İçindekiler
Dergi Arşivi

Neden Yeni Bir Yasal Metroloji Kanunu?

Çağıl ÇAKAN / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Metroloji ve Standardizasyon Genel Müdürlüğü)

 

1. Giriş

Yasal gereklerden kaynaklanan ölçüleri, ölçü birimlerini, ölçü aletlerini, ölçü yöntemlerini ilgilendiren ve yetkili kuruluşlar tarafından yürütülen faaliyetler ile ilgili metroloji alanı “Yasal Metroloji” olarak bilinmektedir. Ülkemizde yasal metrolojiden sorumlu kuruluş¸; T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olup bu hizmetlerin yasal dayanağını ise yürürlükteki 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu oluşturmaktadır.

Bu makalede, öncelikle ülkemiz yasal metroloji tarihçesi hakkında bilgi verilmiş, 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanununda yaşanan sorunlar ortaya konmuş sonrasında ise neden yeni bir yasal metroloji kanununa ihtiyaç duyulduğu ve yasal metroloji alanındaki ulusal ve uluslararası ilerlemelere ayak uydurulması için yeni kanunda nelerin yer alması gerektiği üzerinde durulmuştur.

2. Ülkemiz Yasal Metroloji Tarihçesi

Metrolojinin, yaşadığımız topraklardaki tarihçesine bakıldığında Osmanlı Devleti öncesinde Anadolu’da ağırlık birimi olarak “okka”, “lorda”, “kantar” ve “batman”ın kullanıldığı görülmüştür. Osmanlı Devleti’nde ise 1502 yılında Sultan II. Bayezid tarafından hazırlanan “Kanunname-i İhtisab-ı Bursa” fermanı dünyanın yazılı ilk standardı olma özelliğini taşımaktadır. İlerleyen zamanlarda Osmanlı Devleti’nde ölçüler ve ayar hizmetleri 1869 tarihli “Mesahat ve Ekyal ve Evzan-ı Cedidiye Dair Kanunname–i Hümayun” adında bir kanunla kısmen resmi otoritelerin kontrolünde yürütülmüştür. Bu kanun gereğince belediyeler tarafından görevlendirilen görevliler veya çarşı ağaları oldukça ilkel metotlarla, sadece bir kısım ölçü ve tartı aletlerini kontrol etmişlerdir. Bu durum alıcı ve satıcı açısından piyasa düzeninin sağlanması konusunda yeterli olmamıştır. Bu nedenle, ticarette yaşanan büyük sıkıntıları çözmek için Osmanlı İmparatorluğu, yasal metroloji konusunda uluslararası platformlarda yapılan çalışmalara katılım sağlamış ve 20 Mayıs 1875 tarihinde Metre Sözleşmesiyle, Uluslararası Ölçüler ve Ağırlıklar Bürosu’na üye olmuştur.

Cumhuriyet dönemindeki ilk düzenleme ise 1931 yılında kabul edilip 1933 yılında yürürlüğe giren 1782 sayılı Ölçüler Kanunu’dur. Söz konusu kanun ile uluslararası ölçü sistemleri benimsenmiş¸, bu sayede o zamana kadar yurdun her yerinde farklı ölçüm sistemleri ile kullanılan ölçü aletlerinin meydana getirdiği karışıklık ortadan kaldırılmış ve bir Ölçüler ve Ayar Teşkilatı kurularak, konunun tamamen devletin kontrolüne alınması sağlanmıştır. Kanunun kabulü ile eski ağırlık ve uzunluk ölçüleri değiştirilmiş¸; arşın, endaze, okka, çeki gibi hem belirli olmayan hem de bölgelere göre değişen eski ölçüler kaldırılmıştır. Böylelikle ülkemiz, Uluslararası Ölçüler ve Ağırlıklar Bürosu’nun bir üyesi olarak, bu sisteme dahil olan ülkeler arasında yerini almıştır. Uluslararası birimler sistemine uygun metre ve kilogram gibi uzunluk ve ağırlık ölçülerinin kabul edilmesiyle birlikte tek bir sistemin uygulanması ülkemizdeki ölçüler ve ayar hizmetlerinde, özellikle ticari ilişkilerde piyasaya olan güvenin oluşturulması ve tüketicinin aldatılmasının önlenmesi bakımından büyük fayda sağlamıştır.

Ancak 1931 yılının şartlarına göre hazırlanan ve 1955 yılında bazı maddeleri kısmen değiştirilen 1782 sayılı Kanun, konu ile ilgili olarak ortaya çıkan bilimsel gelişmelerin ve yeniliklerin metroloji alanına da girdiği o dönemlerde istenilen sonuçlara ulaşmada yetersiz kalmış ve yeterli teknik alt yapı oluşturulamamıştır. Bu sorunlara çözüm amacıyla yeni bir kanun hazırlanmış ve bu kapsamda 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu 21/1/1989 tarihli ve 20056 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

3. Tespit Edilen Eksiklikler

Elektrik, su, doğal gaz sayaçları, tartı aletleri, taksimetre ve takograf gibi günlük hayatımızın her alanında kullanılan ölçü aletlerini ilgilendiren ve yasal metroloji kapsamında yer alan hizmetlerin yasal dayanağı olan 21/1/1989 tarihli 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu ile uluslararası birimler sisteminin ülkemizce de kabulü ve uygulama alanına konulması, tüketicinin hak ve menfaatlerinin korunması, ticari ilişkilerde dürüstlük ve haksız kazancın önlenmesi sağlanmıştır. Ancak,

Bazı Avrupa Birliği ülkelerinin kendi yasal metroloji kanunları ve yasal metrolojiye ilişkin hizmetleri incelendiğinde ;

? 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunun kapsamında, güncelliğini yitirmiş ve AB ülkeleri yasal metroloji düzenlemeleri ile uyumlu olmayan ölçü aletlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Örneğin Gemi tankları, Alkolmetreler ve Alkol Hidrometreleri, Motorlu Taşıt Lastiklerinin Hava Basıncı Ölçümünde Kullanılan Cihazlara ilişkin AB direktifleri 2011 ve 2015 tarihlerinde yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak bu ölçü aletleri halen ülkemiz Kanunun kapsamında yer almaktadır.
? AB üyesi ülkelerin yasal metroloji kanunlarının ölçü aletlerinin hem muayenesini hem de piyasa gözetimi ve denetimini kapsayacak şekilde hazırlandığı görülmüştür. Ülkemize “piyasa gözetimi ve denetimi kavramı” 2002 yılında “Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun” ile girmiştir. Ölçüler ve Ayar Kanunu ise 1989 tarihli olduğu için kanunda ölçü aletlerinin piyasa gözetimi ve denetimi ile ilgili bir düzenleme yer almamaktadır. Ölçü aletlerinin piyasaya arzına ilişkin düzenleme ise günümüzde uyumlaştırılan mevzuatlarla uyumsuz hale gelmiştir. Bu nedenle PGD ile ilgili hususlar 2002 yılında yayımlanan bu genel kanuna göre yürütülmektedir.
? Kalibrasyon “bir ölçüm cihazı veya ölçüm sisteminin gösterdiği değerler ile bunlara karşılık gelen ölçüm standartları tarafından gerçekleştirilen değerler arasındaki ilişkiyi kuran işlemler dizisini” ifade etmekte olup ölçü aletlerinin güvenilirliğinin ve izlenebilirliğinin sağlanması açısından son derece önemlidir. Ancak ülkemiz kanununda ölçü aletlerinin kalibrasyonuna ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
? Ülkemiz yasal metroloji kanununda yer alan bazı terimler ile AB ülkelerinin yasal metroloji kanunlarında yer alan terimlerin birbiri ile uyumlu olmadığı tespit edilmiştir. Örneğin “verification” sözcüğünün Türkçe anlamı “doğrulama” iken ülkemiz kanununda “examination” yani “muayene” kelimesinin kullanılması uluslararası metroloji sözlüğüne de aykırıdır.
Metroloji ve Standardizasyon Genel Müdürlüğü (MSGM) ile Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün söz konusu kanunun uygulanması sırasında yaşanan sorunlara ilişkin yazışmaları incelendiğinde ;
? Kanunda yer alan yasaklar ve cezaların birbirini tam olarak karşılamadığı tespit edilmiştir. Kanunun 14’üncü maddesinde “yasaklar” düzenlenmiş olup 15’inci maddede bu yasaklara ilişkin idari yaptırımların düzenlenmesi gerekirken, 15’inci maddede kabahatler tekrar yazılarak yaptırıma bağlanmış ve 14’üncü maddedeki bazı yasaklar unutulmuştur. Bu da kanunda yer alan “yasaklar” ve “idari yaptırımlar”ın birbiri ile uyumsuz olmasına yol açmıştır. Örneğin 14’üncü maddenin (d) bendi ile “Damgası kopmuş, bozulmuş, periyodik muayene zamanında müracaat edilmemiş veya damga süresi geçirilmiş veya damgaları iptal edilmiş ölçü ve ölçü aletlerinin kullanılması…” yasaklanmış olup bu yasağa ilişkin idari yaptırım 15’inci maddenin (c) bendinde “Damgası kopmuş, bozulmuş, damga süresi dolmuş ölçü aletini kullanan kişiye, ikibinaltıyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir” şeklinde düzenlenmiş ve “periyodik muayene zamanında müracaat edilmeme” fiiline yönelik idari yaptırım düzenlemesi yapılmamıştır.
? Yönetmelikle düzenlenmesi gereken hususların kanunla düzenlenmesinden dolayı uygulamada sıkıntılar yaşandığı tespit edilmiştir. Örneğin Kanunda ölçü aletlerinin hangi muayenelere tabi tutulacağı ve bunların türleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Ancak bu husus uygulamada bütün ölçü aletlerinin tüm muayene türlerine bağlı olarak muayene edilmesine neden olmaktadır. Oysaki her ölçü aleti için bütün muayene tiplerine ihtiyaç duyulmamaktadır.
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın 3516 sayılı kanunun il müdürlüklerince uygulanırken yaşadıkları sıkıntılara yönelik teftiş raporları incelendiğinde ;
? Ölçüler ve ayar hizmetlerinin merkezi yönetime yüklenen bir görev olduğu, bu hizmetin merkezi yönetim veya varsa merkeze bağlı taşra birimlerince gerçekleştirilmesi gerekirken bu görevlerin bir kısmının yerel yönetimlere devredilmesinin çok başlı bir yapı altında hizmetlerin aksayabilmesine ve verimlilik ve etkinlikten uzak organizasyonların ortaya çıkmasına neden olduğu, ayrıca ölçü ve ayar işlerinin yeterli teknik bilgi ve donanıma haiz olmayan emeklilik yaşı gelmiş personel eliyle yürütülmesi nedeniyle sıkıntılar yaşandığı tespit edilmiştir.
? Kanunun 15 inci maddesinin (c) bendi ile damgası kopmuş, bozulmuş, damga süresi dolmuş ölçü aletini “kullananların” idari para cezası ile cezalandırılacakları hükme bağlanmıştır. Bu durum değerlendirildiğinde periyodik muayene için zamanında müracaat edilmemiş ölçü ve ölçü aletlerinin sadece “kullanılması” durumunun idari para cezasına bağlandığı görülmektedir. Ancak yapılan incelemelerde, alım satım yerinde bulundurulan, damga süresi dolmuş ölçü aletlerinin kullanılıp kullanılmadığının nasıl tespit edileceği hususlarına ilişkin uygulamada bazı zorluklar yaşandığı tespit edilmiştir.
? Ölçü aletlerinin denetim, takip, doğrulama, damgalama vb. işlerinde her geçen gün yeni teknolojik imkanlar karşımıza çıktığı ancak kanun çerçevesinde gerçekleştirilen uygulamaların teknolojik yeniliklerin kullanımına açık olmadığı tespit edilmiştir.

Yukarıda yer verilen nedenler doğrultusunda söz konusu Kanunun günümüz ihtiyaçlarına cevap verememe noktasına geldiği ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca tespit edilen bu sorunlara ek olarak Kanunda bazı ölçü aletlerinin piyasa değeri düşükken (örneğin kefeli terazi, elektrik sayacı, su sayacının piyasa değeri 20 ila 100 Türk Lirası arasında değişmektedir.), bazı ölçü aletlerinin piyasa değerinin ise yüksek olmasına rağmen (örneğin yüksek çekerli baskül, otomatik tartı aleti, dijital takografın piyasa değeri 2.000 ila 50.000 Türk Lirası arasındadır.) hepsinin damgası kopmuş, bozulmuş, damga süresi dolmuş olarak kullanılması cezasının ikibinaltıyüz Türk Lirası olarak düzenlenmesi adaletsizliğe ve ucuz olan ölçü aletinin cezasının ödenmesi yerine yenisiyle değiştirilmesine yol açtığına ilişkin eleştirilere neden olmaktaydı. 28/2/2019 tarihli 30700 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, 3516 sayılı Kanunun 15’inci maddesinin (c) ve (e) bentlerinde yapılan düzenlemelerle, söz konusu fiillerin işlenmesi halinde uygulanacak idari para cezalarının, alt ve üst sınırları belirlenerek ölçü aletinin türüne ve niteliğine göre uygulanması amaçlanmış ve bu sorun giderilmiştir.

Aynı şekilde 3516 sayılı Kanunun kapsamında yer alan takograf, taksimetre, tartı aletleri, egzoz gazı emisyon ölçme cihazları vb. ölçü aletlerinin periyodik muayene işlemleri 2012 yılından başlayarak Bakanlıkça belirlenen özel yetkili servislere devredilmiş olmasına rağmen Kanunda, özel yetkili servislerin mevzuata aykırı işlemlerine ilişkin herhangi bir yasak ve cezanın bulunmaması nedeniyle bu servislere Kanuna aykırı fiillerde bulunmaları halinde idari para cezası verilememekteydi. Bu sorunun aşılması için Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme ile Kanunun “Yasaklar” ve “İdari Cezalar” maddelerine gerekli bentler eklenmiş ve yetkilendirilmiş servislerin ilgili mevzuata aykırı faaliyette bulunması yasaklanmıştır.

4. Sonuç ve Öneriler

Yasal metroloji alanındaki ilerlemelere ayak uydurulması için, 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi gibi kısmi yeniliklerin yeterli olmayacağı göz önünde bulundurularak, kanunun tümü yeniden ele alınmalı, yasal metroloji hizmetlerinde reform niteliğinde değişiklikler yapılması üzerinde durulmalı ve mevcut Kanunun yerine uygulanmak üzere yeni bir kanun hazırlanmalıdır. Yeni Kanunda genel olarak;

? Kanun kapsamına giren ölçü aletlerinin ve terimlerin AB ülkeleri yasal metroloji düzenlemeleri ile uyumlu olması,
? Kanunda, 4703 sayılı Kanun ile çelişmeyecek şekilde, ölçü aletlerinin piyasaya arz koşulları ve piyasa gözetimi ve denetimini kapsayacak maddeler olması,
? Doğrulama, kalibrasyon, tamir ve ayar işlemleri tanımları yapılarak bunlara ilişkin usul ve esasların, uygulama genişliği yaratmak ve gelişen teknolojiye uyum sağlamak adına yönetmeliklere bırakılması,
? Cezai müeyyidelerde yaşanan sıkıntıların çözülmesi,
? Kanunun uygulanması sırasında ortaya çıkan eksikliklerin giderilmesi ve uygulama genişliği yaratmak adına bazı hususların yönetmeliklerle düzenlenmesine imkan sağlanması,
? Ölçüler ve ayar hizmetleri yürütülürken merkezi yönetim/yerel yönetim ayrımı yapılmaması,
? Ölçü ve ayar hizmetlerinin yeterli teknik bilgi ve donanıma haiz personel eliyle yürütülmesinin sağlanması,
? Teknolojik yeniliklerin kullanımının önünün açılması

amaçlanmalıdır. Bu amaçla; hazırlanacak kanun taslağının öncelikle; MSGM ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda bir komisyon kurularak incelenmesinin, sonrasında Kanun taslağının il müdürlüklerine, ilgili Bakanlıklara, sektör temsilcilerine ve derneklere gönderilerek görüşlerinin alınması ve değerlendirilmesinin, değerlendirmeler sonucunda nihai hale getirilecek kanun taslağının Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine alınmasının ve Resmi Gazete’de yayımlanması için gerekli çalışmaların yapılmasının, ayrıca Kanuna dayalı çıkarılacak ve revize edilecek yönetmelikler için de en kısa sürede çalışmalara başlanmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.


Kaynakça
T.C. Başbakanlık Resmî Gazete. (1931). Ölçüler Kanunu. 4 Nisan 1931 gün, 1765 sayılı.
T.C. Başbakanlık Resmî Gazete. (1989). Ölçüler ve Ayar Kanunu. 21 Ocak 1989 gün, 20056 sayılı.
T.C. Başbakanlık Resmî Gazete. (2001). Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun. 11 Temmuz 2001 gün, 24459 sayılı.
T.C. Başbakanlık Resmî Gazete. (2019). Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. 28 Şubat 2019 gün, 30700 sayılı.