İçindekiler
Dergi Arşivi

İklim Değişikliği ve Enerji Politikaları

Murat HARDALAÇ / Enerji ve Çevre Yönetimi Daire Başkanı (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürlüğü)

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı çok önemli uluslararası projeleri yürütmekle birlikte ülkemizin enerji altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi ve enerji piyasalarının rekabete dayalı olarak yeniden yapılandırılması sürecini yönetmekte olup enerji ve maden kaynaklarını verimli, etkin, güvenli, zamanında, çevreye duyarlı ve iş sağlığı ve güvenliği öncelikli olacak şekilde değerlendirerek dışa bağımlılığı azaltmayı ve ülke refahına en yüksek katkıyı sağlamayı görev edinmiştir.

Enerji arz güvenliğinden kaynaklanan riskleri azaltmak ve enerjinin daha verimli üretilmesini ve kullanılmasını sağlamak amacıyla serbest piyasa şartlarının oluşturulması ve rekabete dayalı yatırım ortamının geliştirilmesi, enerji sektöründeki önemli talep artışını karşılamada başlıca stratejilerimiz olmaya devam edecektir.

Enerji strateji ve politikaları; enerji arz güvenliği, alternatif enerji kaynakları, kaynak çeşitliliği, yerli kaynakların ekonomiye kazandırılması, sürdürülebilirlik, enerji piyasalarında serbestleşme ve enerji verimliliği temellerine dayanmaktadır.

Bu politikalar, jeopolitik konumumuzun avantajları kullanılarak ve ülke gerçekleri ile küresel ölçekli dinamikler çerçevesinde yönetilmektedir. Enerji arz güvenliğini esas alan temel strateji ve politikalar;

• Yerli kaynaklara öncelik vermek suretiyle kaynak çeşitliliğini sağlamak,
• Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzı içindeki payını artırmak,
• Enerji verimliliğini artırmak,
• Serbest piyasa koşullarına tam işlerlik kazandırmak ve yatırım ortamının iyileşmesini sağlamak,
• Petrol ve doğal gaz alanlarında kaynak çeşitliliğini sağlamak ve ithalattan kaynaklanan riskleri azaltacak tedbirleri almak,
• Jeopolitik konumumuzu etkin kullanarak, enerji alanında bölgesel iş birliği süreçleri çerçevesinde ülkemizi enerji üssü ve terminali haline getirmek,
• Enerji ve tabii kaynaklar alanlarındaki faaliyetlerin çevreye duyarlı halde yürütülmesini sağlamak,
• Doğal kaynaklarımızın ülke ekonomisine katkısını artırmak,
• Endüstriyel ham madde, metal ve metal dışı madenlerimizin üretimlerini artırarak yurt içinde değerlendirilmesini sağlamak,
• Maliyet, zaman ve miktar yönlerinden enerjiyi tüketiciler için erişilebilir kılmak
şeklinde özetlenebilir.

Bu süreçte enerji sektöründeki gelişmeler dikkatle izlenmekte ve bunun neticesinde gerekli tedbirler alınmaktadır. Ülkemiz enerji arz güvenliğinin sağlanmasına büyük önem verilmekte, artan enerji talebi dikkate alınarak enerji arz güvenliğimize yönelik politikalar çerçevesinde çalışmalarımız sürdürülmektedir. Bu bağlamda, enerji arz güvenliğinden kaynaklanan riskleri azaltmak için;

• Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik verilerek kaynak çeşitlendirmesinin sağlanması,
• Serbest piyasa unsurlarının işlevselliğinin artırılması,
• Yatırım ve ticaret ortamının iyileştirilmesi,
• Enerji sektörünün sürdürülebilirliğini temin etmek amacıyla enerji kaynaklarının, taşıma güzergâhlarının ve enerji teknolojilerinin çeşitlendirilmesi,
• Ülkemiz yeraltı ve yerüstü kaynaklarının ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlayacak şekilde değerlendirilmesi,
• Enerji arz ve talep zincirinin her halkasında enerji verimliliğinin artırılması,
• Sahip olduğumuz jeopolitik konumun etkin şekilde kullanılmasıyla ülkemizin enerji koridoru haline getirilmesi,
• Elektrik arz güvenliğine katkı sağlamak ve yeterli enerjinin kesintisiz ve kaliteli bir şekilde temini açısından komşu ülkelerle enterkoneksiyonların sağlanması,
• Türkiye’nin daha şeffaf bir piyasaya kavuşması ve enerji terminali olabilmesi yolunda enerji borsası ve uluslararası piyasa entegrasyonu projelerinin hayata geçirilmesi,
• Nükleer enerjinin elektrik üretim portföyüne dâhil edilmesi,
• Ülkemizin enerji alanındaki dışa bağımlılığının azaltılarak enerji maliyetlerinin ülke ekonomisi içindeki payının düşürülmesi ve cari açığın azaltılması çalışmaları gerçekleştirilmektedir.

Enerji diplomasisi kapsamında uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi yönündeki çalışmalar da devam etmektedir.

Kalkınmanın En Önemli Faktörlerinden Biri Enerji
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasında en önemli faktörlerden biri olan enerjide teknoloji geliştirme ve enerji verimliliğinde önemli çalışmalar yapılmasına rağmen enerji politikaları ve arz güvenliği stratejik bir konudur.

Ülkelerin arz güvenliği planlamalarında ve ekonomik rekabet stratejilerinde enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi önem arz etmektedir. Enerji politikamız için de “Enerji arz güvenliği, enerji çeşitliliği, yerel kaynaklarımızı değerlendirmek, sürdürülebilirlik, enerji piyasalarında serbestleşme ve enerji verimliliği” öncelik almaktadır.

Ülkelerin jeopolitik stratejilerini gözlemlediğimizde gelişmiş ülkeler enerji stratejilerini enerji kaynakları üzerine kurduğunu görmekteyiz. Ülkelerin bu stratejileri, enerji kaynaklarında büyük ölçüde dışa bağımlı olan ülkemiz için ekonomik büyümeyi sağlamada en önemli etken olmaktadır. Bu problemi çözmek için güçlü ve çözüm odaklı enerji stratejileri ve politikalarının oluşturulması ve uygulanması gereklidir.

Enerji politikalarımızın uygulamalarında mevcut akarsularımızın değerlendirilmesi, çevreye duyarlı temiz kömür teknolojilerine sahip ve yerli linyitlerimizi kullanan termik santrallerin kurulması, güneş, rüzgâr ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji alanlarında yapılacak yatırımların teşvik edilmesi ve hızlandırılmasıyla baz yük elektrik enerji ihtiyacının en güvenilir şekilde temin edilmesi için öncelik kazanmaktadır.

Ülkemizin petrolde ve doğal gazda dışa bağımlığında oluşabilecek riskleri azaltmak için boru hattı projelerinin ve LNG depolama tesisleri sayılarının artırılması orta vadede çözüm olarak görünmektedir.
Ülkemizdeki kurulu güç kapasitemiz 2014 yılına göre 2015 yılı aralık ayı itibarıyla yaklaşık yüzde 5,2 oranında artmıştır.

2015 yılı itibarıyla kurulu güç kapasitemiz yaklaşık 73 bin MW’a ulaşmış bulunmaktadır. Kurulu güç içerisinde hidrolik üretimin yüzde 35, doğal gaz yaklaşık yüzde 30, kömürün yüzde 20, yüzde 2 fuel oil-motorin ve rüzgâr yüzde 6’lık orana sahiptir.

Dünyada genellikle enerji arz güvenliği için elektrik üretiminde yerli kaynakların payı en az yüzde 40, ithal kaynakların payı ise yüzde 20 seviyesinde tutulmaktadır. Yerli linyitlerimiz elektrik üretiminde kullanarak bu orana ulaşmamız mümkün olabilir.

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Alanında Yapılan Düzenlemeler
• Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzı içindeki payının artırılmasına yönelik olarak hem yasal altyapı çalışmalarını hem de sektörü harekete geçirecek kapsamlı çalışmalar yürütülmektedir.
• Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımının yaygınlaştırılarak bu kaynakların ekonomiye kazandırılması, kaynak çeşitliliğinin artırılması, atıkların değerlendirilmesi ve çevrenin korunması ve ilgili imalat sektörünün geliştirilmesini amaçlayan 5346 sayılı “YEK” Kanunu’nda değişiklik yapan 6094 sayılı Kanun 8 Ocak 2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
• 6094 sayılı Kanun kapsamında, yenilenebilir enerji kaynağına dayalı üretimde tesis tiplerine göre; hidroelektrik üretim tesisi ile rüzgâr enerjisine dayalı üretim tesisi için 7,3 Dolar cent/ kWh, jeotermal enerjisine dayalı üretim tesisi için 10,5 Dolar cent/ kWh, biyokütleye dayalı üretim tesisi (çöp gazı dâhil) ile güneş enerjisine dayalı üretim tesisi için 13,3 Dolar cent/kWh fiyat desteği sağlanmıştır. Ayrıca Kanun kapsamında, yurt içinde gerçekleşen yerli imalat için de teşvik mekanizması getirilmiştir.
• Bahse konu Kanun kapsamında, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Enerjisi Üreten Tesislerde Kullanılan Aksamın Yurt İçinde İmalatı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 4 Eylül 2013 tarihli ve 28755 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik ile 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) Kanunu’na göre ülkemizde imal edilecek aksamlar ve bütünleştirici parçaları için yerli ilave katkı fiyatının belirlenmesi, belgelendirilmesi ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esaslar yeniden düzenlenerek yatırımcıların bu yöndeki talepleri karşılanmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi yapan tesislerde yurt içinde üretilmiş ekipman kullanıldığı takdirde 2,3 ile 9,2 Dolar cent / kWh arasında ilave fiyat desteği verilmektedir. Güneş enerjisine dayalı elektrik üretim santralleri için ünitelerin tamamen yerli olması durumunda Kanun’da 13,3 Dolar cent/kWh olan fiyat desteği 20 Dolar cent/kWh’e ulaşmaktadır. Bu düzenleme ile birçok yerli ve yabancı yatırımcıların, ülkemizde ilgili aksam ve bütünleştirici parçaların üretildiği fabrikalar açması yönünde çalışmalara başlaması sağlanmıştır. Eğer süreç bu şekilde devam ederse, ülkemiz bölgede en büyük yenilenebilir ekipman ve parça tedarikçisi olacaktır.
• Elektrik enerjisi üretiminde güneş enerjisinin etkin ve verimli kullanımını sağlamak amacıyla güneş enerjisine dayalı yapılan lisans başvurularının teknik değerlendirilmesinin yapılabilmesi amacıyla hazırlanan Güneş Enerjisine Dayalı Lisans Başvurularının Teknik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik 1 Haziran 2013 tarih ve 28664 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
• Elektrik enerjisi üretiminde rüzgâr enerjisinin etkin ve verimli kullanımını sağlamak, rüzgâr kaynağına dayalı olarak yapılan ön lisans veya lisanssız elektrik üretimi başvurularının teknik değerlendirmelerini yapmak, teknik değerlendirmeleri olumlu sonuçlandırılmış olan ön lisanslı, lisanslı veya lisanssız projelerin koordinat değişikliği, kapasite artışları ve türbin teknik özellikleri ile ilgili değişiklik talepleri hakkında uygunluk yazısının düzenlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan Rüzgâr Kaynağına Dayalı Elektrik Üretimi Başvurularının Teknik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik 20 Ekim 2015 tarih ve 29508 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
• Uluslararası hazırlanan bir rapora göre; ülkemiz Çin, ABD, Japonya, İngiltere ve Almanya yenilenebilir enerji yatırımlarında lider. Türkiye ise 2014 verilerine göre bazı alanlarda dünyada ilk 5’e giriyor. Buna göre, yeni yatırımlarla oluşan kapasite artışı bakımından, yani tamamlanan yatırımlar sonucu kurulu güç kapasitesi artışında Türkiye, jeotermal enerjide dünyada ikinci ve hidroelektrikte Çin, Brezilya ve Kanada’nın ardından dördüncü olurken, güneş enerjisiyle su ısıtma kapasitesinde ise Çin’in ardından ikinci sırada yer aldı. Toplam kapasiteye göre sıralamada jeotermal enerjiyle ısıtmada dünya ikincisi olan Türkiye, kişi başına jeotermal enerjiyle ısıtma kapasitesinde dünya dördüncüsü ve ısıtma amaçlı güneş enerjisi su kolektörü kapasitesinde Çin, ABD ve Almanya’nın ardından dünya dördüncüsüdür.

Enerji Alanındaki Uzun Dönemli Hedefler
Arz güvenliğini sağlamaya yönelik olarak;
• 2023 yılında elektrik enerjisi kurulu güç kapasitemizin 110 bin MW’ın üzerine, toplam elektrik enerjisi üretimimizin ise 414 milyar kWh seviyelerine yükseltilmesi,
• Bilinen linyit ve taş kömürü kaynaklarının 2023 yılına kadar elektrik enerjisi üretimi amacıyla değerlendirilmiş olması,
• 2019 yılı sonuna kadar yerli kömürden üretilen elektrik enerjisi miktarının yıllık 60 milyar kWh’e çıkarılması,
• 2019 yılı sonuna kadar yurt içi ve yurt dışı ham petrol üretimimizin tüketimi karşılama oranının yüzde 13,6’ya çıkarılması,
• 2019 yılı sonuna kadar toplam doğal gaz depolama kapasitesinin 5,3 milyar Sm3’e ve toplam geri üretim kapasitesinin 115 milyon Sm3/gün’e çıkartılması,
• 2016 yılına kadar kaya gazı, metan hidrat vb. geleneksel olmayan kaynakların ve kaya petrolünün üretilebilir olduğunun ve potansiyelinin ortaya konulmasına ilişkin çalışmaların tamamlanması hedeflenmektedir.

Enerji verimliliğine ilişkin olarak:
• 2023 yılında Türkiye’nin GSYH başına tüketilen enerji miktarının (enerji yoğunluğunun) 2011 yılı değerine göre en az yüzde 20 azaltılması,
• Elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımında teknik kayıpların asgariye indirilmesi ve elektrik enerjisi dağıtımında kayıp kaçak oranının 2019 yılı sonuna kadar yüzde 10’a düşürülmesi,
• 2019 yılı sonuna kadar kamu sorumluluğundaki elektrik enerjisi üretim santrallerinde ihtiyaç duyulan bakım, onarım, rehabilitasyon ve modernizasyon çalışmalarının tamamlanması,
• Yerinde üretimin yaygınlaştırılması ve 2019 yılı sonuna kadar toplamda tüketimin en az 1.000 MW’lık kısmının yerinde üretimden karşılanması,
• Enerji verimliliği ile ilgili düzenleyici çerçevenin geliştirilmesi ve teşviklerin etkinliğinin artırılması,
• Enerji verimliliği ve tasarrufuna yönelik kamuoyu farkındalığı geliştirilmesi hedeflenmektedir.
Enerji ve tabii kaynaklar alanlarındaki faaliyetlerin çevreye olan olumsuz etkilerini en aza indirmeye yönelik olarak;
• Elektrik üretim santrallerinin çevre ile uyum içinde işletilmesi adına çalışmaların devam ettirilmesi,
• Madencilik alanında faaliyet gösteren maden işletmelerinin çevreye uyum planlarının denetiminin yapılmasına ara vermeden devam edilmesi hedeflenmektedir.
Sonuç olarak iklim değişikliği ile mücadele kapsamında;

• Enerjide arz güvenliğini sağlamak ve dışa bağımlılığını azaltmak,
• Enerji arz çeşitliliğinin artırılması,
• Çevreye duyarlı tesislerin kurulması için yasal alt yapının oluşturulması,
• Çevreye duyarlı bir şekilde yerli kaynaklarımızı değerlendirmek için temiz teknolojilerinin kullanılması,
• Yenilenebilir enerji kaynaklarımızın mevcut potansiyellerini mümkün olduğu kadar kullanılmasını sağlamak için teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi,
• İletim hatlarında kayıp kaçak oranının azaltılması,
• Mevcut santrallerde verimliliği artırmak için iyileştirmelerin yapılması,
• Enerji verimliliğinin teşvik edilmesi ve farkındalık oluşturulması

gibi politikaların uygulanması önem arz etmektedir.

Kaynakça
• Enerji Enstitüsü Yayınları
• ETKB Strateji Belgesi