İçindekiler
Dergi Arşivi

Sanayide Kaynak Verimliliği Potansiyelinin Belirlenmesi Projesi Sonuçları Ve Değerlendirme

 

Projenin temel amacı, Türkiye imalat sanayinin kaynak verimliliği potansiyelinin belirlenmesidir. Bu doğrultuda, seçilen beş sektörde (“Gıda ürünlerinin imalatı”, ”Tekstil ürünlerinin imalatı”, “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı”, “Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı”, “Ana metal sanayii”) kaynak verimliliği potansiyeli çeşitli varsayımlar altında, enerji ve su girdileri için parasal ve miktarsal, ham madde için ise parasal olarak tahmin edilmiştir. Ele alınan sektörler ve imalat sanayi özelinde hem ölçek bazında hem de İBBS 26 bölge düzeyinde analizler gerçekleştirilmiştir. Bu analizler sonucunda tahmin edilen kaynak verimliliği potansiyelinin hayata geçirilebilmesi için gerekli yatırım tutarları hesaplanmıştır. Ayrıca, tahmin edilen tasarruf potansiyelinin çevresel etkisi ve seçili beş sektör için kaynak verimliliği potansiyelini etkileyen faktörler belirlenmiştir.

Proje kapsamında yapılan analizlerde, seçili beş sektörde kaynak verimliliği alanında iyileştirmeler gerçekleştirmiş işletmeler ile yapılan anket çalışmalarından, TÜİK verilerinden ve ETKB Enerji Denge Tablolarından faydalanılmıştır. Değerlendirmeler yapılırken, elde edilen sonuçların vaka çalışmalarına dayandırıldığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Hesaplamalar, tasarruf potansiyelini birçok farklı değişkenin etkileyebileceği göz önünde bulundurularak üç farklı senaryo üzerinden gerçekleştirilmiştir. Olağan Senaryoda, gözlem yapılan sektörde işletmelerin etkinlik düzeyleri dikkate alınmamış, sektörde faaliyet gösteren her bir işletmenin, sektör için belirlenen tasarruf oranı kadar potansiyelinin olduğu varsayılmıştır. Tasarruf potansiyelinin etkinlik skorları ile ters orantılı olduğu varsayımından hareketle hesaplanan Gerçekçi ve İdeal Senaryolarda ise işletme etkinlikleri ile birlikte sırasıyla sektörün ortalama etkinliği ve tam etkinlik gözönünde bulundurulmuştur.

Tasarruf potansiyelinin belirlenmesinde kullanılan tasarruf oranları, seçili beş sektör için anket verilerinden, anket yapılmayan 19 sektör için ise OECD imalat sanayi faktör kullanımı sınıflamasına göre benzeştirilerek hesaplanmıştır.

Sonuç olarak, 24 sektörde her bir girdi için hesaplanan tasarruf potansiyellerinin toplanması ile Türkiye imalat sanayinin ilgili girdideki tasarruf potansiyeline ulaşılmıştır.

Seçilmiş sektörler ve Türkiye imalat sanayi için 2012 yılı nominal fiyatları kullanılarak hesaplanmış olan tasarruf potansiyelinin parasal değerleri, NACE Rev.2 dört basamak düzeyindeki TÜİK Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) kullanılarak 2015 yılı nominal fiyatlarına güncellenmiştir. Türkiye imalat sanayi tasarruf potansiyeli miktarsal ve parasal olarak Tablo 1 ve Tablo 2’de yer almaktadır.

Tablo 1. Türkiye İmalat Sanayi Tasarruf Potansiyeli (miktarsal)

Türkiye İmalat Sanayi

 

Enerji Tasarruf Potansiyeli (TEP/YIL)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Olağan Senaryo

Gerçekçi Senaryo

İdeal Senaryo

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

88.827

4.526.286

4.613.214

96.306

4.951.245

5.048.210

138.466

7.637.336

7.771.579

Su Tasarruf Potansiyeli (m3/YIL)

Olağan Senaryo

Gerçekçi Senaryo

İdeal Senaryo

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

127.938.022

169.320.185

297.217.014

143.693.514

191.455.244

334.966.398

222.325.204

296.485.588

519.021.027

Tablo 2. Türkiye İmalat Sanayi Tasarruf Potansiyeli (parasal)

Türkiye İmalat Sanayi

Ham Madde Tasarruf Potansiyeli (TL/YIL)

Olağan Senaryo

Gerçekçi Senaryo

İdeal Senaryo

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

5.248.189.948

11.610.466.715

16.862.696.497

5.646.796.575

12.915.802.156

18.550.853.970

8.384.431.883

19.250.192.478

27.631.547.469

Enerji Tasarruf Potansiyeli (TL/YIL)

Olağan Senaryo

Gerçekçi Senaryo

İdeal Senaryo

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

109.357.363

5.858.036.048

5.977.065.693

118.820.076

6.386.606.480

6.501.997.398

171.119.862

9.949.446.369

10.114.233.026

Su Tasarruf Potansiyeli (TL/YIL)

Olağan Senaryo

Gerçekçi Senaryo

İdeal Senaryo

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

383.814.067

507.960.556

891.651.042

431.080.542

574.365.732

1.004.899.195

666.975.611

889.456.764

1.557.063.080

Önlenebilecek Atık Su Bertaraf Maliyetinden Kaynaklanan Tasarruf Potansiyeli (TL/YIL)

Olağan Senaryo

Gerçekçi Senaryo

İdeal Senaryo

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

Yatırım Gerektirmeyen

Yatırım Gerektiren

Toplam

2.992.212

2.743.676

5.734.686

3.169.896

3.130.059

6.544.257

5.312.281

5.213.433

10.537.316

Yapılan analizler sonucunda imalat sanayinde tüm kaynaklardan (ham madde, enerji ve su) elde edilebilecek toplam tasarruf potansiyelinin senaryolara göre yaklaşık 23,7 milyar TL/yıl ile 39,3 milyar TL/yıl arasında değişeceği tahmin edilmiştir (Şekil 1). Toplam potansiyelin yaklaşık %71’inin (senaryolara göre 16,8 milyar TL/yıl ile 27,6 milyar TL/yıl) ham madde tasarrufu ile sağlanabileceği öngörülmektedir.

Her ne kadar seçili sektörler için anketler yardımıyla hesaplanan ham madde tasarruf oranları, diğer kaynakların tasarruf oranlarına kıyasla daha düşük olup %1,1 ile %5,9 arasında değişse de, ham madde tasarruf potansiyelinin toplam kaynak tasarruf potansiyelinin yaklaşık %71’ini oluşturması, dikkatleri hem ham madde fiyatlarının hem de ham madde maliyetlerinin toplam girdi maliyetleri içindeki payının yüksekliğine çekmektedir. Dolayısıyla ham maddedeki düşük tasarruf oranları bile parasal olarak yüksek tutarlara karşılık gelmektedir.

HAM MADDE TASARRUF POTANSİYELİ

Benzer şekilde seçili sektörlerde de toplam kaynak tasarruf potansiyelinin büyük bölümünü ham madde tasarrufunun oluşturduğu görülmektedir. Örneğin “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı” sektöründe tahmin edilen yaklaşık %4,5’lik bir ham madde tasarruf oranı ile sektörün toplam kaynak tasarruf potansiyelinin %82’sine, “Gıda ürünlerinin imalatı” sektöründe yaklaşık %2,3’lük bir tasarruf oranı ile %76’sına ve “Tekstil ürünlerinin imalatı” sektöründe %4’lük bir tasarruf oranı ile %65’ine ulaşmak mümkün olabilecektir. Bu konuda yapılabilecek en net değerlendirmelerden biri, ekonomik açıdan bakıldığında ve kaynak maliyetleri dikkate alındığında; imalat sanayi genelinde ve sektörlerde ham madde ikamesi ve kontrolü ile çok önemli bir tasarruf fırsatının mevcut olduğudur. Bu fırsatın değerlendirilmesi, imalat sanayi genelinin ve sektörlerin kaynak verimliliğinin artırılması için olduğu kadar rekabetçilik ve ham maddede dışa bağımlılık konuları açısından da önem taşımaktadır. Seçili sektörlerin ham madde tasarruf potansiyeli toplamı; imalat sanayi için hesaplanan ham madde tasarruf potansiyelinin senaryolara göre yaklaşık %48 ile %50’sini oluşturmaktadır.

Ham madde tasarruf potansiyeli konusunda dikkati çeken bir diğer önemli nokta da toplam tasarruf potansiyelinin yüksekliğinin yanı sıra, imalat sanayi genelinde toplam ham madde tasarruf potansiyelinin yaklaşık %30’unu oluşturan ve senaryolara göre 5,2 milyar TL/yıl ile 8,4 milyar TL/yıl arasında değişen tasarruf miktarının herhangi bir yatırım gerektirmeksizin yapılabilecek iyileştirmelerle hayata geçirilebilecek oluşudur. Benzer bir durum seçili sektörlerde de göze çarpmaktadır. Örneğin “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı” sektörü için tahmin edilen ve senaryolara göre yaklaşık 1,3 milyar TL/yıl ile 1,9 milyar TL/yıl arasında değişmesi beklenen toplam ham madde tasarruf değerinin yaklaşık %58’inin yatırım gerektirmeyen iyileştirmelerle sağlanabileceği öngörülmektedir. Seçili diğer sektörlerde de yatırım gerektirmeyen iyileştirmeler ile sağlanabilecek tasarrufun “Gıda ürünlerinin imalatı” sektöründe %35, “Tekstil ürünlerinin imalatı” sektöründe %25, “Ana metal sanayii” sektöründe ise %23 gibi oranlarla toplam sektörel ham madde tasarruf potansiyelinin önemli bir bölümünü oluşturması beklenmektedir (Şekil 2).

Söz konusu değerlerin yüksekliği, mevcut potansiyelin seçili sektörlerde toplam ham madde tasarruf potansiyelinin senaryolara göre %12’si ile %58’i arasında değişen ve imalat sanayi genelinde yaklaşık %30’unu oluşturan önemli bir bölümünün yatırım gerektirmeyen iyileştirmelerle hayata geçirilebileceğini ortaya koymakta ve özellikle yatırım gerektirmeyen iyileştirmelere öncelik verilmesinin önemine dikkat çekmektedir.

Tahmin edilen toplam ham madde tasarruf potansiyelinin %30’u yatırım gerektirmeyen iyileştirmelerle sağlanabilecekken, %48’i geri dönüş süresi bir yıldan az yatırımlarla, %22’si ise geri dönüş süresi bir yıldan fazla yatırımlarla hayata geçirilebilecektir. Gereken toplam yatırım miktarı senaryolara göre 15,8 milyar TL ile 26,5 milyar TL arasında, toplam yatırımın ortalama geri dönüş süresi ise 1,4 yıl olarak tahmin edilmektedir. Geri dönüş süresi bir yıldan az olan yatırımlar toplam yatırımın yaklaşık %10’unu, bir yıldan fazla olan yatırımlar ise %90’ını oluştururken geri dönüş süresi bir yıldan az yatırımlar ile yatırım gerektiren tasarrufun %70’ini, bir yıldan fazla yatırımlar ile %30’unu hayata geçirmek mümkün olabilecektir. Geri dönüş süresi bir yıldan az olan yatırımların ortalama geri dönüş süresi yaklaşık 2,3 ay, bir yıldan fazla olan yatırımların ortalama geri dönüş süresi ise yaklaşık 4,2 yıl olarak tahmin edilmektedir.

Burada altı çizilmesi gereken bir diğer nokta, imalat sanayinde ham madde tasarrufu için gereken toplam yatırımın yalnızca %9,5’unu oluşturan geri dönüş süresi bir yıldan az olan yatırımlar ile toplam ham madde tasarrufunun %48’inin yaklaşık 2,3 ay gibi kısa bir sürede hayata geçirilebilecek olduğu bilgisidir. Bu oran, yatırım gerektirmeyen iyileştirmelerle sağlanabilecek tasarruflar ile birlikte değerlendirildiğinde; toplam ham madde tasarrufunun yaklaşık %79’unun yatırım gerektirmeyen iyileştirmeler ve kendini 2,3 ay gibi kısa bir sürede geri ödeyen yatırımlarla hayata geçirilebileceği söylenebilir.

Ham madde tasarrufu konusunda seçili sektörlerde de benzer bir durum söz konusudur. Örneğin “Ana metal sanayii” sektöründe geri dönüş süresi bir yıldan fazla olan yatırımlarla sağlanacak tasarruf, toplam tasarrufun sadece %1’ini oluştururken, toplam tasarrufun %76’lık kısmı geri dönüşü bir yıldan az yatırımlarla, %23’lük kısmı ise yatırım gerektirmeyen iyileştirmelerle sağlanabilecektir. Geri dönüş süresi bir yıldan fazla olan yatırımlar ile sağlanabilecek tasarrufun toplam tasarruf içindeki payının görece yüksek olduğu sektör %57 ile “Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı”dır. Seçili diğer sektörlerde bu oran; “Gıda ürünlerinin imalatı” sektöründe %27, “Tekstil ürünlerinin imalatı” sektöründe %8 ve “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı” sektöründe ise %13’tür. Ayrıca “Tekstil ürünlerinin imalatı” sektöründe, geri dönüş süresi bir yıldan kısa yatırımlarla sağlanabilecek tasarruflar (%67) ve yatırım gerektirmeyen iyileştirmelerle sağlanabilecek tasarruflar (%25) birlikte değerlendirildiğinde toplam ham madde tasarrufunun %92’sine hemen veya kendini bir yıldan kısa bir sürede geri ödeyen yatırımlarla ulaşılabileceği dikkat çekmektedir. İmalat sanayi genelinde olduğu gibi seçili sektörlerde de yatırım gerektirmeyen iyileştirmelerle birlikte kendini bir yıldan kısa sürede geri ödeyen yatırımlara öncelik verilmesi durumunda toplam ham madde tasarruf potansiyelinin büyük bir bölümünü hayata geçirmek mümkün olabilecektir.

Ölçek ayrımına göre yapılan analizlerde ise, imalat sanayi genelinde toplam ham madde tasarruf potansiyelinin senaryolara göre %22-25’inin küçük, %25’inin orta ve %50-53’ünün büyük ölçekli işletmelerde yer aldığı görülmektedir. “Ana metal sanayii” sektöründe ise diğer sektörlerden farklı olarak, toplam potansiyelin senaryolara göre %76’sının büyük, %18’inin orta ve %6’sının küçük ölçekli işletmelerde bulunduğu tahmin edilmektedir. Seçili diğer sektörlerde ise toplam potansiyelin senaryolara göre %36-52’sinin büyük, %26-38’inin orta ve %21-27’sinin de küçük ölçekli işletmelerde yer alması beklenmektedir.

Türkiye imalat sanayi genelinde parasal ham madde tasarrufunun en yüksek olduğu bölgeler senaryolara göre 4,5 milyar TL/yıl ile 7,5 milyar TL/yıl arasında değişen rakamlarla ile TR10 (İstanbul) ve yaklaşık 2,4 milyar TL/yıl ile 3,9 milyar TL/yıl arasında değişen rakamlar ile TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce Bolu, Yalova)’dir. Toplam ham madde tasarruf potansiyelinin yaklaşık %27’si TR10 bögesinde yer alırken %14’ü TR 42 bölgesinde yer almıştır. Ham madde tasarruf potansiyeli en düşük bölgeler ise TR82 (Kastamonu, Çankırı, Sinop), TRA1 (Erzurum, Erzincan, Bayburt), TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) ve TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan)’dir. Bu bölgelerin toplam ham madde tasarruf potansiyeli senaryolara göre yaklaşık 123 milyon TL/yıl ile 202 milyon TL/yıl arasında değişmektedir. Seçili sektörlerden “Gıda ürünlerinin imalatı” sektöründe de tasarrufun en yüksek olduğu bölgeler benzer şekilde TR10 (İstanbul) ve TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce Bolu, Yalova) bölgeleridir. “Tekstil ürünlerinin imalatı” sektöründe tasarrufunun en yüksek olduğu bölgeler TR10 (İstanbul) ve TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis, TRC2); “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı” sektöründe TR10 (istanbul) ve birbirine yakın tasarruf değerlerine sahip olan TR31 (İzmir) ve TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce Bolu, Yalova); “Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı” sektöründe TR10 (İstanbul) ve TR41 (Bursa, Eskişehir, Bilecik) ve son olarak “Ana metal sanayii” sektöründe ise birbirine yakın tasarruf değerlerine sahip olan TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) ve TR42’dir (Kocaeli, Sakarya, Düzce Bolu, Yalova).

Proje kapsamında, ham madde tasarruf potansiyelinin parasal analizinin yanı sıra miktarsal olarak da analiz edilmesi amaçlanmıştır. Ancak ham maddelerin hem sektörlerin kendi içinde hem de sektörden sektöre çok fazla değişiklik göstermesi nedeniyle tüm ham maddeler için geçerli olabilecek sektörel bir ham madde tasarruf oranının mevcut anket çalışmalarından hesaplanamayışı ve ülkemizde sektörel düzeyde ham madde tüketim miktarına dair sağlıklı bir verinin bulunmayışı sebepleriyle böylesi bir analiz gerçekleştirilememiştir. Bir sonraki bölümde de değinildiği gibi, mevcut iyi uygulamaların sonuçlarının yer alacağı bir veritabanı kurulması ve ham madde tüketim miktarlarına ilişkin detaylı ve sağlıklı verinin üretilmesi durumunda ham madde tasarruf potansiyelinin miktarsal olarak da analiz edilebilmesi mümkün olabilecektir.

ENERJİ TASARRUF POTANSİYELİ

İmalat sanayindeki diğer önemli bir kaynak olan enerji için yapılan analizler sonucunda tahmin edilen toplam enerji tasarruf potansiyeli senaryolara göre yaklaşık 6 milyar TL/yıl ile 10,1 milyar TL/yıl arasında değişmektedir. Bu değer imalat sanayinde tüm girdiler için hesaplanan toplam potansiyelin yaklaşık %25’ini oluşturmaktadır (Şekil 3).

Seçili sektörlerin toplam enerji tasarruf potansiyeli ise imalat sanayi enerji tasarruf potansiyelinin yaklaşık %73’ü kadardır. İmalat sanayi toplam enerji tasarruf potansiyelinin senaryolara göre yaklaşık %26-28’i “Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı”, %15-19’u ise “Tekstil ürünlerinin imalatı” sektöründe yer almaktadır.

Seçili sektörler, enerji tasarruf oranları ve enerji tasarruf potansiyeli açısından değerlendirildiğinde, “Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı” sektöründe tahmin edilen %20,47’lik enerji tasarruf oranı ile her üç kaynak için hesaplanan sektöre ait toplam potansiyelin %52’sine, “Tekstil ürünlerinin imalatı” sektöründe tahmin edilen %19,27’lik tasarruf oranı ile %31’ine, “Ana metal sanayii” sektöründe ise %12,62’lik tasarruf oranı ile %34’üne ulaşılabileceği öngörülmektedir.

İmalat sanayi enerji tasarruf potansiyelinin %98 gibi çok büyük bir kısmına yatırım gerektiren çalışmalar sonucunda ulaşmak mümkün olsa da, herhangi bir yatırım gerektirmeyen iyileştirmeler sonucunda senaryolara göre 109,4 milyon TL/yıl ile 171,2 milyon TL/yıl arasında değişen tasarruf değerlerine ulaşılabileceği göz ardı edilmemelidir. Ham madde ve enerji girdileri, yatırım gerektirmeyen iyileştirmeler ile sağlanabilecek tasarruflar açısından kıyaslandığında, iki girdi arasında önemli düzeyde fark olduğu görülmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden biri işletmelerin son yıllarda enerji verimliliği konularındaki çalışmalara ağırlık vermiş ve yatırım gerektirmeyen iyileştirmelerin büyük bölümünü uygulamaya geçirmiş olması olarak yorumlanabilir. Bu noktada yürütülen projeler ve sağlanan destekler ile enerji tasarrufu alanında önemli bir gelişmenin sağlandığı düşünülmektedir. Ayrıca enerji verimliliği konusunu özel olarak ele alan ayrı bir kanunun (Enerji Verimliliği Kanunu) mevcudiyeti de bu alandaki çalışmaların ivme kazanmasına zemin hazırlamıştır. Tüm bunlara dayanarak, enerji alanında halen mevcut bulunan tasarruf potansiyelinin hayata geçirilmesi için daha çok yatırım gerektiren iyileştirmelere ihtiyaç duyulduğunu söylemek mümkündür.

İmalat sanayi enerji tasarruf potansiyeli değerlerinin hayata geçirilmesi için yapılması gereken yatırım tutarları senaryolara göre 10,8 milyar TL ile 18 milyar TL arasında değişmektedir. Toplam yatırımın %17’sini oluşturan, geri dönüş süresi bir yıldan az olan yatırım tutarı ile yatırım gerektiren tasarruf toplamının %60’ına ulaşılabilmektedir. Diğer bir ifade ile imalat sanayi için bir yıldan kısa sürede dönüş sağlayan enerji yatırımlarının geri dönüş süresi ortalama 6,2 ay olarak hesaplanmakta ve bunun karşılığında senaryolara göre 3,5 milyar TL/yıl ile 6 milyar TL/yıl arasında değişen değerlerde enerji kaynaklı tasarruf elde edilebileceği tahmin edilmektedir. Enerji fiyatlarının yüksekliği ve enerjide dışa bağımlılığımız göz önünde bulundurulduğunda, özellikle geri dönüşü bu kadar kısa sürede olabilen yatırımlara öncelik verilmesi büyük önem arz eden bir konudur. İmalat sanayi genelinde geri dönüş süresi bir yıldan fazla olan yatırımların ortalama dönüş süresi 3,8 yıl olup bu yatırımlarla 2,3 milyar TL/yıl ile 3,9 milyar TL/yıl arasında değişen enerji tasarrufuna ulaşılabileceği tahmin edilmektedir. Söz konusu yatırım harcamaları bir kez gerçekleştikten sonra elde edilecek tasarrufların etkisinin ilerleyen yıllara da yayılacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

Geri dönüş süresi bir yıldan az olan yatırımlar konusunda, seçili sektörlerde de imalat sanayine benzer bir durum gözlenmekte, sadece “Ana metal sanayii sektörü” 7,4 aylık bir geri dönüş süresi ile imalat sanayi ortalamasının üzerinde kalmaktadır. Bu sektörde geri dönüş süresi bir yıldan az olan yatırımlar toplam yatırımın %12’sini oluştursa da bu yatırımlarla sektördeki enerji tasarruf potansiyelinin %41’ine ulaşılabileceği tahmin edilmektedir. 3,1 aylık geri dönüş süresi ile imalat sanayi ortalamasının oldukça altında seyreden “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı” sektöründe toplam yatırımın sadece %5’i (senaryolara göre 23 milyon TL ile 36 milyon TL) ile enerji tasarruf potansiyelinin %38’inin hayata geçirilebileceği hesaplanmaktadır. “Gıda ürünlerinin imalatı” ve “Tekstil ürünlerinin imalatı” sektörlerinde toplam yatırımın sırasıyla %26 ve %38’ini oluşturan ve kendini yaklaşık 6 ayda geri ödeyen yatırımlar ile yatırım gerektiren toplam enerji tasarrufunun yine sırasıyla %73 (senaryolara göre 535 milyon TL/yıl ile 865 milyon TL/yıl) ve %77’si (senaryolara göre 723 milyon TL/yıl ile 1,5 milyar TL/yıl) gibi büyük bir kısmının hayata geçirilebileceği ifade edilebilir.

“Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı” sektöründe de toplam yatırımın yaklaşık %15’inin 6,3 ay gibi bir sürede geri döneceği ve bu yatırımlar ile tahmin edilen toplam enerji tasarrufu potansiyelinin %60’ının gerçekleşebileceği söylenebilir. Görüldüğü üzere, hem sektörler bazında incelendiğinde hem de imalat sanayi genelinde değerlendirildiğinde geri dönüşü aylar ile ifade edilen yatırım tutarları ile oldukça önemli tasarruf değerlerine ulaşmak mümkün olacaktır.

Geri dönüş süresi bir yıldan uzun olan yatırımlar ile erişilebilecek enerji tasarrufunun toplam enerji tasarrufu içindeki payının en yüksek olduğu tahmin edilen sektörler %59 (senaryolara göre 439 milyon TL/yıl ile 766 milyon TL/yıl) ile “Ana metal sanayii” ve %43 (senaryolara göre 102 milyon TL/yıl ile 155 milyon TL/yıl) ile “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı” sektörleridir. İmalat sanayi genelinde geri dönüşü bir yıldan daha fazla olan yatırımların %35’ine “Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı” sektöründe (senaryolara göre 3,1 milyar TL ile yaklaşık 5 milyar TL), %16’sına “Ana metal sanayii” sektöründe (senaryolara göre 1,4 milyar TL ile 2,5 milyar TL) ve %5’ine ise “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı” sektöründe (senaryolara göre 483 milyon TL ile 737 milyon TL) ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sektörlere ilişkin yatırımların geri dönüş süreleri de sırasıyla 4,7 yıl, 3,2 yıl ve 4,8 yıl olarak öngörülmektedir.

Seçili sektörlere ve imalat sanayine ilişkin enerji tasarruf potansiyelinin miktarsal değeri, potansiyel enerji tasarrufunun parasal değerinden yola çıkılarak, ayrı ayrı hesaplanan elektrik ve yakıt kaynaklı potansiyel tasarruf miktarlarının toplanması ile elde edilmiştir. İmalat sanayi geneli için tahmin edilen toplam enerji tasarruf potansiyeli senaryolara göre yaklaşık 4,6 milyon TEP/yıl ile 7,8 milyon TEP/yıl arasında değişmektedir. 2012 yılı TÜİK verilerine ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji Denge Tablolarına dayanarak yapılan hesaplara göre imalat sanayinde enerji tüketimi yaklaşık 27,8 milyon TEP’tir. Söz konusu enerji tasarruf potansiyeli, 2012 yılı imalat sanayi enerji tüketiminin senaryolara göre %17-28’i gibi önemli bir bölümüne karşılık gelmektedir. Bütün bu rakamlar, enerji verimliliğine ilişkin yürütülmüş ve hâlihazırda yürütülen çok sayıda proje olmasına rağmen imalat sanayinde enerji tasarrufu için halen önemli bir potansiyelin var olduğunu ortaya koymaktadır. Enerji tasarruf potansiyelinin parasal olarak yaklaşık %49’unu; miktarsal olarak ise yaklaşık %77’sini yakıt tasarrufunun oluşturması öngörülmektedir (Şekil 4).

Seçili sektörlerin toplam enerji tasarruf potansiyeli imalat sanayi enerji tasarruf potansiyelinin miktarsal olarak senaryolara göre %75’i ile %78’ini oluşturmaktadır. Enerji yoğun alt sektörleri bünyesinde barındıran “Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı” sektörü 1,6 milyon TEP/yıl ile 2,5 milyon TEP/yıl arasında değişen tasarruf potansiyeli ile imalat sanayi toplam enerji tasarruf potansiyelinden senaryolara göre %31 ile %34 arasında değişen miktarlarda pay almaktadır. İkinci sırayı ise 648 milyon TEP/yıl ve 1,1 milyar TEP/yıl arasında değişen değerler ile “Ana metal sanayii” ve 645 milyon TEP/yıl ve 1,3 milyar TEP/yıl arasında değişen değerler ile “Tekstil ürünlerinin imalatı” sektörü paylaşmaktadır.

Ölçek ayrımına göre yapılan analizlerde ise, imalat sanayi genelinde toplam miktarsal enerji tasarruf potansiyelinin yaklaşık %16’sının küçük, %26’sının orta, %58’inin ise büyük ölçekli işletmelerde yer aldığı görülmektedir. Seçili sektörlerde de büyük ölçekli işletmeler enerji tasarruf potansiyelinin %50’sinden fazlasını barındırmaktadır. Bu oran %86 ile en yüksek “Ana metal sanayii” sektöründe görülmektedir. Ancak, hem imalat sanayi genelinde hem de seçili sektörler bazında baktığımızda, toplam enerji tasarruf potansiyelinden KOBİ’lerin de yaklaşık %40 civarında önemli bir pay aldığını ifade etmek gerekmektedir.

Türkiye imalat sanayi genelinde enerji tasarruf potansiyelinin en yüksek olduğu bölgeler; senaryolara göre 1,2 milyon TEP/yıl ile 2,1 milyon TEP/yıl arasında değişen rakamlarla TR10 (İstanbul) ve 644,5 bin TEP/yıl ile 1,1 milyon TEP/yıl arasında değişen rakamlar ile TR42’dir (Kocaeli, Sakarya, Düzce Bolu, Yalova). Toplam enerji tasarruf potansiyelinin yaklaşık %27’si TR10 (İstanbul) bögesinde yer alırken %14’ü TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce Bolu, Yalova) bölgesinde yer almıştır. Ayrıca TR41 (Bursa, Eskişehir, Bilecik) ve TR31 (İzmir) bölgelerinde de sırasıyla; senaryolara göre 443,4 bin TEP/yıl ile 747 bin TEP/yıl ve 435,5 bin TEP/yıl ile 733,6 bin TEP/yıl arasında değişen bir tasarruf potansiyelinin olduğu düşünülmektedir. Seçili sektörlerden “Gıda ürünlerinin imalatı” sektöründe de tasarrufun en yüksek olduğu bölgeler benzer şekilde TR10 (İstanbul) ve birbirine yakın tasarruf değerlerine sahip TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce Bolu, Yalova) ve TR31 (İzmir) bölgeleridir. “Tekstil ürünlerinin imalatı” sektöründe TR10 (İstanbul) ve TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis); “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı” sektöründe TR10 (İstanbul) ve birbirine yakın tasarruf değerlerine sahip TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce Bolu, Yalova) ve TR31 (İzmir); “Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı” sektöründe TR10 (İstanbul), TR41 (Bursa, Eskişehir, Bilecik) ve birbirine yakın tasarruf değerlerine sahip TR33 (Manisa, Afyon, Kütahya) ve TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce Bolu, Yalova) ve son olarak “Ana metal sanayii” sektöründe birbirine yakın tasarruf değerlerine sahip TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) ve TR42’dir (Kocaeli, Sakarya, Düzce Bolu, Yalova).

İmalat sanayinde toplam su tasarruf potansiyeli senaryolara göre parasal olarak 891,6 milyon TL/yıl ile yaklaşık 1,6 milyar TL/yıl olarak tahmin edilmektedir. Bu rakamlar her üç kaynak için hesaplanan toplam tasarruf potansiyelinin yaklaşık %4’ünü oluşturmakta ve bu değerlerin ham madde ve enerji tasarruf potansiyeline kıyasla düşüklüğü dikkat çekmektedir. Seçili sektörler için anketler yardımı ile hesaplanan su tasarruf oranları, sektörlere göre yaklaşık %9 ile %26 arasında değişen oranlarla, diğer kaynakların tasarruf oranlarına göre oldukça yüksekken, bu tasarruf oranları ile ulaşılabilecek parasal değerlerin daha düşük olması, suyun birim fiyatının ham madde ve enerji birim fiyatlarına kıyasla düşük olmasından ve bedelsiz su kullanımlarından kaynaklanmaktadır (Şekil 5).

 SU TASARRUF POTANSİYELİ

İmalat sanayinde toplam su tasarruf potansiyelinin miktarsal olarak senaryolara göre 297 milyon m3/yıl ile 519 milyon m3/yıl arasında değişmesi öngörülmektedir. 2012 yılında imalat sanayi genelinde su kaynaklarından çekilen toplam su miktarının yaklaşık 1,8 milyar m3 olduğu dikkate alındığında hesaplanan su tasarruf potansiyelinin bu miktarın senaryolara göre yaklaşık %17’si ile %29’u gibi ciddi bir bölümünü oluşturduğu görülmektedir. Bu sebeple tasarruf potansiyelinin parasal değerini dikkate alarak su tasarruf potansiyelinin düşük olduğu yorumunu yapmak yanıltıcı olabilecektir. Dolayısıyla, suya ilişkin yapılan değerlendirmelerde potansiyelin miktarsal değerini göz önünde bulundurarak daha sağlıklı yargılara varılabilecektir (Şekil 6).

Ayrıca hesaplanan bu değerler orta ve büyük ölçekli işletmelerin su tasarruf potansiyelini yansıtmakta, küçük ölçekli işletmeleri kapsamamaktadır. TÜİK İmalat Sanayi Su, Atık su ve Atık İstatistikleri orta ve büyük ölçekli işletmeleri kapsadığı için küçük ölçekli işletmeler analizlere dahil edilememiştir. Küçük ölçekli işletmelerdeki su tasarruf potansiyeli de dikkate alındığında bu rakamların artması beklenmektedir.

Seçili beş sektörün toplam su tasarruf potansiyeli imalat sanayinin toplam su tasarruf potansiyelinin yaklaşık %91’ini oluşturmaktadır. Bu sektörler içinde de yine imalat sanayinin toplam su tasarruf potansiyelinin senaryolara göre %68 ile %70’ini tek başına barındıran “Ana metal sanayii” dikkati çekmektedir. “Ana metal sanayii”nde kullanılan su miktarının çok yüksek olması sebebiyle suyun enerji ve ham maddeye kıyasla daha düşük birim fiyatına sahip olmasına rağmen su tasarruf potansiyeli, her üç kaynak için hesaplanan toplam sektörel potansiyelin %27’sini oluşturmaktadır. İmalat sanayi toplam su tasarruf potansiyelinin senaryolara göre %12’si ile %14’ü ise “Tekstil ürünlerinin imalatı” sektöründe yer almaktadır.

İmalat sanayi genelinde tahmin edilen toplam su tasarruf potansiyelinin %43’ü herhangi bir yatırım gerektirmeyen iyileştirmelerle sağlanabilecekken, %45’i geri dönüş süresi bir yıldan kısa yatırımlarla, %12’si ise geri dönüş süresi bir yıldan uzun yatırımlarla hayata geçirilebilecektir. Gereken toplam yatırım miktarı senaryolara göre 501 milyon TL ile 932 milyon TL arasında ve toplam yatırımın ortalama geri dönüş süresi ise yaklaşık 1 yıl olarak tahmin edilmiştir.

Geri dönüş süresi bir yıldan az olan yatırımlar toplam yatırımın senaryolara göre yaklaşık %34-37’sini oluşturmakta olup bu yatırımların ortalama geri dönüş süresi 5,6 aydır. Geri dönüş süresi bir yıldan fazla olan yatırımlar ise toplam yatırımın %63-66’sını oluştururken bu yatırımların ortalama geri dönüş süresi 2,9 yıldır.

Orta ve büyük ölçekli işletmeler için tahmin edilen toplam su tasarruf potansiyeli, imalat sanayi genelinde yaklaşık %9-11 oranında orta, %89-91 oranında büyük ölçekli işletmelerde yer almaktadır. Seçili sektörlerden “Ana metal sanayii” ve “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin üretimi” sektörlerinde de potansiyelin tamamına yakını büyük ölçekli işletmelerde yoğunlaşmıştır. Diğer seçili sektörlerde ise toplam potansiyelin %25’i ile %37’sinin orta ölçekli işletmelerde yer alması beklenmektedir.

Türkiye imalat sanayi genelinde miktarsal su tasarruf potansiyelinin en yüksek olduğu bölgeler senaryolara göre 99,8 milyon m3/yıl ile 174,2 milyon m3/yıl arasında değişen rakamlarla TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) ve 54,8 milyon m3/yıl ile 95,8 milyon m3/yıl arasında değişen rakamlar ile TR22’dir (Balıkesir, Çanakkale). Toplam su tasarruf potansiyelinin yaklaşık %33,6’sı TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) bölgesinde yer alırken, %18,5’i TR22 (Balıkesir, Çanakkale) bölgesinde yer almıştır. Su tasarruf potansiyeli en düşük bölgeler ise TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari), TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt), TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) ve TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan)’dir. Bu bölgelerin tasarruf potansiyelleri toplamı senaryolara göre 564 bin m3/yıl ile 984,5 bin m3/yıl olup imalat sanayi toplam potansiyelinin %0,2’sini oluşturmaktadır. Seçili sektörlerden “Ana metal sanayii” sektöründe de tasarrufun en yüksek olduğu bölgeler benzer şekilde TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye) ve TR22 (Balıkesir, Çanakkale) bölgeleridir. “Gıda ürünlerinin imalatı” sektöründe TR41 (Bursa, Eskişehir, Bilecik) ve birbirine yakın tasarruf değerlerine sahip TR33 (Manisa, Afyon, Kütahya) ve TR62 (Adana, Mersin); “Tekstil ürünlerinin imalatı” sektöründe TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) ve birbirine yakın tasarruf değerlerine sahip TR33 (Manisa, Afyon, Kütahya) ve TR41(Bursa, Eskişehir, Bilecik); “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı” sektöründe TR31 (İzmir) ve TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce Bolu, Yalova) ve son olarak “Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı” sektöründe birbirine yakın tasarruf değerlerine sahip TR33 (Manisa, Afyon, Kütahya), TR41 (Bursa, Eskişehir, Bilecik) ve TR63 (Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye)’tür.

Su tasarruf potansiyeline ilişkin gerçekleştirilen yüz yüze mülakatlardan ve saha çalışmalarından çıkarılan sonuç, imalat sanayinde su tüketimine yönelik takiplerin yeterli seviyede yapılmaması ve işletmelerin suyu düşük bedelli/bedelsiz kullanmaları sebebiyle tasarruf önlemleri almayı tercih etmedikleri yönündedir.

Ülkemizde Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifinin (EU Water Framework Directive) uyumlaştırılması ve uygulanabilmesi için hâlihazırda çalışmalar yürütülmektedir. Direktif, su kaynaklarının çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik çerçevesinde yönetilmesini öngörmekte olup, “su tarifelerinin belirlenmesi” politikaları Direktifin bir parçasıdır. Dolayısıyla su tarifesi oluşturma politikaları, bu Direktifin özellikle su kullanımının azaltılması ve suyun geri kazanımının özendirilmesi gibi hedeflerine ulaşılması açısından büyük önem taşımaktadır. Direktife göre, tarifelerin oluşturulmasında su hizmetlerini sağlayanlar tarafından su için ortaya çıkan tam bedelin geri alınması prensibi uygulanmalıdır. Bu bedelin belirlenmesinde;

  • Su kaynağındaki suyun bedeli (kaynakta yapılan hizmet işlemleri için harcanan bedel),
  • Su hizmetinin sağlanması için oluşan her türlü bedel,
  • Su kaynağına verilen zarar, sucul ortamda oluşan negatif etki dolayısıyla oluşan bedel,
  • Kirleten öder prensibi dolayısıyla ortaya çıkan atık su arıtma bedeli dâhil olarak her türlü bedel
  • Havza bazında, su hizmetinin uzun dönem sağlanması için yapılacak ekonomik analizlerin

dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca, yine Direktif gereği suyun meydana gelebilecek kazalar sonucunda ani kirlenmelere karşı korunması, risklerin azaltılmasına yönelik önlemler ve ilgili diğer önlemler ve bu önlemlerin bedelleri de paketin içinde yer almalıdır.

Mevcut durumda Türkiye’de özellikle su tarifelerinin belirlenmesi açısından AB Su Çerçeve Direktifine tam uyum sağlanamamıştır. Örneğin, imalat sanayinde yer altı suyu kullanımlarında çok düşük bedelli veya bedelsiz kullanımlar söz konusudur. Ayrıca, kentsel su kullanımı, sanayide ve tarımda su bedeli hesaplamalarının da Direktifin öngördüğü politika ve prensiplere tam uyumlu olarak yapıldığı düşünülmemektedir. Örnek olarak, İzmir için KDV hariç 2016 yılı su bedelinin 0-20 m3/ay kullanım için 3,6 TL/m3 (su ve atık su dâhil), OSB’ler için 5,62 TL/m3 (miktara bağlı olmadan) olduğu belirtilmektedir. Karşılaştırma açısından, Berlin su fiyatları ise 2015 yılı için atık su bedeli dâhil olmak üzere 4 Avro/m3 olup, bu rakama %7 vergi ve 1,74 Avro/m2.yıl yağmur suyu uzaklaştırma bedeli de eklenmektedir.

Sonuç olarak, ülkemizde su bedeli için belirlenen fiyatların gerçek maliyeti tam yansıtmaması özellikle sanayide su döngüsünün ve geri kazanımının sağlanması için yapılacak yatırımları olumsuz yönde etkilemektedir. İşletmeler, su maliyetlerinin çok düşük olması ve bedelsiz su tüketimleri nedeniyle su tüketimlerini düzenli olarak ölçüp izlememektedir. İşletmeler ayrıca, fazla su tüketiminden kaynaklanan maliyetlerin çok düşük olması nedeniyle su tasarrufu sağlayacak iyileştirmeleri tercih etmemektedir.

Gerçek maliyetinden düşük su bedeli, su geri kazanımı için yapılacak yatırımların geri ödeme sürelerinin çok uzun olmasına sebep olmakta, dolayısıyla yatırımcı üzerinde caydırıcı etki oluşturmaktadır. Ancak, su tasarrufu önlemlerinin uygulanmaması ve su geri kazanımı uygulamalarının gerçekleştirilmemesi, son derece kıt ve değerli olan doğal su kaynaklarının hızla tükenmesine sebep olmaktadır. Bu durumun uzun dönemde, İstanbul akiferlerinde olduğu gibi, son derece değerli yer altı suyu kaynaklarının geri dönülmez şekilde azalması ya da aşırı çekim, deniz suyu girişimi dolayısıyla tuzlanması ve kirlenmesi ile sonuçlanması kaçınılmazdır. Bu durumun da ileride yüksek rehabilitasyon maliyetleri doğuracağı açıktır.

Bu çerçevede, imalat sanayinde suyun daha verimli kullanımının teşvik edilebilmesi, su tasarrufuna yönelik iyileştirme uygulamalarının özendirilebilmesi için geliştirilebilecek politikaların ve alınabilecek önlemlerin yanı sıra, imalat sanayinde su tüketiminin etkin bir biçimde düzenlenmesine, denetlenmesine ve gerçek maliyetleri yansıtacak biçimde bedellendirilmesine gereksinim vardır.

Kaynakların daha verimli kullanılmasıyla elde edilebilecek tasarruflar değerlendirilirken gözden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta da gizli maliyetlerin önlenmesi konusu, yani gizli tasarruflardır. Ham madde, enerji ve sudan elde edilebilecek tasarrufların yanı sıra, bu kaynakların daha az kullanılması ile normalde oluşması beklenen atık, atık su ve hava emisyonlarının bir kısmı da henüz oluşmadan önlenebilecektir. Dolayısıyla bu kaynaklardan yapılacak tasarruf sadece bu kaynaklara yapılacak harcamaların değil, aynı zamanda bu kaynakların kullanımı ile oluşan atıkların, atık suların ve hava emisyonlarının arıtma/bertaraf maliyetlerinin de (gizli maliyetler) önlenmesini sağlayacaktır. Önlenmiş bu arıtma ve bertaraf maliyetleri kimi çalışmalarda “gizli tasarruflar” adı altında ele alınmaktadır.

Bütüncül bir değerlendirme için tasarruf edilen kaynakların ekonomik bedeli ile beraber, önlenebilecek atık, atık su, hava emisyonu arıtma/bertaraf maliyetlerinin (gizli tasarrufları) de göz önünde bulundurması gerekmektedir.

Bu çalışmada gizli tasarrufların da hesaplamalara dâhil edilmesi amaçlanmış, ancak bu hesaplamaların yapılabilmesi için gereken verinin temininde sıkıntılar yaşanmıştır. Saha çalışmalarında atık ve hava emisyonu arıtma/bertaraf maliyetlerine ilişkin yeterli veri temin edilemediğinden bu hesaplamalar yapılamamıştır. Atık su bertaraf maliyetlerine ilişkin temin edilebilen verilerin çok kısıtlı olması nedeniyle, hesaplanabilen gizli tasarrufun gerçek değerinden daha düşük olduğu düşünülmektedir. Böylesi analizlerin yapılıp gizli tasarrufların sağlıklı olarak hesaplanabilmesi için ülkemizde iyi uygulamalardan elde edilen verilerin detaylı olarak kayıt altına alındığı bir veritabanına ihtiyaç duyulmaktadır.

Proje kapsamında tahmin edilen kaynak tasarrufu potansiyelinin hayata geçirilmesi durumunda bu tasarrufun ekonomik faydaları olacağı kadar çevresel faydalarının da olacağı açıktır. Tahmin edilen tasarrufun çevresel etkilerini nicel olarak ortaya koyabilmek amacıyla öncelikle çevresel etki kategorileri ve indikatörler belirlenmiş, kategorizasyon, normalizasyon ve ağırlıklandırma yöntemleri ile toplam çevresel etki hesaplanmıştır. Daha sonra toplam ağırlıklandırılmış normalize çevresel etkinin, normalize kaynak maliyetleri ile birlikte değerlendirildiği eko-verimlilik analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ayrıca kaynaklar arasındaki etkileşim de dikkate alınmış ve seçili kaynaklardan birinde gerçekleşecek tasarrufun diğer iki kaynak üzerinde neden olabileceği dolaylı tasarruflarının da veri mevcudiyetinin elverdiği ölçüde ortaya konması amaçlanmıştır.

TOPLAM ÇEVRESEL ETKİ VE EKO VERİMLİLİK

Gerçekçi Senaryoda öngörülen enerji, ham madde ve su tasarruf potansiyelinin hayata geçirilmesi durumunda, imalat sanayi genelinin toplam çevresel etkisinde %15,7 oranında bir azalma mümkün olabilecektir. Benzer şekilde toplam çevresel etkide, “Gıda ürünlerinin imalatı” sektöründe %13, “Tekstil ürünlerinin imalatı sektöründe” %21, “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı” sektöründe %8, “Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı” sektöründe %20, “Ana metal sanayii” sektöründe ise %11 oranında bir azalma mümkündür. Toplam çevresel etkideki bu potansiyel azalma oranı, imalat sanayi geneli için Olağan Senaryoya göre %14,4, İdeal Senaryoya göre ise %23,5 olarak öngörülmektedir (Şekil 7).

Toplam çevresel etkinin kaynak maliyetleri ile birlikte değerlendirildiği eko-verimlilik analizi sonuçlarına göre ise yine Gerçekçi Senaryoda öngörülen enerji, ham madde ve su tasarruf potansiyelinin hayata geçirilmesi durumunda, imalat sanayi genelinde %14 oranında bir eko-verimlilik artışı sağlanabilecektir. Benzer şekilde, “Gıda ürünlerinin imalatı” sektöründe %12, “Tekstil ürünlerinin imalatı sektöründe” %24, “Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı” sektöründe %7, “Diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı” sektöründe %9, “Ana metal sanayii” sektöründe ise %11 oranında bir eko-verimlilik artışı söz konusu olabilecektir. Eko-verimlilik oranındaki bu potansiyel artış oranı, imalat sanayi geneli için Olağan Senaryoya göre %12, İdeal Senaryoya göre ise %25 olarak öngörülmektedir (Şekil 8).

Tahmin edilen kaynak tasarruf potansiyelinin çevresel etkisini bütünleşik biçimde değerlendirmek mümkün olduğu gibi, belirlenen çevresel etki kategorileri özelinde ayrı ayrı değerlendirmek de mümkündür. Örneğin küresel ısınma açısından bakıldığında, Gerçekçi Senaryoya göre kaynak tasarrufu ile imalat sanayi genelinde yaklaşık 10,2 milyon ton eşdeğer CO2 salınımını önlemek mümkündür. Bu değer Olağan Senaryoya göre 9,3 milyon ton eşdeğer CO2 ile İdeal Senaryoya göre 15,7 milyon ton eşdeğer CO2 arasında değişebilecektir. Gerçekçi Senaryoya göre imalat sanayinin insan sağlığına inorganik solunum etkileri dikkate alındığında, toplam 31,6 milyon kg eşdeğer PM 2,5 önlenebilecektir. Yine imalat sanayinin asit oluşumu üzerine etkisi incelendiğinde, sadece kaynak tasarrufu ile toplam 146,8 milyon kg eşdeğer SO2 salınımının önlenmesi mümkün olabilecektir. Benzer analizler seçili beş sektör ve diğer etki kategorileri için de (tatlı ve tuzlu su ötrofikasyonu vb.) gerçekleştirilmiş ve sadece kaynak tasarrufu ile gerek imalat sanayi genelinin gerekse seçili sektörlerin çevresel etkilerinin önemli ölçüde azaltılabileceği ortaya konmuştur (Şekil 9).

Özellikle enerji tüketimi göz önüne alındığında, çevresel etkisi en yüksek sektör olan diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı sektöründe sağlanacak enerji tasarrufu ile hava emisyonlarında ve bu emisyonlara bağlı çevresel etkide oldukça önemli miktarlarda azalma sağlanabilecektir.

Benzer şekilde, su tüketiminin çevresel etkisi en yüksek sektör olan ana metal sanayiinde sağlanacak su tasarrufu ile hem su tüketiminde ve emisyonlarında hem de tüketim ve emisyonlardan kaynaklanan çevresel etkide ciddi bir azaltım potansiyeli mevcuttur. “Ana metal sanayii”nde su kullanımının yüksekliği ile açıklanabilecek bu sonucu dikkatli değerlendirmekte ve diğer sektörlerle karşılaştırma yapılacaksa sektörlerin atık su karakterizasyonunu detaylı olarak göz önünde bulundurmakta fayda vardır.

Özetle analiz sonuçları, sadece enerji, ham madde ve suyun daha verimli kullanılması ile imalat sanayi genelinde toplam çevresel etkide, senaryolara göre %14,4 ile %23,5 arasında bir azalmanın, eko-verimlilikte ise %12 ile %25 arasında bir artışın mümkün olduğunu göstermektedir. Söz konusu ham maddelerdeki tasarruf potansiyelinin hayata geçirilmesi ile imalat sanayinde hem daha kaynak verimli hem de daha temiz bir üretime geçiş açısından önemli bir adım atılmış olacaktır.

Ayrıca, yukarıda sözü edilen doğrudan çevresel faydaların ve potansiyel analizi bölümünde ortaya konan doğrudan tasarruf potansiyelinin yanı sıra, dolaylı bir tasarruf potansiyelinin ve dolaylı çevresel faydaların varlığı da gözden kaçırılmamalıdır.

Seçili ana kaynakların her birinin (enerji, ham madde ve su) üretiminde/işlenmesinde seçili diğer kaynakların da kullanılıyor olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda; bu üç kaynaktan her hangi birinde yapılacak bir tasarrufun, bu kaynağın üretilmesinde/işlenmesinde kullanılan diğer iki kaynaktan da tasarruf edilmesi anlamına geleceği açıktır. Örneğin herhangi bir ham maddede yapılacak bir birimlik tasarruf, o spesifik ham maddenin üretiminde/işlenmesinde birim başına kullanılan su ve enerjiden de tasarruf sağlayacak, ayrıca o ham maddenin üretiminde/işlenmesinde birim başına açığa çıkabilecek kirlilik yüklerinin, dolayısıyla çevresel etkinin de henüz oluşmadan önlenmesini sağlayacaktır. Benzer şekilde, enerji tasarrufu ile enerjinin üretilmesinde kullanılan su ve ham maddenin de dolaylı olarak tasarruf edilmesi, su tasarrufu ile suyun iletimi, arıtımı, bertarafında kullanılan enerjiden ve kimyasallardan da dolaylı olarak tasarruf edilmesi sağlanacaktır.

Dolayısıyla enerji, ham madde ve suyun daha verimli kullanılmasına bağlı ekonomik ve çevresel kazanımlardan söz ederken, bu kaynakların arasındaki etkileşimi de göz önünde bulundurmak ve kaynakların her birinin diğer kaynaklar üzerindeki dolaylı tasarrufları ve dolaylı çevresel etkilerini de doğrudan tasarruf ve çevresel etkiler ile birlikte değerlendirmek gerekmektedir.

Bu çalışmada verilerin elverdiği ölçüde dolaylı tasarrufların ve dolaylı çevresel etkilerin de değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Örneğin ülkemizde 1 MWh elektrik enerjisi üretimi için ortalama 8,23 m3 su kullanılmaktadır (Pfister, 2012). Dolayısıyla elektrik enerjisinde sağlanacak tasarruf, normalde bu enerjinin üretiminde kullanılması gereken suyun da dolaylı biçimde tasarrufuna işaret etmektedir. Gerçekçi Senaryoda öngörülen enerji tasarrufu potansiyelinin hayata geçirilmesi durumunda imalat sanayinin kullandığı elektriğin üretiminde kullanılması gereken 109 milyon m3/yıl suyun da dolaylı olarak tasarruf edilebileceğinden söz etmek mümkün olabilecektir.

Dolaylı tasarruflara bir diğer örnek ise ana metal sanayinde yaygın olarak kullanılan ham maddelerden biri olan alüminyum tasarrufuna bağlı su tasarrufudur. Çalışma kapsamında sağlıklı veri temin edilebildiği için tasarruf potansiyeli miktarsal olarak hesaplanabilen alüminyumun üretiminde birim başına 10,5 m3/ton su kullanıldığı dikkate alındığında, tahmin edilen 6,196 ton/yıl’lık alüminyum tasarrufunun 65.000 m3/yıl’lık bir su tasarrufunu da dolaylı olarak beraberinde getirebileceği öngörülmektedir.

Bu çalışma kapsamında benzer analizlerin seçilen tüm ham maddeler için yapılması amaçlanmış ancak, sektörlere ilişkin spesifik ham madde tüketimine dair sağlıklı verinin eksikliği nedeniyle ham madde tasarruf potansiyelleri miktarsal olarak hesaplanamadığı için bu model çalıştırılamamıştır. Söz konusu verinin temini ile ham madde tasarrufuna ilişkin miktarsal değerlerin hesaplanabilmesi durumunda, ilgili ham maddelerin üretimi sırasında tüketilen spesifik su ve enerji miktarlarının yanı sıra, üretimden kaynaklanan spesifik emisyon miktarlarının literatürden derlenerek kirlilik yüklerinde sağlanabilecek dolaylı azaltımlar ve önlenebilecek dolaylı çevresel etkinin de hesaplanabilmesi mümkün olabilecektir. Benzer şekilde enerji üretimi aşamasında kullanılan ham maddelere ilişkin detaylı veri temin edilemediğinden enerji tasarrufuna bağlı dolaylı ham madde tasarrufları ve dolaylı çevresel etkiler hesaplanamamıştır.

Dolaylı tüketimlerin tahmin edilmesi, kaynakların küresel ticareti, üretim ve tüketimin genellikle dünyanın çok farklı bölgelerine yoğunlaşıyor olması, üretimde kullanılan kaynak miktarının teknolojiye göre değişiklik gösteriyor olması ve bu alanlarda detaylı/yerel verinin eksikliği gibi sebeplerle oldukça güçtür. Enerji, ham madde ve su arasındaki etkileşimi ve dolaylı tasarrufları/etkileri nicel olarak ortaya koyabilmek; kaynakların yaşam döngüsünün tüm aşamaları için oldukça kapsamlı bir veri setinin varlığını gerektirmekte olup, söz konusu verinin üretilmesi/yayımlanması durumunda dolaylı etkileri daha sağlıklı bir biçimde analiz etmek mümkün olabilecektir.

Dikkatten kaçırılmaması gereken bir diğer nokta da, bu çalışma kapsamında hesaplanan tasarruf potansiyelinin ve doğrudan çevresel etkilerin sadece tesis içi üretim (kapıdan kapıya) faaliyetlerini kapsıyor oluşudur. Her ne kadar çevresel etki kategorileri belirlenirken ISO 14042’de belirtilen YDEA etki kategorileri göz önünde bulundurulmuş ise de, sistem sınırları seçili sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin tedarik zincirlerinin tamamını kapsamamaktadır.

Sektörlerdeki kaynak tüketiminin, yaşam döngüsünün (beşikten mezara) ya da tedarik zincirinin imalat sanayi sınırlarına girmeyen diğer aşamalarındaki (ham maddenin çıkarımı, taşınması, işlenmesi, ürünün tüketimi, bertarafı vb.) (beşikten kapıya ve kapıdan mezara) ekonomik ve çevresel etkileri bu çalışmanın kapsamı dâhilinde değildir. Bu noktada dolaylı tasarruflar ve dolaylı çevresel etkilerin hesaplanmasına dönük çabalar ile sistem sınırları bir noktaya kadar genişletilebilmiş olsa da gerek tasarruf potansiyelinin gerekse çevresel etkilerin yaşam döngüsünün tüm aşamalarını dikkate alarak değerlendirilmesi gerektiğinin altı çizilmelidir. Böylesi bir değerlendirme ise ülkemize özgü, yerel ve Ulusal Yaşam Döngüsü Analizi (YDA) verisinin varlığında mümkün olabilecektir.

Kaynak verimliliği yalnızca enerji, su ve ham madde tüketiminden veya önemli ham maddelerin ikame edilmesinden ibaret değildir. Yaşam Döngüsü Analizi (YDA) perspektifinde, bir ürün ya da hizmetin tüm yaşam döngüleri ve bunların birbiriyle bağlantıları bir bütün olarak düşünülüp, değerlendirilmekte olan ürün ya da hizmetin “beşikten mezara” tüm süreçlerinde ortaya çıkabilecek her tür çevresel etki kümülatif olarak ortaya konmaktadır. YDA çalışmaları ile geleneksel çevresel etki değerlendirme araçlarında genellikle göz ardı edilen ham madde eldesi, sevkiyat ve nihai bertaraf gibi aşamalar da değerlendirilmektedir. Bu bütünsel bakış, söz konusu ürün ya da sürece ilişkin yapılacak olası modifikasyonların yol açacağı çevresel etkilerin de değerlendirilmesini ve ilgili karar alma süreçlerine yansıtılabilmesini de sağlamaktadır.

Kaynak verimliliği fırsatlarının sadece %20’sinin üretim aşamasında (kapıdan kapıya), geriye kalan %80’inin yaşam döngüsünün üretim dışında kalan diğer aşamalarında (beşikten kapıya ve kapıdan mezara) yer aldığı, ancak bu konudaki çabaların %80’inin üretim aşamasına yoğunlaştığı göz önünde bulundurulduğunda (Machiba, 2006), kaynak verimliliği potansiyelini gelecekte yaşam döngüsü perspektifi ile daha kapsamlı olarak değerlendirebilmek için ulusal YDA verisine gereksinim duyulmaktadır. Türkiye’ye özgü ulusal bir YDA veri tabanının kurulması gelecekteki çalışmalar açısından önemli bir birikim olacaktır.

Altı çizilmesi gereken bir diğer nokta ise veri teminine ilişkin yaşanan sıkıntılardır. Anket yoluyla veri derlenmesi sırasında işletmelerin çalışmaya katılmak ve veri sağlamak yönündeki gönülsüzlüğü, tesis ziyaretleri ve anket çalışmaları için randevu alınması sırasında yaşanan sıkıntılar, anketlerin eksik ve geç doldurulması gibi sıkıntılar yaşanmış, doğruluğundan emin olunamayacak şekilde doldurulan ve doğrulanamayan anketler analizlerde değerlendirmeye alınamamıştır. İşletme bazında enerji tüketim miktarları TÜİK parasal enerji tüketim değerlerinden yola çıkılarak hesaplanmış olup seçili ham maddeler için ham madde tüketim miktarları güvenilir şekilde elde edilememiştir. Söz konusu sebeplerden ötürü bundan sonraki benzer çalışmalara kolaylık sağlaması açısından Türkiye imalat sanayinde faaliyet gösteren işletmelerin verilerinin tek bir ulusal veri tabanında toplanmasında fayda görülmektedir.

Kaynak verimliliği konusundaki bu çalışmanın daha bütüncül bir yaklaşımla, tedarik zincirinin tüm aşamalarını dikkate alan daha detaylı çalışmalar ile geliştirilmesinin Türkiye imalat sanayinin verimliliği ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlayacağı öngörülmektedir.