İçindekiler
Dergi Arşivi

Sanayi Politikası Aracı Olarak “Kümelenme”: Raylı Sistem Kümelenmesi Örneğinin İncelenmesi*

“Yüksek üretkenlik düzeyini gerektiren faaliyetleri yürüten belirgin sayıda yerli firmanın büyümesi sağlanmadıkça bir ülkenin kendi ekonomisini geliştirmesi çok zor olacaktır.” Ho-Joon Chang

Cihan YILMAZ / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Sanayi Genel Müdürlüğü)

 

Günümüzde her alanda rekabetin yoğunlaşmasıyla birlikte ülkeler çeşitli politika uygulamalarıyla rekabet düzeylerini iyileştirmeye çalışmaktadır. Bir yandan Avrupa Birliği’ne üyelik süreciyle dünyanın en gelişmiş ekonomik sistemlerinden biriyle bütünleşmeye başlayan bir yandan da ucuz iş gücü maliyetlerine sahip olan ülkelerin rekabet baskısıyla karşı karşıya kalan ülkemiz için de rekabet gücüne yönelik politikalar büyük bir önem taşımaktadır.

Bu kapsamda ülkemizde yerli üretimin teşvik edilmesi, sanayide iş birliğinin artırılması, markalaşmanın ve uluslararası rekabet edilebilirliğin sağlanması amacıyla sanayi politikaları hazırlanmakta ve uygulanmaktadır. Ülkemizde sanayi ve kalkınma politikası aracı olarak değerlendirilen kümelenme politikası, uygulamaya konulan bu politika araçlarından biri haline gelmiştir. Kümelenme; bölgesel kalkınma, iş birliği, verimlilik artışı ve inovasyonu hızlandırma gibi faydalarla ülkemiz açısından oldukça önemlidir.

Özellikle dünya genelinde son zamanlarda raylı sistemler sektöründe yatırımların artması oluşturacağı katma değer potansiyeli ve teknolojik altyapı açısından dikkate değerdir. Ülkemizde son dönemde raylı sistem sektöründe artan iş birliği ağı ve sektörde hızlanan kümelenme girişimleri, bu sektörde yapılan yatırım, üretim ve pazarlama çalışmalarının bireysel riskini azaltarak toplam kârlılığı artırmaktadır. Bu sonuç raylı sistemler sektörünün yakından incelenerek daha etkin politikaların tespit edilmesi gereğini ortaya koymaktadır.

Bu çalışmada bu gereklilikten hareketle sanayi politikası aracı olarak kümelenme kavramı irdelenmiş, ülkemizde geliştirilen kamu politikalarına farkındalık ve raylı sistem sektörü mevcut durumu ve potansiyeli analiz edilerek, raylı sistem kümelenmesinin firmalara etkisi firmalara uygulanan anket ile ölçülmeye çalışılmış ve hem kümelenme hem raylı sistem sektörü ile ilgili olarak önerilerde bulunulmuştur.

1. Sanayi Politikası Aracı Olarak “Kümelenme”

Dünyada önceki yıllarda “sanayileşme” temel amaçken, artık günümüzde “rekabet gücünü” artırmak uygulanan politikaların temel amacı haline gelmiştir [1]. Başta gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler olmak üzere hemen hemen tüm ülkeler, ulusal, bölgesel, sektörel ve işletme düzeyinde rekabet gücünü artırabilmeye yönelik politika araçları ve yeni destek modelleri geliştirmektedir.

Rekabetin giderek artan önemiyle birlikte ülkeler, sadece ulusal rekabet gücünü değil, aynı zamanda uluslararası alanda sürdürülebilir rekabet avantajını elde etmenin yollarını aramaktadırlar [2]. Rekabet gücü makroekonomik politikalara (faiz, kur vb) olduğu kadar, maliyetlerin azaltılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi gibi mikro ekonomik önlemlere de bağlıdır. Bunun yanında rekabet gücünün temel unsurlarını teşkil eden verimlilik, yenilikçilik ve bunları etkileyecek yeni politika araçlarına ihtiyaç duyulduğu da açıktır [1]. Bu çerçevede kümelenme yaklaşımı mikro seviyede olduğu için büyük önem taşımakta ve işletmelerin, sektörlerin, bölgelerin ve ülkenin rekabet gücünü artıracak bir sanayi politikası aracı olarak değerlendirilmektedir. Bu yaklaşımda, işletmeler; değer zincirinde üretim ve hizmet sağlayan diğer kurum ve kuruluşlarla birlikte hareket ederek rekabet güçlerini artırmaya çalışmaktadırlar. Kümelenme yaklaşımına olan ilgi son yıllarda giderek artmakta ve çeşitli gelişmişlik düzeyindeki ülkeler için, rekabet gücünü artırıcı bir politika seçeneği olarak görülmektedir [3].

2. Raylı Sistem Sektörü
Büyüme dinamiklerini hareket ettirecek ve ekonomiyi durağanlıktan kurtararak sağlam temellere oturtacak politikaların temel faaliyet alanlarından biri imalat sanayidir. Bu noktada ise imal edilecek ürünlerin yaratacağı katma değer ve ürün niteliği ve çeşitliliği önem kazanmaktadır. Özellikle yüksek teknolojiye dayalı ürün ve hizmetler büyüme kapasitesini artıracağı gibi potansiyele erişmede de etkin bir rol üstlenecektir. Bu minvalde, ulaştırma sektörüne yönelik yatırımlar, özellikle son yıllarda önemi ve rolü daha da artan demiryolları1, yarattığı ve yaratacağı katma değer ve büyüme dinamiklerini harekete geçirme potansiyeli açısından dikkate haiz bir öneme sahiptir [5].


Gerek ekonomik gerekse sosyal ve siyasal açıdan Türkiye için önemli bir alan olan demiryolu sektörü, yük ve yolcu taşımacılığında sunulan hizmetin yanı sıra teknolojik altyapıyla üretilecek araç, aksam, makine, donanım ve yan sanayi ürünleri çerçevesinde yüksek katma değerin oluşturulmasını sağlayarak dışa bağımlılığın azaltılmasıyla ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır.

Şekil 1. Dünyada Raylı Sistem Sektörü İhracat Değerleri-GTİP 86 (2001-2014) (*Bin Dolar), Kaynak: Trade Map,2015

2014 yılı dünya raylı sistem sektörü ihracatının son 14 yıllık verilerine baktığımızda ise, 2001 yılında 11,8 milyar Dolar olan ihracat değeri bazı yıllarda düşmeler olsa da genellikle artarak 2014 yılında büyüyerek 42,9 milyar Dolar seviyelerine çıktığı görülmektedir. Sektörün ihracat değeri 2012 yılındaki 44,2 milyarlık ihracattan sonra en yüksek seviyesine çıkmıştır. 2014 yılı dünya raylı sistem sektörü ihracat verilerine göre Çin, %29,7’lik pay ile dünyanın en fazla raylı sistem ihracatı yapan ülkesidir. Çin’i sırasıyla, Almanya (%10,7), Amerika Birleşik Devletleri (ABD) (%9,4), Meksika (%9) izlemektedir. Bu listenin sonunda %0,8’lik payı ile Kanada yer almaktadır. Türkiye, raylı sistem sektörü ihracat dünya sıralamasında %0,4’lük payıyla 27. sırada bulunmaktadır.

Şekil 2. Dünya Raylı Sistem Sektörü İhracat Değerleri – GTİP 86 (İlk 20 Ülke) (*Bin Dolar), Kaynak: Trade Map,2015

Tablo 1’de dış ticaret sınıflamasına göre GTİP 86 kodlu raylı sistemleri bir alt ürün grupları ihracat değerleri görülmektedir. Demiryolu taşıtlarının veya tramvayların aksam ve parçaları ihracatı, 2014 yılı ihracatı içerinde raylı sistem grubunun toplam ihracatının %30,3’lük bir kısmını oluşturmaktadır. Tabloda gösterilen diğer yıllara bakıldığında da durum aynı olmaktadır. Bu ürün grubunda ihracatı gerçekleştirilen ülke paylarına baktığımızda Almanya %17,9’luk pay ile ilk sırada yer alırken, ABD %15,5’lik pay ile ikinci, Çin de %8,3’lük payı ile üçüncü sırada yer almaktadır. 2014 yılında bu ürün kodu altında gerçekleştirilen ihracatta en düşük yüzdeye ise elektrikli lokomotifler (elektrik enerjisini dışarıdan alanlar veya elektrik akümülatörlü olanlar) alt ürün grubu sahiptir. Yine bu alt grupta da Almanya %35’lik bir payla birinci sırada yer almaktadır.

Tablo 1. Dünya Raylı Sistem Sektörü Ürün Bazlı İhracat Değerleri-GTİP 86 (*Milyon Dolar),Kaynak: Trade Map,2015 

GTİP

Ürün

2012

2013

2014

2014 Ülke Payları

2014 (%)

8601

Elektrikli lokomotifler (elektrik enerjisini dışarıdan alanlar veya elektrik akümülatörlü olanlar)

1.055

953

781

Almanya %35, Çin %19.1, Fransa %12

1,82

8602

Diğer lokomotifler; lokomotif tenderler

2.910

2.704

2.763

Meksika %32.4, ABD %26.9, Ukrayna %10.4

6,44

8603

Kendinden hareketli demiryolu veya tramvay vagonları

6.245

5.229

5.408

Çin %23.4, Almanya %18.6, İspanya %14.3

12,61

8604

Demiryolu hat bakım ve servis taşıtları (atölye-vinçli vagonlar, balast sıkıştırma vagonları, hat döşeyiciler vb)

1.038

1.023

1.131

Avusturya %34.7, ABD %19.9, Almanya %15.1

2,64

8605

Kendinden hareketli olmayan demiryolu veya tramvay yolcu vagonları;bagaj furgonları,diğer demiryolu ve tramvay vagonları

1.665

1.356

1.949

İtalya %23, Avusturya %18.5, Çin %16.8

4,54

8606

Kendinden hareketli olmayan yük taşımaya mahsus demiryolu veya tramvay vagonları

7.327

5.405

5.190

Meksika %52.2, Çin %9.7, ABD %7.6

12,10

8607

Demiryolu taşıtlarının veya tramvayların aksam ve parçaları

12.094

12.070

13.020

Almanya %17.9, ABD %15.5, Çin %8.3

30,36

8608

Demiryolu-tramvay için sabit malzeme; mekanik işaret, emniyet, trafik kontrol-kumanda cihazları;bunların aksam-parçaları

919

984

1.082

Almanya %15.3, Çin %12.5, İtalya %7.8

2,52

8609

Bir veya daha fazla taşıma şekline göre özel olarak yapılmış ve donatılmış konteynerler

10.805

10.328

11.568

Çin %77.8, ABD %4.5, Hollanda %1.8

26,97

 86

TOPLAM

44.060

40.050

42.890

 

100,00

  Dünya raylı sistem ithalatı 2014 yılında 2010 yılına göre değer bazında %10 azalarak 31,4 milyar Dolar seviyesine gerilemiş olmasına rağmen son 14 yıllık ithalat değerlerine bakıldığında yine doğrusal bir artış görülmektedir. 

Şekil 3. Dünya Raylı Sistem Sektörü İthalat Değerleri-GTIP,86 (2001-2014) (*Bin Dolar), Kaynak: Trade Map,2015

 

Şekil 4. Dünya Raylı Sistem Sektörü İthalat Değerleri – GTİP 86 (İlk 20 ülke) *Bin Dolar, Kaynak:Trade Map,2015

2014 yılı içerisinde dünya raylı sistem sektörü alt ürün grubu ithalat değerlerine baktığımızda ise %42’lik payı ile ihracat tablosunda da olduğu gibi demiryolu taşıtlarının veya tramvayların aksam ve parçaları ilk sırada yer almaktadır.

Tablo 2. Dünya Raylı Sistem Sektörü Ürün Bazlı İthalat Değerleri-GTİP 86 (*Milyon Dolar), Kaynak: Trade Map,2015 

GTİP

Ürün

2012

2013

2014

2014 Ülke Payları

2014 (%)

8601

Elektrikli lokomotifler (elektrik enerjisini dışarıdan alanlar veya elektrik akümülatörlü olanlar)

1.191

1.367

966

Kazakistan %23.6,

İsveç %10.6, Avusturya %8.8

3,08

8602

Diğer lokomotifler; lokomotif tenderler

2.246

2.544

1.967

Avustralya %16.3,

Rusya %14.8, Kanada %7.2

6,26

8603

Kendinden hareketli demiryolu veya tramvay vagonları

6.323

5.200

5.208

Belçika %14.2, Almanya %8.8, Arjantin %7.4, Brezilya %6.3

16,59

8604

Demiryolu hat bakım ve servis taşıtları (atölye-vinçli vagonlar, balast sıkıştırma vagonları, hat döşeyiciler vb)

1.156

1.054

1.136

Kanada %8.3, Hindistan %7, Çin%6.8

3,62

8605

Kendinden hareketli olmayan demiryolu veya tramvay yolcu vagonları;bagaj furgonları,diğer demiryolu ve tramvay vagonları

1.591

1.371

1.890

Rusya %24.7, Arjantin %15, Çek Cumhuriyeti %10.4

6,02

8606

Kendinden hareketli olmayan yük taşımaya mahsus demiryolu veya tramvay vagonları

5.934

3.636

2.475

Avustralya %16,

Kanada %15, Almanya 12.3

7,88

8607

Demiryolu taşıtlarının veya tramvayların aksam ve parçaları

12.283

12.191

13.282

Çin %11.4, Almanya %11.1,

ABD %10.1

42,30

8608

Demiryolu-tramvay için sabit malzeme; mekanik işaret, emniyet, trafik kontrol-kumanda cihazları;bunların aksam-parçaları

865

953

1.019

Rusya %5.6, İngiltere %5.6, Almanya %4.5

3,25

8609

Bir veya daha fazla taşıma şekline göre özel olarak yapılmış ve donatılmış konteynerler

3.303

3.449

3.458

ABD %17.1, Avustralya %8.1, Almanya %5.6

11,01

 86

TOPLAM

31.515

34.892

31.402

 

100,00

Ülkemiz dünya raylı sistem sektörü ithalat değerlerinde %1,9’luk 607,8 milyon Dolar ithalatıyla 18. sırada yer almaktadır.

Genel olarak ithalat ve ihracat değerlerini incelediğimizde hem ihracat yapan hem ithalat yapan ülkelerin sıralaması değişse de ilk 10’da olduklarını görmekteyiz. Sektör genel rakamlarında ülkelerin aldıkları paylara baktığımızda bazı ülkelerin dış ticaret fazlası bazılarının ise dış ticaret açığı verdikleri tablolardan ve grafiklerden anlaşılmaktadır. Örneğin Çin 11,1 milyar Dolar, ABD 2 milyar dolar, Almanya 1,9 milyar Dolar, Meksika 2,6 milyar Dolar, Avusturya 1,2 milyar Dolar dış ticaret fazlası verirken Rusya, Avustralya, Kanada, Belçika, İngiltere, Brezilya, Arjantin ve Türkiye gibi ülkeler dış ticaret açığı vermektedir.

Dış ticaret fazlası veren ülkelere baktığımızda, küresel çapta rekabet edebilen markalara sahip şirketler olduğunu görmekteyiz. Örneğin; dünyada %29.7’lik gibi bir ihracat payı ile en fazla ticaret fazlası veren ülke olan Çin de en büyük iki demiryolu şirketi CSR (China South Locomotive and Rolling Stock) ve CNR (China Northern Locomotive and Rolling Stock) ile birlikte 200 bin kişiye istihdam sağlamaktadır.

Raylı sistemlerin üretiminde özel sektör giderek artan bir paya sahip olmasını sağlayacak demiryolu sektöründe serbestleşme ve diğer ülke yatırımları göz önüne alındığında sektörün hem ihracat hem de ithalat değerleri ileriki yıllarda çok daha yukarılara çıkacaktır. 

Şekil 5. Türkiye Raylı Sistem Sektörü İhracat Değerleri - GTIP 86 (2001-2014) (*Bin Dolar), Kaynak:Trade Map,2015

Türkiye’de raylı sistem sektörü ihracat verilerine baktığımızda 2014 yılında bir önceki yıla göre %18’lik bir düşüş olmasına karşın son 14 yılın en düşük ihracat değerine sahip 2010 yılına baktığımızda 16,8 milyon Dolar olan ihracat değeri yaklaşık 10 kat büyüyerek 2014 yılında 150,4 milyon Dolar seviyesine yükselmiştir. Raylı sistemlerin üretiminde özel sektör giderek artan bir paya sahip olmasını sağlayacak demiryolu sektöründe serbestleşme ve diğer ülke yatırımları göz önüne alındığında bu sayı ileriki yıllarda çok daha yukarılara çekilecektir. 

Türkiye’nin son 2001-2014 arasındaki ithalat değerine baktığımızda ise yıllar arasında dalgalanmalar olsa da artış eğiliminde olduğu görülmektedir.

Şekil 6. Türkiye Raylı Sistem Sektörü İthalat Değerleri - GTİP 86 (2001-2014) (*Bin Dolar), Kaynak:Trade Map,2015

2009 yılındaki 742,9 milyon Dolarlık ithalat değeri son 14 yılın en yüksek değeridir. Buradaki keskin yükseliş ülkemizde 2009 yılında başlayan hızlı tren yatırımlarından kaynaklanmaktadır. 2014 yılına baktığımızda ise 2001 yılına göre ithalat değeri yaklaşık 6 kat artarak 607,8 milyon Dolar seviyesine yükselmiştir.

Türkiye’nin ithalat yaptığı ilk 20 ülke sıralamasında 2014 yılında gerçekleşen ithalat değerinde Çek Cumhuriyeti %27,8’lik payı ile ilk sırada, daha sonra sırasıyla serbest bölgeler %20,4, Çin %16,5, Güney Kore %9,1, ABD %8,2, Almanya %4,2 ile bulunmaktadır.

 Raylı Sistemlerde Yerli Üretim, Sanayi İş Birliği ve Markalaşma Geliştirme Faaliyetleri 

2023 Türkiye vizyonu Çağdaş ve Güvenli Ulaştırma Sistemleri Geliştirme Yeteneği Kazanma başlığı altında “Raylı taşıma sistem ve teknolojilerini geliştirebilme yetkinliği kazanmak ve bu tür sistemlerin kritik komponentlerini tasarlayıp üretebilmek” hedefi koyulmuştur. Bu bağlamda raylı sistemlerin kritik komponentlerini üretebilmek ve sinyalizasyon sistemleri, bilgi aktarımı ve değerlendirilmesi için yazılım sistemleri, yüksek hıza uygun güvenli vagon teknolojileri, yüksek hız ile seyrederken güvenli durmayı sağlayıcı fren sistem ve malzemeleri ve bütün bunlar için yeni kompozit malzemeler geliştirebilmek önceliklidir.

Ülkemizde raylı sistem teknolojileri konusunda yetkinlik kazanılması yerli üretim, yerli iş birliği şartlarıyla mümkün olabilecektir. Raylı taşıma sistem ve teknolojilerini özgün tasarım ve geliştirebilme ülkemiz için son derece önemlidir. Bu bağlamda gerek ülkemizde gerek dünyada diğer alternatif modlara karşı önemi daha çok anlaşılan raylı sistemlerle ilgili ülkemizde yerli üretimi, sanayi iş birliğini, markalaşmayı destekleyen ve ülkemizin ekonomik hedeflerine ulaşmasında birer yol olacak çeşitli projeler hayata geçirilmekte, merkezler kurulmakta ve sanayicimizin lehine yasal düzenlemeler yapılmaktadır.

  •   Demiryolu Sektörünün Serbestleştirilmesi
  •   Ulusal Raylı Sistemler Araştırma ve Test Merkezi (URAYSİM)
  •   Demiryolu Araştırma ve Teknoloji Merkezi (DATEM)
  •   Milli Tren Geliştirme Projesi
  •   Milli Sinyalizasyon Projesi
  •   Çeken-Çekilen Araçların Temini
  •   Milli Ulaşım ve Güvenlik Sistemleri Projeleri

Kümelenme Politikası ile İlgili Bazı Kavramlar

Yerli sanayinin üretim kapasitesinin ve üretim teknoloji yoğunluğunun artırılması “üretim öncülüğünde istikrarlı büyüme”nin sağlanması için mikroekonomik politika araçları ile makroekonomik tedbirleri hayata geçirmek büyük önem arz etmektedir [6]. Sanayinin yapısal dönüşümünün sağlanmasına yönelik olarak Ar-Ge’yi, yenilikçiliği ve ileri teknolojiyi, yerli üretimi, iş birliğini, rekabetçiliği destekleyen mekanizmalar, sanayinin üretim yapısının değiştirilmesinde önemli rol oynamaktadır.

Ayrıca bu yapısal dönüşüm içerisinde uygulayıcı taraf olarak aktif rol alan kümelenmeler de bu mekanizmalarla desteklenecek, ihtiyaçları karşılanacak ve ortaya çıkacak yeni iş imkânları sayesinde elde edilecek entellektüel bilgi birikimi2 ile küresel rekabet edebilme yeteneğine haiz olabilecektir. Ekonomik büyümenin dinamiği olan sanayi merkezlerinin iş birliği ve güç birliği oluşumları kümelenmeler sayesinde daha yeni ve ileri teknoloji elde etmek mümkün olabilecektir.

Bu kapsamda, son dönemde yüksek teknolojili ürünlerin üretim kapasitesinin artırılması için kamu alımlarını kaldıraç olarak kullanmak için Sanayi İşbirliği Programı (SİP) Yönetmeliği, Yerli Malı Tebliği ve kümelenmelere destekleri yasal bir zemine oturtmak için Küme Destek Programı gibi yeni mekanizmalar oluşturulmuş olup bu politikalar ülkemiz sanayisinin nitelikli dönüşümüne ve gelişimine katkı sağlayan mekanizmaların başında gelmektedirler. 

  1.  Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümesi

Kısa adı ARUS olan Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümesi kurulma çalışmalarına 2011 yılında başlanmıştır. Diğer bilindik kümelenmelerin aksine Türkiye’nin ilk defa bölgesel olmayan ve tüm Anadolu’yu kapsayan bir oluşum olarak 2012 yılında kurulumu gerçekleşmiştir [7].

Küme üyelerinin 53 tanesi Ankara’da faaliyet gösterirken bunların 24 tanesi OSTİM OSB’de bulunmakta olup geriye kalanlar Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde faaliyet göstermektedir.

Şekil 7. ARUS Üyelerinin İllere Göre Dağılımı

  1. Sonuç ve Değerlendirmeler

Uygulanan anketten çıkan sonuca göre firmaları kümeye üye olmada verilen desteklerin teşvik edici etkisi çok düşük bir orandadır. Firmaların kümelenmelere doğrudan ya da dolaylı olarak sağlanan bu desteklerin tanıtımının artırılması gerekmektedir.

Anket yapılan kümenin de çoğunu oluşturan KOBİ’lerin yurt dışı pazarlarına erişimini sağlayacak ihracat şebekeleriyle bağlantılarının sağlanması, uluslararası fuar, konferans ve ihalelere katılmalarının desteklenmesi, ortak marka geliştirmelerine ve pazarlamalarına yardımcı olunması da firmaların dolayısıyla kümelenmelerin gelişmesine olumlu katkı yapacaktır.

Yapılan anket sonucuna göre üye firmaların sadece %2,9’luk kısmı kümeye katılmalarında kamu kurum/kuruluşların kümeyle ilgili yaptığı tanıtım, bilgilendirme gibi etkinliklerin etkili olduğunu belirtmektedir. Ülkemizde de işletmelerin üretkenliğini ve verimliliğini, yenilikçiliği artırmasına katkı sağlayan küme oluşumlarına katılan firma sayısının fazlalaşması için tanıtımların artırılması gerekmektedir.

Küme oluşumu, anket uygulanan firmalar üzerinde nasıl bir değişim yaptığına bakılacak olursa; üyelerine genel olarak toplantılara, fuarlara, ihalelere katılım, ilgili kurum, kuruluşlarla iletişim, uluslararası standartlara uygun üretim yapma, iş birliği, bilgi paylaşımı, Ar-Ge yenilik, danışmanlık hizmeti ve pazar bulmada katkı sağlayabilmiş olmasına rağmen, anketten elde edinilen bulgulara dayanılarak firmaların kümelenmeden henüz tam anlamıyla faydalanamadığı ve kümelenmenin firmalara anlamlı bir katkı (patent/marka/faydalı model, ihale sayısı, Ar-Ge yatırımı artışı) yapmadığı sonucu çıkarılabilir. Bunda elbette Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümesi’nin (ARUS) henüz yeni olmasının etkisi büyüktür. Çünkü kümede yer alan işletmelerin ARUS’a üyelikleri ortalama olarak 3 ile 4 yıl sürecini kapsamaktadır. Bunun yanında firmaların kümenin geleceğine ve firma performansına etkisine dair görüşleri (orta düzeyde etkili: %54,7, etkili %31,3 ve çok etkili: %10,9) şeklindedir. Ayrıca raylı sistem sektörünün gelecek yıllarda nasıl olacağını hakkında görüş bildiren firmaların yaklaşık %90’ı sektörün büyüyeceğini, düşünmektedir. Bu durumda firmalar kümeden bir beklenti içinde olsalar da kümelenmenin sağladığı avantajlardan henüz faydalanamamışlardır.

Bunun yanında firmaların kümelenmesine ARUS küme oluşumunun etkisi (%70,6) oldukça iyi bir seviyededir. Bu bilgiye göre ARUS küme oluşumu firmaların kümeye katılmalarında aktif bir rol oynamaktadır. Bunun yanında firmalar tarafından küme oluşumu ile ilgili yetersiz ve eksik olarak görülen bazı tarafların var olması, küme yapısının daha aktif bir rol üstlenmesinin gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.

Kaynakça

  1.  T.C. Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı. (DPT). (2007). Sanayi Politikaları Özel İhtisas Komisyonu Raporu., Dokuzuncu Kalkınma Planı , ss. 165-167.
  2.  Oğuztürk, S. B. Sarıçoban, K. (2013). Küresel Rekabette Kümelenme ve İnovasyonun Rolü, Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, Cilt:5, Sayı:1, 94-104.
  3.  Cansız, M. (2011). Türkiye’de Kümelenme Politikaları ve Uygulamaları, Ümit Ofset Matbacılık, Ankara.
  4.  Çağlar, E. (2006). Türkiye’de Yerelleşme ve Rekabet Gücü: Kümelenmeye Dayalı Politikalar ve Organize Sanayi Bölgeleri, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı.
  5.  Çaşkurlu, E. Arslan, C,B. Orta Gelir Tuzağından Çıkışa Odaklanma: Ürün Tuzağı (Ürün Boşluğu) ve Demiryolu Taşımacılık Sektörü, Maliye Dergisi, Sayı 167, Temmuz-Aralık 2014, 71-92.
  6.  Ünlü, C. B. (2015), Yayınlanmamış makale çalışması, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara
  7.  Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümesi (ARUS) (2015), 2013-2015 Faaliyet Raporu Kataloğu.
  8.  Kılıçaslan, İ. (2013). Bilgi Ekonomisi–Sınai Mülkiyet Hakları ve Kamu–Üniversite-Sanayi İşbirliği (İnovatif Üniversite Modeli). III. Sanayi Şurası. Mart 2014.

1Bu bölümde aralarında anlam olarak fark bulunmayan raylı sistem ve demiryolu aynı anlamda kullanılmıştır. Bu çalışmaya konu olan raylı sistemler sektörü Avrupa‘da ekonomik faaliyetlerle ilgili istatistiklerin sınıflaması sistemi olan NACE’nin (Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması) 2 nolu Revizyonu-ISIC Rev.2’e göre İmalat (Kısım C) bölümünün altında 30.20 numaralı faaliyet kodu ve dış ticaret istatistikleri açısından ise Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu GTİP 86 (GTİP 8601, 8602, 8603, 8604, 8605, 8606) altındaki ürünleri kapsamaktadır.