İçindekiler
Dergi Arşivi

Paris Anlaşması Türk Sanayisinde Kritik Bir Dönüşümü İşaret Ediyor

 

Paris İklim Konferansı 30 Kasım-12 Aralık 2015 tarihleri arasında Fransa’da yaklaşık 30.000 kişinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Konferansta dünyanın, ülke sınırı tanımayan olumsuz etkileri ile iklim değişikliği tehdidiyle yüz yüze bulunduğu bu dönemde, gelecek nesiller için yeni bir kalkınma paradigmasının çerçevesinin çizilmiş ve “Paris Anlaşması” 12 Aralık 2015 tarihinde 195 ülkenin oybirliğiyle kabul edilmiştir. Küresel ve hukuki bağlayıcılığı olması nedeniyle tarihi olarak nitelendirilen anlaşma, bugünün politikaları ve bu yüzyılın sonunda ulaşılması hedeflenen iklim-nötr dünya arasında bir köprü olarak görülmektedir.

Konferans, Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan'ın da teşrif ettiği ve 130'dan fazla devlet başkanının katıldığı liderler zirvesi ile başlamıştır. Cumhurbaşkanımız zirvede ülkemizin iklim değişikliği konusunda üzerine düşen sorumlulukları yerine getireceğini ifade etmiştir. Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, konferans kapsamında yaptığı konuşmalarda ülkemizin iklim değişikliği çalışmalarının altını çizerek, küresel bir anlaşmanın önemine dikkat çekmiştir.

2020 yılında yürürlüğe girmesi hedeflenen Paris Anlaşması 22 Nisan 2016-21 Nisan 2017 tarihleri arasında taraf ülkelerin imzasına açılacaktır. Anlaşma küresel emisyonların en az % 55’ini temsil eden en az 55 ülkenin taraf olması ile yürürlüğe girecektir.

HEDEF 2 DERECE!
Kyoto Protokolü’nün 2020 yılında ikinci taahhüt döneminin bitmesiyle söz konusu tarihten sonraki süreci belirleyecek olan anlaşmada en önemli maddelerden biri, ülkelerin gerçekleştireceği emisyon azaltım miktarlarıdır. Paris Anlaşmasında ortalama küresel sıcaklık artışının sanayileşme öncesi döneme göre 2oC’nin altında tutulması ve iklim değişikliğinin beraberinde getireceği risk ve etkileri ciddi oranda azaltacağı için, bu artışın 1.5°C ile sınırlandırılmasına çalışılması üzerinde anlaşmaya varmıştır. Küresel emisyonların bir an önce zirve yapıp, bilimin yardımıyla azaltılmaya başlanmasına vurgu yapılan anlaşmaya göre 2oC hedefine ulaşılması için çeşitli mekanizmalar devreye sokulacaktır.

Konferansa Bakanlığımız adına Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan, Daire Başkanı Ahmet Can, Uzman Tuğba Dinçbaş ve Uzman Yardımcısı Abdurrahim Durmuş tarafından katılım sağlanmıştır. Temsilcilerimiz, Bakanlık olarak birincil derecede sorumlu olduğumuz teknoloji başlığı ve sanayi açısından hayati olan emisyon azaltımı konusuyla ilgili hususları takip etmiştir. Konferansa katılım sağlayan uzmanlarımız dahil tüm Türkiye delegasyonu ilgili oturumlarda başta ülkemizin özel koşulları olmak üzere tüm konularda aktif şekilde müzakere ederek anlaşmanın hazırlık sürecine katkı sağlamıştır. Paris Anlaşmasında Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke olarak tanınması ile finans ve teknoloji konusunda desteklenmesi içerikli taleplerine tam olarak yer verilmemekle birlikte dönem başkanı olan Fransa tarafından konunun 22. Taraflar Konferansında özel olarak ele alınacağı sözü verilmiştir. Dolayısıyla Aralık 2016 tarihinde Fas’ta gerçekleştirilecek 22. Taraflar Konferansı öncesi ülkemiz tarafından yapılacak çalışmalar ve diğer taraf ülkelerle gerçekleştirilecek görüşmeler hayati önem taşımaktadır.

DÜŞÜK KARBONLU DÜNYAYA DOĞRU…

2015 yılı iklim değişikliği ve çevreye ilişkin küresel bazda yapılan çalışmalar açısından kritik bir yıl olmuştur. Yıl boyunca Aralık ayında kabul edilen Paris Anlaşmasının hazırlık çalışmaları gerçekleştirilmiş, aynı zamanda BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı kapsamında “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” belirlenmiştir. Ayrıca 2015 yılında ülkeler ilk olarak iklim değişikliği konusunda yol haritalarını ve emisyon azaltım projeksiyonları içeren ulusal katkılarını sunmuşlardır. Ulusal katkılar, yeni bir anlaşmaya ulaşılması yolunda güçlü bir inanç ve işbirliği ortamı sağlamıştır. Fakat sunulan tüm ulusal katkıların sentezlendiği rapor sonuçlarına göre, ulusal katkılar 2oC hedefine ulaşmada yeterli olmamaktadır. Anlaşmaya göre her 5 yılda bir yapılacak gözden geçirme prosesi ile küresel hedefe ulaşma konusunda ülkelerin pozisyonlarının değerlendirilmesi/ güçlendirilmesi ve daha hırslı hedeflerin belirlenmesi planlanmaktadır.

Paris anlaşması özellikle 2020 yılı sonrası dünya rejimini ticaret, üretim, teknoloji, enerji vb. birçok açıdan etkileyecektir. Çin, Meksika gibi gelişmekte olan ülkeler dahil birçok ülke hem politikalarında hem de sundukları ulusal katkılarında düşük karbon ekonomisine veya yeşil büyümeye vurgu yapmaktadır. Anlaşma siyasetçiler, yatırımcılar, üreticiler ve tüketicilere özellikle temiz enerji açısından bir dönüşümün başladığını işaret etmektedir. Anlaşma tüm dünya vatandaşları için büyük bir kazanım olarak görülmektedir.