İçindekiler
Dergi Arşivi

OECD 2018 Verimlilik İstatistikleri Yayını

Faik Yücel GÜNAYDIN / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı

 

OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı), her yıl Verimlilik Veri Tabanında1 mevcut olan veriyi kullanarak küresel verimlilik kompozisyonunu ve gelişmeleri gösteren bir derleme yayınlamaktadır. Son olarak 26 Haziranda 2018 yılı sürümü yayınlanmıştır2. Ülkelerin istatistik ofislerinden OECD’ye ulaştırılan verilerin uyumlu hale getirilmesi ile oluşturulan bu veri tabanı, ülke ekonomilerinin verimlilik düzeyleri, büyüme kompozisyonları, bu öğelerin belirleyenleri gibi unsurlarda ülke bazında ve küresel sonuçlar oluşturulmasına imkân vermektedir. OECD üyesi ekonomiler için sonuçlar içeren bu yayında veri uyumu sağlanan alanlarda Türkiye ekonomisine dair sonuçlar da yer almaktadır. Veri uyumsuzluğu söz konusu olan alanlarda sadece verisi olan ülkeler hakkında sonuçlar sunulmaktadır.

Kısa Dönem Eğilimleri

  • Küresel ekonomik büyüme geniş tabanlı kalmaya devam etmiştir. 2018’de yukarı yönlü eğilim devam etmişse de çoğu ülkedeki zayıf verimlilik artışını yansıtacak şekilde ılımlı düzeyde kalmıştır. OECD ülkeleri arasında Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Meksika, İspanya ve İtalya’da ulusal üretim miktarındaki büyüme artan istihdam sayesinde sağlanmıştır.
  • Çoğu ülkede istihdamın düşük verimlilik düzeyi gözlemlenen sektörlerde artması toplam verimlilik artışlarını aşağı çekmiştir. 2010-2016 döneminde hemen hemen bütün öncü OECD ekonomilerinde en fazla istihdam artışı sağlayan üç sektör ortalamanın altında verimlilik düzeylerine sahiptir (lokantalar, sağlık ve konaklama).
  • Düşük verimlilik seviyelerindeki faaliyetler aynı zamanda ortalamanın altında ücretleri de beraberinde getirmiştir, bu da ülkelerin ortalama ücretlerin düşüş eğilimini güçlendirmiştir. Bununla beraber, kriz sonrası dönemde reel ücretlerdeki artış, birçok ülkede verimlilik artış oranının altında kalmıştır. Portekiz, İspanya ve Birleşik Krallık’ta reel ücretlerde düşüş gözlemlenmiştir. Buna karşın ABD ve Almanya başta olmak üzere bazı ülkelerde reel ücretler yavaş bir süratle de olsa verimlilik artışlarıyla aynı yönde hareket etmekte kriz öncesi olan ayrışmanın azalmasını sağlamaktadır.
  • Söz konusu verimlilik-ücret ayrışmasının (decoupling) sınırlı gözlemlendiği ülkelerde de dahi sektörel detaya bakıldığında bu durum tersine dönebilmektedir.
  • Yatırım düzeylerinin artışı başlamış olsa da sınırlı artışlar görülmektedir. Birçok OECD ülkesinde özellikle maddi duran varlıklarda kriz öncesi düzeylere ulaşılamamıştır. Düşük yatırım oranlarına eşlik eden daha yüksek istihdam, çok yavaş sermaye derinleşmesinin3 gözlemlenmesiyle sonuçlanmıştır.

Uzun Dönem Eğilimleri

  • Çoğu ülkede verimlilik artışı tarihi ortalamaların altında seyretmektedir. Dikkat edilmesi gereken bir nokta, uzun dönemli bir perspektifle bakıldığında halen kriz sonrası döneminin paradigmalarının geçerli olduğudur.
  • Kriz sonrası dönem, özellikle Birleşik Krallık ve ABD’de, kişi başı ulusal gelir Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) artışına kişi başına çalışan saat artışlarının (işgücünden faydalanma) büyük katkısı ile karakterize olmuştur. Bu, kriz öncesi hemen hemen sıfır düzeyinde olan işgücünden faydalanma artışlarıyla tipik bir zıtlığa işaret etmektedir.
  • Kriz sonrası dönemde imalat sanayindeki verimlilikteki sınırlı artışlar, yetenek, beceri ya da teknoloji düzeyi fark etmeksizin alt sektörlere yaygın durumdadır.
  • Buna karşın, imalat sanayinde sınırlı verimlilik artışları hizmetleri geride bırakmaktadır. Çoğu OECD ülkesinde, geçen on beş yılda hizmet sektöründe verimlilik artışları temelde emlak hizmetleri, oteller ve taşımacılık sektörlerinden kaynaklanmıştır. Kriz öncesi dönemde finans ve sigortacılık alanlarında kuvvetli verimlilik artışları gözlemlenirken kriz sonrasında bu eğilim görülmemektedir.
  • Çoğu ülkede, büyük firmalarla küçük ve orta ölçekli firmalar arasındaki verimlilik seviyesinde büyük farklar görülmektedir. Bu farklar mikro ölçekteki firmalar için daha da güçlü olabilmekteyse de, bazı hizmet sektörlerinde mikro ölçekteki firmaların verimlilik düzeyleri büyük firmaları geçebilmektedir.

Verimlilik ve İstihdamda Güncel Gelişmeler

Ekonomik Büyüme Artış Eğilimdedir Fakat İşgücü Verimliliği Artışı Zayıf Kalmaktadır

Küresel ekonomik büyüme geniş tabanlı ve katı kalmaya devam etmiştir. 2018’de yukarı yönlü eğilim devam etmişse de çoğu ülkedeki zayıf verimlilik artışını yansıtacak şekilde ılımlı düzeyde kalmıştır. Kriz sonrasında OECD toplamında verimlilik artış oranı, kriz öncesinin ancak yarısı kadardır. Şekil 1’de Dünyanın genelinin de öncü ekonomilerinin de (Ör: ABD, Bileşik Krallık, Almanya, Japonya, Fransa, Kanada) verimlilik artışlarının halen kriz öncesi düzeylere ulaşamadığı görülmektedir. Türkiye ekonomisi verimlilik artış oranlarında incelenen dönem boyunca başarılı bir grafik çizmektedir. Fakat Türkiye ekonomisinin de küresel ekonomiye uyumlu şekilde 2009 krizi sonrasında kriz öncesindeki verimlilik artış oranını yakalamadığı görülmektedir.

Şekil 1. Kriz Öncesi ve Sonrasında Verimlilik Artışı, Çalışılan Saat Başına GSYİH, Toplam Ekonomi, Yıllık Ortalama Yüzde Artış

Şekil 2’de hesaplamaya dahil edilebilen OECD ülkelerinin imalat sanayi ve emlak hariç hizmetler sektörleri verimlilik artış oranları karşılaştırılmaktadır. Verimlilik artışı kriz sonrasında özellikle imalat sanayinde kriz öncesinin çok altında seyretmektedir. Net bir şekilde kriz öncesi ile kriz sonrası dönemlerdeki belirleyici sektöre dair değişiklik görülebilmektedir.

Şekil 2. OECD Toplamı Çalışılan Saat Başına GSYİH Artış Oranı, Sabit Fiyatlar, Yıllık Ortalama Yüzde Artış4

Sermaye Derinleşmesi de Zayıftır

Yatırımların yukarı yönlü hareketinin başladığına dair kimi işaretler olsa da toparlanma henüz ılımlı kalmakta ve dahası kriz sonrası dönemde sermaye derinleşmesi hem bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) hem de BİT dışı sektörlerde kriz öncesinin gerisinde kalmaktadır. Sermaye derinleşmesinde kısıtlılık yüksek istihdamı işaret edebilse de, birçok ülkede maddi duran varlıklar alanında kriz öncesinden düşük ya da ancak biraz üstünde yatırım oranları gözlemlenmektedir. Buna karşın genellikle gecikmeli etki gösteren maddi olmayan varlık yatırımları daha sağlam bir yapıda devam etmektedir ve gelecek dönemlerdeki ekonomik büyümenin habercisi olarak dikkate çekmektedir. Şekil 3’te dönemler itibarıyla işgücü verimliliği artışını oluşturan öğeler bir arada gösterilmiştir. 2012 sonrası dönemle 2007 öncesi dönem karşılaştırıldığında sermaye derinleşmesinin ne denli azaldığı ve azalma eğiliminin kuvvetlendiği görülebilir.

Şekil 3. İşgücü Verimliliği Artışının Oluşumu5

Toplam Faktör Verimliliği Artışı Birçok Ülkede Zayıf Kalmaya Devam Etmektedir

Şekil 3’te de görüldüğü gibi kriz sonrası yakın dönemdeki düşük işgücü verimliliği artış oranına düşük toplam faktör verimliliği (TFV) artışları eşlik etmektedir. Bu gelişmeye getirilen yorumlar, BİT sektörler ve yeni teknolojilerin teknolojik taşma etkisinin (technological spillovers) daha önceki teknolojik kırılmalardan düşük olabileceği ve/veya teknolojik gelişmenin organizasyonel yapılarda ve iş modellerinde paralel yeniliklere ihtiyaç duyacağı fakat bu yeniliklerin ancak uygulamaya konulmaya başladığı yönündedir. Bununla birlikte, düşen TFV oranları, finansal krizin artçı etkisi, işgücünden ve sermayeden yararlanmada etkinsizlikler, beceri uyumsuzlukları, sermayenin etkinsiz tahsisi (misallocation) ya da teknolojik sınırdaki firmalardan sınırın altındaki firmalara yeniliklerin yayılmasında yavaşlıkların söz konusu olabileceği bilimsel literatürde tartışılmaktadır.

İşgücündeki Artış Birçok Ülkede Büyümenin Temel Belirleyicisi Olmuştur

Başta Birleşik Krallık, ABD ve yakın dönemde Meksika, İspanya ve İtalya’da olmak üzere öncü ekonomilerde GSYİH’da toparlanma ağırlıkla istihdam artışına dayanmaktadır. Bu gelişmenin sonucunda sınırlı işgücü verimliliği artışı gözlemlenmektedir. Gelişmiş ekonomilerin sınırlı GSYİH artışlarına karşın Türkiye’nin GSYİH artışı kuvvetli bir seyir izlemektedir. Bununla birlikte Türkiye ekonomisinde de büyümeye katkı veren en büyük öğe istihdam artışları olmakta, işgücü verimliliği artışı istihdam artışlarına eşlik etmekle birlikte göreli olarak daha kısıtlı etki sunmaktadır.

Şekil 4. Seçilmiş Ekonomilerde GSYİH, İşgücü Verimliliği, Ortalama Çalışılan Saat ve İstihdamda Yıllık Yüzde Artış

İstihdam Artışları Temelde Düşük Verimlilik Düzeyindeki Faaliyetlerde Görülmektedir

Son yıllarda tartışmalara konu olan bir başka gelişme, işlerin düşük verimlilik düzeyindeki faaliyetlerde oluşması (job creation) ve dolayısıyla toplam verimliliği aşağı çekmesidir. Bu, toplam istihdamın içindeki imalat sanayi payının düşme eğilimini de açıklamaktadır (Bkz. Tablo 1). Ayrıca imalat sanayinin kimi faaliyetin içinde içerilen işleri hizmet sektöründen taşeronlara yaptırması ve düşük beceri gerektiren işlerin kriz dönemlerinde ilk vazgeçilen işler olması da bu olguda pay sahibidir.

Şekil 5 Ana Ekonomik Faaliyetlerin İstihdam Büyümesine Katkıları, Yıllık Yüzde Katkı

Tablo 1. Toplam İstihdam içinde İmalat sanayinin Payı6

 

Kanada

Fransa

Almanya

İtalya

Japonya

Birleşik Krallık

ABD

Türkiye

1995

..

14,8%

21,2%

21,2%

20,4%

15,5%

..

14,7%

2000

14,5%

13,4%

19,6%

19,9%

18,7%

13,7%

14,1%

16,9%

2005

12,9%

12,0%

18,4%

18,5%

16,6%

10,2%

11,3%

18,5%

2010

10,0%

10,3%

17,4%

16,8%

16,3%

8,5%

10,0%

17,2%

2015

9,3%

9,7%

17,5%

15,6%

15,3%

8,0%

10,2%

16,4%

 

2010 ile 2016 arasında öncü ekonomilerde düşük verimlilik düzeyindeki faaliyetlerde yaratılan işler, ortalama verimlilikten daha yüksek verimlilik düzeyindeki faaliyetlerde yaratılan işlerden ortalama iki ila dört kat daha fazla olmuştur. Örneğin ABD’de 2016 yılında 2010 yılına nazaran 9,7 milyon ortalamanın altında verimlilik düzeyindeki faaliyetlerde iş yaratılmış, buna karşın ortalamanın üstünde verimlilik düzeyindeki faaliyetlerde iş yaratımı 2,4 milyon olmuştur. Başka ekonomilere bakıldığında bu sayılar, Kanada’da 500 bine 200 bin, Fransa’da 400 bine 200 bin, Almanya’da 1,5 milyona 600 bin, Birleşik Krallık’ta 1,9 milyona 600 bin şeklinde oluşmuştur. 2010’dan 2016’ya öncü ekonomilerin hemen hemen hepsinde net istihdam artışları sıralandığında en üstteki üç sektör düşük verimlilik düzeyindeki sektörler olmuştur; lokantalar, sağlık ve evde bakım hizmetleri. Bununla beraber bu ekonomilerde sektörlerde yaşanan net istihdam kayıplarında, en büyük üç kayıptan en az biri yüksek verimlilik oranına sahip sektörlerde olmuştur.

Bu gelişmenin yanında istihdam büyümesinin büyük bölümü düşük ücretli işlerde gerçekleşmiştir. Toplam işgücü ödemelerinin (Labour compansation) düzeyi işgücü verimliliği ile yüksek oranda ilintilidir ve bunun sonucunda düşük verimlilik seviyesindeki faaliyetlerde daha çok iş yaratılması daha çok düşük ücretli iş yaratılmasını beraberinde getirmektedir. Bu da ekonomi genelinde ortalama ücretleri aşağı çekme yönünde bir baskı oluşturmaktadır. Örneğin, 2010 ile 2016 arasında, yaratılan yeni işlerin Fransa’da %90’ı, Almanya’da ve Birleşik Krallık’ta üçte ikisi ve ABD’de dörtte üçü ortalamanın altındaki ücretli işlerde yaratılmıştır. Birçok ekonomide reel ücretlerdeki artışlar işgücü verimliliği artışının altında kalmaktadır. İşgücü verimliliği ile ücretlerin ayrışması (decoupling) ekonomilere bir bütün olarak bakıldığında saklı kalabilmektedir. Örneğin kriz sonrasında Fransa’da 63 sektörün 41’inde ortalama ücret artışı işgücü verimliliği artışının altında kalmıştır. Benzer şekilde, Birleşik Krallık ve İtalya’da sektörlerin yarısından fazlasında aynı durum söz konusuyken, ABD’de ve Almanya’da kriz sonrası büyümeye işaret eder şekilde bu durum tersine dönmekte, ABD’de 58 sektörün 40’ında ve Almanya’da 63 sektörün 37’sinde reel ücretlerin artışı verimlilik artışlarını geçmiştir. Bütün öncü ekonomilerde, en büyük istihdam artışı sağlayan sektörlerde ya reel ücretler işgücü verimliliğinden çok artmış ya da uyumlu seviyede artmıştır.

Ekonomik Büyüme ve Verimlilik

2016 yılında OECD ekonomilerinin toplam GSYİH’sı 54.075 milyar ABD Doları olmuş ve bunun %70’ini G7 ülkeleri7 oluşturmuştur. OECD genelinde kişi başına GSYİH 42.100 $ iken OECD ülkeleri arasında da büyük bir farklılık görülebilmektedir. Örneğin Avusturya, İzlanda, İrlanda, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, İsviçre ve ABD’de kişi başına GSYİH 50.000 $’ın üstündeyken Meksika OECD ortalamasının yarısından az bir kişi başı gelire sahiptir.

Şekil 6. GSYİH Büyümesi, Yıllık Bazda Yüzde Değişim

Şekil 7. Kişi Başı GSYİH, Cari Fiyatlar ve Cari Satın Alma Gücü Paritesi, ABD Doları, 2016

Kişi başına GSYİH artışı işgücü verimliliği (Çalışılan saat başına GSYİH) ile işgücünden yararlanmanın (kişi başına çalışılan saat) toplanmasıyla da hesaplanabilir. Düşük işgücü verimliliği artış oranına işgücünden yararlanma oranında bir yavaşlama eşlik etmesi, sermayenin daha yoğun kullanımına ve/veya yüksek verimlilik düzeyine sahip faaliyetlere kayış şeklinde bir yapısal değişikliğe işaret edebilir.

Şekil 8. Kişi Başına GSYİH Artışına Katkılar, Toplam Ekonomi, Yıllık Yüzde Değişim Oranı

Ülkelerin kişi başına GSYİH düzeyleri arasındaki farklar temel olarak işgücü verimliliklerindeki farklılıklarla açıklanmaktadır. Her ne kadar ülkelerin işgücü verimliliklerindeki artışların büyümenin temel bileşeni olmakla birlikte, yakın dönemde birçok ülkede verimlilik artış hızları yavaşlamıştır. Özellikle Macaristan, İzlanda, Türkiye, Birleşik Krallık ve ABD’de artan işgücünden yararlanma oranları büyümenin belirleyicisi olmuştur. Büyük Avrupa ekonomilerini de içeren diğer birçok ülkede, işgücünden yararlanma oranları düşmüş hatta negatif değerleri görmüştür.

İşgücü Verimliliği

Geçen yirmi yılda, göreli olarak düşük seviyede işgücü verimliliğe sahip ülkelerde, özellikle Doğu Avrupa ekonomileri ve G. Kore’de daha güçlü verimlilik artış oranlarının sağlanması verimlilik farklarının azalmasını sağlamıştır. Fakat işgücü verimlilikleri halen OECD ortalamasının oldukça altında yer almakta ve kriz sonrası yakınsam hızı yavaşlamıştır. OECD ortalamasıyla karşılaştırınca, ABD ve bazı Avrupa ekonomileri verimlilik artış oranları göreli olarak düşüktür.

Şekil 9. İşgücü Verimliliği 2016, Çalışılan Saat Başına GSYİH, Toplam Ekonomi, Cari Fiyatlar, Cari Satın Alma Gücü Paritesi, $

Şekil 10. İşgücü Verimliliğinde Artış, Çalışılan Saat Başına GSYİH, Toplam Ekonomi, Yıllık Bazda Yüzde Değişim

Sermaye Verimliliği ve BİT ve Maddi Olmayan Varlıkların Rolü

Sermaye verimliliği, sermayenin çıktı üretmek için ne düzeyde etkin kullanıldığını göstermektedir. BİT sermaye mallarına yapılan yatırımlar yeni teknolojilerin üretim sürecine dahil olmasını sağlar ve verimlilik artışlarının önemli bir belirleyeni olarak görülmektedir. Ar-Ge gibi fikri mülkiyet ürünleri yalnız teknolojik sınırın geliştirilmesine katkı sunmamakta, ayrıca firmaların mevcut teknolojileri üretimlerine adapte edebilmelerini sağlayarak verimlilik performansında önemli rol oynamaktadır.

Sermaye kullanımının maliyetlerinin işgücü kullanıma nazaran düşmesi ve sonucunda birim sermaye başına işgücü kullanımında düşüşlerin görülmesi, geçen yirmi yılda çoğu OECD ekonomisinde sermaye verimliliğinin düşmesine yol açmıştır. Sermayenin maliyetlerindeki düşüşün bir bölümü BİT varlıkların fiyatlarındaki ani düşüşten kaynaklanmaktadır. BİT varlıklarının fiyatlarındaki bu düşüş hem üretim süreçlerinde daha yoğun BİT kullanımını sağlamış hem de ekonomilerde BİT yatırımların toplam yatırımlar içindeki payının artmasına yol açmıştır.

Buna rağmen, küresel krizden bu yana sermaye verimliliğindeki düşüş daha az gündeme gelmektedir. Bunda duran varlıklarda yavaş toparlanmanın ile birlikte, bazı ülkelerdeki işgücü-sermaye oranın artmasının rolü olduğu düşünülmektedir. Fikri mülkiyet ürünleri çok daha iyi bir performans sergilemiştir. Ülkeler arasında fark olabilmesine karşın, fikri mülkiyet ürünlerinde, özellikle Ar-Ge’de, yaşanan artışlar geçen yirmi yılda birçok ülkenin toplam yatırımlardaki artışların temel belirleyicisidir.

Şekil 11. Sermaye Verimliliğinde Değişim, Toplam Ekonomi, Yıllık Yüzde Değişim

Şekil 12. Toplam Sermayeye BİT ve BİT Dışı Sermayenin Katkısı, Toplam Ekonomi, Yıllık Yüzde Değişim

Büyüme Muhasebesi

Ekonomik büyüme üretim sürecindeki işgücü ve/veya sermaye girdisi arttırılarak ya da bu üretim faktörlerinin kullanımında etkinlik arttırılarak sağlanabilir. Büyüme muhasebesi toplam çıktı artışının işgücü, sermaye girdisinin ya da toplam faktör verimliliği artışına ayrıştırılmasına dayanmaktadır. Büyüme muhasebesi, verdiği sonuçlar itibarıyla büyümenin belirleyicilerini ortaya koyarak politika yapıcılara yol gösterici olarak kullanılmaktadır.

Geçen yirmi yılda, OECD ülkelerinin çoğunda, sermaye ve TFV artışları GSYİH artışlarının büyük bölümünü oluşturmuştur. Büyüme muhasebesine kriz öncesi ve sonrasını karşılaştırarak bakıldığında büyük farklılıklar görülmektedir. 2010-2016 döneminde GSYİH artışlarındaki yavaşlama İtalya, Portekiz, İspanya ve İrlanda’da işgücü girdisinin negatif katkılarından ve Avusturya, Belçika, Finlandiya, G. Kore, İsveç, Birleşik Krallık ve ABD’de TFV’nin katkısının azalmasından kaynaklanmıştır. Ancak aynı dönemde GSYİH artışları, İsveç, İsviçre, Birleşik Krallık ve ABD’de daha yüksek istihdam oranını yansıtacak şekilde işgücü girdisinin katkısının artışına ve Avustralya, Kanada, İrlanda, Danimarka, Almanya ve Japonya’da TFV’nin katkısının artışına dayanmaktadır.

 

Şekil 13. GSYİH Büyümesine Katkılar, Toplam Ekonomi, Yıllık Katkılar Yüzde

Toplam Faktör Verimliliği

Toplam Faktör Verimliliği (TFV) işgücü ve sermaye girdilerinin üretim sürecinde birlikte kullanımının bütüncül etkinlik düzeyini ifade etmektedir. Geçen yirmi yıllık dönemde OECD ülkeleri arasında TFV artış oranları değişiklik göstermiştir. Örneğin İtalya ve İspanya en düşük (negatif) değişim oranları sergileyerek en iyi performans sergileyen G. Kore ile İrlanda’nın çok gerisinde performans sergilemişlerdir. Kriz öncesi dönem ile kriz sonrası karşılaştırıldığında hemen hemen bütün OECD ülkelerinde TFV arışı yavaşlaması kaydedilmiştir. Ülkeler arasındaki büyük TFV artışı farkları temelde büyük işgücü verimliliği farklarına dayanmaktadır. Kriz öncesinde, çoğu OECD ülkesinde yüksek TFV artışları sermaye derinleşmesine nazaran işgücü verimliliği artışlarına daha fazla katkı sunmuştur. Kriz sonrasında, TFV çoğu OECD ülkesinde konjonktürle aynı yönde hareket eden (pro-cyclical) bir karakter sergilemiştir.

Şekil 14. Toplam Faktör Verimliliği, Toplam Ekonomi, Yıllık Yüzde Değişim

Şekil 15. İşgücü Verimliliğine Katkılar, Toplam Ekonomi, Yıllık Yüzde

 

Ek Tablo Ülke İsimleri Kısaltma Listesi

Kısaltma

Ülke Adı

Kısaltma

Ülke Adı

AUS

Avustralya

ISR

İsrail

AUT

Avusturya

ITA

İtalya

BEL

Belçika

JPN

Japonya

CAN

Kanada

KOR

Kore

CHE

İsviçre

LTU

Litvanya

CHL

Şili

LUX

Lüksemburg

CRI

Kosta Rika

LVA

Letonya

CZE

Çekya

MEX

Meksika

DEU

Almanya

NLD

Hollanda

DNK

Danimarka

NOR

Norveç

EA19

Avro Alanı 19

NZL

Yeni Zelanda

ESP

İspanya

OECD

OECD

EST

Estonya

POL

Polonya

EU28

Avrupa Birliği

PRT

Portekiz

FIN

Finlandiya

RUS

Rusya Federasyonu

FRA

Fransa

SVK

Slovak cumhuriyeti

GBR

Birleşik Krallık

SVN

Slovenya

GRC

Yunanistan

SWE

İsveç

HUN

Macaristan

TUR

Türkiye

IRL

İrlanda

USA

Amerika Birleşik Devletleri

ISL

İzlanda

ZAF

Güney Afrika

 

Yararlanılan Kaynaklar:

OECD (2018), OECD Compendium of Productivity Indicators 2018, OECD Publishing, Paris.

Türkiye İstatistik Kurumu (2006), Hanehalkı İşgücü Araştırması Mikro Veri Seti 2005.

Türkiye İstatistik Kurumu (2008), İstatistik Göstergeler 1923-2007 Yayın No: 3205, TÜİK, Ankara.

Türkiye İstatistik Kurumu (2011), Hanehalkı İşgücü Araştırması Mikro Veri Seti 2010.

Türkiye İstatistik Kurumu (2016), Hanehalkı İşgücü Araştırması Mikro Veri Seti 2015.

 

3 Sermaye derinleşmesi, ekonomide işçi başına düşen sermayenin arttığı durumdur. Bu aynı zamanda sermaye yoğunluğunda artış olarak adlandırılır. Sermaye derinleşmesi, genellikle, emek saati başına sermaye stokundaki değişim oranıyla ölçülür. Sermaye derinleşmesi, daha iyi teknoloji ve işçi başına daha yüksek bir çıktıyla, örneğin sermayeyi daha üretken hale getiren yeni teknoloji ile üretimi artırmaya çalışır. Sermaye derinleşmesinin, işgücü verimliliğinde artışa yol açması beklenir.

4 Avustralya, Avusturya, Belçika, Kosta Rika, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Danimarka, İspanya, Estonya, Finlandiya, Fransa, Birleşik Krallık, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, İsrail, İtalya, Japonya, G. Kore, Litvanya, Lüksemburg, Letonya, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya, İsveç, Amerika Birleşik Devletleri ağırlıklı ortalaması, OECD Verimlilik Veritabanı, yazar hesaplamaları.

5 Avustralya, Avusturya, Belçika, Almanya, Danimarka, İspanya, Finlandiya, Fransa, Birleşik Krallık, Japonya, Hollanda, Yeni Zelanda, Portekiz, İsveç, Amerika Birleşik Devletleri

6 Kaynak: Türkiye için TÜİK Hane Halkı İşgücü Araştırması ilgili yıllar, diğer ülkeler OECD (2018), OECD Compendium of Productivity Indicators 2018, OECD Publishing, Paris.

7 Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri