İçindekiler
Dergi Arşivi

Marka Kavramı

 

Marka, bir teşebbüs tarafından sunulan malların ya da hizmetlerin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilebilmesini sağlayan işaretlerdir.

Marka kavramının daha iyi anlaşılabilmesi için ülkemizdeki tarihsel gelişimi içerisinde yer alan adlandırmasının da hatırlanması gerekmektedir. Osmanlı Devleti’nin ilk marka kanunu 10 Eylül 1871 tarihli Alamet-i Farika Nizamnamesidir. Alamet-i farika kavramı, işaret, nişan anlamına gelen “alamet” kelimesi ile fark eden, bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum veya öge anlamına gelen “farika” kelimesinin birleşiminden oluşmuştur. Dolayısıyla “alamet-i farika” tamlaması aslında marka tanımını da kendi içerisinde barındırmaktadır.

Malları veya hizmetleri ayırmak için kullanılan ayırt edici kelimeler, harfler, rakamlar, çizimler, resimler, şekiller, renkler, logolar veya bunların kombinasyonları marka olarak tescil edilebilir. 2017 yılında yürürlüğe giren 6769 Sınai Mülkiyet Kanunu ile getirilen bir yenilik olarak artık sesler de marka olarak tescil edilebilmektedir.

Marka koruması esas olarak tescil yoluyla elde edilebilir. Bir markanın tescil ettirilmesi, özellikle aynı ya da karıştırılabilecek derecede benzer bir marka ile ihtilaf oluşması halinde daha güçlü koruma sağlayacaktır.

Birçok kimse, ticaret unvanının ve ticari işletmenin ticaret sicilinde tescilinin, eşzamanlı olarak marka koruması anlamına geldiğini düşünmektedir. Bu çok yaygın bir yanlış algılamadır. Bu noktada ticaret unvanı ve marka arasındaki farkın ortaya konulması gerekmektedir.

Ticari unvanı; örneğin “ABC Kimya Sanayi Anonim Şirketi” gibi şirketin faaliyet alanını ve şirketin türünü belirten ibareler içermektedir. Ticaret unvanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmekte olup kanuna göre her tacir bir ticaret unvanına sahip olmakla yükümlüdür.

Marka ise işletmenin ürünlerini/hizmetlerini diğerlerinden farklı kılan işarettir. Bir ticari işletme tek bir ticaret unvanına sahip olabilirken birden çok markaya sahip olabilir. Örneğin, “ABC Kimya Sanayi Anonim Şirketi” piyasaya sürdüğü farklı ürünler için farklı markalar kullanabilir. Bu markalar ticaret unvanıyla aynı ibareden oluşabileceği gibi (Örn. ABC) ticaret unvanından tamamen farklı bir ibare, şekil yahut kelime de olabilir (Örn. XYZ markası, özel tasarıma sahip logo vs.).

Dolayısıyla ticari işletme sahiplerinin sunmuş oldukları malları veya hizmetleri için marka tescili yaptırarak Sınai Mülkiyet Kanunu’nun koruması altına girmeleri ve bu Kanun’un sağladığı haklardan yararlanmaları faydalarına olacaktır.

Marka tescili, sahibine, markayı tek başına kullanma hakkı ve izinsiz kullanılmasını önleme yetkisi verir.

Marka sahibi, tescil kapsamına giren aynı veya benzer mal veya hizmetlerle ilgili olarak karıştırılma ihtimali olan, tescilli markanın itibarından dolayı haksız elde edecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki herhangi bir işaretin izinsiz kullanımını önleme, karıştırılma ihtimali olduğunu düşündüğü markalara başvurularına karşı TÜRKPATENT nezdinde itiraz etme marka tescil olmuş ise yetkili ve görevli mahkemelerde bu markaya karşı dava açma hakkına sahiptir.

Tescilli bir marka başkasına devredilebilir, miras yolu ile intikal edebilir, kullanma hakkı lisans konusu olabilir, rehin verilebilir veya teminat olarak gösterilebilir. Bu bakımdan markanın ekonomik bir değeri de vardır. Bu ekonomik değer ticari işletmenin ekonomik büyüklüğü hesaplanırken de dikkate alınmaktadır.

Tescilli olmayan markalar, markaların tescili ve korunması hakkındaki yasalarla getirilen haklardan ve korumadan yararlanamazlar.

TÜRKPATENT’in tanıtım faaliyetleri sonucunda ülkemizde sınai mülkiyet bilincinin gelişmesi ve buna paralel olarak markalaşmanın öneminin kavranmasının da etkisiyle, marka başvurularında yüksek rakamlara ulaşılmaktadır. Aşağıdaki grafiklerde marka başvuruları ile ilgili sayısal veriler yer almaktadır.

Marka İstatistikleri


Şekil 1. Marka Başvuru Sayıları

2017 yılı itibarıyla gerçekleşen toplam marka başvuru sayısı bir önceki yıla oranla %13 artış kaydederek 121.108’e ulaşmış olup 2018 yılında 120.008 olarak gerçekleşmiştir. 2018 yılında 117.948 marka başvurusunun incelemesi yapılıp kararı verilmiştir.


Şekil 2. Marka Tescil Sayıları

2016-2018 yılları arasında tescil edilen marka sayılarının verildiği Şekil 2 incelendiğinde, tescil edilen marka sayıları sırasıyla 97.085, 85.573 ve 105.996 olarak gerçekleşmiştir. 2017 yılında %11,86 azalış gerçekleşmiş olmasına karşın 2018 yılında yabancı marka tescil sayılarında yaşanan %200’e yakın artış ile toplam tescil sayıları %23,87 oranında artmıştır.

Yerli ve milli üretimin son derece stratejik öneme sahip olduğu günümüzde üreticilerimizin ürettikleri malları ve hizmetleri sunarken kendi markaları ile hareket etmeleri, markalarını belirledikleri bir strateji çerçevesinde güçlendirmeleri ve tanıtmaları kendi ticari işletmelerine ekonomik anlamda güç vereceği gibi ülkemize de uluslararası alanda daha güçlü rekabet edebilme ve kendi ürünleri ile dünya piyasasında söz sahibi olma imkânı tanıyacaktır.