İçindekiler
Dergi Arşivi

Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar

RÖPORTAJ

 

TÜBA’dan ve Türkiye’nin bilim akademisi tecrübesinden bahsedebilir misiniz?
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), tüm bilim alanlarında bilimsel başarıları onurlandırmak ve ödüllendirmek, bilim insanlığını özendirmek, bilimsel düşünce ve yaklaşımı yaygınlaştırmak, bilimsel konularda danışmanlık yapmak gibi amaçlar doğrultusunda faaliyet göstermek üzere 1993’te kurulan; Ülkemizin tüzel kişiliğe sahip, bilimsel, idarî ve malî bakımdan özerk ulusal bilimler akademisidir.

Akademi’de şu anda 201 üyemiz var. Üyelerimizin 37’si şeref üyesi, 106’sı aslî, 58’i de asosye üye statüsündedir. Üyelerimizin 39’u fen, 49’u mühendislik, 52’si Sağlık bilimleri; 61’i ise Sosyal Bilimler alanından seçilmiştir. Tüm üyelerimizden oluşan akademi genel kurulu; başkanlık, konsey üyeliği ve akademi üyeliği seçimleri gibi önemli işlevleri yerine getirmektedir. Akademi konseyi, genel kurulca aslî üyeler arasından üç yıl için seçilen 10 üye ve başkandan oluşur. Aslî üyeler arasından seçilen başkanın görev süresi de üç yıldır ve bir üye en fazla iki dönem başkanlık yapabilir.

TÜBA’nın 8’i Akademi adına, 9’u TÜBİTAK, üniversiteler ve diğer kamu kuruluşlarından –belirli süreli- görevlendirme yoluyla, 36’sı da hizmet alımı yoluyla istihdam edilen ve çoğunluğu Ankara’daki Başkanlıkta, diğerleri de İstanbul Süleymaniye ve Maçka’daki birimlerimizde çalışan toplam 53 işgöreni bulunmaktadır.

Engin tarihimize karşılık, 1993’te kurulan TÜBA, akran akademilere ve diğer benzer kuruluşlara göre oldukça genç bir akademidir. Bununla beraber, Ülkemizin akademi tecrübesi aslında daha eski tarihlere dayanır. Ülkemizde, Osmanlı Devletinin son dönemlerinden beri bilimsel akademi özelliğini taşıyan çeşitli kuruluşlar olmuştur. II. Mehmet’in Semaniye Medresesi’nden 400 yıl sonra, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat döneminde (1839-1876) kurulan Encümen-i Dâniş (Danışma Kurulu) (1851), Türkiye’de ilk akademi oluşumu olarak kabul edilebilir. Darülfünun (Üniversite) için ders kitapları yazmak gibi amaçları olan ve meşhur Türk bilim insanı Ahmet Cevdet Paşa ve ‘Redhouse Sözlüğü’nün yazarı James Redhouse’un da üye olduğu Encümen-i Dâniş, ne yazık on yıl sonra kapanmıştır. 1861 yılında kurulan, Doğa bilimleri alanında 38 üyesi bulunan ve doğa bilimleri alanındaki ilk dergiyi (Mecmua-i Fünun) yayınlayan Cemiyet-i İlmiyye-i Osmaniyye (Osmanlı Bilim Cemiyeti) de 1866 yılında kapandı.

İkinci Meşrutiyet’in ilanının (1908) ardından 1909 yılında kurulan Tarih-i Osmanî Encümeni (Osmanlı Tarih Konseyi), Cumhuriyetin ilânından sonra, 1935 yılında Türk Tarih Kurumu’na dönüşene kadar farklı isimler altında varlığını sürdürmüştür. 1932 yılında Türk Dil Kurumu, 1962’de de TÜBİTAK kurulmuştur. Bunlar, Cumhuriyet döneminde kurulan akademi benzeri ilk bilimsel veya akademik kuruluşları oldu.

Türkiye’de dünyada geçerli akademi anlayışına göre, bilimin tüm alanlarını kapsayan bir akademi kurma fikri 1960’lı yıllarda gündeme gelmiş olmakla birlikte, TÜBA’nın kuruluşu, ancak 1993’te gerçekleşti.

Türkiye Bilimler Akademisi’nin kurulması için atılan ilk somut adım, Türkiye’de türünün ilk örneği olan "Türk Bilim ve Teknoloji Politikası: 1983-2003" başlıklı belgenin hazırlanması oldu. 1993 yılında, adı geçen bu belgeye uygun şekilde kurulan Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu, TÜBA’nın kurulmasına karar verdi ve Akademi, 2 Eylül 1993 tarihinde, Resmi Gazete’de yayımlanan hükümet kararnamesi -2011 yılında en son değişiklikler yapıldı- ile kuruldu. TÜBA, idari organlarının oluşturulmasının ardından 7 Ocak 1994 tarihinde gerçekleşen ilk Akademi Konseyi toplantısı ile faaliyetlerine başladı.

Görüldüğü gibi, TÜBA dünyadaki emsallerine ve Türkiye’deki benzer kuruluşlara göre, oldukça genç bir akademidir. Buna bağlı olarak, TÜBA’nın mevzuat, bina ve tesisler, kurumsallaşma ve kurum(akademi) kültürü vb. bakımından karşılanması gereken çeşitli ihtiyaçları bulunmaktadır.

TÜBA, 2012 yılından bu yana nasıl bir süreç geçirdi?
2012 Ağustos ayında gerçekleşen yönetim değişikliği sonrasında yönetim olarak, “farklılıkları zenginlik olarak değerlendirme, Türkiye’nin Ulusal akademisi olma ve kurumsal-stratejik yönetim anlayışı” ile çalışmalarımızı sürdürdük. Bir yanda TÜBA’nın yeniden yapılandırılması ve kurumsallaştırılmasına yönelik çalışmaları gerçekleştirirken, diğer yanda kurumsal devamlılık anlayışıyla, önceki dönemden gecikmeli olarak devreden işlerin görülmesi ve varolan program ve projelerin sürdürülmesi yanında 2013’ten itibaren bazı yeni projeleri devreye soktuk.

“Kurumsal Kapasite geliştirme projesi” ile Akademi’nin organizasyon ve iş süreçlerinin yeniden yapılandırılması ve kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirildi. Bu kapsamda, Akademinin bilişim alt yapısı donanım ve yazılım olarak yenilendi, Süleymaniye Medreseleri içinde yer alan ve uluslararası organizasyonlarımıza ev sahipliği yapan TÜBA Rabi Medrese’nin tarihi ve mimari özelliklerine uygun olarak, bağış yoluyla donatımı sağlandı. İç mevzuat gözden geçirildi ve acil değişiklikler yapıldı. KHK’de ihtiyaç duyulan acil değişiklik önerileri hazırlanarak Bakanlığa sunuldu. Akademi’ye ait “marka” ve unvanların Türk Standartları Enstitüsü tarafından tescili ile ilgili işler tamamlandı. Örgüt yapısı ve iş süreçlerinin yapılandırılmasıyla ilgili faaliyetler gerçekleştirildi. Envanter kayıtlarının güncellemesi yapıldı. Kurumsal kimlik ve imaj çalışması gerçekleştirildi. TÜBA web sitesi yenilendi, kamuyla iletişim için sosyal medya hesapları devreye sokuldu, yayınlarımızın internet üzerinden satışına başlandı. Ayrıca, 2014-2018 stratejik planı hazırlanarak uygulamaya konuldu.

Kurumsallaşma ve kapasite geliştirmeye yönelik bu çalışmalar yanında var olanları sürdürürken bazı yeni program ve projeler devreye sokuldu. Bu bağlamda, “Türk-İslam Bilim ve Kültür Mirası”,”Andreas Tietze - Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lügati” projeleri ile “Uluslararası Akademi Ödül Programı” başlatıldı. TÜBA ve Avusturya Bilimler Akademisi’nin ortak projesi olan “Beçin Definesi” eseri, Türkçe çevirisi gerçekleştirilerek yayımlandı.

Öteden beri var olan Bilim eğitimi, Kanser, Kök hücre gibi çalışma grupları yanında, “Gıda-beslenme”, “Bilim ve Eğitim Politikaları” gibi yeni çalışma grupları oluşturuldu. Çalışma gruplarımızca, tüm paydaşların katılımıyla çeşitli bilimsel toplantılar gerçekleştirildi ve raporlar hazırlanarak kamuya sunuldu.

TÜBA-GÜNCE dergimiz biçim ve içerik olarak yenilendi. TÜBA-AR ve TÜBA-KED dergilerinin eksik sayıları tamamlandı. Bunların yanı sıra, uluslararası paydaşlarımıza yönelik olarak “TÜBA-Newsletter”ın yayımına başlandı.

Bu dönemin, TÜBA’nın kurumsallaşması, ulusal ve uluslararası düzeyde tanınırlık, ilişkiler ve kapsayıcılığının geliştirilmesine odaklanılan bir dönem olduğunu söyleyebiliriz.

Özellikle ülke ve dünya gündeminde de yer alan konularda TÜBA’nın çalışmalarından bahsedebilir misiniz?

Önemli ve öncelikli güncel sorunlar ve konularla ilgili olarak kamuoyu ve yönetimine bilim temelli danışmanlık yapmak, bilim akademilerinin önemli işlevlerinden biridir. Bu bağlamda TÜBA da, Bilim Eğitimi, Kanser, Kök hücre, Gıda Ve Beslenme, Bilim ve Eğitim Politikaları, açık ders malzemeleri, bilimsel başarı ve eserlerin ödüllendirilmesi gibi konulara ilişkin çeşitli faaliyetler gerçekleştirmektedir. Son dönemde, ilgili çalışma gruplarımızca düzenlenen ve Türkiye’de konuyla ilgili paydaşları davet ettiğimiz büyük bir katılımın yaşandığı kanser ve kök hücre politikaları, gıda ve beslenme vb. konulara ilişkin çalıştayları gerçekleştirdik. Bu çalıştayların sonuçlarını rapor haline getirdik ve kamuoyuyla paylaştık. Kanser Tedavisinde Paydaşlar Arası Koordinasyonda Yaşanan Problemler Sempozyumu Raporu’nu, Gıda, Beslenme ve Kanserin Önlenmesi Sempozyumu Raporu’nu ve Kök Hücre Politikaları Çalıştayı Raporu’nu yayımladık. Yine yüksek bir katılımcı sayısıyla düzenlediğimiz Kök Hücre Araştırmaları ve Biyoetik Sempozyumu’nun raporu da kısa bir süre içinde tamamlanmış olacak. Ayrıca, yeni oluşturulacak “Enerji çalışma grubu”muz da bu yıl faaliyete başlayacak.

Asya Bilim Akademileri ve Toplulukları Birliği (AASSA) ile “Bilim ve Teknolojide Kadınlar” ve “Gıda ve Beslenme” konulu ortak uluslararası bölgesel Çalıştaylar gerçekleştirdik.

Temel bilim eğitiminin daha etkin ve cazip hale getirilmesi, dünyada ve Türkiye’de üzerinde önemle durulan bir konu. Bu hususta, MEB ile TÜBA arasında imzalanan protokol çerçevesinde, geçen yıl ve bu yıl, öğretmenlere yönelik olarak Gazi, Atatürk ve Akdeniz Üniversitelerinin ev sahipliğiyle, beş gün süreli üç “Uygulamalı Bilim Eğitimi Kursu” gerçekleştirdik. Ayrıca, matematik eğitimiyle ilgili bir kitap yayımladık.

Anadilimizin bilim dili olarak geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, bilim ve kültür mirasımızın gün ışığına çıkarılması da, Türkiye’mizin bilimsel ve topyekün kalkınması bakımından önemli konular olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, TÜBA-Türkçe Bilim Terimleri, Türk-İslam Bilim Kültür Mirası, Etimolojik Türkiye Türkçesi Lügati gibi projeleri yürütmekteyiz. 14 Haziran 2015’te Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri Işık’ın da katılımıyla yaklaşık 33.000 terimi içeren Türkçe Bilim Terimleri Sözlüğü Projesi Mühendislik Terimleri Sözlüğü’nü internet üzerinden kamunun kullanımına açtık. TÜBA ve Avusturya Bilimler Akademisi işbirliğinin ürünü olan ve dünyada bulunan en büyük defineye dair 3 ciltlik ‘Beçin Definesi’ adlı yayımını gerçekleştirdik. Türk-İslam Bilim Kültür Mirası Projesi kapsamında ilk eserlerin yayıma hazırlıkları tamamlanmak üzere. Bu projenin bilimsel ve ulusal gelişimimiz için gerekli motivasyon ve özgüven inşasına katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Avusturyalı ünlü Türkolog Prof. Andreas Tietze’nin “Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lügati” Projesi kapsamında ilk ciltlerin hazırlık işlemleri de tamamlandı. İlk ciltleri, 2016 yılında yayımlamayı plânlıyoruz.

TÜBA olarak, görev ve imkânlarımız çerçevesinde, önemli ve öncelikli konulardaki bilimsel faaliyetlerimiz geliştirilerek devam edecektir.

TÜBA’nın bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve bilim insanlarını motive etmek üzere düzenlediği ulusal ve uluslararası ödül programlarından bahsedebilir misiniz?

Üstün bilimsel başarıları ödüllendirmek, Akademilerin temel işlevlerinden biridir. Bu bağlamda, TÜBA da çeşitli ödül programları yürütmektedir. TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanlarını Ödüllendirme Programı (TÜBA-GEBİP) 2001’den, Bilimsel Telif ve Çeviri Eser Ödül Programı (TÜBA-TEÇEP) Ödülleri ise 2008’den beri uygulanmaktadır. TÜBA Uluslararası Akademi Ödülleri ise 2015’te başlatılmıştır. TÜBA Ödülleri, ilk defa 2015 yılında, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde sahiplerine tevdi edilmiştir. Bundan sonra TÜBA Ödül Törenleri, TC Cumhurbaşkanlığı himayesine alınmıştır.

‘TÜBA Uluslararası Akademi Ödülleri’; fen ve mühendislik bilimleri, yaşam ve sağlık bilimleri ve sosyal bilimler alanlarında, Bilim akademileri, üniversiteler ve davet edilen diğer bilimsel kuruluşlarca uluslararası düzeyde aday gösterilenler arasından öncü ve çığır açıcı çalışmalarıyla temayüz eden bilim insanlarına veriliyor. Her yıl dönüşümlü olarak, alanlardan birine ait ödülün Türkiye’de ya da Türkiye ile ilişkili çalışan bilim insanlarına verilmesi ve 2015’te Türkiye’ye özgü alanının Sosyal Bilimler olması benimsendi. “Uluslararası Akademi Ödülleri”, madalya, berat ve yaklaşık 30.000 Amerikan dolarından oluşmaktadır. 2015 yılı Uluslararası Akademi Ödüllerini Sosyal ve Beşeri Bilimler alanında “Osmanlı İktisat tarihi ve sistemi” konusundaki çalışmaları nedeniyle İstanbul Şehir Üniversitesi’nden Mehmet Genç; Yaşam ve Sağlık Bilimleri alanında Pakistan Bilimler Akademisi’nce aday gösterilen Prof. Dr. Zulfiqar Ahmed Bhutta, Fen Mühendislik Ödülünü ise Avusturya Bilimler Akademisi’nce önerilen Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi kazandı.

15 yıldır sürdürdüğümüz TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanlarını Ödüllendirmeyi amaçlayan TÜBA-GEBİP Ödülleri; dünyada ve ülkemizde genç akademi benzeri oluşumun ilk ve başarılı örneklerinden biridir. 2015’te ödüllendirilen 24 farklı üniversiteden 38 üstün başarılı genç bilim insanı ile TÜBA-GEBİP kazananların sayısı 373’e ulaştı. Ödül sahiplerine 3 yıl boyunca her yıl 20 bin TL, doktora öğrencileri için ise 6 bin TL olmak üzere 26 bin TL ödüyoruz. 3 yılda ödenen toplam 78 bin TL’ye ek olarak, takibeden beş yıl boyunca ödül sahiplerinin uluslararası bilimsel toplantılara katılmalarını da parasal olarak destekliyoruz. Bu ödülün başka bir özelliği var. O da Türkiye’de çalışma şartı. Dolayısıyla başarılı ve yetenekli genç bilim insanlarımızı Türkiye’ye çalıştırmak bağlamında da son derece kıymetli bir program.

TÜBA-TEÇEP ödülleri ise üniversitelere yönelik nitelikli ve uluslararası standartlarda Türkçe telif ve çeviri eserlerin yazım ve yayımını özendirmeyi amaçlıyor. 2015 yılında ödüllendirilen 19 eser ile TEÇEP Ödülü verilen eser sayısı 180’e ulaştı. Eserler, Ödül ve Kayda Değer eser ödülü(mansiyon) şeklinde iki dereceli olarak ödüllendiriliyor. Telif Eser için Ödül miktarı 20.000 TL, Kayda Değer Eser (Mansiyon) Ödülü ise 7.000 TL’dir. Çeviri Eser Ödülü 12.500 TL ve Kayda Değer Çeviri Eser (Mansiyon) Ödülü de 4.000 TL’dir.

TÜBA - GEBİP ve TEÇEP 2016 Ödül başvuruları, 21 Aralık 2015 tarihinde sona ermiştir. Uluslararası Akademi ödülleri içinse, önümüzdeki günlerde çağrıya çıkılacaktır. Bu arada, diğer bazı ödül programlarımızın güncellenerek devreye sokulması da gündemimizdedir.

2015 yılından itibaren “TÜBA Ödülleri Törenleri”nin Cumhurbaşkanlığı himayesinde yapılacak olması, Akademi ve ödül programlarımız açısından tarihi bir adım olmuştur. Bu vesileyle, destek ve himayeleri için Sayın Cumhurbaşkanı’na içten teşekkürlerimizi arz ediyoruz. Ayrıca Akademi’mize verdikleri destek için Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu
ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri Işık’a ve tüm paydaşlarımıza teşekkürlerimi ifade etmek isterim.
TÜBA Şeref Üyesi Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Nobel Ödülü kazanması konusundaki duygu ve düşünceleriniz?

TÜBA Şeref Üyemiz Prof. Dr. Aziz Sancar’ın “DNA onarım mekanizmaları” konusundaki çalışmalarıyla 2015 Nobel Kimya Ödülünü alması, Akademi’miz ve milletimiz için büyük bir onur ve sevinç kaynağı olmuştur. Konsey üyelerimiz Prof. Dr. H. Tayfun Özçelik ve Prof. Dr. H. Fahrettin Keleştimur’la birlikte TÜBA’yı temsilen, Aziz Hoca’ya ödülünün verildiği Stockholm’deki törene ve etkinliklere katılarak, bu sevinç ve onuru paylaşmak, bizler için de tarihî bir anı olmuştur. Ayrıca, Aziz Hoca’nın tören sonrası Türkiye’ye gelerek Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ile görüşmeleri, Ödülü’nü Anıtkabir’de sergilenmek üzere bağışlamaları ve diğer temasları da son derece yararlı olmuştur. Aziz hoca, bilimsel başarıları yanında vatan ve milletimize bağlılığını her vesileyle ifade etmesiyle de, hepimiz için güzel bir rol modeli olmuştur. Bu vesileyle de, Aziz Hoca’ya şahsım ve Akademi’miz adına tebrik ve teşekkürlerimi ifade etmek isterim.

Akademi, ulusal ve uluslararası düzeyde nasıl bir strateji veya yaklaşım izliyor?

TÜBA yönetimi olarak, daha önce belirttiğim gibi, bilimsel, hukukî ve etik ilkelere uygun olarak Akademi’mizin ve Türk biliminin gelişimine katkı sağlama amacı doğrultusunda, Türkiye’nin ulusal bilimler akademisi olma bilinç ve sorumluluğuyla, farklılıkları zenginlik olarak değerlendirme anlayışı ve kurumsal-stratejik yönetim yaklaşımıyla hareket etmeyi amaçlıyor ve bu yönde çaba gösteriyoruz. Üyelerimiz ve paydaşlarımızın iş birliği ve katkılarıyla, bu yaklaşımın olumlu sonuçlarını almaya başladığımızı ve bundan büyük bir memnuniyet duyduğumuzu, üyelerimiz ve tüm paydaşlarımıza müteşekkir olduğumuzu belirtmek isterim.

Akademi olarak, ulusal ve uluslararası düzeyde katılım ve işbirliğine büyük önem veriyoruz. Faaliyetlerimizi, ilgili tüm paydaşların katılım ve iş birliğiyle yapma yönündeki tercihimizin, akademinin kapsama ve temsil yeteneğinin artması yanında, paydaşlar arası iletişim ve eşgüdüm eksikliğinin giderilmesine de katkı sağladığını düşünüyoruz.

Uluslararası ilişkilerimizi de, bu yaklaşım ve TÜBA’nın Türkiye’yi uluslararası akademik camiada temsil misyonu çerçevesinde sürdürüyoruz. Son dönemde imzaladığımız ikili iş birliği anlaşmalarıyla, TÜBA’nın anlaşma yaptığı akademi sayısı 22’den 31’e; üye olduğu akademiler arası kuruluş sayısı da 12’ye yükselmiştir.

TÜBA’nın aktif katılımıyla 2015’te kurulan “Türk Dünyası Ulusal Bilim Akademileri Birliği”nin 2016-2017 dönem başkanlığı TÜBA tarafından yerine getirilecek, AASSA’nın 2016 Genel Kurulu ve “Göç” konulu bilimsel toplantısı ile Türk Dünyası Ulusal Akademiler Birliği’nin 2016 Genel Kurulu, TÜBA ev sahipliğinde Türkiye’de gerçekleştirilecek.

• TÜBA’nın geleceğe ilişkin hedefleri nelerdir?

Hedeflerimizi, kısa, orta ve uzun vadeli hedefler olarak ifade edebiliriz. Kısa vadede, Akademi’nin daha etkin işlev görmesi bakımından daha uygun bir TÜBA yasasının çıkarılması ve Akademi’in kendine ait bir binaya kavuşmasını önemli hedefler olarak görüyoruz. Orta ve uzun vadede, kurumsallaşmasını ve ileri bir akademi kültürü oluşumunu gerçekleştirmiş, bina-tesis ve insan kaynakları ihtiyaçları karşılanmış daha etkin bir akademi olma hedefinin öne çıktığını söyleyebilirim.