İçindekiler
Dergi Arşivi

Karar Verme Süreçlerinde Kadın

Dr. Nazmiye DEMİR / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

Bu makalede kadınların karar verme süreçlerindeki rolleri-etkileri, önce yetki ve karar mekanizmaları kapsamında, ardından aile içi karar süreçleri ve aile tüketimi bağlamında ele alınarak incelenmiştir.

Giriş
Kadınların toplum içerisindeki statüsünün yükseltilebilmesi açısından karar verme süreçlerinde erkekler ile eşit derecede yer alması, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından önem taşımaktadır. Sürdürülebilir kalkınma ve çağdaşlık hedeflerine ulaşılabilmesinin gereklerinden birinin de kadın çalışanların özelde çalıştıkları örgütlerde, aile içi kararlarda ve daha genel anlamda ise siyasal düzende yetki ve karar verme mekanizmalarına aktif katılımının sağlanmasıyla mümkün olacağı ifade edilmektedir (Şahin, 2011).

Genel olarak çalışmalar irdelendiğinde kadınların cinsiyet eşitsizliği nedeniyle karar verme mekanizmalarında geride kaldıkları görülmektedir. Nitekim Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) İnsani Gelişme Raporu (Human Development Reports) ile Dünya Ekonomi Forumu’nun Cinsiyet Eşitsizliği Raporu (2017), cinsiyet eşitsizliği oranı bakımından derecelendirilen 144 ülke arasında Türkiye’nin 131. sırada olduğunu göstermektedir (Dünya Ekonomi Forumu, 2017).

Türkiye’de Karar Verme Süreçlerinde “Kadın”
Onuncu Kalkınma Planı’nda, geçmiş dönem içerisinde karar alma süreçlerinde kadınların etkinliğinin arttığı vurgulanmış; ancak karar alma mekanizmalarına daha aktif katılım da dâhil olmak üzere kadın erkek fırsat eşitliğinin sağlanması konusunda sorunların devam ettiği, çalışmaların sürdürülmesi gerektiği tespiti yer almıştır. Kadın erkek eşitliğinin ana plan ve programlara yerleştirilmesi için ulusal siyasette kadın temsilinin yüksek olması hedeflenmektedir.

Ulusal düzeyde siyasal temsile bakıldığında; kadınların ilk defa aday olarak katıldığı 1935 seçimlerinden bu yana TBMM’ye seçilen 10.863 milletvekilinin sadece 591’ini (%5,4) kadınlar oluşturmuştur. 1 Kasım 2015 Genel Seçimlerinde kadın milletvekili sayısı 81, Parlamento’daki kadın temsil oranı %14,73 olarak gerçekleşmiştir (ASPB, 2017). En yüksek kadın milletvekili sayısı 24 Haziran 2018’de yapılan Genel Seçimlerde gerçekleşmiş olup Parlamentodaki kadın milletvekili sayısı 104, temsil oranı %17,45’e yükselmiştir(TBMM, 2018).

Son 10 yıl içinde TBMM’de kadın temsilinin artışı istenilen düzeyin gerisinde bulunmaktadır. En yüksek temsil oranı 7 Haziran 2015’te yapılan Genel Seçimlerde gerçekleşmiş olup, Parlamentodaki kadın milletvekili sayısı 98, temsil oranı %17,82’ye yükselmiştir. Bu seçim sonucu gerçekleşen kadın temsili Cumhuriyet tarihinin en yüksek oranı olmakla birlikte, dünya ortalamasının altındadır. Parlamentolar Arası Birliğin (IPU) Haziran 2017 verilerine göre dünya parlamentolarında 46.110 milletvekilli görev yapmakta olup %23’3’ünü kadın milletvekilleri oluşturmaktadır. İskandinav ülkelerinde bu oran %41,7, Avrupa ve Amerika’da %26’nın üzerinde seyretmektedir (IPU, 2017).

Yürütme organlarında yer alan kadın oranlarına bakıldığında, Cumhuriyetin kuruluşundan beri görev yapan 13 Cumhurbaşkanı arasında kadın bulunmamaktadır. 31 Başbakanın ise yalnızca 1’i kadındır. Ayrıca 1923’ten bu yana kurulan 65 Hükümette göreve gelen Bakanların yalnızca %2’sini kadınlar oluşturmuş olup en fazla kadın bakan 54. Hükümette görev almıştır. Hâlihazırda görevde olan Cumhurbaşkanlığı Hükümeti ilk Kabinesinde ise 2 kadın Bakan yer almaktadır.

Genel bir değerlendirme yapıldığında hem yasama hem de yürütme organında kadınların temsili düşüktür. Mevcut temsil oranları hem Avrupa hem de dünya ortalamalarının altında bulunmaktadır.

Yerel düzeyde karar alma mekanizmalarına kadınların katılımı konusunda da Türkiye dünya ülkelerine göre yine düşük seyir izlemekte olup yerel siyasette temsilin parlamentodaki temsil düzeyinin bile altında olduğu görülmektedir.

Kadınların bürokrasi içerisinde üst düzey karar verici konumlardaki oranına bakıldığında üst düzey yöneticilerin %88,19’u erkek, %11,81’i kadındır.

Yargı organını oluşturan mahkemelerde görev yapan personele bakıldığında Mart 2017 itibarıyla, adli ve idari yargıda görev yapan 16.074 hakim ve savcıdan 5.109’u kadındır (%31,78) (HSK, 2017).

Üst derece mahkemelerdeki cinsiyet dağılımı ise şu şekildedir: Anayasa Mahkemesi’nde görev yapan kadın üye bulunmamakta, raportörlerin ise %26,67’si kadın hâkimlerden oluşmaktadır.

Kadın istihdamı kıyaslamasında Avrupa’nın çok gerisinde kalan Türkiye, üst yönetime katılım konusunda eşitlikten uzak olsa da, görece olarak daha iyi konumda bulunmaktadır. Avrupa Komisyonu’nun (AK) 2014 verilerine göre, AB (28) ülkelerinde 614 büyük şirketin yönetim kurulu başkanlarının %7’si kadınken, bu durum Türkiye için %6’dır. Öte yandan dünyada şirketlerdeki kadın yönetici oranı yaklaşık %27 seviyesindeyken, bu oran Türkiye’de %15 seviyesindedir.

Yetki ve karar alma mekanizmalarında kadın temsilinde önemli diğer bir alan ise akademik alandır. Türkiye’de kadınların diğer Avrupa ülkelerine nazaran akademik alanda daha yüksek oranlarda yer aldığı söylenebilir. Şubat 2017 itibarıyla üniversitelerde görev yapan kadın öğretim görevlileri oranı %43,5’tir (ASPB, 2017).

Ancak akademik dünyada üst düzey yönetim kademelerine doğru çıkıldıkça kadınların sayısının azaldığı görülmektedir. Üniversitelerde görev yapan kadın rektör oranı %9,03’tür (YÖK, 2017). Benzer durum Dekanlık görevi için de geçerlidir.

Kadınların ulusal ve yerel düzeyde karar ve yetki süreçlerinde temsil oranı düşük bulunmakla birlikte, yapılan araştırma sonuçları aile içi karar almada giderek daha etkin rol aldıkları ve karar süreçlerinde görece olarak daha fazla yer aldıkları belirtilmektedir.

Erbil ve Pasinlioğlu (2004) gerçekleştirdikleri çalışmalarında ailede karar verme sürecinde kadının rolünü belirlemeyi hedeflemiştir. Bu çerçevede 280 kadınla gerçekleştirilen çalışmada eşlerin birlikte karar verme oranının ortalama olarak %42,8; eşlerin tek başına karar verme oranlarının ise yine ortalama olarak kadınlarda %27,3; erkeklerde %22 olduğu belirlenmiştir. Kadınların daha az önemli konularda, erkeklerin ise önemli konularda karar verdiği saptanmıştır. Ayrıca, genç ve yüksek eğitimli kadınların ise aile içi karar vermede giderek daha etkin oldukları belirlenmiştir.

Ailede Karar Verme Sürecinde Değişim
“Bir toplumun yapısını tanımak aile tipini bilmekle mümkündür” olgusundan hareketle, kadınların aile içi kararlardaki yeri ve etkisi öncelikle aile düzleminde ele alınmıştır.

Aile içinde alınan kararlar “sosyal, ekonomik ve teknik kararlar” olarak sınıflandırılmaktadır.

Sosyal kararları alırken aile üyeleri amaca uygun seçenekler arasından birini tercih etmek durumundadır. Ancak aile üyeleri arasında değer, amaç ve rol çatışmaları meydana gelebilir. Ekonomik kararlar: Amaca ve bütçeye uygun olana karar vermek çeşitli seçenekler arasından birini tercih etmek ve diğerlerini reddetmek olarak görülür. Teknolojik kararlar: Ekonomiye dayalı kararlar olarak ele alınmaktadır (Çimen, 2012).

“İnsanların kendilerini etkileyecek kararlara katılma isteği çok şiddetlidir” (Çimen 2012). Aile içinde üyelerin kendilerini ilgilendiren kararlarda söz sahibi olmak istemelerinin çeşitli sebepleri olabilir. Kadınlar kendi ihtiyaçları, istekleri ve beklentileri hakkındaki kararları kendileri vermek veya tercihlerini ortaya koyarak kişiliklerine saygı gösterilmesini isterler.

Ailede genellikle erkek odaklı gerçekleşen satın alma kararları, kadının çalışma hayatına girmesi ve ekonomik özgürlüğüne kavuşması ile değişim göstermekte ve kadının ailedeki satın alma kararlarındaki etkisini artırmaktadır.

Kadınların ev düzeninde, erkeklerin ise tatil ve eğlence konusunda karar alıcı durumunda oldukları belirlenmiştir.

TÜİK Aile Yapısı Araştırması’nda, ailede bazı belirlenmiş konularda alınan kararların çoklukla kimin tarafından alındığı incelenmiş ve hanede bulunan 15 ve üzeri yaştaki bireyler için cinsiyete göre kadınların en yüksek oranda ve sırasıyla %78,1 ile ev düzeninde, %58 ile alışverişte ve %56,1 ile komşularla ilişkilerde karar alma önceliğinin olduğu belirlenmiştir. Erkeklerin ise %70,6 ile tatil ve eğlence konusunda, %65,9 ile ev seçiminde ve %59,7 ile akrabalarla ilişkiler konularında karar alıcı oldukları ortaya çıkmıştır (TÜİK, 2017).

Aygün ve Kazan (2008), “Aile Üyelerinin Aile Satın Alma Kararlarına Etkilerinin İstanbul Uygulaması” başlıklı çalışmalarında, aile üyelerinin satın alma karar ve faaliyetlerindeki etkilerinin satın alma süreci aşamalarına ve ürünün türüne göre anlamlı farklılıklar gösterdiği bulgusuna erişmişlerdir.

Cengiz (2009), “Satın Alma Kararlarında Ailedeki Eşlerin Etkisi ve Bu Etkiyi Şekillendiren Değişkenler” üzerine yaptığı araştırmada; müşterek satın alma kararlarının 51-60 yaş aralığında, ev ve tatil satın alımlarında, geliri 1001-1500 ve 1501-2000 TL arası, lise veya üniversite mezunu ve Trabzon’da ikamet eden bireylerin olduğu ailelerde görülmüştür. Diğer taraftan koca baskın satın alma kararları; 31-40 ve 41-50 yaş aralığında, diplomasız okuryazar veya ilkokul mezunu, geliri 0-500 ve 501-1000 TL aralığında, Diyarbakır’da ikâmet eden bireylerde otomobil ve beyaz eşya satın alımlarında belirlenmiştir. Kadın baskın satın alma kararları ise 60 üstü yaşa sahip olan, geliri 2000 TL üstü olan, ortaokul mezunu İzmir ve Ankara’da ikamet eden bireylerde giyecek-yiyecek ve mobilya satın alımlarında tespit edilmiştir.

Çimen (2012) 600 kişiyle gerçekleştirdiği çalışmasında eğitim düzeyinin kadının aile içi kararlara katılımı üzerindeki etkinliğini ortaya koymayı hedeflemiştir. Bu çerçevede eğitim düzeyi yükseldikçe kadınların hane gelirine katkılarının ve hem aile içinde hem de toplumda statülerinin yükseldiği belirlenmiştir. Buna paralel olarak geleneksel aile yapısında erkek tarafından alınan kararların, kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe ortak alınmaya başladığı görülmüştür.

Öte yandan kadının aktif çalışma yaşamına katılmasının da aile içi kararlarda daha etkin olmasına yol açtığı görülmektedir.

Kadının ailede karar verme mekanizmalarına katılımında öncelikle satın alma kararları ile bu kapsamda tüketim harcamalarında daha etkin rol oynadıkları ortaya çıkmıştır.

Ailede Satın Alma Süreci-Tüketim Karar Süreci
Bir karar verme birimi olarak ailede alınan ekonomik kararlar; gıda, giyim, kozmetik, temizlik ürünleri gibi sıklıkla satın alınan ürünler ile hizmetler; ev, otomobil, beyaz eşya, mobilya gibi dayanıklı malların satın alımıyla ilgili kararlar ve para yönetimi, harcamaların ve tasarrufların yönlendirilmesini içeren finansal kararlardır.

Ailenin içinde bulunduğu sosyal, kültürel ve ekonomik çevre faktörlerindeki değişimler ailenin satın alma karar sürecini ve bu süreçte yer alan rolleri de etkilemiştir. Günümüz ailesinde satın alma karar sürecinde, geleneksel aile satın alma karar sürecine nazaran belirgin değişimler görülmektedir (Vural ve Güllü, 2017).

TÜİK Hane Halkı Tüketim Harcaması 2016 sonuçlarına göre, Türkiye genelinde hane halklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı %25,2 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı %19,5 ile gıda ve alkolsüz içecek harcamaları almıştır. Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama grupları ise %2 ile sağlık ve %2,3 ile eğitim hizmetleri olmuştur (TÜİK, 2017). Eğlence ve kültür harcamalarının payı %2,8, çeşitli mal ve hizmet harcamalarının payı %4,2 olurken giyim ve ayakkabı %5,2, sağlık %2, haberleşme %3,7 ile lokanta ve otel harcamaları %6,4 olarak gerçekleşmiştir.

Demir (2017), Ankara ili hazır giyim sanayinde kadın konulu araştırmasında, hane halkı harcamalarının dağılımını incelemiş ve ailede toplam harcamanın %29’unun kira, %24,3’ünün gıda, %14,8’inin eğitim ve %8,6’sının ise ulaşım harcamaları olduğunu belirlemiştir. Bu dört kalemin ise toplam harcamaların %77’sini oluşturduğu görülmüştür.

Aile Tüketiminde Kadının Rolü/Etkisi
Satın alma karar süreci ve kadın tüketicilerin satın alma davranışları konularında Türkiye'de yapılan çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Yaraş (1998) belli ürün grupları itibarıyla satın alma karar sürecinde kadının rolünü Kayseri'deki aileler üzerine, Madran ve Kabakçı (2002) üniversitede okuyan kız öğrencilerin tüketici davranışını etkileyen bir faktör olarak yaşam tarzını, Özdemir ve Yaman (2007) ise cinsiyete göre hedonik (hazcı tüketim) alışverişin farklılığını incelemişlerdir.

Erbil ve Pasinlioğlu (2004), “Kadının Ailede Karar Vermeye Etkisi” adlı araştırmalarında, ailede karar verme sürecinde kadının rolünü belirlemeyi amaçlamışlardır. Çalışma, evli ve çalışmaya katılmayı kabul eden 280 kadın üzerinde gerçekleştirilmiştir. Genç ve yüksek eğitimli kadınların aile içi karar vermede daha etkin olduğu tespit edilmiştir.

Şanlıer ve Şeren (2005) tüketicilerin gıda mallarını satın almalarında bilinç düzeylerine ilişkin farklılıkları, Marangoz (2006) yaşlı tüketicilerin harcama eğilimlerindeki farklılıkları kadın-erkek cinsiyetleri açısından incelemişlerdir.

Fırat ve Azmak (2007) satın alma karar sürecini beyaz eşya grubu ürünler için tüketicilerin marka bağlılığı bağlamında incelemişler ve kadınların satın alma sürecinde yoğun marka tercihinde bulundukları görülmüştür.

Cengiz (2009) Trabzon, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da yaşayan bireyler üzerinde yaptığı çalışmada kadın baskın satın alma kararlarının 60 üstü yaşta, ortaokul mezunu olan İzmir ve Ankara’da ikamet eden bireylerde giyecek, yiyecek ve mobilya satın almalarında tespit etmiştir.

Kitapçı ve Dörtyol'un (2009) Sivas ilinde yaptıkları araştırmada 16 ürün grubundan sekizinde (erkek giyim ve erkek bakım, banka, otomobil, konut, okul, tatil ve sigorta) babanın etkin olduğu, annenin ise 16 ürün grubunun yedisinde (gıda, temizlik, bayan ve çocuk giyim, bayan bakım, beyaz eşya ve mobilya) etkin rol aldığı görülmüştür.

Bayraktar ve Uçkaç (2015) Bişkek'te yaptıkları araştırmada Kırgız ailelerin satın alma kararlarında çocukların rolünü belirlemişlerdir. Bulgular, kız çocukların isteklerinin satın alma karar sürecinde erkek çocuklara göre daha fazla etkili olduğunu ve annenin birçok ürün seçiminde kararı üstlendiğini bununla birlikte çocuk odası takımı, bilgisayar gibi seçimlerde sorumluluk ve risk arttıkça baba ile paylaşıma gittiğini göstermiştir.

Çetin'in (2016) Lefke ve Çanakkale'de yaptığı araştırma, üniversitede eğitim gören kadın öğrencilerin giysi seçimlerinde etkili olan faktörleri ortaya çıkarmak ve satın alma davranışları sırasında markalara önem verme durumlarında, akran gruplarıyla ilişkilerini, giysilerin özellikleri ve ailelerin sosyoekonomik düzeylerinin etkili olup olmadığını incelemiştir. Araştırma bulgularında satın alma davranışlarında giysi markası tercihlerinin, ailelerin gelir düzeyine bağlı olarak farklılık gösterdiği, ayrıca marka bağımlılığında, tüketicilerin arkadaşlarıyla olan iletişimlerinin satın alma davranışlarını etkilediği görülmüştür.

Vural ve Güllü (2017), çalışmalarında, Güney Kazakistan’ın en büyük üç şehrinde (Çimkent, Türkistan ve Kentav) yaşayan ailelerin satın alma kararlarında kadının rolünü araştırmıştır. Bu amaca yönelik olarak araştırmanın verileri anket yöntemi ile Çimkent, Türkistan ve Kentav'da yaşayan 453 Kazak aileden toplanmıştır. Satın alma karar sürecinde sekiz grup ürün araştırmaya dâhil edilmiş olup araştırmanın sonuçları iki demografik özellik itibarıyla anlamlı farklılıklar ortaya koymuştur. Kadınların meslekleri ve eğitim düzeyleri itibarıyla satın alma kararlarında farklılıklar ortaya çıkmıştır.

Aile İçi Kararlarda Kadının Değişen Rolü
Son yıllardaki sosyal ve ekonomik değişmeler ve gelişmeler sonucunda kadınlar üreten ve tüketen toplumun çok önemli bir parçası haline gelmişlerdir. Global olarak bakıldığında, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerde kadınlar sosyal ve ekonomik olarak etkin ve güçlü bir kimlik sahibi olmaya başlamışlardır. Kadınlar çalışma hayatına katılmaktadır. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadınların iş gücüne katılım sayısı ve oranları yeterli olmamakla beraber %30 dolayında bulunmaktadır.

Türkiye yıllık istatistiki verilerine göre, 2009 yılında kadın çalışanlar /işverenlerin sayısı toplamda 5.871.000 iken, 2013 yılında, bu rakam 7.641.000, iş gücüne katılım oranı 2009 yılında %26 iken, 2013 yılında %30,8 olmuştur. 2013 yılında, ücretli, maaşlı veya yevmiyeli kadın çalışanların sayısı 4.322.000, işveren olarak çalışan kadınlar 94.000, kendi hesabına çalışan kadınlar 822.000, ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınların sayısı ise 2.403.000’tır.

Ekonomik faaliyet alanlarına göre kadın çalışan ve işverenlerin %47,7’si hizmetler sektöründe, %15,3’ü sanayi sektöründe, %37’si tarım sektöründe çalışmaktadırlar.

Bu bağlamda, kadınların iş hayatında etkinlikleri artmış, ekonomik özgürlükleri oluşmuştur. Daha fazla üreten ve tüketen bir yapıya sahip olmuşlardır.
TÜİK Hane halkı iş gücü araştırması sonuçlarına göre 2016 yılında, Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde istihdam oranı %46 olup bu oran erkeklerde %65, kadınlarda ise %28 olmuştur.

Üretimde söz sahibi olmaya başlayan ve ekonomik güçleri artan kadınların tüketim harcamaları ve satın alma davranışları da değişmektedir.

Öte yandan iş hayatında eğitimli kadınlar daha fazla yer almaktadırlar. TÜİK 2017 istatistikleri değerlendirildiğinde, 2016-17 yılı itibarıyla üniversitede eğitimini sürdüren 6.689.185 öğrencinin %45,8’ini kadınların oluşturduğu görülmektedir. Eğitim durumuna göre iş gücüne katılım oranı incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe iş gücüne daha fazla katıldıkları görülmektedir. Okuryazar olmayan kadınların iş gücüne katılım oranı %16,1, lise altı eğitimli kadınların iş gücüne katılım oranı %26,6, lise mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı %32,7, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı %40,8 iken yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı %71,6 olmuştur.
Buna göre, eğitim seviyesi arttıkça istihdama katılım oranı da %16,1’lerden %71,6’a yükselmektedir (TÜİK, 2016).

-(Değişen) Kadın Tüketiciler
Kadınların eğitim düzeylerinin yükselmesi, çift gelirli aile sayısının artması ve kariyerli kadınların iş dünyasında yer alması gibi değişimler kadının toplumsal rolünü değiştirmiş ve aile bireylerinin karar verme sürecindeki geleneksel etkilerine ve rol yapılarına yeni boyutlar kazandırmıştır (Kitapçı ve Dörtyol, 2009).

Kadınların ekonomik güce kavuşmaları, çalışma yaşamındaki etkinlikleri, kendilerini ve hayatlarını kontrol etme, yönetme güçlerini de artırmaktadır (Şeker, 2016).

Bu bağlamda, kadınlar, ekonomik, sosyal ve özellikle iş gücüne katılım gibi alanlarda toplumsal yaşamın giderek artan ve belirgin bir gücü olmaya başladılar. Bunun farkında olan kadınlar, ekonomik olarak da güçlü ve pazar payı artan bir tüketici grubu olarak ortaya çıkmaktadır (Şeker, 2016).

Bu gelişmelerin yarattığı sosyal değişiklikler, kadınlık imajını ve kadın temsillerini de çeşitlendirmiştir. Dolayısıyla satın alma ve tüketim alışkanlıkları da değişmiştir. Günümüzde, erkeklerin satın almasına alışılmış olan birçok ürünü veya hizmeti artık kadın da satın almaktadır. Örneğin, oto ve tamirat malzemeleri, cinsellikle ilgili ürünler kadınlar tarafından da alınmakta veya araba yıkama kuyruklarında sıklıkla kadınlar da görülmektedir (Tekvar, 2016).

Dünyanın pek çok ülkesinde, satın alma kararlarının çok büyük bir kısmını kadınların verdiği, hatta öyle ki küresel çapta kadınların toplam harcamalarının 20 trilyon Dolara ulaştığından söz edilmektedir. Buna ek olarak kadınlar yalnızca kendi bireysel satın alma kararlarını vermekle kalmayıp, eşinin, çocuklarının ve genel olarak ailenin nerdeyse bütün satın alma kararlarını belirlediği belirtilmektedir.

Ancak ülkemizde kadınlar henüz ailenin tüm harcama kararlarında tek karar verici pozisyonda bulunmamaktadır. Ankara ili hazır giyim sanayinde çalışan kadınların sorunlarının ele alındığı çalışmada (Demir, 2017), giyim, ziynet eşyası ve gıda harcamalarında kadının kendisi karar verici durumundayken, araba ve arazi konularında çoğunlukla eşi, beyaz eşya ve ev konularında eşi ile birlikte karar verici konumda oldukları ortaya konulmuştur. Ayrıca beyaz eşya, arazi ve mobilya konularında da evin büyüklerinin de karar verici konumda oldukları belirlenmiştir.

Kadın Tüketicilerin Satın Alma Davranışları
Kadınların ekonomik ve sosyal rollerinin çeşitlenmesi, yeni ihtiyaçların ortaya çıkmasına ve tüketici davranışlarının yeni bir yön kazanmasına neden olmuştur. Örneğin çalışan anneler çocuk bakımı, ev ve mutfak işleri ile ilgili ihtiyaçlara, kolaylık sağlayan ve zaman kazandıran diğer pratik hizmet ve ürünlere karşı büyük bir talep yaratmaktadır.

Kadın tüketicilerin çalışma yaşamına daha fazla katılmaları, onları gerek son tüketici olarak, gerekse de endüstriyel tüketici olarak önemli bir satın alma karar alıcısı veya etkileyicisi haline getirmektedir.

Bu bağlamda pazarlama alanında kadın tüketicilere yönelim de artmaktadır. Bunun önemli bir nedeni de kadın tüketicilere yönelik pazarlama faaliyetlerinin kârlılığının erkek tüketicilerle kıyaslandığında daha yüksek olmasıdır (Şeker, 2016).

Kitapçı ve Dörtyol’un “Tüketici Satın Alma Karar Sürecinde Aile Bireylerinin Etkileri: Kadının Değişen Rolü Sivas İlinde Bir Uygulama” adlı çalışmaları kapsamında ailenin tüketim davranışları incelendiğinde, yapılan araştırmada satın alma kararında etkili aktörler olarak anne, baba ve çocuklar belirlenmiştir. Geleneksel Türk aile yapısında, babanın etkin rol oynayacağı düşünülse de, Sivas’ta satın alma kararında anne ve babanın ürün gruplarının özelliklerine göre sorumluluğu paylaştıkları görülmüştür. Babanın satın alma kararında etkin olduğu ürün grupları; erkek giyim ve bakım, banka, otomobil, konut, okul, tatil ve sigorta iken, annenin etkin olduğu ürün grupları; gıda, temizlik, bayan ve çocuk giyim, bakım, beyaz eşya ve mobilyadır. Buna göre, babanın ev dışı harcamalarda, annenin ise ev içi harcamalarda daha etkin rol oynadıkları çıkarımı yapılabilmektedir. Çalışmanın bir diğer temel amacı, kadının aile satın alma karar süreci çerçevesinde değişen rolüne işaret etmek ve bu değişimin nedenlerini ortaya koymak olmuştur. Bu doğrultuda yapılan analizler, çalışan ve eğitim düzeyi yüksek kadınların birçok harcama kaleminin satın alma karar sürecinde çalışmayan ve nispeten eğitimsiz kadınlara göre daha etkili olduğunu göstermiştir.

Aile üyelerinin rollerindeki değişmeler kapsamında, çocukların da aile içi karar süreçlerinde rol almaya başladıkları görülmüştür (Çelik, 2015). Aile içinde çocuğa giderek verilen önemin artmasıyla ve haberleşme teknolojilerinde yaşanan gelişmeler doğrultusunda çocukların reklamlara maruz kalarak daha çok ürüne sahip olmak istemeleri sonucunda, çocukların aile satın alma kararları üzerinde daha fazla rolü ve etkisi görülmektedir. Benzer biçimde gençlerin de aile içi tüketim kararlarında söz sahibi oldukları ve bu nedenle özellikle pazarlamacıların bu yönde çaba göstermelerine yol açmaktadır. Günümüzde gençlerin toplam nüfus miktarı içindeki payının hızlı bir şekilde artıyor olması ve bu nedenle pazar payının da bu doğrultuda büyümesi, gençlerin aile satın alma kararlarında daha fazla etkili olmaları nedeniyle pazarlamacılar açısından önemli bir hedef kitle haline gelmiştir (Çelik, 2015). Çelik’in, ailede gençlerin kararlara katılımlarının araştırdığı çalışmasında, ortaya çıkan bulgulara göre gençler tüm ailenin ortak kullanacağı ürünlerin satın alma karar sürecinde de özellikle satın alma fikrinin ortaya çıkması ve ürün ve alternatiflerin araştırılması aşamalarında dolaylı olarak etkiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

Sonuç Yerine
Ülkemizde, kadınların ulusal ve yerel düzeyde karar ve yetki süreçlerinde temsil oranı düşük bulunmakla birlikte, yapılan araştırma sonuçları aile içi karar almada giderek daha etkin rol aldıkları ve karar süreçlerinde görece olarak daha fazla yer aldıklarını ortaya koymaktadır.

Ailenin içinde bulunduğu sosyal, kültürel ve ekonomik çevre faktörlerindeki değişimler ailenin satın alma karar sürecini ve bu süreçte yer alan rolleri de etkilemiştir. Günümüz ailesinde satın alma karar sürecinde, geleneksel aile satın alma karar sürecine nazaran belirgin değişimler görülmektedir (Vural ve Güllü, 2017).

Nitekim ailede genellikle erkek odaklı olarak gerçekleşen satın alma kararları, kadının çalışma hayatına girmesi ve ekonomik özgürlüğüne kavuşmasıyla değişim göstermekte ve kadının ailedeki satın alma kararlarındaki etkisini artırmaktadır.

Araştırmalar, eğitim düzeyi yükseldikçe kadınların hane gelirine katkılarının ve hem aile içinde hem de toplumda statülerinin yükseldiğini ortaya koymaktadır. Buna koşut olarak geleneksel aile yapısında erkek tarafından alınan kararların, kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe ortak alınmaya başlandığı görülmüştür.

Öte yandan kadının aktif çalışma yaşamına katılmasının da aile içi kararlarda daha etkin olmasına yol açtığı görülmektedir.

Günümüzde, çocukların aile satın alma kararları üzerindeki rol ve etkilerinin de arttığı görülmektedir. Benzer biçimde gençlerin de aile içi tüketim kararlarında söz sahibi oldukları da gözlenen diğer bir gelişmedir.

Kaynakça
ASPB, Kadının Güçlendirilmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı (Taslak) 2018-2023
Aygün İ. ve Kazan, H. Aile Üyelerinin Aile Satın Alma Kararlarına Etkileri: İstanbul Uygulaması, SÜ İİBF Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi. 2008.
Ayyıldız Ünnü, N.A ve ark. (2014). Türkiye’de Kadınların Üniversiteler Bağlamında Yetki ve Karar Verme Mekanizmalarına Katılımı Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi / Dumlupınar University Journal of Social Sciences 42. Sayı Ekim 2014 / Number 42 October 2014)
Bardakçı, H. Özçelik O. Ve Kılıç, S. (2015). Cinsiyet İle Tüketici Davranışları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Ve Ampirik Bir Uygulama. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi Cilt: 8 Sayı: 40 .
Bayraktar, B. ve Uçkaç, S. (2015), "Kırgızistan Bişkek’te Ailelerin Satın Alma Kararlarında Çocukların Rolü", MANAS Journal of Social Studies (MJSR), 05(05).
Cengiz, E. (2009), Satın Alma Kararlarında Ailedeki Eşlerin Etkisi Ve Bu Etkiyi ekillendiren Değişkenler, İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt: 23 Ocak 2009 Sayı: 1.
Çelik, N. (2015). Ailelerin Satın Alma Kararlarında Genç Tüketicilerin Etkisi, JED / GKD 10(1).
Çetin, K. (2016). Kadın Tüketicilerin Giysi Satın Alma Davranışları Ve Marka Bağımlılığı, Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt 2, Sayı 2 Yıl 2016.
Çimen, L.K. (2012). Bir Faktör Olarak Eğitimin Kadının Aile İçi Kararlara Katılımı Üzerine Etkisi International Journal of New Trends in Arts, Sports & Science Education - 2012, volume 1, Issue 2
Demir, N. (2017). Türkiye’de Hazırgiyim Sanayinde Kadın İşgücünün Durumu: Ankara İli Örneği. Çukurova Üniversitesi Tarım Ekonomisi Ana Bilim Dalı Doktora Tezi (Basılmamış). Adana, 2017.
Erbil, N. ve Pasinlioğlu, T. (2004). Kadının Ailede Karar Vermeye Etkisi, Atatürk Üniv. Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, Cilt: 7, Sayı: 2, 2004.
Fırat, A. ve Azmak, E. (2007), "Satın Alma Karar Sürecinde Beyaz Eşya Kullanıcılarının Marka Bağlılığı", KMU İİBF Dergisi, 2.
IPU, 2017. Inter Parliamentary Union, Parlamentolar Arası Birlik
Kitapcı, O ve Dörtyol, T. (2009).Tüketici Satın Alma Karar Sürecinde Aile Bireylerinin Etkileri: Kadının Değişen Rolü Sivas İlinde Bir Uygulama Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 18, Sayı 2, 2009.
Koyuncu, Ç.A. (2011). Dış Politika Karar Verme Mekanizmalarında Kadının Yeri, Amme İdaresi Dergisi, Cilt 44, Sayı 4, Aralık 2011.
Madran, C. ve Kabakçı Ş. (2002), "Tüketici Davranışını Etkileyen Bir Faktör Olarak Yaşam Tarzı: Çukurova Üniversitesinde Okuyan Kız Öğrencilerin Yaşam Tarzı Tiplerinin Belirlenmesine Yönelik Bir Araştırma", Dokuz Eylül Üniversitesi İİB Fakültesi Dergisi, 17(1).
Marangoz, M. (2006), "Yaşlı Tüketiciler ve Yaşlı Tüketicilerin Harcama Eğilimlerinin Belirlenmesine Yönelik Bir Araştırma", Celal Bayar Üniversitesi İİBF Yönetim ve Ekonomi Dergisi, 13(1).
Özdemir, Ş. ve Yaman, F. (2007), "Hedonik Alışverişin Cinsiyete Göre Farklılaşması Üzerine Bir Araştırma", Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2(2).
Özsungur, F. ve Güven, S. (2016). Tüketici Davranışlarını Etkileyen Sosyal Faktörler ve Aile, International Journal Of Eurasian Education And Culture, Issue: 3.
Şahbaz, R.P.ve Şapçılar, M.C. (2014), "Satın Alma Karar Sürecini Etkileyen Faktör Olarak Ailenin Seyahat Acenteleri Müşterileri Açısından Analizi", İşletme Araştırmaları Dergisi, 6(4).
Şanlıer, N. ve Şeren, S. (2005), "Tüketicilerin Besin Satın Alma Bilinçlerinin Değerlendirilmesi", Üçüncü Sektör Kooperatifçilik, 149,
Şeker, A. (2016). Kadın Tüketiciler, Kadın Tüketicilerin Satın Alma Davranışları ve kadınlara Yönelik Pazarlama Stratejieri, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 9 Sayı: 43, Nisan 2016
Tekvar, O.S. (2016). Tüketici Davranışlarının Demografik Özelliklere Göre Tanımlanması, “İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi” “Journal of the Human and Social Sciences Researches”
Ünnü, N. A. ve Ark., (2014). Türkiye’de Kadınların Üniversiteler Bağlamında Yetki Ve Karar Verme Mekanizmalarına Katılımı. Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi / Dumlupınar University Journal of Social Sciences 42. Sayı Ekim 2014 / Number 42 October 2014 [itobiad] Cilt: 5, Sayı: 6, 2016 ISSN: 2147-1185
TÜİK, Aile Yapısı Araştırması, 2016
TÜİK, Hanehalkı Tüketim Harcaması, 2017
TÜİK, İstatistiklerle Aile, 2016
UCLG (2017), From the SDG5 to Habitat III: The Role of local governments in promoting
gender equality for sustainability, 23 Haziran 2017, https://www.uclg.org/sites/default/
Vural, İ.ve Güllü, K., 2017. Satın Alma Karar Sürecinde Kadınların Demografik Özellikleri Üzerine Kazakistan'da Bir Araştırma, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı: 50, Temmuz-Aralık 2017
https://data.undp.org/dataset/Table-4-Gender-Inequality-Index/pq34-nwq7
http://sbe.balikesir.edu.tr/dergi/edergi/c12s21/makale/c12s21m11.pdf, erişim: 05.07.2017.