İçindekiler
Dergi Arşivi

Kadınların İş Gücüne Dâhil Olamama Nedenleri

Dr. Nazmiye DEMİR / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

Bu çalışmanın amacı ülkemizde kadınların iş gücüne katılım düzeyini incelemek ve iş gücüne dâhil olmalarını engelleyen nedenleri değerlendirmektir. Bu kapsamda, öncelikle kadın iş gücüne katılım düzeyini artırma amaçlı olarak ülkemizin taraf olduğu anlaşma ve sözleşmeler ile kurumsal düzenlemeler ele alınmaktadır. Kadınların iş gücüne dâhil olamama nedenleri ekonomik ve sosyal faktörler bağlamında değerlendirilmekte ve buradan hareketle kadın iş gücünü artırmaya yönelik öneriler sunulmaktadır.

Kadınların İş Gücüne ve İstihdama Katılımları

Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de kadınlar, iş gücü piyasasında dezavantajlı konumdadır. 2016 yılı itibarıyla kadınların iş gücüne katılım oranları %32,5, 2017 yılı Ekim döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre erkeklerde iş gücüne katılma oranı 0,3 puanlık artışla %72,4, kadınlarda ise 1,1 puanlık artışla %34,2 olarak gerçekleşmiş olmasına karşın gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında göreli olarak düşük düzeyde bulunmaktadır.

Tablo 1. İş Gücüne Katılım ve İstihdam Oranı (Türkiye) (%) (15+ Yaş)

İş Gücüne Katılma Oranı

İstihdam Oranı

 

2015

2016

2015

2016

Genel

46,4

52,0

41,5

46,3

Erkek

70,6

72,0

63,2

65,1

Kadın

23,3

32.5

20,7

28,0

Kaynak: TÜİK, Hane Halkı İş Gücü Anketi Sonuçları

 

Avrupa Birliği üye ülkelerinin istihdam oranı incelendiğinde; 2016 yılında kadın istihdam oranının en yüksek olduğu ülke %57,5 ile İsveç iken en düşük olduğu ülke %32,5 ile Yunanistan olmuştur. Avrupa Birliği üye ülkelerinin (28 ülke) ortalama kadın istihdam oranı ise %52,8 olarak gerçekleşmiştir.

İş gücüne katılım ve istihdam oranlarının düşüklüğü, kadınların Türkiye’de iş gücü piyasasında ekonomik fırsat ve olanaklardan hala yeterli düzeyde yararlanamadığının göstergesi olarak değerlendirilmektedir.

Oysa kadınların istihdamının nicelik ve nitelik yönünden geliştirilmesi, ülkelerde istihdam oranının artırılması, insana yakışır istihdam, sürdürülebilir ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma amaçlarına ulaşılması için gerekli bulunmaktadır (ASPB, 2017).

Kadın istihdam oranı erkeklerin istihdam oranının yarısından azdır

TÜİK Hane halkı iş gücü araştırması sonuçlarına göre 2016 yılında, Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde istihdam oranı %46 olup bu oran erkeklerde %65, kadınlarda ise %28 olmuştur.

Eğitimli kadınların iş gücüne katılma oranı daha yüksektir

TÜİK 2017 İstatistikleri değerlendirildiğinde, 2016/17 yılı itibarıyla üniversitede eğitimini sürdüren 6.689.185 öğrencinin %45,8’ini kadınların oluşturduğu görülmektedir. Lisansüstü düzeyde yüksek lisans programına devam eden öğrencilerin %40,1’ini, doktora programlarına devam eden öğrencilerin ise %41,4’ü kadın öğrencilerden oluşmaktadır.

Eğitim durumuna göre iş gücüne katılım oranı incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe iş gücüne daha fazla katıldıkları görülmektedir. Okuryazar olmayan kadınların iş gücüne katılım oranı %16,1, lise altı eğitimli kadınların iş gücüne katılım oranı %26,6, lise mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı %32,7, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı %40,8 iken yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı %71,6 olmuştur. Buna göre, eğitim seviyesi arttıkça istihdama katılım oranı da %16,1’lerden %71,6’a yükselmektedir (TÜİK, 2016).

Ülkemizde gerek AB üyelik süreci ve gerekse taraf olunan ve/veya imzalanan kadına yönelik ve kadın istihdamını artırma amaçlı çeşitli uluslararası anlaşma ve sözleşmelere ve alınan yasal düzenlemelere rağmen kadın istihdamı istenilen düzeye getirilememektedir.

Kadınların iş gücü piyasasına girmelerini kolaylaştıran ya da kadın istihdamı için yapılan düzenlemeler

  1. Avrupa Birliği’ne aday ülke olması itibarıyla Türkiye’nin Avrupa İstihdam Stratejisi’nde belirlenen hedeflere ulaşması önemli bulunmaktadır. AB’nin 20-64 yaş arasındaki kadınlar ve erkekler için belirlenen istihdam hedefi 2020 yılı için %75’tir (Avrupa Komisyonu, 2016). 2016 yılı itibarıyla, AB-28’de 20-64 yaş aralığında toplam istihdam oranı %71, kadın istihdam oranı %65,3 iken, Türkiye’de bu oranlar sırasıyla %54,4 ve %33,2’dir (Eurostat).
  2.  

  3. Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni (CEDAW) imzalamış bulunan Türkiye, sözleşmenin 11’inci maddesi gereğince kadınların çalışma haklarını güvence altına almak için her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Bunun yanında, kadın istihdamını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı’nı da kabul etmiştir.
  4.  

  5. 4857 sayılı İş Kanunu ile işverenin genel anlamda eşit davranma yükümlülüğü ile bazı ayrımcılık yasakları özel olarak düzenlenmiştir. İş Kanunu’nun 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasında; dil, ırk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırımcılık yasağı hükme bağlanmıştır. Aynı hükümle cinsiyet veya gebelik nedeniyle ayırımcılık yasaklanmış, aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamayacağı ve işçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanmasının, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmayacağı düzenlenmiştir.
  6.  

  7. 6098 sayılı Borçlar Kanunu ile işverene, işçilerini mobbinge (psikolojik tacize) ve cinsel tacize karşı koruma yükümlülüğü getirilmiştir. İşyerinde cinsel taciz ayrıca Türk Ceza Kanunu’nda da suç olarak düzenlenmiştir. Bununla birlikte 2011/2 sayılı “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesi yürürlüğe girmiştir.
  8.  

  9. Kadınların el emeğinin değerlendirilmesi konusunda da yasal düzenlemeler getirilmiştir. 2007 yılında Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklikle; hane içinde kadınlar tarafından üretilen ürünlerin düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması sonucu kadınların elde ettikleri gelirler vergiden muaf tutulmuştur.
  10.  

  11. Kadın istihdamının artırılması için kadınlara pozitif ayrımcılık amacıyla, bu kapsamda, 2011 yılı Şubat ayında yürürlüğe giren 6111 Sayılı Kanun ile kadınlara yeni istihdam imkânlarının sağlanması için 18 yaşından büyük kadınların istihdam edilmesi halinde belli koşullara göre 12 ila 54 ay süresince sigorta primlerinin işveren hisselerinin İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacağı hususları düzenlenmiştir. Sözü edilen Kanun ile 4857 sayılı İş Kanunu’na göre kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışanlar ile ev hizmetlerinde sürekli çalışması nedeniyle 5510 sayılı Kanun kapsamında olan ve 30 günden az süreyle çalışanların, isteğe bağlı sigortalı olabilmeleri için kolaylıklar sağlanmıştır.
  12.  

  13. 6111 sayılı Kanun ile ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunu’nda ve 657 Devlet Memurları Kanunu’nda değişiklikler yapılarak doğum ve ebeveyn izinlerine ve 2015 yılı Nisan ayında yürürlüğe giren 6645 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanunu’nda yapılan düzenleme ile işçilerin ücretli babalık iznine sahip olmasına ilişkin değişiklik yapılmıştır.
  14.  

  15. Kadın çalışanlar ve ebeveynlerin özlük hakları ve doğuma bağlı izinlerine ilişkin olarak 10 Şubat 2016 itibarıyla yürürlüğe giren 6663 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla önemli iyileştirmeler getirilmiştir. Bunlardan bazıları, devlet memurlarının doğum nedeniyle ücretsiz izinde geçen sürelerin derece kademe ilerlemesinde değerlendirilmesi, çalışanların doğuma bağlı ücretli yarı zamanlı çalışma haklarının düzenlenmesi ve çalışan ebeveynlere kısmi süreli çalışma haklarının düzenlenmesidir. Bu kapsamda çocuk zorunlu ilköğretim çağına gelene kadar her iki ebeveyn için de kısmi zamanlı çalışma imkânı tanınmaktadır. Bu izni kullanan çalışanın, çalıştığı süre nispetinde, özlük hakları korunmakta olduğundan, doğuma bağlı kısmi süreli çalışma talebinin işverenler için haklı fesih sebebi sayılmayacağı yönünde bir düzenleme de yapılmıştır. Böylelikle, anne veya babalar işten çıkarılma korkusu yaşamaksızın bu haktan yararlanabilecektir.
  16.  

  17. 6552 sayılı Kanun ile doğum borçlanması kapsamı genişletilerek, daha önce iki çocuk için geçerli olan doğum borçlanması üçe çıkarılmıştır (Eylül 2014).
  18.  

  19. 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile açılış iznini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan (ASPB) alan özel kreş ve gündüz bakımevlerinin beş vergilendirme dönemi boyunca gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutulması sağlanmıştır.
  20.  

  21. 2014/6058 Sayılı “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” ile özel sektör tarafından kreş ve gündüz bakım evleri ile okul öncesi eğitim için gerçekleştirilecek en az 500 bin Liralık yatırımlarının bölgesel desteklerden faydalanması imkânı getirilmiştir.Yasal düzenlemelere ek olarak kamu kurum ve kuruluşları başta olmak üzere özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve ilgili taraflar ile iş birliği içerisinde birçok çalışma yürütmektedir.

Söz konusu çalışmalar arasında;

  1. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) kredi destekleri, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü (İŞKUR) aktif iş gücü hizmetleri, mikrokredi uygulamaları, Halk Eğitim Merkezleri meslek edindirme kursları, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı destekleri, Belediyeler tarafından sunulan meslek edindirme kursları, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (GTHB) tarafından kırsal alanda yaşayan kadınlara yönelik sunulan hizmetler gibi pek çok çalışma bulunmakta olup kadının güçlenmesine katkı sağlanmaktadır.
  2.  

  3. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (GTB) Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü tarafından Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatiflerine (Kadın Kooperatifleri) yönelik çeşitli destekler sağlanmaktadır.
  4.  

  5. Ayrıca, ASPB KSGM (Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü) tarafından kadınların ekonomik açıdan güçlenmelerine yönelik çalışmalar ilgili tarafların iş birliği ile yürütülmektedir. Geleneksel mesleklerle birlikte genellikle erkekler tarafından gerçekleştirilen mesleklerde kadın istihdamı alanında farkındalık oluşturmak amacıyla Türkiye’nin Mühendis Kızları ve Kadın Boyacı Ustalar Projeleri; iş ve aile yaşamının uyumlaştırılabilmesi amacıyla Annemin İşi Benim Geleceğim ve Kadın İstihdamının Desteklenmesi Projesi için Büyükanne Projeleri; kırsal alanda kadınların güçlenmesine yönelik Kadın Çiftçi Eğitim Programı; gençlerde toplumsal cinsiyet alanında farkındalık oluşturmak amacıyla Genç Fikirler Güçlü Kadınlar Projesi; kadınların iş gücü piyasasında yaşadıkları sorunlara yönelik politikalar oluşturabilmek amacıyla Kadınların Ekonomik Fırsatlara Erişiminin Artırılması Projesi ve özel sektörde kadının güçlenmesine yönelik bilinç arttırmak amacıyla İş’te Eşitlik Platformu gibi faaliyetler kadınlara destek amaçlı çalışmalardandır. 

Ancak tüm bu gelişmelere ve yapılan çalışmalara rağmen, hala kadınların iş gücü piyasasına katılımlarının arttırılması, iş gücü piyasasındaki konumlarının iyileştirilmesi ve kadın girişimciliğinin geliştirilmesi konularında gelişmelere ihtiyaç duyulduğu değerlendirilmektedir.

Kadınların İş Gücüne Dâhil Olamama Nedenleri

Kadın istihdamının önünde ekonomik ve sosyal faktörler olarak çeşitli engeller bulunmaktadır. Bu engellerin başında kadının medeni durumu, eğitim seviyesi, 0-5 yaş arası çocukların varlığı ve sayısı, göç, kadınların çalışmasına yönelik toplumun tutumu ve kadınların istihdamını arttırmaya yönelik yasal düzenlemelerin yetersizliği gibi faktörler gelmektedir.

Ekonomik faktörler olarak düşük ücret, çocuk sahibi olmak ve evlilik sayılabilirken; sosyal faktörler olarak da eğitim düzeyinin düşüklüğü, köyden kente göçün etkileri, iş gücüne katılımın önündeki sosyokültürel engeller ve işe alımlarda cinsiyete dayalı ayrımcılık gibi konular sayılabilmektedir (Önder, 2013).

  • Kadınların iş gücüne katılımını engelleyen faktörler aynı zamanda çalışırken karşılaştıkları sorunlardır. Bunların yanında kadınların çalışma yaşamında ilerlemelerini engelleyen cam tavan bulunmaktadır (Önder, 2013).
  •  

  • TÜİK, Hane Halkı İş Gücü Anketi Sonuçlarına göre kadınların iş gücüne dâhil olamama nedenlerinden en başta geleni, Tablo 2’den de görüldüğü gibi, %55,3 ile ev işleriyle meşgul olma nedeni ilk sırada yer almaktadır. Yani kadınların verdiği cevaplardan “ev işleri ile meşgul olma”nın kadınları iş gücünün dışında tutan en önemli etken olduğu görülmektedir. Çalışamaz halde bulunan kadın oranı da %10 ve üzerinde bulunmaktadır. 2016 yılında bu oranın bir önceki yıla göre daha da yükseldiği ve % 13,4 oranında olduğu görülmektedir.
  •  

 

İşgücüne dâhil olmayan nüfus

İş aramayıp, çalışmaya hazır olanlar

Mevsimlik çalışanlar

Ev işleriyle meşgul

Eğitim/ Öğretim

Emekli

Çalışamaz halde

Diğer

2005

18.936

4,5

1,6

67,0

7,8

3,1

10,4

5,6

2014

20.112

7,5

0,3

57,6

11,2

4,1

12,5

6,8

2015

20.056

7,0

0,4

57,3

11,3

4,6

12,6

6,8

2016

20.052

7,1

0,3

55,3

11,6

4,8

13,4

7,5

Tablo 2. Kadınların İş Gücüne Dâhil Olamama Nedenleri

Kaynak: TÜİK, Hane Halkı İşgücü Anketi Sonuçları

 

  • İş ve mesleklerin iş gücü piyasasında “kadın işleri” ve “erkek işleri” olarak ayrışması ve bu şekilde toplumsal kabul görmesinden nedeniyle, kadınların istihdamı geleneksel mesleklerde yoğunlaşmakta ve kadınlar hâlâ yoğun olarak eğitim, sağlık ve bakım sektörlerinde çalışmaktadır (Kalkınma Bakanlığı, 2017). Kadın iş gücünün diğer sektörlere yayılımı hâlâ yavaş ve sorunludur. Bu durum kadınların görece daha düşük ücretli ve sosyal güvencesi olmayan diğer alanlara girmesine neden olmaktadır.
  •  

  • İş gücü piyasasında yatay ve dikey katmanlaşmanın giderek daha belirginleştiği görülmektedir. Yatay katmanlaşma kapsamında öğretmen, hemşire, diyetisyen, sekreter, satış elemanı, sosyal hizmetli gibi işler kadın işi olarak sınıflandırılırken bilim ve teknoloji, mühendislik, montaj gibi işler erkek işi olarak ele alınmaya devam etmektedir. “Cam tavan” olarak da nitelenen dikey katmanlaşmanın henüz kırılamadığı, orta ve üst düzey yöneticilerin büyük çoğunluğunun halen erkek olmasından anlaşılmaktadır.
  •  

  • Kadınların iş gücüne katılımlarını belirlemede önemli faktörlerden biri eğitimdir. Kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe iş gücüne katılım oranları artmaktadır. 2016 TÜİK verilerine göre, kadın iş gücüne katılımının, % 71,6 ile en fazla yükseköğretim düzeyindeki kadınlar arasında olduğu görülmektedir. Bunu mesleki veya teknik lise (%41,4) ve lise (%33,7) düzeyindeki kadınların iş gücüne katılımı takip etmektedir. Eğitimli kadınlar nitelikli iş gücü olarak vasıflı işlerde, yüksek ücretlerle istihdam edilmektedir. Eğitim seviyesi düşük kadınlar ise genelde katma değeri yüksek olmayan işlerde düşük ücretle çalışmaktadır.
  •  

  • Dünya Ekonomik Forumu’nun 2017 yılında yayınladığı Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre rapora konu olan 144 ülke kız ve erkek çocuklar arasındaki eğitim açığının %95'ini kapatmayı başarmıştır. Ancak kadınların işe alınmasında ve farklı sektörlerde faaliyet göstermesinde elzem rol oynayan mesleki eğitim alanındaki açık hâlâ kapatılamamıştır. Bu bağlamda mesleki eğitim için karar alıcıların ve piyasanın aktörlerinin bir araya gelerek mesleki eğitim alanında kadınlar ve erkekler arasındaki açığı kapatmak için eğitim politikaları geliştirmeleri gerekmektedir.
  •  

  • Kadınların yeterli eğitim ve mesleki eğitim düzeyine sahip olmaması, mesleki eğitim kurslarında sadece kadına özel işler olarak toplumsal kabul gören alanlarda eğitim verilmesi ve uygulamada iş gücü piyasasında yaşanan cinsiyet ayrımcılığı gibi nedenler ülkemizde kadınların iş gücüne katılma oranını düşürmekte iken kayıt dışı çalışma ve işsizlik oranını ise yükseltmektedir (ÇSGB, 2017).
  •  

  • Kadınların düşük iş gücüne katılım ve istihdam oranlarının yanında bir diğer problem de yüksek işsizlik oranlarıdır. Türkiye genelinde 15 yaş üzeri çalışan nüfus içinde işsizlik oranı 2016 yılında kadınlar için %13,7, erkekler için ise %9,6’dır. 15-24 yaş grubu kadın işsizlik oranı %23,7 iken erkek işsizlik oranı %17,4’tür. Tarım dışı işsizlik oranı da erkeklere (%10,9) kıyasla kadınlarda (%18,1) oldukça yüksektir. Bu durum kadınların iş bulmak konusunda oldukça dezavantajlı bir konumda olduğunu göstermektedir.
  •  

  • Erkeklerin işsizlik oranlarının kadınların işsizlik oranlarından düşük olması durumu iş gücüne katılım oranları artan kadınların iş gücü piyasasında yeterli istihdam ile karşılaşamadıkları olarak değerlendirilmektedir (Kalkınma Bakanlığı, 2017). 2016 yılı itibarıyla 15 yaş üzeri erkek işsizlik oranı % 9,6 iken kadınlarda bu oran %13,7’dir. 15-24 yaş grubu işsizlik oranları ise, erkeklerde % 17,4, kadınlarda % 23,7’dir.

 

  • TBMM-KEFEK Raporuna göre, kadın istihdamının artmasının önündeki temel engellerden biri ülkemizde iş ve aile yaşamının uyumlaştırılamaması sorunu olarak tanımlanmaktadır. İş ve aile yaşamı arasındaki dengenin sağlanamayışı, kadınları, ya iş yaşamına katılma ya da hane içinde kalma gibi tek bir tercihte bulunmaya zorlamaktadır. (TBMM, 2013)
     
  •  

  • Kadın istihdam oranını etkileyen önemli unsurlardan biri de medeni durumdur. 2016 yılı rakamlarına göre, evli olmayan (hiç evlenmemiş veya boşanmış) kadınların istihdam oranları evli olanlarınkinden daha yüksektir. Evli kadınların istihdam oranı 2016 yılında %29,2 iken bu oran hiç evlenmemiş kadınlarda %32,5, boşanmış kadınlarda ise %41,7’dir. Erkeklerde ise bu durum tersinedir. 2016 yılında istihdam oranı evli erkeklerde %72,4 iken hiç evlenmemiş erkeklerde %53,5, boşanmış erkeklerde ise %63,6’dır.
  •  

  • Kentlere göç nedeniyle, daha önce tarım sektöründe ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınlar, çoğunlukla iş gücü piyasasından çekilmekte, işsiz kalmakta veya düşük ücretli ve sosyal güvencesi olmayan işlerde çalışmaktadır.
  •  

  • Psikolojik taciz, mağdurun yaşına ve cinsiyetine bağlı olmaksızın ortaya çıkabilmektedir. Ancak oranlar kadınların erkeklere oranla daha fazla psikolojik tacize maruz kaldıklarını göstermektedir. Bu veri, Avrupa Parlamentosu’nun işyeri tacizleri ile ilgili kararında açıklanmış olup, hem dikey hem de yatay tacizde kadın mağdurların erkeklere oranla daha fazla olduğu belirtilmiştir. Cinsel taciz de en az psikolojik taciz kadar kadın istihdamı üzerinde olumsuz etkisi olan bir faktördür (Önder, 2013).
  •  

Sonuç ve Öneriler

Kadınların iş gücüne, dolayısıyla ekonomiye kazandırılması ülkeler için kalkınmanın ve büyümenin hızlandırılmasında önemli bir etken rol oynamaktadır.

ILO Dünya İstihdam ve Sosyal Durum Raporunda, 2025 yılına kadar toplumsal cinsiyet açığının kapatılmasının GSMH üzerine olumlu etkileri öngörülmektedir. Buna göre, dünya ölçeğinde GSMH artışının % 3,9; gelişmiş ülkelerde ise, % 2,6 olması öngörülmektedir Kalkınma Bakanlığı, 2017). Asıl önemli etki ise gelişmekte olan pazarlarda beklenilmekte olup, olası etkinin % 4,8 olması öngörülmektedir (Tablo 3).

 

Tablo 3. İşgücü Piyasasında 2025'e Kadar Toplumsal Cinsiyet Açığının Kapatılmasının Etkileri

Ülke

 

İş gücü

İstihdam

 

GSMH

 

 

%

%

 

%

Dünya

 

5.4

5.3

 

3.9

Gelişmekte olan ülkeler

2.1

2.0

 

2.0

Gelişmekte olan pazarlar

6.3

6.2

 

4.8

Gelişmiş ülkeler

3.3

3.3

 

2.6

Bu açıdan bakıldığında kadınların iş gücüne katılımı için gerekli önlemlerin alınması ülke kalkınması için önem taşımaktadır.

Kadınların iş gücüne aktif katılımlarının önündeki engellerin kaldırılması, kadınların güçlendirilmesinin yanı sıra Tablo 3’ten de görüldüğü gibi ülke ekonomisinin büyümesine ciddi katkı sağlamaktadır. Bu amaçla, öncelikle toplumdaki cinsiyet anlayışının değiştirilerek kadının iş gücüne katılımı teşvik edilmeli, kadınların iş gücü piyasalarının aktif birer paydaşı olmaları için hayat döngülerine uygun (doğum, emzirme, çocuk bakımı vb.) esnek çalışma düzenlemelerinin getirilmesi, erkeklerin aile yaşamında daha aktif rol oynadığı, iş ve aile yaşamının uyumlaştırılması düzenlemelerinin yapılması ve kadınların iş gücüne katılımı önündeki engellerin kaldırılması için çözüm yolları arasında eğitim düzeyinin arttırılması noktasından hareketle eğitime teşvik ve ulaşılabilirliğin artırılması; kadınlarda eğitim açığının kapatılması, kadın iş gücünün daha az görüldüğü sektörlere yönelik üniversite ve meslek eğitimi olmak üzere eğitimin yeniden yapılandırılması, kayıt-dışı ekonominin küçültülmesi ve insana yakışır çalışma koşullarının oluşturulması, istihdamda cinsiyetler arasındaki açığın kapanması ve kadınların güçlendirilmesi temel politika önerileridir.

Bunların yanında, girişimcilik, karar alma mekanizmalarına katılım ve teknoloji ve dijital ekonomi alanları da kadınların iş gücüne dâhil olmalarını güçlendirecek alanlardandır.

Girişimcilik, mikro kredilerle desteklendiğinde, kadınlara kendi işlerini kurarak çalışma alanlarını genişletme ve kazançlarını arttırma imkânı sunmaktadır. Bu ülke ekonomisinin büyümesine katkı sağladığı gibi yerel ekonomiyi destekleyerek genişletmektedir.

Mikro kredilerle desteklenen girişimcilik projelerinin başarısının ardından, Dünya Bankası başta olmak üzere pek çok uluslararası kuruluş ve sivil toplum örgütü daha ileri teknolojilerin kullanıldığı, girişimciliğin yanı sıra inovasyon, araştırma geliştirme, dijitalleşme ve ileri teknolojilerin kullanıldığı daha yüksek getiri sağlayan sektörlerde kadın girişimciliğini desteklemeye başlamıştır. Bu yolla hem kadın ve erkek arasındaki sektörel ayrımcılığının aşılması ve kadınların ekonomiye aktif katılımlarının arttırılması hem de devletlerin patent, araştırma geliştirme, teknolojik gelişim ve inovasyon politikaları da desteklenmeye çalışılmaktadır.

Kadının güçlendirilmesi, kalkınma politikalarının sağlıklı işlemesi ve kazanımların toplumun geneline yayılabilmesi için kadınların karar alma süreçlerine katılımları gerekli görülmektedir. Dünya Ekonomik Forumu Toplumsal Cinsiyet Uçurumu 2017 Raporu rakamlarına göre kadın ve erkekler arasında karar alma süreçlerine dair açığın sadece %23'ü kapatılabilmiştir (Kalkınma Bakanlığı, 2017).

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere pek çok sivil toplum örgütü yerel, ulusal ve uluslararası seviyede kadınların karar alma mekanizmalarında yer almalarının önündeki engelleri kaldırmaya ve kadınları bu mekanizmalara katılmaya teşvik etmektedir. Fakat kadınların sadece devlet mekanizmalarındaki karar alma organlarının değil özel teşebbüsler, sendikalar ve diğer sivil toplum örgütlerinde de aktif roller üstlenmesi gerekmektedir.

KAYNAKÇA

ASPB, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. (2017). Kadının Güçlendirilmesi Eylem Planı Taslak Rapor.

Çatalbaş, G.K. ( 2015). Kadınların İşgücüne Katılımını Belirleyen Faktörlerin Belirlenmesi: Panel Veri Yaklaşımı, Kafkas Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi KAÜ İİBF Dergisi, 6, (10).

Durmaz, Ş. (2016). İşgücü Piyasasında Kadınlar ve Karşılaştıkları Engeller, Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (AEÜSBED), 2, ( 3), 37-60.

Ecevit, Y.,vd.(2013). Türkiye'de Cinsiyet Eşitliğine Elverişli Ortamın Oluşturulması BM Ortak Programı Taslak Rapor, Mayıs,2013.

Kalkınma Bakanlığı, (2017). 11.Kalkınma Planı Kalkınmada Kadının Rolü ÖİK Taslak Raporu.

Kızılgöl, Ö.A. (2012). Kadınların İşgücüne Katılımının Belirleyicileri: Ekonometrik Bir Analiz, Doğuş Üniversitesi Dergisi, 13 (1), 88-101.

Kılıç D., Öztürk S. ( 2014). Türkiye’de Kadınların İşgücüne Katılımı Önündeki Engeller ve Çözüm Yolları: Bir Ampirik Uygulama Amme İdaresi Dergisi, 47, (1), 107-130.

Korkmaz, A., Korkut, G., (2012). Türkiye’de Kadının İşgücüne Katılımının Belirleyicileri, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 17, (2), 41-65.

Önder, N. (2013). Türkiye'de Kadın İşgücünün Görünümü, Çalışma Dünyası Dergisi. Jul-Sep2013, 1, (1), 35-61.

TÜİK, İstatistiklerle Kadın, 2016.

TÜİK, İşgücü İstatistikleri 2017.

https://www.ab.gov.tr/files/AB_Iliskileri/.../turkiye_ilerleme_rap_2010.pdf

EUROSTAT, http://epp.eurostat.ec.europa.eu/portal/page/portal/eurostat/home/

https://www.csgb.gov.tr/home/announcements/0106/

 

 

 

7