İçindekiler
Dergi Arşivi

Küçük Teknoloji Şirketlerine Finansman Sağlanması

Kaan AKTAŞ / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü)

 

Giriş

Ülke ekonomilerinin gelişmesinde bilginin etkisi büyüktür. Özellikle 1950’lerden itibaren süregelen değişimlerle yaşadığımız dönemin temelleri atılmış, ülkelerin ekonomileri ülke fertlerinin sahip olduğu bilgi düzeyinde gelişmiştir. Gelişimin sebebi olarak, bilginin gücü gösterilmektedir. Bilginin gücünü kullanan ülkeler, büyümelerini sürekli hale getirmişlerdir. Bilgi toplumu oluşturabilen ülkelerde, şirketler şekil değiştirmiş ve fiziksel güçten ziyade akıl gücüne önem verilmeye başlanmıştır.

Küçük teknoloji firmaları özellikle dünyada 1950’li yıllardan itibaren çıkmaya başlayan, bilgiye dayalı üretimin sağlanmasını, üretilen ürün veya hizmetlere yenilikçi kısımların eklenmesini ve yapılan Ar-Ge faaliyetlerinin daha hızlı ve ekonomik gerçekleşebilmesini sağlayabilen kuruluşlardır. Genelde üniversitelere yakın bölgelerde, bir akademisyen veya iş hayatına yeni girmiş genç girişimciler tarafından kurulmaktadırlar. Dünyada özellikle start-up ve spin-off şirketler adı altında anılmaktadır ve Türkiye’de 2000’li yıllardan sonra internet teknolojisinin yaygınlaşmasıyla hızlı bir şekilde sayıları artmıştır.

 

Start-up olarak adlandırılan firmalar, genç girişimciler tarafından kurulan ve yoğunluklu olarak internet teknolojileriyle uğraşan şirketlerdir. Spin-off şirketler ise herhangi bir yerden elde ettiği tecrübe ve bilgi birikimini bir ürün veya hizmete dönüştürmeye çalışan şirketlerdir. Her iki firma türünün de en önemli özelliği sahip oldukları bilgiyi ekonomik katma değere en kısa yoldan dönüştüren şirket şekilleri olmalarıdır. Üniversitede çalışan akademisyenlerce kurulan spin-off şirketlerin, özellikle üniversite etrafında olan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde (TGB) konumlandırılmasıyla, bilgiye yakın olmaları sağlanır. Firmaların bu sayede devletlerin sağladığı hibe, muafiyet veya vergi indirimi gibi avantajlara ulaşmaları kolaylaştırılmış olur. TGB’ler kamu-üniversite-sanayi iş birliğinin sağlanabilmesi için çatısı altında bulundurduğu küçük teknoloji firmalarından dolayı önemli kuruluşlardır. Ancak start-up şirketler daha çok yazılımla ilgili çalışma yaptıklarından, TGB gibi özel alanlara ihtiyaç duymayabilirler.

 

Teknoloji tabanlı küçük firmaların projelerini hayata geçirebilmeleri teknolojik gelişmeyi de beraberinde getirir. Bu yüzden Ar-Ge projeleri sonucunda ortaya çıkarılacak ürün veya hizmetlerin piyasayla buluşturulması ve katma değere dönüşmesi küçük firmalar açısından hayati önem taşımaktadır. Küçük teknoloji şirketleri tarafından piyasaya sürülen ürün veya hizmetlerin bu aşamaya gelebilmesi için firmalara çeşitli destekler sunmak şarttır. Desteğin bulunması için de dünyada uygulanan ve her girişimcinin de yararlanamadığı bazı yöntemler vardır. Gerekli finansmanı sağlayarak ürününü üreten firmaların nakit sorunu dışındaki bir başka sorunu ise piyasanın yeni oluşan bu ürüne tepkisidir. Söz konusu ürün veya hizmet pazarda kendine yer bulabilirse, teknolojik üretim sağlanmış olacaktır. Anlatılan bu süreç çok zorlu aşamalardan oluşmaktadır ve şirket kurucuları girişimciler, bu sorunlara çözüm üretmek zorundadırlar. Girişimcilerin karşılaştıkları sorunları en alt seviyeye indirmek ve yeni girişimcileri ülkelerine kazandırmak için devletler çeşitli politikalar üretmektedir.

 

Girişimcilikle ilgili çeşitli rapor ve çalışmalardan alınan bilgiler ışığında, girişimcilerin faaliyetlerini sürdürürken karşılaştıkları zorluklar incelenmiş, bu zorluklardan çıkılması için de geliştirilebilecek politikalardan bahsedilmiştir. Bununla birlikte Türkiye dışında girişimcilik ekosisteminin güçlü olduğu bazı ülkelerden araştırmalar sunulmuş ve Türkiye’de yer alan girişimciler ile karşılaştırmalar yapılmıştır.

 

Bu çalışmanın amacı, küçük teknoloji şirketlerini inceleyerek, bu firmaların büyüme ve finansmanına yönelik durumunu tespit etmektir. Küçük teknoloji firmaların sorunlarının tespit edilmesi ve bu sorunlara çözüm alternatifleri sunulması da bu çalışmanın amacı dâhilindedir.

Küçük Teknoloji Firmaları

Start-up kavramının Türkçede tam karşılığı olmamakla beraber, uluslararası literatürde farklı anlamları bulunmaktadır. Bir araştırmada, start-up firmanın yenilik içeren girişimi, kendi sorumluluğu altında olgunlaşabilmesi için beş ile on bir yıl geçebileceği göz önünde bulundurulmuş ve bu süreçte firmaların start-up ismiyle telaffuz edilebilmelerinden bahsedilmiştir [1]. Bazı araştırmalarda ise kuruluşundan itibaren üç veya beş yıl geçmiş araştırma tabanlı şirketler, start-up firma olarak tanımlanmıştır [2].

 

Spin-off firma kavramının da Türkçede tam olarak karşılığı bulunmamaktadır ve filiz işletme, yenilikçi işletme gibi kavramlar spin-off kavramı yerine kullanılmaktadır. Ayrıca bu kavram uluslararası literatürde spin-out olarak da yer bulmaktadır. “Spin-off” ve/veya “spin-out” tabirleri; ayrı bir birim haline gelmek ve bir şeyin uzantısı olmak anlamını taşımaktadır. Spin-off firma, bireylerin daha önce çalışanı olduğu bir şirketten ayrılarak bireysel olarak ve daha önce çalıştığı şirketten elde ettiği tecrübe ile kurduğu yeni bir şirket şeklidir [3]. Bu tanımlardan yola çıkarak spin-off firma kavramını, deneyimlerden elde edilen bilgilerle kurulan yeni bir şirket türü olarak tanımlamak mümkündür [4].

 

Küçük Teknoloji Firmaların Desteklenme Modelleri ve Kamu Tarafından Sağlanan Destekler

Girişimcilerin yenilikçi fikirlerini iş modeli haline getirmeleriyle beraber, üretmeyi planladıkları ürün veya hizmetleri piyasa sunabilmeleri için bir şirket kurmaları gerekmektedir. Bu tür şirketlerin kurulması için dünyada çeşitli fonlama programları vardır. Türkiye’de bu tür şirketlerin kurulması için Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunda (TÜBİTAK) 1512 Teknogirişim programı uygulanmaktadır. Bununla beraber çeşitli Sivil Toplum Kuruluşları da girişimci yarışmaları düzenleyerek Türkiye’deki girişim ekosistemine maddi katkı sunmaktadır. Bu desteklere ek olarak TÜBİTAK tarafından verilen 1514 - Girişim Sermayesi Destekleme Programı (GİSDEP), nakdi destek sağlayan yatırımcılara ve girişimci firmalara, toplam yapılan yatırımın %20 oranında hibe desteği sağlamaktadır. Bu destek sadece prototipin oluşturulması değil, ürün geliştirme (Ür-Ge), satış ve ilk pazarlama gibi ticarileştirme faaliyetlerini de kapsamaktadır [5]. Bu yönleriyle 1514-GİSDEP, devletin sağladığı diğer girişimcilik desteklerinden farklıdır. Öte yandan 2016 yılında çıkan Ar-Ge Reform Paketi’nde yer alan Doğrudan Girişim Sermayesi ile 31/12/2023 tarihine kadar uygulanmak üzere, Teknogirişim Sermayesi Desteği alan ve teknoparklarda faaliyette bulunan girişimcilere Bakanlık tarafından uygun görülen alanlarda gerçekleştirecekleri projelerinin finansmanında kullanılmak üzere gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından sağlanan sermaye destekleri, beyan edilen gelirin veya kurum kazancının %10’unu ve öz sermayenin %20’sini aşmamak üzere, ticari kazancın ve kurum kazancının tespitinde indirim yapılabilir. İndirim yapılacak tutarın yıllık olarak 500.000 Türk Lirasını aşmaması gerekmektedir. Çıkarılan düzenleme sayesinde özel sektörde faaliyet gösteren kurumların da küçük teknoloji şirketlerine yatırım yapması teşvik edilmiştir.

 

Sermaye sahibi kişilerce gerçekleştirilen yatırımların genç girişimleri desteklemek için yaptıkları yatırımlarıyla destek modellemesi yapılabilmektedir. Melek Yatırımcılık olarak bilinen bu sistemin Türkiye’de uygulanması ise Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının Bireysel Katılım Sermayesi (BKS) Hakkında Yönetmeliği kapsamında, 5 yıllık Bireysel Katılım Yatırımcısı (BKY) Lisansına sahip kişilerce gerçekleştirilmektedir. Melek yatırımcı faaliyetleri sadece Hazine Müsteşarlığı tarafından yürütülmeyip, melek yatırımcılık faaliyetlerinde yardımcı olması için akredite edilen 13 adet BKY ağı bulunmaktadır. Bu kuruluşlar da melek yatırımcı ile girişimci iletişimini sağlayan ağlardır ve 13 BKY ağında lisansı olmadan faaliyet gösteren 352 melek yatırımcı bulunmaktadır [6]. Bahsi geçen ağlardan en popüler olan ise e-tohum BKY ağıdır. E-tohum ağına 2008 yılından bu yana 10.566 girişimci başvurmuş ve bu sayının 2015 yılı için olan başvuru sayısı 2.505’tir [7].

 

BKY lisanslama yöntemiyle lisans alan kişi sayısı, yönetmeliğin çıktığı tarihten 2017 yılının Şubat ayına kadar 415’tir. Şu ana kadar yatırım işlemi gerçekleştirilerek başarılı olan 20 başvuruda, 5.504.796,00 TL tutarında yatırım yapılmıştır. Bununla beraber, işlemi devam eden başvuru sayısı da 9 olup 2.168.000,00 TL tutarında yatırım yapılması planlanmaktadır [6]. Yatırım yapılan şirketlerin faaliyetleri ise Şekil 1’de verilmiştir. Yatırım yapılan faaliyetlerin büyük çoğunluğu Yazılım ve Uygulama Geliştirme ile e-ticaret üzerinedir. Melek yatırım desteği alan firmaların daha fazla çeşitlendirilmesi ve sayısının artırılması gerekmektedir. Bunu sağlamak için de BKS mevzuatında değişikliklere gidilebilir.

 

Şekil 1. Bireysel Katılım Sermayesinde Yapılan Yatırımların Sektörlere Göre Dağılımı [6]

 

Bahsedilen fonlama şekillerinden başka Türkiye’de yasal mevzuatı çıkması beklenen kitlesel fonlama (crowdfunding) modeli de dünyada etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Kitlesel fonlama, melek yatırımcılıktan fonlama yöntemine göre ayrışan, bir internet ara yüzü sayesinde insanlara ulaşan ve bu insanların katkısıyla maddi kaynak üretebilen bir fonlama şeklidir. Dünyada en bilinenleri “www.kickstarter.com” , “www.indiegogo.com” internet siteleridir. Kitlesel fonlama, ilk defa girişimde bulunacak kişiler ve tohum aşamasında -henüz prototip geliştirmemiş- girişimler için çok önemlidir. Geleneksel fonlama sistemlerinde, ortaya çıkacak ürün veya hizmetin pazarda tutunup tutunamayacağına ilişkin netliğin olmaması, yatırım yapacak kişi veya kurumları fon sağlama esnasında zor duruma düşürmektedir. Bu durum girişimcilerin herhangi bir tecrübeye sahip olmamalarından dolayı fonlama yapacak kişi veya kurumlara sağlıklı veri sağlayamamalarından da kaynaklanmaktadır [8]. Buna ek olarak banka kredilerinin maliyetinin olması, verilecek kredi için teminat istenmesi ve girişimi fonlayacak kişi veya kuruluşların yönetimde hak talep etmesi de kitlesel fonlamayı daha cazip hale getirmektedir. Kitlesel fonlama, önceki başlıklar altında tanımlanan ve geleneksel hale gelen fonlama alternatifleri ile karşılaştırıldığında, sermaye aktaranların birden fazla kişiden oluştuğu ve bu kişilerin küçük miktarlarda fon sağladığı bir araçtır. Kitlesel fonlama girişimcilere sermaye sağlamak dışında, müşterilerden geri bildirim alabileceği, ürün veya hizmetlerinin sonucu oluşabilecek tepkilerin ölçülebileceği bir platformdur ve girişimciler, kitlesel fonlama sayesinde bu bilgileri etkin ve ekonomik bir şekilde sağlayabilir [8].

 

Türkiye’de ise hâlihazırda kitlesel fonlama platformları vardır, ancak teknolojik ürün veya hizmet üretme iddiasında bulunan girişimcilerin çok rağbet etmediği söylenebilir. Bu sonuca Türkiye’de yer alan kitlesel fonlama platformları incelenerek varılmış ve bu platformların internet adresleri “fongogo.com”, “crowdfon.com” ve “fonlabeni.com” şeklindedir. ABD’de ise kitlesel fonlama 2012 yılında “Jumpstart Our Business Startups Act (JOB Startups Act)” isimli bir yasa ile hukuki bir kimliğe büründürülmüştür [9].

Teknolojik Girişimci Firmaların Karşılaştığı Sorunlar

Küçük teknoloji firmalarının sürekli finans kaynağı bulabilmesi, başarılı faaliyetler yürütebilmesine bağlıdır ve başarılı olmasını sağlamak için önceki başarısız örneklerin hangi sebeplerden faaliyetlerine devam edemediğini araştırmak sorunun temellerine inebilmek açısından önemlidir. Başarısız olma durumu sadece prototipi üretememek olmayıp, aynı zamanda üretilen ürün veya hizmetin pazarda alıcı bulamamasını da kapsamaktadır. Başarısızlığın sebeplerini bilmek, bu tür firmaların gelecekte daha verimli bir şekilde çalışmasını sağlayacaktır. Bu konuda, dünyada yapılan araştırmalardan biri, CBInsight firmasının araştırmasıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nde şirketler üzerine rapor ve veri paketleri hazırlayan bir araştırma şirketi olan CBInsight, faaliyetlerini durdurma kararı alan 101 start-up firması üzerine gerçekleştirdiği çalışma kapsamında, firmaların neden kapandığı ile ilgili 2014 yılında bir rapor yayınlanmıştır. Yapılan araştırma kapsamında katılımcı firmalara kapanma nedenleri sorulmuş ve bu nedenler arasında firmalarına özel durumları seçmeleri istenmiştir. Nedenler ayrıntılı bir şekilde verilmiş ve katılımcılar, bu nedenler arasında çoklu seçim yapabilmektedir. Çalışma sonucu çıkan rapora göre bu tür firmaların batma nedenleri arasında %42 seviyesinde bir grubun, pazarda ihtiyacın olmaması şeklinde cevap verdiği karşımıza çıkmaktadır. Bunun nedeni firmaların ürettikleri ürünlerin piyasaya sürülmesinden sonra o ürünle ilgili rakip firmalarca yeni ve daha yüksek özellikli modeller ortaya konulmasından dolayı “pazarda ihtiyaç olmaması” olarak karşımıza çıktığı belirtilmiştir (bkz. Şekil 2). Diğer bir neden ise %29 gibi büyük bir oranla “nakitsiz kalmak” olarak verilmiştir. Bu durumun sebebi, ilk yatırımda tüm finansmanını ortaya koyan firmaların ilerleyen süreçte firmaları için gerekli olan finansmanı kendi bütçeleriyle karşılayamamalarıdır. Bu noktada firmalara gerekli finansmanın sağlanması gereklidir [10]. Türkiye’de kurulan veya kurulması planlanan firmaların gelecek vizyonları için yurt dışında yayınlanmış bu rapor, yol gösterici niteliğinde düşünülebilir.

 

Şekil 2. Start-up Firmalarının Başarısızlığının 20 Nedeni [10]

 

CBInsight raporuna göre, müşteri problemlerinin aslında ne olduğu, firmaların yaptığı Ar-Ge çalışmaları ile çıkacak üründen daha önemlidir. Eğer müşteri odaklı Ar-Ge çalışmaları planlanmaz ise küçük teknoloji firmaların zaman, para ve istek kaybına uğrayabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle firmaların kuruluşundan önce pazar ihtiyaçlarının belirlenmesi, girişimcilerinin birinci önceliği olmalıdır [10]. Yani küçük teknoloji firma kurmaya heveslenen girişimcilerin kendilerine sorması gereken ilk soru “bu ürünün yapılmasına gerek var mı?” olmalıdır [11]. Şekil 2’de araştırma sonuçları arasında yer alan “rekabet edememe”, “zayıf ürün”, “müşterileri görmezden gelme” ve “kötü pazarlama” gibi maddeler de birinci nedenle doğrudan olmasa da bağlantılıdır. Bununla beraber firmaların doğru fonlanmaması da önemli bir başarısızlık nedenidir ve firmalara olan nakit desteğinin de çeşitlendirilmesi ve iş planı dâhilinde öngörülen harcamaların iyi organize edilmesi firmaların faaliyetlerine devam edebilmesi için önemlidir. CBInsight raporunda şirketlerin pivot çalışmalarındaki başarısızlığı da önemli bir oranda kapatılma nedeni olarak gözükmektedir. Pivot, firmaların yenilikçi projelerine başlamadan önce çıkarmayı planladıkları ürünün müşteri isteklerine göre tekrar tasarlanması olarak adlandırılabilir [12]. Pivot çalışmalarında meydana gelen başarısızlıklar da Şekil 2’de verilen birinci nedenle doğrudan ilgilidir ve bu çalışmalar müşteri odaklı yapılmak zorundadır. Girişimcilerin pivot çalışması yapması, odaklandıkları müşterinin davranış şeklini öğrenmeleri, ürünlerindeki eksiklikleri görmeleri ve pazarlama çalışmalarına katkıları nedeniyle önemlidir. Başarılı bir pivot çalışması sonucu kurulan Groupon, çalışmalarına ThePoint isimli bir internet sitesi kurarak iş potansiyelini ölçmek adına bulundukları binadaki pizzacı ile anlaşıp 20 pizza kuponunu bu internet sitesi aracılığıyla dağıtarak başlamıştır. Oluşan ilgi sonucunda Groupon internet sitesini faaliyete geçirerek, milyar Dolarlık bir şirket haline gelmiştir [13]. Girişimcilerin müşteri odaklı çalışmaları önemsemesi firmaların devamlılığı açısından önemlidir. Bu yüzden start-up ve spin-off kurucularına bu konularla ilgili eğitim verilmesi, firmaların vizyonunu geliştirme açısından oldukça önemlidir.

 

Başarılı küçük teknoloji şirketleri ile ismini duyuran İsrail’de, yüksek teknoloji barındıran sektörlerle ilgili bilgi kaynağı olan “Israel Venture Capital (IVC) Research Center”, girişimciler, yüksek teknoloji şirketleri ve özel sermaye fonları gibi yüksek teknoloji üreten sektörlerle bağlantısı olan kişi ve kurumlara güvenilir bilgi sağlamaktadır. Bu araştırma şirketinin veri tabanında İsrail’de yer alan yüksek teknoloji şirketlerinin, özel sermaye fonlarının, girişim sermayesi fonlarının, yatırım şirketlerinin, melek yatırımcıların ve girişimciler tarafından kurulan şirketlerin bilgileri yer almaktadır. Bu geniş veri tabanı ile IVC Araştırma Merkezinde görevli analistler ve araştırmacılar tarafından, İsrail sanayisinden haberler, çeşitli sektörlere ilişkin raporlar, basın bültenleri ve anketler sunulmaktadır. IVC Araştırma Merkezinin 1999-2014 yılları arasında, İsrail start-up firmalarının başarı oranlarının yayınlandığı raporun grafiği Şekil 3’te verilmiştir.

 

Şekil 3. Kuruluş Yıllarına Göre İsrail Start-up Firmalarının Başarı İndeksi (1999-2014) [14]

 

IVC Araştırma Merkezi İsrail start-up firmalarının başarı indeksinde yer alan firma başarı kriterleri;

  • 100 veya daha fazla çalışanı olan firmalar,
  • Senelik cirosu 100 milyon Dolar ve üstünde olan firmalar,
  • Kurulduğu andan bu yana geçen sürede çeşitli araçlarla yatırılan maddi yatırımı, elde ettiği kazançla karşılayabilen firmalar,
  • Sermayesini hiç artırmamış, 10 milyon Dolar veya üstünde başkalarına satışı gerçekleştirilen firmalar,
  • 50 veya daha fazla çalışanı olan, ürettiği ürün veya hizmetle 50 milyon Dolar veya üstünde çeşitli araçlardan para toplamayı başarabilen firmalar,
  • Gelirleri 100 milyon Doların altında olan ve son üç yılda hiç sermayesi artmamasına rağmen bağımsız olarak faaliyetlerine devam edebilen firmalar

olarak belirtilmektedir [14]. İsrail start-up firmalarının başarı indeksinin verildiği grafikte, yıllar geçtikçe başarısız bulunan firmaların sayısının azaldığı görülmüştür. Yine başarısız firma sayısının azalması da girişimcilerin başarılı olmak için daha inatçı tavırlar sürdürdüğü ve faaliyetlerine devam etmeleri için gerekli olan ortamın sağlandığı anlaşılabilir. Söz konusu durum İsrail ekosisteminin genel bir başarısı olarak değerlendirilebilir.

 

İsrail’in start-up firmalarını inceleyen rapor dâhilinde kurulan start-up şirketlerin önceden verilen başarı kıstaslarına göre başarı oranı %4,71’tir [14]. Toplam kurulan firma sayısı ele alındığında ise yılda ortalama 636 start-up firma kurulması, İsrail’in start-up ekosistemine ilgisinin çok fazla olduğunu göstermektedir.

 

Raporda verilen diğer bilgilerde ise başarılı kabul edilen firmaların sadece %17’sinin sermayelerini artırmadan bu noktaya geldiği görülmektedir. Bununla birlikte bir start-up firmaya yatırım yapmayla başarılı olabileceğinin kesin olmadığı bu raporda belirtilmiş ve risk sermayesiyle desteklenen firmalardan %41’i zararına satılmış veya kapanmıştır. Bu firmalardan sadece %9’unun başarılı olduğu belirtilmiştir. Kurulan start-up firmalarından %46’sı ortalama 3,5 yılda faaliyetlerini sonlandırmıştır. Yine bu raporda verilen bilgilere göre, faaliyetlerini sürdüren firmalardan birçoğu “seed company” olarak adlandırılan başlangıç aşamasını henüz geçememiş firmalardır. Bir firmanın “seed company” durumundan, start-up şirketine dönüşmesi için başarılı bir prototip ortaya çıkarması gerekmektedir. Bu firmalar arasında 16 yıldır faaliyetlerine devam eden ve bu süre boyunca yatırım desteği alan firmalar da bulunmaktadır. 1999-2007 yılları arasında kurulan ve “Faaliyeti Devam Eden” olarak tanımlanan 1184 adet firma halen başarılı olarak tanımlanamamaktadır [14]. Bu durumun başka bir sebebi de bazı sektörlerde çalışmaların uzun sürmesi olabilir. Örneğin, biyoteknoloji gibi alanlarda prototipin başarılı bir şekilde ortaya çıkması için yıllarca sürebilen yoğun laboratuvar çalışmaları ve testler gerekebilmektedir.

 

İsrail start-up firmalarının değerlendirildiği raporda, “Başarılı” kriterini sağlayan 480 firmanın %83’ünün, ortalama 22.500.000 Dolar dış destek aldığı, kalan %17’sinin ise herhangi bir destek almadan tamamıyla öz kaynaklarıyla başarıya ulaştığı belirtilmiştir. Destek alarak başarıya ulaşmış firmalardan yaklaşık %60’ı yurt dışı risk sermayesi fonlarından yatırım almış, %30’u ise ülke dışı firmalardan yatırım almıştır [14]. İsrail’de başarılı kabul edilen firmaların çoğunluğunun dışardan destek almasından, bu ekosistemden çıkan şirketlerin küresel ihtiyaçlara yönelik ürün veya hizmetler üretmeye önem verdiği sonucu çıkarılabilir.

 

IVC Araştırma Merkezinin yayınladığı başka bir raporda ise İsrail’de yer alan start-up firmaların dış ülkelerce satın alınma talebinin çok yoğun olduğu gösterilmektedir. Alış yapan firmalar arasında ABD, Avrupa ve Asya’da bulunan büyük ölçekli firmalar yer almaktadır. Örneğin Amazon şirketi, daha etkin kullanılabilen ve ucuza mal edilebilen işlemciler üreten Annapurna Labs firmasını 370 milyon Dolara satın almıştır. Bir başka ünlü şirket olan Dropbox ise CloudOn firmasını bünyesine katmıştır [15].

 

İsrail, start-up satışından 2015 yılı hariç, 2010 yılından itibaren ortalama 6,25 miyar Dolar döviz kazandırdığı start-up ekosisteminin küresel başarısı ortadadır. Buna ek olarak satılan firmaların dünya çapında gelişmiş şirketlerce satın alınması, İsrail’in küçük teknoloji firmalarına olan ilginin devam edeceğini de göstermektedir. Yine satın alınan firmalar, küresel piyasalara daha kolay girebilecek, ürün veya hizmetlerinin tanıtımını dünyaya daha rahat yapabilecek ve kolay büyüme fırsatı yakalayabileceklerdir.

Küçük Teknoloji Firmalarının Büyümesine İlişkin Bir Araştırma

Türkiye’de yer alan start-up ve spin-off firmaların faaliyetlerini giderek artırmasından ve ülke ekonomisinde belirli bir hacim kaplamalarından dolayı bu tür firmaların bilgilerin bulunması önemlidir. Böylece bu konuyla ilgilenen araştırmacılar, start-up ve spin-off firmalarıyla ilgili verilere ulaşarak daha kolay ve çıktısı daha net olan çalışmalar yapabilecektir. Türkiye’de yer alan küçük teknoloji firmaların türleriyle ilgili verilerin tutulmaması bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır.

 

Türkiye’deki bazı teknoparklar üzerine yapılan bir anket çalışmasında, firmalara kendilerini start-up ve spin-off şeklinde sınıflandırmaları, firmaların faaliyette bulunduğu sektörü, kuruluş yılları gibi temel bilgiler istenmiş, sonrasında firmaların büyümesi için gerekli olabilecek bazı soruları cevaplaması istenmiştir. Anket dâhilinde çoktan seçmeli sorulara yer verilmiş ve verilen yanıtlara göre özel sorular tanımlanmıştır. Bu soruların çoğunda da katılımcılardan hâlihazırda verilen durumların sorunlarını, sebeplerini, eksik yanlarını veya kazanımlarını önem derecelerine göre puanlandırması istenmiştir.

 

Yapılan çalışmaya göre anketi dolduran firmaların %39,2’si start-up firması iken %60,8’i kendisini spin-off firma olarak tanımlamıştır. Firma sektörlerine ilişkin bilgilere göre ise ankete katılan firmalar ağırlıklı Bilişim, Bilgi ve İletişim Teknolojileri üzerine ürün veya hizmet üretmektedirler. Bu durum start-up ve spin-off firma türleri için de aynıdır. Bilişim, bilgi ve teknolojileri sektörünü elektrik-elektronik ve makine ve teçhizat imalatı sektörleri takip etmektedir. Bu üç sektör, tüm firmaların faaliyetleri içerisinde yaklaşık %70’ini oluşturmaktadır. Anket çalışmasının geneli yansıtabilmesi adına bu verilerin tüm teknopark verileriyle uyumluluk göstermesi çalışmanın çıktısı bakımından önem arz etmektedir.

 

Ankete katılan firmaların hiçbirinin şirket kurulumu için banka kredisi alma yoluna gitmediği görülmüştür. Bununla beraber 56 start-up firmasının yaklaşık %70 (39 start-up firması)’i firmalarının kurulum giderlerini karşılamak için, Türkiye’de uygulanan ve girişimcileri destekleme amaçlı kullanılan Ar-Ge destek ve teşvik programlardan faydalanmaktadır. Spin-off firmalarında (87 spin-off firması) ise bu desteklerden faydalanma oranı %31 (27 spin-off firması) olarak tespit edilmiştir. Ankete katılan spin-off firmalarının %62,1 (54 spin-off firması)’i, firma kurulum giderlerini karşılamak için kendi sahip olduğu maddi kaynağı kullanmıştır. Start-up firmalarında ise bu oran yaklaşık %27’dir (15 start-up firması). İki gurubun toplamında, kendi çevrelerinden borç alarak firma kurulumu gerçekleştiren firmaların oranı tüm firmaların %5,6’sı (8 firma), devlet desteklerinden faydalananların oranı firmaların %46,2’si (66 firma) ve kendi maddi kaynaklarını kullananların oranı ise firmaların %48,3’ünü (69 firma) oluşturmaktadır.

Sonuç

Ekonomik büyüme sağlaması beklenen küçük teknoloji firmalarının, bu katkılarının sürekli olması için dünya ile rekabet edebilir, kaliteli ürün veya hizmet sunabilen ve sürekli yenilikçi davranan bir yapıda olması gerekmektedir. Bir firmanın, özellikle yeni kurulmuş bir firmanın büyümeyi sağlamak için gerekli bilgi birikimine, tecrübeye ve maddi varlıklara ulaşması oldukça zor olabilmektedir. Bu durumun iyileştirilmesi, küçük teknoloji firmalarına özel politikalar geliştirilerek, büyümesinin sürekli hale getirilmesiyle sağlanabilir. Söz konusu politikalar için küçük teknoloji firmaları, ürettiği ürün veya hizmetleri, küresel ihtiyaçları göz önünde bulundurarak müşteri odaklı olmasına dikkat etmesi gerekmektedir.

 

Küçük teknoloji firmaları hakkında veri kaynağı olacak bir platformun gerekliliği bu konularla ilgili politika yapıcılar ve araştırmacılar için kaçınılmazdır. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından geliştirilen teknoparklarda yer alan firmaların, Teknogirişim Sermayesi Desteği almış girişimcilerin, Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinin bilgilerinin bulunduğu “teknoag.sanayi.gov.tr” portalı başlangıç aşamasında bir çalışma olmasına rağmen firmalar hakkında temel bazı bilgiler barındırmakta ve Doğrudan Girişim Sermayesi Desteğine ilişkin bilgiler paylaşmaktadır. Yurt dışı örneklerine bakıldığında kısıtlı bilgi paylaşılsa da bu tür firmalara fon sağlamak isteyen melek yatırımcılar ve kuruluşlar için önemli bir bilgi kaynağı olacaktır. Küçük teknoloji firmaların tanıtılması açısından bu platform çok önemlidir.

 

Sonuç olarak teknoloji üretiminin dünyada önem kazanmasıyla birlikte, teknoloji üretme kabiliyetleri olan küçük teknoloji şirketlerin büyümesinin ve küresel ihtiyaçlara cevap verecek bir niteliğe büründürülmesi önemlidir. Bu durumun sağlanması için de bu firmalara doğru bir şekilde fon sağlanması ve firmaların bu fonu kullanırken özenli davranması önem arz etmektedir.

Kaynaklar

  1. Stinchcombe, A.L. (1965). Social Structure and organizations. Handbook of organizations.(142 – 194). Chicago: Rand-McNally&Co.
  2. Heirman, A. et all. (2003). How and why do firms differ at start-up? A resource-based configurational perspective. University of Gent, Gent
  3. Steffensen, M. (1999). Spin-Offs from Research Centers at a Research Unıversıty. Journal of Business Venturing 15. (93–111).
  4. Bal, B. (2015). Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Özelinde Üniversite Spin-off Şirketlerinin Kuruluşunu Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi: Türkiye Örneği. Yüksek Lisans Tezi. Karadeniz Teknik Üniversitesi.
  5. TÜBİTAK. (2015). Ulusal Destek Programları. (Aralık 2015). http://www.tubitak.gov.tr/tr/destekler/girisimcilik/ulusal-destek-programlari
  6. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı. (2013). Bireysel Katılım Sermayesi Hakkında Yönetmelik. Başbakanlık. Hazine Müsteşarlığı. Resmi Gazete Sayı:28560 (Aralık 2015) http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/02/20130215-2.htm
  7. E-Tohum BKY Ağı. (2015). Past Seven Years Statistics At E-Tohum. (Aralık 2015). http://www.etohum.com/blog/past-seven-years-statistics-at-etohum/
  8. Cornell C.J. (2014). Crowdfundıng: More Than Money Jumpstartıng Unıversıty Entrepreneurshıp.(Aralık2015).http://venturewell.org/open2014/wp-content/uploads/2013/10/CORNELL-2.pdf
  9. Hardem Avukatlık Bürosu. (2015). Tüm Yönleriyle Kitlesel Fonlama (CrowdFunding). (29.12.2015). http://herdem.av.tr/tr/tm-ynleriyle-kitlesel-fonlama-crowdfunding/
  10. CBInsight. (2014). The Top 20 Reasons Start-ups Fail. (2015 Aralık) https://www.cbinsights.com/research-reports/The-20-Reasons-Start-ups-Fail.pdf
  11. Elgin, İ. (2014). Ürün Geliştirme mi, İş Geliştirme mi? Optimist Dergisi Aralık 2014. (76-78).
  12. Ries, E. (2014). The lean startup: how today's entrepreneurs use continuous innovation to create radically successful businesses. (103). Crown Publishing.
  13. Penenberg, A. L. (2011). Eric Ries is a Lean Startup machine. Fast Company. (Haziran 2015). http://www.fastcompany.com/1778706/eric-ries-lean-startup-machine
  14. Israel Venture Capital Research Center (2015). İsraeli Start-up Success Report 1999-2014. (Aralık 2015).http://www.ivc-online.com/Research-Center/IVC-Publications/IVC-Surveys/Start-up-Report
  15. Paz-Frankel, E. (2015). Exit Nation: Israeli Start-ups Sell For $860 Million In First Four Weeks Of 2015. Nocamel http://nocamels.com/2015/01/israeli-Start-ups-acquired-by-amazon-and-dropbox/