclisi üyesi kadın oranı ise 2009 yılında % 4,2 iken bu oran 2014 yılında % 10,7’ye yükseldi.

- Mutlu olduğunu beyan eden kadın oranı
Mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı 2014 yılında % 56,3 iken 2015 yılında % 56,6 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise % 11,7’den % 11,4’e düştü. Kadınlarda mutluluk oranı, 2014 yılında % 60,4 iken 2015 yılında % 60,2’ye düştü, erkeklerde bu oran % 52’den % 52,9’a yükseldi.

- Fiziksel şiddet gören kadınların oranı
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması 2014 sonuçlarına göre; ülke genelinde yaşamının herhangi bir döneminde eşinden veya birlikte yaşadığı kişiden fiziksel şiddete maruz kalan kadın nüfus oranı % 35,5’dir.
Orta Anadolu bölgesi % 42,8 ile yaşamın herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kaldığını belirten kadınların en fazla olduğu, bölgedir. Yaşamın herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kaldığını belirten kadınların en az olduğu bölge % 26,8 ile Doğu Karadeniz Bölgesi’dir.

Kadının Yeri
Ozanlar ne kadar hakkında dizeler döktürse, yazarlar romanlarına öykülerine başkahraman yapsa, yüreklerine, ellerine, gözlerine besteler yapılsa, türküler yakılsa bile değişen bir şey var mı?

Kadınların mutluluğu özgürlüğüne, özgürlüğü de olanaklarına bağlıdır. Üretim ve eğitim olanaklarına kavuştukça özgürleşecek, özgürleştikçe de varlığını, güzelliğini, gerçekliğini duyumsayacaktır. Sayılara gerek yok. Bugün ülkemizde kadın yaşamın her alanında çok gerilerdedir. Okuma-yazmada, iş hayatında, yönetimde, siyasette, zamanı özgür kullanmada, söz hakkında. Oysa üretimde hiç de öyle değildir. Ev işleri dâhil kadının tüm üretkenlikleri milli gelir hesaplarına alındığı zaman kadınların üretimdeki paylarının erkekleri çok geçtiği görülecektir. Bu nedenle kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılması yerinde olacaktır. Onların hayatın her alanında bir adım önde olabilecekleri olanaklara kavuşturulması şarttır

Kadınlar günü kutlaması dendiği zaman “Neden?” sorusu gelir insanın aklına. Öne çıkarılıyormuş gibi gösterilip geride bırakılan, sevgi, saygı, özverinin, fedakârlığın simgesi olarak tanımlanıp hak ettiği yerde olamayan kadınlar.

Kaynakça
- Türkiye İstatistik Kurumu, “İstatistiklerle Kadın, 2015”, Haber Bülteni, Sayı:21519, 07 Mart 2016
- Türkiye İstatistik Kurumu, “İstatistiklerle Kadın, 2014”, Haber Bülteni, Sayı:18619, 05 Mart 2015
- http://kadininstatusu.aile.gov.tr/uygulamalar/turkiyede-kadin
- http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=18619
- http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=21519
- http://www.bilgiagi.net/emekci-kadinlara-merhaba/48259/
- https://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_Kad%C4%B1nlar_G%C3%BCn%C3%BC
- http://www.cerezforum.net/konu/turkiyede-kadin-haklari-ve-ilk-kadinlar.20304/
- http://www.sstoroskadinkoop.com/?page_id=46
- http://www.alaturkaonline.com/turkiyede-kadin-haklarinin-tarihsel-gelisimi-2/