İçindekiler
Dergi Arşivi

Sanayi Casusluğu Kavramı ve Alınması Gereken Tedbirler

Alperen Ayanoğlu / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Hukuk Müşavirliği)

 

Giriş
Sanayinin anahtar rolünü keşfeden ülkelerin büyük bir bölümü kendi sanayisini geliştirmek için çalışmalara başlarken diğer bir bölümü sanayi konusunda ileri olan ülkelerden illegal yollarla bilgi kaçırma ve taklit etme yolunu seçmiştir. Sanayi casusluğu olarak adlandırılan bu yöntem ülkelerin korumaları gereken en önemli unsur olan ekonomik gücüne zarar vermeye başlamış ve bu tehdide maruz kalan ülkeler tarafından savunma mekanizmaları geliştirilmiştir. Bu alanda sahip oldukları istihbarat sistemlerinden destek alan ve ona göre politikalarını belirleyen ülkeler için ekonomik istihbaratın önemi giderek artmaya başlamıştır.

Casusluk faaliyetleri sonucu bilginin çalınması ve ülkenin uluslararası piyasada sahip olduğu pazar payını etkilenmesinin önüne geçilmesi amacı ekonomik istihbarat faaliyetlerinin daha korumacı ve saldırgan bir tutumla yürütülmesine neden olmuştur. Bu durum giderek ülkeler arası ilişkileri olumsuz yönde etkileyerek ülkelerin uluslararası arenada ekonomik itibarını zedelemeye başlamıştır. Zira tehlike altında olan ve korunması gereken yegâne unsur ülkenin ulusal know-how’ı olarak düşünülmektedir.

Bu kapsamda, çalışmanın önemi ülke örneklerinden yola çıkarak ülke bazında alınması gereken tedbirleri içermesidir. Bu noktada çalışma sanayileşme konusunda önemli projelere imza atan ülkemizin sanayi casusluğu tehdidine maruz kalmaması için kaynak belgelerden biri olacaktır.

1. Sanayi Casusluğunun Tarihçesi
Ekonomi insanlığın varoluşundan bu yana farklı formlarda karşımıza çıkmaktadır. Üretim faaliyetleriyle temellendirilen ekonomi ülkeler arası ilişkilerden yaşanan siyasi çekişmelere kadar pek çok konuda etkisini göstermiştir. Bu bağlamda, sağlam bir ekonomi politikası devletler için ulusal varlığın güvencesi, milli gücün hazinesi niteliğindedir. Özellikle 20’nci yüzyılın son yıllarında soğuk savaşın da sona ermesiyle farklı bir yapıya bürünen ekonomik istihbaratın önemi de aynı doğrultuda artmaya başlamıştır. Bu dönemde ekonomik istihbaratla birlikte sanayi casusluğu faaliyetlerine de eğilim artmıştır. Sanayi casusluğunun ilk örneği 1500 yıl önce Çin Prensesinin ipek böceklerini çiçekli şapkasının arasına saklayarak ülke dışına gizlice çıkarması ve ipek böceklerini Hintli bir kişiye vererek ipeğin sırrının Çin dışına çıkmasıdır (Nasheri, 2005: 16-19’dan aktaran Miman, 2006:174).

Coğrafi keşiflerin hızlanması farklı kıtalarda bulunan toplumların ticari ilişkilerini de artırmıştır. Yeni yerlerin keşfi, sanayi casusluğunun sistemli olarak yapılmaya başlamasına neden olmuştur. Öyle ki, devletler çıkardıkları patent yasalarıyla casusluk için yapılan seyahatlerin masraflarını karşılamak suretiyle sanayi casusluğuna destek vermiştir (Miman, 2006: 174). Venedik bu konuda önemli bir örnektir. Zira 1474 yılında Venedik’te çıkarılan bir yasayla Venedik dışında yapılan buluşları Venedik’e getirenlere bazı imtiyazlar tanınmıştır. Söz konusu kişilerin casusluk için yaptıkları seyahat masraflarının karşılanmasının yanı sıra getirdikleri teknolojileri de belirli bir süre patentini ve telif hakkını almak suretiyle sadece o kişiler tarafından kullanılmasına müsaade edilmiştir. Buradaki en önemli nokta sanayi casusluğunun devlet eliyle teşvik edilerek kişisel çıkarların yanı sıra dolaylı da olsa devletin ekonomik çıkarlarının gözetilmesidir. Zira casusluk faaliyetiyle ülkeye getirilen sanayi ürünü onu getiren kişiye başta olmak üzere ikincil düzeyde de devletin sanayileşme politikasına ve sürecine katkıda bulunmuştur. Bu uygulamayla Venedikliler diğer Akdeniz şehir devletlerine üstünlük sağlamaya başlamıştır. Zamanla bu yasanın benzerleri Fransa, Almanya ve İngiltere tarafından da çıkarılmıştır (Miman, 2006:174).

2. Ekonomik İstihbarat İle Sanayi Casusluğu Arasındaki Farklar
Sanayi casusluğu, kullanılan metotlar ve gözetilen çıkarlar açısından ekonomik istihbarattan ayrılmaktadır. Sanayi casusluğu sadece finansal ya da yönetimsel ekonomik verilerle değil, aynı zamanda yeni teknolojiler, ürünler, mühendislik süreçleri ve materyallerle ilgilenmektedir. Ancak ekonomik istihbaratın ilgilendiği alan ulusal çıkarlar dâhilindedir. Buna örnek olarak 1995 yılında Japonya, ABD ile yapılan lüks araç yapım görüşmeleri esnasında CIA’nın, Japon yöneticileri ve üst düzey çalışanlarının görüşmelerini tespit ederek bunları Amerikan ticari temsilcisine verdiğini iddia ederek bu sayede seviyesi oldukça yüksek olan müzakerelerde Japon tarafının düşünceleri ve teklifleri Amerikalılar tarafından önceden tespit edilmesi gösterilebilir (GREGORY, 1997) .

Sanayi casusluğunun ekonomik istihbarattan bir diğer önemli farkı tehlikeli olmasıdır. Zira sanayi casusluğu ile devletin ulusal güvenliğine ilişkin gizli bilgiler de ele geçirilebilir ve tehdit unsuru haline getirilebilir.

3. Sanayi Casusluğu Yöntemleri
Devletler ekonomik istihbaratın yanı sıra sanayi casusluğu ile de özel sektörü destekleyebilir. Ancak sanayi casusluğu devletlerin uluslararası imajını zedeleyen bir durumdur zira bu durumun ortaya çıkması beraberinde ekonomik antlaşmaların kaybedilmesi, isten çıkarmaların yaşanması, pazar payının düşmesi ve hepsinin sonucu, rekabet gücünün zayıflaması gibi durumları da getirmektedir.

Zira TÜSİAD tarafından hazırlanarak kamuoyuna sunulan 1998 tarihli “Türkiye’de Yeni Bir Ekonomik ve Ticari Diplomasi Stratejisine Doğru” raporda, gerek Milli İstihbarat Teşkilatı, gerek Dışişleri Bakanlığı, gerekse yurt dışında misyonu bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının, ekonomik istihbaratın toplanması ve buna yönelik strateji ve politikalar geliştirilmesinin önemine değinilmiştir. Ayrıca, yine aynı raporda, özellikle Soğuk Savaş sonrası yabancı istihbarat servislerinin sanayi casusluğuna yönelik faaliyetlere ağırlık verdiği belirtilerek, yurt içinde faaliyet gösteren belli çaptaki yerli firmalara bu konuda eğitimler verilmesinin önemi vurgulanmıştır.

Ancak bunun için uzman kişiler görevlendirilmekte ve özgün yöntemler uygulanmaktadır. Sanayi casusluğunda uygulanan yöntemler (Canadian Security Intelligence Service, 2006’dan aktaran Ercan, 2006: 161);
- “Gizli bilgilerin şirket çalışanlarından e-posta, telefon gibi elektronik araçlardan temin edilmesi,
- Etüd çalışması adı altında yabancı heyetler tarafından şirketlerin ziyaret edilmesi ve bu ziyaretler sırasında yeterli önlemlerin alınmaması nedeniyle bilgi toplanması,
- Yabancı öğrenci ve stajyerlerin özellikle üniversite ve şirketlerin araştırma ve geliştirme departmanlarında ücretsiz çalışma tekliflerinde bulunması ile şirketin içine sızması,
- Uluslararası toplantılar, seminerler ve kongreler düzenlenmesi,
- Şirketlerin uzman oldukları alanda know-how aktarımı adı altında tek yönlü eğitimlerin düzenlenmesi,
- Şirket verilerinin depolandığı teknolojinin kontrolünün şifre kırma yöntemleri kullanılarak ele geçirilmesi,
- Özellikle işten çıkarılan kişiler ile irtibata geçilerek intikam saiklerinden yararlanmak suretiyle şirket bilgilerini elde etmek,
- Mevcut çalışanlardan ve özellikle belirli bir alanda uzmanlaşmış kişilerden genelde para karşılığında bilgi satın alınması,
- Yine şirketin stratejik konumunda görev yapan kişilerin tespit edilen zaaflarını tehdit unsuru olarak kullanılması sonucu bilgi edinilmesi,
- Şirketin belirli zamanlarda uzmanlık gerektiren konularda ihtiyaç duyduğu hizmet satın alımlarında istihdam edilen personelin şirketten bilgi sızdırması,
- Uluslararası işbirliği adı altında bilimsel araştırma yapan kurum veya kuruluşlardan bilgi sızdırılması,
- Şirketlerin iletişim ağı içinde yer alan telefon görüşmelerinin dinlenmesi ve e-posta yazışmalarının izlenmesi, Ticaret antlaşmaları esnasında yapılan görüşmeler, taban ve tavan fiyat aralıklarının belirlenmesi, son dakika değişiklikleri, müzakere politikalarında yapılan değişiklikler gibi önemli konular hakkında yapılan görüşmelerin tespit edilmesi,
- Şirketin her türlü büro atıklarının toplanarak araştırma yapılması” olarak sıralanmaktadır.

4. Sanayi Casusluğunu Engellemek İçin Alınabilecek Tedbirler
Ekonomik istihbarat faaliyetlerini engellemede sadece istihbarat teşkilatları değil, aynı zamanda kamu ve özel şirketler ile devletlerin yasama, yürütme ve yargı güçlerine de özel görevler düşmektedir.
4.1. Devletlerin Alması Gereken Tedbirler
Devletlerin istihbarat konusunda alması gereken tedbirlerin başında kendi istihbarat birimini kurması ve bu konuda gerekli tedbirleri alması gelmektedir. Ancak kuracağı birimin başarılı olması sahip olacağı koşulların ne kadar iyi olduğuyla alakalı olacaktır.
Bu doğrultuda kurulacak olan istihbarat sisteminin (Levytskyi, 2001: 66’den aktaran Ercan, 2006: 172);
- Açık kaynaklar tarafından ulaşılamayacak seviyede güvenli olması,
- Savaş durumunda ekonomik istihbarat üretme kapasitesine sahip olması,
- Ülke için kapsamlı bir karşı istihbarat yürütülmesi,
- Ekonomik istihbarat faaliyetini yürütülen personelin eğitimlerini kontrol edilmesi,
- Her istihbarat servisi ya da şirket ekonomik istihbarat faaliyet planlamasını devletin stratejik ekonomik hedefleri ile uyumlu bir hâle getirmesi gerekmektedir.
Ekonomik istihbarat sisteminin oluşturulmasından sonra devlet, kendisine yönelen ekonomik istihbarat faaliyetlerine karsı saldırgan bir ekonomik istihbarat politikası belirlemelidir (ERCAN, 2006:172). Bunu sağlamak için ekonomik istihbarat ve sanayi casusluğu faaliyetlerinde bulunan devletlere karşı ulusal bazda ekonomik ve ticari yaptırımlar uygulanması gerekmektedir. Ulusal bazda geliştirilen yasal düzenlemelerin yanı sıra uluslararası alanda da ülkelerin ikili veya çok taraflı anlaşmalar ile sanayi casusluğuna karşı önlemler alması önem arz etmektedir.

4.2. Kamu ve Özel Sektörün Alması Gereken Tedbirler
Sanayi casusluğuna karşı alınması gereken tedbirler sadece devletin sorumluluğunda değildir. Devletin yanı sıra sanayi casusluğu tehlikesi ile karşı karşıya olan diğer kamu ve özel sektör kuruluşları da üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeli ve gerekli tedbirleri almalıdır. Bu kapsamda;
- İlgili kuruluşların özellikle önemli bilgilerin depolandığı bilgisayar veri tabanlarına yetkili kişiler dışında erişimin engellenmesi ve kısıtlanması,
- Casusluğa konu olabilecek bilgi ve belgelerin gizleme standartlarının yükseltilmesi,
- Casusluk ile ele geçirilme tehlikesi olan bilgilerin gerektiğinde yok edilme ihtimaline karşılık bir kopyasının başka güvenli bir alanda depolanması,
- Gizli bilgi içeren görüşmelerin e-posta, telefon gibi iletişim araçları kullanılarak yapılmaması,
- Gizli bilgi içeren belge ve cihazların bir daha kullanılamayacak düzeyde kontrollü bir şekilde imha edilmesi,
- Gizli bilgilerin muhafaza edildiği alanlarda görev alacak kişilerin ayrıntılı güvenlik soruşturmasında geçirilmesi,
- Gizli bilgilere mazhar olan görevlilerin güvenliğinin sağlanması, kimlik ve adres bilgilerinin gizlenmesi,
- Gizli bilgileri bilen, casusluğa konu olacak ürünün ürün bilgilerine sahip kişilerin güvenlik soruşturmasından geçirilmesi, söz konusu kişilerin basiretli ve güvenilir kişiler arasından seçilmesi,
- Gizli bilgilere sahip olan kişi yada personelin olası bir casusluk faaliyetine karışma ihtimaline karşı takibinin yapılması,
- Özellikle önem derecesi yüksek departmanlarda çalışan kişilerin sanayi casusluğu hakkında eğitilmeleri gerekmektedir.

4.3. İstihbarat Servislerinin Almaları Gereken Tedbirler

Devlet ve özel sektör haricinde sanayi casusluğuna karşı en önemli tedbirler devletin oluşturduğu istihbarat birimi tarafından alınmalıdır. Bu kapsamda istihbarat birimleri tedbirin de tedbiri olarak nitelendirilebilir. Zira Devletin casusluk faaliyetine karşı tedbir olarak oluşturduğu istihbarat birimi de kendi içinde bir tedbir mekanizması geliştirmektedir.
Bu kapsamda istihbarat birimlerinin;
- İstihbarat görevini icra edecek olan kişilerin bu göreve yatkın kişiler arasından seçilmesi,
- Seçilecek kişilerin ticari analiz yeteneklerinin güçlü olması,
- Bu konuda çalışacak kişilerin gerekli iktisadi ve ticari yeterliliğe sahip olması,
- İstihbarat birimlerinin sanayi ve ticaret birimleri başta olmak üzere ülkenin diğer kurum ve kuruluşları ile işbirliği halinde çalışması,
- Herhangi bir casusluk faaliyetine karşılık karşı atak oluşturabilecek düzeyde karşı istihbarat faaliyetinin yürütülmesi,
- Diğer ülkelerden gerekli ekonomik istihbaratın edinilmesi ve uygun zamanda kullanılması,
- İstihbarat yöntemlerinin casusluk tehlikesine karşı kullanılması,
- Sanayi casusluğu tehlikesine karşı diğer devletlerin istihbarat birimleri ile iş birliği halinde çalışılması,
- Sanayi casusluğu konusunda tehlike arz eden sektör veya sektörlere yönelik bilgilendirme çalışmalarının yürütülmesi gerekmektedir.

Sonuç ve Öneriler
Orta ve yüksek teknolojide üretime geçmeyi, inovasyona dayalı, rekabet gücü yüksek üretime yoğunlaşmayı hedefleyen ülkemiz, araştırma geliştirme faaliyetlerine verilen desteğin de etkisiyle yeni teknolojiler ve buluşlar gerçekleştirirken, hem yerli firmaların hem de savunma sanayiinin dikkat etmesi ve önem vermesi gereken hususlardan birisi de sanayi casusluğu ya da endüstriyel casusluk faaliyetleridir.
Günümüzde, 2012 yılı toplam cirosu 187,5 milyar Dolar (Kaynak: Wikipedia) olan Samsung Elektronik Şirketi’nin, söz konusu satış rakamlarına ulaşması, pek tabii ki kendi Ar-Ge departmanları vasıtasıyla geliştirdiği, kendine özgü nitelikler barındırarak piyasa talebi noktasında yüksek rakamlara çıkabilen ve piyasaya arz aşamasına kadar detaylı bilgiye ulaşılamayan ürün ve yedek parçaları sayesindedir. Samsung’un ürün gamına ilişkin piyasada benzerlerinin olması ve düşük fiyatla satılması halinde söz konusu cirolara ulaşılmasının ve elektronik ürün satışları piyasasının, belli başlı firmaların hegemonyasına girmesinin de zor olacağı aşikârdır. Bu tip büyük ölçekli, yüksek cirolu firmaların, hem idari anlamda hem üretim anlamında en az bir kamu kurumu gibi ve hatta bir istihbarat teşkilatı gibi korunduğu, hatta bu konuda devlet desteği aldığı, bilgi ve belge güvenliğine azami derecede önem verdiği bilinmektedir.
İstihbarat faaliyetinin ve dolayısıyla sanayi casusluğuna ilişkin operatif eylemlerin doğası gereği illegal ve gizlilik esasına dayalı faaliyetler olduğu unutulmamalıdır. Hele ki sanayi casusluğu faaliyetinin içinde istihbarat servislerinin de bulunduğu düşünüldüğünde, hukuken korunan ticari sır, patent ve benzeri bazı yararlar ve kavramların, cezai ve hukuki yaptırımlarla koruma altına alınmış olması yeterli bir koruma sağlamaktan uzak kalacaktır.

Şöyle ki, ekonomik istihbarat kapsamında, iktisadi ve ekonomik anlamda kendisine rakip gördüğü veya bilgi derlemek zorunda olduğu bir ülkenin teknolojik alandaki gelişmelerini, üretim kapasitesinin artışını, yenilik ve buluş sayısındaki değişimleri izlemekle yükümlü olan kurum veya kuruluş en başta o devletin istihbarat servisidir. İstihbarat servisleri aracılığıyla, karşı ülkenin önemli sanayi kuruluşlarına yönelik bilgi ve belge toplama faaliyeti gerçekleştirilmesi günümüzde, özellikle soğuk savaş sonrası, en az askeri istihbarat toplamak kadar önemli hale gelmiştir.

Ancak, rakip ülkede sanayi casusluğu kapsamında faaliyet yürüten bir istihbarat görevlisinin faaliyetlerinin deşifresi halinde ve hatta suçüstü yapılması halinde dahi yukarıda belirtilen yaptırımları uygulamak ve davaları açmak olanaksızdır. Sebebi ise söz konusu faaliyetleri rakip ülkede deşifre olan istihbarat görevlisi ya diplomatik temsilci sıfatını haiz olarak görev yapmaktadır ya da farklı bir kimlik ve görev kisvesi altında gelerek istihbarat faaliyeti yürütmektedir.

İlk durumda, yani diplomatik temsilci sıfatını haiz istihbarat görevlisine karşı yapabilecekler diplomatik muafiyetler sebebiyle sınırlı kalmaktadır. Yapılması gereken ise ülke aleyhine faaliyet yürüten söz konusu istihbarat görevlisinin bağlı olduğu istihbarat servisine durumun bildirilmesidir. Eğer karşılıklı diyalog yoluyla sorun çözülmez, karşı istihbarat servisi hasmane tutumlarını devam ettirmekte ısrar ederse en başta mütekabiliyet ilkesi devreye girecektir. Bu durum, o ülkede istihbari anlamda daha provokatif ve etkili bir politika yürütme imkânı sağlayacaktır. Durumun daha da kötüye gitmesi, tarafların geri adım atmaması ve istihbari alanda rekabetin ve faaliyetlerin artması ise önlem ve misilleme amaçlı aslında en son çare olarak düşünülen, pek istenmeyen daha farklı yöntemlerin ve caydırıcı uygulamaların devreye girmesine neden olabilir ki bu durum uluslararası krizlere ve diplomatik skandallara yol açabilecek niteliktedir.

Diğer bir durumda ise yani başka bir kimlikle (arkeolog, turist, işadamı, araştırma görevlisi gibi) örtülü faaliyet yürütmesine ve diplomatik muafiyeti bulunmamasına rağmen yukarıda sayılan yaptırımların karşı tarafın istihbari faaliyeti deşifre olan yabancı istihbarat görevlisine karşı uygulanması mümkün olmayacaktır. Çünkü istihbarat dünyasının ayrı bir hukuku, ayrı bir işleyiş biçimi ve kendine has uygulamaları bulunmaktadır.

Bu sebepledir ki, arkasında devlet ve dolayısıyla istihbarat örgütü desteği olmaksızın özel şirketlerce sanayi casusluğu faaliyeti yürütülmesi çok sık rastlanan bir durum değildir. Bu çapta büyük ve önemli bir faaliyetin işin uzmanı olmayan kişilerce istihbarat teşkilatı desteği olmadan yürütülmesi mümkün olmayacaktır.

Konuya casusluk ve casus kavramı üzerinden bakıldığında, karşı tarafça belli menfaatler karşılığında bağlı olduğu kuruluş aleyhine kullanmak suretiyle, vakıf olduğu bilgi ve belgeleri veren, ifşa eden ya da sızdıran ise hukuken sorumlu olacaktır. Ancak azmettiren veya kullandıkları casusun deşifre olmasının ardından tekrar yeni bir casus veya muhbir temini yoluna gidebilecek asıl failler cezasız kalacaktır.

Dünyanın en güçlü 10 ekonomisi arasına girme noktasında planlı ve ulaşılabilir hedefleri olan ülkemiz, bu yolda üreterek, teknolojik altyapısını geliştirerek kalkınırken sanayi ürünlerine ilişkin bilgilerin ve ticari sırların korunmasına ilişkin yasal düzenlemeler de, aynı ABD örneğinde olduğu gibi önem arz etmektedir. Bu kapsamda, “Ekonomik Casusluk Kanunu” gibi yasal bir düzenlemeyle devletin bu konuya verdiği önem ifade edilerek karşılaşılabilecek tehlikelere karşı uygulanacak müeyyideler ve izlenecek politika belirlenmiş olacaktır. Ancak yine de mevcut durumda hukuken sınırlı koruma sağlanan ve karşı istihbarat örgütlerince bilgi toplamaya yönelik faaliyetlerin yürütüldüğü bir alan salt cezai müeyyideler ve yasalarla güvenli hale getirmek mümkün olmayacaktır.

Bu noktada devreye girmesi gereken ve diğer ülke istihbaratlarına karşı önlem almakla yükümlü olan ülkenin istihbarat servisi olacaktır. Bu alanda stratejik niteliği haiz, ülke ekonomisine katkısı olan büyük ölçekli şirketlere ve bilhassa savunma sanayii alanında görev yapan önemli kamu kurumlarına yönelik bilgilendirme, bilinçlendirme eğitimleri verilmesi gerekmektedir. İstihbarat teşkilatının sanayi kuruluşları ve özellikle savunma sanayi sektörü ile yakın iş birliği ve koordinasyonu gereklidir. Ancak bu iş birliği sadece eğitim ve bilgi desteği anlamında kalmamalı, hassas üretim alanlarında çalışan personelin zaman zaman güvenlik tahkikatları, elektronik dinleme ve izlemeleri istihbarat örgütünce sağlanmalı, böylece ilgili personel arasında caydırıcılık oluşturulabilmelidir.

Ancak, personel ve maddi olanakları düşünüldüğünde, istihbarat örgütlerinin özel kuruluşlara veya stratejik kamu kuruluşlarına yönelik sürekli ve kesintisiz bir koruma sağlaması da olanaksızdır. Zaten istihbarat örgütleri karşı istihbarat örgütlerinin faaliyetlerini deşifre ve engelleme noktasında görevli oldukları işi yapmakta ve ekonomik ve endüstriyel casusluk da dâhil her konuda engelleme ve önlem alma faaliyetlerini sürdürmektedir.

Yine de sanayi kuruluşları, üzerlerine düşen görevleri yerine getirmek ve bu konuda en başta bilinçli olmak ve tedbirlerini almakla mükelleftir.

Bu kapsamda özellikle;
- Kritik bilgi ve belgeye ulaşımı kolay departmanlarda personel alım politikasının esnek tutulmaması, mümkünse istihbarat teşkilatı kanalıyla güvenlik soruşturmalarının yapılması,
- Gizlilik derecesi çok yüksek, hassas üretim alanlarında, güvenlik soruşturması tamamlanmış ve zaman zaman ilişkileri takip altına alınan yerli personelin çalıştırılması,
- Yabancı heyetlerle yapılan veya diplomatik toplantılarda, sınırlı bilgi paylaşımında bulunulması, ülkelerin dışişleri personelinin de istihbarat toplama görevi olduğunun unutulmaması,
- Görevli personelin bilhassa sosyal yaşamında ketumiyetine yönelik yönlendirme ve uyarıların yapılması, hatta aynı işyerinde çalışmalarına rağmen farklı konu ve birimlerde çalışan personelin dahi karşılıklı bilgi ve belge güvenliğine özen göstermesi, konuyu bilmesi gerekmeyenlerin bilmemesi yani “bilmesi gereken prensibine” riayet edilmesi,
- Gizlilik içeren konuşma ve görüşmelerin kriptolu cihazlar aracılığıyla yapılması, önemli bilgi ve belgeler içeren CD, DVD, USB gibi aygıtların takıldığı bilgisayarlara internet bağlantısı yapılmaması,
- Gizli bilgiye sahip personelin, kimlik, iletişim ve adres bilgilerinin gizli tutulması, personel özlük dosyalarının azami derecede korunabilmesi,
- Gizlilik derecesi yüksek alanlarda sadece yetkili kişilerin bulunması gibi hususlar önem arz etmektedir.
Ayrıca Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca;
- “Ekonomik Casusluk Kanunu” gibi yasal bir düzenlemeyle devletin bu konuya verdiği önem ifade edilerek karşılaşılabilecek tehlikelere karşı uygulanacak müeyyideler ve izlenecek politika belirlenmeli,
- Sanayi kuruluşlarına ve bilhassa stratejik önemi haiz savunma sanayiinde bilinçlendirme ve farkındalık yaratmaya yönelik bilgilendirme faaliyetleri yürütülmeli,
- İstihbarat teşkilatı ile ilişkiler geliştirilmeli, ortak hareket ve planlama kapsamında büyüyen ve gelişen sanayimize koruma kalkanı oluşturulması yönünde stratejiler belirlenmelidir.
Diğer bir önemli nokta, devletin küresel anlamda güçlenerek bulunduğu konum, istihbarat örgütünün gücü ve etkinliğiyle diğer istihbarat örgütleri arasındaki konumu ve imajı, ülkeye yönelik bu tip casusluk faaliyetlerinin sayısını azaltabileceği gibi karşı tarafın da deşifre edilme oranını yükseltecektir. Devletin tüm kurumlarıyla sağlam ve güçlü olduğu bir yapıda, istihbarat psikolojisi gereği diğer ülkeler, karşı ülkelere yönelik operatif faaliyetler planlamadan önce tedirgin olabilecek, karşı ülkenin hamlelerini kestirmeye ve tedbirler almaya yönelik yoğun bir uğraşa girecektir. Belli çapın altında kalan, imkân ve kabiliyeti sınırlı, operatif gücü zayıf devletler ve ülkeler ise bu tip bir faaliyete dahi girişemeyecektir.

Devlet ne kadar güçlü ve dolayısıyla istihbarat teşkilatı da ne kadar başarılı, diğer ülkeleri tedirgin edici, manevra ve kabiliyetleri kestirilemez bir donanım ve tecrübede ise üretilen bilginin, teknolojik gelişme ve kalkınmanın da düşmanı ve engelleyicisi de bir o kadar az olacaktır.

Nitekim unutulmamalıdır ki, dost ve müttefik görünen, bu yönde diplomatik kanallar vasıtasıyla beyanatlarını eksik etmeyen birçok ülke arasında aslında perde arkasında istihbarat savaşları yaşanmaktadır. İstihbarat dünyası; uygulamaları, metotları ve idari yapısıyla klasik devlet kurumlarından farklı olup savaşta ve barışta, ülkenin düşman veya dost olup olmadığına bakmaksızın görevini yerine getirmek, öngörülemeyen kriz ve savaş hallerine karşı önlemini barış zamanı almak, buna ilişkin istihbaratını toplamak ve analizlerini yapmak zorundadır. Sonuç olarak, istihbarat için en uygun zaman, diğer devlet ile ilişkilerde en barışçıl ve en müttefik olunan zamandır. Bu sebeple, dost, müttefik veya ilişkilerin kötü olduğu devlet ayrımı yapmadan sanayi casusluğuna karşı farkındalık korunmalı, rehavete kapılmadan tedbirler önceden alınmalıdır.

KAYNAKÇA
• Ercan, H. (2006). Tarihi Derinlik İçinde Soğuk Savaş Sonrası Dünyada Yeni İstihbarat Kavramı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kara Harp Okulu, Savunma Bilimleri Enstitüsü Güvenlik Yönetimi Ana Bilim Dalı.
• Gregory, S. Economic Intelligence in the Post-Cold War Era: Issues for Reform, Federation of American Scientists database, erişim: 12.01.2015, http://www.fas.org/irp/eprint/snyder/economic.htm.
• Miman, A. T.(2007). Küreselleşmenin Ordusu Ekonomik İstihbarat, İstanbul: IQ Yayınları.
• Miman, A.T. (2006). Ekonomik İstihbaratın Küreselleşme İçindeki Yeri ve Önemi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sivas.