İçindekiler
Dergi Arşivi

İklim Değişikliği İle Mücadelede Politika ve Önlemler

"Hiçbir ülke, ne kadar güçlü olursa olsun, bu sorunu tek başına çözemez. Ve hiçbir ülke, ne kadar küçük olursa olsun bu sorundan uzak kalamaz. " ABD Başkanı Obama

Betül Konaklı / Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcısı (Sanayi Genel Müdürlüğü)

 

Yaşanan sıcaklık artışlarının, deniz seviyelerinin yükselmesinin, aşırı hava olaylarının sıklığındaki artışların, kuraklığın, ekosistemin ve tarımın etkilenmesinin gelecekte devam edeceği öngörülmektedir (NASA). Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin yayımladığı 5. Değerlendirme Raporu’nda mevcut küresel ısınmanın sebebinin %95 ihtimalle insan faaliyetleri olduğu belirtilmektedir (IPCC, 2014).

Bu nedenle iklim değişikliğinin dünyaya etkilerinin geri dönülemez noktaya gelmesinden önce önlemlerin alınması gerekmektedir. Hiçbir ülkenin ne kadar güçlü olursa olsun bu sorunu tek başına çözemeyeceği ve hiçbir ülkenin ne kadar küçük olursa olsun bu sorundan uzak kalamayacağı gerçeği değerlendirildiğinde iklim değişikliği ile mücadele için uluslararası iş birliği gerektiği anlaşılmaktadır. Uluslararası iklim değişikliği müzakerelerinin yürütüldüğü Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) ve çatısı altında bulunan Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması ile enerji, endüstriyel prosesler ve ürün kullanımı, tarım, arazi kullanımı, arazi kullanımı değişikliği ve ormancılık ile atıklardan kaynaklanan sera gazı emisyonları sınırlandırılmak istenmektedir. Bu bağlamda sözleşmeye taraf olan ülkeler iklim değişikliği ile mücadele ve etkilerine uyum konusunda programlar, politika ve önlemler geliştirmekle yükümlüdür.

Bu yükümlülüklerin şartları, bir ülkenin sözleşmenin eklerinde yer alan listelerinde yer alıp almamasına göre değişebilmektedir. Ek 1 listesinde yer alan tarafların; iklim değişikliği ile mücadelede izlenecek politika ve önlemler için öncü rol oynamak, sera gazı salımlarını gönüllülük temelinde ”bireysel ya da ortak” 2000 yılı itibarıyla 1990 düzeyine çekmek gibi sorumlulukları vardır. Ek 2 listelerinde yer alan taraflar, Ek 1 taraflarının sorumluluklarına ek olarak gelişmekte olan ülkelere azaltım ve uyum konularında mali ve teknik destek sağlamakla yükümlüdür. Ek 1 ve 2 listelerinde bulunmayan ülkeler, teamül gereği gelişmekte olan ülke olarak kabul edilerek sağlanan desteklerle paralel olarak iklim değişikliği ile mücadele ve uyum konusunda çaba göstermekle sorumludur.

Ülkemizde ve birçok BMİDÇS tarafında sera gazı emisyonlarını sınırlamaya yönelik ve iklim değişikliği etkilerine uyum konusunda geliştirilen politika ve önlemlerin, ulusal ve bölgesel strateji belgeleriyle çerçevesi çizilmekte olup söz konusu strateji belgeleri ışığında azaltım ve uyum hedefleri belirlenmektedir. Bu çalışmaların koordinasyonun sağlanabilmesi için çeşitli ulusal ve bölgesel kurullar, birimler oluşturulabilmektedir.

BMİDÇS taraflarının hazırlamakla yükümlü olduğu raporlarda belirtilen politika ve önlemlerin sözleşme sekretaryası tarafından yapılan değerlendirmesine göre sanayi emisyonlarını en çok etkileyen politika ve önlemler arasında emisyon ticaret sistemleri, mevzuat, gönüllü/pazarlıkla belirlenen anlaşmalar ve Ar-Ge çalışmaları belirlenmiştir (UNFCCC, 2014). Bir diğer önemli husus olarak da iklim değişikliğinin etkilerine uyum konusunda politikaların geliştirilmesi ve önlemlerin alınması ön plana çıkmaktadır.

Emisyon Ticaret Sistemleri
Emisyon ticaret sistemlerinde emisyon fiyatları dolaylı yoldan etkilenmektedir. Sistem içerisinde salınan her ton emisyon için ticareti yapılabilir sertifika alınma zorunluluğu bulunmaktadır. Emisyon ticaret sistemi ile belirli bir coğrafi sınır ve zaman içerisinde, sisteme dâhil edilen sektörlerin salınım yaptıkları emisyon miktarının üst bir sınır ile sınırlandırılarak emisyon miktarlarının tahsisatı ve ticaretine dayalı emisyon azaltım mekanizması ifade edilmektedir. Tahsisatından fazla emisyon salınımı gerçekleştiren tesis piyasadan açığı kadar tahsisat almakta, tahsisat miktarından az salınım yapan tesis ise fazla miktarı piyasaya satabilmektedir.

Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (AB ETS), dünya karbon ticaretinin %75’ini oluşturarak dünyanın en büyük sistemi olup 28 AB üyesi ülke ile birlikte İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç’te endüstri ve enerji sektöründen 12.000 tesisi ve 1000’den fazla havayolu şirketini kapsamaktadır. AB ETS 2005 yılında yürürlüğe girmiş olup 2013-2020 tarihleri arasını kapsayan 3. dönemine girmiştir. Daha önce ulusal emisyon üst sınırları uygulanırken şu an AB geneli bir üst sınır uygulaması geçerlidir. Pay tahsisi için varsayılan yöntem olarak açık artırma belirlenmiş olup 2013 yılında payların %40’ı açık artırıma tabi olup bu oranın her yıl artırılması ve AB genelinde emisyon üst sınır değerinin yıllık olarak 2020 yılına kadar %1,74, 2021 yılından sonra %2,2 azaltılması ile emisyon salımlarının düşürülmesi hedeflenmektedir. Nitekim AB ETS’ye dahil sektörlerde 2030 yılı için 2005 yılına göre %43’lük emisyon azaltımı amaçlanmaktadır. Havacılık sektöründe açık artırmadan kazanılan gelirlerin tümü, diğer sektörlerde açık artırmadan kazanılan gelirlerin yarısı AB’de ya da başka ülkelerde iklim değişikliği ile mücadelede kullanılması planlanmıştır (European Union, 2014).

Yeni Zelenda’da uygulanan ETS’de ormancılık, ulaşım, enerji, endüstriyel prosesler, sentetik gazlar, tarım ve atık sektörleri kapsanmış olup 2010- 2012 yılları arası uygulamaya geçiş süreci olarak belirlenmiştir. Ülkenin emisyonlarını 1990 yılı seviyesine indirmek hedefine katkı sağlayan sistemin 2020 yılına kadar yaklaşık 9,810.0 Gg CO2e emisyon azaltımına sebep olacağı tahmin edilmektedir (NZ MoE, 2013).

Dünyadaki sanayi tesislerini kapsayan diğer ETS’lere örnek olarak; Kanada’nın Alberta ve Quebec eyaletlerinde ve ABD’nin Kaliforniya eyaletinde uygulanan sistemler gösterilebilir. Bunların yanı sıra, emisyon yoğun olarak gelişmekte olan Çin’de 2017 yılında demir çelik, enerji üretimi, kimyasallar, inşa malzemeleri, kağıt üretimi ve demir dışı metaller sektörlerini kapsayacak bir ulusal emisyon ticaret sisteminin kurulacağı açıklanmıştır.

Mevzuat
Mevzuat ile kurallar, standartlar, izin şartları kapsanmaktadır. Emisyonları etkileyen mevzuat uygulamalarına örnek olarak; karbon yoğunluğu yüksek-az verimli ürünlerin satışının engellenmesi, enerji denetimleri yapılması zorunluluğu, mevcut en iyi teknolojilerin kullanımının zorunlu hale getirilmesi, ekipmanlara verimlilik standartları getirilmesi, imalat tesisi işletme kriterleri olarak sıralanabilmektedir.

ABD’de 2009-2013 yılları arasında yürürlüğe yeni koyduğu ve güncellediği 17 tane alet ve ekipman enerji verimliliği standartları ile sanayinin %29 enerji kullanımını kapsamakta olup gelecek 10 yılda enerji tasarrufunu %50 artırması beklenmektedir. Standartların kapsadığı sanayi ekipmanları arasında havalandırıcılar, ısı pompaları, buz yapıcılar, soğutucular, dondurucular, elektrik motorları, kazanlar ve transformatörler bulunmaktadır. Ayrıca hava kirliliğine sebep olan büyük tesisler, kurulmadan veya kuruluysa değişim geçirmeden önce izin almak zorundadır. Bu izin tesisin ne kadar sera gazı salabileceği, tesisin çalışma sıklığı gibi çevre ve insan sağlığını etkileyecek unsurları düzenlemektedir. İznin alınabilmesi için tesisin sera gazı kontrol ve enerji verimliliği mevcut en iyi teknolojilerinin kullanılması şart koşulmaktadır. Bir diğer örnek; florlu sera gazlarına yönelik mevzuat ve bilgilendirme programı yürütülmektedir. Florlu sera gazlarının salımına sebep olan sanayi sektörlerine uygun maliyetli emisyon azaltım fırsatları ve çevre dostu teknolojiler ile en iyi çevresel uygulamalara geçişi kolaylaştırıcı unsurlar sunulmaktadır (U.S. Department of State, 2014).

AB’de sanayiyi etkileyen mevzuata bakıldığında florlu sera gazı emisyonlarının, araçların klimalarından kaynaklanan emisyonlarının ve endüstriyel emisyonlarının kontrol edilmesine, enerji verimliliğine dair yönergelerin ve ekotasarım çerçevesinin çizildiği yönergelerin bulunduğu görülmektedir. Endüstriyel Emisyonlar Direktifi ile sanayide mevcut en iyi teknolojilerin kullanılmasını zorunlu tutarak enerjinin verimli kullanılması sağlanmaktadır. AB’de Florlu Gazlar Direktifi ile 2030’a kadar florlu gaz emisyonlarının 2/3 oranında azaltılması hedeflenmektedir.

Avustralya’da belli bir ölçek üstü işletmeler “Enerji Verimliliği Fırsatları Programı” ile enerji kullanımı ve hem maliyet hem enerji açısından verimli olan çözüm önerileri bularak bunların hem devlete hem kamuoyuna raporlanması gerekmektedir (Commonwealth of Australia, 2013).

Yeni Zelenda’da 2013 yılından beri florlu sera gazları içeren ithal ürünler ile motorlu araçlara ek bir vergi konulmuştur. Bu vergi karbon fiyatlarına bağlı olup ürünün içerdiği gaz miktarına ve içerdiği gazın küresel ısınma potansiyeline göre değişmektedir. Ürünler arasında buzdolapları, dondurucular, ısı pompaları, klimalar, soğutucu römork ve motorlu araçlardaki klimalar dâhildir.

Gönüllü/Pazarlıkla Belirlenen Anlaşmalar
Gönüllü/pazarlıkla belirlenen anlaşmalar ile devlet ve sanayi sektör dernekleri arasında yapılan gönüllü sektörel anlaşmalar kastedilmektedir. Bu anlaşmalar; şartlara uyulmadığında ciddi sonuçlar doğuracak şekilde bağlayıcı olabilmekte veyahut heves uyandıran hedeflere sahip fakat uyulmadığında çok ciddi sonuçlar doğurmayan şekilde de olabilmektedir.

ABD’de uluslararası “Energy Star” programı kapsamında ürünler, ticari-konut binaları ve sanayi tesisleri enerji performansına göre “Energy Star” etiketi ile sertifikalanması sonucu pazarlama açısından avantajlı konuma geçmektedir. Sanayi sektörü içerisinde 24 ana ve alt sektörler kapsanmakta olup sektör özelinde enerji yönetimi araçları ve kaynakları Çevre Koruma Ajansı tarafından sunulmaktadır. 2012-2014 yılları arasında 120’den fazla sanayi tesisi ve 75’den fazla sanayi alanı “Energy Star” etiketi almaya hak kazanmıştır. “Energy Star” programına dâhil olan ülke/birliklere örnek olarak AB, Yeni Zelanda ve Kanada verilebilir.

ABD’de gönüllü işletme ortaklığı ile yarı iletken imalatı, alüminyum üretimi, magnezyum üretimi, elektrik gücü iletimi ve dağıtımı ve magnezyum üretimi kaynaklı HFC, SF6, PFC emisyonlarının, klorodifluromethan CHClF2 üretiminden kaynaklanan trifluoromethane-CHF3 emisyonlarının azaltılması ve mobil araç klimalarının iyileştirilmesine yönelik mevzuat bulunmaktadır.

AB’de kamu sektöründe verimli, çevre dostu teknolojilerin, ürünlerin, hizmetlerin artması amacıyla gönüllülük esasına dayanan “Kamu Yeşil Satın Alma Programı” yürütülmekte olup gerekli rehberler ve kriterler belirlenmiştir. Japonya’da “Çevre dostu “Yeşil Satın Alma Yasası” ile katkılı çimentonun kamu inşaat projelerinde kullanılmasını teşvik etmektedir.

Japonya’da Düşük Karbon Toplumu Taahhüdü altında gönüllü sektörel taahhütler bulunmaktadır. Küresel Isınmaya Kaşı Tedbirleri Teşvik Yasası kapsamında sera gazı emisyonları kontrolüne ilişkin rehberlerin basılması ile devlet, gönüllü olarak çevreye duyarlı iş yapılması için işletmeleri teşvik etmektedir. Rehberler mevcut en iyi teknolojilerin geliştirilmesine bağlı olarak yenilenmektedir. Sektörlerin sera gazı azaltım planları hazırlayarak uygulaması istenmekte olup söz konusu planlar devlet tarafından içerik ile uygulama açısından değerlendirilmekte ve onaylanmaktadır. Ayrıca Japonya’da mevzuata bağlı olarak endüstriyel işletmeler kendi sektörü içinde diğer işletmelerle arasında enerji verimliliği açısından karşılaştırmalı değerlendirme yapmak ve orta ve uzun vadeli hedefler belirleyerek ulaşmaya çalışmalıdır (The Goverment of Japan, 2013).

Yeni Zelanda’da endüstriyel prosese ısıtmada kullanılan kömür enerji kaynağından yenilenebilir enerji kaynaklarına ve oduna geçilmesi için sanayi sektör birlikleriyle görüşmeler yürütülmektedir. Devlet tarafından yönlendirme, fizibilite çalışmaları için finans desteği ve enerji yönetimi konusunda bilgilendirme çalışmaları yapılmaktadır.

Gönüllü sektör anlaşmaları arasında en yaygın olanlardan biri alüminyum üretiminden kaynaklanan PFC emisyonlarını azaltmaktır. Bu amaçla Hollanda, Norveç, İspanya, ABD ülkelerinde alüminyum üreticileri ile gönüllü anlaşmalar ile azaltım programları yürütülmektedir. Ayrıca Belçika’da nitrik asit ve kaprolaktam üretimi, Hollanda ve Norveç’de adipik asit üretimi, İspanya’da elektrik dağıtımı ve iletimi kaynaklı SF6 emisyonları ile ilgili gönüllü anlaşmalar bulunmaktadır.

Ar-Ge
Araştırma geliştirme politikaları ile sanayiye enerji tedariki, enerjinin nihai kullanımı ve enerji dışı alanlarda emisyon azaltım teknolojileri geliştirmeleri için uzun dönemli yönlendirme yapılmakta ve ülkelerin yeni teknolojiler için potansiyel pazarlarda rekabetçiliği güçlendirilmektedir.

Emisyon azaltımı potansiyeli yüksek Ar-Ge çalışmaları yürütülen alanlar arasında karbon yakalama ve depolama, hidrojen ağları, yakıt pilleri, selülozlu biyoyakıtlar, güneş enerjisi teknolojileri sıralanmaktadır. Ayrıca biyoyakıt, elektrik, hidrojen gibi alternatif yakıt kullanan araçlara yönelik yakıt altyapısı oluşturmak üzere Ar-Ge çalışmaları yürütülmektedir.

Uyum teknolojileri de araştırmaları kapsamında şehirleşme ile ortaya çıkan ısı adası etkisinin dengelenmesi, yağmur sularının filtrelenmesi ve buharlaştırılması konularında, suların tekrar kullanımı teknolojileri alanlarında çalışmalar yürütülmektedir.

Japonya ve ABD karbon yakalama ve depolama ile nükleer fizyon enerjisi teknolojilerinin geliştirilmesi projelerine destek vermektedir. ABD’nin destek verdiği diğer alanlar arasında güneş, jeotermal ve dağıtılmış enerji teknolojileri bulunmaktadır. Kanada yoğun olarak karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin geliştirilmesine destek verirken yakıt pilleri, biyoyakıtlar ve hidrojene de destek sağlamaktadır. Japonya ulaşım ve nakliyat alanlarında sera gazı azaltımına sebep olacak sistematik yaklaşımı desteklemektedir.

AB, 2007-2013 yılları arasında yürütülen 7. Çerçeve Programı kapsamında iklim değişikliğini de içeren “çevre” başlığına 1,89 milyar Euro ayrılmış olup sera gazı azaltım teknolojilerinin geliştirilmesine öncelik tanınmıştır. Avustralya yayınladığı teknoloji yol haritası ile güneş termal enerjisi ve jeotermal enerji alanlarına yoğunlaşmıştır. Ayrıca 2008 yılında başlattığı 2. Biyoyakıt Araştırma ve Geliştirme Programı ile hidrojen ve yakıt pili teknolojilerinin geliştirilmesi de hedeflemektedir.

Almanya’da İnovasyon ve Yeni Enerji Teknolojileri Programı ile güç istasyonları teknolojileri, kojenerasyon, bölgesel ısıtma, yakıt pilleri, hidrojen, rüzgâr, biyoenerji ve biyomalzemeler, verimli elektrik kullanımı, enerji depolama sistemleri, inşaat ve sanayi sektöründe enerji ve kaynak verimliliği alanlarında projeler desteklenmiştir.

Uyum
İklim değişikliği nedeniyle sanayinin doğrudan veya dolaylı olarak orta ve uzun vadede etkilenmesi beklenmektedir. Doğal kaynaklara dayalı sanayiye sahip gelişmekte olan ülkelerde etkinin daha kısa sürede yaşanması öngörülmektedir. Uyum konusunda; sektörlerin, bölgelerin, nüfusun kırılganlığını belirlemek, bu kırılganlıklara karşı azaltım ve uyum karşılıklarını içeren risk yönetimiyle desteklemek, iklim değişikliği etkileriyle başa çıkabilmek için bilgi ve araçlar geliştirmek gerekmektedir.

İklim değişikliği sonucu görülebilecek etkilere örnek olarak; sıcaklık artışlarına bağlı enerji ve sanayi sektörlerinde iklim değişikliğine karşı hassasiyetlerde artış yaşanmakta olduğu belirtilmektedir. Soğutma yoğun enerji üretimlerinde zorluklara, enerji tüketimlerinde kaymalara ve ısıtma-soğutma enerji taleplerinde artışa sebep olacağı tahmin edilmektedir. Aşırı hava şartlarından dolayı iş kesintilerinin ekonomik kayıplara neden olması, enerji nakil hatlarında yaşanan sıkıntıların iş gücü verimini düşürmesi tahmin edilen olumsuz durumlardır.

İklim değişikliği etkileriyle başa çıkabilmek için enerji sektöründe alınabilecek uyum önlemleri olarak; aşırı hava olaylarında enerji nakil hatlarında yaşanan arıza durumlarında enerji tedarik güvenliğinin iyileştirilmesi için yerel enerji üretimi ve akıllı şebekelere yatırım yapılması ve hidroelektrik santrallerinde su debisindeki değişiklere karşı türbinlerin ölçeklendirilmesi değerlendirilmektedir. Enerji sektöründe alınan bu önlemler sanayi sektörünü dolaylı olarak etkileyecektir.

Ülkemizdeki Gelişmeler
Türkiye, BMİDÇS’ye 24 Mayıs 2004 tarihinde Ek-1 ülkesi olarak resmen taraf olmuştur. Türkiye’nin BMİDÇS kapsamındaki yükümlülükleri dikkate alınarak, iklim değişikliği ile ilgili çalışmalarının koordine edilmesi amacıyla 2001 yılında “İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu” oluşturulmuştur. Günümüzde “İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu” ismiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başkanlığında 17 ilgili kamu kuruluşlarının yanı sıra özel sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla çalışmalara devam edilmektedir.

2010-2020 yıllarını kapsayan Ulusal İklim Değişikliği Strateji Belgesi ile Türkiye’nin iklim değişikliği kapsamındaki ulusal vizyonu; “İklim değişikliği politikalarını kalkınma politikalarıyla bütünleştirmiş, enerji verimliliğini yaygınlaştırmış, temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmış, iklim değişikliğiyle mücadeleye özel şartları çerçevesinde aktif katılım sağlayan ve yüksek yaşam kalitesiyle refahı tüm vatandaşlarına düşük karbon yoğunluğu ile sunabilen bir ülke olmaktır” ifadesiyle belirlenmiştir. Söz konusu belge kapsamında enerji, sanayi, ormancılık, tarım, binalar, ulaştırma, atık ve iklim değişikliğine uyum gibi konularda kısa, orta ve uzun vadeli hedefler belirlenmiş olup 2011-2023 yıllarını kapsayan İklim Değişikliği Eylem Planı ile bu hedefler çerçevesinde eylemler oluşturulmuştur (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı).

Sanayi sektörü için belirlenen hedefler arasında sera gazı emisyonlarının sınırlandırılmasına ve enerji verimliliğine yönelik yasal düzenlemelerin yapılması, sanayi sektöründe enerji kullanımından (elektrik enerjisi payı dâhil) kaynaklanan sera gazı emisyonlarının sınırlandırılması, 2023 yılına kadar sanayi sektöründe üretilen GSYİH başına eşdeğer CO2 yoğunluğunun azaltılması, Türkiye’de sanayinin de dâhil olduğu karbon piyasasının kurulmasına yönelik çalışmaların yapılması ve 2023 yılına kadar sanayi sektöründe sera gazı sınırlandırılmasına yönelik yeni teknolojilerin geliştirmesi ve kullanılması yer almaktadır.

Ülkemizde karbon piyasalarının kurulması hem AB Çevre Müktesebatı kapsamında AB Emisyon Ticaret Sistemine uyum süreciyle hem de küresel mekanizmalara uyum kapsamında Dünya Bankası hibesi ile gerçekleştirilen Pazara Hazırlık Ortaklığı Projesi kapsamında değerlendirilmektedir. Piyasa temelli karbon mekanizmalarının etkinleştirilmesi için izleme, raporlama ve doğrulama yasal düzenlemeleri gerekmektedir. Bu sebeple ülkemizde "Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik", yönetmeliğe bağlı "Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Raporlanması Hakkında Tebliğ” ve "Sera Gazı Emisyonlarının Doğrulanması ve Doğrulayıcı Kuruluşların Yetkilendirilmesi Tebliği" yürürlüğe girmiştir. Böylece Yönetmeliğin kapsamındaki faaliyetleri gerçekleştiren tesislere ilişkin her yıl düzenli olarak izleme, raporlama ve doğrulama süreci gerçekleştirilecektir.

Ülkemizde enerji verimliliği çalışmaları sanayi sektörünü de kapsayarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Enerji Verimliliği Kanunu ve Enerji Verimliliği Strateji Belgesi (2012-2023) altında yürütülmektedir. Bakanlığımız ve ilgili kuruluşları KOSGEB, TÜBİTAK, TSE tarafından enerji verimliliği hususunda mevzuat, standart, finansman, bilgilendirme çalışmaları ile destek olunmaktadır.

Sanayiden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını etkileyecek diğer önemli hususlardan biri AB Çevre Müktesebatı kapsamında Endüstriyel Emisyonlar Direktifine uyum sağlama çalışmalarıdır. Endüstriyel Emisyonlar Direktifi; entegre kirlilik önleme ve kontrolü, büyük yakma tesislerinden havaya salınan belirli kirleticileri içeren emisyonların sınırlandırılması, atık yakma, belirli faaliyetlerde ve tesislerde organik solventlerin kullanılmasından kaynaklı uçucu organik bileşenlerin sınırlandırılması, titanyum dioksit üretimi konularını düzenlemektedir.

Ülkemizde azaltım teknolojilerinin geliştirilmesi konusunda öne çıkan Ar-Ge çalışmaları arasında yerli elektrikli lokomotif geliştirilmesi, hidroelektrik enerjisi teknolojilerinin geliştirilmesi, rüzgâr enerjisi santrali teknolojilerinin geliştirilmesi, güneş enerjisi teknolojilerinin geliştirilmesi, yakıt pilleri teknolojilerinin geliştirilmesi, yerli elektrikli araç geliştirilmesi yer almaktadır. Sanayinin Ar-Ge kapasitesini güçlendirmek ve finans sağlamak üzere ülkemizde birçok kurumun desteği bulunmaktadır.

Ülkemiz, iklim değişikliği açısından dünyada en kırılgan bölgelerden biri olan Akdeniz Havzasında olmasından dolayı risk grubundadır. İklim değişikliğinden dolayı ülkemizde tarım ve su imkânlarının etkilenmesi beklenmekte olup bu durumun doğal kaynaklara dayalı sanayi üretimi yapan sektörleri olumsuz etkileyeceği değerlendirilmektedir. Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından İklim Değişikliğinin Su Kaynakları Üzerine Etkisi Projesi yürütülmektedir. Proje ile 3 havzada sektörel etki analizi kapsamında sektörünün etkilenme seviyesi belirlenecek ve sektör için uyum faaliyetleri önerileri geliştirilecektir.

Ülkemizin ve diğer BMİDÇS taraflarının konuyla ilgili geliştirdiği politika ve önlemler paralellik göstermektedir. Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum hususunda yetkinliğini ve etkinliğini geliştirmektedir. Mevcut ve gelecekte uygulamaya girecek politika ve önlemler ile 2030 yılında referans senaryoya göre sera gazı emisyonlarında %21 oranına kadar azaltım sağlama taahhüttü bulunmaktadır.

Kaynaklar
• Commonwealth of Australia. (2013). Australia’s Sixth National Communication on Climate Change. Department of Industry, Innovation, Climate Change, Science, Research and Tertiary Education.
• Çevre ve Orman Bakanlığı. (2011). Karbon Piyasalarında Ulusal Deneyim ve Geleceğe Bakış.
• Çevre ve Şehircilik Bakanlığı. (2012). Türkiye İklim Değişikliği Stratejisi.
• European Union. (2014). EU’s Sixth National Communication. European Union.
• IPCC. (2014). Fifth Assessment Report. Cenevre: IPCC.
• NASA. The consequences of climate change. Globale Climate Change: http://climate.nasa.gov/effects/
• NZ MoE. (2013). New Zealand's Sixth National Communication.
• The Goverment of Japan. (2013). Japan's Sixth National Communication.
• U.S. Department of Energy. Distributed Energy. Office of Electricity Delivery&Energy Reliability: http://energy.gov/oe/technology-development/smart-grid/distributed-energy
• U.S. Department of State. (2014). U.S. Climate Action Report .
• UNFCCC. Compilation and synthesis of sixth national communications and first biennial reports from Parties included in Annex I to the Convention.: http://unfccc.int/resource/docs/2014/sbi/eng/inf20a01.pdf