İçindekiler
Dergi Arşivi

Kaynak Verimliliği: Potansiyel Ve Ekonomık Etkileri (Resource Effıcıency: Potentıal And Economıc Implıcatıons)

Selin ENGİN / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü)

 

GİRİŞ

İnsan faaliyetleri gıda, içme suyu, kereste, lif, mineral ve yakıt taleplerine bağlı olarak ekosistemleri büyük bir hızla ve yaygın bir şekilde değiştirmektedir (MEA, 2005, UNEP, 2012; Akt: UNEP, 2017). Bu değişiklikler, çok sayıdaki ekosistem hizmetini tüketmekte ve bozmakta, ani ve yıkıcı çevresel değişiklik riskini artırmakta ve aynı zamanda bazı gruplar için yoksulluğu şiddetlendirmektedir (MEA, 2005; Akt: UNEP, 2017).

2015 yılında, küresel olarak 84 milyar ton malzeme çıkartılmış ve ekonomide kullanılmıştır (UNEP 2016a). Dünyadaki arazinin üçte biri günümüzde insanların ihtiyaç ve taleplerini karşılamak için tarımsal amaçlı olarak işlenmektedir (FAO, 2016, UNEP, 2014; Akt: UNEP, 2017). 2005 yılında küresel olarak insanlar tarafından tüketilen biyokütle miktarı, arazide üretilen biyokütle miktarının % 25’ini oluşturmaktadır (Haberl et al., 2014, Krausman et al., 2013; Akt; UNEP 2017). Ticari balık miktarının tahmini % 61’i tamamen avlanmış ve % 29’u da aşırı avlanmaya maruz kalmıştır (FAO, 2014; Akt: UNEP, 2017). Dünyanın birçok yerinde içme suyu kaynakları, stres altında veya kıt durumdadır (WWAP, 2015; Akt: UNEP, 2017).

2050 yılında dünya nüfusunun 2015 yılına göre % 33 oranında artarak 9,7 milyar olması öngörülmektedir. Bu nüfusun büyük kısmı Afrika ve Asya’nın kentsel bölgelerinde yoğunlaşmaktadır (UN, 2015; Akt: UNEP, 2017). Bu artışın, mevcut ekonomik büyüme şeklinde devam etmesi halinde çevre üzerindeki baskıları ve kaynak talebini önemli ölçüde artırması söz konusu olacaktır. Örneğin herhangi bir değişiklik olmadığı durumda, küresel olarak çıkartılan malzeme talebinin, 2050 yılı itibariyle 2015 yılı miktarının iki katını geçerek 183 milyar tona ulaşması beklenmektedir (Schandl et al., 2015; Akt: UNEP, 2017). 2050 itibariyle gıda ve lif taleplerinin sırasıyla % 60 ve % 80-95 oranında artacağı tahmin edilmektedir (FAO, 2012 Akt: UNEP, 2017). Su talebinin ise aynı dönemde % 55 artması öngörülmektedir (OECD, 2012; Akt: UNEP, 2017).

Ülkelerin kaynak verimliliğini izlemelerine neden olan 5 temel neden bulunmaktadır: Kaynaklara erişebilirliğin sağlanması, kaynak fiyatlarındaki dalgalanmaların en aza indirilmesi, potansiyel fiyat artışlarının en aza indirilmesi, kaynak kullanımından kaynaklanan çevresel zararın sınırlandırılması ve ekonomik fayda.

2015 yılı, iki tarihi küresel mutabakatın kabul edilmesi nedeniyle dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir. Bu mutabakatlar, adil ve sürdürülebilir gelişme için uluslararası toplumların, paylaşılmış taahhüdünü içermektedir. Bu mutabakatlardan birisi, 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefini kapsayan “Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Ajandası”, diğeri Paris’te gerçekleştirilen “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21. Taraflar Konferansı”dır (COP 21). 2030 Ajandası ve Paris Sözleşmesi, sanayileşen ve gelişen ekonomiler ile gelişmekte olan ülkelerde, mevcut ve gelecekteki yoksulluğun azaltılması ve aynı zamanda kaynakların ve ekosistemlerin korunması alanlarındaki taahhütler nedeniyle yüksek düzeyde öneme sahiptir.

Rapor, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Uluslararası Kaynak Paneli (IRP) tarafından, 2015 Haziran ayında Scholls Elmau’da Alman Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen G7 Zirvesinde Liderlerin talebi doğrultusunda hazırlanmıştır.

Kaynak verimliliğini inceleyen bu Raporda, ülkelerin önümüzdeki 30 yılda kaynak verimliliği ve iklim değişikliğinin azaltımı konularında izleyebileceği dört yol, modelleme yoluyla analiz edilmiştir: 1. Mevcut Eğilimler senaryosu (Existing Trends) 2. Kaynak Verimliliği senaryosu (Resource Efficiency) (iklim eylemini kapsamamaktadır) 3. Kararlı İklim senaryosu (Ambitious Climate) 4. Etkinlik ve İklim senaryosu (Resource Efficiency and Ambitious Climate) (Kaynak verimliliği ve kararlı iklim senaryolarını birleştirmektedir). Mevcut Eğilimler senaryosu; dünyanın önemli bölgelerindeki gelir ve Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’yı (GSYİH) dikkate alarak kişi başına kaynak kullanımının tarihteki eğilimlerine göre düzenlenmiştir. Kaynak Verimliliği senaryosu; mevcut eğilimlerdeki iklim yolunun aynısını varsaymakta olup, ayrıca inovasyonlar, bilgi, yatırımların fiyatlandırılması ve mevzuattan oluşan bir paketi de kapsamaktadır. Bunun amacı, kaynak verimliliğinde kararlı fakat erişilebilir gelişmeleri teşvik etmektir. Kararlı İklim senaryosu; kaynak kullanımının tarihi eğilimlerle uyumlu olduğunu varsaymaktadır. Fakat dünya, kararlı bir şekilde 2020’den itibaren daha kararlı emisyon azaltımını kapsayan 2 oC iklim yoluna doğru yön değiştirmektedir. Etkinlik ve iklim senaryosu ise potansiyel politika etkileşimlerini ortaya çıkarmak için kaynak verimliliği ve kararlı iklim senaryolarını birleştirmektedir.

Raporda kaynak verimliliğinin; “ekonomik büyüme ve gelişme” ile “kaynak, enerji, biyokütle ve su kullanımı ve ortaya çıkan çevresel etkilerin azaltılması” alanlarında sağlayabileceği katkı değerlendirilmektedir.

Rapor, bazı doğal kaynakların tedarik edilmesinde önemli kısıtlar olduğunu ve ekosistem tarafından güvenli olarak absorbe edilebilecek çevresel etkilerin limitleri olduğunu göstermektedir. Bu kapsamda kaynak kullanımı ve buna bağlı çevresel etkilerin ekonomik büyümeden “ayrışma”sı (decoupling) gerekmektedir (Şekil 1). Şekil 1’de artan ekonomik performans ve insan refahı için eğilim görülmektedir. Ayrıca kaynak kullanımı, GSYİH’nin artışından çok daha yavaş bir şekilde artmakta (göreceli kaynak ayrışması); çevresel etkiler ise azalma göstermektedir (mutlak çevresel ayrışma). Bu kavramsal şekil, ayrışma tanımı yoluyla kaynak verimliliğinin ideal hedefini göstermektedir. Bu hedef kapsamında; ekonomik çıktı ve insan refahı artmaya devam etmekte, aynı zamanda kaynak kullanım artış oranı ile çevresel etki azalarak zamanla düşüşe geçmektedir. Böylece kaynak kullanımı ile ekosistemin gelecek kuşaklar için mal ve hizmet üretiminin sürdürülebilirliği mümkün olacaktır. Dünya kapasitesinin yakın ve uzak gelecekte insanlara kaynak sağlamayı sürdürebilmesi, kritik öneme sahiptir. Bu kapasitenin tehlikeli bir şekilde tüketilmesinden kaçınılarak daha etkin şekilde kullanılması önem taşımaktadır. 

 

Şekil 1. Kaynak Kullanımı ve Çevresel Etkilerin GSYİH Büyümesinden Ayrışması.


Raporda, ilk olarak artan kaynak verimliliğinin çevresel etkilerin azaltılması için gerekli olduğu ortaya konulmaktadır. Ardından zorunlu kaynak verimliliği artışının ekonomik büyüme ve kalkınma için fırsatlar getirdiği ifade edilmektedir. Raporda ayrıca malzeme, gıda, arazi, su ve enerji kullanımında kaynak verimliliğine ilişkin iyi uygulama örnekleri yer almaktadır. Çalışmada, kaynak verimliliği fırsatlarının sayısız ve aynı zamanda çevre ve ekonomi açısından faydalı olduğu ve sosyal gelişmeye de olanak sağladığı sonucuna varılmaktadır. Aynı zamanda bu fırsatlara kamu politika araçlarıyla da ulaşılabildiği ifade edilmektedir.


ANA MESAJLAR

1. Kaynak verimliliğindeki önemli artışlar, çevreyi korurken kalkınmayı sağlayan Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne (SKH) ulaşabilmek için gereklidir.

Kaynak kullanımı, insan refahının merkezinde yer almaktadır. SKH kapsamındaki 12 hedef, doğrudan, bir dizi doğal kaynağın, sürdürülebilir ekonomi genelindeki yönetimine bağlıdır. Mevcut kaynak kullanım kalıpları, insan refahı üzerinde çok sayıda olumsuz etkiye sahiptir. Kaynak verimliliği, hem kısa hem uzun dönem fayda sağlamaktadır. Aynı zamanda, ekonomik ve çevresel dayanıklılığı geliştirmektedir. Kaynak verimliliğindeki artışlar, insani gelişmişlik için hayati olan kaynak güvenliğinin sağlanmasında kritiktir. Ayrıca bu artışlar, SKH’de yer alan “istediğimiz gelecek”e (the future we want) ulaşabilmek için insani gelişmişlik ve çevre koruma arasındaki dengenin sağlanmasında önem teşkil etmektedir.

2. Kaynak verimliliği, iklim değişikliği hedeflerine maliyet etkin bir şekilde erişebilmek için vazgeçilmezdir.

Günümüzde genellikle fosil yakıtlardan sağlanan ve karbon dioksit ile diğer emisyonlara neden olan kaynakların çıkartılması, işlenmesi ve kullanımı önemli miktarda enerji gerektirmektedir. Yoğun arazi kullanımı ve arazi kullanımındaki değişiklikler, karbon dioksit ve diğer sera gazı emisyonlarına yol açmaktadır. Kaynak verimliliği, bu emisyonları ve çok sayıdaki düşük-karbon teknolojisi için gerekli olan kaynakların kullanımındaki artışın neden olduğu olumsuz etkileri önemli ölçüde azaltabilmektedir. Kaynak verimliliğinde önemli artışlar sağlanmadan, ortalama küresel ısınmayı 2 oC’nin altına tutmak zor ve oldukça maliyetli olacaktır.

3. Kaynak verimliliği, ekonomik kalkınma ve istihdam sağlama alanlarında katkı sağlayabilir.

Artan kaynak verimliliğinin, daha fazla ekonomik kalkınma ve istihdam sağlayabildiğini gösteren güçlü kanıtlar mevcuttur. Fakat bunun sağlanabilmesi için kaynak verimliliğine yönelik engellerin üstesinden gelinmelidir. Bu engeller; inovasyon ve teknik değişikliklerin oranı ve gidişatı, mevzuat, kolaylaştırıcı altyapılara yönelik uygun yatırım, çevre vergisi reformu ve mali politikaların stratejik kullanımı ile kamu satın alımları gibi hususların çeşitli kombinasyonlarına yönelik değişikliklerle ortadan kalkabilecektir. Kaynak verimliliğinin artırılması için hedefler belirlenmeli ve bu hedeflere ilişkin ilerleme izlenmelidir.

4. Daha fazla kaynak verimliliği için önemli fırsat alanları bulunmaktadır.

Kaynak kullanımının gerçekleştiği çok sayıdaki alan oldukça verimsiz olduğu için ekonominin pek çok alanındaki gelişmeler için önemli fırsatlar sunmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler, altyapılarını ve kaynak-verimli bir şekilde gelişme yollarını tasarlamak için daha ileri düzeyde fırsatlara sahip durumdadır. Bu raporda kullanılan yeni model; iklim politikasıyla birleştirilmiş kaynak verimliliğinin, 2050 yılındaki küresel kaynak kullanımını mevcut eğilimlere göre % 28 azaltabileceğini ve aynı zamanda sera gazı emisyonlarını azaltırken, geliri ve ekonomik büyümeyi artıracağını ortaya koymaktadır.

5. Pratikte kaynak verimliliği artışına ulaşılabilmektedir.

Dünya genelindeki farklı gelişmişlik seviyesine sahip ülkelerde, farklı sektör ve ekonomik faaliyetlerde, kaynak verimliliği artışı ve dolayısıyla sosyal, çevresel ve ekonomik faydaların sağlandığı ve yaşanabilir bir dünya oluşmasına katkıda bulunan sayısız örnek mevcuttur. Politika yapıcılar için görev, söz konusu iyi uygulamaların öğrenilmesi ve ölçeğinin büyütülmesi ile ülkelerin özel koşullarına uygun dönüşüm politikalarının tasarlanması ve uygulanmasıdır.

TEMEL BULGULAR

Ekonomik olarak cazip bir şekilde kaynak verimliliği sağlamak için önemli bir potansiyel bulunmaktadır ve bu durum kazan-kazan çıktıların meydana gelmesini sağlamaktadır. Bu çıktılar, çevresel baskıyı azaltmanın yanında gelirleri ve ekonomik kalkınmayı artıracaktır. Bu etkiler, mevcut eğilimlerden farklı olacaktır. Mevcut eğilimler, 2015 yılında 85 milyar ton olan doğal kaynak kullanımının 2050 yılında 186 milyar tona ulaşacağını öngörmektedir. Ayrıca, nüfusun 2050 yılında % 28, kişi başı kaynak kullanımının ise % 71 artacağı tahmin edilmektedir.

Kaynak verimliliği politikaları ve girişimleri şu sonuçları sağlayabilir:

• İklim değişikliğine yönelik kararlı küresel eylemle bir araya geldiğinde, kişi başı kaynak kullanımı, mevcut eğilimlere göre 2050 yılında küresel olarak % 28 oranında azalacaktır. Ayrıca, G7 ülkelerinde kişi başı kaynak kullanımı mevcut düzeylerde sabit kalacaktır.

• Sera gazı azaltım politikaları ile bir araya geldiğinde 2050 yılında sera gazı emisyonları, 2015 yılı seviyesinin % 63 altına düşecektir. G7 ülkelerinin sera gazı emisyonu 2050 yılında 2015 seviyesine göre % 74 azalacaktır.

• İklim eyleminin kısa vadeli ekonomik maliyetlerinden daha fazlasını karşılayacaktır. Böylece gelir daha yüksek ve ekonomik kalkınma mevcut (referans) durumdan daha güçlü olacaktır.

• 2050 yılında mevcut duruma göre yıllık 2 trilyon dolardan fazla ekonomik fayda sağlayacaktır. Bu ekonomik fayda, G7 ülkelerindeki 600 milyar dolar faydayı da içermektedir. Ayrıca küresel ısınmanın 2oC veya daha düşük bir seviyede tutulmasına yardımcı olacaktır.


Kaynakça: UNEP (2017) Resource Efficiency: Potential and Economic Implications. A report of the International Resource Panel. Ekins, P., Hughes, N., et al.
http://www.resourcepanel.org/sites/default/files/documents/document/media/resource_efficiency_report_march_2017_web_res.pdf