İçindekiler
Dergi Arşivi

Şehirler ve Döngüsel Ekonomi

Tuğba DENİZ / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü)

 

Giriş

Günümüzde sanayileşme, küreselleşme ve kentleşme ile birlikte artan tüketim faaliyetleri doğal kaynaklar üzerinde baskı oluşturmaktadır. Sanayi Devrimi’nden bu yana ön planda olan doğrusal ekonomi yaklaşımında her şey sıfırdan üretilmekte ve buna bağlı olarak ham maddenin sınırsız bir şekilde tüketimi söz konusudur.

2017 yılında ham madde çıkarımı 1900 yılına göre 13 kat artmış, yalnızca 1970’ten 2017’ye kadar olan 40 yıllık süreçte 26,7 milyar tondan 92,1 milyar tona ulaşmıştır. 2050 yılı itibarıyla ham madde ihtiyacının 170 milyar ton ile 184 milyar ton arasında olacağı tahmin edilmektedir (The Circularity Gap Report, 2019). Bununla birlikte, küresel sera gazı emisyonlarının 2017 yılında arazi kullanımından kaynaklanan emisyonlar da dâhil edildiğinde 55 milyar ton CO2 eşdeğerine eriştiği gözlemlenmektedir. Uygulanan tedbirlere rağmen emisyonların 2050 yılına kadar 60 milyar tona ulaşacağı tahmin edilmektedir (The Circularity Gap Report, 2019).

Diğer taraftan, 2015 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nda 195 ülkenin onayıyla kabul edilen Paris Anlaşması dünya genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılması gerekliliğini ortaya koymakta ve küresel ısınmayı sanayileşme öncesi döneme göre 2°C’nin altında tutmanın önemine işaret etmektedir. Anlaşma, ayrıca küresel olarak temiz enerjiye geçişin gerekliliğini vurgulamaktadır. Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafınca hazırlanan raporda da küresel ısınmayı yavaşlatmak ve özellikle insanlar ve doğal ekosistemler yararına sıcaklık artış limitinin yüzyılın sonuna kadar 1,5 santigrat derecenin altında tutmak için 2050’ye kadar karbon salınımının sıfıra düşürülmesi gerektiği ifade edilmektedir.

Bu kapsamda, doğrusal üretim modelinin kaynakların kıt olması ve çevre üzerinde baskı oluşturması nedeniyle sürdürülebilir olmadığı düşünülmektedir. Buna karşın sürdürülebilir kalkınma alanında son yıllarda önem kazanan döngüsel ekonomi yaklaşımı; iş süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi, atıkların engellenmesi, yeniden kullanma ve geri dönüşüm yoluyla kaynak tüketimini azaltmayı hedeflemektedir (Harvard Business Review Türkiye, 2017).

Bu çalışma ile döngüsel ekonomi (circular economy) konusunda kısa bir değerlendirme yapılacak ve şehirlerin bu alandaki önemine dikkat çekilecektir.

Döngüsel Ekonomi

Döngüsel ekonomi (circular economy) yaklaşımı; klasik “üret, kullan, at (produce, use, dispose)” yöntemine dayanan doğrusal modele (linear model) alternatif olarak geliştirilmiş yeni bir üretim-tüketim kalıbını ortaya koymaktadır. Bu yaklaşımdaki temel hedef yeni iş modelleri geliştirerek ekonomik büyümeyi kaynak tüketimine bağımlı olmaktan çıkarmaktır. Söz konusu kavram, 1970’lerde hiçbir şeyin israf edilmediği bir dünya hedefiyle tasarlanmış, bundan 40 yıl sonra, yani günümüzde, politika yapıcılar tarafınca öncelik alanı haline gelmiştir (World Economic Forum, 2019).

Döngüsel ekonomiyi tanımlamak amacıyla geliştirilen çeşitli yaklaşımlar olmakla birlikte Kirchherr, Reike ve Hekkert tarafından 2017 yılında yapılan bir çalışma ile döngüsel ekonomiye dair 114 farklı tanım, 17 boyutta analiz edilmiş ve bütüncül bir tanımlama geliştirilmiştir. Söz konusu tanıma göre, döngüsel ekonomi; “yaşam sonu (end-of-life)” kavramının yerini alan, üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerindeki malzemelerin azaltılması, yeniden kullanılması, geri dönüştürülmesi ve geri kazanımına yönelik iş modellerine dayanan bir ekonomik sistemi tanımlamakta ve bu kapsamda, mikro düzeyde (ürünler, şirketler, tüketiciler), mezo düzeyde (eko-endüstriyel parklar) ve makro düzeyde (şehir, bölge, ulusal ve ulus ötesi) faaliyet göstererek sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmek amacıyla şimdiki ve gelecek nesiller yararına çevresel kaliteyi, ekonomik refahı ve sosyal adaleti sağlamayı ifade etmektedir (Şekil 1) (Kirchherr vd.).

Şekil 1. Döngüsel Ekonomi Yaklaşımı

(Kaynak: TSE Standard Ekonomik ve Teknik Dergi, 2018)

 

Ürün zincirlerinde daha az kaynak ve malzeme tüketimini sağlamak ve ekonomiyi döngüsel hale getirmek için birtakım R strateji yaklaşımları geliştirilmiştir. Şekil 1.2’de bir örneği yer alan R listesinde yüksek döngüsellikten (düşük R-sayısı) düşük döngüselliğe (yüksek R-sayısı) doğru sıralanan birtakım stratejiler yer almaktadır (Potting vd.) (Tablo 1).

Tablo 1. R Stratejileri

 

 

Döngüsel Ekonomi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Doğrusal Ekonomi

Stratejiler

 

 

 

 

Akıllı ürün kullanımı ve üretimi

R0 Refuse

(Reddetmek)

İşlevini yerine getirerek veya aynı işlevi kökten farklı bir ürünle sunarak ürünün gereksiz hale getirilmesi.

R1 Rethink (Yeniden düşünmek)

Ürünün yoğun bir şekilde kullanılması (örn. ürünleri paylaşmak veya piyasaya çok işlevli ürünler sürmek).

R2 Reduce

(Azaltmak)

Ürün üretiminde veya kullanımında daha az doğal kaynak ve malzeme tüketerek verimliliğin artırılması.

 

 

 

 

 

Ürün ömrünü uzatmak

R3 Re-use

(Yeniden kullanım)

İyi durumda ve orijinal işlevini tamamlayan atık ürünün yeniden kullanılması.

R4 Repair

(Onarmak)

Ürünün onarımı ve bakımı ile orijinal işlevinin daha uzun süre devam etmesi.

R5 Refurbish

(Yenilemek)

Eski bir ürünün yenilenmesi ile güncel hale getirilmesi.

R6 Remanufacture

(Yeniden üretmek)

Atılan ürün parçalarının aynı işleve sahip yeni bir ürün üretiminde kullanılması. 

R7 Repurpose

(Farklı amaca uygun yeniden kullanım)

Atılan ürünün kendisinin veya parçalarının farklı işleve sahip yeni bir ürün üretiminde kullanılması.

 

Ürünün

faydalı kullanımı

R8 Recycle

(Geri Dönüşüm)

Kullanılmış malzemelerin işlemden geçirilmesi ile daha düşük ya da aynı kalitede yeni malzeme eldesi.

R9 Recover

(Geri kazanım)

Enerji sağlayıcı malzemelerin yakılması.

(Kaynak: Potting vd.)

Döngüsel ekonomiye geçiş, rekabetçiliği ve doğal kaynakların tüketimini teşvik eden pazar stratejilerinin yeniden tasarlanması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu durum aynı zamanda tüketici davranışını değiştirmeyi, üretim süreçlerini düzenlemeyi, istihdam için yeni yollar bulmayı ve ham maddeye olan talebi azaltmayı gerektirmektedir (World Economic Forum, 2019). Döngüsel ekonomi yaklaşımı ekonominin tüm sektörleriyle ilişkilidir. Başarılı uygulama örnekleri otomobil endüstrisi, gıda endüstrisi, tekstil endüstrisi, kimya endüstrisi ve atık su yönetimi gibi farklı sektörlerde yer almaktadır.

Döngüsel ekonomi yaklaşımı Avrupa Birliği (AB) ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) gibi uluslararası kuruluşlar nezdinde de önem kazanmıştır. AB, sürdürülebilir, düşük-karbon, kaynak-verimli ve rekabetçi bir ekonomi oluşturma yolunda döngüsel ekonomiye geçişin büyük katkı sağlayacağını öngörmektedir.

Ellen MacArthur Vakfı tarafından 2015 yılında yayımlanan rapora göre Avrupa Birliği Bölgesinde döngüsel ekonomiye geçiş ile birlikte 2030 yılına kadar net kaynak harcamasının yıllık 600 milyar euro azaltılabileceği, kaynak verimliliğinin yıllık %3'e kadar artırılabileceği ve yıllık 1,8 trilyon net fayda sağlanabileceği ifade edilmektedir.

Bu kapsamda, 2015 yılında Avrupa Komisyonu tarafından “Döngüsel Ekonomi Eylem Planı” hazırlanmıştır. Bu Planda üretim, tüketim, atık yönetimi ve ikincil ham madde pazarına kadar uzanan farklı alanlarda 54 adet eylem belirlenmiş olup değer zinciri boyunca dönüşümü hızlandırmak için beş öncelikli sektör (plastik, gıda atığı, kritik ham maddeler, inşaat ve yıkım, biyokütle ve biyo-temelli materyaller) belirlenmiştir (Avrupa Komisyonu, 2015). Yeni modele geçiş için gerçekleştirilecek çalışmalar Avrupa Yapısal ve Yatırım Fonu, Horizon 2020, Avrupa Stratejik Yatırımlar Fonu (EFSI) ve Çevre İçin Mali Araç Hibe Programı (LIFE) aracılığıyla desteklenmektedir (Avrupa Komisyonu). Komisyon, 2018 yılında Döngüsel Ekonomi Eylem Planını uygulamak için AB Plastik Stratejisini de içeren yeni tedbirler kabul etmiştir.

Ülkemizde ise Döngüsel Ekonomiye geçiş için ulusal ya da yerel düzeyde bütüncül bir çalışma bulunmamakla birlikte bu alana doğrudan hizmet edecek strateji ve eylem planları bulunmaktadır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan “Ulusal Geri Dönüşüm Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2014-2017)” ile geri dönüşüm konusunda ülkemizdeki mevcut durum ortaya konmuş ve gelecek dönemde yapılması gereken çalışmalar için bir yol haritası çizilmiştir.

2016-2023 yıllarını kapsayan Ulusal Atık Yönetimi ve Eylem Planı da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanarak uygulamaya konulmuştur. Planda illerdeki atık yönetiminin mevcut durumu analiz edilerek atıkların türlerine göre kaynağında ayrı toplanması, geri dönüştürülmesi, farklı yöntemlerle geri kazanılması ve bertaraf yöntemleri ortaya konulmuş; atık yönetim sisteminde iyileştirilmesi veya geliştirilmesi gereken hususlar, nüfus ve atık projeksiyonları, 2023 yılına kadar yapılması planlanan dönemsel atık yönetim faaliyetleri ile atık yönetimine yönelik yatırımlar ve finansman ihtiyaçları belirlenmiştir.

Bunlara ilaveten, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “Sıfır Atık Projesi” ile atıkların yönetiminin sağlanması amacıyla çalışmalara başlanmıştır. “Sıfır Atık”; israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, oluşan atık miktarının azaltılmasını, etkin toplama sisteminin kurulmasını, atıkların geri dönüştürülmesini kapsayan atık önleme yaklaşımı olarak tanımlanan bir hedeftir (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı).

Yerelde faaliyet gösteren kalkınma ajansları da 2014-2023 yıllarını kapsayan bölge planlarında sürdürülebilir kalkınmaya ilişkin stratejilere yer vermiştir. Bazı bölgelerde doğrusal ekonomiye hizmet edecek faaliyetler (mali-teknik destekler, rapor çalışmaları, iş birlikleri geliştirilmesi vb.) gerçekleştirilmiştir.

Döngüsel ekonomi alanındaki çalışmalar aynı zamanda Birleşmiş Milletler tarafınca 2015 yılında kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) kapsamındaki 17 hedefin (Şekil 1.3) birçoğuna hizmet edebilecek niteliktedir. Özellikle SKH 6 (Temiz Su ve Sıhhi Koşullar), SKH 7 (Erşilebilir ve Temiz Çevre), SKH 11 (Sürdürülebilir Şehir ve Yaşam Alanları), SKH 12 (Sorumlu tüketim ve Üretim), SKH 13 (İklim Eylemi), SKH 14 (Sudaki Yaşam) ve SKH 15 (Karasal Yaşam), döngüsel ekonominin doğrudan katkı sağlayabileceği hedeflerdir (Şekil 2).

Şekil 2. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri

(Kaynak: Birleşmiş Milletler)

 Şehir Düzeyinde Döngüsel Ekonomi Çalışmaları

Şehirler, gelirlerin en fazla yaratıldığı yerler olmakla birlikte doğal kaynak tüketiminin ve çevreyi olumsuz etkileyen negatif dışsallıkların da en fazla olduğu mekânlardır. Küresel düzeyde sera gazı emisyonlarının yüzde 80’e yakını (Dünya Bankası, 2010) ve atıkların yüzde 50’si şehirlerden kaynaklanmaktadır (UNEP, 2013). Dünya Bankası hesaplarına göre şehirlerde yılda 1,3 milyar ton katı atık üretilmekte ve 2025 itibarıyla bu değerin 2,2 milyar tona yükselmesi beklenmektedir (Dünya Ekonomik Forumu, 2018). Diğer yandan, şehir nüfusunun gelişimine baktığımızda 2018 yılı itibarıyla dünya nüfusunun yüzde 55’i şehirlerde yaşamaktadır. 2050 yılında ise dünyadaki şehir nüfusunun toplam nüfusa oranının yüzde 68 olması beklenmektedir (Birleşmiş Milletler, 2018).

Şehirlerde atık yükünü hafifletmek için değer zincirinde daha uygun bir üretim ve tüketim yöntemini benimseme ihtiyacı bulunmaktadır. Zira geleneksel atık yönetimi ve imha uygulamaları düzenli depolama sahalarında gerçekleştirilmekte, düzenli değil ise çevre kirliliğine neden olmaktadır. Bu anlamda, şehirler ve bölgeler döngüsel ekonomi stratejilerinin geliştirilmesi ve uygulanması açısından önemli role sahiptirler. Hâlihazırda Paris, Brüksel, Londra ve Amsterdam gibi Avrupa Birliği şehirlerinde ekonominin daha döngüsel hale gelmesi için stratejiler oluşturulmuş ve paydaşların katılımı ile çeşitli projeler geliştirilmiştir (OECD, 2019).

Döngüsel ekonomide başarının sağlanması için ulusal ve yerel düzeyde yönetimlerin ortak sorumluluk alması, paydaşların rolünün açıkça belirtilmesi ve koordinasyonun güçlendirilmesi büyük önem arz etmektedir. Yerel yönetimler paydaşlar arasında iş birliklerinin oluşması için “kolaylaştırıcı” görevi üstlenebilir. Şehirlerde özellikle kamu hizmetleri, ulaşım, katı atık, yapılı çevre, su ve enerji konularında önemli kararlar alındığı için sektörler arası ortak çalışmalar ile geleceğe dönük bir vizyon geliştirerek döngüsel yaklaşımlara katkıda bulunulması mümkündür (OECD, 2019).

Örnek Uygulama: Döngüsel Amsterdam Çalışması

(Circular Amsterdam)

Amsterdam (Hollanda) Belediyesi, 2015 yılında kabul edilen sürdürülebilirlik gündeminde açıkça belirttiği üzere döngüsel ekonomiyi sürdürülebilirlik politikasının önemli bir ayağı olarak görmektedir. Bu kapsamda hazırlanan “Döngüsel Amsterdam: Şehir ve Bölge için Vizyon ve Yol Haritası (Circular Amsterdam: A vision and roadmap for the city and region)” çalışması, döngüselliğin artırılması yönünde gerçekleştirilmesi gereken adımları ortaya koymakta ve bu konuda belediyeye rehberlik etmektedir. Söz konusu raporda Amsterdam için gerçekleştirilen döngüsellik tarama çalışmasının sonuçları verilmekte ve döngüsel bir şehir oluşturmanın fırsatları ve zorlukları analiz edilmektedir.

Dört aşamadan oluşan tarama çalışmasının birinci aşamasında ana malzeme ve enerji akışlarının yanı sıra bölgedeki sektörlerin istihdam seviyeleri analiz edilmiştir. İkinci aşamada Amsterdam merkezi ve çevresini kapsayan bölgede birden fazla sektörü birbirine bağlayan değer zincirlerinin kapsamlı bir analizi yapılmıştır. Makroekonomik istatistiklerden faydalanılan çalışmada hangi zincirlerin döngüsel perspektiften ele alındığında en büyük etkiye ulaşabileceği belirlenmiştir. Sonuçlar, belediye ve yerel paydaşların temsilcileriyle yapılan toplantılar ile tartışılmış ve neticede inşaat sektörü ve organik artık akış zincirinin detaylı analizinin yapılması kararlaştırılmıştır. Üçüncü aşamada, seçilen iki değer zincirinin döngüselliklerinin artırılabilmesi için gelecek vizyonları ve stratejileri belirlenmiştir. Dördüncü aşamada ise her iki zincirin döngüsel olmasını sağlamak amacıyla kısa ve uzun vadeli eylemler ile birlikte kamu kurumları, araştırma enstitüleri, firmalar, girişimciler ve vatandaşların bir arada çalışarak oluşturduğu projeleri içeren eylem planı hazırlanmıştır.

İnşaat sektöründe döngüselliği artırmak amacıyla dört strateji belirlenmiştir: (1) Akıllı tasarım: Binaların farklı amaç ile yeniden kullanımını ve inşaat malzemelerinin yeniden kullanımını sağlamak amacıyla binaların akıllı tasarımı, (2) Sökme ve ayrıştırma: Yüksek değerli yeniden kullanım için inşaatın verimli bir şekilde sökülmesi ve ayrıştırılması, (3) Yüksek değerli geri dönüşüm: Yüksek değerli geri kazanım ile inşaat malzeme ve bileşenlerinin yeniden kullanımı, (4) Pazar yeri ve kaynak bankası: Geri dönüştürülen malzemelerin depolanacağı alanların oluşturulması ve malzeme varlığını ortaya koyan online bir sistemin oluşturulması.

İnşaat sektöründe gerçekleştirilecek bu düzenlemeler ile 2040 yılına kadar yapılması planlanan 70 bin yeni konut için belediye, yılda 85 milyon euro değerinde %3’lük bir verim artışı sağlayabilecektir. Bununla birlikte döngüsel ekonominin inşaat sektörüne; 700 yeni iş sahasının oluşması, 500 bin tonluk malzeme tasarrufu ve sera gazı emisyonlarının yılda yarım milyon ton CO2 düzeyinde azalması gibi katkısının olacağı tahmin edilmektedir.

Organik artık akış zincirinde belirlenen dört strateji ise şu şekildedir: (1) Biyorafineri merkezi: Evsel ve endüstriyel atıkların değerlendirilmesi için biyorafineri merkezi kurulması, (2) Atık ayrıştırma ve lojistik: Atık ayrıştırma ve transferinin akıllı sistemler aracılığıyla gerçekleştirilmesi, (3) Organik artıkların basamaklandırılması: Organik artıkların mümkün olan en akıllı şekilde kullanılması, (4) Besin değerlerinin yeniden kazandırılması: Besin döngüsünde kullanılmayan besin değerlerinin kullanılması.

Amsterdam’da organik artıkların yukarıdaki stratejilerle yüksek değerli olarak işlenmesi neticesinde 5 ile 7 yıl içinde yıllık olarak 150 milyon euro katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Bunun yanında söz konusu sektörde uzun vadede 1200 yeni iş sahasının oluşacağı, yıllık olarak 900 bin ton malzeme tasarrufu ve sera gazı salınımında 600 bin ton CO2 eşdeğeri azalma yaşanacağı tahmin edilmektedir.

Sonuç

Sürdürülebilir çevrenin ve ekonomik gelişmenin sağlanması için günümüzde uygulanan doğrusal üretim-tüketim yapısı yerine döngüsel yapıya geçiş önem kazanmaya başlamıştır. Bu dönüşüm için ulusal ve yerel düzeyde tüm sektörlerden paydaşların katılımıyla ortak çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Firmalar yenilikçi iş modelleri ve tasarım yoluyla ürünlerin yeniden kullanımını ve geri dönüşümünü kolaylaştırarak değişime katkı sağlayabilecektir. Politika yapıcılar ise doğru politika setleri ile malzemelerin yeniden kullanımını ve daha yüksek kaynak verimliliğini teşvik ederek ve finansmana erişimi kolaylaştırarak geçişi destekleyebilecektir. Döngüsel ekonomiye geçişi hızlandırmak için özellikle şehir ve bölge düzeyinde çalışmalar yapılması ve yerel yönetimlerin kolaylaştırıcı pozisyon alması gerekmektedir. Ülkemizde de döngüsel ekonomiye hizmet edecek çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Ancak bu konuda ulusal düzeyde bütüncül bir çalışmanın yapılmasına ve yerel düzeyde sahiplenmenin artırılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde paydaşların katılımıyla ulusal bir strateji ve eylem planının hazırlanması ve hem üretici hem de tüketici yönünde döngüsel ekonomiye geçiş için farkındalık çalışmalarının yapılması öncelikli hedef olmalıdır. Yerel düzeyde ise kalkınma ajansları ve yerel yönetimler aracılığıyla çalışmaların gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.

 

Kaynakça

·       Avrupa Komisyonu, An EU Action Plan for the Circular Economy, 2015

·       Avrupa Komisyonu, çevrimiçi, https://ec.europa.eu/commission/priorities/jobs-growth-and-investment/towards-circular-economy_en

·       Birleşmiş Milletler, World Urbanization Prospects, 2018

·       Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, çevrimiçi, http://sifiratik.gov.tr/

·       Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) , Regional Outlook, 2019

·       Ellen MacArthur Foundation ve McKinsey Centre for Business, Growth within: A Circular Economy Vision For A Competitive Europe, 2015

·       Harvard Business Review Türkiye, Döngüsel Ekonomi: Vizyoner Bir Yol Haritası 26 Nisan 2017

·       José Potting, Marko Hekkert, Ernst Worrell ve Aldert Hanemaaijer Circular Economy, Measuring Innovation In The Product Chain Policy, 2017

·       Julian Kirchherr, Denise Reike, Marko Hekkert, Conceptualizing the circular economy: An analysis of 114 definitions, Elsevier, 2017

·       TSE Standard Ekonomik ve Teknik Dergi, Ocak 2018