İçindekiler
Dergi Arşivi

Girişimcilik, Yenilikçilik Ve Ar-Ge Kapasitesinin Artırılmasında Açık İnovasyon: Türkiye İçin Bir Model Önerisi

Safure Merve ÖZÇELİK / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü)

 

Günümüz teknoloji dünyasında, bilgi iletişim teknolojisinin hızlı gelişimi neticesinde bilginin yayılım süresi oldukça kısalmıştır. Küresel pazarda rekabetçilik için artık bilgiye erişim sorun olmaktan çıkmıştır. Esas sorun doğru bilginin efektif kullanılarak ihtiyaç duyulan ürünün/hizmetin veya aranan çözümün en hızlı ve en az maliyetle nasıl pazara sunulabildiğidir. İşletmeler bununla alakalı olarak birtakım stratejiler geliştirmekte, rekabetçilikte kendilerine avantaj sağlayacak konular üzerinde durmaktadırlar. Literatürde görüldüğü üzere girişimcilik, yenilikçilik ve Ar-Ge kavramları tam da bu noktada, işletmelere hedefledikleri avantajı sağlamaktadır. Bu doğrultuda işletmeler girişimciliği kendilerine misyon edinmekte, faaliyetlerinde üretimin yanında Ar-Ge’ye de önem vererek yenilikçi ürün/hizmet/süreç vs. geliştirip rakiplerine göre pazarda daha avantajlı bir konuma gelmektedirler. Girişimcilik, yenilikçilik ve Ar-Ge kavramlarından hareketle; bu uygulamaları faaliyetlerinde ne şekilde gerçekleştirecekleri ve bunlardan sağlanacak faydayı nasıl maksimize edecekleri konusunu ifade eden kavramlardan biri olarak açık inovasyon paradigması karşımıza çıkmaktadır. Kısaca koordinasyon ve bilgi paylaşımı olarak özetlenebilecek açık inovasyon kavramı; girişimcilik, yenilikçilik ve Ar-Ge yaparak bundan maksimum faydanın sağlanması konusuna eğilmektedir.

Girişimcilik, Yenilikçilik (İnovasyon) ve Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) Kavramlarına ve Bu Kavramların Birbirleriyle Olan İlişkisine Genel Bir Bakış

Girişimcilik; yeterli emek ve zaman ayırarak, mali, fiziksel ve sosyal riskleri göze alıp finansal kazanç elde etme ve yeni bir değer yaratma sürecidir (Hisrich ve Peters, 2001). Ar-Ge; müşterinin talep ettiği mevcut ürün ve sistemlere eklenecek özelliklerin, müşterinin istediğini en iyi şekilde yerine getirebilmesi için yapılan çalışmalarla firmaların pazardaki ömrünü sürdürebilmek, rekabetçi olmak ve rakiplerin yaptığından daha işlevsel, verimli ve üretken sistemler sunmak için yaptığı çalışmalar bütünüdür (Uğur, 2013). İnovasyon kavramı ise yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş mal, hizmet veya sürecin, yeni bir pazarlama yönteminin ya da iş uygulamalarında, iş yeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır (Oslo Kılavuzu, 2005).

 

Günümüz bilgi toplumunun ekonomik değer sıralamasında fiziki gücün yeri geri plana düşerken, üretilen inovatif fikirler ise değer sıralamasında üst seviyelere çıkmaktadır. Firmaların rekabetçiliğin yüksek olduğu ekonomik çevre koşullarında sürdürülebilir büyümeleri için birbirinden ayrı düşünülemeyecek girişimcilik, Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarıyla yenilikçi üretim kapasitelerini artırarak katma değerli ürünleri piyasaya sunmaları gerekmektedir. Bahse konu bu üç kavram arasında doğrusal bir ilişki bulunmadığından açıklamak kolay değildir. Ancak en temel anlamda inovatif bir üretim sürecinin ilk aşamasında temel ve uygulama araştırmaları bulunmaktadır. Akabinde prototip üretimi, ileri derecede uygulama araştırmaları ve prototiplerin test edilmesi gelmektedir. Bu ikisi Ar-Ge denilen kavramı oluşturmaktadır. Daha sonra ise lisanslama, patentleme ile bu sonuçların ekonomik ve sosyal değerlere dönüştürülmesi gelmektedir. Bu da inovasyon dediğimiz kavramı oluşturmaktadır. Bütün bu aşamalar birbiriyle iç içe geçmiş olarak bağlı ve karmaşık bir yapıyı inşa etmektedir (Şekil 1).

Bir fikrin piyasada kullanılabilecek bir ürün/hizmet haline dönüşmesi bu karmaşık yapının başarıyla tamamlanmasıyla mümkündür. Bir de bu işlemler zincirini yöneten ve finanse eden gizli bir aktör vardır ki bu da girişimcidir. Girişimciler fikrin oluşumundan piyasadaki başarının belli bir sürecine kadar tüm aşamaların içinde bulunan ana aktörlerdir (Stough, 2014). Kısaca bu üç kavram, firmaların rekabet kültürünü inşa eden, birbirini takip eden ve destekleyen sacayaklarıdır.

Şekil 1. Girişimcilik, Ar-Ge ve İnovasyon İlişkisi

 

Açık İnovasyon Kavramı

İnovasyon denince akla genellikle ürün ve/veya hizmette yapılan yenilik gelir. Oysa inovasyonun pek çok çeşidi ve yöntemi vardır. Araştırmalar sonucunda inovasyonun, yapıldığı alandan, yapılış şekline, konusundan neden olduğu değişime kadar birçok sınıflandırmaya tâbi tutulduğu görülmektedir. Çalışmanın gövdesini oluşturan açık inovasyon ise yapılış şekillerine göre inovasyon çeşitleri sınıfı altında, kapalı inovasyon kavramıyla birlikte anılmaktadır.

 Kapalı inovasyon; işletmelerin inovasyon süreçlerinde sadece kendi iç kaynaklarını kullandığı inovasyon türü iken, açık inovasyon; işletmelerin kendi bünyelerindeki fikirler kadar dışarıdaki fikirleri de kullanabileceklerini ve kullanmaları gerektiğini varsayan bir paradigmadır (Chesbrough, 2003). Ayrıca açık inovasyon, işletme bünyesindeki inovasyonu hızlandırmaya ve inovasyonun dışarıdaki kullanımı için pazarı genişletmeye yönelik amaçlı bir şekilde yapılan bilgi giriş-çıkışıdır. Açık inovasyon işletmelerin kendi kullanmadıkları fikirleri diğer işletmelerin kullanmasına izin verirken, dışarıdaki fikirleri ve kendi teknolojilerini kullanmak için daha fazla çaba göstermeleridir (Chesbrough, 2006). Kapalı inovasyon ile açık inovasyonun farkı Şekil 2 ve Şekil 3’te görülmektedir. 

 

 

 

 

 

Şekil 2. Kapalı İnovasyon Yapısı (Rahman, Ramos 2010) Şekil 3. Açık İnovasyon Yapısı (Rahman, Ramos 2010)

Açık inovasyon; işletmelerin içindeki kaynaklar kadar dışındaki kaynaklardan da etkin olarak faydalanabilmesi, geliştirilen stratejik iş birlikleri sayesinde bir işin tabiri caizse “imece usulü” daha kolaylıkla yapılabilmesi, işletmelerin ihtiyaçlara daha hızlı ve daha düşük maliyette cevap verilebilmesi prensiplerine dayanmaktadır. Ayrıca bu inovasyon modeli, dış kaynaklardan faydalanmanın yanı sıra işletmelerin geliştirdikleri fakat kendi bünyelerinde kullanmadıkları inovasyonları da dışarıya açarak finansal kazanca dönüştürmelerini de mümkün kılmaktadır.

 

Türkiye’de Açık İnovasyon Eğiliminin, Kapasitesinin ve Algısının Ölçülmesine Yönelik Bir Çalışma

Açık inovasyonun ülkemizde farkındalığının ve uygulanma kapasitesinin ölçülmesine yönelik bölgesel ayrım yapılmaksızın teknopark firmalarına ve Ar-Ge merkezlerine elektronik ortamda bir anket gönderilmiş, elde edilen veriler işletme ölçeklerine göre yorumlanmıştır. Anket Türkiye’deki tüm teknoparklarda faaliyet gösteren toplam 3561 firmadan rastgele seçilmiş 510 firma ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca Ar-Ge merkezi belgesi verilen toplam 211 firmaya elektronik postayla gönderilmiştir1. Anket gönderilen toplam 721 firmadan geri dönüş sağlayan 155 firmanın 28 tanesi mikro, 13 tanesi küçük ve 89 tanesi de büyük ölçekli olduğu tespit edilmiştir2. Orta büyüklükteki işletmeler değerlendirme dışında tutulmuştur. Tüm işletmelerin faaliyet gösterdikleri ana sektörler ve teknolojik alanlar, faaliyetlerinde tercih ettikleri inovasyon türleri gibi karakteristik özelliklerinin tespitinin yanı sıra açık inovasyon kavramı ve uygulamaları hakkında ne kadar bilgi sahibi olduklarını, bu konudaki farkındalık seviyelerini, genel inovasyon kapasitelerini, kapalı ve açık inovasyona eğilimlerini, kapalı ve açık inovasyon kapasitelerini ölçmek için sorular yöneltilmiştir. Elde edilen veriler hem birbirleriyle hem de işletme ölçekleri büyüklüklerine göre karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır.

 

Literatüre göre bağımsız değişkende çok sayıda grup varsa “ANOVA Testi” yapılması gerekmektedir (Field, 2005). Bu test, bağımsız değişkenlerin kendi aralarında nasıl etkileşime girdiklerini ve bu etkileşimlerin bağımlı değişken üzerindeki etkilerini analiz etmek için kullanılmaktadır. Anket kapsamındaki iki soru bağımsız değişken, firma ölçekleri ise grup olarak belirlenerek “IBM SPSS Statistics Version-23” paket programı ile “One Way ANOVA” testine tabi tutularak istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.

 

  • İşletmelerin pazardaki rekabetçiliklerini artırmaları hususunda Ar-Ge yatırımlarını çok önemli buldukları, buna bağlı olarak ise kapalı inovasyona oldukça eğilimli oldukları ortaya çıkan bir diğer sonuçtur. Kapalı inovasyon modeline en çok eğilimli olan işletmelerin büyük ölçekli olduğu görülmüştür. Ar-Ge yatırımlarını, büyük ölçekli işletmelerin küçük ölçekli işletmelere göre daha önemli buldukları %95 güvenle istatistiksel olarak da kanıtlanmaktadır.
  • İşletmelerin açık inovasyona olan eğilimleri, pazardaki rekabetçiliklerini artırmaları konusunda çeşitli argümanlara verdikleri önem dereceleriyle belirlenmiştir. Söz konusu argümanlardan katılımcıların verdiği cevaplar göz önünde bulundurularak önem derecelerine göre ilki müşteri talep ve önerileridir. Müşteri geri dönüşlerine en çok önem veren işletmelerin mikro ölçekli olduğu tespit edilmiştir.
  • Argümanlardan önem derecelerine göre ikincisi dış kaynaklardan yenilikçi fikirleri toplamak, yani Kitlesel Kaynaktan Yararlanma (KKY, Crowdsourcing) yöntemiyle açık inovasyonu gerçekleştirmektir. Veriler incelendiğinde, ölçeği büyüdükçe işletmelerin dışarıdan gelecek yenilikçi fikirleri daha çok önemsedikleri ve bu fikirleri üretim süreçlerine dâhil etme eğilimleri gösterdikleri gözlemlenmiştir.
  • Argümanlardan önem derecelerine göre üçüncüsü akademik birimlerle iş birliği yapmaktır. Cevaplar işletme ölçeğine göre irdelendiğinde, kriteri en az oranla önemli gören işletmelerin küçük ölçekli, en fazla oranla önemli gören işletmelerin ise büyük ölçekli oldukları belirlenmiştir. Ayrıca büyük ölçekli işletmelerin akademik birimlerle kurulacak iş birlikleri vasıtasıyla yapılan açık inovasyon uygulamalarına, küçük ölçekli işletmelere göre daha eğilimli oldukları %95 güvenle istatistiksel olarak da kanıtlanmaktadır.
  •  Argümanlardan önem derecelerine göre dördüncüsü tedarikçilerin fikirlerinin değerlendirilmesidir. Tedarikçilerin geri dönüşlerini en çok önemseyen işletmelerin, mikro ölçekli oldukları belirlenmiştir. Ayrıca mikro ölçekli işletmelerin tedarikçilerle yapılacak bir açık inovasyon uygulamasına, küçük ölçekli işletmelere göre daha eğilimli oldukları %95 güvenle istatistiksel olarak da kanıtlanmaktadır.
  •  Argümanlardan önem derecelerine göre beşincisi ve sonuncusu danışmanlardan faydalanmaktır. Danışmanlarla geliştirilecek iş birliklerine en yatkın işletmeler büyük ölçeklilerdir.
  •  İşletmelerin kapalı inovasyon kapasiteleri, “Firmanız, faaliyet süreçlerinde teknik/teknik olmayan bir problemle karşılaştığında veya yeni bir ürün/hizmet/süreç geliştirmek istediğinde bunu hangi sıklıkta kendi çalışanlarıyla çözmeye çalışmaktadır?” sorusuna verdikleri cevaba göre ölçülmüştür. Küçük işletmelerin kapalı inovasyon kapasitelerinin en yüksek olduğu görülmektedir. Bunu sırasıyla büyük işletmeler ve mikro işletmeler takip etmektedir.
  • İşletmelerin faaliyet süreçlerinde teknik/teknik olmayan bir problemle karşılaştığında veya yeni bir ürün/hizmet/süreç geliştirmek istediğinde açık inovasyonu tercih etme sıklıkları, yani açık inovasyon kapasiteleri; tıpkı açık inovasyon eğilimlerinde olduğu gibi aynı 5 argümanla ölçülmüştür. Söz konusu argümanlardan katılımcıların verdiği cevaplar göz önünde bulundurularak önem derecelerine göre ilki danışmanlardan faydalanma sıklıklarıdır. Faaliyetlerinde danışmanlardan faydalanmayı en çok tercih eden işletmelerin büyük ölçekli oldukları görülmüştür (Tablo 1).
  •  Argümanlardan önem derecelerine göre ikincisi akademik birimlerle iş birliği yapma sıklıklarıdır. Akademik iş birliğine en uzak firmaların küçük ölçekli oldukları fark edilmiştir (Tablo 1). Büyük ölçekli işletmelerin üniversiteler veya diğer akademik birimlerle iş birliği kurarak elde ettikleri açık inovasyon kapasitelerinin, küçük ölçekli işletmeler göre daha fazla olduğu %90 güvenle istatistiksel olarak da kanıtlanmaktadır.

 

Tablo 1. İşletmelerin İnovasyon Süreçlerinde Paydaşlarla İş Birliği Yapma Sıklığı  

Soru-9) Firmanız, faaliyet süreçlerinde teknik/teknik olmayan bir problemle karşılaştığında veya yeni bir ürün/hizmet/süreç geliştirmek istediğinde bunu hangi sıklıkta kendi çalışanlarıyla çözmeye çalışmaktadır?

Soru 9-3) Tedarikçilerden fikir almak

Soru 9-4) Danışmanlardan faydalanmak

Soru 9-5) Akademik birimlerle iş birliği yapmak

Soru 9-6) Üretimde kullanılmak üzere firma dışından yenilikçi fikirleri toplamak

Tüm İşletmeler (%) (T.İ.)

Mikro Ölçekli İşletmeler (%) (M.Ö.İ.)

Küçük Ölçekli İşletmeler (%) (K.Ö.İ.)

Büyük Ölçekli İşletmeler (%) (B.Ö.İ.)

T.İ. (%)

M.Ö.İ. (%)

K.Ö.İ. (%)

B.Ö.İ. (%)

T.İ. (%)

M.Ö.İ. (%)

K.Ö.İ. (%)

B.Ö.İ. (%)

T.İ. (%)

M.Ö.İ. (%)

K.Ö.İ. (%)

B.Ö.İ. (%)

Çok Fazla

7

11

8

6

14

11

23

11

17

18

23

15

1

3

8

0

Fazla

27

29

23

29

38

36

23

43

28

29

0

31

17

29

15

11

Orta Derecede

40

29

31

44

34

39

31

34

31

32

23

34

31

25

31

36

Az

23

28

23

21

13

11

23

12

21

18

39

19

36

32

31

37

Hiç

3

3

15

0

1

3

0

0

3

3

15

1

15

11

15

16

 

  •  Argümanlardan önem derecelerine göre üçüncüsü müşteri talep ve önerilerini değerlendirme sıklıklarıdır. İşletmelerin müşterileriyle geliştirdikleri açık inovasyon kapasitelerinin çok üst düzeyde olduğunu söylemek yanlıştır. En düşük oran ise büyük ölçekli işletmelerde çıkmıştır (Tablo 2).

 

Tablo 2. İşletmelerin İnovasyon Süreçlerinde Müşterilerle İşbirliği Yapma Sıklığı 

Soru 9-2) Firmanız, faaliyet süreçlerinde teknik/teknik olmayan bir problemle karşılaştığında veya yeni bir ürün/hizmet/süreç geliştirmek istediğinde bunu hangi sıklıkta müşterilerinden fikir alarak çözmeye çalışmaktadır?

Tüm İşletmeler (%)

Mikro Ölçekli İşletmeler (%)

Küçük Ölçekli İşletmeler (%)

Büyük Ölçekli İşletmeler (%)

Çok Fazla

13

14

23

10

Fazla

27

29

31

26

Orta Derecede

39

32

46

42

Az

18

25

0

18

Hiç

3

0

0

4

 

  •  Argümanlardan önem derecelerine göre dördüncüsü tedarikçilerin fikirlerinin değerlendirilme sıklığıdır. Tedarikçileri fikirlerini en sık tercih eden işletmelerin, mikro ölçekli oldukları belirlenmiştir (Tablo 1).
  •  Argümanlardan önem derecelerine göre beşincisi ve sonuncusu işletmelerin dışsal kaynaklardan yenilikçi fikirleri toplama, yani KKY yöntemi ile açık inovasyona başvurma sıklığıdır. Diğer işletmelere oranla KKY’ye daha sıklıkla başvuran işletmelerin mikro ölçekliler olduğu görülmüştür (Tablo 1).

 

Türkiye’de Açık İnovasyon Ekosisteminin Oluşturulmasında Bir Kamusal Teşvik Modeli Tasarımı

Çalışma kapsamında Türkiye’de açık inovasyon ekosisteminin inşasında kamunun başrolünü alacağı bir model kurgulanmıştır. Bu doğrultuda, kamunun güncel destek ve teşvik mekanizmalarına ilişkin yapılarının daha etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi ve verilen desteklerin açık inovasyon bağlamında yeniden değerlendirilerek yeni bir mekanizmanın oluşturulmasına ilişkin görüşler doğrultusunda bir model sunulmaktadır. Söz konusu modelin ismi Türkçede birlikte iş yapma kültürünün en önemli temsili olan “imece” sözcüğünden gelmektedir. Bu kapsamda söz konusu model İMC; innovation, motivation and collaboration (inovasyon, motivasyon ve iş birliği) olarak adlandırılmıştır.

 

İMC Modeli’nin yürütülmesinde öncelikle, oluşturulması arzu edilen açık inovasyon ekosistemi için stratejiler belirleyen bir üst akıl olan “İMC Açık İnovasyon Üst Çalışma Topluluğu” bulunmaktadır. Topluluk, konunun uluslararası mevcut durumunu yakından takip ederek Türkiye’nin kültürel ve hukuksal altyapısına en uygun ekosistemin inşası için açık inovasyon stratejileri belirlemekte, bu doğrultuda çeşitli çalışmalar yürütmektedir. Toplulukla koordineli çalışan, sekretaryasını yürüten ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (BSTB) personelinden oluşan bir “İMC Açık İnovasyon Bakanlık Personeli” ekibi bulunmaktadır. Ekip, açık inovasyon kapsamında yürütülen tüm çalışmaların aktif olarak içerisindedir ve yürütülmesinden sorumludur. Bu iki oluşum, açık inovasyon ekosisteminin oluşturulmasında kurgulanan İMC Modeli’nin baş aktörleridir. Modelin bir diğer ayağı “İMC On-line Açık İnovasyon Platformu”dur. Bu çevrimiçi sanal platform, açık inovasyon yararlanıcılarını buluşturmakta ve iletişim kurmalarına olanak tanımaktadır. Bununla birlikte; “İMC Açık İnovasyon Teşvik ve Destek Programı”nın yürütülmesi işlemleri için kullanılmaktadır. Bahse konu bu teşvik ve destek programı ise, BSTB’ce kurgulanan ancak âtıl olarak bekleyen “Rekabet Öncesi İşbirliği Destek Programı”nın revize edilerek “İMC Açık İnovasyon Teşvik ve Destek Programı” adıyla yeniden yürürlüğe konmasıyla oluşturulmuştur. Sonuç olarak oluşturulan model; üst akıl topluluğu, BSTB ekibi, sanal platform ve destek programından oluşan 4 boyutlu bir yapıdır. Bununla birlikte modelin sağlam bir zemine oturtulması, eksiklik/yanlışlıklarının erken tespiti amacıyla nasıl bir “Pilot Çalışma” gerçekleştirilmektedir. Son olarak, kendi kendini idame ettirebilen bir sistem için ne tür “Sürdürülebilirlik Çalışmaları” ve “Tanıtım Çalışmaları”nın yapılabileceği irdelenmektedir. Buna göre modele ilişkin genel iş akış şeması Şekil 4’te verilmektedir.

 

Şekil 4. Açık İnovasyona Dayalı Teşvik ve Destek Modeli İş Akış Şeması

 

  1.   İMC Açık İnovasyon Üst Çalışma Topluluğu

Model önerisinin ilk ayağı; “İMC Açık İnovasyon Üst Çalışma Topluluğu”nun oluşturulmasıdır. Açık inovasyon temelde iş birliğine dayanan bir olgu olması hasebiyle, oluşturulacak çalışma topluluğunun da söz konusu iş birliğinin aktörleri olan taraflarla yapılandırılması gerekmektedir. Topluluk BSTB Müsteşarı başkanlığında; BSTB’den üyeler içerdiği gibi, akademik birimlerden konuyla ilgili ulusal ve/veya uluslararası çalışmaları olan alanında uzman kişiler ile çeşitli sektörlerden inovatif olarak öne çıkan ve konuyla ilgili uygulamalar yürütmüş işletmelerden temsilcileri de içermektedir. Topluluğun ilk etapta 20 kişiden oluşması, daha sonra sistematik bir şekilde çalışmaların güçlendirilmesi, gereken alanlardan seçilen kişilerle sayıca artırılması öngörülmektedir. Topluluk tarafından;

  • Sürekliliği sağlamak amacıyla açık inovasyon proje süreçleri oluşturulacak ve bunlar yönetilecektir.
  •  Açık inovasyon uygulamalarına yönelik fizibilite çalışmaları yapılacaktır.
  •  Eş zamanlı olarak açık inovasyon kavramı ve uygulamalarının farkındalığını artırmaya yönelik çalıştay, seminer, zirve vb. etkinliklere önderlik edilecektir.
  •  Her 2 yılda bir, senenin tespit edilen 3 günü için ilan edilen “Ulusal Açık İnovasyon Bienali” yapılacak; söz konusu etkinlik, açık inovasyon ekosisteminin genişlemesine hizmet edecek şekilde değerlendirilecektir.

 

  1.   İMC Açık İnovasyon Bakanlık Personeli

Model önerisinin ikinci ayağı; “İMC Açık İnovasyon Bakanlık Personeli”nin oluşturulmasıdır. Oluşturulacak bu ekiple; başta “İMC Açık İnovasyon Üst Çalışma Topluluğu”nun sekretaryası yürütülecektir. Topluluk tarafından kurgulanacak açık inovasyonu geliştirici çalışmalar, söz konusu ekip tarafından hayata geçirilecektir. Ekibin 10 kişilik BSTB personelinden oluşması planlanmaktadır. Bu 10 kişiden;

 

  •  2’si çalışma topluluğunun gündemleriyle ilgili araştırma yapmaktan, yurt içi ve yurt dışındaki örnek uygulamaları incelemekten ve dokümantasyondan,
  •  2’si gerekli sunumlardan, topluluk üyeleriyle iletişim kanalını canlı tutmaktan ve bilgi akışını sağlamaktan, açık inovasyona dair çeşitli tanıtım faaliyetlerinden,
  •  2’si ise yine daha sonra detaylandırılacak olan “İMC On-line Açık İnovasyon Platformu”nun işleyişinden,
  •  4’ü daha sonra detaylandırılacak olan “İMC Açık İnovasyon Teşvik ve Destek Programı”nın yürütülmesinden sorumlu olacaktır.

 

  1.   İMC On-line Açık İnovasyon Platformu

Model önerisinin üçüncü ayağı; “İMC On-line Açık İnovasyon Platformu”nun ihtiyaçlara en iyi cevap verecek şekilde tasarlanması ve oluşturulmasıdır. Oluşturulacak bu sanal platformun; hem destek programının takibi, hem de yararlanıcıların hizmetine sunulacak bir iletişim ve etkileşim forumu olmak üzere iki yönlü kullanımı olacaktır.

 

Aynı bölgede ve aynı iş kolunda, aynı değer zincirinde faaliyet gösteren, birbiriyle iş birliğinde bulunan ve aynı zamanda birbirine rakip olan, aralarında ticari ilişki bulunan işletmelerin ve onları destekleyici kurumların (üniversiteler, kamu kuruluşları, araştırma kuruluşları, mesleki dernekler, teknoloji ve yenilikçilik merkezleri, bankalar, sigorta şirketleri, lojistik firmaları vb.) bir araya geldikleri örgütlenme modeli olan kümelenme” den farklı olarak bu sanal platform, minimal düzeyde mekânsal birlikteliğe ihtiyaç duymayan bir buluttur. Bu özelliğine binaen, farklı bölgelerde faaliyet gösteren firmaların işbirliklerine ön ayak olacak, açık inovasyonun tüm yararlanıcılarının iletişimine olanak sağlayacaktır.

 

Platformda, yararlanıcıların uzmanlık alanları, yaptığı işler, yürüttüğü projeler vs. görüntülenebilecektir. Bu sayede; iş birliği veya çözüm arayışında olan yararlanıcılar, teknik bir problemle karşılaştığında veya bir konu üzerinde fikir alma ihtiyacı duyduğunda bunu en iyi sağlayacağı partnerini seçebileceklerdir. Bununla birlikte, “İMC Açık İnovasyon Teşvik ve Destek Programı”nın iş birliği oluşumları, program başvuruları ve programın yürütülmesine ilişkin işler, bu platform marifetiyle yürütülecektir.

 

  1.  İMC Açık İnovasyon Teşvik ve Destek Programı

Model önerisinin dördüncü ve son ayağı; “İMC Açık İnovasyon Teşvik ve Destek Programı”nın kurgulanarak yürürlüğe konmasıdır. Bu program; BSTB bünyesinde geliştirilen, ancak yeterli sayıda başvuru alınamaması nedeniyle uygulamadan kaldırılan “Rekabet Öncesi İşbirliği Destek Programı”nın aksayan yönleri tespit edilip revize edilerek “İMC Açık İnovasyon Teşvik ve Destek Programı” adıyla yeniden yürürlüğe konmasıyla gerçekleştirilecektir.

 

Hâlihazırda Rekabet Öncesi İşbirliği Destek Programı kapsamında bugüne kadar toplam 3 adet başvuru yapılmış olup kanunla belirlenen şartları sağlamadıkları için projeler desteklenmemiştir. Sonrasında program âtıl duruma düşmüştür3. Programın aksayan yönlerinin tespiti ve bu yönlerin rehabilite edilmesi, “İMC Açık İnovasyon Üst Çalışma Topluluğu”nun alt grubu olan BSTB açık inovasyon personeli marifetiyle gerçekleştirilecektir. Söz konusu iyileştirmeler yapılırken; “Neden firmalar bir araya gelmiyor?”, “İş birliği projelerini özendirici başka hangi adımlar atılabilir?” gibi sorulara cevaplar aranacaktır. Bununla birlikte; İMC Açık İnovasyon Teşvik ve Destek Programı’nın da aynı kaderi yaşamaması için tanıtımının iyi yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla buna ilişkin çalışmalar İMC Açık İnovasyon Üst Çalışma Topluluğu tarafından kurgulanıp, İMC Açık İnovasyon Bakanlık Personeli tarafından yürütülecektir.

 

Kaynakça:

  •  5746 sayılı ve 28 Şubat 2008 tarihliAraştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun.
  •  Chesbrough, Henry W. (2003). Open Innovation: The New Imperative for Creating and Profiting from Technology. Boston: Harvard Business School Press.
  •  Chesbrough, Henry W. (2003).The Era of Open Innovation. MIT Sloan Management Review. Bahar Dönemi Baskısı.
  •   Chesbrough, Henry W. (2006). Open Business Models: How to Thrive in the New Innovation Landscape. Boston: Harward BusinessSchool Press.
  •  Elçi, Ş.,(2006). İnovasyon: Kalkınma ve Rekabetin Anahtarı.s.10-11.
  •  Field, A. Discovering Statistics Using SPSS (Sage, 2005) Bölüm: 8, 9 ve 10.
  •  Hisrich, R. ve Peters M. (2001). Entrepreneurship (5.Ed.). New York: McGraw Hill Higher.
  •  Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkında Yönetmelik
  •  Rahman, H. ve Ramos, I. (2010). Open Innovation in SMEs: From Closed Boundaries to Networked Paradigm. Issues in Informing Science and Information Technology, Vol.7.
  •  OECD ve Avrupa Birliği (2005). Oslo Kılavuzu
  •  Stough, R. (2014).Açık İnovasyonda Fırsatlar Limitler ve Farklı Bakış Açıları - Panel Sonuç Bildirisi.s.8.
  •  Uğur, M. (2013). Ar-Ge Nedir İnovasyon Nedir? MMG dergisi. s.26.

** Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde 2016 yılında hazırlanan uzmanlık tezinden derlenmiştir.

1 Anket 29.09.2015-07.10.2015 tarihleri arasında uygulanmıştır. Teknopark ve Ar-Ge Merkezleri sayıları, anılan tarih aralığının verileridir.

2 Firmalar, 4 Kasım 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2012/3834 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Yönetmelik ile değişiklik yapılan 2005/9617 sayılı “KOBİ Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkında Yönetmelik” kriterlerine göre ölçek sınıflandırmasına tâbi tutulmuştur.

3Ancak yeniden yapılan mevzuatsal bir düzenleme ile Rekabet Öncesi İşbirliği Destek Programı revizyona tâbi tutularak Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü bünyesinde yeniden devreye alınmıştır.