İçindekiler
Dergi Arşivi

Piyasa Gözetimi ve Denetiminde Risk Analizi Yöntemlerinin İncelenmesi ve Bakanlığımız İçin Bir Model Önerisi

Ezgi AVCI VARDAR / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü)

 

Giriş
Piyasa Gözetimi ve Denetimi (PGD) otoritelerinin sahip oldukları kaynakların sınırlı olması öte yandan sorumlu olduğu ürünlerin çeşit ve miktar bakımından oldukça fazla olması, söz konusu kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını gerektirmektedir. Kaynak kullanımındaki etkinliğin sağlanabilmesi için denetim faaliyetlerinin planlamasının doğru yapılması ve önceliklerin doğru belirlenmesi oldukça önemlidir. Nitekim PGD otoritelerinin piyasanın tamamını denetlemesi de mümkün değildir. Tüketici sağlık ve güvenliğine tehdit oluşturması muhtemel en riskli ürünlerin belirlenerek, denetimlerin öncelikli olarak o ürünler üzerinde yapılması; denetimlerde etkinliğin sağlanması için bir gerekliliktir. Bu sayede kullanıcıların sağlığını tehdit eden güvensiz ürünlerin piyasada dolaşımı da daha hızlı bir şekilde kontrol altına alınmaktadır.

PGD faaliyetlerinde önceliklerin belirlenmesi için somut, yansız ve hassas değerlendirmeler yapılabilmesine imkân tanıyan risk analizi, denetimlerde etkinliğin sağlanması ve kaynakların verimli kullanımını sağlamak amacıyla kullanılan önemli bir karar alma mekanizmasıdır.

Risk analizi, bir ürünün taşıdığı muhtemel tehlikelerin insan, hayvan veya çevre için oluşturabileceği riskin tahmin edilmesi sürecidir. Somut istatistiksel veriler kullanılmak suretiyle daha nesnel ve daha hassas değerlendirmelerin yapılabilmesine imkân tanıyan söz konusu analiz, kısıtlı kamu kaynaklarının tespit edilen riskli ürünlere yönlendirilmesini sağlayarak, PGD faaliyetlerinde hızlı ve etkin kararların alınmasına yardımcı olmaktadır.

Uluslararası PGD otoriteleri tarafından ürün güvenliği faaliyetlerinin yürütülmesinde yoğun olarak yararlanılan risk analizi yöntemleri; RAPEX, ICSMS gibi bilgi sistemlerinin temelini oluşturmaktadır. Uluslararası düzeyde kullanılan söz konusu bilgi sistemleri, güvensiz ürünlere yönelik bilgilerin paylaşımına zemin hazırlayarak, mükerrer denetimlerin yapılmasını önlemekte, ayrıca riskli olduğu tespit edilen ürünler hakkında diğer ülkelere önceden bilgi verilerek önlem alınmasını sağlamaktadır.

Diğer yandan PGD faaliyetlerinin değişen piyasa koşulları ve gelişen teknolojiler dolayısıyla sahip olduğu dinamik yapısı gereği, risk analizi yöntemlerinin devamlı geliştirilmesi ve güncel tutulması gerekmektedir. Velhasıl yurtdışındaki emsalleri de göstermektedir ki kabul edilen tek bir yöntem bulunmamakta, her ülke kendi organizasyonel yapısına uygun metodu, sistemlerine uygulamaktadır. Ulusal PGD otoriteleri tarafından pek çok farklı risk analizi yöntemi kullanılmasına rağmen, bu yöntemlerde temel unsurlar benzer özellikler göstermektedir. Buradan risk analizi mantığının tüm yöntemlerde aynı olmakla birlikte işleyişinin farklılaştığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Uluslararası düzeyde kabul görmüş yöntemler incelendiğinde, en temelde bilgilerin oldukça geniş veri kaynaklarından elde edildiği gözlenmektedir. Oluşturulmuş uluslararası veri tabanları sayesinde ürünün riskinin hesaplanmasında kullanılabilecek her türlü verinin elde edilmesi ve analizlerin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi sağlanmaktadır. Dahası PGD otoriteleri, kurulan uluslararası platformlar yardımıyla birbirlerine deneyimlerini aktarmakta aynı zamanda oluşturdukları ortak bilgi sistemleri aracılığıyla hızlı veri paylaşımları yapmaktadırlar.

Yukarıda bahsedilen tüm bu kanallar aracılığıyla elde edilen veriler, ürünün taşıdığı muhtemel risk hakkında önemli bilgiler içermektedir. Tüm bu verilerin elde edilmesinin ardından değerlendirmecilere kalan ise bunların doğru bir şekilde bir araya getirilmesi ve analiz edilmesidir. Bu sebeple ürün güvenliğine ilişkin verilerin başarılı bir şekilde toplandığı, arşivlendiği ve istatistiki bilgilerinin tutulduğu ülkelerde risk analizi daha doğru bir şekilde gerçekleştirebilmekte, analiz süreci ise daha sistematik olabilmektedir.

1. Risk Analizinin Tanımı
Tehlikeler sonucunda ortaya çıkabilecek olan her potansiyel durum, riski meydana getirir. Risk ise en temelde, bir tehlikenin gerçekleşme olasılığı ile gerçekleşmesi halinde yol açacağı sonucun şiddetinin birlikte ele alınmasıdır. Risk analizi, meydana gelebilecek tehlikelerin verebileceği zararların belirlenmesi amacıyla risk büyüklüğünün tahmin edilmesi ve riskin seviyesine göre söz konusu tehlikelere karşı alınacak önlemlere karar verilmesi işlemidir.

Piyasa gözetimi ve denetiminde kullanılan ve denetim stratejilerinin oluşturulmasına yönelik olarak kullanılan bir araç olan risk analizi ise ürünlerin insanlara, hayvanlara veya çevreye verebilecekleri zararların risklerini hesaplayan bir analizdir. Risk analizi aynı zamanda, ulusal PGD otoriteleri tarafından gerçekleştirilmesi planlanan denetimlere ilişkin yıllık plan ve programlara hangi ürünlerin dâhil edileceğinin belirlenmesinde kullanılan süreçleri ifade etmektedir.

2. Risk Analizinin Temel İlkeleri
Ürün güvenliği alanında piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması için kullanılan risk analizi sürecinin hangi yöntemle uygulanırsa uygulansın bazı temel prensiplere sahip olması gerekmektedir:
1) Risk analizi, karar vericiler yani üst yönetim ile değerlendiriciler arasında kurulan diyalog sonunda belirlenen stratejileri yansıtacak şekilde açık hedeflere sahip olmalıdır.
2) Risk analizi objektif, sistematik ve pratikte uygulaması mümkün olmalıdır. Bu da ürünün mevcut riskinin ne olduğundan daha düşük tutulması ne de abartılmasını gerektirmektedir. Yöntemlerin tekrarlanabilir ve güvenilir olmasının sağlanabilmesi kısaca metodik olması gerekmektedir.
3) Uygulanacak olan risk analizi yöntemine elde bulunan mevcut veriler ya da ulaşılması mümkün olan veriler doğrultusunda karar verilmelidir. Ulusal PGD otoriteleri tarafından pek çok farklı risk analizi metodu ya da aracı kullanılmaktadır. Ancak bunlara en başta sahip olunan verilerin yapısına daha sonrasında ise kurumun işleyişine ve organizasyonel yapıya bakılarak karar verilmelidir.
4) Risk analizi uygulanmadan önce edinilecek ek bilginin sağlayacağı faydalar ile ona ulaşmak için katlanılması gereken maliyet göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla analizin veri içeriğinin amaca uygun olması gerekmektedir. Ancak ürünün kendisi, olası tehlikeleri ve etkilediği/hitap ettiği tüketici kitlesi hakkındaki veriler, kısıtlamaya gidilmemesi gereken temel bilgilerdir.
5) Risk analizinde, riskin tanımlanması diğer bir deyişle nitelendirilmesi en önemli adımlardan biridir. Pek çok yöntem risk seviyesini niteliksel yöntemlerle belirlemektedir. Ancak eğer mümkün ise riskin nicelik kazandırılması oldukça önemlidir. Niceliksel yöntemler her ne kadar daha fazla zaman, emek ve kaynak gerektirse de çok daha kesin ve yansız sonuçlara ulaşılmasını sağlamaktadır.
6) Risk analizi dinamik ve değişime açık olmalıdır. Çünkü piyasa koşullarının ve teknolojinin değişmesi ile birlikte riskler de zaman içerisinde değişmektedir.

3. Risk Analizinin Adımları
Risk analizi genel olarak üç temel soruya odaklanır:
1) Ürünün kullanımı esnasında ne yanlış gidebilir?
2) Tehlike ihtimali barındıran bir durum gerçekleştiğinde bunun sonuçları ne olabilir?
3) Tehlikeli durumun yol açabileceği sonuçların ortaya çıkma ihtimali nedir?

4. Risk Analizinin Unsurları
Risk analizi her bir ürün için ayrı ayrı yapılmaktadır. Risk analizinin bir süreç olarak düşünülmesi gerekir ve bu sürecin bazı girdileri, araçları ve çıktıları bulunmaktadır. Bu süreç Şekil 1’de özetlenmiştir.



Şekil 1. Risk Analizinin Unsurları

Risk analizinde sürecin girdileri, ürün hakkında bilgi verebilecek her türlü bilgiyi oluşturmaktadır. Bunlar ürünün kendisi hakkında tüm bilgiler, daha önceki denetim sonuçları, kaza ve yaralanma istatistikleri, tüketici ve üreticilerden gelen şikâyetler ve ürünlerin test/muayene sonuçlarıdır. Sürecin araçları ise söz konusu bilgilerin elde edildiği bilgi sistemlerini ve risk hesaplamasında kullanılan tüm yardımcı enstrümanları ifade etmektedir. Tüm girdiler ışığında elde edilen analiz sonucunda ise ürünün risk seviyesi elde edilmektedir.

5. Risk Analizinde Kullanılan Veri Kaynakları

Risk analizinin doğru sonuç verebilmesi için karar vermeye yardımcı olabilecek tüm verilerin toplanması gerekmektedir.
Geçmiş denetim ve muadil ürün denetimleri sonucu elde edilen verilerin dışında risk analizine konu ürün hakkında tüm diğer bilgilerin de toplanması gerekmektedir. Risk analizinde kullanılan temel veriler;
-Ürünün mekanik donanımı,
-Kimyasal içeriği,
-Fonksiyonu,
-Hitap ettiği kullanıcı kitlesi,
-Kullanım talimatları,
-Test raporları,
-Kaza ve yaralanma istatistikleri,
-Tüketici şikâyetleri,
-Sektörün kendi içinden (üreticilerden) gelen ihbarlar,
-Gönüllü geri çağırma faaliyetlerine ait bilgilerdir.
Ayrıca ürünle ilgili teknik düzenlemede yer alan güvenlik gereklilikleri, standartlar ve kontrol listeleri (checklist) yararlanılabilecek kaynaklar arasındadır.

6. Piyasa Gözetimi ve Denetiminde Kullanılan Risk Analizi Yöntemleri
Risk analizi için genel prensipler hemen hemen tüm yöntemlerde ortak olmakla birlikte, riskin nasıl ölçüleceği ve hangi yöntemin en uygun metot olduğu hakkında görüş farklılıkları bulunmaktadır.
Avrupa Komisyonu tarafından yayınlanan rapora göre Avrupa Birliği’nde bu güne kadar resmi risk analizi yöntemi olarak Nomograf yöntemi, RAPEX Prosedürü (Matrix Yöntemi) ve güncellenmiş RAPEX yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemler içerisinde RAPEX yöntemi ise günümüzde Avrupa Birliği’ne üye ülkeler tarafından kullanılan en güncel yöntemdir.

Avrupa Birliği’ne üye ülkeler dışında başta Yeni Zelanda, Avustralya ve Kanada olmak üzere pek çok ülke kendi yöntemlerini geliştirmiştir. Bunlardan Nomograf yöntemi, Yeni Zelanda PGD otoriteleri tarafından geliştirilmiş olup risk analizi için ortaya atılan ve resmi olarak pek çok ulusal PGD otoritesi tarafından da kullanılan en eski metotlardandır.

Yine Avrupa Komisyonu’nun raporuna göre risk analizi yöntemleri, niteliksel, yarı niceliksel ve niceliksel metotlar olarak sınıflandırılmıştır. Niceliksel risk analizi yöntemlerine örnek olarak RAPEX metodu verilebilirken, niteliksel yöntemlere ise Nomograf yöntemi örnek verilebilir. Bu iki yöntemin karışımından doğan bazı yöntemler ise yarı niceliksel olarak tanımlanmaktadır.

6.1. Yeni Zelanda Nomograf Yöntemi
Nomograf yönteminde 4 temel parametre yer almaktadır. Bunlar; olası en yüksek zarar parametresi, tehlikenin meydana gelme olasılığı parametresi, tehlikenin fark edilmesi parametresi ve yaygınlık parametresidir. Söz konusu parametreler, standartlaştırılmış bir grafik üzerinde bulunmaktadır. Buna göre tüm parametrelerin çarpımı ile riskin seviyesi elde edilmektedir.

Şekil 2. Yeni Zelanda Nomograf Yöntemi


6.2. Avrupa Birliği RAPEX Yöntemi
2001/95/EC sayılı Genel Ürün Güvenliği Direktifi’nin 12’inci Maddesi gereğince 2004’te kurulan Avrupa Hızlı Uyarı Sistemi, güvensiz ürün bildirimlerinin yapıldığı bir bilgi sistemidir. Söz konusu veri tabanına yapılan bildirimlerin belirli bir risk değerlendirmesi yöntemi ile yapılması kararı ise 2010/15/EC sayılı Avrupa Komisyonu Kararı ile düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre AB üyesi ülkeler tarafından Avrupa Hızlı Uyarı Sistemi’ne bildirilecek olan ürünler Komisyon tarafından kabul edilen ve ortak uygulama prosedürü hazırlanan RAPEX yöntemi kullanılarak belirlenecektir. 30 üye Avrupa ülkesinin dâhil olduğu RAPEX sisteminde yer alan riskli ürün bildirimleri bu yöntem yardımıyla hesaplanmakta ve haftalık olarak paylaşılmaktadır.

6.3. Avustralya Nomograf Diyagramı Yöntemi
Yeni Zelanda PGD otoriteleri tarafından geliştirilen Nomograf yönteminde yapılan değişiklikler sonucunda Nomograf Diyagramı yöntemi elde edilmiştir. Bu değişikliklerden en önemlisi modeli geliştiren H.G. Benis’in ortaya koyduğu yaralanma seviyeleri sınıflandırması değil, Avrupa Birliği tarafından kullanılan RAPEX sisteminde yer alan yaralanma sınıflamasının kullanılmasıdır. Bu sebeple yöntemin Nomograf yöntemi ile RAPEX yönteminin bir karması olduğu söylenebilir.


Şekil 3. Avustralya Nomograf Diyagramı Yönteminin Aşamaları

7. Uluslararası Piyasa Gözetimi ve Denetimi Bilgi Sistemleri
Ürün güvenliği konusunda stratejiler geliştirilmesi, iş birliğinin gerçekleştirilebilmesi, risk analizinde kullanılacak olan verilere kaynak oluşturması, söz konusu verilerin hızlı bir şekilde paylaşılabilmesi amacıyla uluslararası düzeyde ortak veri tabanları oluşturulmuştur. Bu bilgi sistemlerinden en yaygın olarak kullanılan ve risk analizine kaynak teşkil edenler; Avrupa Yaralanma Veritabanı (IDB), Piyasa Gözetimi ve Denetimi Bilgi ve İletişim Sistemi (ICSMS), Tehlikeli Tüketici Ürünlerine Yönelik Hızlı Bilgi Değişim Sistemi (RAPEX), PROSAFE Risk Değerlendirmesi Veritabanı’dır.

7.1. Avrupa Yaralanma Veri Tabanı (IDB)
Avrupa Yaralanma Veri Tabanı; Avrupa Birliği’nde halk sağlığı ve tüketicileri koruma politikaları kapsamında ihtiyaç duyulan kaza ve yaralanma bilgilerini sağlaması amacıyla Sağlık ve Tüketiciler Genel Müdürlüğü (DG SANCO) tarafından 1999 yılında kurulmuştur. Söz konusu veri tabanının içeriğini, Avrupa Birliği’ne üye ülkeler genelinde seçilmiş olan yaklaşık 100 hastanenin acil servislerinden alınan yaralanma vaka verileri oluşturmaktadır. Bu verilerin elde edilmesindeki temel amaç, yaralanmalara neden olan etkenlerin araştırılması ve gerekli tedbirlerin alınarak, kazaların önüne geçilmesini sağlamaktır.

7.2. Piyasa Gözetimi Bilgi ve İletişim Sistemi (ICSMS)
ICSMS, AB’ye ve EFTA’ya üye ülkelerin piyasa gözetimi ve denetiminden sorumlu yetkili kuruluşları ve tüketiciler tarafından kullanılan en kapsamlı PGD haberleşme ve bilgi sistemidir.
Sistem yalnızca bir bilgi paylaşım sistemi olmayıp, Avrupa’da uygulanan piyasa gözetimi ve denetimi politika ve stratejilerinin yer verildiği bir platformdur. Bu platform 2000 yılında, Avrupa Parlamentosu ve Konseyi tarafından çıkarılan 765/2208 sayılı Regülasyon gereğince kurulmuştur.
ICSMS sisteminin ana hedefi, uygunsuz yani teknik düzenlemesine aykırı ürünler hakkında hızlı ve etkili kararların alınıp, elde edilen bilgilerin paylaşılması ve mükerrerliğin önüne geçilerek, söz konusu uygunsuz ürünlerin bir an önce piyasadan kaldırılmasıdır. Bu özelliğiyle sistemin kurulmasındaki temel amaç piyasa gözetimi ve denetimi otoritelerine yardımcı olmaktır.

7.3. Avrupa Hızlı Uyarı Sistemi (RAPEX)
Avrupa Hızlı Uyarı Sistemi, 2001/95/EC sayılı Genel Ürün Güvenliği Direktifinin 12’inci Maddesi gereğince 2004 yılında kurulmuştur. RAPEX sisteminin yürütülmesinden Avrupa Komisyonu sorumludur.

RAPEX sisteminin kurulmasındaki temel hedefler şunlardır:
a) Ciddi risk teşkil ettiği tespit edilen ürünlere ilişkin alınacak önlemlerin ulusal otoriteler tarafından kabul edilmesinden ve bu doğrultuda faaliyete geçilmesinden önce Komisyon ve üye ülkelere bilgilendirme yapılmasının sağlanması,
b) Tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehdit edecek düzeyde ciddi risk taşıyan ürünlere ilişkin alınan önlemler hakkında üye ülkeler ve Avrupa Komisyonu arasında hızlı bilgi paylaşımının sağlanması,
c) Tüm üye ülkelerde elde edilen güvensiz ürün bilgilerinin aktarımının sağlanması şeklinde özetlenebilmektedir.

8. Bakanlık Tarafından Yürütülen Risk Analizi Çalışmaları
Türkiye’de sanayi ürünlerinin ürün güvenliği ve teknik mevzuatına uygunluğunu sağlamak amacıyla piyasa gözetimi ve denetimini yapmak, söz konusu ürünlerin denetimine yönelik stratejiler geliştirmek, uygulamak ve uygulanmasını sağlamak, sonuçlarını izlemek ve değerlendirmekle Bakanlık nezdinde Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü görevlendirilmiştir.

Aynı zamanda Bakanlığımız 2014-2017 Stratejik Planı doğrultusunda hazırlanan Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Stratejisi Eylem Planı’nda yer alan 4 temel hedeften biri olan “Piyasa Gözetimi ve Denetimi Uygulamaları Etkinleştirilecektir” hedefi altında bulunan Eylem 1.4’te “Risk analizi sistemi ile sorumluluk alanımızdaki ürünlerin denetimlerine esas olmak üzere ürünlerin öncelik sıralaması ve listeleri belirlenecektir” ifadesi yer almaktadır. Buna göre denetimlerin risk odaklı bir yaklaşımla benimsenerek gerçekleştirilmesi esastır.

Genel Müdürlüğün sorumluluk alanında bulunan binlerce ürün bulunmaktadır. Marka ve model çeşitliliği göz önüne alındığında milyonlarca sanayi ürünü piyasada dolaşım halindedir. Piyasada bulunan bu çok sayıda ürünün tamamının denetlenmesi eldeki sınırlı kaynaklarla mümkün değildir. Diğer yandan piyasa gözetimi ve denetiminin amacı piyasadaki tüm ürünlerin denetlenmesi değildir. Bu sebeple önceliklendirme yoluna gidilerek, güvensiz ürünlere diğer bir deyişle risk teşkil eden ürünlere odaklanılması elzemdir. Risk odaklı PGD yaklaşımının temel hedefi de budur.

Bu doğrultuda, PGD faaliyetlerinin stratejik yaklaşımlar çerçevesinde merkezden belirlenmesi ve programlı denetim şeklinin uygulamada ağırlık kazanması için çalışmalar yürüten Genel Müdürlük, sistematik ve analitik bir yöntem oluşturmak suretiyle denetim planlarını yapmayı amaçlamıştır.

Bu kapsamda, Genel Müdürlük tarafından denetim faaliyetlerinin etkinleştirilmesi adına pek çok çalışma yürütülmektedir. Bu çalışmalar içerisinde kullanılan en önemli araçlardan biri risk analizidir. Bakanlık PGD faaliyetlerinde risk analizi uygulanması için ilk adımı 2013 yılında atmıştır.

Risk analizi faaliyetleri etkin planlama yapılarak, mevcut maddi kaynakların ve iş gücünün en uygun şekilde kullanılmasına olanak sağlamayı amaçlamaktadır. Risk analizi, aynı zamanda PGD otoritelerinin hızlı karar alması ve bu kararların uygulamaya konulmasına katkıda bulunmaktadır. PGD faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesinin temel araçlarından kabul edilen risk analizi ile piyasada güvensiz ürünlerin dolaşımı daha etkili ve hızlı bir şekilde engellenerek, tüketici sağlık ve güvenliği korunmaktadır.

8.1. Yöntemin Aşamaları
Risk analizi yönteminin uygulamaya konabilmesi için ilk olarak sürecin ve adımlarının tasarlanması gerekmektedir. Risk analizini uygulayan tüm ulusal PGD otoritelerinde olduğu gibi yöntemin otoritenin kendi veri yapısına ve organizasyonel yapıya uygun seçilmesi önemlidir.
Bu nedenle öncelikle yürütülecek olan adımlar planlanarak, risk analizine yönelik bir iş akışı belirlenmiştir. Risk analizi çalışmaları yürütülürken, oluşturulan bu iş akışı takip edilerek yöntem, adım adım uygulanmaktadır. Risk analizi süreci için belirlenen iş akışı şemasına aşağıda yer verilmektedir.

Şekil 3. Risk Analizi Yöntemi Aşamaları

9. Sonuç ve Öneriler
Bakanlık PGD faaliyetlerinin etkinleştirilmesine katkı sağlayacak olan risk analizi çalışmalarının geliştirilebilmesine yönelik olarak ortaya çıkan öneriler şöyledir:

Öneri 1: Bakanlık tarafından yürütülen risk analizi çalışmalarının standartlaştırılması ve uygulamasının kolaylaştırılmasına yönelik çalışmalar yürütülmesi.
Öneri 2: Risk analizine kaynak oluşturan bilgilerin elde edilebilmesi adına ülkemizde ürün güvenliğine yönelik bilgi sistemlerinin işlevselliğinin artırılması ve içerdiği veriler yönünden zenginleştirilmesine yönelik çalışmalar yapılması.
Öneri 3: Üreticilerin üretim aşamasında risk analizi yapmaları için bilinçlendirilmesi ve yönlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütülmesi.
Öneri 4: Uluslararası düzeyde oluşturulmuş olan PGD platformlarına aktif katılım sağlanması ve risk analizi çalışmalarının takibinin yapılması.
Öneri 5: Ülkemizde Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda diğer PGD’den sorumlu kuruluşlar ile risk analizi yöntemlerinin geliştirilmesine yönelik çalışma grubu oluşturulması.

Bilimsel ve analitik değerlendirmelerin her alanda kullanıldığı günümüzde piyasadan rasgele ürün seçilmek suretiyle denetimlerin gerçekleştirilmesi oldukça irrasyonel bir uygulamadır. Böyle bir durum daha önce denetimi gerçekleştirilmiş ürünlere mükerrer olarak aynı işlemlerin uygulanmasına ve ayrıca güvensizlik riski taşımayan pek çok ürünün de gereksiz yere denetlenmesine yol açarak; iş gücü, zaman ve bütçe kaynaklarının israfına neden olacaktır.

Tüm dünyada giderek artan bir öneme sahip olan PGD’nin etkinliğinin artırılması için stratejiler geliştirilmekte ve bu stratejilerin etkin bir şekilde uygulanması doğrultusunda çeşitli araçlar kullanılmaktadır. Risk analizi ise bu araçlardan bir tanesidir. Bu sebeple PGD faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve kaynakların verimli kullanılabilmesi adına vazgeçilmez bir araç olan risk analizinin, başta Bakanlık olmak üzere ülkemizde PGD’den sorumlu tüm kurum ve kuruluşlar tarafından uygulanması oldukça elzemdir.

Kaynakça
1. Benis, H.G. (1990). A Product Risk Assessment Nomograph, New Zealand Ministry of Consumer Affairs.
2. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (2012), 2013-2017 Stratejik Planı, Ankara
3. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (2014). Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Stratejisi Eylem Planı, (2015-2018), Ankara.
4. Ekonomi Bakanlığı. Ulusal Piyasa Gözetimi ve Denetimi Strateji Belgesi. (2015-
2017). Nisan, 2015.
5. European Commission. Best Practice Techniques in Market Surveillance (EMARS
6. Best Practice Book). Temmuz 2015.
7. http://www.prosafe.org/index.php?option=com_zoo&task=item&item_id=1490&Itemid=270
8. European Commission. (2007). Risk Assessment Guidelines for Consumer Products.
9. European Commission. Weekly Overview Report of RAPEX Notifications. Mayıs 2015.
http://ec.europa.eu/consumers/safety/rapex/alerts
10. Kolat, D. (2014). Piyasa Gözetimi ve Denetiminde (PGD) Uluslararası ve Ulusal Düzeyde Kullanılan Bilgi Sistemlerinin İncelenmesi. Uzmanlık Tezi, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı.
11. Main, B.W. Ross, K.(Nisan,2001). Risk Assessment and Product Liability. For The Defense,34-38,12 Mayıs 2015.
http://www.productliabilityprevention.com/images/2RiskAssessmentandProductLiability.pdf
12. Organisation for Economic Co-operation and Development (2012). Participant Instructions For Case Studies. Haziran 2015.
www.oecd.org/sti/consumer/50095691.doc