İçindekiler
Dergi Arşivi

Sıradaki Üretim Devrimi Kamu ve İş Dünyası İçin Çıkarımlar

 

OECD Bilimsel ve Teknolojik Politika Komitesi (Committee for Scientific and Technological Policy- CSTP) 2017’nin Nisan ayında “Sıradaki Üretim Devrimi- Kamu ve İş Dünyası için Çıkarımlar” adında bir rapor yayınlamıştır. OECD’nin yayınlamış olduğu söz konusu raporda genel hatlarıyla üretimde kullanılmaya başlanan yeni teknolojilerin günümüz ekonomilerinde yaratacağı etkiler anlatılmakta ve ülke deneyimlerine yer verilmektedir. Rapor, yaklaşık 2030 gibi yakın bir döneme kadar üretim için önemli olacak teknoloji setinin ekonomik ve politik yansımalarını analiz etmektedir. Rapordaki görüşe göre teknolojilere odaklanmakla, teknoloji ile ilgili konular ve politikalar üzerinde düşünme fırsatı elde edilmektedir. Ayrıca gelecek üretimin teknolojik özelliklerine konsantre olmak çözünürlüğe de izin vermektedir. Son zamanlarda gündeme getirilen birçok çalışma üretimin dijitalleşmesine, “Endüstri 4.0”a ve bir fenomen olarak görülen “İleri İmalat”a işaret etmektedir. Rapora bakıldığında, tekenolojiye dijitalden daha geniş bir çerçevede yaklaşıldığı ve endüstri biyoteknolojisi ve imalat boyunca üretimin çehreleri gibi önemli teknolojileri incelediği görülmektedir. Teknolojik bakış açısı, verimlilik ve büyümenin mikro ekonomik analizini her zaman merkezine almayan yönetsel faaliyetlerin bazı alanlarının önemli olduğuna dair bir değerlendirme sunmaktadır. Bahsi geçen konuları anlamak, firmaların ve piyasaların standart analizini tamamlayabilir ve ayrıca üretimde teknolojik değişimin geçmişinin hesaplanması bugünün teknolojik aksaklıklarını gidermeye dönük cevaplar vermeye yardımcı olabilir.

OECD’nin yayımlamış olduğu söz konusu rapor temel olarak iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısım “Yeni Gelişen Anahtar Teknolojiler” başlığını taşımaktadır ve beş bölümden oluşmaktadır. İkinci kısım ise “Yatay Kesen Temalar” başlığını taşımakta olup altı bölümden oluşmaktadır.

Raporun birinci bölümü “Sıradaki Üretim Devrimi: Ana Konular ve Politika Önerileri” başlığını taşımaktadır. Bu bölüm, bütün raporu tüm öğeleriyle birlikte ele alıp temel bulguları incelemekte ve dijital teknolojiler, endüstri bioteknolojisi, nanoteknoloji, 3boyutlu baskı ve yeni materyallerin ele alındığı bölümlerdeki politika fikirlerini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bu bölüm, diğer bölümlerde bahsi geçen konulardaki temel mesajı özetleyip yorumlamaktadır denebilir. Bu giriş bölümü ayrıca birçok ek politika konularını tanımlamakta ve çalışmaya daha geniş, sağlam bir altyapı sağlamaktadır. Bunu özellikle yeni üretim devrimi teknoloileri ve verimlilik arasındaki ilişkiyi, bilim ve Ar-Ge politikalarını, eğitim ve öğretimdeki zorlukları; seçici işgücü piyasası gelişmelerini, coğrafya temelli politikaları, fikri mülkiyet sistemlerinde meydana gelen zorlukları, uzun dönemli politik düşüncenin gerekliliğini ve küresel değer zincirleri için olası etkileri analiz ederek yapmaktadır. Bu bölüm ayrıca daha ileri değerlendirme gerektiren konulara işaret etmektedir.

İkinci bölümün başlığı “Dijital Üretimin Fayda ve Zorulkları” adını taşımaktadır. Bu bölümde yeni bilgi ve iletişim teknolojisi (Information and Communication Technology- ICT) uygulamalarının, özellikle büyük veri analitiği, bulut bilişim ve nesnelerin interneti (Internet of Things- IoT) gibi uygulamaların başlıca endüstri sektörlerinde, yeni geliştirilen üretimi ve onun örgütsel süreçlerini ve iş modellerini nasıl olanaklı kıldığı analiz edilmektedir. Bölümde, otomotiv ve havacılık da dâhil birçok endüstride, yeni bilgi ve iletişim teknolojisi uygulamalarına uyumlanmış firmaların verimlilik tavsiyelerine odaklanılmakta olup ayrıca tarım gibi geleneksel sektörler de ele alınmaktadır. Ayrıca ilgili birçok riski hafifleterek potansiyel verimlilik ve üretimde dijital teknolojilerin diğer faydalarının ihtiyaç duyduğu politika araçlarının bir değerlendirmesini sunmaktadır.

Raporun üçüncü bölümü “Biyoüretim ve Bioekonomi” başlığını taşımaktadır. Endüstriyel biyoteknoloji, malların tükenebilir fosil temelli kaynaklar yerine yenilenebilir biyoyakıttan üretemini içermektedir. Son yıllarda endüstriyel biyoteknolojinin araç gereçlerinde ve kazamınlarında bir hayli gelişim sağlanmıştır. Endüstriyel biyoteknoloji; çevresel korumanın, iş yaratımı ve ekonomik büyümeye eşlik edebildiğini göstermektedir. Bununla birlikte, ürülerin geniş bir aralıkta yayılmasının önünde birçok engel vardır. Bu engellerden bazıları tekniktir ve daha ileri araştırma ve gelişimeye ihtiyaç duymaktadır. Diğer engeller bioüretimin; ham petrol, gaz ve petrokimyasallar ile olan endüstrilerle direkt rekabet içinde olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer bir engel ise gelecek üretim için hammadde olarak biyokütlenin sağlanabilirliği konusundaki belirsizliklerle ilgilidir. Birçok politika türü araştırmalar için kamu desteğinden biyokütle için sürdürülebilir ölçümlerin gelişimine, müşteriler için ürün etiketleme düzenlemelerine, işgücü için eğitim inisiyatiflerine kadar biyo- bazlı üretim potansiyelini fark etmeye ihtiyaç duymaktadır.

Dördüncü bölümün başlığı “Sıradaki Üretim Devrimine Şekil Vermek için Nanoteknolojinin Potansiyeline Temas Etmek”tir. Nanoteknoloj, hemen hemen varolan tüm piyasa sektörlerinde sayısız üretim ve yenilik süreçlerini devreye sokmuş, ayrıca verimlilik ve sürdürülebilir iyileştirmelere olanak vermiş genel amaçlı bir teknolojidir. Nanoteknoloji, yakın gelecekte daha ileri yenilik ve yeni piyasa sektörleri oluşturmak için potansiyel taşımaktadır. Nanoteknolojinin ilerlemeye devam etmesi için araştırma ve geliştirmede (Ar-Ge) önemli yatırımlara ve ticarileştirmeye ihtiyaç vardır. Söz konusu yatırım ülke içinde ve uluslararası mecrada; pahalı ekipmanın paylaşımına izin veren ve disiplinlerarası araştırma ekosistemlerini teşvik eden sanal araştırma altyapısı sağlayan işbirlikleriyle desteklenmelidir. Artan çok disiplinliliği ve yeniliğin dijitalizasyonunun gelişmini açıklayan farklı iş ve yenilik ya da fonlama modelleri geliştirilmeli, nanoteknolojinin ticarileştirilmesinin önündeki yasal zorluklar giderilmelidir.

Beşinci bölüm “3 Boyutlu Baskı ve Çevresel Etkileri” başlığını taşımaktadır. Bu bölüm, diğer imalat teknolojilerinin yerini aldığından ve çevresel sürdürülebilirliği geliştirmede politik müdahale için en önemli öncelikleri listelediğinden “Katmanlı Üretim” (Additive Manufacturing) olarak da adlandırılan 3 boyutlu baskının potansiyel çevresel sürdürülebilirlik etkilerini analiz etmektedir. Burada, günümüzde çoğunlukla yaygın olarak kullanılan 3 boyutlu basım teknolojilerinden birkaçı ele alınmakta ve 3 boyutlu baskının yakın gelecekte diğer teknolojilerin yerini alabilme kapasitesiyle ilişkili trendler açıklanmaktadır. Bu analiz, bugünün tipik 3 boyutlu basımının çevresel etkisini iki klasik imalat yöntemiyle karşılaştırmaktadır. Anaizde ayrıca 3 boyutlu baskının daha fazla endüstriye nasıl genişleyeceği açıklanmaktadır. Üçüncü bölüm çoğunlukla plastik süreçlerle ilgili olmakla birlikte bölümde metal gibi diğer materyaller de dikkate alınmaktadır. Bununla birlikte bugün deneyimlendiği gibi 3 boyutlu yazıcılar otomatik olarak çevresel fayda sağlamayacaktır. Endüstri bir yol kavşağında olduğu için iyi geliştirilmiş teşvik tedbirleriyle önümüzdeki yıllarda yaygın 3 boyutlu yazıcıyı daha sürdürülebilir bir geleceğin önemli bir parçası yapmak için kazançlı teknolojiler kurulabilir.

Raporun altıncı bölümü “Üretim Tasarımını Kökten Değiştirmek ve Malzeme Yeniliği Aracılığıyla Performans” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde, belli başlı girişimler, eksik yönler ve anahtar politika meleseleri tartışılmaktadır. Yeni ve yenilenmiş malzemelerdeki keşif ve gelişimin giderek çoğalması ve malzeme geliştirme; 3 boyutlu baskı gibi yeni gelişen teknoloji temelli müşteri odaklı üretimi artırmak için bir anahtardır. Malzemelerin keşfinin ve geliştirilmesinin hızlandırılması, birden fazla cephedeki gelişmeler, bilimsel araçların kapasitesi de dâhil malzemelerin yapısı ve özellikleri için daha öngörülebilir hesaplama metodlarıyla bağlantılı yüksek performans hesaplaması ve veri analitiği sayesinde sağlanmıştır. Tarihsel olarak yeni malzemelerin laboratuvar keşfinden ürüne yayılması 15, 20 yıl almıştır. Hızlandırılmış malzemelerin keşfi ve gelişimi için sistematik yöntemler yeni dijital çağda hala erken bir evrededir.

Yedinci bölüm “Teknoloji Difüzyonu Sıradaki Üretim Devrimi ve Kurumları” başlığını taşımaktadır. Teknoloji difüzyonu için oluşturulmuş kurumlar, şirketlerin yeni imalat teknolojilerine uyumlanmasına yardımcı olan yeni bilgi ve yöntemlerin yayılmasına ve kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Bu tür kurumlar ayrıca; üretim etkinliğini artırmakdan ürün geliştirmeye, stratejik planlama ve eğitime kadar birçok amacın başarılmasında şirketlere yardımcı olabilirler. Bu bölüm kamuya açık teknoloji difüzyon kurumlarını ve onların temellerini, örgütlerini ve hizmetlerini analiz etmekte ve çeşitli yaklaşımların örnek olay çalışmalarını sunmaktadır. Teknoloji difüzyon kurumları deneyimlerini paylaşmak ve düzeltmeler yapmak, işbirlikçi ortaklıklar oluşturmak ve sürdürülebilirlik ve sorumluluk misyonuna cevap vermek için cesaretlendirilmelidir.
Sekizinci bölüm “Kamuoyu Kabulü ve Yeni Gelişen Üretim Teknolojileri” başlığını taşımaktadır. Teknolojinin kamu tarafından kabülü, yeniliğin toplumu nasıl etkileyeceğini belirleyen anahtar faktördür ve bu nedenle kamusal yaklaşım yeni üretim devrimi etrafında politika yapımına şekil vermektedir. Bu konuda direnç vardır ama çoğunlukla teknolojiye direnen yanlış yönlendirilmiş görüş, belli teknolojilerden veya genel olarak yeniliğin faydaları konusunda kamuoyunun bilgisizliğinden kaynaklanmaktadır. Sosyal bilim araştırmaları, sözkonusu direncin daha önemli nedenlerini göstermektedir. Bunlar; temel değer çatışması, dağıtımla ilgili kaygılar, düzenleyici otoriteler ve kamu kurumlarına güvensizlik olabilir. Genelde, ülkeler ve yenilikçiler mümkün olduğu kadarıyla gelişim sürecinin başından itibaren sosyal amaçları ve sosyal kaygıları göz önünde bulundurmalıdır. Bu amacın farkına varmak zordur; ancak iyi uygulamalar yol gösterici olabilir. Bunula birlikte istenen geleceğe dair yol çizmek için ileri görüş ve teknoloji değerlendirmesi katılımcı formlar kullanarak ve açık politik bağlantılar aracılığıyla paydaşlarla bağlantı kurularak belirlenmelidir. Sonuç olarak tüm bunlar yenilik sistemleri içinde güveni ve güvenilirliliği inşa etmeye yardıcı olacaktır.

Dokuzuncu bölüm “Yeni Üretim Devrimini Şekillendirmekte Öngörünün Rolü” başlığını taşımaktadır. Raporda, sıradaki üretim devriminin tetiklediği zorlukları ve fırsatları belirlemek için öngörünün çok yararlı olabileceği belirtilmektedir. Bu bölümde incelenen çeşitli ülkelerde de görüldüğü gibi öngörü, sistematik düşünmeye olanak sağlamakta ve iştirak ve katılım süreçleri aracılığıyla geleceği şekillendirmeye yardımcı olmaktadır. Sıradaki üretim devrimi, değişik politika alanlarında hızlı ve proaktif politika gerektirmektedir. Öngörü, güçlü politikalar için temeller sağlayıp politik meselelerini yeniden bir çerçeveye oturtarak ve uzun dönemli meseleleri politika önceliklerine çevirerek politika yapıcıları destekleyebilir. Bunun da ötesinde, anahtar paydaşlar politika şekillendirmeye önceden dâhil edildiğinde politika uygulamasının daha hızlı ve daha etkili olması muhtemeldir. Son olarak öngörü tavsiyelerinin ötesinde, politika yapıcılar harekete hazır olmalıdırlar.

Onuncu bölüm “Sıradaki Üretim Devrimi için Yeni Üretim Araştırma ve Geliştirme Önceliklerinin ve Politikalarının Uluslararası Değerlendirmesi” başlığını taşımaktadır ve yeni üretim devrimiyle ilgili üretim araştırma ve geliştirmesinde ortaya çıkan yeni trendlerin bir değerlendirmesini sunmaktadır. Söz konusu değerlendirme; merkezi hükümet politika analizlerine ve seçilmiş OECD ülkeleri ve diğer büyük ekonomilerdeki öngörü çalışmalarına ve araştırma stratejilerine dayanmaktadır. Bu değerlendirme; kümelenme, yeni gelen teknolojilerle ilgili ölçek büyütme ve ulusal ekonomik değer yakalamaya dair artan dikkatin altını çizmektedir. Seçilmiş girişimlerdeki örnek olay çalışmaları, ülkeler arası yaklaşım ve içerik çeşitliliğiyle sergilenmektedir. Bölümün amacı, yeni üretim devrimi için imalat araştırma kurumları ve programlarının tasarlanması ve yönetimi ile ilgili tartışma hakkında bilgi vermek ve tartışmayı teşvik etmeye yardımcı olmaktır.

On birinci bölüm “İleri Üretim Enstitülerinin Birleşik Devletlerdeki Yükselişi” başlığını taşımaktadır. 2000’lerde ABD’nin üretim istihdamı üçte bir oranında düşmüş, altmış dört bin fabrika kapanmış, sermaye yatırımı, üretim ve verimlilik artışı düşmüştür. ABD, sistematik olarak üretimini yurtdışına taşımıştır ve çalışmalar, üretim yeteneğindeki düşüşün, yenilik kapasitisini de etkilemekte olduğunu ileri sürmüştür. Bu bölüm, bu çıkmazın politik sebebinin kökenini gözden geçirmekte ve çeşitli raporlarda geliştirilmiş olan temel kavramların yolunu izlemekte; yeni anahtar politik mekanizmayı inceleyip üretim yenilik enstitütülerini ve yeni enstitülerin nasıl çalıştığını gözden geçirmektedir. Rapora göre eğer ileri bir üretim programı uygulanmışsa bu yeni yaklaşımlar ABD’nin üretim sektörünü güçlendirmede rol alabilir ve ayrıca üretimdeki düşüşün yarattığı ciddi sosyal bozulmaların yatıştırılmasında da rol oynayabilir.

On ikinci bölüm “Çin ve Sıradaki Üretim Devrimi” başlığını taşımaktadır. Rapora göre Çin Halk Cumhuriyeti, küresel katma değer bazında üretimde en büyük katkıyı sağlamaktadır. Son yıllarda birçok Çin şirketi, yeni üretim teknolojileri oluşturmakta ve onları kullanmakta büyük gelişim sağlamıştır. Örneğin Çin şimdi endüstriyel robotların kullanımında dünyanın en büyüğüdür. Bu gelişmeler; üretimde dijital teknolojilerin kullanımının ilerlemesi için kapsayıcı, büyük politik girişimler ve ilişkili kamu yatırımlarıyla birlikte meydana gelmiştir. Rapora göre Çin’in yurtiçi üretimindeki bilgi içeriğini artırma amacı, rekabet ettiği piyasa aralığını genişletecektir. Fakat aynı zamanda Çin’de üretimi daha üst düzeye çıkarmanın karşısında karmaşık zorluklar da bulunmaktadır. Zorluklar sadece bilim ve yenilik konularında hükümet yatırımının artmasında değil, aynı zamanda ticarileştirme araştırması, altyapıların gelişimi, piyasaların daha etkin işlemesi ve özel sektör yeniliğini cesaretlendirme konularında da oluşmuştur.

OECD’nin Nisan ayında yayınlamış olduğu elimizdeki bu raporun bölümleri ana hatlarıyla yukarıda anlatıldığı gibidir. Bununla birlikte raporda verimlilik konusu, OECD çalışmaları çerçevesinde ele alınmakta ve sıradaki üretim devriminin verimlilik üzerinde yaratacağı etkiler anlatılmaktadır. Rapora göre yeni üretim teknolojilerinin olası verimlilik etkileri, birçok sebepten dolayı mevcut politikayla çok ilişkilidir. Raporun dayandığı araştırmada, inovasyon ile uzun dönemli verimlilik arasında önemli bir ilişki kurulmuştur. Bugün, pekçok OECD hükümeti için artan ekonomik büyüme oranları bir öncelik olmakla birlikte birçok OECD ülkesindeki durgun makroekonomik şartlar, zayıf işgücü piyasası ve kamu borçları, büyüme için araştırmanın aciliyetini ortaya koymaktadır. Buna göre, daha uzun vadede, çalışma yaşı nüfusundaki düşüşün çevresel kısıtlarla birleşmesi OECD ülkelerindeki büyümenin geleceğinin verimlilik artışlı yeniliğe bağlı oluduğu anlamına gelmektedir.

Birçok OECD ülkesi, son yıllarda verimlilik artışında bocamala yaşamaktadır. Kamuoyunca tanınan bazı yorumcular, daha yavaş verimliliğin genel bir yenilik boşluğunu yansıttığını iddia etmektedirler. Teknoloji kötümserlerince yapılan tartışmaların bazıları, özellikle ABD ile ilgili olanları, büyüme eşitsizliği ve tüketici ve hükümet borçları gibi verimlilik için engellerden bahsetmektedir. Fakat diğer tartışmalar, daha küreseldir ve özellikle yeniliğin yavaş olacağına dair iddialar ileri sürmektedir. Çünkü yeniliğin maliyeti teknoloji ilerlemesi gibi yükselmektedir. Tersine, tekno iyimserler, farklı olarak, yeni dijital teknolojilerin ve diğer teknolojilerin verimliliği artıracağını savunmaktadırlar. Tekno iyimserlerin daha başka bir savı ise ekonomik büyümenin resmi ölçümlerinin ilerlemeyi olduğundan eksik gösterdiğidir; çünkü bunlar birçok yeni mal ve hizmetlerin faydalarını yetersiz yakalamaktadır. Örneğin ulusal istatistik ofisleri genellikle mobil uygulamaların kullanımı hakkında bilgi toplamaz veya online vergi hazırlığını veya veri tabanları üzerinden piyasa harcamalarını göstermez. Ve benzer bir şekilde tüketici fazlası yüzlerce yeni dijital üretim yaratırken resmi veriler bundan yoksundur.

Son yıllarda, OECD, ekonominin verimliliğinin sağlayıcıları üzerine ayrıntılı bir şekilde çalışmaktadır. Bu çalışmaların çoğu, çerçeve politikalarının yeniliğin ve girişim demografisinin etkilerini incelemektedir. Elimizdeki bu rapor, sözkonusu çalışmanın tekrarı olmayıp aksine teknolojilerin şimdiki ve potansiyel verimlilik etkilerini analiz etmektedir. Buna göre yükselen üretim teknolojileri pekçok yoldan verimliliği etkilemektedir. Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir:

• Yeni sensörlerin, kontrol aygıtlarının, veri analitiği, bulut bilişimin ve bilgi teknolojilerinin kombinasyonu gittikçe artan oranda akıllı ve otonom makine ve sistemleri sağlamaktadır.
• Akıllı sistemler çoğunlukla bazı üretim süreçlerindeki, hataları eleyebilir. Sensörler her bir parçanın izlenmesine izin verdiği için, kümenin içinden çekilmiş örneklerdeki hataları test etmekten çok, akıllı sistemler onarım ihtiyaçlarını öngördüğünde makine arıza süresi ve tamir maliyetleri büyük oranda azalabilir. Eğer endüstriyel üretimler yapılmadan önce ve endüstriyel süreçler uygulanmadan önce simüle edilebilirse tasarruf sağlanabilir. Veri güdümlü tedarik zincirleri, teslimi çok büyük ölçüde hızlandırır. Dijital teknolojiler -stok tutma ihtiyacını azaltarak ve yeni ürünlerin piyasaya sürülmesindeki hata oranlarını düşürerek- tahmini talepten çok mevcut talebi karşılayacak üretimi sağlayabilir.
• Otomativ endüstrisinde montaj hattı üzerinde robotlar işçilerden daha hızlı, daha güçlü, daha keskin ve istikrarlı olduklarından verimliliği çok artırırlar. Bu gene, endüstriyel robot teknolojisi gelişimindeki gibi geniş bir sektör skalasında ve süreçlerinde olacaktır.
• Endüstriyel biyoteknolojinin son teknoloji ürünü kimyayla karışımı, çoğunluğu düşük randımanla biyolojik süreçler olan biyo-proseslerin etkinliğini artırabilir.
• Önceden montajlanmış mekanizmaların yazdırılması yoluyla, 3 boyutlu baskı, verimlliğin bazı aşamalarındaki montaj gerekliliğini ortadan kaldırabilir.
• Metalürjideki ve hesaplamadaki gelişmeler, yeni malzemelerin gelişimi için simülasyon güdümlü yaklaşımlara izin verecektir. Bu ise, zaman ve maliyeti azaltacaktır çünkü istenen kalitede malzeme için yapılan araştırmada, şirketler, aday malzemelerin mükerrer analizinden kaçınabilecekler ve daha başta istenen kalitede malzemeyi basitçe oluştarabileceklerdir.
• Nanoteknoloji, plastikleri elektriksel olarak iletken yapabilir. Otomativ endüstrisinde bu, plastikler için ayrı bir sprey boyama ihtiyacını ortadan kaldırabilir ve araç başına maliyeti 100 Amerikan Doları düşürebilir.
Teknolojiler arasındaki sinerji ayrıca verimliliğe yardımcı olacaktır. Örneğin, “üretken” denilen yazılım, evrimsel süreçleri taklit edebilir ve insan tasarımcılara göre açık olmayan yollarla ürün ağırlığını ve gücünü optimize eden endüstriyel tasarım yaratabilir. Bunu, bir ilk tasarım üzerinde gelişen çoklu değişkenlerle, ardışık aşamalarda en az uyan tasarımı eleyerek yapar. Bu yolla, Dreamcatcher Yazılım dünyanın en hızlı motosikletinin şasisini diyazn etmiştir. Böylesi yazılım ayrıca, önceki modellere göre neredeyse, yüzde elli daha hafif bir uçak küpeşte parçası üretmiştir. Bununla birlikte, üretici tasarım yazılımı bazen sadece 3 boyutlu yazıcıyla üretilebilecek şekiller sağlamaktadır. Dolayısıyla bu iki teknolojinin kombinasyonuna ihtiyaç duyulmaktadır.

Raporda dikkate alınan teknolojilerin verimliliğe şimdikinden daha fazla katkı sağladığı vurgulanmaktadır. Çoğu kez, bu teknolojiler ağırlıklı olarak büyük firmalarda kullanılmaktadır. Ancak bu büyük şirketlerde bile çoğu potansiyel uygulama yetersiz kullanılmaktadır. Dolayısıyla endüstride atıl olanaklar bulunmaktaır.
Raporda yeni teknolojilerin verimliliği artıracağı iddia edilmekle birlikte bu yeni teknolojilerin verimlilik kazanımları sağlamasının dikkate değer bir zaman alabileceği belirtilmektedir. Bu görüşü destekleyen deneyimlerin varlığına işaret edilmekte ve geçmiş deneyimlerde, bazı endüstriyel teknolojilerin sunumu için zaman ölçeklerine ilişkin gerçekçi olmayan yaklaşımlar görüldüğünün altı çizilmektedir. Örneğin nanoteknolojide bazı durumlarda teknik zorluklar yanlış hesaplanmıştır. Büyük veri ve bilgi teknolojileri gibi birçok teknolojinin gelişimi inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir. Bazı dönemlerde hızlı keşif hareketlerinin olduğu zamanlar olmuş daha sonra ise bunu daha yavaş hareketlerin olduğu zamanlar izlemiştir. Benzer bir şekilde bu durumun tersi de yaşanmıştır. Adaptasyon açısından, ileri düzeyde bilgi ve iletişim teknolojileri düşük bir potansiyel sürdürmektedir. Örneğin bulut bilişim ilk 1990’larda ticarileştirilmiştir; fakat hala sadece OECD ülkelerinde dörtte bir işletmeden daha azında adaptasyonu sağlanmıştır. Bir tahmine göre, “Endüstri 4.0”a tam olarak dönüşmek 20 yıl alacaktır. Ancak yine de buhar ve elektrifikasyonla harekete geçirilmiş daha önceki endüstri devrimiyle karşılaştırıldığında bu yeni teknoloji devrimiyle, üretimi dönüştürebilen icatların uluslararası yayılımı daha çabuk olacaktır. Bunların yanında bir teknolojinin sadece ulaşılabilir olması, anlaşılması ve başarılı kullanımı için yeterli değildir. Teknolojinin faydalarının farkına varmak sıklıkla, yeni donanımlar ve örgütsel formlar ve daha iyi uyumlanmış iş modellerin keşfedilmesi gibi maddi olmayan tamamlayıcı varlıklardaki yatırımlarla harmanlamayı gerektirmektedir.

Rapora genel hatlarıyla bakıldığında, yeni üretim devrimi, teknolojilerin birleşmesi sayesinde meydana gelecektir. Üretimin teknolojik imkânları, birbirlerininin potansiyellerinin kombinasyonuyla tamamlanan teknolojilerle sürekli genişlemektedir. Söz konusu teknolojiler, çeşitli dijital teknolojilerden yeni malzeme ve yeni süreçlere kadar uzanmaktadır. Bu teknolojilerin bazıları zaten üretimde kullanılmış olmakla birlikte bazıları yakın gelecekte kullanıma uygun hale geleceklerdir. Bu teknolojiler üretimi dönüştürdüğü için verimlilik, istihdam, beceriler, gelir dağılımı, ticaret, iyilik hali ve çevre gibi konularda geniş ölçüde sonuçlar yaratacaktır. Söz konusu koşullarda, eğer hükümetler üretimin nasıl geliştiğini daha iyi anlarsa şirketlerin, ekonominin ve toplumun fayda sağlamasının önündeki zorluklarla başaçıkabilmek için o kadar iyi konumlanabileceklerdir. Önümüzdeki süreçte bir dizi politik, kurumsal, teknolojik ve diğer bazı şartlar üretimin geleceğini şekillendirecektir. Örneğin çevresel koşullar ve bazı hammaddelerin azalması, aramalları, su ve enerjide üretim baskısını daha etkili bir şekilde artıracaktır. Ayrıca demografi, tüketiciler tarafından en çok talep edilen ürünlerin neler oluduğunu ve üretimin nerede yapılacağını etkileyecektir. Demografinin üretimin önemli bir belirleyicisi olacağı öngörülmekle birlikte üretim yapılacak yer konusunda, dünyadanın bazı bölgelerinde meydana gelen siyasal istikrarsızlık ve hava durumu gibi diğer pekçok faktörün de ayrıca etkili olacağı belirtilmektedir.

Raporda bahsi geçen teknolojiler üretimi dönüştürdüğü için bunların pekçok alanda uzun dönemli sonuçlar yaratacağı belirtilmekte ve bunun ayrıca verimlilik ve iş piyasası üzerinde yaratacağı değişikliklere değinilmektedir. Buna göre yeni üretim teknolojileri işin doğasının ve ulaşılabilirliğin belirlenmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Ayrıca teknolojik gelişim doğal olarak bugünün endüstrisini kaçınılmaz olarak bozacaktır ve mevcut firmalar “rekabete dayalı başarı” terimini yeni teknolojilere göre yeniden tanımlayacaklardır. Konuyla ilgili kesin gidişat ve gelecekteki düzenlemelerin ölçeği bilinmemekle birlikte refahın; ileriye dönük politikaları olan, işlevli kurumlara sahip, daha iyi eğitimli ve bilgili vatandaşı olan ve değişik sektörlerde kritik teknolojik kapasiteye sahip olan ülkelerde gerçekleşeği öngösürüsünde bulunulmaktadır.

Raporda bahsi geçen yeni üretim teknolojilerinin daha yeşil üretimi, daha güvenli işleri, daha çok kişiselleştirilmiş mal ve hizmetleri ve daha hızlı verimlilik artışlarını taahhüt ettiği ifade edilmektedir. Buna göre, raporda dikkate alınan teknolojiler verimliliğe mevcut halden daha fazla katkı sağlamaktadır. Ancak bahsi geçen teknolojiler genellikle büyük firmalar tarafından kullanılmaktadır. Fakat mevcut halde yine de atıl kullanım söz konusudur.

Raporda bilgi, teknoloji ve becerilerin yayılmasının önemine vurgu yapılmaktadır. Buna göre teknolojinin yayılması sadece bilgisayar donanım sistemini içermemelidir, bunun dışında ayrıca teknolojiden tamamıyla istifade edebilmek için tamamlayıcı soyut yatırımlara ve know- how’a da ihtiyaç vardır. Burada, diğer şeylerin yanı sıra insan ve mali kaynakların etkili kullanımı ve yeniden tahsisi çok önemlidir. Mal piyasası rekabetini teşvik eden, iş piyasasında katılıkları azaltan, firmanın piyasadan çıkışını zorlaştıran önlemleri ortadan kaldıran ve başarılı firmalar için büyümeyi kolaylaştıran çerçeve politikalarının oluşturulması kritik öneme sahiptir. Teknolojinin yayılmasını sağlamak üzere kurulmuş etkili kurumlar, teknolojinin yayılmasına yardımcı olabilir. Özellikle KOBİ’ler için eğer bu tarz kurumlar uygun bir şekilde tasarlanır, teşvik edilir ve kaynaklandırılırlarsa etkili olabilirler.

Hızlı teknolojik değişim; mevcut becerilerin yeterliliğine ve eğitim sistemine meydan okuyacaktır. Bazı yeni üretim teknolojileri, disiplinlerarası eğitimin ve araştırmanın önemini artırmaktadır. Sanayi ile eğitim-öğretim kurumları arasında zaman zaman etkileşime çok ihtiyaç duyulur ve bu ihtiyaç üretimin bilgi içeriği arttıkça büyüyebilir. Yaşam boyu öğrenim ve işyeri eğitimi için etkili sistemler gereklidir. Çünkü becerileri yükseltme teknolojik değişimin hızını uyumlayabilir ve gerektiğinde eğitime yeniden erişilebilir. Burada hem dijital beceriler hem de makinaları tamamlayıcı beceriler hayati öneme sahiptir. Ancak bunun dışında ayrıca önemli olan şey, toplumda okuryazarlık, aritmetik ve problem çözme gibi temel becerilerin güçlendirilmesidir. Çünkü kısmen temel beceriler, hızla değişen becerilerin öğrenimi için zemin oluşturmaktadır.

Raporda veri ve bilime dönük yatırımlar, üzerinde önemle durulan konuların başında gelmektedir. Buna göre yirmi birinci yüzyıl üretiminin merkezinde veri olacaktır; bu nedenle politikalar, veriye dönük yatırımları teşvik etmelidir. Kamu kurumlarının verileri de dâhil verinin yeniden kullanımı ve paylaşımı konularındaki engeller incelenmeli ve gizlilik ve dijital güvenlik kaygısını dikkate alan veri yönetişim yapısı oluşturulmalıdır. Çünkü yüksek güçlü programlamaya erişimi de kapsayan dijital altyapının kalitesi birçok sektördeki işletmeler için kritik öneme sahip olacaktır.

Raporda ele alınan teknolojiler, bilimsel bilgideki gelişmeler ile hem kamu hem de özel sektörlerden çıkan enstrümanlar sayesinde yükselmektedir. Yükselen üretim teknolojilerinin karmaşıklığı en büyük firmaların bile araştırma kapasitesini aşmaktadır ve bu nedenle kamu- özel araştırma ortaklığını gerektirmektedir. Sıradaki üretim devrimi için kritik olan araştırma zorluklarının çoğu aynı zamanda çokdisiplinlidir. Araştırma proğramları için değerlendirme metrikleri, çokdisiplinli araştırmanın, araştırma ölçeklendirmenin ve paydaşlar arasındaki bağlantıların hakkıyla teşvik edilmesini gerektirmektedir.

Kamuoyunun sıradaki üretim teknolojilerini anlaması ve kabulü ayrı bir konudur. Yeni teknolojilere kamuoyunun direnci ile bilimsel ve düzenleyici otoritelere karşı güvenin bozulması arasında yakın bir bağlantı bulunmaktadır. Politika yapıcılar ve kurumlar teknolojiler hakkında gerçekçi beklentiler dile getirmeli ve belirsizlikleri gerektiği gibi kabul etmeli; tarafsız ve güvenilir olmak için bilimsel tavsiyelere önem verilmelidirler.

Eğer uygun bir şekilde tatbik edilirse öngörü süreçleri, teknolojik ve sosyo ekonomik değişim zamanlarında politika geliştirmeyi destekleyebilir. Katılımı sağlayacak metodlarla, paydaşlar, gelecek hakkında görüş oluşturup müzakerede bulunmak ve ortak eylem üzerinde fikir birliğine varmak üzere hareketlendirilebilirler. Öngörü süreçleri, paydaş ağını güçlendirmek ve politika alanları arasında işbirliği geliştirmek gibi faydalar sağlayabilir. Bunların yanısıra uzun dönemli düşünmek şarttır. Kısa dönemli zorlukları aşmak için firma, eğitim, birlik ve hükümet liderleri tipik seçim döngülerinin ötesinde politika çerçeveleri ve gelişmeler için hazır olmak zorundadırlar. İlgili düzenlemeler, ancak yeni teknolojiler çeşitli kanallar aracılığıyla işler yarattığında, verimlilik artırıcı teknolojiler tüm ekonomiye genel olarak fayda sağladığında anlamlı olabilecektir. Eğer ana sektörde veya aynı anda birçok sektörde işten çıkarmalar olursa ortaya çıkacak zorluklar birçok şeyi etkileyebilir. Bu nedenle karar alıcıların örneğin beceriler konusunda ileriye dönük politikalar oluşturması, işgücü hareketliliği ve bölgesel kalkınma aracılığıyla düzenlemeleri takip etmesi ve etkin bir şekilde yönetmesi gerekmektedir.