İçindekiler
Dergi Arşivi

Hedefimiz, Cumhuriyetimizin 100. yılında 50 bin yerli patent başvuru sayısına ulaşmak

Bir ülkenin sahip olduğu nitelikli patent, ekonomik değeri yüksek marka ve özgün tasarım sayıları ile ekonomik büyümesi ve kalkınması arasında sıkı bir ilişki olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz

Prof. Dr. Habip ASAN / Türk Patent Enstitüsü (TPE) Başkanı

 

Fikri ve sınai mülkiyet hakları ve Türk Patent Enstitüsü’nün bu alandaki konumu nedir?
Genel olarak düşünce ürünlerini koruyan sistemi fikri mülkiyet sistemi olarak adlandırıyoruz. Fikri mülkiyet hakları telif hakları ve sınai mülkiyet hakları olarak ikiye ayrılmaktadır. Ülkemizde fikir ve sanat eserleri Kültür ve Turizm Bakanlığı, sınai mülkiyet hakları ise Türk Patent Enstitüsü tarafından korunmaktadır. Sınai mülkiyet hakları sanayiye uygulanabilir yeniliklerle ilgili olan haklardır. Patentler, teknik buluşları koruyan; endüstriyel tasarımlar, ürünlerin estetik ve fonksiyonellik içeren görünümlerini koruyan; markalar da ürünlere kimliğini veren, sağlamlık, servis, fiyat, güven gibi imajını ifade eden sınai mülkiyet haklarıdır. Ayrıca Erzurum Oltu taşı, Antep baklavası, Bergama el halısı gibi yerel ve yöresel değerlerimizi koruyan coğrafi işaretler ile entegre devrelerin üç boyutlu dizilimlerini koruyan entegre devre topoğrafyaları da sınai mülkiyet haklarının diğer bileşenlerini oluşturur.

Türk Patent Enstitüsü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı olarak, 2003 yılında yürürlüğe giren “5000 Sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” ile;

• Türkiye'nin teknolojik ilerlemesine katkıda bulunmak,
• Ülke içinde serbest rekabet ortamının oluşmasını ve araştırma-geliştirme faaliyetlerinin gelişmesini sağlamak üzere sınai mülkiyet haklarının tesisi ile korunmasını sağlamak,
• Sınai mülkiyet haklarına ilişkin yurt içi ve yurt dışında var olan bilgi ve dokümantasyonu kamunun istifadesine sunmak,

şeklinde belirlenen amaçları doğrultusunda faaliyet göstermektedir. Türk Patent Enstitüsü bu kapsamda ülkemizde sınai mülkiyet haklarının korunması ile ilgili tescil, takip, yayınlama, arşivleme, bilgilendirme, yönlendirme, ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile işbirliğinde bulunma gibi faaliyetleri yürütmektedir.

Evrak akışının çok yoğun ve geniş bir çeşitlilikte olduğu Türk Patent Enstitüsü son dönemde görevlerini yerine getirirken bilgi teknolojilerinden daha fazla yararlanmaya öncelik vermiştir.

Sınai mülkiyet başvuruları internet sayfamızdan e-imza ve mobil imza ile online olarak gerçekleştirilebilmektedir. Başvuru sahiplerine büyük kolaylık ve mali avantaj sağlayan bu yöntem ile yapılan başvurular TPE’ye yapılan toplam başvuruların yaklaşık % 60’ını oluşturmaktadır. Patent, marka ve tasarım başvurularının yanı sıra araştırma ve dosya takibi işlemleri de online olarak yapılabilmektedir. 2013 yılında Enstitümüzün internet sitesi üzerinden yaklaşık 40 milyon araştırma ve dosya takibi yapılmıştır.

TPE, ayrıca gönderilerini Elektronik Tebligat Yönetmeliği çerçevesinde elektronik yolla yapabilmek amacıyla gerekli altyapı çalışmalarını tamamlamıştır. Kısa bir süre sonra tüm gönderilerin KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) sistemi ile gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Yine kurum içi ve dışı yazışmaların tamamıyla elektronik ortamda gerçekleştirilmesi yönünde de uygulamalara başlanmıştır.

Sınai mülkiyetin yeni ve ileri teknolojilerin yaratılmasında, ülkelerin kalkınmasında ve verimliliğin artırılmasındaki etkilerinden kısaca söz eder misiniz?
Günümüzde ülke ekonomilerinin gücünü belirleyen temel faktör sahip oldukları bilgi birikimidir. Bilginin pazarlanabilir bir ürün ve süreç haline gelmesinden kaynaklanan bu durum bilgiyi alınıp-satılabilir bir varlık haline getiren sınai mülkiyet haklarını, ülkelerin teknolojik gelişiminde ve ekonomik kalkınmasında en önemli araçlardan biri haline getirmiştir.

Ekonomik gücün kaynağının finansal sermayeden daha fazla bilgi sermayesinden kaynaklanması nedeniyle gayri maddi varlıklara verilen önem her geçen gün artmaktadır. Gayri maddi varlıkları ifade eden sınai mülkiyet hakları, yeni fikir üretenleri ödüllendirmeye dayalı koruma boyutuyla ve yeni fikirlere basamak oluşturmaya dayalı bilgi sağlama boyutuyla, teşvik sistemi olarak ekonominin içinde yer alan tüm süreçleri etkilemekte, değişim ve dönüşümde başrol oynamaktadır. ABD Gayri Safi Milli Hasılasının % 50’sinin fikri ürünlerden, ihracatının ise % 60’ının fikri mülkiyet yoğun sektörlerden kaynaklandığı örneğinden yola çıkarak, bir ülkenin sahip olduğu nitelikli patent, ekonomik değeri yüksek marka ve özgün tasarım sayıları ile ekonomik büyümesi ve kalkınması arasında sıkı bir ilişki olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ar-Ge ve inovasyon sürecinde, patent veri tabanları eşsiz birer kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır. OECD’ye göre patent başvurularında yer alan bilgiler dünyadaki teknik bilginin % 80-85’ini oluşturuyor. Patentlerin dışında kalan akademik çalışmalar, bilimsel yayınlar, kitaplar teknik bilginin sadece % 15-20’sine karşılık geliyor. Dünyadaki teknik bilgileri göz ardı etmeden çalışmalarını sürdürmek isteyen araştırmacılar için patent dokümanları büyük bir kaynaktır. Ar-Ge çalışmaları sırasında bu kaynaktan yararlanılması özellikle verimsiz Ar-Ge yatırımlarının önüne geçmek açısından çok önemlidir. Nitekim araştırmalar Avrupa’da yılda 60 milyar Euro’nun bulunan bir ürünü yeniden bulmak için harcandığını göstermektedir.

Araştırma geliştirme faaliyetleri dışında aynı zamanda irili ufaklı birçok işletmenin yer aldığı küresel rekabet alanında firmaların rekabet avantajı elde etmelerinin, kârlarını artırmalarının ve büyümelerinin üzerinde sınai mülkiyet stratejilerinin büyük etkisi olmaktadır. İşletmeler sınai mülkiyet sistemini, işletme süreçlerinin ve sektörlerinin bir parçası olarak ele almalıdırlar ki faaliyet gösterdikleri alanda teknolojinin hangi yönde ilerlediğini ve rakiplerinin bulunduğu noktayı en iyi şekilde bilebilsinler ve stratejilerini ona göre oluşturarak geleceklerine yön verebilsinler.

Türk Patent Enstitüsü’nün faaliyetleri ve yürütmekte olduğu projeler hakkında bilgi verir misiniz?
Türk Patent Enstitüsü, ülkemizde sınai haklarla ilgili tescil işlemlerini yürütmenin yanı sıra ülkemiz sınai mülkiyet sistemini güçlendirmek ve geliştirmek için gerekli çalışmaları da yapmaktadır. Bu çerçevede TPE, bir yandan mevzuat açısından gerekli düzenlemeler yapılırken bir taraftan da ülkelerin ekonomik ve teknolojik gelişimleri üzerinde bu denli etkili olan sınai mülkiyet hakları konusunda ülkemizdeki potansiyeli harekete geçirmek adına konuyla ilgili tüm tarafları bilgilendirmekte ve farkındalık düzeyini artırmaktadır.

Sınai mülkiyet hakları konusunda ciddi bir potansiyel barındıran, bilginin üretildiği üniversitelerimiz, Türk Patent Enstitüsünün en önemli hedef kitlelerinden birini oluşturmaktadır. Üniversitelerimizin sınai mülkiyet haklarını daha etkin kullanmalarını sağlamak için projeler geliştirmekteyiz. Bu çerçevede Avrupa Patent Ofisi işbirliğiyle 2012 yılında “Üniversitelerde Sınai Mülkiyet Bilgisinin Yaygınlaştırılması Projesi’ni başlattık. İlk aşamada proje kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetleri içeren 47 eylemden oluşan bir “Yol Haritası” belirledik ve bu Yol Haritasını uygulamak amacıyla üniversite temsilcileri ve ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşan 40 kişilik bir “Yönlendirme Komitesi” oluşturduk.

Proje çerçevesinde bugüne kadar 40’ın üzerinde üniversitemizde senato bilgilendirme toplantıları, farkındalık seminerleri, eğiticilerin eğitimi etkinlikleri ve patent randevu sistemi uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Projeyi önümüzdeki dönemde de çok etkin bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz.

Türk Patent Enstitüsü, gelişmiş ekonomilerde ekonomiye yapmış oldukları büyük katkının bilinciyle KOBİ’lerimize büyük önem vermektedir. KOBİ’lerin sınai mülkiyet hakları kullanılarak inovasyon kapasitelerinin arttırılması amacıyla “bin ilim bilen” anlamına gelen “Hezarfen” adıyla bir proje geliştirdik.

İlk uygulaması 2007 yılında Ankara OSTİM Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirilen Hezarfen Projesi’ni, takip eden yıllarda Gaziantep, Konya ve Kocaeli illerimizde uyguladık. 2012 yılında Ankara Kalkınma Ajansı’nın desteği ile Hezarfen Medikal Projesi olarak Ankara’daki medikal KOBİ’lerimize yönelik olarak hayata geçirdik. 2013 yılında Eskişehir ve Kayseri’de uyguladığımız Hezarfen Projesi’ni 2014 yılında İzmir’de biyomedikal alanında faaliyet gösteren KOBİ’lerimize yönelik olarak uygulayacağız.

Ayrıca toplumun her kesiminin sınai mülkiyet hakları konusunda bilgilendirilmesine ve bilinç sahibi olmasına yönelik çalışmalar yapıyoruz. Ülke genelinde 64 Bilgi ve Doküman Birimi kurduk. Bu birimlerin bir kısmı üniversiteler bir kısmı sanayi ve ticaret odaları bünyesinde faaliyet gösteriyor. Tüm bunların yanı sıra sanayi ve üretim çevrelerini bir araya getiren ulusal ve uluslararası fuarlara da katılarak sınai mülkiyeti anlatıyor, farkındalığı artırmaya çalışıyoruz. Katıldığımız uluslararası fuarlarda tanıttığımız buluş ve buluşçularımızın gördükleri ilgi ve kazandıkları ödüller bu alandaki farkındalığa önemli katkı sağlamaktadır.
Türk Patent Enstitüsü olarak ülkemizde mevcut sınai mülkiyet potansiyelini harekete geçirecek çalışmalarda bulunurken bir taraftan da geleceğe yatırım olarak gördüğümüz projelere imza atıyoruz. 2008 yılından bu yana çocuklarımızın bilime, teknolojiye ilgi duyması ve düşünce ürünleri geliştirmelerinin teşvik edilmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle “Şimdi Düşünme Zamanı Teknoloji ve Tasarım Sergisi”ni düzenliyoruz. Başlangıçta Ankara çapında düzenlediğimiz etkinliği 2011 yılından bu yana Türkiye geneline yönelik olarak organize ediyoruz.

Özetle, sınai mülkiyet sisteminin en iyi şekilde işlemesi ve aynı zamanda ulusal ve uluslararası değişen koşullara hızlı bir şekilde uyumunun sağlanması için her türlü çabayı göstermekteyiz. Bunun için tüm ilgili taraflarla her türlü işbirliğini yapmakta ve gerekli girişimlerde bulunmaktayız.

Türk Patent Enstitüsü’nün ileriye dönük hedefleri nelerdir?
Son yıllarda sınai mülkiyet başvuru sayılarında önemli bir ivme yakalamış olmakla beraber Türkiye’nin küreselleşen rekabetçi dünya ekonomisi içinde üst sıralarda yer alması için daha fazla çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz. Ülke olarak ekonomik getiriye dönüşebilen buluşlara, dünya çapında tanınmış, yüksek katma değer üreten başarılı markalara ve özgün tasarımlara sahip olmamız gerekiyor.

Markalaşma kavramı, firmalar için “farklılaşmak” ve “avantaj sağlamak” yolunu açmıştır. Günümüzde ülkeler açısından marka değeri olan ürünlere sahip olmak büyük önem taşımaktadır. Ülkelerin marka değerine sahip ürünleri, rekabetçi ve sürdürülebilir bir ekonominin gelişmesine önemli katkılar sağlamaktadır. Türk firmalarının dünya pazarlarında yer alması ve tutunabilmesi için güçlü markaları yaratmaları kaçınılmazdır.
Patent başvurularında, 15 yıl önce bir yılda yapılan patent başvurusunun bugün iki haftada yapılır olduğu bir duruma gelmiş durumdayız. Hedefimizi Cumhuriyetimizin 100. yılında 50 bin yerli patent başvuru sayısına ulaşmak şeklinde belirledik.

Artık başvuru sayılarında yakaladığımız artışları daha nitelikli patentlerle desteklememiz gerekiyor. Ülkemizde nitelikli patent sayısının arttırılmasının yanı sıra bu patentlerin sanayiye aktarılarak ticarileşmesinin sağlanması amacıyla önemli çalışmalar yapılmaktadır. Nitekim 27 Aralık 2011 tarihinde gerçekleştirilen Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun (BTYK) 23. Toplantısında “Yerli Patentlerin Lisanslanmasını Teşvik Edecek Politika Araçlarının Geliştirilmesi”ne yönelik karar alınmış ve sorumluluğu TPE’ye verilmiştir. Bu karar kapsamında, yerli patentlerin lisanslanmasına ilişkin verilerin düzenli olarak izlenmesi ve lisans gelirlerinin artırılması için gerekli mekanizmaların kurumlar arası eşgüdüm içinde oluşturulması konusundaki çalışmalarımız devam ediyor. Bu konuyla ilgili olarak yakın zamanda çok önemli bir gelişme yaşandı. 19 Şubat 2014 tarihinde yürürlüğe giren kanuni düzenlemeyle patentli buluşların ticarileştirilmesi noktasında önemli vergi teşvikleri getirilmiştir. Bu düzenleme buluşların ticarileştirilmesi sürecine katkılar sağlayacaktır.

Patentlerin ticarileşmesi ile ilgili TPE tarafından yürütülen bir diğer çalışma da Patent Değerlendirme Ajansı kurulması ile ilgilidir. Değerlendirme (aracılık), değerleme (değer tespiti), danışmanlık, tanıtım, eğitim, bilinçlendirme, bilimsel çalışma ve rapor hazırlama gibi konularda hizmet vermesi planlanan ajansın, amaç, hedef, görev, yetki ve sorumluluk kapsamı ile teşkilatına ilişkin esas ve usullerini düzenleyecek olan Patent Değerlendirme Ajansı Kurulmasına İlişkin Kanun Tasarısı Taslağına ilişkin çalışmaları da sürdürmekteyiz.

Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı, Türk Patent Enstitüsü ve Kültür ve Turizm Bakanlığı işbirliğiyle belirli bir aşamaya getirilen ülkemizde bölgesel Fikri Mülkiyet Akademisi kurulması çalışmaları da sınai mülkiyet alanına önemli katkılar sağlayacaktır. Yine Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı ve Türk Patent Enstitüsü işbirliğiyle önümüzdeki yıl, ülkemizde bir üniversitede bölge ülkelerinden de öğrenci kabul edecek olan burslu “Uluslararası Fikri Mülkiyet Yüksek Lisans” programının uygulanmaya başlaması planlanmaktadır.

Son olarak TBMM Genel Kurul gündeminde olan sınai mülkiyet haklarına ilişkin kanun tasarısına değinmek istiyorum. Yakın zamanda kanunlaşmasını beklediğimiz bu tasarının ülkemizde daha nitelikli bir sınai mülkiyet üretim yapısına geçişte çok önemli rolü olacağına inanıyorum. Bu tasarının yasalaşmasıyla birlikte, özellikle üniversitelerimizin sınai mülkiyet sistemine entegre edilmesi ve üniversite buluşlarının ticarileştirilmesi noktasında sağlam bir yasal çerçeve oluşturulacaktır.