İçindekiler
Dergi Arşivi

İmalat Sanayinin 2003-2012 Döneminde Bölgesel Düzeyde Etkinliği ve Enerji Performansı

Dr. Yücel Özkara / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı Verimlilik Genel Müdürlüğü

 

Ülkelerin ana hedeflerinden biri olan ekonomik gelişme ve kalkınma, ekonominin yönetimi açısından hep ön planda olagelmiştir. Refah artışının yanında bu artışın dengeli dağılımı toplumsal gelişme ve sosyal refah için gereklidir. Dağılımın mekansal boyutu olarak bölgesel düzeyde de ekonomik gelişmenin doğru yansıtılması, bölgesel farklılıkların azaltılması için önem arz etmektedir. Bölgesel gelişmişlik farklarının tüm boyutları ile irdelenmesi hangi faktörlerin ne oranda bölgesel gelişmişliğe etki ettiğinin bilinmesi bakımından ilgi çekmektedir.

Ekonomik gelişmenin sürdürülebilirliği, orta dönemde verimlilik artışları ile sağlanabileceğinden; verimlilik, ekonomik büyümenin en temel yapıtaşını oluşturmaktadır. Verimlilik artışı, bu bağlamda üretim kaynaklarının etkin kullanımlarının bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkelerin ekonomik büyüme düzeylerinin farklılaşmasının altında yatan temel neden verimlilik düzeylerinin farklılığından ileri gelmektedir (Altıok ve Tuncer, 2013). Benzer şekilde, imalat sanayinin bölgeler arası gelişmelerinde gözlenen farklılıkların nedenleri arasında da bölgelerin verimlilik farklılıkları bulunmaktadır. Bu nedenle bölgesel gelişmenin sürdürülebilir biçimde sağlanması amacıyla, lokomotif sektör olan imalat sanayinde, bölgesel düzeyde verimlilik değişimlerinin ölçülmesi ve bileşenlerinin belirlenmesi, bölgesel gelişmenin sürdürülebilmesi açısından karar vericilere yön verecektir. Bölgesel gelişmişlik seviyelerinin sürdürülebilir bir düzlemde artması ve az gelişmiş bölgelerin diğer bölgelere yakınsaması, teknolojik gelişme temelinde yaşanacak verimlilik artışları ile olacaktır. Bölgelerin rekabetçiliğini, istihdamı ve sanayi yapısını geliştirecek bölgesel politikalar, etkinlik ve verimlilik ölçümünün katkısıyla tasarlanmalıdır.

İmalat Sanayinin Önemi
İmalat sanayi, istihdam ve üretim artışındaki azımsanmayacak katkısı nedeniyle ekonomilerin kalkınma ve büyüme sürecindeki itici gücü olarak nitelendirilmekte ve gelişmekte olan ülkeler için ayrı bir konumda bulunmaktadır. Çünkü imalat sanayi, sanayi kesiminde teknolojik ve yönetsel bilginin ortaya çıktığı, uyumlaştırıldığı ve ekonominin diğer kesimlerine aktarıldığı yegâne sanayi sektörü olmasından dolayı, tüm ülkelerde sürdürülebilir kalkınmanın anahtar sektörüdür. Örneğin, imalat sanayinin geliştirdiği teknolojilerden tarımsal makinalar ve zirai ilaç, gübre gibi kimyevî maddeler tarımda; iletişim araçları, bilgi teknolojileri ve ulaştırmaya dönük makina ve teçhizatlar hizmet sektöründe verimliliğin artışına doğrudan etki etmektedir. Tüm bu yönleriyle imalat sanayi, kalkınma, refah artışı ve ekonomik gelişme için kilit rol oynamaktadır.

İmalat sanayinin ekonomi içinde bahsedilen bu rolü, Türkiye için de geçerlidir. Tüm teknolojik seviyelerde sanayileşmenin sağlanması ve erişilen bu yapıyla ortaya çıkan refahın hem diğer sektörlerde hem de mekansal anlamda tüm ülkede uygun biçimde bölüşümünün sağlanması, sürdürülebilir, dengeli ve dinamik bir kalkınma sürecini ortaya çıkaracaktır. Türkiye’de imalat sanayinin 2012 yılı itibarıyla ekonomi içindeki yerine bakılacak olursa imalat sanayi, çalışanlar sayısının % 27,3’ünü, girişim sayısının ise % 12,7’sini; üretim değerinin % 45,4’ünü ve faktör maliyetiyle katma değerin % 33,7’sini oluşturmaktadır (TÜİK, 2014a). 2012 yılında imalat sanayinin cari fiyatlarla gayri safi yurt içi hasıladaki payı ise % 15,5 olmuş (TÜİK, 2014b), toplam ihracattaki payı ise % 93,9 olarak gerçekleşmiştir (TÜİK, 2013). Bu haliyle ihracatın çok büyük bir kısmını; ekonomik üretimin ise yaklaşık olarak yarısını tek başına ortaya koyan imalat sanayinde, bu üretimin etkin ve verimli biçimde yapılması sonucu elde edilecek kaynak tasarrufu ve bununla birlikte gerçekleşecek üretim artışları, ülke ekonomisine oldukça büyük katkı sunacaktır.

İmalat sanayinin toplam ekonomiye katkısını ortaya koyan Tuncer ve Özuğurlu (2004)’nun çalışmasındaki bulgulara göre toplam ekonominin çoklu faktör üretkenliğine en fazla katkıyı % 34 ile imalat sanayi vermektedir.

Parametrik Olmayan Etkinlik Ölçümü
Ülkeler, sektörler ya da bölgeler arası performans karşılaştırmaları yoluyla ekonomi ya da sanayi politikalarının hedeflerinin belirlenmesine yönelik pek çok çalışma ve araştırma literatürde yer almaktadır. Üretim sistemlerinde girdi ve çıktıların iyi bir şekilde modellenmesi ile benzer karar verme birimlerinin (KVB) etkinlik ölçümleri ve performans karşılaştırmaları pek çok yöntem ile yapılabilmektedir. Bu yöntemlerin başında Veri Zarflama Analizi (VZA) gelmektedir. VZA, ekonometrik modellerde olduğu gibi önceden tanımlı bir üretim fonksiyonuna ihtiyaç duymamakta ve kolay uygulanabilmektedir. Bu yönüyle VZA, etkinlik ölçümü çalışmalarında oldukça yaygın kullanılan bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. VZA, modellenen üretim sistemini ölçüm biriminden bağımsız olarak tek bir performans ölçüsü ile değerlendirmeye imkân sağladığı için oldukça kullanışlıdır. Zira sistemin performansını tek bir girdi ve çıktı üzerinden ölçen kısmi faktör göstergeleri (iş gücü verimliliği, enerji yoğunluğu vb.) sistem hakkında tek boyutta bilgi sunmakta ve bu sebeple eksik değerlendirmelere yol açabilmektedir. Tek boyutlu bilgi içeren bu tür göstergeler temel alınarak hazırlanan politikalar ise istenilen düzeyde başarılı olamamaktadır. Veri zarflama analizi uygulamalarında tercih edilen girdi ve çıktıların modellenmek istenilen üretim sistemini sağlıklı biçimde temsil etmesi önemlidir. Aksi halde, tek boyutlu bilgi içeren göstergelerde olduğu gibi performans ölçümü ve kıyaslamada hatalı değerlendirmeler ortaya çıkabilir. Özellikle makro düzeydeki etkinlik ölçümlerinde üretim sisteminin iş gücü, sermaye stoku ve enerji gibi temel faktörlerinin birlikte analiz edilmesi, toplam faktör bakış açısıyla etkinlik ölçümünün yapılabilmesini sağlayarak sistemin bütününe ilişkin bilgi içeren performans değerlerini ortaya çıkarmaktadır.

VZA’yı tercih eden enerji ve çevre araştırmalarının sayısında son dönemde oldukça büyük artış görülmektedir (Zhou ve diğerleri, 2008). Firma düzeyinde yapılan etkinlik ölçümleri ile karşılaştırıldığında, ülke ve bölge düzeyindeki çalışmaların sayısı belirgin biçimde fazladır. Hu ve Wang (2006)’ın çalışmasında Çin’in bölgeleri, toplam faktör bakış açısı ile analiz edilmiş ve bölgelerin etkinlikleri hesaplanmıştır. Çalışmada, sermaye stoku, işgücü ve enerji girdi olarak; GSYİH ise çıktı olarak ele alınmıştır. Benzer yaklaşımdaki etkinlik ölçümlerini OECD üyesi olan ve olmayan ülkeler için Chien ve Hu (2007); Japonya’nın bölgeleri için ise Honma ve Hu (2008) yapmıştır. Xiaoli ve diğerleri (2014) ise sermaye, iş gücü ve enerjiyi girdi; katma değeri çıktı olarak ele almışlar ve Çin sanayisinde, hem bölgeler hem de sektörler düzeyinde etkinlik değişimlerini incelemişlerdir.

Türkiye için yapılmış çalışmalara bakıldığında 2001 yılından önceki dönemleri içeren gerek ekonomi ya da sektör genelinde gerekse iller ve bölgeler düzeyindeki çalışmaların yaygın olduğu görülmektedir. Bu çalışmalardan bazıları, Deliktaş (2002), Yavuz (2003), Tuncer ve Özuğurlu (2004), Büyükkılıç ve Yavuz (2005), Yalama ve Sayım (2008) olarak verilebilir. Özellikle mülga Milli Prodüktivite Merkezi’nin yayımladığı Verimlilik Raporları da dikkate değerdir. 2001 yılı öncesinde literatürdeki Türkiye ile ilgili çalışmaların niceliksel fazlalılığın başlıca nedeni, söz konusu dönemde Devlet İstatistik Enstitüsü (2005 yılı itibarıyla Türkiye İstatistik Kurumu, TÜİK) tarafından üretilen oldukça kapsamlı veri kümeleridir. Bu veriler arasında hem kamu-özel kesim ayrımında işletme bazında verilerin, hem de sermaye stokuna dair vekil değişken olarak ele alınabilecek verilerin olması, kısmi faktör göstergelerinden daha kapsayıcı bilgiler sunan toplam faktör göstergelerini elde edebilme olanağını araştırmacılara sağlamıştır. 2002 yılından sonraki dönemde ise AB uyum süreci ile Türkiye’de yeni bir istatistik sisteminin kurulmasından dolayı bu veri kümelerinde kırılma yaşanmıştır. Bu nedenle, araştırmacılar için 2002 yılı ve sonrası dönemde özellikle iller ve bölgeler düzeyindeki çalışmalar için büyük bir kısıtlılık ortaya çıkmıştır. Aşağıdaki tabloda, literatürde Türkiye için VZA ile yapılan seçilmiş bazı çalışmalar verilmektedir.

Tablo 1. Türkiye’yi Konu Alan Seçilmiş Etkinlik Ölçümü Çalışmaları

Yazar

Analiz Dönemi

Karar Verme Birimleri

Model Türü

Uygulama Türü

Deliktaş (2002)

1990-2000

Türkiye’nin iller düzeyinde imalat sanayi ve alt kolları

Radyal

Malmquist endeks

Yavuz (2003)

1998

Türkiye’nin iller düzeyinde imalat sanayi ve alt kolları

Radyal

Etkinlik Analizi

(Tuncer & Özuğurlu, 2004)

1980-2000

Türkiye İBBS Düzey 1 Bölgeleri

Parametrik yöntem

Etkinlik ve verimlilik ölçümü

(Büyükkılıç & Yavuz, 2005)

1994-2001

Türkiye’nin imalat sanayi ve alt kolları

Radyal

Malmquist endeks

(Yalama & Sayım, 2008)

2005

İMKB’ye kote imalat sanayi kuruluşları

Radyal

Finansal rasyolarla etkinlik ölçümü

(Örkcü & Bal, 2012)

2003

Türkiye’nin illeri

Radyal

Etkinlik ölçümü

(Şimşek, 2011)

1995-2008

Türkiye ve 24 OECD ülkesi

Aylak temelli

Çevresel performans ve TFV analizi

Literatüre bakıldığında, 2002 yılı sonrasında Türkiye’de bölgesel düzeyde özellikle imalat sanayi için yapılan çalışmalar arasında, üretim sistemini toplam faktör bakış açısıyla ele alan; sermaye, iş gücü ve enerji gibi temel üretim kaynakları üzerinden VZA yöntemi ile etkinlik ölçümü yapan bir çalışma olarak Özkara ve Atak (2015)’ın çalışması öne çıkmaktadır. Bu çalışma ayrıca, imalat sanayinin enerji performansını ve tasarruf potansiyelini bölgesel düzeyde tespit etmesi ile literatüre önemli bir katkı sağlamaktadır. Bu makalenin devamında, sözü edilen yazarların çalışmasındaki önemli bulgular aktarılmaktadır.

İmalat Sanayinde İBBS Düzey 2 Bölgelerinin Performansları
Özkara ve Atak (2015)’ın çalışmasında dört farklı VZA modeli kullanılarak etkinlik ölçümü yapılmıştır. Her bir VZA modeli, etkinlik ölçümü için imalat sanayi üretimini farklı bir açıdan ele almakta ve bunun neticesinde hesaplanan etkinlik sonuçları değişebilmektedir. Bu kısımda, ilgili çalışmanın iki modeline dair sonuçlara yer verilmektedir. Bu VZA modelleri, ilgili çalışmada yer alan temel CCR modeli ile enerji tasarrufu potansiyelini maksimize eden ve CCR modeli gibi radyal yapıda olan modeldir. İki modelin arasındaki temel fark, farklı girdi ve çıktıları etkinlik ölçümünde farklı biçimde ele almaları ve enerji tasarrufu potansiyelini hesaplayan modelin ayrıca istenmeyen çıktı olarak CO2 emisyonunu zayıf atılabilirlik varsayımı altında hesaba katmasıdır. Bunun yanında üretim sistemindeki tüm temel girdileri içermesinden dolayı yazarların bu çalışmasındaki etkinlik ölçümü toplam faktör bakış açısını içermektedir. Tablo 2’de bu etkinlik ölçüm modellerinde kullanılan girdi ve çıktılar verilmektedir. Her iki model de girdi odaklı olarak ele alınmıştır. Böylece modeller, karar verme birimlerinin mevcut çıktı miktarının, mümkün olan en az girdi miktarı ile üretilmesini sağlamak amacıyla kurulmuş ve çözümler elde edilmiştir.

Tablo 2. Etkinlik Ölçüm Modellerinde Tercih Edilen Girdi ve Çıktılar

Yazar

Analiz Dönemi

Karar Verme Birimleri

Model Türü

Uygulama Türü

Deliktaş (2002)

1990-2000

Türkiye’nin iller düzeyinde imalat sanayi ve alt kolları

Radyal

Malmquist endeks

Yavuz (2003)

1998

Türkiye’nin iller düzeyinde imalat sanayi ve alt kolları

Radyal

Etkinlik Analizi

(Tuncer & Özuğurlu, 2004)

1980-2000

Türkiye İBBS Düzey 1 Bölgeleri

Parametrik yöntem

Etkinlik ve verimlilik ölçümü

(Büyükkılıç & Yavuz, 2005)

1994-2001

Türkiye’nin imalat sanayi ve alt kolları

Radyal

Malmquist endeks

(Yalama & Sayım, 2008)

2005

İMKB’ye kote imalat sanayi kuruluşları

Radyal

Finansal rasyolarla etkinlik ölçümü

(Örkcü & Bal, 2012)

2003

Türkiye’nin illeri

Radyal

Etkinlik ölçümü

(Şimşek, 2011)

1995-2008

Türkiye ve 24 OECD ülkesi

Aylak temelli

Çevresel performans ve TFV analizi

Türkiye’nin İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) Düzey 2’de yer alan 26 adet bölgenin imalat sanayinin etkinlik skorları 2003-2012 dönemindeki her yıl için hesaplanmıştır. İlgili dönemde bölgelerin performanslarını genel olarak kıyaslamak adına, 2003-2012 yıllarını kapsayan on yılın ortalama etkinlik değerleri Şekil 1’de verilmektedir. Yapısı ve girdi-çıktı tercihi ile CCR modeli ekonomik performansı; enerji tasarrufu potansiyelini maksimize eden diğer model ise emisyonları da hesaba katarak enerji girdisi üzerinden etkinlik ölçtüğü için bütünleşik çevre ve enerji performansını ifade etmektedir.


Şekil 1. Bölgelerin 2003-2012 Dönemindeki Ortalama Etkinlik Skorları

TR10-İstanbul bölgesinin imalat sanayi, her iki modelde de tüm yıllar için etkin durumdadır. Bu bölgeyi takip eden TR42-Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova ile TR51-Ankara bölgelerinin imalat sanayi en iyi ikinci ve üçüncü performansa sahiptirler. En düşük performans CCR modeline göre TRA1-Erzurum, Erzincan, Bayburt; diğer modele göre ise TRA2-Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan bölgesinde görülmüştür.

İmalat Sanayinde Ulusal ve Bölgesel Düzeyde Enerji Tasarrufu Potansiyeli
Girdi odaklı veri zarflama analizi modelleri, aynı miktardaki çıktıyı üretecek en az girdi bileşimini sonuç olarak verdiği için, enerji girdisi özelinde hesaplanan iyileştirme miktarları aslında israf edilen enerji miktarı bilgisini karar vericilere sunmaktadır. Böylece her bir bölge düzeyinde imalat sanayinin israf ettiği elektrik enerjisinin tükettiği elektrik miktarına oranı, elektrik enerjisi özelinde enerji tasarrufu potansiyelini vermektedir. Bölgesel düzeyde elektrik enerjisi dışında diğer enerji tüketimlerine dair veri bulunamadığı için, sözü edilen çalışmada imalat sanayinin enerji tüketimini temsil etmek üzere elektrik enerjisi tüketimi kullanılmıştır. Literatürde enerji tasarrufu potansiyelini sabitlenmiş sermaye ve iş gücü girdileri ile istenmeyen çıktılar yoluyla maksimize eden model olarak geçen VZA modeli (Wang, Yu, & Zhang, 2013), CCR modelinin sonuçları ile kıyaslandığında, İBBS Düzey 2 bölgelerinin enerji tasarrufu potansiyelini daha yüksek oranlarda hesaplayabilmektedir. Analiz döneminin tamamı göz önüne alındığında Türk imalat sanayinin enerji tasarrufu potansiyeli CCR modeline göre % 26,1 olarak hesaplanmakta; tasarruf potansiyelini maksimize eden diğer model sonucuna göre ise bu oran % 28,7 olarak bulunmaktadır. Yıllar itibarıyla bakıldığında ise her bir model sonucuna göre ulusal düzeyde imalat sanayinin enerji tasarrufu potansiyeli Şekil 2’de verilmektedir. Şekilde yer alan sütunların tamamı ilgili yıldaki imalat sanayinin toplam elektrik tüketimini, koyu renkli kısımlar ise ilgili yılda bölgelerin imalat sanayinin etkin olarak kullanmayarak israf ettiği elektrik tüketiminin toplam miktarını göstermektedir. 2009 yılı enerji tasarruf potansiyelinin analiz döneminde en düşük oranda gerçekleştiği yıl olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yılda CCR modeline göre % 17,7; enerji performansını ölçen diğer modele göre ise % 22,2 oranında tasarruf potansiyeli hesaplanmıştır. Enerji tasarrufu potansiyelinin en yüksek gerçekleştiği yıl ise yine sırasıyla % 35,2 ve % 36,5 oranları ile 2006 yılı olmuştur.



Şekil 2. İmalat Sanayinde Yıllar İtibarıyla Miktar Olarak Elektrik Tüketimi ve Tasarruf Potansiyeli

Şekil 3 ise bölgelerin analiz dönemi genelinde ortalama olarak ne oranda enerji (elektrik) tasarrufu potansiyelinin olduğunu göstermektedir. Verilen bu şekilde, sütunların tamamı bölgelerin analiz dönemindeki on yıllık toplam elektrik tüketimini, sarı renkli kısımlar ise israf edilen elektrik enerjisi toplamını göstermektedir. Şeklin en sol tarafında ise bölgelerin bu iki parametreye bağlı olarak hesaplanan enerji tasarrufu potansiyeli büyükten küçüğe sıralı olarak verilmiştir. Veri zarflama analizi ile göreli etkinlik ölçümü yapıldığından dolayı en iyi ya da başka bir deyişle etkin bölgelerde tasarruf potansiyeli ortaya çıkmamaktadır. Bu nedenle etkinlik skorlarının verildiği bir önceki kısımdan da hatırlanacağı üzere TR10-İstanbul bölgesinin imalat sanayi girdi ve çıktı bileşimi ile diğer bölgelere rol model olduğu için bu bölgede tasarruf oranı sıfır olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin TR31-İzmir bölgesinin imalat sanayinin girdi-çıktı yapısı, TR10-İstanbul bölgesi ile kıyaslandığında elektrik enerjisini ortalama %26,5 oranında israf ederek yani etkin olmayan biçimde tüketmektedir.



Şekil 3. Enerji Tasarrufu Potansiyelini Maksimize Eden Modele Göre Bölgelerin Ortalama Tasarruf Potansiyelleri

Sonuç
Burada incelenen çalışmadan elde edilen bulgular, imalat sanayini bölgesel düzeyde etkinlik ve enerji tasarrufu açısından anlamaya yardımcı olacak ve imalat sanayinde bölgesel düzeyde uygulanacak politikalara katkı sunacaktır. Türkiye’de bölgesel gelişmişlik farklılıklarının giderilmesi ve bölgesel gelişmenin daha dengeli bir yapıya kavuşması için, ekonominin üretken gücü olan imalat sanayinin bölgesel düzeyde etkinliğinin artırılması önemlidir. Etkinliği artan bir imalat sanayi, kaynaklarını israf etmeden kullanarak orta ve uzun dönemde ortaya koyacağı tasarruf ve birikimler yoluyla yatırımlarını ve kapasitesini artırabilecek ve bunun yanında hem rekabetçiliğini hem de büyümesini sürdürebilecektir. Çevreye duyarlı ve verimliliği yüksek bir sanayi yapısı, özellikle orta ve az gelişmiş bölgelerin kalkınmasında önem arz etmektedir. Bu nedenle, başta Kalkınma Ajansları olmak üzere bölgesel düzeyde politika geliştiren kurumlar tarafından, özellikle bu bölgelerde yenilikçiliğe ve teknoloji geliştirmeye dayalı, katma değerli üretim desteklenmelidir.

Kaynaklar
Altıok, M., & Tuncer, İ. (2013). Türkiye İmalat Sanayinde Yapısal Değişim ve Üretkenlik: 1980–2008 Dönemi. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 13(2).
Büyükkılıç, D., & Yavuz, İ. (2005). İmalat Sanayiinde Toplam Faktör Verimliliği - Teknik Değişim, Teknik Etkinlik (1994-2001). Ankara: Milli Prodüktivite Merkezi .
Chien, T., & Hu, J.-L. (2007). Renewable energy and macroeconomic efficiency of OECD and non-OECD economies. Energy Policy, 35(7).
Deliktaş, E. (2002). Türkiye özel sektör imalât sanayiinde etkinlik ve toplam faktör verimliliği analizi. ODTÜ Gelişme Dergisi, 29(3-4), 247-284.
Honma, S., & Hu, J.-L. (2008). Total-factor energy efficiency of regions in Japan. Energy Policy, 36(2), 821-833.
Örkcü, H., & Bal, H. (2012). A New Approach To Cross Efficiency In Data Envelopment Analysis and Performance Evaluation of Turkey Cities. Gazi University Journal of Science, 25(1), 107-117.
Özkara, Y., & Atak, M. (2015). Regional total-factor energy efficiency and electricity saving potential of manufacturing industry in Turkey. Energy, 495-510.
Şimşek, N. (2011). Türkiye’nin Çevresel Enerji Etkinliği ve Toplam Faktör Verimliliği: Karşılaştırmalı Bir Analiz. Ege Akademik Bakış, 11(3), 379-396.
Tuncer, İ., & Özuğurlu, Y. (2004, Aralık). Türkiye Ekonomisinde Büyüme ve Sektörel Üretkenlik Analizleri: Bölgesel Karşılaştırmalar 1980-2000. Mayıs 31, 2010 tarihinde http://www.tek.org.tr. adresinden alındı
TÜİK. (2013). Türkiye İstatistik Kurumu Dış Ticaret İstatistikleri Haber Bülteni. URL: http://tuik.gov.tr/ZipGetir.do?id=13428&class=onceki,
TÜİK. (2014a). Türkiye İstatistik Kurumu Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri, 2012 Haber Bülteni, Tablo-1: Ekonomik faaliyetlere (Programcılık ve yayıncılık faaliyetleri, finans ve sigorta faaliyetleri hariç) göre bazı temel göstergeler. URL: http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=16181,
TÜİK. (2014b). Türkiye İstatistik Kurumu İktisadi Faaliyet Kollarına Göre Cari Fiyatlarla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, NACE Rev. 2. URL: http://www.tuik.gov.tr/PreIstatistikTablo.do?istab_id=2217,.
Xiaoli, Z., Rui, Y., & Qian, M. (2014). China's total factor energy efficiency of provincial industrial sectors. Energy, 65, 52-61.
Yalama, A. ve Sayım, M. (2008). Veri Zarflama Analizi ile İmalat Sektörünün Performans Değerlendirmesi. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 23(1), 89-107.
Yavuz, İ. (2003). Verimlilik ve Etkinlik Ölçümüne Yeni Yaklaşımlar ve İllere Göre İmalat Sanayiinde Etkinlik Karşılaştırmaları. Ankara: Milli Prodüktivite Merkezi.