İçindekiler
Dergi Arşivi

İzmir Kalkınma Ajansı Sürdürülebilir Üretim Çalışmaları

Hülya ULUSOY SUNGUR / Uzman (İzmir Kalkınma Ajansı)

 

Sürdürülebilirlik ve Sürdürülebilir Üretim Kavramı
Sürdürülebilirlik kavramı son 200 yıldır dünya gündemini meşgul etmektedir. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaşanan hızlı endüstriyel gelişim, nüfusun, üretim ve tüketimin artması, yenilenmeyen doğal kaynakların yok olması veya kirletilmesine neden oluyor. Kaynakların ekonomik gelişmeyi ve insan hayatını tehdit edecek şekilde azalması, sürdürülebilirliği son 50 yılda hükümetlerin, üreticilerin ve toplumun tartıştıkları küresel bir konu haline getirdi.

Kavram kapsam olarak genişledi, ülkeler boyutundan küresel boyuta taşındı, sonrasında bölgesel düzlemde de ele alınması gerekliliği anlaşıldı. 1987 yılında BM Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun hazırladığı Ortak Geleceğimiz Raporu’nda sürdürülebilirlik “kalkınma” kavramı ile eşleştirilerek sunuldu. Bu rapor ile sürdürülebilirlik amacıyla gerçekleştirilen faaliyetlerin ve harcanan finansal kaynakların ekonomik gelişme ve kalkınma için bir engel oluşturduğuna dair düşüncenin yerini, sürdürülebilirlik yaklaşımının “kalkınma” için bir temel unsur olduğu düşüncesi almaya başladı. Son yıllarda iklim değişikliğinin etkilerinin açık bir şekilde görülmesiyle birlikte bu görüş güç kazanmaktadır.

Küresel düzeyde halen üzerinde bilimsel, politik ve ideolojik pek çok tartışmanın sürdüğü sürdürülebilir kalkınma, aslında yerelin, farklı bir deyişle kentlerin ve bölgelerin temel kalkınma gündemi olmalıdır. Kaynakların tüketimi ve üretim arasındaki ilişkide yenilikçi düşünceler ve yaklaşımlarla değişimi sağlayabilen bölgeler, sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesini ve gelişimini mümkün kılacaktır. Sürdürülebilir kalkınma, çevrenin korunması ve sürdürülebilirliği yanında, sürdürülebilir ekonomik büyüme ve sosyal sürdürülebilirlik boyutları ile birlikte ele alındığında gerçekleştirilmesi mümkün, anlamlı bir hedef olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu çok boyutlu bakış açısı üzerine yapılan çalışmalar; pek çok yeni kavram, buluş ve gelişim alanlarını da beraberinde getirmektedir. Bunlardan biri, kaynakların tüketilmesi ve çevresel kirliliğin temel faktörü olan üretim faaliyetini, sürdürülebilirlik kavramı ile eşleştiren sürdürülebilir üretim kavramıdır. Sürdürülebilir üretim hükümetler arası anlaşmalar, ulusal hedefler ve uluslararası kuruluşlar tarafından fonlanan büyük ölçekli projelerde sıklıkla önceliklendirilmektedir ve ekonomik gelişmenin en büyük çarkı konumundaki üretimde büyük bir dönüşümün kapısını açarak, daha az kaynak ve daha az atıkla daha verimli üretimin sağlanması, iklim değişikliğinin önlenmesi ve iklim değişikliğine uyum yönünde çözümler sunmaktadır.

Çevre kirliliği, tükenen doğal kaynaklar ve iklim değişikliğinin yarattığı baskı karşısında sürdürülebilir üretim; bölgesel kalkınma alanında faaliyet gösteren kurumların üzerinde çalıştığı önemli bir odak olmuştur.

İzmir’e Bakış
Su kaynaklarının oldukça kısıtlı olması, ekolojik değeri yüksek doğal zenginliklerin varlığı, tarımsal üretimin ekonomideki yeri ve aynı zamanda sanayi sektörünün de gelişim gösterdiği bir bölge olması sürdürülebilir üretim konusunu TR31 İzmir Bölgesi için kritik hale getirmektedir. Bölgede su kirliliği, hava kirliliği ve atık bertarafı çevre sorunları arasında öne çıkmaktadır. Aynı zamanda iklim değişikliğinin artan etkileri, bölgede belirgin bir şekilde tecrübe edilmektedir. Bu çerçevede doğru stratejilere dayanan kentsel arazi kullanım kararlarıyla iklim değişikliğinden doğan olumsuz etkilerin en aza indirilmesi; kentsel yerleşim, sanayi bölgeleri ve tarımsal üretim alanlarında sürdürülebilir yaşam ve üretim uygulamalarının artırılması; biyolojik çeşitlilik, tarım toprakları, orman alanları, koruma alanları ve ekosistemler üzerindeki baskıların ortadan kaldırılması bölge için önem taşıyan konular arasındadır.

İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA), kurulduğu 2006 yılından beri İzmir’in sosyoekonomik kalkınmasına yönelik çalışmalarını sürdürülebilirlik ekseninde yürütmektedir. Bölgenin sürdürülebilir kalkınmasına yönelik olarak, gerek Ajans gerekse diğer kurum ve kuruluşların çalışmaları için temel yol haritası 2014-2023 İzmir Bölge Planı’dır (İZBP). İZBP çerçevesindeki politika, öncelik ve hedefler İzmir’deki kamu, özel ve sivil toplum kesimlerinin katılım ve katkılarıyla, üniversitelerin ve diğer kuruluşların bölgesel düzeydeki araştırma ve analiz çalışmaları ile şekillenen bir mevcut durum analizi üzerinden geliştirildi.

İZBP sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, İzmir'in var olan kaynaklarının en etkin şekilde değerlendirilmesi ve kaynak kullanımındaki bilinç, sorumluluk ve verimliliği artırarak gelecek nesillerin yaşam kalitesi standartlarına sahip çıkılması sorumluluğu ile hazırlandı. İZKA, faaliyetlerini bu temel kalkınma belgesi çerçevesinde, bu bilinçle tasarlamakta ve uygulamaktadır. İZBP kapsamında, İzmir’in sahip olduğu kaynakların sürdürülebilirliğine odaklanan, güçlü ekonomi ve yüksek yaşam kalitesi gelişme ekseni altında farklı öncelik ve hedefler yer almaktadır.

Sanayide ve tarımda sürdürülebilir üretim, iklim değişikliğine uyumun en önemli araçlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, kirliliği kaynağında önleme, kaynak verimliliği, çevre dostu ürün vb. yaklaşımlar ile işletmelere üretim maliyetlerinde düşüş ve çevre performansında artış sağlayan eko-verimlilik, diğer bir ifadeyle temiz üretim uygulamaları, İzmir’deki sürdürülebilirlik çalışmalarının önemli bir parçası haline gelmiştir. Son yıllarda, ülkemizde eko-verimlilik alanında ulusal ve bölgesel olarak önemli çalışmalar yürütülmüş, sanayide önemli kazanımların sağlanabileceği görülmüştür.

İZKA bölgesel kalkınma hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir üretimin güçlendirilmesine yönelik faaliyetlere, eko-verimlilik uygulamaları ve yenilenebilir enerji kullanımının desteklenmesi ve yaygınlaştırılması alanında yaptığı çalışmalarla somut olarak başlamıştır. Bu çalışmaları daha sonra yenilenebilir enerji alanında yabancı yatırımın çekilmesi, bölgede eko-endüstriyel parklar/yeşil OSB’ler hakkında farkındalığın artırılması, sürdürülebilir enerji alanında ekipman ve çevre teknolojilerinin üretilmesine yönelik kümelenme projesi geliştirilmesi, havza bazlı sürdürülebilir tarıma yönelik çalışmalar, fizibilite destekleri ve endüstriyel simbiyoz konusunda bölgesel farkındalığın oluşturulması gibi faaliyetler izlemektedir. Bu yazıda, eko-verimlilik alanındaki çalışmalar ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.

İzmir’de Eko-Verimlilik (Temiz Üretim) Uygulamalarının Yaygınlaştırılması Projesi
2011 yılında, İzmir bölgesinde eko-verimlilik uygulamalarının yaygınlaştırılması amacı ile İZKA tarafından Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) iş birliğiyle “İzmir’de Eko-Verimlilik (Temiz Üretim) Uygulamalarının Yaygınlaştırılması” Projesi (İzmir Eko-verimlilik Projesi) başlatıldı.

Proje bir kamu kurumunun, sanayi işletmelerinin verimliliğini artırmak vizyonuyla, planlamadan uygulamaya kadar tüm süreçleri içerecek şekilde yürüttüğü ve olumlu sonuçlara ulaşan kapsamıyla öne çıkmaktadır. İzmir Eko-verimlilik Projesi, eko-verimlilik uygulamalarına yönelik bölgesel stratejilerin ve kapasitenin geliştirilmesi, işletmelerin eko-verimlilik alanında mali desteklerle teşvik edilmesi ve işletmelerde pilot uygulamaların gerçekleştirilerek çıktıların yaygınlaştırılması amaçlarına odaklandı. Söz konusu proje TTGV ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) teknik danışmanlığında yürütüldü. İzmir sanayi işletmelerinin, verimlilik ve yenilik uygulamalarıyla çevreye uyumlu ve rekabet edebilir hale getirilmesi hedeflendi.

İzmir Eko-verimlilik Projesi kapsamında, ilk aşamada İzmir’in bu alanda mevcut durumu analiz edildi. Yapılan katılımcı çalışmalarla projenin en önemli çıktısı, ülkemizin bu alandaki ilk bölgesel stratejisi olan “İzmir Eko-verimlilik (Temiz Üretim) Stratejisi” (İES) hazırlandı. 2. aşamada bölgede kapasite geliştirilmesi için eğitimler verildi, uygulamaların yaygınlaştırılabilmesine yönelik olarak izleme, ölçüm, analiz, etüt vb. hizmetler kapsamında iş birliği yapılacak kurum ve kişiler belirlendi. Bu etapta TTGV, ODTÜ ve TÜBİTAK MAM’dan katılan eğitimciler tarafından sertifikalı eğitimler verildi.

3. aşama olarak bölgeye örnek olacak pilot proje uygulamaları “İzmir Eko-verimlilik (Temiz Üretim) Destek Programı” aracılığı ile hayata geçirildi. Projenin hala devam eden yaygınlaştırma aşamasında; pilot proje sonuçlarının bölgesel ve ulusal düzeyde tanıtılması gerçekleştirilmektedir.

Stratejinin hayata geçirilmesi için en önemli aşamanın yaygınlaştırma aşaması olduğu düşünülmektedir.

İzmir Eko-verimlilik (Temiz Üretim) Programı
İzmir Eko-verimlilik Stratejisi; firmaların temiz üretim uygulamalarının gerçekleşmesi için ihtiyaç duyacakları finansal kaynağın mutlaka teknik uzmanlıkla da desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu alanda yapılacak çalışmaların başarısı için bu husus kritik bir konudur.

Strateji doğrultusunda, İZKA ve TTGV’nin iş birliğiyle “İzmir Eko-verimlilik (Temiz Üretim) Programı” (İEP) tasarlanmış ve 2014’te hibe çağrısına çıkılmıştır. Programın amacı İzmir’de eko-verimlilik uygulamalarına yönelik kapasiteyi geliştirmek, sanayi kuruluşlarını eko-verimlilik alanında teşvik etmek ve işletmelerde örnek uygulamaları gerçekleştirmektir.

Program içeriği İES ile uyumlu şekilde TTGV ve ODTÜ ile birlikte hazırlandı. Desteklenecek pilot uygulamalar için İES kapsamında belirlenen “Ana Metal Sanayi”, “Kimyasal Madde ve Ürünleri İmalatı”, “Gıda Ürünleri ve İçecek İmalatı” ve “Metalik Olmayan Diğer Mineral Ürünlerin İmalatı” sektörleri önceliklendirildi ve program aşamalar halinde yönetildi.

1. Aşama: Teklif Çağrısı
Eko-verimlilik Programı kapsamındaki pilot projelerin gerçekleştirileceği işletmelerin seçimi TTGV koordinasyonunda oluşturulan Program Değerlendirme Komisyonu tarafından yapıldı. İyi uygulama örnekleri oluşturan beş işletme eko-verimlilik uygulamalarına uygunluk, veri temini, proje yönetimi, isteklilik konularındaki yeterliliklerini ölçen kriterler çerçevesinde belirlendi. Program kapsamında dört işletme ile taahhütname imzalandı.

 2. Aşama: Pilot Projelerin Belirlenmesi
Bu aşamada dört pilot uygulama için işletmelerde eko-verimlilik etüt çalışmaları gerçekleştirildi ve desteklenecek faaliyetler belirlendi, işletme temsilcilerine eko-verimlilik uygulamalarına ilişkin eğitimler verildi. Hazırlanan etüt raporlarında, işletme yetkilileri ile birlikte hayata geçirilmesine karar verilen eko-verimlilik olanakları belirlendi; bunlara ilişkin fizibilite çalışmaları ve finansman planları hazırlandı. Bu kapsamda İZKA hibe desteği, TTGV desteği ve işletme eş-finansmanı ile gerçekleştirilecek uygulamalar tespit edilerek İZKA Yönetim Kurulu’nda onaylandı.

3. Aşama: Pilot Projelerin Uygulanması
Bu aşama pilot projelerin uygulanması, izlenmesi ve ödeme süreçlerinden oluşmaktadır. Her bir projeyi izlemek ve süreci yönetmek üzere, bir TTGV uzmanı ve iki bağımsız uzmandan oluşan Proje İzleme Ekibi oluşturuldu. Ayrıca izleme uzmanları dışında gerekli görüldüğü hallerde projelerde dış uzman/danışman da görevlendirildi.

   

4. Aşama: İzleme ve Değerlendirme Çalışmaları
Pilot projelerle işletmelerde sağlanan kazanımların ve yaratılan etkinin görülmesi, uygulamaların geri ödeme sürelerinin belirlenmesi programın yaygınlaştırma faaliyetlerinin etkinliği açısından büyük öneme sahiptir. Bu nedenle, pilot projelerde hem uygulama sürecinde hem de tamamlanmalarını takiben 8 ay boyunca bağımsız izleyiciler tarafından çevresel ve ekonomik kazanımların tespit edilmesine yönelik izlemeler gerçekleştirildi. Uygulamaların başarıları ile tüm tespitler bir uygulama sonrası değerlendirme çalışmasında raporlandı.

5. Aşama: Yaygınlaştırma Çalışmaları
Pilot projelerin tanıtılması ve uygulamaların bölgemizde yaygınlaştırılması programın en önemli aşamalarından biridir. Bu aşamaya yönelik olarak tanıtım broşürleri, filmler hazırlandı. Halen ulusal ve uluslararası düzeyde farklı platformlarda programın ve projelerin tanıtımı yapılmaya devam edilmektedir.

İzmir Eko-verimlilik (Temiz Üretim) Programı’nın Etkileri
Söz konusu program, eko-verimlilik uygulamalarında küçük miktarda destekler ve kısa yatırım geri dönüş süreleri ile büyük katkılar sağlanabileceğini; çevreyi koruyarak üretmenin katma değer ve mali kaynak kaybetmeden mümkün olabileceğini gösterdi. Destek verilen firmaların üretim süreçlerinde eko-verimlilik bakış açısının geliştiği, faaliyetlerini proje ve fizibilite mantığı içinde yürütmeye başladıkları görüldü. IEP;
• Bir kalkınma ajansının bir vakıfla gerçekleştirdiği ilk ortak finansal mekanizma oldu. Programda dörtlü sarmal, yani özel sektör, sivil toplum, üniversite ve ajans iş birliği sağlandı.

• IEP, kalkınma ajanslarının mevcut mali destek programı pratiğinden farklı bir yaklaşım ve uygulama oldu. Proje seçmek yerine firma seçilerek desteklenecek projelerin iş birliği ile geliştirilmesi sağlandı. Finansal destek ilk defa teknik destek ve eğitimler ile harmanlandı ve finansal desteğin başarısı artırıldı.
• Her bir firmada gerçekleştirilen uygulamaların en az bir tanesi ülkemiz için ilk veya nadir uygulama özelliğine sahip oldu.

Söz konusu programın ve pilot uygulamalarının tanıtılması, bu uygulamaların “yapılabilir” olduğu konusunda farkındalık oluşturulması, İzmir’de ve ülkemizdeki diğer bölgelerde eko-verimlilik uygulamalarının yaygınlaştırılması açısından büyük önem taşımaktadır.

Yenilenebilir Enerji Çalışmaları
İzmir’de tüm yenilenebilir enerji kaynaklarının potansiyeli oldukça yüksektir. Ajans yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla mali destek programları uyguladı ve bu yolla başarılı projeler hayata geçirildi. Bölgenin aynı zamanda yenilenebilir enerji ekipmanları üreten bir merkez olması, var olan dışa bağımlılığın azaltılması ve yerli ekipman ve teknolojiler üretilmesi hedeflendi. Rüzgâr enerjisi başta olmak üzere, yenilenebilir enerji ekipmanları üretimi yatırım destek çalışmalarında önceliklendirildi ve çalışmalarla İzmir’e pek çok yabancı yatırım çekildi. Ajans 2016 Yılı Avrupa Girişimciliği Teşvik Ödülleri yarışmasında “Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknolojileri Mali Destek Programı” ile ikincilik elde etti ve “National Winner” unvanını aldı.

Ajans yenilenebilir enerji alanındaki faaliyetlerini, yerli ekipman ve çevre teknolojileri üretimine yönelik küme geliştirme çalışmaları ile güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bu kapsamda Enerji ve Sanayici İş Adamları Derneği (ENSİA) iş birliğiyle hazırlanan “Best For Energy (Enerji Sektöründe Sürdürülebilir ve Etkin Dönüşümün Sağlanması)” başlıklı proje, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yürütücüsü olduğu Rekabetçilik ve Yenilik Sektör Operasyonel Programı (2014-2020) kapsamında onaylandı. Faaliyetleri 2019 yılında başlayacak projenin ihale süreçleri devam etmektedir.


Eko-Endüstriyel Parklar ve Endüstriyel Simbiyoz Alanında Farkındalığın Artırılması
Sürdürülebilir üretim alanındaki yakın dönem hedeflerden birisi bölgede firmalar arası endüstriyel simbiyoz çalışmalarının başlaması ve eko-endüstriyel parkların, diğer tanımıyla yeşil OSB’lerin hayata geçmesidir. 2018 yılında ilan edilen Fizibilite Destek Programı kapsamında eko-verimlilik, endüstriyel simbiyoz, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, temiz teknolojilere geçiş vb. uygulamalarla sürdürülebilir üretim ve hizmet kapasitesinin geliştirilmesi desteklenecek alanlardan birisi olarak önceliklendirilmiş, bu kapsamda İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesinin ve Tire Organize Sanayi Bölgesinin eko-endüstriyel park dönüşümlerine yönelik fizibilite çalışmalarının desteklenmesine karar verilmiştir.

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin pilot bölgelerden birisi olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Dünya Bankası iş birliğinde hayata geçirilen “Türkiye İçin Yeşil OSB Çerçevesinin Geliştirilmesi Projesi” yakından takip edilerek bu projenin çıktılarının bölgede tanıtılması ve yaygınlaştırılması için proje ekibi ile ortak çalışmalar yürütülmektedir. Benzer şekilde İZKA, Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı ile birlikte İngiltere Refah Fonu desteğiyle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen ve Türkiye’de endüstriyel simbiyoz uygulamalarına yönelik sistematik bir çerçevenin oluşturulmasını amaçlayan “Türkiye İçin Endüstriyel Simbiyoz Yol Haritasının Geliştirilmesi Projesi” kapsamındaki ortaklar arasında yer almaktadır.

Sonuç
İZKA sürdürülebilir üretim konusunu kapsayıcı ve kapsamlı bir yaklaşımla ele almaktadır. Diğer ajans faaliyetlerinde olduğu gibi katılımcılık ve paydaşlarla iş birliği göz önünde tutulmaktadır. Eko-verimlilik programındaki başarıda kurulan iş birliği ağının büyük önemi vardır. Bu yaklaşım farklı tür ve düzeylerdeki sürdürülebilir üretim çalışmalarında devam ettirilmektedir. Bir taraftan dörtlü sarmaldaki tüm kesimlerin; kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademinin konuya entegre edilmesi önemsenmektedir. Diğer taraftan sürdürülebilir üretim konusunda uygulamaların gerçekleştirilmesi, finansman ve teknik desteğin sağlanması, küresel gündemin ulusal ölçeğe veya bölgeye taşınması, deneyimin aktarılması, ölçüm veya analizlerin yapılması, Ar-Ge veya yeniliklerin üretilmesi, başarıların yaygınlaştırılması gibi önem taşıyan noktalarda katkı sağlayacak uluslararası, ulusal, bölgesel, yerel tüm paydaşların kapsanması kritik önemde görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında, TR31 İzmir Bölgesi bu tür bölgesel aktörler açısından oldukça şanslı olarak değerlendirilebilir. İzmir’de yerel yönetimler, üniversiteler, odalar, OSB yönetimleri, özel sektör gibi farklı kesimlerden pek çok paydaş sürdürülebilir üretim alanındaki faaliyetler ile öne çıkmakta, bölgede Ajans faaliyetlerini tamamlayıcı pek çok proje gerçekleşebilmektedir.

Kapsayıcılık yanında kapsamlı yaklaşım da kurum tarafından dikkate alınan bir diğer konudur. Sanayi ile beraber tarım ve turizm sektörlerinde de sürdürülebilirlik bilinci ve uygulamaları yaygınlaşma eğilimi taşımaktadır. Benzer şekilde sürdürülebilir üretim kavramı altındaki tüm ilişkili kavramların tanıtılması ve gerçekleştirilmesi önemsenmektedir. 2017 yılında, Avrupa Birliği Kalkınma Ajansları Ağı EURADA ve pek çok değerli paydaş ile ortaklaşa gerçekleştirilen “Eko-verimlilik için Endüstri 4.0 (Industry 4.0 for Eco-efficiency) AGORADA+” etkinliğinde olduğu gibi konuyla ilgili çalışmaların; dijital dönüşüm, akıllı uzmanlaşma, iklim odaklı akıllı uygulamalar, eko-inovasyon, yeşil işler, sosyal kalkınma, uluslararası ağlar, akıllı kentler vb. olgularla ilişkili bir şekilde geliştirilmesi öngörülmektedir. Ulusal ve uluslararası iklim değişikliği çalışmaları ile Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ise önemli mihenk taşları olarak belirlenmiştir.

 

Ajansın yakın dönem çalışma programında, yukarıda bahsedilen yaygınlaştırma hedeflerinin yanı sıra İzmir Off-Shore Rüzgâr Enerjisi Projesi, Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknolojileri mali destek programlarının etki değerlendirmesi, temiz enerji hackathonları, Best For Energy projesi kapsamında kümelenme çalışmaları, havza bazlı sürdürülebilir tarımın geliştirilmesine yönelik faaliyetler ve yatırım destek faaliyetleri gibi etkinlikler planlanmıştır. Kurum tüm bu çalışmaları bölgesel düzeyde hazırlanacak Döngüsel Ekonomi Stratejisi çatısı altında bütünleştirmeyi de planlamıştır.

Yakın gelecekte küresel gündemi iklim değişikliği, enerji ve su sorunu ile inovasyon ekonomilerinin belirleyeceği öngörülmektedir. İZKA bölgenin bu koşullara uyum sağlaması ve rekabet gücünü geliştirmesi amacı ile İzmir’i sürdürülebilir üretim ve sürdürülebilir sosyo-ekonomik kalkınma konusunda örnek bir bölge yapmak için çalışmaya devam edecektir.

Kaynakça
1- 2014-2023 İzmir Bölge Planı
(http://www.izka.org.tr/upload/Node/30205/files/Izmir_Bolge_Plani.pdf)
2- İzmir Eko-verimlilik Stratejisi Dokümanı
(http://www.izka.org.tr/upload/Node/30930/xfiles/ekoverimlilik_10_2012.pdf)
3- İzmir Eko-verimlilik Programı Başvuru Rehberi ve Broşürleri
(http://www.izka.org.tr/tr/30388/2013-Yili-Izmir-Eko-verimlilik-Temiz-Uretim-Programi)
4- İzmir Eko-verimlilik Programı Infografik Poster
(http://www.izka.org.tr/upload/Node/30205/files/Eko_Verimlilik_Brosuru.pdf)
5- İzmir Eko-verimlilik Programı Tanıtım Filmi (http://bit.ly/2DUgYdO)
6- Agorada+ “Eko-verimlilik için Endüstri 4.0 (Industry 4.0 for Eco-efficiency)” Etkinliği İnternet Sitesi ve Videosu (http://agorada2017izmir.izka.org.tr/index.php/multimedia)