İçindekiler
Dergi Arşivi

Patent Değerleme

Mehmet ALTINKURT / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü)

 

Ülkemizde ve dünyada, bilim ve teknoloji alanlarında son yıllarda yaşanan gelişmeler artan bir hızla devam etmektedir. Özellikle son 30 yılda yaşanan gelişmeler bilginin ve bu bilginin korunmasının önemini ortaya koymuştur. Bu kapsamda fikri hakların, özellikle patentlerin değeri bir kat daha ortaya çıkmaktadır. Teknoloji devlerinin hukuki yollarla birbirlerine açtıkları savaşta milyarlarca Dolar tazminata mahkûm edilmeleri bu fikri hakların önemini vurgulamaktadır. Ortaya çıkan bu patent savaşları patent değerlemesini de zorunlu hale getirmiştir.

Ülkemizde patent değerleme konusu yeni yeni gündeme gelmektedir. Özellikle Maliye Bakanlığının patentin ticarileştirilmesine yönelik vergi istisnası kararı bu konuda etkili olmuştur. İlgili istisnadan yararlanılabilmesi için patent değerlemesi zorunlu tutulmuştur.

Patent değerlemesi konusunda ülkemizde yapılan akademik çalışma sayısı sınırlıdır. Yapılan çalışmalardan pek çoğu teorik bilgiler vermekle birlikte çok az bir kısmında patent değerlemeye yönelik uygulama mevcuttur. Bu makalede bazı patent değerleme yöntemlerinden ve ülkemizde bu konuda yaşanan bazı gelişmelerden bahsedilmektedir.

Giriş

Günümüzde sanayi çağı yerini bilgi çağına bırakmaktadır. Artık bilgi, insanların parmaklarının ucunda olduğundan herkes neredeyse her bilgiye ulaşabilmektedir. Artık çok okuyan ve ezberleyen bireyler değil araştıran ve bilgiyi daha hızlı değerlendiren personel daha değerlidir. Bilgiye ulaşmak ne kadar kolaylaştıysa bilgiyi saklamak da o kadar zorlaşmıştır. Ticari sırlar çoğu zaman kolayca rakip firmaların eline geçebilmektedir.

Bu şartlar altında ortaya çıkarılan buluşların patentlenerek koruma altına alınması büyük önem arz etmektedir. Özellikle yoğun Ar-Ge çalışmaları sonucunda büyük maliyetlere katlanılarak uzunca sürelerde ortaya çıkarıldığı düşünüldüğünde korumanın önemi daha da fazla ortaya çıkmaktadır.

Bir buluşu patent ile korumak, buluşun özellikleri ve yöntemleri halka açılacağı için kopyalamaya açık olacağı gerekçesiyle, dezavantaj gibi görünse de aslında buluş sahipleri ve ülke açısından birçok avantajı mevcuttur.

Buluşları patentlemenin en önemli avantajlarından birisi 20 yıl korumanın sağlanıyor olmasıdır. Yani 20 yıl boyunca o buluşu patent sahibinden başka hiç kimse kullanamaz. Kullanmak isteyenlerin ya lisans hakkı satın alarak patent sahibine lisans ücreti ödemesi gerekecek ya da patenti satın alması gerekecektir. Ancak alınan lisans hakları ya da patent haklarının nasıl bir değerinin olduğunun tespit edilmesi zorluğu karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada patent değerlemesi işin içine girmektedir. Patentler eşsiz oldukları için patentin satın alınması için ne kadar ücret ödeneceği piyasa değerinin ne olduğu gibi soruları cevaplamak çok zordur. Patent için ne kadar ücret ödenmesi gerektiği patent değerlemesi neticesinde öğrenilmiş olur. Böylece patent hakkına sahip olan buluşçular ile bu hakkı satın almak isteyen ticari girişimcilerin patentin değeri konusundaki kafa karışıklıkları giderilmiş olacaktır. Bu sadece patentin sahibi olan buluşçunun hakkının korunmasının yanı sıra risk alarak patent haklarının satın alan girişimcilerin de elini kolaylaştırmakla kalmayacak bunun yanı sıra bir ticari pazarın da açılmasını sağlayabilecektir.

Patent Değerleme

Yeni Dünya düzeninde patent bir başarı göstergesi sayılmaktadır. Firmalar dünya düzenine ayak uydurabilmek için Ar-Ge faaliyetlerinde bulunmak zorundadır. Bu faaliyetler sonucunda ortaya çıkan buluşları da başarı göstergesi olduğu için çoğu zaman tescil ettirirler (Ersoy ve Akbaba 2014).

ABD’de yapılan araştırmalara göre S&P 500 firmalarının piyasa değerinin yaklaşık %80’ini gayri maddi varlıklar oluşturmaktadır (Özdemir, M. N. 2014). Ülkemiz de dünyadaki gelişmelere ayak uydurmuş, farkındalığın artması, yabancı yatırımcıların ileri teknolojiyle birlikte ülkemize çekilmesi ve kamu desteklerinin de etkisiyle ülkemizdeki tescilli patent sayıları yıllar içinde artmıştır. Fakat bu sayı patentlerin ülke ekonomisine katkısı açısından doğrudan etkili değildir çünkü tescillenen patentlerin tamamı ticarileştirilememektedir. Bu da insanların patent almaya olan eğilimlerini azaltmakta ve ticarileşemeyen patentler buluşçular için kimi zaman ekonomik olarak yük olmaktadır. Bu noktada patentin ekonomik değerinin bulunabilmesi onun ne derece önemli olduğunu göstermesinin yanı sıra buluşçu üzerinde de olumlu ekonomik katkıları olacaktır. Patent değerleme işlemi sonucunda bir patentin ticari değeri ortaya çıkmaktadır. Patent değerleme yapmak için bazı sebepler olmalıdır ki patent sahipleri bu yöntemi kullanarak patentlerinin değerlerini ortaya çıkarsınlar. Bazı patent değerleme gerekçelerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Patent değerlemesi firmaların gelecek yatırımlarına yön verir.
  • Alınan patent eğer sahibi tarafından kullanılmayacaksa patentin devri söz konusu olabilir. Böyle bir durumda patent değerlemesi fiyat belirlemede etkili olur.
  • Patent lisanslanacaksa lisans değerinin belirlenmesinde değerleme etkili olacaktır.
  • Firmanın mali tablolarında üretime geçen patentlerin gösterilmesi gereklidir.

Henry Andrews Babcock’a göre “değer” belirli bir zamanda mülkiyet karşılığında -yani o andan itibaren mülkün gelecekteki getirileri için- harcanan ya da ödenebileceği düşünülen toptan paradır (Babcock, H.A. 1978).

Patentlerin değerinin tespiti manasında kullanılan patent değerlemesi kavramı ile patent korumasıyla birlikte patente konu buluşun (teknolojinin) değerinin tespiti kastedilmektedir. Literatürde pek çok değerleme yöntemi mevcuttur. Bir patentten kazanç elde edebilmek için değerlemeyi doğru bir yöntemle yapmak gerekmektedir. Ancak fikri mülkiyet haklarından olan patent, gayri maddi bir varlık olduğu için maddi varlıklara göre değerlemesi çok zordur.

Patentin ya da patent başvurusunun değerlemesi doğrudan ya da dolaylı olarak gelecek hakkında tahminde bulunmaktan geçmektedir. Doğal olarak bu durum spekülasyonlara çok açıktır. Bütün değerleme metotları amortisman oranı öngörüsü, gelecekteki nakit akışı öngörüsü, piyasaların durumunun öngörüsü, rekabet, dağıtım ve kırılganlık gibi gelecekle ilgili tahminlerden bir miktar kullanır. Bu da spekülasyonları kaçınılmaz kılar (Pitkethly 1997).

Patent Değeri Dağılımı

Patent değerleri bazen milyonlarca dolara çıkabilmektedir. Bunun yanında tescillenen patentlerin büyük bir çoğunluğu değersizdir. Şekilde Frederic M. Scherer tarafından 1997 yılında yapılan bir araştırmanın sonucu görülmektedir (Harhoff ve Scherer 1997).

Şekil. Patent Sayısı-Patent Değeri Dağılımı

Patent Değeri Göstergeleri

Patentlerin değerinin belirlenmesinde çok sayıda etken bulunmaktadır. Bunlardan en yaygın olarak bilinen bazıları şunlardır (Frietsch 2010):

Yenileme ücretleri: Belirli aralıklarla patentlerin korumasının devamı için ödenen yenileme ücretleri patentin değeri konusunda bir gösterge olabilmektedir. İlk olarak 1986 yılında Schankerman ve Pakes tarafından yenileme ücretinin patent değerinin bir göstergesi olduğu ortaya atılmıştır (Schankerman ve Pakes 1986). Eğer bir buluş sahibi patent yenileme ücretini ödüyorsa bu kişi bu patent üzerinden gelir elde edeceğini düşünüyordur. Bu nedenle yenileme ücreti patentin değerini etkileyen bir faktördür. Schankerman ve Pakes’ın 1986’da yazdığı makale için yaptıkları araştırmada patentlerin yarısından fazlasının ilk 8 yıl içerisinde iptal edildiği sadece % 25’inin 12. yılda hala yenilendiği ortaya çıkmıştır. Patentlerin çok az bir kısmı 20. yıla kadar korunmaktadır. Görüldüğü üzere yenileme ücretleri patent değeri için gösterge sayılsa da patentlerin yenilenip yenilenmeyeceği ancak zaman içinde belli olduğu için her zaman kullanışlı bir gösterge değildir. Ayrıca patent yenileme verileri çoğu patent ofisinde erişilebilir değildir.

Alınan Atıf Sayısı: Bir patent kendisinden sonra tescillenen patentler tarafından atıfta bulunulması o patentin değerini artırmaktadır. Narin ve Noma bir patente yapılan atıfların o patentin değeri için bir gösterge olabileceği yönünde bir fikir geliştirdiler (Narin ve Noma 1987). Bu fikir 1990 yılında Trajtenberg tarafından gündeme taşınmıştır (Trajtenberg 1990). Trajtenberg yaptığı araştırmada bu yaklaşımın doğruluğunu yani alınan atıf sayısı arttıkça patent değerinin de yükseldiğini göstermiştir. Atıf göstergesi patent değeri için en sık kullanılan göstergelerdendir.

İtiraz Sayısı: Bir patentin davaya konu olması o patente istekli insanların olduğunu ve bu insanların dava giderlerini karşılamayı göze aldığını göstermektedir. Yani davanın tarafları patentin değerinin dava giderlerinden çok yüksek olduğunu düşünmektedir. Dolayısıyla bir patente yapılan itiraz sayısı ne kadar yüksek ise o patentin değerinin de o oranda yüksek olduğu söylenebilir. Bu gösterge ilk olarak 1989 yılında van der Drift tarafından ortaya atılmıştır. (van der Drift 1989) Pratikte itiraz sayıları çok yüksek değildir. Harhoff tarafından 2003 yılında yapılan araştırmada Avrupa Patent Ofisi (EPO) patentlerinin yalnızca %8’ine itiraz edilmektedir. (Harhoff ve Scherer et. all. 2003) Bu da itiraz sayılarının çoğu zaman patent değeri göstergesi olarak kullanılamayacağını göstermektedir.

Patent Ailesi: Patent ailesi bir patentin tescillendiği ya da tescil başvurusu yapıldığı ülkelerin sayısını göstermektedir. Patent ailesinin değer için gösterge olduğunu ilk olarak 1996 yılında Putnam ortaya koymuştur (Putnam 1996). Patent ailesi ne kadar genişse patent de o kadar değerlidir. Ailenin geniş olması patentin birden fazla ülkede korunduğu anlamına gelir. Ayrıca bu durum patent sahibinin birden fazla ülkede patent başvuru ve yenileme ücreti ödediğini gösterir. Bu nedenle patent sahibi patentin maliyeti nedeniyle zarar etmek istemeyeceğinden patentin değerinin de yüksek olacağı düşünülebilir.

Tescil Durumu: Patentin tescil edilmiş olması patentin başarısının bir nevi ispatı olacağından patentin tescilinin alınmış olması patent değerinin bir göstergesidir. Araştırmacılar genellikle patent başvurularına değil sadece tescilli patentlere bakacaklarıdır. Bu nedenle tescilli patentler daha değerlidir.

Buluşçu Sayısı: Bir patente konu olan buluşun ortaya çıkmasında ne kadar çok kişi çalıştıysa buluş o kadar değerlidir yaklaşımından ortaya çıkmıştır.

Dışa Atıf Sayısı: Patent başvurusunun içeriğinde başka patentlere ya da patent dışı kaynaklara yapılan atıf miktarıdır. Dışa atıf patentin teknolojik altyapısını göstermektedir. Dışa atıf sayısı alınan atıf sayısından çok daha kısa sürede patentin değeri ile ilgili bilgi vermektedir.

Patent Ömrü: Patentin tescillenmesi üzerinden zaman geçtikçe patentin koruma süresi azalacağından patentin değeri düşecektir.

Patent Sayısı: Buluşun bulunduğu teknoloji alanındaki patent sayısı Patentin değerine etki etmektedir. Bir görüşe göre o alandaki patent sayısının fazla olması patentin yetersizliği anlamına geleceğinden patent sayısı değeri ters orantılı etkilemektedir. Yalnız Lanjouw ve Schankerman’ın 2003 yılında yaptığı bir araştırmaya göre alandaki patent sayısının artması atıf sayısını yükselteceğinden patentin değeri yükselecektir.

Patent Kapsamı: Bir patent dokümanındaki temel bilgi içeriğinin genişliğini ifade eden patent kapsamı ile ilgili gerçekleştirilen bir çalışmada, ortalama patent kapsamındaki bir birim standart sapmalık artışın şirket değerinde %21’lik artışa neden olduğu tespit edilmiştir.

Patent Değer Anketi: Bir patentin değerini öğrenmek için en düz yöntem anket çalışmasıdır. Bu tür anketlerin en temel avantajı patentin değerinin direkt olarak söylenebiliyor olmasıdır. Anketin dezavantajları ise uzun zaman alması, ankete cevap verenlerin finansal bilgileri paylaşmak istememesi ya da değer tahmininde hata yapmalarıdır.

Patent Değerlemede Uygulanan Yöntemler:

Literatürde Fikri Hakların değerlemesiyle ilgili pek çok yöntem mevcuttur. Bunların her biriyle yapılan değerleme birbirinden farklı sonuç verecektir. Herkesçe kabul edilmiş standart oluşturabilecek tek bir yöntem yoktur. Bununla birlikte yeni yöntem çalışmaları da devam etmektedir. Değerleme ile kastedilen çoğu zaman Fikri Mülkiyetin parasal değeri olsa da daha temelde değerlemeyi iki ana başlık altında toplayabiliriz: Nitel ve Nicel Değerleme. Nicel değerlemede fikri mülkiyetin parasal değeri ölçülürken nitel değerlemede kalitesi ele alınır. Nicel değerleme ile ilgili literatürde farklı sınıflandırmalar mevcuttur. Kaynakların çoğu nicel değerleme yöntemlerini maliyet yöntemi, pazar yöntemi ve gelir yöntemi olmak üzere üç ana sınıfa ayırır. Son yıllarda sık kullanılmaya başlanan diğer bir yöntem de reel opsiyonlar metodudur. Bu çalışmanın konusu patentlerin ekonomik değerleri olduğu için çalışma kapsamında yalnızca nicel değerlemeye yer verilmiştir.

1. Nitel Değerleme
Nitel değerleme patentin özelliklerinin çok boyutlu stratejik değerini hesaplamaktadır. Anlaşılması kolay, şeffaf ve hızlı olan nitel değerlemeler, nicel değerlemeler için gerekli birçok bilgiyi netice vermesi bakımından önemlidir.

2. Nicel Değerleme
a) Maliyet Yöntemi
Bir patentin ortaya çıkmasında fikrin doğuşundan patentin tescillenmesine kadar uzun ve zorlu bir süreç mevcuttur. Bu sürecin her aşamasında patent sahibi doğrudan ya da dolaylı olarak harcamalar yapar. Sonuçta patent ortaya çıktığında patent sahibi patenti hiçbir şekilde kullanmayacaksa satmak isteyecektir. Bu durumda patent sahibi zarar etmek istemeyeceğinden en azından patent için yaptığı tüm harcamaları karşılamak isteyecektir. Bu amaçla kullanılan değerleme yöntemi maliyet yöntemidir.
Maliyet yönteminin temeli patentin maliyeti ile patentin değeri arasında doğrudan bir ilişki olduğuna dayanmaktadır. Bu yöntemde patentin tüm aşamalarında harcamalar kümelenmiş olarak ortaya çıkarılır. Gayet kolay gibi görünse de detaya girildikçe zorlukları ortaya çıkmaktadır.
Maliyet yöntemiyle değerleme yaparken bütün yöntemlerde olduğu gibi öncelikle değerlemenin yapılacağı şartları iyi ele almak gerekir. Değerlemenin hangi tarihe göre yapılacağı, değerlemenin amacı doğru belirlenmelidir.
b) Pazar Yöntemi
Pazar metodu temelde benzer varlıkların birbirine yakın fiyatta olacağı düşüncesine dayanır. Bu yöntem emlak sektöründe sıklıkla kullanılmaktadır. Fikri mülkiyet haklarında, özellikle patentte ise bu yöntemin kullanılması oldukça güçtür. Patentler Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları sonucunda ortaya çıkmaktadır. Patentlerin özünde tek olmaları vardır. Bu nedenle birbirine benzeyen ürün bulmak patentler için büyük bir problemdir.
Maliyet yönteminde olduğu gibi Pazar yönteminde de değerlenecek patente yeterince benzeyen bir patentin olduğu varsayılır. Pazar yönteminde devir işlemi gerçekleşen patente ait sözleşmede bulunan bölgesel özellikler, süreler, mevcut bilgi birikimi (Know-How), sözleşme sonrası servisler gibi maddeler göz önünde bulundurulmaz. Ayrıca pazar yöntemiyle yapılan değerleme market koşulları yeterince oluşamadığı için bilgi eksikliği içermektedir. Devredilen bir patentin ücreti kamuoyu tarafından öğrenilse bile sözleşme şartları çoğu zaman erişime kapalıdır. Bu nedenle kıyaslamak için değerlenecek patente çok benzer bir patent bulunsa ve bunun devir fiyatı öğrenilse bile sözleşme maddeleri bilinemeyeceğinden yapılan değerleme kesin doğru bir sonuç ortaya çıkaramayacaktır.
Patent değerlemesinde bu yöntemin kullanılabilmesi için;
• Fiyatların öğrenilebileceği aktif bir pazarın olması,
• Değerlemenin yapılacağı patente benzer karşılaştırma yapılabilecek patentlerin bulunması,
• Eğer uygun bir patent bulunamıyorsa farklılıkların belirlenebileceği değişkenlerin ortaya koyulması gereklidir (WIPO bt.).
Pazar yönteminin bazı özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:
• Pazar yöntemi en kolay değerleme yöntemlerinden biridir.
• Patent için yapılan geçmiş harcamalarla ya da patentin gelecekteki getirileriyle ilgilenmez. Piyasa bilgilerini kullanır.
• Değerlemesi yapılacak patentin çok benzeri bir patent daha önce alışveriş konusu olmuşsa çok kullanışlıdır.
• Çoğunlukla tahmini bir değere ulaşmak için kullanılır (özellikle telif oranlarını belirlemek için).
• Gelir yönteminde girdilerin çeşitlendirilmesi için kullanılır.
• Erken aşama teknolojilerin değerlemesinde kullanışlıdır. Yeni teknoloji içeren geleceğe yönelik ürünlerin erken aşamada değerlemesinde henüz hiçbir gösterge bulunmadığı için Pazar yöntemiyle değerleme yapmak uygun olacaktır.
Pazar yönteminin dezavantajları ise şu şekilde sıralanabilir:
• Fikri Haklar özünde tekil olan varlıklardır. Bu nedenle bir patentin değerinin belirlenmesi için buna tamamen benzeyen başka bir patentin bulunması neredeyse imkânsızdır.
• Benzer bir patent bulunsa bile patent devir fiyatı hakkında bilgi alabilmek oldukça zordur.
• Patentin benzerliğini detaylarıyla araştırmayı gerektirir. Bazı durumlarda alışverişte belirlenen fiyata ulaşılabilse de çoğu zaman taraflar arasında imzalanan anlaşmanın şartları saklanmaktadır.
• Zaman faktörü patentlerin değerini oldukça fazla etkilemektedir. Bu nedenle patent devri üzerinden fazla süre geçmişse bu devir işleminin ücretini değerlemede kullanmak çok uygun olmayacaktır.
• Alışverişe konu olmuş patent için tarafların finansal durumları da önemli bir noktadır. Örneğin iflasın eşiğinde bulunan bir firmanın sattığı patent haklarının ücretlerini benzer bir patentin değerlemesinde kullanmak uygun olmayacaktır. Zira iflas etmek üzere olan firma patent haklarını oldukça düşük ücretle de olsa satmak isteyecektir. Bu da değerlemesi yapılacak patentin değerini düşük çıkaracaktır.
• Her sektörün farklı ekonomik koşulları olduğu için alışverişe konu olan patent ile değerlemesi yapılacak patentin aynı sektörde olması gerekmektedir.
• Ülkelerin ekonomik durumu da pazara direkt olarak etki etmektedir. Bu nedenle alışverişe konu patent ile değerlenecek patentlerin aynı ülkede ya da en azından benzer ekonomik yapılardaki ülkelerde olması gerekmektedir.

c) Gelir Yöntemi
Bu yöntem bir Fikri Mülkiyet Hakkının değerinin gelecekte oluşturacağı nakit akışına bağlı olduğu varsayımına dayanır. Gelir Yönteminde, değerlemesi yapılacak olan patentin gelecekteki getireceği toplam gelir bugünkü fiyatlarla ifade edilir. Bu yöntemde patentten elde edileceği tahmin edilen bütün gelirler toplanır. Yapılacağı tahmin edilen bütün masrafların toplamı gelirler toplamından çıkarılır. Son olarak kalan tutar bugünün değerlerine indirgenir. Buna Ekonomik Fayda Değerlemesi de denir. Gelir yöntemi Fikri hakların değerlemesinde en sık kullanılan yöntemdir.
Gelir yöntemiyle değerleme üç adımda yapılır:
1. Öncelikle patentin kalan faydalı ömrü boyunca getireceği nakit akışı tahmin edilir.
2. Bu değerden patentle doğrudan ilgili olan giderler çıkarılır. Bu giderleri; işçilik maliyeti, malzeme maliyeti, gereken sermaye yatırımı gibi sıralayabiliriz.
3. Elde edilen değer risk katsayısı oranında indirilir.

Ülkemizde Patent Değerleme
Ülkemizde yakın zamanda patent değerleme konusunu doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilecek bazı gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmelerden vergi istisnası uygulanması, teknoloji transfer platformunun kurulması ve patent pazarının kurulması gibi çalışmalar patent değerleme adına yapılmış önemli çalışmalardır. Aşağıda bu ve benzeri çalışmalara ilişkin bilgiler yer almaktadır.

a) Vergi İstisnası
19.02.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 6518 Nolu Kanun ile Türkiye’de gerçekleştirilen araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan patentli veya faydalı model belgeli buluşların ticarileştirilmesinden elde edilen gelirler için % 50 kurumlar ve gelir vergisi istisnası getirilmiştir. İstisnadan yararlanılacak ilk yıl, oluşturacağı katma değer dikkate alınarak buluşun devri veya satışı halindeki değerinin tespitine yönelik olarak Maliye Bakanlığı tarafından değerleme raporu düzenlenmesi şartı getirilmiştir. İstisna uygulamasına ilk defa konu edilecek patentli veya faydalı model belgeli buluşlarla ilgili olarak değerleme raporunun düzenlenmesi amacıyla, patent veya faydalı model belgesi sahipleri tarafından, Maliye Bakanlığı tarafından belirlenmiş formata göre ön değerleme raporu hazırlama zorunluluğu da getirilmiştir. Bu kapsamda, Maliye Bakanlığı’na sunulacak ön değerleme raporunda, patentli veya faydalı model belgeli buluşlar için maliyet, pazar, gelir ve diğer değerleme yöntemlerine göre ayrı ayrı tespit edilecek değerlere ve bu değerlerin tespitine ilişkin hesaplamalara yer verilecektir. Ön değerleme raporunda ayrıca, söz konusu değerlerden hangisinin tercih edildiği ve tercih edilme nedenleri de belirtilecektir.

b) Teknoloji Transfer Platformu
TPE tarafından “Bilgilendirme” çalışmaları kapsamında, 26 Şubat 2015 tarihinde hayata geçirilen Teknoloji Transfer Platformu isimli site temel olarak, patent, faydalı model veya tasarım korumasına sahip teknolojilerin transferi ile ilgili verilerin yayımlanacağı bir platform görevi üstlenmektedir. Sahip oldukları teknolojiyi lisans vermek ya da devretmek isteyen taraflar “Lisans/Devir Verme Teklifleri” bölümünü, belli bir teknolojiye ihtiyaç duyan taraflar da “Lisans/Devir Alma Teklifleri” bölümü üzerinden veri girebilmekte ve bu verileri yönetebilmektedirler. Basit bir ifadeyle patent sahibi ile alıcıyı buluşturan sitenin patentlerin ticarileştirilmesinde etkin bir rol alması beklenmektedir.

c) Patent Pazarı
Fikri hakların korunması ve kullanılması için etkin, yaygın ve toplumca benimsenmiş bir fikri haklar sistemi oluşturularak fikri hakların ve bu haklara konu ürünlerin kalkınma sürecine katkısının artırılmasının amaçlandığı Türk Patent Enstitüsü koordinasyonunda hazırlanan ve 4 Temmuz 2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Ulusal Fikri Haklar Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2015-2018)” kapsamında değerleme ile ilgili önemli bir gelişmenin yaşanmasını tetiklemiştir. Eylem planının “Piyasa algısı ve değere dönüştürme altyapısı geliştirilerek, fikri hakların ticarileştirilmesine ilişkin mekanizmaların etkinliğinin arttırılması” başlıklı 3 nolu Hedefi altında ele alınan 7. Eylem (Sınai hakların ticari değer olarak nakdi değerlemesinin yapılabildiği ve alınıp satılabildiği bir piyasa sistemi kurulması amacıyla ülke örnekleri incelenecek ve yasal altyapı çalışmaları yapılacaktır) kapsamında, Borsa İstanbul “Patent Pazarı” çalışmalarını yürütmektedir.

Patent Pazarı’na giriş yapan buluşlarla ilgili olarak, isteğe bağlı değerleme raporu düzenlettirilmesi planlanmaktadır.

d) Teknoloji Bankası
İstanbul’da 9-13 Mayıs 2011 tarihlerinde gerçekleştirilen “IV. Birleşmiş Milletler (BM) En Az Gelişmiş Ülkeler (EAGÜ) Konferansı’nda dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, EAGÜ’ler için kurulacak “Teknoloji Bankası” yapısına ülke olarak ev sahipliği yapılabileceği konusunda bir taahhütte bulunmuştur. Bu kapsamda, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, kurulması planlanan teknoloji bankasının kapsamı, fonksiyonu, organizasyonel yapısı ve BM ile ilişkisi gibi konularda öneriler hazırlaması için bir Yüksek Düzeyli Uzmanlar Panelini yapısını görevlendirmiştir. Uzmanlar paneli, anılan görev kapsamında bir fizibilite raporu hazırlamıştır. Teknoloji Bankası’nın Türkiye’de kurulmasını tavsiye eden fizibilite raporu tüm panel üyelerinin mutabakatıyla onaylanmıştır. BM’nin teknoloji alanındaki ilk kuruluşu olma ve merkezi Türkiye’de bulunacak ilk BM girişimi olma özelliklerini taşıyacak Teknoloji Bankası için öngörülen işlevler “Bilim Teknoloji ve Yenilik Destekleme Mekanizması” ve “Fikri Mülkiyet Bankası” şeklinde belirlenmiştir. Borsa İstanbul “Patent Pazarı” yapısında olduğu gibi, Teknoloji Bankası “Fikri Mülkiyet Bankası” işlevi de değerleme ile ilgili ülkemizde ekosistemin oluşmasına katkıda bulunacaktır.

e) Türk Patent Enstitüsü 2017-2021 Dönemi Stratejik Planı
“Sınai Mülkiyetin Ticarileştirilmesi” başlıklı özel bir bölüm içerecek “Türk Patent Enstitüsü 2017-2021 Dönemi Stratejik Planı” kapsamında, buluş ve tasarımların niteliksel değerlemesi ile ilgili bir eylemin oluşturulması planlanmaktadır.

“Türk Patent Enstitüsü 2017-2021 Dönemi Stratejik Planı” kapsamında, değerleme ile ilgili gerçekleştirilmesi planlanan eylemlerden biri de “değerleme yaptıran hak sahipleri için bir teşvik programının geliştirilmesi” konusudur.

Sonuç
Bilgi çağının yaşandığı günümüz şartlarında gayri maddi varlıklar büyük önem kazanmıştır. Son yıllarda şirketlerin değerlerinde ağırlığın büyük kısmının maddi varlıklardan gayri maddi varlıklara geçtiğini söylemek mümkündür. Gayri maddi varlıkların öneminin artması bu varlıkların değerlerinin belirlenmesini zorunlu hale getirmiştir.

Son dönemde ülkemizde patent değerlemesi ile doğrudan ilişkili bazı gelişmeler yaşanmıştır. Buluşların ticarileştirilmesinden elde edilen gelirlere vergi istisnası uygulaması, yine patentli buluşların üretime geçmesi için uygulanan Ar-Ge destek ve teşvikleri, yayına başlayan Teknoloji Transfer Platformu sitesi, Borsa İstanbul tarafından çalışmaları yürütülen Patent Borsası, Teknoloji Bankası, Türk Patent Enstitüsü 2017-2021 Dönemi Stratejik Planı kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan değerleme ile ilgili eylemler vb. faaliyetler patent değerlemesi konusunda ülkemizde bir yönelim olduğunu göstermektedir.
Bununla birlikte Patent değerlemesi konusuna daha fazla önem verilmesi gerekmektedir. 2023 hedeflerinden biri ülkemizde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içinde Ar-Ge’nin payının %3’e çıkarılmasıdır. Bu kapsamda ülkemizde kamu tarafından verilen destek ve teşvik mekanizmaları bulunmaktadır. Diğer yandan bir diğer hedef bu Ar-Ge harcamalarının üçte ikisinin özel sektör tarafından yapılmasıdır. Kamu destek mekanizmalarının birçoğunda Ar-Ge projelerinin bütçelerinin büyük çoğunluğu kamu kaynaklarından karşılanmaktadır. Bu durum anılan hedefe ulaşılmasını güçleştirmektedir. . Bu nedenle patentlerin ticarileştirilmesine yönelik mekanizmalar geliştirmek, patente yönelik olan buluş çalışmalarını ve dolayısıyla özel sektörün Ar-Ge çalışmalarını tetikleyeceğinden ilgili hedefe ulaşmak adına yerinde bir adım olacaktır.
 

 

KAYNAKÇA

• Babcock, Henry A. (1989), Appraisal Principles and Procedures Washington DC: American Society of Appraisers, s. 95
• Değer, A. Patent Değerlemesi ve Reel Opsiyonlar Business and Economics Research Journal Vol. 2 No: 1 s. 161
• Ersoy A., Buyruk Akbaba Ayşe N. (2014) "Patentlerin Değerlemesi ve Muhasebeleştirilmesi", Maliye Dergisi, Sayı: 166, Ocak-Haziran 2014, ss. 221-242.
• Frietsch, R. Schmoch, U. van Looy B. et. all (2010) The Value and Indicator Function of Patents. Expertenkommission Forschung und Innovation (EFI) Studien zum deutschen Innovationssystem Nr. 15-2010
• Harhoff, D., F. M. Scherer, et all. (1997). Exploring the Tail of Patented Invention Value Distributions
• Harhoff, D., F. M. Scherer, et all. (1997). Exploring the Tail of Patented Invention Value Distributions
• Narin, F.; Noma, E. (1987): Patents as Indicators of Corporate Technological Strength. In: Re-search Policy, 16, s. 143-155.
• Özdemir, M. N.,(2014) Fikri Mülkiyet Haklarının Ticarileşmesi, İstanbul:TÜSİAD
• Pitkethly, R. H. (1997) The Valuation of Patents Oxford
• Putnam, J. (1996) The Value of International Patent Rights, Yale: Yale Üniversitesi
• Schankerman, M.; Pakes, A. (1986): Estimates of the value of patent rights in European coun-tries during the post-1950 period. In: Economic Journal, s. 1-25
• Trajtenberg, M. (1990): A Penny For Your Quotes: Patent Citations and The Value Of Innovation. In: Rand Journal of Economics, 21 (1), s. 172-187.
• van der Drift, J. (1989): Statistics of European Patents on Legal Status and Granting Data. World Patent Information, 11, s. 243-249.